Duhâ Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

11

Mushaf (Kuran) Sırası

93

Nuzül (İniş) Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

11

Sure Hakkında Bilgi

93
DUHA SURESİ
GİRİŞ
Adı: Birinci ayetteki “Duha” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Surenin muhtevasından, Mekke döneminin başlarında nazil olduğu açıkça
anlaşılmaktadır. Rivayetlerden anlaşılıyor ki, Rasulullah’a gelen vahiy bir süre kesilmiş ve
dolayısıyla bu duruma çok üzülmüş ve perişan olmuştu. Allah’ın, kendisine darıldığı(nı, terk
ettiğini) sanıyor ve kusurun kendisinde olduğu için vahyi kesmiş olmasından korkuyordu. Bu
surede, vahyin kesilmesinin darılma sebebi ile olmadığı belirtilerek Rasulullah’a teselli
verilmiştir. Vahyin kesilmesi, Allah’ın bir hikmetine bağlıydı. Gündüzün aydınlığından sonra,
sükun bulmak için nasıl gece geliyorsa vahyin kesilmesi de böyledir. Yani, vahyin parlak
ışığı sizin için asabi yorgunluk sebebi idi. Vahyin kesilmesi işte bu asab yorgunluğundan
dinlenmeniz içindi.
Bu keyfiyet Rasulullah’ın risaletinin başlangıcında idi. O dönemde Rasulullah vahyin
şiddetine henüz alışamamıştı. Bu nedenle vahye bir süre ara vermek gerekiyordu. Bu
konuyla ilgili olarak Müddessir suresi giriş bölümünde açıklama yapmıştık. Ayrıca
Müzzemmil an: 5’de de, vahyin gelişinin Rasulullah’ın asabı üzerinde şiddetli bir gerginlik
ve yorgunluk meydana getirdiğini açıklamıştık. Rasulullah vahye alıştıktan sonra vahyin
indirilişinin arasını açmaya gerek kalmamıştı.
Konu: Surenin konusu, vahyin kesilmesi dolayısıyla üzüntüye düşen Rasulullah’a teselli
vermek ve onun üzüntüsünü gidermektir. İlk önce apaçık aydınlık gündüze ve gecenin
sükun haline yemin edilerek, Rabbının onu terk etmediği ve ona darılmadığının
açıklanmasıyla Rasulullah’a teselli verilmiştir. Daha sonra, bu Hak İslam davetinin
başlangıcındaki zorluğun geçici olduğu ve uzun sürmeyeceği müjdelenmiştir. Buna göre, her
gelen devir, ilk devrin durumundan daha iyi olacaktır. Çok geçmeden de Allah’ın bağış ve
rahmeti yağmur gibi inecek ve Rasulullah da ondan memnun kalacaktır.
Bu da Kur’an-ı Kerim’in gelecekten haber verdiği şeylerden birisidir ki, daha sonra
harfiyen yerine gelmiştir. Oysa bu haberin verildiği dönemde Mekke’deki bu çaresiz
insanlar, cahiliyeye batmış kavimlerine karşı mücadele vermekteydiler. Kafirler, bu çaresiz
Müslümanların hayret verecek derecede üstünlük kazanacaklarına ufak bir ihtimal gözüyle
bile bakmıyorlardı.
Bundan sonra Allah (c.c) Peygamberine, “Sen niye perişan oldun ve benim seni terk
ettiğimi, sana darıldığımı zannettin? Biz, doğuşundan beri sana merhametle bakıyoruz. Sen
yetim doğdun. Seni en iyi şekilde yetiştirdik Sen bilmiyordun, sana doğru yolu gösterdik.
Yoksuldun, seni zenginleştirdik. Bütün bunlar gösteriyor ki, başlangıçtan beri seni
seçmiştik. Her zaman da sana lütuf ve fazlımızdan verdik, vermekteyiz de” demiştir.
Burada Taha suresi 37. ayet’ten 42. ayet’e kadar olan bölümü hatırlayalım. Hz. Musa’yı
Firavun gibi cebbar bir hükümdara gönderdiği zaman, Allah (c.c.) O’na teselli vererek
şöyle buyurmuştu: “Doğuş zamanında bile lütfum seninle beraberdi. Onun için, mutmain ol
ki, bu önemli görevde (misyonda) sen yalnız değilsin. Lütfumuz seninle beraberdir.”
Sonunda Allah (c.c.), Rasulullah’a (s.a), bu ihsanlarda bulunduğunu belirtmiş, O’nun da bu
ihsanlar karşısında Allah’ın kullarına nasıl davranması ve bu nimetlere nasıl şükretmesi
gerektiğini bildirmiştir.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1. Ortalığın aydınlandığı,​​ Gecenin geçtiğini, yaşanan sıkıntıların da bir gün geçeceğini,​​ Müminlere ışıl ışıl, apaydınlık bir geleceği müjdeleyen​​ kuşluk vaktine​​ ve​​ berrak aydınlığına,​​ Andolsun

2. Karanlığın​​ bastırıp​​ iyice çöktüğü zaman,​​ fakat Kur’an’ın gündeme gelmesiyle birlikte her geçen gün karanlığı biraz daha azalarak durulmaya yüz tutan ve​​ gündüze az kaldığını haber veren​​ geceye ve gecenin sırlı içeriği şahit olsun ki.​​ Gündüz ve gece nasıl bir nizamın yasalarına bağlanmış, kusursuzca birbirinin ardından devam ediyorsa, sana vahyedilmekte olan âyetler de belirlenmiş bir düzene göre art arda indirilmektedir.

3. Ey Peygamber! Ayetlerimizin bir süre ulaşmamış olması seni şaşırtıp telaşlandırmasın.​​ Sana vahyedilmekte olan ayetler de belirlenmiş bir düzene göre art arda indirilmektedir.​​ Rabbin seni​​ sahipsiz​​ bırakmadı,​​ terk etmedi​​ ve sana darılmadı da.​​ Vahyin kısa bir süre kesilmesinden böyle bir anlam çıkarma. Vahiy yağmur gibidir; siz isteyince değil, Rabbin dileyince gelir.​​ Zaten hiçbir zaman darılmamıştı; tam aksine, seni daima en büyük nimetleriyle el üstünde tutmuştu. Şunu bil ki Rabbin hep senin yanındadır. Rabbin seni sürekli takip ediyor. Senin sıkıntılarını, çalışmalarını, toplumunun sana karşı tavırlarını biliyor. Senin fedakârlıklarını takdir ediyor. Ama sen acele ediyorsun. Rabbinin senin için takdir ettiği zamanı bilmiyorsun. İstiyorsun ki her zaman her an sen istediğinde elçim sana gelsin. Seni desteklesin. Hayır! Bu senin elinde değildir. Buna Rabbin karar verir. Rabbin senin nasıl davranacağını görmek ister. Sana zaman tanır.

4. Ey Peygamber!​​ Muhakkak öğrettiklerimizden sonraki hayatın, öncekinden anlamlı ve hayırlı olacaktır, asla ümitsizliğe, yılgınlığa kapılma;​​ Muhakkak ki, ahiret senin​​ ve senin sünnetine tâbi olacak ümmetin​​ için​​ dünyadan hayırlıdır.​​ Sen günden güne, ileriye doğru daima hayır mertebelerini aşarak yükselecek ve sonuçta, âhiret hayatında en büyük saadete nail olacaksın. Unutma ki yaptıkların, çektiklerin, gayretlerin, gösterdiğin azmin, kararlılığın için Rabbin sana mükâfatını verir. Dünyadaki iyiliklerden, güzelliklerden daha çok ahirette ulaşacağın güzellikleri iyilikleri düşün. Rabbinin ahirette vereceği nimetler, dünyadaki nimetlerden daha çoktur. Senin için ahiret hayatı, dünya hayatından daha iyi olacaktır. Sen yeter ki Rabbinin yolundan dönme daima emirlerimi yerine getir.

5. Sabret​​ Elbette Rabbin​​ tüm umduklarını özlediğin o mutlu günleri​​ er ya da geç, dünyada olmazsa ahirette​​ sana​​ verecek​​ ve sen de​​ O’nun sınırsız lütuf ve ikramıyla, fazlasıyla hoşnut olacaksın.​​ Zamanla Rabbin seni yardımlarıyla daha da destekleyecek ve mutlu edecektir.​​ Rabbin sana ahirette sevap, ikram, şefaat gibi şeyleri verdikçe verecek ve​​ sen de razı olacaksın. Hiç şüphen olmasın! Sakın içinde bulunduğun duruma üzülme! Sakın kendini terk edilmiş sayma!

6.​​ Unutma ki sen yeryüzünde yetimdin! Küçük yaşta anneni, babanı kaybetmiştin! O seni​​ daha dünyaya gözlerini açmadan babasını, altı yaşındayken de annesini kaybetmiş çaresiz​​ bir yetim​​ ve yalnız​​ olarak bulup da​​ saygın ve şefkatli kollara emanet ederek​​ barındırmadı mı?​​ Yurt yuva ve peygamberlik vermedi mi?  Sana sahip çıkmadı mı,​​ ihtiyaçlarını giderecek imkânlara kavuşturmadı mı,​​ güçlü ve şefkatli kollara emanet ederek bağrına basmadı mı? Sana o zamanda kucak açmıştık. Seni bilmediğin şekilde korumuştuk. Rabbin yarattıkları üzerinde tasarruf sahibidir. Hiçbir zaman yarattıklarının kötülüğüne bir şey yapmaz. Rabbin seni hiç boş bırakmadı. Sadece elçilik görevini üstlendiğin zaman değil, her zaman seni korudu, her zaman seni gözetledi, her zaman sana iyilikte bulundu.

7. Şaşkın ve bunalmış bir durumda iken​​ Seni hidayetten​​ kitaptan, imandan haberi olmayan yol bilmez bir kişi olarak​​ habersiz bir halde bulup da​​ Kur’an’la tanıştırıp​​ vahyin rehberliğinde​​ hidayete iletmedi mi?​​ İlim, hikmet ve ibadet yolunu açmadı mı? Seni sapık insanların arasında bulup da​​ nasıl yaşaman gerektiğini bilmez halde şaşırmışken,​​ seni doğru yola eriştirip kurtuluşa eriştirmedik mi? Peygamberlikten, Kur'ân'dan, şeriattan habersiz başına buyruk bir kavim içinde tek başına olduğunu, hidayeti arzuladığını görüp seni hidayete erdirmedi mi, insanlığa rehber yapmadı mı, insanları sana yönlendirmedi mi? İçinde bulunduğun ortamdan, çaresizliklerden bunalmıştın. Ne yapacağını ne söyleyeceğini bilmez şaşırmış bir haldeydin. Kendini uzaklara atıyor, insanlardan ayrı durarak, sürekli kurtuluş yolu arıyordun. Şaşkınlık ve umutsuzluk içindeydin. Rabbin seni bu halde bulmadı mı? Hatırla o zamanları! Ne kadar içine kapanık ne kadar düşünceli ne kadar şaşırmış haldeydin? Rabbin seni o halde bulup yol göstermedi mi? Bilgilerin doğrusunu sana öğretmedi mi? Sana kitaptan bilgiler vererek aydınlatmadı mı? Sen karanlıklarda dolaşırken sana aydınlığı göstermedi mi? Rabbinin hidayeti aydınlık olarak hayatına bir kuşluk vakti gibi, doğmadı mı?​​ 

8. Ve seni yoksul bulup da​​ gerek​​ Hz. Hatice'nin malı ile​​ helâl kazanç imkânları sağlayarak, gerekse de gönlünü​​ zengin etmedi mi?​​ Seni donanımsız bulup yeterli hale getirmedi mi? Rabbini hatırla!

9. Öyleyse​​ yetimin halini en iyi sen bilirsin,​​ eline imkân ve iktidar geçince sakın​​ çocukları, dul ve kimsesiz zavallıları​​ yetimi​​ hor görüp onlara sert davranma,​​ ezme,​​ ezilmesine de fırsat verme,​​ kötü davranma zulüm etme ve incitme. Rabbinin seni bulup koruduğu, doğru yolu sana gösterdiği gibi, sen de yetimleri kolla gözetle! Yolda kalmışlara yardım​​ et! Yolunu şaşırmışlara yol göster! Onları horlama! Onları geri çevirme! Onların haklarını yeme! Onlara daima sahip çık!

10. Dileneni,​​ herhangi bir konuda senden soru sorup bilgi isteyeni ya da​​ yardım isteyeni,​​ sıkıntı ve sorunlarına çözüm yolu olacak cevaplar bekleyenleri geri çevirme ve​​ de azarlama,​​ onları mahrum ve mahzun bırakma.​​ Yoksulun halinden de en iyi sen anlarsın.​​ Ona yardım elini uzat, eğer gücün yetmiyorsa, tatlı bir üslûpla özür dile, fakat hiçbir zaman onu kapından kovma! İhtiyacı olduğu için isteyeni azarlama! Şaşkınlık içinde sana gelip yol arayanları horlama! Onları küçük görme! Onları ezme! Onlarla alay etme!

11.​​ Yarattıklarının gerçek sahibinin ve sahiplenecek olanının Rableri Allah olduğunu unutma.​​ Sana lütfettiği bütün bu üstün fazilet ve meziyetlerden dolayı, övünmek ve böbürlenmek için değil, ama sevinmek ve şükretmek niyetiyle,​​ her zaman ve her yerde ve herkese​​ Rabbinin​​ şimdiki ve gelecekteki vadettiği​​ nimetlerini de​​ minnet ve memnuniyetle​​ durmadan anlat.​​ Özellikle de sana gelen vahiy nimetini her fırsatta anlat.​​ Rabbinin vahyi, sana ihsan ettiği peygamberlik nimeti sebebiyle şükrünü eda etmek için tebliğe devam et! İnsanlara Rabbinin nimeti olarak sana nasıl sahip çıktığını, sana nasıl yol gösterdiğini anlat!​​ İnsanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamını yaşamaya davet et. Andolsun ki Rabbinin nimetleri herkese yetecek kadar çoktur. Rabbinin nimetleri hesapsızdır.

 

1-3

MEAL

1. Andolsun kuşluk vaktine,

2. Karanlığı çöküp sükuna erdiği zaman geceye ki,

3. Rabbin seni bırakmadı ve (sana) darılmadı da.

MUSTAFA ÇEVİK

1-3 Kuşluk vaktinin berrak aydınlığına ve karanlığın tamamen çöktüğü zaman geceye andolsun ki, gündüz ve gece nasıl bir nizamın yasalarına bağlanmış, kusursuzca birbirinin ardından devam ediyorsa, sana vahyedilmekte olan âyetler de belirlenmiş bir düzene göre art arda indirilmektedir. Ey Peygamber! Âyetlerimizin bir süre ulaşmamış olması seni şaşırtıp telaşlandırmasın. Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı da

MEAL AÇIKLAMASI

1. Ortalığın aydınlandığı, Gecenin geçtiğini, yaşanan sıkıntıların da bir gün geçeceğini, Müminlere ışıl ışıl, apaydınlık bir geleceği müjdeleyen kuşluk vaktine ve berrak aydınlığına, Andolsun

2. Karanlığın bastırıp iyice çöktüğü zaman, fakat Kur’an’ın gündeme gelmesiyle birlikte her geçen gün karanlığı biraz daha azalarak durulmaya yüz tutan ve gündüze az kaldığını haber veren geceye ve gecenin sırlı içeriği şahit olsun ki. Gündüz ve gece nasıl bir nizamın yasalarına bağlanmış, kusursuzca birbirinin ardından devam ediyorsa, sana vahyedilmekte olan âyetler de belirlenmiş bir düzene göre art arda indirilmektedir.

3. Ey Peygamber! Ayetlerimizin bir süre ulaşmamış olması seni şaşırtıp telaşlandırmasın. Sana vahyedilmekte olan ayetler de belirlenmiş bir düzene göre art arda indirilmektedir. Rabbin seni sahipsiz bırakmadı, terk etmedi ve sana darılmadı da. Vahyin kısa bir süre kesilmesinden böyle bir anlam çıkarma. Vahiy yağmur gibidir; siz isteyince değil, Rabbin dileyince gelir. Zaten hiçbir zaman darılmamıştı; tam aksine, seni daima en büyük nimetleriyle el üstünde tutmuştu. Şunu bil ki Rabbin hep senin yanındadır. Rabbin seni sürekli takip ediyor. Senin sıkıntılarını, çalışmalarını, toplumunun sana karşı tavırlarını biliyor. Senin fedakârlıklarını takdir ediyor. Ama sen acele ediyorsun. Rabbinin senin için takdir ettiği zamanı bilmiyorsun. İstiyorsun ki her zaman her an sen istediğinde elçim sana gelsin. Seni desteklesin. Hayır! Bu senin elinde değildir. Buna Rabbin karar verir. Rabbin senin nasıl davranacağını görmek ister. Sana zaman tanır.

4-5

MEAL

4. Muhakkak ki, ahiret senin için dünyadan hayırlıdır.

5. Elbette Rabbin sana verecek ve hoşnut olacaksın.

MUSTAFA ÇEVİK

4-5 Ey Peygamber! Muhakkak öğrettiklerimizden sonraki hayatın, öncekinden çok anlamlı ve hayırlı olacaktır. Zamanla Rabbin seni yardımlarıyla daha da destekleyecek, bahşettikleriyle mutlu edecektir.

MEAL AÇIKLAMASI

4. Ey Peygamber! Muhakkak öğrettiklerimizden sonraki hayatın, öncekinden anlamlı ve hayırlı olacaktır, asla ümitsizliğe, yılgınlığa kapılma; Muhakkak ki, ahiret senin ve senin sünnetine tâbi olacak ümmetin için dünyadan hayırlıdır. Sen günden güne, ileriye doğru daima hayır mertebelerini aşarak yükselecek ve sonuçta, âhiret hayatında en büyük saadete nail olacaksın. Unutma ki yaptıkların, çektiklerin, gayretlerin, gösterdiğin azmin, kararlılığın için Rabbin sana mükâfatını verir. Dünyadaki iyiliklerden, güzelliklerden daha çok ahirette ulaşacağın güzellikleri iyilikleri düşün. Rabbinin ahirette vereceği nimetler, dünyadaki nimetlerden daha çoktur. Senin için ahiret hayatı, dünya hayatından daha iyi olacaktır. Sen yeter ki Rabbinin yolundan dönme daima emirlerimi yerine getir.

5. Sabret Elbette Rabbin tüm umduklarını özlediğin o mutlu günleri er ya da geç, dünyada olmazsa ahirette sana verecek ve sen de O’nun sınırsız lütuf ve ikramıyla, fazlasıyla hoşnut olacaksın. Zamanla Rabbin seni yardımlarıyla daha da destekleyecek ve mutlu edecektir. Rabbin sana ahirette sevap, ikram, şefaat gibi şeyleri verdikçe verecek ve sen de razı olacaksın. Hiç şüphen olmasın! Sakın içinde bulunduğun duruma üzülme! Sakın kendini terk edilmiş sayma!

6-10

MEAL

6. O seni bir yetim olarak bulup da barındırmadı mı?

7. Seni hidayetten habersiz bir halde bulup da hidayete iletmedi mi?

8. Ve seni yoksul bulup da zengin etmedi mi?

9. Öyleyse sakın yetimi ezme.

10. Dileneni de azarlama.

MUSTAFA ÇEVİK

6-10 Rabbin, yetimken senin barınmanı sağladı, muhtaç bir haldeyken ihtiyaçlarını giderecek imkânlara kavuşturdu ve nasıl yaşaman gerektiğini bilmez halde şaşırmışken doğru yola yöneltti. Sen de sakın yetimleri hor görüp onlara sert davranma! İhtiyaç sahibi olanı sahiplen, yardım isteyeni azarlama.

MEAL AÇIKLAMASI

6. Unutma ki sen yeryüzünde yetimdin! Küçük yaşta anneni, babanı kaybetmiştin! O seni daha dünyaya gözlerini açmadan babasını, altı yaşındayken de annesini kaybetmiş çaresiz bir yetim ve yalnız olarak bulup da saygın ve şefkatli kollara emanet ederek barındırmadı mı? Yurt yuva ve peygamberlik vermedi mi?  Sana sahip çıkmadı mı, ihtiyaçlarını giderecek imkânlara kavuşturmadı mı, güçlü ve şefkatli kollara emanet ederek bağrına basmadı mı? Sana o zamanda kucak açmıştık. Seni bilmediğin şekilde korumuştuk. Rabbin yarattıkları üzerinde tasarruf sahibidir. Hiçbir zaman yarattıklarının kötülüğüne bir şey yapmaz. Rabbin seni hiç boş bırakmadı. Sadece elçilik görevini üstlendiğin zaman değil, her zaman seni korudu, her zaman seni gözetledi, her zaman sana iyilikte bulundu.

7. Şaşkın ve bunalmış bir durumda iken Seni hidayetten kitaptan, imandan haberi olmayan yol bilmez bir kişi olarak habersiz bir halde bulup da Kur’an’la tanıştırıp vahyin rehberliğinde hidayete iletmedi mi? İlim, hikmet ve ibadet yolunu açmadı mı? Seni sapık insanların arasında bulup da nasıl yaşaman gerektiğini bilmez halde şaşırmışken, seni doğru yola eriştirip kurtuluşa eriştirmedik mi? Peygamberlikten, Kur’ân’dan, şeriattan habersiz başına buyruk bir kavim içinde tek başına olduğunu, hidayeti arzuladığını görüp seni hidayete erdirmedi mi, insanlığa rehber yapmadı mı, insanları sana yönlendirmedi mi? İçinde bulunduğun ortamdan, çaresizliklerden bunalmıştın. Ne yapacağını ne söyleyeceğini bilmez şaşırmış bir haldeydin. Kendini uzaklara atıyor, insanlardan ayrı durarak, sürekli kurtuluş yolu arıyordun. Şaşkınlık ve umutsuzluk içindeydin. Rabbin seni bu halde bulmadı mı? Hatırla o zamanları! Ne kadar içine kapanık ne kadar düşünceli ne kadar şaşırmış haldeydin? Rabbin seni o halde bulup yol göstermedi mi? Bilgilerin doğrusunu sana öğretmedi mi? Sana kitaptan bilgiler vererek aydınlatmadı mı? Sen karanlıklarda dolaşırken sana aydınlığı göstermedi mi? Rabbinin hidayeti aydınlık olarak hayatına bir kuşluk vakti gibi, doğmadı mı?

8. Ve seni yoksul bulup da gerek Hz. Hatice’nin malı ile helâl kazanç imkânları sağlayarak, gerekse de gönlünü zengin etmedi mi? Seni donanımsız bulup yeterli hale getirmedi mi? Rabbini hatırla!

9. Öyleyse yetimin halini en iyi sen bilirsin, eline imkân ve iktidar geçince sakın çocukları, dul ve kimsesiz zavallıları yetimi hor görüp onlara sert davranma, ezme, ezilmesine de fırsat verme, kötü davranma zulüm etme ve incitme. Rabbinin seni bulup koruduğu, doğru yolu sana gösterdiği gibi, sen de yetimleri kolla gözetle! Yolda kalmışlara yardım et! Yolunu şaşırmışlara yol göster! Onları horlama! Onları geri çevirme! Onların haklarını yeme! Onlara daima sahip çık!10. Dileneni, herhangi bir konuda senden soru sorup bilgi isteyeni ya da yardım isteyeni, sıkıntı ve sorunlarına çözüm yolu olacak cevaplar bekleyenleri geri çevirme ve de azarlama, onları mahrum ve mahzun bırakma. Yoksulun halinden de en iyi sen anlarsın. Ona yardım elini uzat, eğer gücün yetmiyorsa, tatlı bir üslûpla özür dile, fakat hiçbir zaman onu kapından kovma! İhtiyacı olduğu için isteyeni azarlama! Şaşkınlık içinde sana gelip yol arayanları horlama! Onları küçük görme! Onları ezme! Onlarla alay etme!

11

MEAL

11. Rabbinin nimetini de durmadan anlat.

MUSTAFA ÇEVİK

11 Yarattıklarının gerçek sahibinin ve sahiplenecek olanının Rableri Allah olduğunu unutma ve insanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamını yaşamaya davet et. Rabbinin nimetlerini minnet ve şükranla yâd ederek tebliğ et!

MEAL AÇIKLAMASI

11. Yarattıklarının gerçek sahibinin ve sahiplenecek olanının Rableri Allah olduğunu unutma. Sana lütfettiği bütün bu üstün fazilet ve meziyetlerden dolayı, övünmek ve böbürlenmek için değil, ama sevinmek ve şükretmek niyetiyle, her zaman ve her yerde ve herkese Rabbinin şimdiki ve gelecekteki vadettiği nimetlerini de minnet ve memnuniyetle durmadan anlat. Özellikle de sana gelen vahiy nimetini her fırsatta anlat. Rabbinin vahyi, sana ihsan ettiği peygamberlik nimeti sebebiyle şükrünü eda etmek için tebliğe devam et! İnsanlara Rabbinin nimeti olarak sana nasıl sahip çıktığını, sana nasıl yol gösterdiğini anlat! İnsanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamını yaşamaya davet et. Andolsun ki Rabbinin nimetleri herkese yetecek kadar çoktur. Rabbinin nimetleri hesapsızdır.

Scroll to Top