Sure Hakkında
Ayet Sayısı
19
Mushaf (Kuran) Sırası
87
Nuzül (İniş) Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
8
Sure Hakkında Bilgi
87
A’LÂ SURESİ
GİRİŞ
Adı: Surenin adı birinci ayette geçen A’Iâ kelimesinden alınmıştır.
Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi, Mekke’nin ilk dönemlerinde nazil olan
surelerden birisidir. 6. ayette geçen “Sana okutturacağız ve sen onu asla unutmayacaksın”
ifadeleri, göstermektedir ki; bu sure Raslulullah’ın vahyi zihnine tam olarak
yerleştiremediği ve hâlâ vahy geldiği zaman bazı kelimeleri unutmamak için tekrarladığı
dönemlerde nazil olmuştur. Zikredilen ayet ile birlikte Taha; 114. ve Kıyame; 16-19.
ayetlerini okuduğumuz takdirde ve bu üç ayeti tertip ve mahal itibariyle incelediğimizde,
mesele iyice vuzuha kavuşur. Allah Teâlâ Rasulullah’a “Kesinlikle müsterih ol, Biz sana
okutacağız ve sen onu asla unutmayacaksın” buyurmuş ve bir süre sonra ikinci kez Kıyamet
suresinde, Rasulullah nazil olan ayetleri acele acele okuduğu için, “Unutmamak için acele
etmene gerek yok, Biz onu okurken iyice dinle, sana okutmak ve ezberletmek bize aittir”
denilmiştir. Son kez Taha suresi nazil olmuş ve surenin 113 ayeti birden inerken,
Rasulullah ezberliyemiyeceğinden korkarak belki bir ayeti unuturum endişesiyle acele
ederek ezberlemeye çalışmıştır. Bunun üzerine Allah Teâlâ, “Sana vahyedilmesi henüz
tamamlanmadan, Kur’an’ı acele okumaya kalkma” diye emretmiş ve daha sonra Rasulullah,
asla bu gibi tereddütlere düşmemiştir. Bu üç ayetten başka bu konu hakkında herhangi bir
işaret yoktur.
Konu: Bu kısa surede üç ayrı konu işlenmiştir. 1) Tevhid. 2) Rasulullah’ın eğitimi. 3) Ahiret.
Birinci ayette tevhidî talimat, bir cümle ile şöyle ifade edilmiştir: “Allah’ın yüce ismini
tesbih ediniz”, yani Allah’a zaafiyet, hata atfeden ve mahlukat için müşrikçe anlamlara
gelebilen isimler kullanmayın. Çünkü dünyadaki tüm ifsad edici düzenlerin temelinde,
Allah’ın zâtı hakkındaki yanlış akideler yatmaktadır. Bu düzenler Allah’ın zâtını yanlış
düşüncelerle şekillendirerek tasarruf etmişlerdir. Dolayısıyla en emin yol, Allah’ın en
güzel isimlerle çağırılmasıdır, ki o zaten en güzel isimlerle çağırılmaya layık olandır.
Daha sonraki üç ayette şunlar anlatılmaktadır: “Rabbin sana tesbih etmeyi emretmektedir.
O Allah ki kainatta bulunan herşeyi yaratan, belli bir ölçü veren ve kaderini tayin edendir.
O neyi hangi maksat için yaratmış ise, o maksadın hasıl olması için ona yolunu da
öğretmiştir. Yeryüzünden bitkilerin çıktığını, büyüdüğünü ve çürüyerek yok olduğunu
bizzat gözlerinizle görmektesiniz. Hiç kimse ilk bahar getirmeye muktedir olmadığı gibi,
sonbaharın gelmesini engellemeye de güç yetiremez.”
Bundan sonraki iki ayette, “Kur’an’ı nasıl ezberleyeceğim diye endişe etme! Senin
hafızana Kur’an’ı yerleştirmek Bize düşer. Kur’an’ı ezberlemen ve zihnine yerleştirmen
bizzat senin becerin ve marifetin olmayıp, bilakis bu benim sana verdiğim bir nimettir.
Şayet dilersem, bu Kur’an’ı hafızandan silerim” diye Rasulullah’a tenbih ve tavsiyede
bulunulmuştur.
Daha sonra Rasulullah’a şöyle buyurulmuştur: “Herkesi doğru yola iletmekle
görevlendirilmiş değilsin. Senin vazifen sadece hakkı tebliğ etmektir. Sen sadece kulak
verenlere en güzel yolla ve iyilikle anlat. Şayet sırt çevirirlerse, peşlerine düşmene gerek
yok. Gittiği sapık yolun sonuçlarından kimler korkmaya başlarsa, ancak bu kimseler hakka
kulak verirler. Hangi bedbaht davetini dinlemekten kaçınır ve sırt çevirirse, o
yaptıklarının kötü sonuçlarını görecektir.
Surenin sonunda kısaca şöyle buyuruluyor; Kurtuluş, ancak akidesinde, ahlâkında ve
amellerinde salih olanlar, kendilerini yaratan Rablerini tesbih edenler ve namazı kılanlar
içindir. Halbuki kâfirlerin tüm düşünce ve davranışları, dünyadaki rahatlığın, lezzet ve
zevklerin peşinde koşmaktan başka birşey değildir. Asıl olan ahirettir ve insan onun için
endişe etmelidir. Çünkü bu dünya fani ve geçicidir, ahiret ise daim ve bakidir. Ayrıca
ahiretteki nimetler, dünyadaki nimetlerden kat kat üstündür. Bu gerçek sadece Kur’an’da
değil, daha önce gelen sahifelerde de bildirilmiştir. Yani İbrahim’in ve Musa’nın
sahifelerinde…
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1. Yüce Rabbinin adını bütün noksan sıfatlardan uzak tutarak, tüm evrene ilan et. Hem kalbinle hem de söz ve davranışlarınla O’nu övgüyle anıp yücelterek ve O’nun buyruklarını, hükümlerini daima yüreğinde ve gündeminde canlı tutarak, en içten dua ve yakarışlarla yücelt ve tesbih et. Görüp idrak ve istifade etmekte olduğun nimetleri, ilmi ve kudreti ile yaratan Rabbinin yüceliğini aklından çıkarma ve O’na karşı sorumluluklarının olduğunu unutma. Her ne yaparsan yap, Rabbini an, Daima her şeyden üstün tut. Böyle yaparsan şaşırmazsın.
2. Ki O Rabbin, her şeyi, hayatı ve evreni hiç yoktan yarattı ve düzgün mükemmel bir sistem içinde biçim verip varlık gayesine en uygun bir şekle soktu. Tüm mahlûkatı yaratılış amacına uygun şekil ve özelliklerle donatıp o amacı gerçekleştirecek yola yöneltti. Yarattıklarına bir yasa, bir düzen koydu. Hiçbir şey düzensiz değildir. Tüm varlıkları, her şeyi her an yeniden yaratmaktadır, mükemmel şekilde donatmaktadır.
3. O; her şeyin biçimini, özelliğini, süresini en ince ayrıntılarıyla, Bir ölçü takdir etti ve yaratılış gayesine ulaşması için ona göre yol gösterdi. O Allah ki, evrene yerleştirdiği yasalar çerçevesinde, her şeyi mükemmel bir ölçü ve dengeyle ayarladı ve her varlığı belli özellik ve fonksiyonlarla donatarak insana, varoluş gayesine giden yolu gösterdi. Bütün var olanların biçimini, özelliğini belirleyip hedefine yöneltti. Yaratılan varlıklara bir amaç, bir hedef takdir etti. Onun için hiçbir şeyi Rabbinin boşuna yaratmadığını bil.
4. O Rabbin ki, yarattığı varlıklara koyduğu yasayla, kupkuru topraktan yemyeşil otlakları, ağaçları, rengârenk çiçekleri, tatlı meyveleri ve yemyeşil bitkileri yokluktan varlığa çıkardı
5. Sonra yine yasasının Ardından yeşil bitkileri kurutarak, dünya hayatının fâni yüzünü göstermek için onu siyah, kupkuru çöpe, kararmış bir halde, kömür ve petrole çevirdi. İşte bu göz kamaştıran dünya nimetleri de bir gün böyle yok olup gidecektir. Allah nasıl ki topraktan yeşil otları çıkarıp, sonra da kupkuru çer çöpe çeviriyor ve zamanı gelince tekrar canlandırıp hayata döndürüyorsa, sizi de ölüp toprağa karıştıktan sonra tekrar diriltip, dünya hayatınızda davetine karşı tutumunuzdan hesaba çekecek. Öyleyse, ey hak yolunun yolcusu; dünyanın gelip geçici nimetlerine takılıp kalma, seni ebedî ahiret yurdunda gerçek kurtuluşa iletecek rehbere, bu ilâhî kitaba sımsıkı sarılmalısın.
6. Ey Resulüm, Biz sana yaratılış sebebinizi ve ona uygun yaşamanın bilgisini Kur’an ile öğreteceğiz. Sen kendini zorlama, eğer sen samimi bir kalple Kur’an’a yönelirsen, bütün bunları yaratan Rabbin olarak sana her şeyin gerçeğini yani Kur'an'ı, kalbine yerleştirip bizzat Biz ezberden okutacağız. Ve okuduklarını, öğrendiklerini Biz unutturmayı dilemedikçe artık asla unutmayacaksın. İnen vahyi “unuturum” diye sakın endişe etme. Öğrettiklerimi hafızama kaydedeceğim diye telaş etme! Hafızana biz yazacağız. Yazdıklarımızı unutmayacaksın! Sana Kur’an’ı duyuracağız, okutacağız, düşündüreceğiz. Sen de sakın Kur'an'ı okumayı, düşünmeyi, duyurmayı; Kur'an ile ameli etmeyi Kur'an-ı hayata geçirmeyi unutma.
7. Allah'ın unutturmayı dilediği bilgiler hariç. Bil ki sana Allah’tan başka unutturacak yoktur. O dilediğini unutturur, dilediğini hatırlatır. Çünkü insanın bilgisi sınırlıdır; oysa Şüphesiz O Rabbin her şeyin gerçeğini bilir, açıkta olanı da en mükemmel şekilde bilir, gizli olanı da. Şüphesiz Allah sizin içinizde olanı ve açığa vurduklarınızı da bilir. İster gizli ister açık olsun fark etmez. Rabbinden kimse bir şey gizleyemez.
8. Ey Resulüm, Böylece, bu mesajı doğru anlaman, uygulaman ve başkalarına tebliğ etmen için Biz sana yardımcı olacağız. Hem vahyi ezberleme hem de onun mesajını hayata taşıma konusunda yaşadığın sıkıntıları biliyoruz. Onlara takılma. Bu İlahî emirleri yerine getirmede, Seni İslam’ı uygulaman için, vahyin rehberliğinde, her konuda en kolay olana yöneltip, dosdoğru cennete götüren bu kolay yolda sapmadan, yürümen için bütün zorluklarda başarılı olmana muvaffak edeceğiz. Senin gayretine yardım edip işini, kolaylaştıracağız. Hiçbir güçlük çekmeyeceksin! Onun için kendini zorlama! Sadece üzerine düşeni yap! Ötesine karışma!
9. Şu hâlde eğer öğüt ve hatırlatma fayda verecekse, muhatapların ilgi ve ihtiyaç duyup anlamaya çalışacaksa bilgi ve öğüt ver. Fayda versin ya da fayda vermesin, Kuran ile insanlara tebliğe devam et. İnsanlara gerçeğin, adaletin, huzur ve mutluluğun yolunun Allah merkezli bir hayata uygun yaşamaktan geçtiğini tebliğ et. Bazılarına fayda vermiyor, onlar üzerinde fazla ısrar etme. Onun yerine bu çağrıya kulak verecek temiz gönüller bulana dek sabır ve ümitle davetine devam et! Hakikati bütün delilleriyle ortaya koyduğun hâlde, seni dinlemeyen, ortaya konan bunca delilleri düşünmeyen kibirli ve inatçı kimselere gelince, onlarla kısır tartışmalara girme; bunun yerine, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! Onun için insanlara yararlı olacak öğütler ver. Belki öğüt alırlar. Öğüt almazlarsa da üzülme, kendini yorma, öylece bırak! O zaman göreceksin ki:
10. Allah'tan İçi titreyerek Saygı duyan ve onun azabından korkanlar, içinde ilahî bir korku hissedenler, O’nun ayetleri üzerinde düşünenler öğüt alacaktır. Onlar okuduğun ayetlerden öğüt alıp Rabbinin çağrısına uyacaktır. Kur’an’ı dinleyecek, düşünecektir. Sen de öğüt alacakları uyar, düşünüp öğüt almak ya da nankörlük edip yüz çevirmek onlara kalmıştır.
11 Mutsuzluğu tercih eden inatçı ve isyankâr, Ebu Leheb gibi Bahtsız olanlar, Kur’anı ve gerçeği inkâr edenler ise öğütten uzaklaşır ve yüz çevirir Ayetlerimizden ders çıkarmasını bilmeyenler, öğütten nasibini almazlar ve öğüt almaktan kaçarlar. Gerçeği arayıp onu yaşamak ve Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükretmek isteyen temiz akıl sahipleri ise öğüt alırlar.
12. Ki o bedbahtlar ve onların izinden gidenler en büyük ve korkunç bir azaba, ateşe girecektir.
13. Sonra orada öyle amansız bir cezaya mahkûm edilecekler ki, Âhirette böyleleri hak ettiği cehennem ateşinde ne kurtulup, ölür ne de huzurla mutlu bir hayat sürerek yaşar. Azap içinde kıvranıp duracaktır. Artık ne ölümleri ölüm, ne de yaşamları yaşamdır. Ayetlerimizden öğüt almayıp yalanlarıyla yaşayanlar, ahiret hayatındaki cehennemden kurtulamazlar. O gün kurtulmak için ölmek isterler ama ölemezler ve her günü ölümden bin beter olan bir hayat yaşarlar.
14. Doğrusu, Öğüt dinleyerek, kötülükten, vicdanını temizleyip, günah kirlerinden arınan, bu dünyada nefsini ve malını her yönden arındırmayı başaran, sadakayı veren, ve cihada katılan ebedî nimetlerle felah bulacaktır. Ancak ayetlerimizden ders çıkarıp öğüt alanlar, şirkten ve küfürden kendini kurtarıp, yalnızca Allah’ı Rab ve ilah edinerek sorumluluklarını yerine getirenler, açıklanan gerçeklere göre yalanları terk edip kendini arındıranlar, kurtulur.
15. Huzurla ve şuurla Rabbinin adını anıp, Rabbinin ismini zikreden, şükre devam eden, dua ve niyazda bulunarak namaz kılan, Dünya yaşamında Rabbini yüceltenler, hayatlarını Allah’ın yasalarına göre yaşayanlar kurtulacaktır.
16. Ey gafiller ve hainler; Önünüze manevî bir kurtuluş reçetesi kondu. Gerçek şu ki, siz geçici olan dünya hayatını, basit ve gelip geçici dünya zevklerini, sonsuz ahiret nimetlerine üstün tutmayı tercih ediyorsunuz. Ne var ki insan her şeyi acele ister. Dünya hayatını daimî mutluluk yurdu olan ahiretteki cennet hayatına tercih eder. Bencilliğini öne çıkarır. O nedenle dünyada elde edeceği şeyleri düşünerek yanlış kararlar verir. Zanneder ki dünyada elde ettiği şeyler onu kurtaracak. Bilse ki kısacık dünya hayatı sadece bir geçiştir. Ancak düşünmez, bilmek istemez. Gerçeklere karşı gözleri kör, kulakları sağırdır. Gerçeklerimiz açıklansa bile görmek, duymak istemez.
17. Ama Ahiret ise daha hayırlı ve daha kalıcı ve süreklidir, hayırlı olan cennettir. Akıl sahibi olan geçici hayatı kalıcı hayata tercih etmez. Misafir olduğu dünya hayatına yanlış bir şekilde sahip çıkarak asıl hayatını kaybetmez. O hâlde, ey insanlar! Bütün Peygamberlerin insanlığa getirdikleri mükemmel inanç sistemini yeniden ve tüm berraklığıyla ortaya koyan bu son ilâhî çağrıya kulak verin:
18. Ey Mekke müşrikleri, Şüphesiz Size yapılmakta olan bu davet, bütün bu gerçekler, öğütler ilk kez dile getirilmiyor. Önceki peygamberlere ait vahiylerde de evrensel mesajların aynısı vardır. Dünya hayatının başlangıcından itibaren Rabbiniz insanlara hep gerçeği açıkladı.
19. Tevhid mücadelesinin birer sembolü olan İbrahim'in ve Musa'nın sahifelerinde de yazılıp dile getirilen mesajlardır. Önceki elçilerde size açıklanan gerçekleri açıkladı. Niçin şaşırıyorsunuz? Rabbiniz bütün insanlara doğru olmayı, yalanlarından ayrılmayı tavsiye etmiştir. Bu durumda yapmanız gereken, kaynakları aynı olan bu mesaja onlardan gelmiş gibi kulak vermeniz gerekmez mi?
1
MEAL
1. Yüce Rabbinin adını tesbih et.
MUSTAFA ÇEVİK
1 Ey insan! Görüp idrak ve istifade etmekte olduğun nimetleri, ilmi ve kudreti ile yaratan, Rabbinin yüceliğini aklından çıkarma ve O’na karşı sorumluluklarının olduğunu unutma.
MEAL AÇIKLAMASI
1.Yüce Rabbinin adını bütün noksan sıfatlardan uzak tutarak, tüm evrene ilan et. Hem kalbinle hem de söz ve davranışlarınla O’nu övgüyle anıp yücelterek ve O’nun buyruklarını, hükümlerini daima yüreğinde ve gündeminde canlı tutarak, en içten dua ve yakarışlarla yücelt ve tesbih et. Görüp idrak ve istifade etmekte olduğun nimetleri, ilmi ve kudreti ile yaratan Rabbinin yüceliğini aklından çıkarma ve O’na karşı sorumluluklarının olduğunu unutma. Her ne yaparsan yap, Rabbini an, Daima her şeyden üstün tut.Böyle yaparsan şaşırmazsın.
2-3
MEAL
2. Ki O, yarattı ve düzgün bir şekle soktu.
3. Takdir etti ve ona göre yol gösterdi.
MUSTAFA ÇEVİK
2-3 Allah, tüm mahlûkatı yaratılış amacına uygun şekil ve özelliklerle donatıp o amacı gerçekleştirecek yola yöneltti.
MEAL AÇIKLAMASI
2. Ki O Rabbin, her şeyi, hayatı ve evreni hiç yoktan yarattı ve düzgün mükemmel bir sistem içinde biçim verip varlık gayesine en uygun bir şekle soktu. Tüm mahlûkatı yaratılış amacına uygun şekil ve özelliklerle donatıp o amacı gerçekleştirecek yola yöneltti. Yarattıklarına bir yasa, bir düzen koydu. Hiçbir şey düzensiz değildir. Tüm varlıkları, her şeyi her an yeniden yaratmaktadır, mükemmel şekilde donatmaktadır.
3. O; her şeyin biçimini, özelliğini, süresini en ince ayrıntılarıyla, bir ölçü takdir etti ve yaratılış gayesine ulaşması için ona göre yol gösterdi. O Allah ki, evrene yerleştirdiği yasalar çerçevesinde, her şeyi mükemmel bir ölçü ve dengeyle ayarladı ve her varlığı belli özellik ve fonksiyonlarla donatarak insana, varoluş gayesine giden yolu gösterdi. Bütün var olanların biçimini, özelliğini belirleyip hedefine yöneltti. Yaratılan varlıklara bir amaç, bir hedef takdir etti. Onun için hiçbir şeyi Rabbinin boşuna yaratmadığını bil.
4-5
MEAL
4. O Rabbin ki, (yemyeşil) otlakları çıkardı
5. Ardından onu siyah, kupkuru çöpe çevirdi.
MUSTAFA ÇEVİK
4-5 Ey insanlar! Allah nasıl ki topraktan yeşil otları çıkarıp, sonra da kupkuru çer çöpe çeviriyor ve zamanı gelince tekrar canlandırıp hayata döndürüyorsa, sizi de ölüp toprağa karıştıktan sonra tekrar diriltip, dünya hayatınızda davetine karşı tutumunuzdan hesaba çekecek.
MEAL AÇIKLAMASI
4. O Rabbin ki, yarattığı varlıklara koyduğu yasayla, kupkuru topraktan yemyeşil otlakları, ağaçları, rengârenk çiçekleri, tatlı meyveleri ve yemyeşil bitkileri yokluktan varlığa çıkardı.
5. Sonra yine yasasının Ardından yeşil bitkileri kurutarak, dünya hayatının fâni yüzünü göstermek için onu siyah, kupkuru çöpe, kararmış bir halde, kömür ve petrole çevirdi. İşte bu göz kamaştıran dünya nimetleri de bir gün böyle yok olup gidecektir. Allah nasıl ki topraktan yeşil otları çıkarıp, sonra da kupkuru çer çöpe çeviriyor ve zamanı gelince tekrar canlandırıp hayata döndürüyorsa, sizi de ölüp toprağa karıştıktan sonra tekrar diriltip, dünya hayatınızda davetine karşı tutumunuzdan hesaba çekecek. Öyleyse, ey hak yolunun yolcusu; dünyanın gelip geçici nimetlerine takılıp kalma, seni ebedî ahiret yurdunda gerçek kurtuluşa iletecek rehbere, bu ilâhî kitaba sımsıkı sarılmalısın.
6-7
MEAL
6. Sana (Kur’an’ı) okutacağız ve artık unutmayacaksın.
7. Allah’ın dilediği hariç. Şüphesiz O açıkta olanı da bilir, gizli duranı da.
MUSTAFA ÇEVİK
6-7 Ey Peygamber! Biz sana yaratılış sebebinizi ve ona uygun yaşamanın bilgisini Kur’an ile öğreteceğiz ve öğrettiklerimizi de Biz unutturmayı dilemedikçe unutmayacaksın! Şüphesiz Allah sizin içinizde olanı ve açığa vurduklarınızı da bilir.
MEAL AÇIKLAMASI
6. Ey Resulüm, Biz sana yaratılış sebebinizi ve ona uygun yaşamanın bilgisini Kur’an ile öğreteceğiz. Sen kendini zorlama, eğer sen samimi bir kalple Kur’an’a yönelirsen, bütün bunları yaratan Rabbin olarak sana her şeyin gerçeğini yani Kur’an’ı, kalbine yerleştirip bizzat Biz ezberden okutacağız. Ve okuduklarını, öğrendiklerini Biz unutturmayı dilemedikçe artık asla unutmayacaksın. İnen vahyi “unuturum” diye sakın endişe etme. Öğrettiklerimi hafızama kaydedeceğim diye telaş etme! Hafızana biz yazacağız. Yazdıklarımızı unutmayacaksın! Sana Kur’an’ı duyuracağız, okutacağız, düşündüreceğiz. Sen de sakın Kur’an’ı okumayı, düşünmeyi, duyurmayı; Kur’an ile ameli etmeyi Kur’an-ı hayata geçirmeyi unutma.
7. Allah’ın unutturmayı dilediği bilgiler hariç. Bil ki sana Allah’tan başka unutturacak yoktur. O dilediğini unutturur, dilediğini hatırlatır. Çünkü insanın bilgisi sınırlıdır; oysa Şüphesiz O Rabbin her şeyin gerçeğini bilir, açıkta olanı da en mükemmel şekilde bilir, gizli olanı da. Şüphesiz Allah sizin içinizde olanı ve açığa vurduklarınızı da bilir. İster gizli ister açık olsun fark etmez. Rabbinden kimse bir şey gizleyemez.
8-10
MEAL
8. Seni en kolay olana muvaffak edeceğiz.
9. Şu halde eğer öğüt fayda verecekse öğüt ver.
10. (Allah’tan) korkan öğüt alacaktır.
MUSTAFA ÇEVİK
8-10 Ey Peygamber! İnsanlara gerçeğin, adaletin, huzur ve mutluluğun yolunun Allah merkezli bir hayata uygun yaşamaktan geçtiğini tebliğ et. Biz bu konudaki gayretin için sana yardım edip işini kolaylaştıracağız. Sen de öğüt alacakları uyar, düşünüp öğüt almak ya da nankörlük edip yüz çevirmek onlara kalmıştır.
MEAL AÇIKLAMASI
8. Ey Resulüm, Böylece, bu mesajı doğru anlaman, uygulaman ve başkalarına tebliğ etmen için Biz sana yardımcı olacağız. Hem vahyi ezberleme hem de onun mesajını hayata taşıma konusunda yaşadığın sıkıntıları biliyoruz. Onlara takılma. Bu İlahî emirleri yerine getirmede, Seni İslam’ı uygulaman için, vahyin rehberliğinde, her konuda en kolay olana yöneltip, dosdoğru cennete götüren bu kolay yolda sapmadan, yürümen için bütün zorluklarda başarılı olmana muvaffak edeceğiz. Senin gayretine yardım edip işini, kolaylaştıracağız. Hiçbir güçlük çekmeyeceksin! Onun için kendini zorlama! Sadece üzerine düşeni yap! Ötesine karışma!
9. Şu hâlde eğer öğüt ve hatırlatma fayda verecekse, muhatapların ilgi ve ihtiyaç duyup anlamaya çalışacaksa bilgi ve öğüt ver. Fayda versin ya da fayda vermesin, Kuran ile insanlara tebliğe devam et. İnsanlara gerçeğin, adaletin, huzur ve mutluluğun yolunun Allah merkezli bir hayata uygun yaşamaktan geçtiğini tebliğ et. Bazılarına fayda vermiyor, onlar üzerinde fazla ısrar etme. Onun yerine bu çağrıya kulak verecek temiz gönüller bulana dek sabır ve ümitle davetine devam et! Hakikati bütün delilleriyle ortaya koyduğun hâlde, seni dinlemeyen, ortaya konan bunca delilleri düşünmeyen kibirli ve inatçı kimselere gelince, onlarla kısır tartışmalara girme; bunun yerine, bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! Onun için insanlara yararlı olacak öğütler ver. Belki öğüt alırlar. Öğüt almazlarsa da üzülme, kendini yorma, öylece bırak! O zaman göreceksin ki:
10. Allah’tan İçi titreyerek Saygı duyan ve onun azabından korkanlar, içinde ilahî bir korku hissedenler, O’nun ayetleri üzerinde düşünenler öğüt alacaktır. Onlar okuduğun ayetlerden öğüt alıp Rabbinin çağrısına uyacaktır. Kur’an’ı dinleyecek, düşünecektir. Sen de öğüt alacakları uyar, düşünüp öğüt almak ya da nankörlük edip yüz çevirmek onlara kalmıştır.
11-13
MEAL
11. Bedbaht olan ondan uzaklaşır.
12. Ki o en büyük ateşe girecektir.
13. Sonra onun içinde ne ölür, ne de yaşar.
MUSTAFA ÇEVİK
11-13 Gerçeği arayıp onu yaşamak ve Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükretmek isteyen temiz akıl sahipleri öğüt alırlar. Kendilerini gerçeği inkâra şartlandıranlar ise öğütten yüz çevirip uzaklaşırlar. Âhirette böyleleri hak ettiği cehennem ateşinde ne tam öldürülür ne de tam yaşatılırlar.
MEAL AÇIKLAMASI
11 Mutsuzluğu tercih eden inatçı ve isyankâr, Ebu Leheb gibi Bahtsız olanlar, Kur’anı ve gerçeği inkâr edenler ise öğütten uzaklaşır ve yüz çevirir Ayetlerimizden ders çıkarmasını bilmeyenler, öğütten nasibini almazlar ve öğüt almaktan kaçarlar. Gerçeği arayıp onu yaşamak ve Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükretmek isteyen temiz akıl sahipleri ise öğüt alırlar.
12. Ki o bedbahtlar ve onların izinden gidenler en büyük ve korkunç bir azaba, ateşe girecektir. 13. Sonra orada öyle amansız bir cezaya mahkûm edilecekler ki, Âhirette böyleleri hak ettiği cehennem ateşinde ne kurtulup, ölür ne de huzurla mutlu bir hayat sürerek yaşar. Azap içinde kıvranıp duracaktır. Artık ne ölümleri ölüm, ne de yaşamları yaşamdır. Ayetlerimizden öğüt almayıp yalanlarıyla yaşayanlar, ahiret hayatındaki cehennemden kurtulamazlar. O gün kurtulmak için ölmek isterler ama ölemezler ve her günü ölümden bin beter olan bir hayat yaşarlar.
14-17
MEAL
14. Doğrusu, temizlenip arınan felah bulacaktır.
15. Ve Rabbinin adını anıp namaz kılan.
16. Gerçek şu ki, siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
17. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir.
MUSTAFA ÇEVİK
14-17 Dünya hayatlarında şirkten ve küfürden kendini kurtarıp, yalnızca Allah’ı Rab ve ilah edinerek sorumluluklarını yerine getirenler ise dünyada ve âhirette mutluluğa, huzur ve güvene kavuşurlar. Fakat insanların çoğu, geçici ve kısa dünya hayatını, daimî mutluluk yurdu olan ahiretteki cennet hayatına tercih ediyorlar. Oysa hayırlı olan cennettir.
MEAL AÇIKLAMASI
14. Doğrusu, Öğüt dinleyerek, kötülükten, vicdanını temizleyip, günah kirlerinden arınan, bu dünyada nefsini ve malını her yönden arındırmayı başaran, sadakayı veren, ve cihada katılan ebedî nimetlerle felah bulacaktır. Ancak ayetlerimizden ders çıkarıp öğüt alanlar, şirkten ve küfürden kendini kurtarıp, yalnızca Allah’ı Rab ve ilah edinerek sorumluluklarını yerine getirenler, açıklanan gerçeklere göre yalanları terk edip kendini arındıranlar, kurtulur.
15. Huzurla ve şuurla Rabbinin adını anıp, Rabbinin ismini zikreden, şükre devam eden, dua ve niyazda bulunarak namaz kılan, Dünya yaşamında Rabbini yüceltenler, hayatlarını Allah’ın yasalarına göre yaşayanlar kurtulacaktır.
16. Ey gafiller ve hainler; Önünüze manevî bir kurtuluş reçetesi kondu. Gerçek şu ki, siz geçici olan dünya hayatını, basit ve gelip geçici dünya zevklerini, sonsuz ahiret nimetlerine üstün tutmayı tercih ediyorsunuz. Ne var ki insan her şeyi acele ister. Dünya hayatını daimî mutluluk yurdu olan ahiretteki cennet hayatına tercih eder. Bencilliğini öne çıkarır. O nedenle dünyada elde edeceği şeyleri düşünerek yanlış kararlar verir. Zanneder ki dünyada elde ettiği şeyler onu kurtaracak. Bilse ki kısacık dünya hayatı sadece bir geçiştir. Ancak düşünmez, bilmek istemez. Gerçeklere karşı gözleri kör, kulakları sağırdır. Gerçeklerimiz açıklansa bile görmek, duymak istemez.
17. Ama Ahiret ise daha hayırlı ve daha kalıcı ve süreklidir, hayırlı olan cennettir. Akıl sahibi olan kalıcı hayatı geçici hayata tercih etmez. Misafir olduğu dünya hayatına yanlış bir şekilde sahip çıkarak asıl hayatını kaybetmez. O hâlde, ey insanlar! Bütün Peygamberlerin insanlığa getirdikleri mükemmel inanç sistemini yeniden ve tüm berraklığıyla ortaya koyan bu son ilâhî çağrıya kulak verin:
18-19
MEAL
18. Şüphesiz bu, önceki sahifelerde (kitaplarda) vardır;
19. İbrahim’in ve Musa’nın sahifelerinde.
MUSTAFA ÇEVİK
18-19 Size yapılmakta olan bu davet, geçmiş kavimlere inzal edilen sahifelerde ve İbrahim ile Musa’ya vahyedilen sahifelerde de vardı.
MEAL AÇIKLAMASI
18. Ey Mekke müşrikleri, Şüphesiz Size yapılmakta olan bu davet, bütün bu gerçekler, öğütler ilk kez dile getirilmiyor. Önceki peygamberlere ait vahiylerde de evrensel mesajların aynısı vardır. Dünya hayatının başlangıcından itibaren Rabbiniz insanlara hep gerçeği açıkladı.
19. Tevhid mücadelesinin birer sembolü olan İbrahim’in ve Musa’nın sahifelerinde de yazılıp dile getirilen mesajlardır. Önceki elçilerde size açıklanan gerçekleri açıkladı. Niçin şaşırıyorsunuz? Rabbiniz bütün insanlara doğru olmayı, yalanlarından ayrılmayı tavsiye etmiştir. Bu durumda yapmanız gereken, kaynakları aynı olan bu mesaja onlardan gelmiş gibi kulak vermeniz gerekmez mi?