Sure Hakkında
Ayet Sayısı
11
Mushaf (Kuran) Sırası
100
Nuzül (İniş) Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
14
Sure Hakkında Bilgi
100
ADİYAT SURESİ
GİRİŞ
Adı: Birinci ayatteki “adiyat” kelimesi bu sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Adiyat Suresi’nin Mekkî mi, Medenî mi olduğunda ihtilaf vardır. Abdullah b.
Mesud, Cabir, Hasan Basrî, İkrime ve Ata bu surenin Mekkî olduğunu söylemişlerdir. Enes
b. Malik ve Katade ise surenin Medenî olduğunu belirtmişlerdir. İbn Abbas’tan iki kavil
menkuldür. Bunların birisi surenin Mekkî, diğeri ise surenin Medenî olduğu yolundadır. Ama
surenin beyan üslubundan sadece Mekkî olduğu değil, aynı zamanda Mekke döneminin
başlangıcında nazil olan surelerden olduğu anlaşılmaktadır.
Konu: Bu surenin maksadı, insanın ahireti inkar etmesinin veya ondan gafil olmasının, onu
ahlâkî bakımdan aşağı seviyeye düşüreceğini anlatmaktadır. Bunun yanısıra, ahirete
insanların sadece zahiri amellerinden değil, kalplerdeki gizli sırlardan da hesap sorulacağı
ifade edilmiştir. Arabistan’da yaygın olan anarşiden herkesin perişan ve rahatsız olması
bunun delili olarak ileri sürülmüştür. Çünkü o dönemde, her tarafta savaş, kan ve zulüm
yaygındı. Kabileler birbirini helak etmekteydi. Hiç kimse geceleri rahatça uyuyamazdı.
Çünkü fecr zamanı hücum edebilecek düşmanın saldırı tehlikesi ile karşı karşışaydı. Bu
durum bütün Arabistan’da yaygındı ve onun kötülüğünü herkes hissetmekteydi. Zalim ve
tecavüzkar olan kişi başarı kazandığı zaman memnun olurdu.
Mazlum olan ise matem içinde kalırdı. Ama muzaffer olan zalim zulme uğradığında,
anarşinin ne kadar kötü olduğunu hissederdi. Buna işaret edilerek buyurulmuştur ki, insan
ölümden sonraki hayatı ve Allah (c.c.) huzurunda hesap vermeyi bilmeden Rabb’ına karşı
nankörlük yapmaktadır. Allah’ın verdiği kuvvetleri zulm, savaş ve kan dökmek için
kullanmaktadır. Mal sevgisi gözünü o kadar kör etmiştir ki, bütün gayri meşru ve çirkin
yolları bile ne pahasına olursa olsun elde etmek ister. Onun bu hali, Rabb’inin verdiği
kuvvetleri yanlış yerlere kullanmakta ve Rabb’ine karşı nankörlük etmekte olduğuna kendi
kendine şahitlik etmektedir. Kalbinde gizli olup bu dünyada böyle hareket etmeye onu
teşvik eden niyetleri, maksatları ve gizli iradelerinin, kabirden kalktığı zaman açığa
vurulacağını bilseydi kesinlikle bu tavrı takınmayacaktı. O an insanların Rabb’inin, kimin iyi
olduğunu, kimin kime nasıl davrandığını en iyi bilen olduğunu anlayacaklardır.
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1. Andolsun insanın doyumsuz arzu ve ihtirâslarını anlatan Nefesleriyle gürültülü ses çıkararak, güçlünün haklı olduğu bir yapı kuran, Kâbe’ye rant olarak bakan, ibadeti ticaret için yapan, yetimi yoksulu hor ve hakir görenler. Kurdukları bu düzenin devamı için atları, tankları ve uçakları ile Soluk soluğa koşanlar. Nefes nefese saldıranlar, güce tapan, serveti ilahlaştıranlar. Hukuk ve insan hakları söylemlerini gerçek niyetlerini gizleme aracı yapanlar. Nerede yer altı ve yer üstü kaynakları varsa uydurulmuş bahanelerle onların üzerine konmak için her yolu mubah sayanların bu amaçlarına ulaşmak için kullandıkları ok, yay, mızrak, tank ve uçak gibi savaş araçları şahit olsun. Kâinat ve insanı yaratan, insan için dünyayı bunca nimetlerle donatan Allah’ın davetini reddedenlere yazıklar olsun. Yazıklar olsun Hakka karşı direnmek için soluk soluğa süratle koşanlara. Böyleleri, mü’minlere düşmanlıkta birbirleriyle soluk soluğa yarışıyor.
2. Madeni bir araçla; taş, tuğla ve beton cinsinden bir yapıya çarparak Kıvılcımlar saçıp ateş çıkaranlara, ateş gücü yüksek birliklere, ateş yağdıran, alev saçan silahlara, füzelerini, bombalarını birer alev topuna dönüştürenlere.
3. Kin ve nefretle geceleyip Operasyon timleri veya jetleri ile Sabah vakti baskın yapanlara,
4. Hücumlarıyla, silah sesleri top gürlemeleri ve tonlarca bombalarla tozu dumana katanlara, Gri toz bulutuyla, siyah yağlı duman oluşturup insanları şaşkınlığa uğratanlara.
5. Güçlü silahları ile hedefe koydukları bir topluluğun tam ortasına, ekonomik ve askeri karargâhlara dalanlara. Ki, İnsanların davet edildikleri ilâhî nizam ile tanışmalarına engel olmak için ortalığı bulandırıp akıllarını karıştırıyor, böylece nizamlarını ayakta tutabileceklerini sanıyorlar. Asker sivil demeden masumların canına kıyanlar. Evet, bütün bunlar, bunların kullandıkları tanklar, gemiler, uçaklar, füzeler ve bombalar gibi yeni savaş araçları şahit olsun ki ve Yemin olsun ki bunlardan hesap soracağız.
6. Allah’ın kendilerini imtihan etmek için, verdiği nimetlerin doğru kullanılmasının yolunu gösterdiği İnsanların çoğu Rabbine ve verdiği emanetlerine karşı gerçekten pek nankördür. Allah’a kul olmak yerine, menfaatlerine kul olur. Kendine verilen nimetler için Rabbine şükretmez. Verilen nimetleri takdir etmez. Rabbine asi olur, yolundan gitmez. Rabbinin sözlerini işitmez.
7. Şüphesiz insanın kendisi de vicdanı da bu nankör tavırlarına şahittir. Küfrünün ve nankörlüğünün farkındadır. Ama menfaatleri ve korkuları vicdanlarının sesini kestiği için, susmayı tercih ediyorlar. Rabb’inin yol göstericiliğinden uzaklaşarak yoldan çıkan insan bencil arzuların ve çılgınca ihtirasların kölesi olacak ve hiçbir zaman gerçek huzuru bulamayacaktır. Andolsun ki insana verdiğimiz nimetleri bir an için geri alsak isyankârlığın en büyüğünü sergiler. Oysaki nimetleri verdiğimiz zaman hiç şükredip Rabbine yönelmemiştir.
8. Muhakkak ki o doymak bilmeyen hırsından dolayı dünya malına ve servete pek düşkündür. Böyleleri mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu bildikleri halde, mala olan aşırı düşkünlükleri sebebiyle kalpleri katılaşmış, Allah’ı görmezden gelecek duruma düşmüşlerdir. Çünkü O, malının kendisini ebedi yaşatacağını sanır. Bu nedenle kötülüğe kaymakta, bencil ve cimri davranmakta ve vicdanı katılaşmaktadır. Hiç şüphesiz Rabbine yönelmeyen insanın kalbini dünya sevgisi, mal sevgisi kuşatmıştır. Bir insanın kalbini dünya sevgisi, mal sevgisi kuşatırsa onun kalbi kaskatıdır. İnsan düşünmüyor mu? Etrafına bir baksın! Zamanı gelince sevdikleri dünyayı terk ediyor. Bugüne kadar Mallarından kaç tanesi yok olup gitmiştir. Değer verdiği insanlardan kaç tanesi yaşıyor. Her gün ölüme doğru gidiyor. Malına mülküne güvenen insan bunları düşünmez. O’nun gözleri körleşmiştir. Dünyada güvendiği malları ile şan şöhret içinde sürekli yaşayacağına inanıyor. Ölümü hiç aklına getirmiyor.
9. O gafil ve nankör insan bütün bunları yaparken Bilmez mi ki, kabirdeki herkesin diriltilip mezarından ayağa kalkıp dışarı çıkarıldığı ahiret gününde halinin ne olacağını kestirip hiç düşünmüyor mu?
10. Kalplerde gönüllerde iyi veya kötü gizlenen ihanetler, tuzaklar, iftiralar ve daha bunlara benzer her şey bir bir ortaya konup döküldüğünde halinin ne olacağını düşünemiyor mu? Allah insanları âhirette diriltecek, dünya hayatlarında kendilerine emanet ettiklerinden ve kalplerinde gizlediklerinden hesaba çekecektir. Bütün yaptığı işler sayılıp dökülecek. Hiçbir şey gizli kalmayacak. Dünyada olduğu gibi işine geldiği zaman kabul ettiği, işine gelmediği her konunun, her düşüncenin, her eyleminin hesabı sorulacak. İnkâr edebileceği hiçbir şey kalmayacak. İşte o gün kendine karşı en büyük en etkili şahit kendisidir.
11. İşte o gün bütün zalimler, hainler, bilecekler ki, nimetlerine karşı nankörlük yaptıkları Rableri onların gizli-açık bütün yaptıklarından kendilerinin her halinden muhakkak haberdardır. İnsanın tüm bunları bilip, ona göre doğru dürüst işler yapması gerekmez mi? Allah insanın Yapıtıklarını kendisine gösterip hak ettiklerinin karşılığını verecektir. Onlar hesap gününün şaşkınlığı içinde Allah’tan hiçbir şeyi gizleyemediklerine şahit olacaklar. Rabbin onlar daha ölmeden, mezarlara girmeden, onların ne düşündüklerini ne yaptıklarını, kalplerinde neyi gizlediklerini bilendir.
1-5
MEAL
1. Andolsun nefesleriyle ses çıkararak soluk soluğa koşan (at)lara,
2. (Tırnaklarıyla) ateş çıkaranlara,
3. Sabah vakti baskın yapanlara,
4. (Ayaklarıyla) toz koparanlara,
5. Derken onunla bir topluluğun tam ortasına dalanlara ki,
MUSTAFA ÇEVİK
1-5 Kâinat ve insanı yaratan, insan için dünyayı bunca nimetlerle donatan Allah’ın davetini reddedenlere yazıklar olsun. Böyleleri, mü’minlere düşmanlıkta birbirleriyle soluk soluğa yarışıyor, tozu dumana katıp kin ve nefretle geceleyip sabahları saldırganlaşıyor, insanların davet edildikleri ilâhî nizam ile tanışmalarına engel olmak için ortalığı bulandırıp akıllarını karıştırıyor, böylece nizamlarını ayakta tutabileceklerini sanıyorlar. Yemin olsun ki bunlardan hesap soracağız.
MEAL AÇIKLAMASI
1. Andolsun insanın doyumsuz arzu ve ihtirâslarını anlatan Nefesleriyle gürültülü ses çıkararak, güçlünün haklı olduğu bir yapı kuran, Kâbe’ye rant olarak bakan, ibadeti ticaret için yapan, yetimi yoksulu hor ve hakir görenler. Kurdukları bu düzenin devamı için atları, tankları ve uçakları ile Soluk soluğa koşanlar. Nefes nefese saldıranlar, güce tapan, serveti ilahlaştıranlar. Hukuk ve insan hakları söylemlerini gerçek niyetlerini gizleme aracı yapanlar. Nerede yer altı ve yer üstü kaynakları varsa uydurulmuş bahanelerle onların üzerine konmak için her yolu mubah sayanların bu amaçlarına ulaşmak için kullandıkları ok, yay, mızrak, tank ve uçak gibi savaş araçları şahit olsun. Kâinat ve insanı yaratan, insan için dünyayı bunca nimetlerle donatan Allah’ın davetini reddedenlere yazıklar olsun. Yazıklar olsun Hakka karşı direnmek için soluk soluğa süratle koşanlara. Böyleleri, mü’minlere düşmanlıkta birbirleriyle soluk soluğa yarışıyor.
2. Madeni bir araçla; taş, tuğla ve beton cinsinden bir yapıya çarparak Kıvılcımlar saçıp ateş çıkaranlara, ateş gücü yüksek birliklere, ateş yağdıran, alev saçan silahlara, füzelerini, bombalarını birer alev topuna dönüştürenlere.
3. Kin ve nefretle geceleyip Operasyon timleri veya jetleri ile Sabah vakti baskın yapanlara,
4. Hücumlarıyla, silah sesleri top gürlemeleri ve tonlarca bombalarla tozu dumana katanlara, Gri toz bulutuyla, siyah yağlı duman oluşturup insanları şaşkınlığa uğratanlara.
5. Güçlü silahları ile hedefe koydukları bir topluluğun tam ortasına, ekonomik ve askeri karargâhlara dalanlara. Ki, İnsanların davet edildikleri ilâhî nizam ile tanışmalarına engel olmak için ortalığı bulandırıp akıllarını karıştırıyor, böylece nizamlarını ayakta tutabileceklerini sanıyorlar. Asker sivil demeden masumların canına kıyanlar. Evet, bütün bunlar, bunların kullandıkları tanklar, gemiler, uçaklar, füzeler ve bombalar gibi yeni savaş araçları şahit olsun ki ve Yemin olsun ki bunlardan hesap soracağız.
6
MEAL
6. İnsan Rabbine karşı pek nankördür.
MUSTAFA ÇEVİK
6 Allah’ın kendilerini imtihan etmek için, geçici bir süreliğine emanet ettiği nimetlerin doğru kullanılmasının da yolunu gösterdiği insanların çoğu, Rablerinin emanetlerine nankörlük etmektedirler.
MEAL AÇIKLAMASI
6. Allah’ın kendilerini imtihan etmek için, verdiği nimetlerin doğru kullanılmasının yolunu gösterdiği İnsanların çoğu Rabbine ve verdiği emanetlerine karşı gerçekten pek nankördür. Allah’a kul olmak yerine, menfaatlerine kul olur. Kendine verilen nimetler için Rabbine şükretmez. Verilen nimetleri takdir etmez. Rabbine asi olur, yolundan gitmez. Rabbinin sözlerini işitmez.
7-8
MEAL
7. Şüphesiz kendisi de buna şahittir.
8. Muhakkak ki o mal sevgisinden dolayı da pek katıdır.
MUSTAFA ÇEVİK
7-8 Üstelik böyleleri mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu bildikleri halde, mala olan aşırı düşkünlükleri sebebiyle kalpleri katılaşmış, Allah’ı görmezden gelecek duruma düşmüşlerdir.
MEAL AÇIKLAMASI
7. Şüphesiz insanın kendisi de vicdanı da bu nankör tavırlarına şahittir. Küfrünün ve nankörlüğünün farkındadır. Ama menfaatleri ve korkuları vicdanlarının sesini kestiği için, susmayı tercih ediyorlar. Rabb’inin yol göstericiliğinden uzaklaşarak yoldan çıkan insan bencil arzuların ve çılgınca ihtirasların kölesi olacak ve hiçbir zaman gerçek huzuru bulamayacaktır. Andolsun ki insana verdiğimiz nimetleri bir an için geri alsak isyankârlığın en büyüğünü sergiler. Oysaki nimetleri verdiğimiz zaman hiç şükredip Rabbine yönelmemiştir.
8. Muhakkak ki o doymak bilmeyen hırsından dolayı dünya malına ve servete pek düşkündür. Böyleleri mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu bildikleri halde, mala olan aşırı düşkünlükleri sebebiyle kalpleri katılaşmış, Allah’ı görmezden gelecek duruma düşmüşlerdir. Çünkü O, malının kendisini ebedi yaşatacağını sanır. Bu nedenle kötülüğe kaymakta, bencil ve cimri davranmakta ve vicdanı katılaşmaktadır. Hiç şüphesiz Rabbine yönelmeyen insanın kalbini dünya sevgisi, mal sevgisi kuşatmıştır. Bir insanın kalbini dünya sevgisi, mal sevgisi kuşatırsa onun kalbi kaskatıdır. İnsan düşünmüyor mu? Etrafına bir baksın! Zamanı gelince sevdikleri dünyayı terk ediyor. Bugüne kadar Mallarından kaç tanesi yok olup gitmiştir. Değer verdiği insanlardan kaç tanesi yaşıyor. Her gün ölüme doğru gidiyor. Malına mülküne güvenen insan bunları düşünmez. O’nun gözleri körleşmiştir. Dünyada güvendiği malları ile şan şöhret içinde sürekli yaşayacağına inanıyor. Ölümü hiç aklına getirmiyor.
9-11
MEAL
9. Bilmez mi ki, kabirlerde olanlar dışarı çıkarıldığı,
10. Göğüslerde olanlar devşirilip (ortaya) konduğu zaman,
11. İşte o gün Rableri onlardan muhakkak haberdardır.
MUSTAFA ÇEVİK
9-11 Allah insanları âhirette diriltecek, dünya hayatlarında kendilerine emanet ettiklerinden ve kalplerinde gizlediklerinden hesaba çekecek. Yapıp ettiklerini kendilerine gösterip hak ettiklerinin karşılığını verecektir.
MEAL AÇIKLAMASI
9. O gafil ve nankör insan bütün bunları yaparken Bilmez mi ki, kabirdeki herkesin diriltilip mezarından ayağa kalkıp dışarı çıkarıldığı ahiret gününde halinin ne olacağını kestirip hiç düşünmüyor mu?
10. Kalplerde gönüllerde iyi veya kötü gizlenen ihanetler, tuzaklar, iftiralar ve daha bunlara benzer her şey bir bir ortaya konup döküldüğünde halinin ne olacağını düşünemiyor mu? Allah insanları âhirette diriltecek, dünya hayatlarında kendilerine emanet ettiklerinden ve kalplerinde gizlediklerinden hesaba çekecektir. Bütün yaptığı işler sayılıp dökülecek. Hiçbir şey gizli kalmayacak. Dünyada olduğu gibi işine geldiği zaman kabul ettiği, işine gelmediği her konunun, her düşüncenin, her eyleminin hesabı sorulacak. İnkâr edebileceği hiçbir şey kalmayacak. İşte o gün kendine karşı en büyük en etkili şahit kendisidir. 11. İşte o gün bütün zalimler, hainler, bilecekler ki, nimetlerine karşı nankörlük yaptıkları Rableri onların gizli-açık bütün yaptıklarından kendilerinin her halinden muhakkak haberdardır. İnsanın tüm bunları bilip, ona göre doğru dürüst işler yapması gerekmez mi? Allah insanın yaptıklarını kendisine gösterip hak ettiklerinin karşılığını verecektir. Onlar hesap gününün şaşkınlığı içinde Allah’tan hiçbir şeyi gizleyemediklerine şahit olacaklar. Rabbin onlar daha ölmeden, mezarlara girmeden, onların ne düşündüklerini ne yaptıklarını, kalplerinde neyi gizlediklerini bilendir.