Sure Hakkında
Ayet Sayısı
22
Mushaf (Kuran) Sırası
85
Nuzül (İniş)Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
27
Sure Hakkında Bilgi
85
BURÛC SURESİ
GİRİŞ
Adı: Surenin adı ilk ayette geçen ‘buruc’ kelimesinden alınmıştır.
Nüzul zamanı: Muhtevasından da anlaşılacağı gibi sure, dinlerinden dönmeleri için Mekkeli müşriklerin müslümanlara şiddetli bir şekilde zulmettikleri ve onlara her türlü azabı reva gördükleri bir dönemde inmiştir.
Konu: Bu surede kâfirler müslümanlara yaptıkları işkencenin kötü sonuçlarıyla uyarılmakta ve müslümanlar ‘şayet uğradığınız işkencelere sabır ve metanet gösterirseniz, bunun karşılığında büyük bir ecir görürsünüz. Allah (c.c.) bu zalimlerden intikamını muhakkak surette alacaktır’ denilerek müjde verilmektedir.
Surenin girişinde ilk olarak Ashab-ı Uhdudun kıssası beyan edilmektedir. Onlar ki, sadece imanlarından ötürü mü’minleri ateş dolu hendeklere atarak diri diri yakmışlardı. Bu kıssada hem kâfirlerin hem mü’minlerin ibret almaları için dersler vardır. Birincisi, Ashab-ı Uhdud, sadece iman ettikleri için müslümanlara zulüm etmiş, onları diri diri yakmış ve nasıl Allah (c.c.) tarafından lanetlenerek azaba müstehak olmuşlarsa, şimdi de Mekke’nin ileri gelenleri aynı tavır içindedirler ve onlar da aynı sona, aynı azaba müstehak olacaklardır. İkincisi, o zamanki müslümanlar ateşin içinde yanmayı kabul etmişler ama nasıl imanlarından dönmeyi kabul etmemişler ise, aynı sabır ve metaneti Mekke’deki müslümanlar da göstermeli ve hiçbir zulüm, işkence onları dâvâlarından vazgeçirmemeli, hiçbir surette zaaf içine düşmemelidirler.
Üçüncüsü, kâfirler, sırf Allah’a iman ettikleri için müslümanlardan nefret etmektedirler ve Müslümanlar ise imanlarında ısrarla diretmektedirler. İki grup da bilmelidir ki, Allah (c.c.) herşeye kâdirdir, yeryüzünün ve gökyüzünün sahibidir ve zâtı hamde layıktır. İki grubun da tüm davranışlarını görmektedir. Şüphesiz kâfirlerin gideceği yer cehennemdir. Ancak bu yaptıklarından ötürü, ayrıca onlar için bir ateş azabı daha vardır. Şu da kesindir ki, müslümanların gideceği yer de cennettir ve bu onlar için büyük bir başarıdır. Daha sonra kâfirler, Allah’ın yakalayışının çok çetin olduğu hatırlatılarak uyarılıyorlar: Şayet siz kendi güç ve kuvvetinize güveniyorsanız bilin ki Firavun ve Semud kavmi sizden daha da güçlüydüler. Onların ordularının sonuna bakın ne oldu? İşte bundan da ders alın! Allah’ın kudreti sizi her tarafınızdan kuşatmıştır ve siz ondan kaçamaz ve kurtulamazsınız. Kur’an’ı inkâr etmektesiniz ama O’nun yazdığı hiçbir şey değişmez, bu kesin bir gerçektir ve bunu hiç kimse inkâr edemez. O levh-i mahfuz’da kayıtlıdır.
Açıklamalı Meal Tümü
1. Andolsun burçlarla dolu uçsuz bucaksız gökyüzüne
2. O geleceği kesin olarak vaat edilen kutlu kıyamete gününe. Seyrettiğiniz gökyüzü, burçların gerçekliği gibi kıyamet günü gerçektir. O gün mutlaka gelecektir.
3. O günde şahitlik edene gerçekleri gören bahtiyar kimselere ve şahit olunup görülen hakikatlere andolsun ki, kıyamet olayı yaşanacaktır. Dünyadan binlerce defa büyük yıldızları yaratan kudretin sahibi olan Allah, hiçbir zalimin zulmünü yanına bırakmaz. Mazlumların intikamını er ya da geç alır.
4. İşte bu nedenle Allah’ın davetine iman eden müminleri hendeklere doldurup yakan o hendek ashabı Kahrolsun. Kahrolsun sırf inançlarından dolayı insanlara zulmeden tüm zalimler.
5. Onlar Tutuşturucu yakıt dolu ateş hendeğinin içine insanları acımasızca atmışlardı ve ateş çukurlarını masum mü’minlere işkence için hazırlamışlardı.
6. O sırada bu vahşetin tadını çıkarmak için kendileri de o ateş hendeğinin başına oturmuşlardı
7. Ve onlar mü'minlere yaptıkları işkenceyi keyif alarak seyrediyorlardı. Şeytani duygularla şahitlik edip, dinlerinden döndürmek için acımasızca mü’minlere yaptıkları azap ve işkenceleri keyifle seyrediyorlardı ve zevkle gülüp eğleniyorlardı.
8. Yüce ve övgüye layık olan mutlak otorite sahibi bir Allah'a iman etmelerinden dolayı zulüm ve işkence yaparak Müminlerden öç alıyorlardı. Mü’minler, “Biz yalnız Allah’ın bizi davet ettiği ilâhi nizam ve ahlak ile yaşar, O’na kulluk ederiz.” dedikleri için ateş çukuruna atıldılar. Müminleri hendeklere atarken Allah’a meydan okuyorlar, haydi gel kurtar inananları diyorlardı. Kendilerine o kadar güveniyorlardı ki; onların yaptıkları bu zulmü kimsenin görmeyeceğini zannediyorlardı.
9. O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü, hakimiyeti, saltanat ve idaresi, O'nundur. Allah onlara yapılan her şeye şahittir ve hesabını soracaktır. O’nun ilminde her şey bilgisiyle, belgesiyle kayıtlıdır. İşte o yüzden hiçbir zalimin yaptığı zulüm yanına kalmayacaktır.
10. Ey bütün zamanların zalimleri! Bilin ki, Gerçekten mü'min erkeklerle mü'min kadınlara temel hak ve hürriyetlerini engelleyerek, dinlerinden dönmeleri için zulüm ve işkence edip de sonra pişmanlıkla tövbe etmeyenler ve o güç ve iktidar sahipleri var ya; onlar için cehennem azabı vardır. Yine onlara müminleri ateşe attıkları için yakıcı ateş azabı vardır. Onlar için hazırlanan cehennem ateşi, hendeklerde yaktıkları ateşten binlerce kat daha şiddetlidir.
11. Şüphesiz bütün baskı ve işkencelere rağmen Allah’ın davetine iman edip gereklerini yerine getirenler, salih ameller işleyenler ve iyiliğe ön ayak olanlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur. Onlar yeryüzünde işkence görmüş, yakılmış, öldürülmüş olabilir. Ancak ahirette cennetle karşılanacaklar, büyük mükâfatlara ulaşacaklardır. O hâlde, ey hak yolunun yolcusu; adâlet ve doğruluğu egemen kılma uğrunda verdiğin mücadelede, önüne çıkabilecek zorluk ve sıkıntılar karşısında asla yılgınlığa kapılmamalı, umudunu ve direncini kaybetmeden hedefe doğru adım adım ilerlemelisin.
12. Allah’ın nurunu söndürmek için karşına dikilen zalimlere gelince: Doğrusu Rabbinin kendisine başkaldıran, zalimleri azapla kıskıvrak yakalaması ve cezalandırması pek şiddetlidir. O’nun azabı çok çetindir. Zalimlerin yaptıklarını yanlarına bırakmayacaktır.
13. Çünkü Evreni ve hayatı İlk defa hiç yoktan var eden yarattığı evrene her an müdahale eden, sonra hesap sormak için takdir ettiği vakit gelince yeniden dirilten O'dur. İnsanı yaratıp, bunca nimeti ihsan eden ve etmeye devam eden Allah, elbette her şeyin hesabını soracaktır. Yaratma gücü olanın öldürmeye, tekrar diriltmeye, hesaba çekmeye gücünün olmadığını mı sanıyorlar?
14. Ancak şirkten ve küfürden tövbe edip Hakka yönelenler ve Allah’ın davetine icabet edenler için O, çok bağışlayan, kendisine itaat eden kullarını çok sevendir. Tövbe kapısı da daima açıktır.
15. Allah mutlak egemenlik ve hâkimiyetin, tüm kâinatın yönetim makamının sembolü olan Arş'ın sahibidir; pek yücedir. Kulları üzerinde nizam kurma ve hükmetme yetkisi yalnız Allah’a aittir. Unutmayın ki Rabbinizin üstünde hiçbir otorite yoktur.
16. O’nun her şeye gücü yeter. Allah her istediğini dilediği şekilde dilediği zaman kusursuzca ve kolayca yapandır. Yaptıklarından dolayı kimseye hesap vermez. Ancak yaratılmış olanlar hesap verir. İnsan; dünyada kendisine verdiğimiz seçme özgürlüğüne, böyle bir iradesi olduğuna güvenerek azgınlaşıp her şeyi yapabileceğini ve bundan da sorumlu tutulamayacağını mı zannediyor.
17. Allah'a, emirlerine, peygamberlerine âsi olan diktatörlerin, ilâhî kanunları tanımayan azmışların, kuvvetlerine güvenen o günahkâr orduların nasıl yok olup gittiğinin haberi sana geldi mi? Onların başına gelenler sana anlatılmadı mı? O haberin ayrıntılarına baktığında Allah’ın dilediğini dilediği zaman yaptığını ve bunun önünde de kimsenin duramadığını göreceksin. Görevin bunları ümmetine anlatmaktır.
18. Ey Peygamber! Sen Allah’ın davetinden inatla yüz çevirenleri, Firavun ve Semud kavminin başlarına gelen azap ile de uyarmıştın. Hani şu güçlü orduları ile övünen Firavun ve Semud kavmi başına gelenlerle nasıl bir akıbete uğramışlardı? Ve kâfirler bugün de hezimetten kurtulamayacaklardır. O halde sen müşriklerin eziyetlerine sabret ve onları böyle bir akıbetle korkut.
19. Doğrusu geçmişten ibret almayan Mekkeli kafirler, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas eden inkârcılar Kuran’ı ve peygamberi sürekli bir yalanlama içindedirler. Oysa reddettikleri ilahi davetle kula kulluktan kurtuluşa, onurlu, özgür ve mutlu bir hayata çağırılmaktalar. Geçmiş kavimlerin yapmış oldukları inkâr ve isyan sebebiyle başlarına gelmiş olan azaplardan ibret almak yerine, hâlâ hakkı yalanlamaya devam ediyorlar.
20. Onlar yalanlaya dursun Oysa Allah sonsuz ilim ve kudretiyle onları hiç haberleri olmadan arkalarından çepeçevre kuşatmıştır. Fakat Allah’ın kendilerini çepeçevre kuşatmış olduğunu anlamak istemiyorlar.
21. Onların söyledikleri doğru değil. Gerçek şu ki Kâfirler ne kadar inkâr edip yalanlasalar da, o kıyâmete kadar her çağda okunan ve hayatın her alanına hükmetmesi gereken şerefli bir Kur'an'dır.
22. Çağrılmakta oldukları ilahi nizamın kitabı olan bu Kur’an bütün âyetleriyle Allah’ın koruması altındadır. Siz Levhi Mahfuz nedir bilir misiniz? Orası bütün bilgilerin saklandığı yerdir. Oradaki bilgiler korunan levhalara yazılmıştır. Levhalara asla gerçek dışı bir şey yazılmaz.
1-9
MEAL
1. Andolsun burçlar sahibi göğe,
2. O vaadedilen güne,
3. Şahide ve şahit olunana.
4. Kahrolsun o hendek ashabı.
5. Tutuşturucu yakıt dolu ateş (hendeğinin)
6. O zaman onlar o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
7. Ve mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
8. Onlardan sırf yüce ve övgüye layık olan Allah’a iman etmelerinden dolayı öç alıyorlardı.
9. O (Allah) ki, göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Allah her şeye şahittir.
MUSTAFA ÇEVİK
1-9 Yıldız kümeleri ile dopdolu gökyüzüne, mutlaka gelip çatacak olan Kıyamet ve Hesap Günü’ne ve O Gün birbirlerine şahitlik edeceklere andolsun ki Allah’ın davetine iman edenleri, içinde ateş yaktıkları çukurlara atarak işkenceyle öldüren zalimler ve onlara seyirci kalanlar da birbirlerine şahitlik edecekler. Mü’minler, “Biz yalnız Allah’ın bizi davet ettiği ilâhi nizam ve ahlak ile yaşar, O’na kulluk ederiz.” dedikleri için ateş çukuruna atıldılar. Allah da onlara yapılanlara şahittir. Göklerde ve yerde hüküm vermek yalnızca Allah’a aittir.
MEAL AÇIKLAMASI
1. Andolsun burçlarla dolu uçsuz bucaksız gökyüzüne, Güneş’in yörüngesindeki uğrakların sembolü sayılan 12 takım yıldızını düşün büyük burçlarla dolu gökyüzü şahit olsun.
2. O geleceği kesin olarak vaat edilen kutlu kıyamete gününe, Seyrettiğiniz gökyüzü, burçların gerçekliği gibi, kıyamet günü gerçektir. O gün mutlaka gelecektir.
3. O günde Şahitlik eden Şahide gerçekleri gören bahtiyar kimselere ve şahit olunana görülen hakikatlere ve yaratılış harikası eserlere ve, peygamberlere, meleklere, Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderlere, Müslümanlara zulmeden zalimlerin aleyhinde şahitlik yapanlara, uğradıkları zulmün hesabı sorulacak olan mü’minlere andolsun ki, medeniyet inkılâbı ve kıyamet olayı yaşanacaktır. Yıldız kümeleri ile dopdolu gökyüzüne, mutlaka gelip çatacak olan Kıyamet ve Hesap Günü’ne ve O Gün birbirlerine şahitlik edeceklere andolsun ki Allah’ın davetine iman edenleri, içinde ateş yaktıkları çukurlara atarak işkenceyle öldüren zalimler ve onlara seyirci kalanlar da birbirlerine şahitlik edecekler. Kıyamet günü hazır olanlara ve o gün görülecek acayip şeylere veya peygambere ve ümmetine veya son peygamberin ümmetine ve diğer ümmetlere veya peygamberlerden her biri ve ümmetlerine, Hakka şahit olana ve şahit olunan hakka andolsun ki, inancından dolayı işkencelere maruz kalan çaresiz mazlumların intikamı mutlaka alınacaktır! Dünyadan binlerce defa büyük yıldızları yaratan kudretin sahibi olan Allah, hiçbir zalimin zulmünü yanına bırakmaz. Mazlumların intikamını er ya da geç alır. Öyleyse;
4. İşte bu nedenle Kahrolsun o geçmişte Necran Hristiyanlarını Yahudi olmaya zorlayan, olmayınca 20 bin Hristiyan’ı hendeklere doldurup yakan ve Ashab-ı Uhdud denilen hendek ashabı ki bunlar mü’minleri kazdıkları ateş hendeklerinde yakan, zulüm ve işkence eden Yemen Yahudileri olmaktaydı. Kahrolsun sırf inançlarından dolayı insanlara zulmeden tüm zalimler!
5. Onlar Tutuşturucu yakıt dolu ateş hendeğinin içine insanları acımasızca atmışlardı; ve ateş çukurlarını masum mü’minlere işkence için hazırlamışlardı. Hani onlar kazdıkları hendekleri ateşe vermişler, tutuşturulan ateşler hendeğin içini kavuruyordu. Müminleri bir hendeğe sokup ateşte yakan kâfirler kahrolmuşlardır. Günahlarıyla yakalanıp katle ve ilahi lânete uğramışlardır.
6. O sırada bu vahşetin tadını çıkarmak için kendileri de o ateş hendeğinin başına oturmuşlardı
7. Ve onlar mü’minlere yaptıkları işkenceyi keyif alarak seyrediyorlardı. Şeytani duygularla şahitlik edip, Dinlerinden döndürmek için acımasızca şuurlu ve kâmil mü’minlere yaptıkları azap ve işkenceleri keyifle seyrediyorlardı ve zevkle gülüp eğleniyorlardı.
8. Onlardan yani Müslümanlardan sırf yüce ve övgüye layık olan mutlak otorite sahibi bir Allah’a iman etmelerinden dolayı zulüm ve işkence yaparak öç alıyorlardı. Mü’minler, “Biz yalnız Allah’ın bizi davet ettiği ilâhi nizam ve ahlak ile yaşar, O’na kulluk ederiz.” dedikleri için ateş çukuruna atıldılar. Hendeklerde yaktıkları insanların Allah’a inanmaktan başka hiçbir suçları yoktu. Sanki Allah’a inandıkları için onlardan intikam alıyorlardı. Hâlbuki onlar şanı yüce olan, her şekilde övülmeye layık Allah’a inanıyorlardı. İnkârcılar yaptıkları yüzünden cezalandırılacaklarını, Allah’ın katında inananların övgüye layık olduklarını duyunca öfkeden çılgına döndüler. Müminleri hendeklere atarken Allah’a meydan okuyorlar, haydi gel kurtar inananları diyorlardı. Kendilerine o kadar güveniyorlardı ki; kimsenin onların yaptıkları bu zulmü görmeyeceğini zannediyorlardı.
9. O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü, hakimiyeti, saltanat ve idaresi, hüküm vermek O’nundur. Allah yapılan her şeye şahittir ve hesabını soracaktır. O’nun ilminde her şey bilgisiyle, belgesiyle kayıtlıdır. İşte o yüzden hiçbir zalimin yaptığı zulüm yanına kalmayacaktır. Hâlbuki onları seyreden yıldızlar, burçlar, yeryüzü, gökyüzü, kazdıkları hendekler, tutuşturdukları ateş yaptıklarına şahitti. Rabbin onların yaptıklarına şahitti. Unutma ki Rabbin yeryüzünün gökyüzünün sahibidir. Yeryüzünün gökyüzünün hâkimi, hükümranıdır. Her şeye sahiptir. Her şeye gücü yetendir. Şimdi onlar hiç kimseye söylemedikleri, herkesten gizledikleri olayın ortaya nasıl çıktığına mı şaşıyorlar? Senin bu olayları nereden bildiğini mi soruyorlar? Yakarak öldürdükleri insanların kaybolup gittikleri yalanına mı inanıyorlar? Onun için mi hendeklerde yakarsak hiç kimse görmez unutulur gider diyorlardı? Onun için mi hendeklerde yakarsak arkamızda iz bırakmayız, üzerlerini toprakla örter geçeriz diyorlardı? Hayır! Andolsun ki hayır! Rabbin onların yaptığı her şeye şahittir. Sen de Rabbine inananlar da inanmayan zalimler de bilsinler ki; Rabbin her şeyin bilgisine sahiptir. Kimse Rabbinden gizli bir iş yapabileceğini sanmasın! Böyle bir yanılgıya düşmesin! Aksi halde kendilerini her şeyden muaf olduklarını sandıkları anda onları yakalar ve yaptıklarının karşılığı olarak onlara öyle bir ceza veririz ki; ne pişmanlıkları fayda verir, ne de kaçacak bir yer bulabilirler.
10-11
MEAL
10. Gerçekten mü’min erkeklerle mü’min kadınlara işkence edip de sonra tevbe etmeyenler var ya; onlar için cehennem azabı vardır. Yine onlar için yakıcı ateş azabı vardır.
11. Şüphesiz iman edip salih ameller işleyenler için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur.
MUSTAFA ÇEVİK
10-11 Allah’ın davetine iman eden erkek ve kadınlara, zulüm ve işkence edip sonra da pişmanlıkla tevbe ederek Allah’a yönelip, sorumluluklarını yerine getirmeyenleri cehennemde harlı bir ateş azabı beklemektedir. Davete iman edip gereklerini yerine getirenler ise cennet nimetleri ile ödüllendirilecekler.
MEAL AÇIKLAMASI
10. Ey bütün zamanların zalimleri! Bilin ki, Gerçekten mü’min erkeklerle mü’min kadınlara temel hak ve hürriyetlerini engelleyerek, dinlerinden dönmeleri için zulüm ve işkence edip de sonra pişmanlıkla tövbe etmeyenler o güç ve iktidar sahipleri var ya; onlar için cehennem azabı vardır. Yine onlara müminleri ateşe attıkları için yakıcı ateş azabı vardır. Onlara cehennemin en harlı yeri ayrılmıştır. Onlara hazırlanan cehennemin alevleri çılgın, ateşi yüksektir. Onlar için hazırlanan cehennem ateşi, hendeklerde yaktıkları ateşten binlerce kat daha şiddetlidir. Keşke bilseler. Onlar bilmiyorlar. Rabbinin cezası çok şiddetlidir.
11. Şüphesiz bütün baskı ve işkencelere rağmen davete iman edip gereklerini yerine getirenler, salih ameller işleyenler için, Mekke’de olduğu gibi, yollarına engeller çıktığında dönmeyip her şeye rağmen devam edenlere, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlara, altlarından ırmaklar ve havuzlu şelaleler, akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur. Onlar yeryüzünde işkence görmüş, yakılmış, öldürülmüş olabilir. Ancak ahirette cennetle karşılanacaklar, büyük mükâfatlara ulaşacaklardır. O hâlde, ey hak yolunun yolcusu; adâlet ve doğruluğu egemen kılma uğrunda verdiğin mücadelede, önüne çıkabilecek zorluk ve sıkıntılar karşısında asla yılgınlığa kapılmamalı, umudunu ve direncini kaybetmeden hedefe doğru adım adım ilerlemelisin! Allah’ın nurunu söndürmek için karşına dikilen zalimlere gelince:
12-13
MEAL
12. Doğrusu Rabbinin yakalaması pek şiddetlidir.
13. İlkin var eden, sonra yeniden dirilten O’dur.
MUSTAFA ÇEVİK
12-13 Allah, kendisine başkaldırıp, mü’minlere de zulmeden zalimleri kıskıvrak yakalar, O’nun azabı çok çetindir. İnsanı yaratıp, bunca nimeti ihsan eden ve etmeye devam eden Allah, elbette her şeyin hesabını soracaktır.
MEAL AÇIKLAMASI
12. Doğrusu Rabbinin kendisine başkaldıran, zalimleri azapla kıskıvrak yakalaması ve cezalandırması pek şiddetlidir. O’nun azabı çok çetindir. Zalimlerin yaptıklarını yanlarına bırakmayacaktır. Şüphesiz Rabbinin olaylara hükmedişi kuvvetlidir. Onlar zanneder ki; biz yaparız olur biter, hayır Rabbin onları mutlaka sımsıkı yakalar ve mutlaka yapılanların hesabını sorar. Onlar Rabbinin unuttuğunu sanmasın!
13. Çünkü Evreni ve hayatı İlkin hiç yoktan var eden, bazılarının zannettiği gibi evreni yarattıktan sonra pasif bir seyirci olmayan, yarattığı evrene her an müdahale eden, her biri başlı başına birer mucize olan bu yaratılış olgusunu sürekli tekrarlayan sonra hesap vermek için takdir ettiği vakit gelince yeniden dirilten ve yaratan O’dur. İnsanı yaratıp, bunca nimeti ihsan eden ve etmeye devam eden Allah, elbette her şeyin hesabını soracaktır. Rabbin sizi yarattı. İmtihan için dünyaya gönderdi. Öldürecek sonra hesap günü için tekrar diriltecek! Yaratma gücü olanın öldürmeye, tekrar diriltmeye, hesaba çekmeye gücünün olmadığını mı sanıyorlar?
14-16
MEAL
14. O, çok bağışlayan, çok sevendir.
15. Arş’ın sahibidir; pek yücedir.
16. İstediğini yapandır.
MUSTAFA ÇEVİK
14-16 Allah şirkinden ve küfründen tevbe edip davetine icabet edenlere karşı çok merhametli, bağışlayıcı ve şefkatlidir. O’nun her şeye gücü yeter, kulları üzerinde nizam kurma ve hükmetme yetkisi yalnız Allah’a aittir.
MEAL AÇIKLAMASI
14. Ancak şirkinden ve küfründen tövbe edip Hakka yönelenler, yolunda bedel ödeyen kulları ve davetine icabet edenler için O, çok bağışlayan, kendisine itaat eden razı olduğu kullarını çok sevendir. Sakın böyle bir zanna kapılmasınlar. Ölmeden önce hatalarını anlasınlar! Pişmanlık tövbe ederek kendilerini düzeltsinler. Bilsinler ki tövbe edip kendilerini düzeltenleri Rabbin bağışlar. Onları koruma altına alır, tövbe kapısı da daima açıktır.
15 Allah mutlak egemenlik ve hâkimiyetin sembolü olan Arş’ın tüm kâinatın yönetim makamının sahibidir; pek yücedir. Kulları üzerinde nizam kurma ve hükmetme yetkisi yalnız Allah’a aittir. Övülüp yüceltilmeye layıktır. Bütün yeryüzü, bütün gökyüzü ona aittir. Hiçbir şey Allah’tan başkasına ait değildir. Bütün varlıklar Allah’ındır. Rabbiniz çok yücedir. Hiçbir şey Rabbinize hükmedemez. O’nun hükmüne engel olamaz. O’nun hükmüne karışamaz. Eğer Rabbin bir kimseye ceza vermek istiyorsa, kimse buna engel olamaz. Unutmayın ki Rabbinizin üstünde hiçbir otorite yoktur. Onun otoritesi bütün otoritelerin üstündedir.
16. O’nun her şeye gücü yeter. Her İstediğini kusursuzca ve kolayca dilediği gibi dilediği zaman yapandır. Allah dilediği kanunları koyar, her an iradesinin tecellisini hakkıyla icraya devam eder. Yaptıklarından dolayı kimseye hesap vermez. Ancak yaratılmış olanlar hesap verir. İnsanlardan bazılarının ben istediğimi yaparım, kimse bana karışamaz demesi yanlıştır. Tanrı’da kim? Tanrı bana karışamaz! Demesi yanlıştır. İstediğini yapan, yaptıklarına karışılamayacak tek güç ve kudret sahibi Rabbindir. Hiç kimse, hiçbir varlık bu güce erişemez. Herkes Rabbinin katında eşittir. Rabbinin yarattığı bütün varlıklar Rabbine hesap verir. Canlı cansız bütün varlıklar Rabbin ne derse O’nu yapar. İnsan; dünyada kendisine verdiğimiz seçme özgürlüğüne, böyle bir iradesi olduğuna güvenerek azgınlaşıp her şeyi yapabileceğini ve bundan da sorumlu tutulamayacağını mı zannediyor? Elbette biz insana dünyada dilediğini yapma imkânı verdik. Ancak dünyada dilediğini yapan insan, yaptıklarından dolayı ahirette hesaba çekilecek! Doğruyu yapanlar kazanacak! Eğriyi yapanlar kaybedecek! İnsanlar seçme haklarının kendi lehlerine mi olduğunu sanıyorlar? Hayır! Andolsun ki kötülüğü seçenler mutlaka karşılığını görecekler. İyiliği seçenler de mutlaka karışlığını görecekler. Herkes şunu bilsin ki; bizim belirlediğimiz süre dolunca yaptıklarınızı önünüze koyacağız ve yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz.
17-22
MEAL
17. O orduların haberi sana geldi mi?
18. Firavun’un ve Semud’un.
19. Doğrusu inkar edenler bir yalanlama içindedirler.
20. Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
21. Gerçek şu ki o, şerefli bir Kur’an’dır.
22. Levh-i Mahfuz’dadır.
MUSTAFA ÇEVİK
17-22 Ey Peygamber! Sen Allah’ın davetinden inatla yüz çevirenleri, Firavun ve Semûd kavminin başlarına gelen azap ile de uyarmıştın. Buna rağmen Allah’ın kendilerini çepeçevre kuşatmış olduğunu anlamak istemiyorlar. Oysa reddettikleri ilahi davetle kula kulluktan kurtuluşa, şerefli, onurlu, özgür ve mutlu bir hayata çağırılmaktalar. Çağrılmakta oldukları ilahi nizamın kitabı Kur’an, Allah’ın koruması altındadır.
MEAL AÇIKLAMASI
17. O, Allah’a, emirlerine, peygamberlerine âsi olan diktatörlerin, ilâhî kanunları tanımayan askerî erkânın, kuvvetlerine güvenip helak olan Günahkâr orduların nasıl yok olup gittiğinin haberi sana geldi mi? Onların başına gelenler sana anlatılmadı mı? O haberin ayrıntılarına baktığında Allah’ın dilediğini dilediği zaman yaptığını ve bunun önünde de kimsenin duramadığını göreceksin. Görevin ümmetine anlatmaktır.
18. Ey Peygamber! Sen Allah’ın davetinden inatla yüz çevirenleri, Firavun ve Semud kavminin başlarına gelen azap ile de uyarmıştın. Hani şu güçlü orduları ile övünen Firavun’un ve Semud’un, o azgın toplumların başına gelenler ki nasıl bir akıbete uğramışlardı? Ve kâfirler-zalimler bugün de hezimetten kurtulamayacaklardır. Bunların, peygamberlerini tekzip edişlerini ve sonunda helâk edilişlerini biliyorsun. O halde sen müşriklerin eziyetlerine sabret ve onları böyle bir akıbetle korkut.
19. Doğrusu geçmişten ibret almayan Mekkeli kafirler, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler inkârcılar inkârda ısrar edenler, Kuran’ı ve peygamberi sürekli bir bocalamayla yalanlama içindedirler. Oysa reddettikleri ilahi davetle kula kulluktan kurtuluşa, şerefli, onurlu, özgür ve mutlu bir hayata çağırılmaktalar. Geçmiş kavimlerin yapmış oldukları inkâr ve isyan sebebiyle başlarına gelmiş olan azaplardan ibret almak yerine, hâlâ hakkı yalanlamaya devam ediyorlar. Onlar Rabbinin gücünü inkâr etmişler. Güçlerinin karşısında hiçbir gücün duramayacağını sanmışlardı. Resullerimizi yalanlamışlar. Gönderdiğimiz gerçekleri inkâr etmişlerdi. Yalanlarının peşine düşerek inananlara karşı çıkıyorlardı. İnsanların haklarını alıyorlar, onlara zulmediyorlardı.
20. Onlar yalanlaya dursun Oysa Allah sonsuz ilim ve kudretiyle onları hiç haberleri olmadan arkalarından çepeçevre kuşatmıştır. Buna rağmen Allah’ın kendilerini çepeçevre kuşatmış olduğunu anlamak istemiyorlar. Oysa Allah onların geleceğini bilmekteydi. İnananlara kurdukları tuzakları bilmekteydi. Allah’ın kurduğu tuzaklardan habersiz, övünüp duruyorlardı.
21. Onların söyledikleri doğru değil! Gerçek şu ki Kâfirler ne kadar inkâr edip yalanlasalar da o, bütün ilâhî kitaplardaki kıyâmete kadar her çağda okunan; şeytandan, değiştirilmekten, tahrif edilmekten korunan, hayatın her alanına hükmetmesi gereken çok şerefli bir Kur’an’dır. Onlara okuduğun kitaptan nasıl şüpheye düşüyorlar? Biz onlara yıllarca gizledikleri bilgilerden haber verip dururken, onlar şaşkınlıktan birbirini suçlarken, düşünmüyorlar mı? Birbirlerini suçlamayı bıraksınlar. Size okunan ayetler, her şeyi bilen Allah tarafından gönderilmiştir. Allah’ın gönderdiği kitap apaçık gerçekleri anlatıyor. Hala düşünmüyorlar mı? Size gönderilen kitap Rabbin katında şereflidir. Değeri çok yücedir. Çünkü içinde hiçbir yalan, hiçbir riya yoktur.
22. Ki Kur’an’ın aslı bütün âyetleriyle Levh-i Mahfuz’dadır. Çağrılmakta oldukları ilahi nizamın kitabı Kur’an, Allah’ın koruması altındadır. Elimizdeki Kutsal Kitabımız da Allah’ın özel muhafazası altındadır. Tahrif ve tağyirden korunmuştur. Allah’ın kâinatta yürürlükte olan kanunlarına uygun tecelli eden iradesine tevdi edilmiş korumada, yazıya geçirilerek korunan Kur’an’dır. Siz Levhi Mahfuz nedir bilir misiniz? Orası bütün bilgilerin saklandığı yerdir. Oradaki bilgiler korunan levhalara yazılmıştır. Levhalara asla gerçek dışı bir şey yazılmaz. Oradaki bilgiler uydurduğunuz yalanlarla karıştırılmaz. Yapılan her şey korunmuş levhalara kayıt edilmiştir. Bilgilerin levhalara kaydedilerek saklandığı yer Rabbin tarafından en yüksek düzeyde korunur. Hiçbir varlık korunan levhalara dokunamaz. Sadece Rabbinin görevlendirdiği muhafızlar oraya ulaşır. Rabbinin izni olmadan hiç kimse oraya ulaşamaz.