Casiye Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

37

Mushaf (Kuran) Sırası

45

Nuzül (İniş)Yeri

65

Nüzül (İniş) Sırası

Mekke

Sure Hakkında Bilgi

Adı: Sure adını, 28. ayette geçen “Casiye” kelimesinden almıştır.

Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanıyla ilgili kesin bir rivayet olmamasına rağmen, muhtevasından, Duhan Suresi’nden kısa bir süre sonra nazil olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bu iki surenin muhtevaları birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir.

Konu: Bu surede kafirlerin tevhid ve ahiret hakkındaki kuşkuları cevaplandırılmakla birlikte, onlar, Kur’an karşısında takındıkları tavır dolayısıyla ikaz edilmişlerdir.

Sureye tevhid hakkında deliller öne sürülmek suretiyle bir giriş yapılmıştır. Bu konuda insanın yaratılışı, yer, gök ve kainattaki harikulade nizam şahit gösterilerek şöyle buyurulmuştur: “Nereye bakarsanız bakın herşeyin tevhidi ispatladığını göreceksiniz. Çeşit çeşit canlılar, gece ve gündüzün deveranı, yağmurun yağması ve bitkilerin çıkması, rüzgarların esmesi ve hatta insanın doğuşu ile ilgili vakıalar üzerinde önyargıya sahip olmayan bir kafayla düşünülecek olursa, muhakkak surette, kainat nizamının kendi kendine meydana gelmediği veya birkaç ilahın eseri olmadığı sonucuna varılır. Çünkü kainatı bir tek Allah idare etmektedir. Ancak bu gerçeğe inanmayan, önceden karar vermiş bir insana, elbette iman nasip olmaz.”

Sonraki ayetlerde ise şunlar anlatılmaktadır: “Kainatta emriniz altına verilen bunca sayısız varlık ve kuvvet, kendi kendine mi oluşmuştur?

Ya da sizin ilahlarınız mı onları yaratmıştır? Onları yaratan ve hizmetinize veren tek olan Allah’dır. Dolayısıyla akıl sahibi her insan, hamd ve şükre ancak bunları yaratan Allah’ın layık olduğu sonucuna varır.”

Bundan sonra, Kur’an davetiyle alay etmelerinden dolayı kafirler ikaz edilmektedir: “Bu Kur’an, İsrailoğullarına verilen nimeti sizlere getirmektedir. Onlar nankörlük ettikleri ve aralarında “din” dolayısıyla ihtilafa düştükleri için kendilerine verilen bu nimetten mahrum olmuşlardır. Aynı nimet şimdi sizlere verilmiştir. Bu sizleri dinin anayollarına ileten bir yol göstericidir. Ona tabi olmayanlar sadece kendi kötü akibetlerini hazırlamaktadırlar. Fakat Allah’ın rahmet ve yardımına layık olanlar ise, sadece bu yol göstericiye tabi olan takva sahipleridir.

Rasulullah’ın ashabına ise, “Bu Allah’tan korkmayan kimselerin, sizlerle alay etmelerine, küstahlıklarına, sabır ve tahammülle karşı koyun. Allah en sonunda onları hesaba çekecek ve sizleri gösterdiğiniz sabırdan dolayı mükafatlandıracaktır” diye nasihat edilmiştir. Daha sonraysa kafirlerin cahiliyye inançları ele alınmıştır. Kafirlerin, “Bu hayatın sonunda başka bir hayat daha yoktur. Bizi sadece zaman öldürür. Tıpkı bir saatin belli bir süre sonra durması gibi. İşte insanoğlu da tıpkı saat gibi, hayatın sonunda, yani ölümden sonra toz toprak olur gider. Zaten “ruh” diye birşey yok ki kabzedilebilsin ve tekrar kendisine üflenerek can verilebilsin. Fakat gerçek senin dediğin gibiyse eğer ölmüş atalarımızı bir dirilt bakalım” şeklindeki sözlerine peşisıra aşağıdaki cevaplar verilmiştir:

a) Bu iddianız bir ilme dayanmamaktadır ve başka bir hayatın olmayacağı şeklindeki düşünceniz sadece bir zandır. Sizler ölümden sonra başka bir hayatın olmayacağını, ruhların kabzedilip yok olacağını gerçekten biliyor musunuz?

b) Sizler, ölümden sonra diriltilmiş bir kimseyi görmemiş olmanızı en kuvvetli bir deliliniz sayıyorsunuz. Oysa bu delil ahiret hayatını inkar etmek için yeterli midir? Sizler tecrübe ve müşahedeye dayanmayan her düşüncenin olamayacağına hükmeder ve onu imkansız mı kabul edersiniz?

c) Salih ve fasık insanların, itaat eden ve isyan eden kimselerin, zalimlerin ve mazlumların sonlarının aynı olacağı şeklindeki bir düşünce akla ve mantığa tamamen ters düşmektedir. İyilerin sonlarının iyi, kötülerinkinin ise kötü olmazsa ve yine mazlumlar adalet, zalimler ceza görmezse, kısaca herkes aynı sonuçla karşılaşırsa, bu akla uygun mu olur? Bir kimse bunun akla uygun olacağına gerçekten inanıyorsa eğer, çok yanlış düşünmektedir.

Ancak zalim ve fasık kimseler böyle düşünürler. Çünkü onlar amellerinin sonucunda kötü şeylerle karşılaşmak istemezler. Fakat bu kainatı yaratan Allah adildir. Zalimle salih kimseleri birbirinden ayırıp, onlara yaptıklarına göre ceza veya mükafat vermesi, O’nun adaletinin gereğidir ve bundan daha tabii ne olabilir?

d) Ahireti inkar, ahlaki çöküşü getirir ve onu ancak nefislerinin kölesi olan kimseler inkar ederler. Bu insanların bu gibi düşüncelere sarılmasının nedeni, arzu ettikleri her kötülüğü dilediğince yapabilmeleri dolayısıyladır. Nitekim bir insan böylesine sapık bir yola girdikten sonra, artık battıkça batar ve hatta öyle bir noktaya girer ki, tüm ahlaki hassasiyeti yok olur, sonunda ise hidayeti kabul etme yeteneğinden tamamen yoksun olur. İşte böyle bir kimse için artık hidayetin tüm kapıları kapanmış demektir.

Bu deliller sırasıyla serdedildikten sonra, kesin bir uslup kullanılarak, kafirlere şöyle denilmiştir: “Sizler nasıl Allah’ın izniyle yaşıyorsanız, yine Allah’ın izniyle hayatınız son bulur ve sonuçta O’nun huzurunda toplanırsınız. Cehaletiniz nedeniyle inanmıyorsanız yine inanmayın ama şunu iyice belleyin ki vakit gelince kendinizi Allah’ın huzurunda bulacak ve tüm amellerinizin kayıtlı olduğu defterler önünüze getirilecektir. İşte o zaman ahireti inkar etmek ve onunla eğlenmek sizlere neye mal olmuştur öğrenirsiniz.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1-2

1-2 Hâ. Mim. Bu ilahi kitap, kâinatı ve içinde olanları yaratan, nizamlarını kurup yaşatan, üstün ilim ve kudret sahibi Allah’tan indirilmektedir.

3-5

3-5 Şüphesiz göklerde ve yerde, Allah’ın sınırsız kudretini gösteren nice deliller vardır. Bunları ancak Allah’ı layıkıyla kavramak, yaratılış sebebini, bilmek isteyenler görüp, düşünürler. Gerçek şu ki, gerek insanın yaratılışında, gerekse üzerinde yaşadığınız yeryüzünde, Allah’ın yaratıp yaydıklarında, aklını kullanıp da üzerinde düşünen herkes için ibret alınacak mesajlar vardır. Gece ile gündüzün birbirini izlemesinde, gökten yağmuru indirip onunla ölü toprağı diriltip size rızıklar bahşetmesinde, rüzgârları hep bir sebebe dayalı rahmeti gereği değişik yönlere doğru estirmesinde, mükemmel bir nizamın olduğunu aklını kullananlar apaçık görürler.

6-10

6-10 Bunlar, Allah’ın bildirdiği âyetleridir. Allah bu âyetleri ile yarattıkları için kurduğu mükemmel nizamını gösterip, sizleri de sınırlarını Allah’ın belirlediği bir nizam ve ahlak ile yaşamaya çağırmaktadır. Bu âyetlerden başka hangi hadise (söze) inanacaksınız? nsanlar Allah’ın yarattığı her türlü nimetlerden istifade edip yaşarken, Allah’ın âyetlerine kulak tıkayıp başka sözlere mi kulak verecekler? Yazıklar olsun bu gerçeklerden yüz çevirerek, Allah’a nankörlük edip kendini aldatanlara. Böyleleri kendilerine Allah’ın daveti ulaşmasına rağmen küstahlaşıp, böbürlenerek sanki hiç işitmemiş gibi O’na sırtlarını dönerek yaşamaya devam ederler. Sen onlara çetin bir azapla cezalandırılacaklarını haber ver, çünkü onlar Allah’ın âyetlerini küçümseyip alay konusu ederek, ondan uzaklaştılar. Hesap Günü cehennemin önüne getirildiklerinde, ne dünyada kazandıkları malın mülkün ne de Allah’la birlikte ilah edindikleri kimselerin onlara hiçbir yardımı dokunmayacaktır. Bu kimseler O Gün hak ettikleri korkunç azaba çarptırılacaklar

11

11 Bu Kur’an insanlara yaratılış sebeplerini açıklayan ve buna göre yaşamak isteyenlere rehberlik eden ilahi bir kitaptır. Cehennem ateşi Kur’an ile yapılan davetten yüz çevirenleri beklemektedir.

12-13

12-13 Denize koyduğu yasalarla gemileri yüzdürüp sizin faydanıza sunan da Allah’tır. Sizden beklenen ise, O’nun bahşettiği nimetlere şükredip davetine icabet etmektir. Allah göklerde ve yerde yarattıklarının hepsini, sizin yararlanmanız için cömertçe önünüze sermiştir. Aklını kullanıp da düşünenler bu gerçeği görür ve Allah’a karşı sorumluluklarının bilincine ulaşırlar.

14-15

14-15 Ey Peygamber! Mü’minlere söyle, “Son Saat’in, Kıyamet ve Hesap Gününün geleceğine inanmayanların yaptıkları eziyetlere şimdilik sabırla dirensin, onlardan uzak durmaya çalışsınlar. Allah her insanın yaptıklarının hesabını soracaktır.” Kim, Allah’ın davetine icabet eder salih amel işlerse kendi yararına olur; her kim de ondan yüz çevirirse bu kendi zararınadır. Sonunda bütün insanlar Allah’ın davetine karşı tutumlarından hesaba çekilecekler.

16-17

16-17 Biz sizlere olduğu gibi, geçmişte de İsrailoğullarına peygamber ve kitap gönderip Allah’ın hükümlerini hayata uygulama gücü bahşettik, temiz ve helal rızıklar ikram ettik. Kendi zamanlarındaki toplumlardan da üstün bir konuma getirdik. Fakat apaçık bilgilere rağmen bir müddet sonra kibirlenmeleri ve aralarındaki kıskançlıkları sebebi ile gerçeğe uymak yerine farklı farklı hiziplere bölünüp doğru yoldan ayrıldılar. Şüphesiz Rabbin onların bu tutumlarının hesabını sorup hak ettikleri cezalarını verecektir.

18-19

18-19 Ey Muhammed! Biz, sana da tüm insanların yaratılış sebeplerini ve ona uygun yaşanması gereken dinin yasalarını (hayat nizamını) açıklayan Kur’an’ı vahyettik. Sen de vahyettiklerimize uy ve insanları da buna uymaya davet et. Sakın daveti kabul etmek istemeyen, Rabbini ve kendini layıkıyla bilmeyenlerin heva ve heveslerine meyletme. Onlara meyledenleri Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramaz. Ancak böyleleri birbirlerinin velisidir. Allah ise takva sahiplerinin dostudur.

20

20 Bu Kur’an, insanların yolunu, gönlünü, aklını aydınlatıp nurlandıran, sorunlarını en sağlıklı çözüme kavuşturan, dünya ve âhiret mutluluğuna ulaştıran hidayet ve rahmet kaynağıdır. Bunu ancak yaratılış sebebini bilmek ve yürekten ona uygun yaşamak isteyen basiret sahipleri anlar

21

21 Kur’an ile yapılan davetten yüz çevirenlerle Allah’ın davetine iman edip de O’nun belirlediği sınırlar içerisinde yaşayanlar hiç bir olur mu? İkisini bir tutacağımızı sananlar yanılıyor, yanlış hesap yapıyorlar.

22

22 Allah, göklerle yeri ve içindekileri boş yere değil; yalnızca kendisinin Rab ve ilah olduğuna iman edilerek Allah merkezli bir hayat yaşanılsın diye yarattı. Sonunda herkes Allah’ın huzurunda toplanıp yaratılış amacına uygun yaşayıp yaşamadığından hesaba çekilip layık olduğu karşılığı görecektir.

23

23 Kendi heva ve hevesini ilah edinip bunu da inatla savunanların Allah kalplerini ve kulaklarını mühürler; gözlerini perdeleyip sapıklıkları içinde kendi hallerine bırakır. İnsanın kendini bu duruma düşürmesine ne demeli? Hâlbuki insana Allah’tan başka kim doğru yolu gösterebilir ki?

24-26

24-26 Allah’ın davetini reddetmeyi tabiatları haline getirip buna kendilerini şartlandırmış olanlar, bir de kalkıp şöyle diyorlar: “Hayat bu dünyada yaşadığımızdan ibarettir; doğar, yaşar ve ölürüz. Bizi sadece zaman öldürüp yok eder, öldükten sonra tekrar diriltilecek de değiliz.” Onlar bu söylediklerini çevrelerinde olup bitenlere bakıp, akıllarını kullanıp, düşünüp de söylemiyorlar; sadece zanna dayalı, temelsiz hayaller kurup ona göre konuşuyorlar. Bu kimselere öldükten sonra diriltilip hesaba çekileceğimiz söylenince de hemen, “O halde ölüp gitmiş atalarımızı geri getirin de görelim, şayet söyledikleriniz doğru ise.” diyorlar. Ey Peygamber! Sen de onlara de ki: “Size bu hayatınızı bahşeden, ölümünüze karar veren ve Kıyamet’le birlikte diriltip huzurunda toplayacak olan da Allah’tır.” Fakat insanların çoğu bu gerçeği kabullenmek istemiyorlar.

27-29

27-29 Şüphesiz göklerde ve yerde olanların, olacak olanların kararını veren Allah’tır, hüküm koymak ve hükümranlık O’na aittir. Dünya hayatlarında Allah’tan başkasının koyduğu hükümlere isteyerek teslim olanlar Kıyamet ve Hesap Günü büyük bir hüsrana uğrayacaklar. İşte O Gün her ümmeti bir araya toplanmış, korkudan diz çökmüş, boyun bükmüş bir durumda görürsün. O Gün her ümmet amellerinin yazılmış olduğu defterlerinde olanlarla yüzleştirilir ve kendilerine, “Bugün dünya hayatlarınızda yapıp ettikleriniz ve yapmanız gerekirken de yapmadıklarınızın karşılığını ve sizinle ilgili tutulan kayıtlarda eksik ya da fazla hiçbir şey yazılmamış olduğunu göreceksiniz.” Denilir.

30

30 İman edip imanlarına yaraşır erdemli bir hayatı yaşamak uğrunda ellerinden gelen gayreti gösterenleri de, Rableri olan Allah, rahmet ve şefkati ile ödüllendirip nimet ve mutluluk yurdu olan cennetine yerleştirecek.

31-35

31-35 Gerçeği inkârı tabiatları haline getirenlere Hesap Günü şöyle denilecek: “Âyetlerimizle uyarılıp bugünlerle karşılaşacağınız bildirilmesine rağmen, kibirlenip böbürlenerek, umursamayanlar sizler değil miydiniz? Size, “Allah’ın vaadi haktır, Kıyamet ve Hesap Günü’nün geleceğinden hiç şüpheniz olmasın.” denildiğinde, “Kıyamet de neymiş! Biz böyle şeylere inanmıyoruz. O dediğiniz sizin uydurduğunuz boş bir zandan ibarettir.” diyordunuz. Hesap Günü, bu söyledikleri ve dünya hayatlarında yapıp ettikleri onların önlerine konulacak, önemsemeyip alay ettikleri gerçek karşılarına çıkacak ve azap onları çepeçevre saracak. O Gün onlara ayrıca şöyle de denilecek: “Sizler Hesap Günü ile karşılaşacağınızı ciddiye almayıp nasıl unuttuysanız; bugün de Biz sizin azap içindeki pişmanlıkla yalvarıp yakarışlarınızı duymayıp, cehennemde unutulmuş durumda bırakacağız. Orada bir yardımcı da bulamayacaksınız. Bu duruma düşmenize Allah’ın daveti ile alay edip, dünya hayatının geçici zevklerine aşırı tutkunluğunuz sebep olmuştur.” O günden itibaren onlar cehennemde kalacaklar. Pişmanlıkları ve dünyaya tekrar döndürülüp davete uyma istekleri de asla kabul edilmeyecek.”

36

36 Sınırsız ilmi ile yaratan, yarattıklarını sayısız nimetlerle donatan, kurduğu mükemmel nizam ile yöneten, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah övgüye ve şükredilmeye layık olan tek ve gerçek ilahtır.

37

37 Göklerde ve yerde büyüklük ve azamet yalnız Allah’a mahsustur. Yalnız O’dur kudret ve hikmet sahibi. Yarattıkları üzerinde hüküm koyma ve hükmetme yetkisi âlemlerin Rabbi Allah’a aittir.

Scroll to Top