Sure Hakkında
Ayet Sayısı
165
Mushaf (Kuran) Sırası
6
Nuzül (İniş)Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
55
Sure Hakkında Bilgi
Adı: Bu sure, adını putperest Arapların bazı büyükbaş hayvanları helâl, bazılarını da haram sayan bâtıl inançlarını reddeden 136, 138 ve 139’uncu ayetlerinden almaktadır.
Nüzul Zamanı: İbn Abbâs’tan gelen bir rivayete göre, Sure’nin tamamı bir defada Mekke’de vahyedilmiştir. Yezid’in kızı ve Hz. Muaz İbn Cebel’in ilk yeğeni Esma şöyle der: “Bu surenin indiği (vahyedildiği) sırada Hz. Peygamber (s.a.) dişi bir deve üzerinde bulunuyor ve ben de devenin yularını tutuyordum. Deve öylesine bir ağırlık hissetti ki, Peygamber’in (s.a.) altında sanki kemikleri kırılıyordu.” Daha başka rivayetlerden, Hz. Peygamber’in (s.a.) surenin tamamını indiği gece yazdırdığını öğreniyoruz.
Surenin konusu, onun Hz. Peygamber’in (s.a.) Mekke’deki son yılında indiğini açıkça göstermektedir. Yezid’in kızı Esma’dan (s.a.) gelen rivayet de bunu doğrulamaktadır. Esma Ensar’dan olduğuna ve İslâm’ı Hz. Peygamber’in (s.a.) Medine’ye hicretinden sonra kabul ettiğine göre, onun Hz. Peygamber’i (s.a.) Mekke’de ziyareti Peygamber’in Mekke’deki hayatının son yılında olsa gerektir. Çünkü bundan önce Peygamber’in (s.a.) Ensar’la ilişkisi, Ensar’dan bir kadının kendisini Mekke’de ziyarete geleceği düzeyde içten değildi.
Nüzul Sebebi: İndiği dönemi tesbit ettikten sonra, Surenin gerisinde yatan gerçeği görmek kolaydır. Hz. Peygamber’in (s.a.) insanları İslâm’a çağırmaya başlamasının üstünden oniki yıl geçmişti. Kureyş’in düşmanlığı ve yaptığı işkenceler en çekilmez ve vahşi bir durum almış, bu yüzden müslümanların çoğunluğu yurtlarını bırakıp, Habeşistan’a hicret etmek zorunda kalmışlardı.
Bütün bunların ötesinde, Hz. Peygamber’in (s.a) iki büyük destekcisi olan Ebu Talip ve Hz. Hatice artık ona daha fazla yardım edecek ve güç verecek durumda değillerdi. Peygamber (s.a.) tüm dünyevi desteklerden yoksun kalmıştı. Fakat, buna rağmen muhalefetin keskin dişleri arasında görevini sürdürüyordu. Sonuçta, bir yandan da bir bütün olarak Mekke toplumu inat ve inkârın içine girmiş bulunuyordu. İslâm’a karşı bir eğilim gösteren herkes alay, eğlence, kınama, işkence ve sosyal boykota maruz bırakılıyordu. Bu kara günlerdeydi ki, Mekke’de İslâm’ı kabul eden Evs ve Hazrec’in bir takım etkili kişilerini çabalarıyla İslâm’ın serbestçe yayılmaya başladığı Yesrib’den bir ümit ışığı belirdi. İslâm’ın başarıya giden yolunda mütevazi bir başlangıçtı bu ve kimse bu başlangıcın gizlediği büyük potansiyeli kestirebiliyor değildir. Çünkü, sıradan bir gözlemciye göre bu zamanda henüz İslâm zayıf bir hareketti; yalnızca, Peygamber’in (s.a.) kendi ailesi ve hareket’in birkaç yoksul bağlısının zayıf desteği dışında hiçbir destek yoktu. Açıktır ki, yoksul müslümanların da, düşmanları haline gelen ve kendilerine işkence yapan kendi kavimlerince terkedildiklerinden, yapabilecekleri fazla bir yardım olamazdı.
Konular: Bu sure nazil olduğu zaman şartlar böyleydi işte. Sure’de işlenen konular yedi başlık altında toplanabilir:
1) Şirk’i red ve tevhid akîdesine çağrı.
2) Ahiret’e imanın ilânı ve dünya hayatından sonra başka bir hayat olmadığının reddi.
3) O zaman geçerli olan bâtıl inançların reddi.
4) İslâm toplumunu kurmak için gerekli temel ahlâkî ilkelerin açıklanması.
5) Hz. Peygamber’in (s.a.) şahsına ve misyonuna yöneltilen itirazlara cevaplar.
6) O zaman görevin görünürde başarısız kalması nedeniyle endişe ve ümitsizliğe kapılan Hz. Peygamber’i (s.a.) ve izleyicilerini teselli ve teşvik.
7) Düşmanlık ve kendini beğenmişliklerini bırakmaları için kâfirlere ve muhaliflere uyarı ve tehditler.
Bu konuların ayrı başlıklar halinde ele alınmadığı açıktır. Sure tam bir bütünlük içinde gitmekte ve verdiğimiz konular yeni yeni ve farklı yollarla tekrar tekrar ortaya konmaktadır.
Mekkî Surelerin Gerisinde Yatan Gerçek: Bu, Kur’an’da da yer aldığı sırayla ilk uzun Mekkî Sure olduğundan, okuyucunun Mekkî sureleri ve bu surelerle getirdiğimiz yorumla bağlantılı olarak bu surelerin farklı aşamalarına telmihlerimizi kolayca anlayabilmesi için, genel olarak Mekkî surelerin indiği ortamı açıklamak yararlı olacaktır.
Herşeyden önce belirtilmelidir ki, Medeni surelerin nüzul zamanı bilinir veya az bir çabayla tesbit edilebilirken, Mekkî surelerin indiği ortam ve geride yatan gerçekle ilgili pek az malzeme vardır. Medeni surelerdeki çoğu ayetlerin nüzul sebebi hakkında bile güvenilir rivayetlere sahip olduğumuz halde, Mekkî surelerle ilgili olarak elimizde böylesi ayrıntılı bilgi bulunmuyor. Nüzul sebebi ve zamanı hakkında güvenilir rivayetler bulunan yalnızca birkaç sure ve ayet vardır. Mekkî dönemin Medeni dönem gibi ayrıntılarıyla ortaya konmadığındandır bu. Bu yüzden, iniş dönemlerini tesbit etmek için surelerin kendilerine ve içten içe verdiği delillere bağlı kalmak durumundayız; tartıştıkları konular, ele aldıkları sorunlar, taşıdıkları üslup veya nüzul sebeplerine ve ilgili olaylara doğrudan veya dolaylı telmihleri gibi. Sahip olduğumuz deliller ancak bu kadar olduğundan, şu veya bu sure veya şu ya da bu ayetin şu veya bu nedenle indiğini kesinlikle söylemiyoruz. En fazla yapabildiğimiz, bir surenin verdiği iç delili Hz. Peygamber’in (s.a.) Mekke’deki hayatını dolduran olaylarla karşılaştırıp, sonra surenin döneme ait olduğu hakkında azami ölçüde doğru bir sonuca varmaktır.
Bütün söylediklerimizi gözönüne alırsak, Hz. Peygamber’in (s.a.) Mekke’deki misyonunun tarihini dört döneme ayırabiliriz:
Birinci Dönem: Onun risaletle görevlendirilmesiyle başlar ve üç yıl sonra peygamberliğini açıkça ilân etmesiyle sona erer. Bu dönemde, mesaj gizli gizli bazı seçkin kişilere götürülüyor ve genelde Mekke halkı bundan habersiz kalıyordu.
İkinci Dönem: Peygamberliğinin ilanından sonra iki yıl sürer. Bireysel karşı çıkışlarla başlar ve yavaş yavaş düşmanlık, alay, eğlence, suçlama, kötü sözler söyleme ve sahte propaganda şeklini alır. Sonraları nisbeten yoksul, zayıf ve çaresiz müslümanlara işkence etmek üzere gruplar oluşturulmuştur.
Üçüncü Dönem: İşkencelerin başlangıcından Peygamberliğin onuncu yılında Hz. Hatice ve Ebu Talib’in ölümüne kadar sürer. Bu dönem müslümanlara yapılan işkenceler öylesine vahşi ve zalimce bir durum almıştı ki, çokları Habeşistan’a hicret etmek zorunda kalmışlardı. Hz. Peygamber’e (s.a.) ve ailesi üyelerine karşı sosyal ve ekonomik boykot uygulanıyor ve Mekke’den ayrılmayan müslümanlar kuşatma altına alınan Şi’b-i Ebî Talib’e sığınmaya zorlanıyorlardı.
Dördüncü Dönem: Peygamberliğin 10. yılından 13. yılına kadar üç yıl sürmüştür. Bu, Hz. Peygamber (s.a.) ve izleyicileri için zorlu sınavlar ve elem verici işkenceler dönemiydi. Mekke’de hayat çekilmez hale gelmişti. Mekke dışında bile sığınılacak bir yer görünmüyordu. O kadar ki, Hz. Peygamber (s.a.) Taif’e gittiğinde, kendisine ne sığınma hakkı ne de koruma sözü verilmişti. Bunun yanısıra, hacc nedeniyle İslâm çağrısını kabul etmeleri için her Arap kabilesine başvuruyor ve her cepheden açık redle karşılaşıyordu. Aynı zamanda Mekke halkı; ya öldürerek, ya tutuklayarak, ya da kentlerinden sürerek kendisinden kurtulmak için danışmalarda bulunuyorlardı. İşte bu en kritik zamanda Allah Yesrib’de Ensar’ın kapılarını İslâm’a açtı ve Hz. Peygamber (s.a.) buraya hicret etti.
Hz. Peygamber’in (s.a.) Mekke’deki hayatını bu şekilde dört döneme ayırdıktan sonra, bizim için herhangi bir Mekkî surenin nüzul zamanını mümkün olduğu kadarıyla tesbit etmek artık kolaylaşmış olmaktadır. Çünkü, belli bir döneme ait olan sureler diğer dönemlere ait olanlardan konuları ve üslûplarıyla ayırt edilebilmektedirler. Bunun yanısıra, inmelerine neden olan durum ve olaylara ışık tutacak telmihler de içermektedir. Bundan sonraki Mekkî surelerde, herbir surenin nüzul zamanını o dönemin ayırıcı özelliklerine dayanarak tesbit edecek ve ‘Giriş’te belirteceğiz.
ÖZET
Ana Konu: İslâm inancı.
Bu sure, İslâm inancının tevhid, ahiret ve nübüvvet gibi belli başlı ilkelerini ve onların günlük hayata uygulanışlarını farklı yönlerden tartışır. Bunlarla birlikte muhaliflerin yanlış inançlarını reddeder, itirazlarına cevap verir, kendilerini uyarır ve o zaman çeşitli işkencelere uğrayan Hz. Peygamber’i, (s.a.) izleyicilerini teselli eder. Kuşkusuz bu temalar ayrı başlıklar halinde ele alınmakta, olağanüstü güzellikte birbirleriyle iç içe incelenmektedir.
Konular ve Birbirleriyle Olan Bağlantıları:
1-12: Bu ayetler giriş ve uyarma niteliğindedir. Kâfirler, İslâm inancını kabul etmezler ve Her Şeyi-Bilen ve Her Şeye-Kadir’den gelen Vahy’in gösterdiği ‘Işığı’ izlemezlerse, kendilerinden önceki kâfirlerin uğradıkları aynı kötü sonuca uğrayacakları konusunda uyarılmaktadırlar. Peygamber’i (s.a.) ve ona indirilen Vahy’i reddetmek noktasındaki delilleri reddedilmekte ve kendilerine tanınan süreye aldanmamaları için ikaz olunmaktadırlar.
13-24: Bu ayetler tekrar tekrar tevhid’in üzerinde durmakta ve onun kabülü yolunda en büyük engel olan şirk’i reddetmektedir.
25-32: Bu ayetlerde, kâfirleri iman ilkeleri’ni reddetmelerinin doğuracağı sonuçlar karşısında uyarmak için ahiret hayatının tasviri bir manzarası sunulmaktadır.
33-73: Başlıca konu, Hz. Peygamber (s.a.) açısından tartışılan Nübüvvet (Peygamberlik), onun misyonu, gücünün sınırları, izleyicilerine karşı tavrı ve bunların kâfirler açısından da ele alınışıdır.
74-90: Aynı konuya devamla, İbrahim Peygamber’in hikâyesine dönülmekte ve böylece putperest Araplara, karşı çıktıkları Peygamber Hz. Muhammed’in (s.a) misyonunun İbrahim Peygamber’inkiyle (a.s) aynı olduğu hatırlatılmaktadır. Araplar kendilerini İbrahim’in izleyicileri kabul ettiği, (özellikle Kureyş) onun soyundan olmakla övündüğü için böyle bir tartışma çizgisi benimsenmektedir.
91-108: Hz. Peygamber’in (s.a) Peygamberliğinin bir diğer delili kendisine Allah tarafından indirilen Kitap’tır. Çünkü bu kitabın öğretileri akide ve uygulama açısından doğru yönü göstermektedir.
109-154: Putperest Arapların bâtıl sınırlamalarına karşılık ilâhî sınırlamalar ortaya konulmakta ve böylece ikisi arasındaki çarpıcı farklılıklar gösterilerek Kur’an’ın vahyedilmiş Kitap olduğu ispatlanmaktadır.
160: Putperest Arapların yanısıra 144-147. ayetlerde eleştirilen Yahudiler Kur’an’ın öğretilerini Tevrat’inkilerle karşılaştırarak, aradaki benzerliği görmeye ve Kur’an karşısındaki geçersiz mazeretlerini bırakarak, kıyamet günü’nün azabından kurtulmak için onun hidayetini benimsemeye çağrılmaktadır.
165: Sure’nin sonucu buradadır: Güzel ve zorlayıcı bir biçimde Hz. Peygamber’e (s.a.) korkmadan İslâm inancının ilkelerini ve anlamlarıyla birlikte sonuçlarını ilân etmesi emredilmektedir.
1-2
MEAL
1. Gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a hamdolsun. Sonra, inkarcılar Rabblerine başkalarını denk tutuyorlar.
2. O sizi çamurdan yarattı, sonra bir ecel belirledi. Kendi katında da belirli bir ecel vardır. Sonra (buna rağmen) siz şüphe ediyorsunuz.
MUSTAFA ÇEVİK
1-2 Bütün övgüler ve şükürler; gökleri, yeri ve arasındakileri, karanlığı ve aydınlığı yaratan Allah’a mahsustur. Şirk ve küfürde inatla direnenler, Allah’ın yarattığı ve sahibi olduğu kulları üzerinde kendilerini hak sahibi görüp ilahlık iddiasında bulunuyorlar. Hâlbuki insanı balçıktan yaratan, sonra da hem insana hem de dünyaya bir ömür tayin eden, öldükten sonra diriltip hesap soracak olan da Allah’tır. Bu gerçeğe rağmen davet edildiğiniz hayat nizamına uymakta niçin tereddüt ediyorsunuz?
MEAL AÇIKLAMASI
1. Gökleri yeri ve arasındakileri yaratan, her türlü maddî-manevî karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a hamdolsun. Bütün övgüler ve şükürler Allah’a mahsustur. Böyle iken, Şirk ve küfürde inatla direnip Rablerine karşı nankörlük eden inkarcılar, Allah’ın yarattığı ve sahibi olduğu kulları üzerinde kendilerini hak sahibi görüp ilahlık iddiasında bulunarak Allah’tan yüz çeviriyorlar. Ve kendilerini besleyen, büyüten, yaşatan Rabblerine göz göre göre hâlâ birtakım sahte ilâhları, efendileri, önderleri denk ve ortaklar tutuyorlar.
2. Oysa Allah sizi basit bir çamurdan yarattı, sonra hem insana hem de dünyaya bir ömür belirledi. Kendi katında da belirli adı kıyâmet olan ayrı bir süre daha vardır. Fakat bu gerçeğe rağmen siz davet edildiğiniz hayat nizamına uymakta niçin hâlâ şüphe ediyorsunuz?
3-6
MEAL
3. O göklerde de yerde de Allah’tır. Sizin gizlinizi ve açığınızı bilir; ne kazandığınızı da bilir.
4. Onlara ne zaman Rabblerinin ayetlerinden bir ayet gelse mutlaka ondan yüz çevirirler.
5. Hakk kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeylerin haberleri onlara gelecektir.
6. Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onlara size vermediğimiz imkanları vermiş, gökten üzerlerine bolca yağmur indirmiş ve altlarından ırmaklar akıtmıştık. Ama onları günahlarından dolayı helak ettik ve peşlerinden başka nesiller ortaya çıkardık.
3-6 Hiç şüphe yok ki göklerde olanları da yerde olanları da yaratan ve nizamlarını kurup yaşatan Allah’tan başka gerçek ilah yoktur, ibadet ve itaat edilmeye layık olan yalnızca O’dur. O, sizin içinizde sakladıklarınızı da açığa vurduklarınızı da ve nasıl yaşamak istediğinizi de bilir. Kendilerini bu gerçeği inkâra şartlandırmış olanlar ne zaman Allah’ın âyetlerine uymaya çağırılsalar hemen ondan yüz çevirir, duymazdan gelirler. Oysa artık yaratılışlarının sebebini açıklayıp, onları onurlu, erdemli ve özgür bir hayata davet eden Kur’an gelmiştir fakat buna rağmen Kur’an’ın âyetlerini yalan sayıp, onlarla alay etmekteler. Günü gelince alay ettiklerinin gerçek olduğunu anlayıp pişman olacaklar. Bu müşrikler kendilerinden önce Allah’ın davetini reddeden toplumların başlarına gelenleri bilmiyorlar mı? Size verdiğimiz nimetleri onlara da vermiş, üzerlerine gökten bol yağmurlar indirmiş, ayaklarının altlarından ırmaklar akıtmıştık. Buna rağmen nankörlük ederek günah işlemeye devam ettiler. Bu yüzden Biz de onları azaba uğratıp helak ettik ve yerlerine başka nesilleri mirasçı kıldık.
MEAL AÇIKLAMASI
3. Hiç şüphe yok ki O göklerde olanları da yerde olanları da yaratan ve nizamlarını kurup yaşatan, var olan her şeyin Hâkim’i olantek gerçek ilah Allah’tır. İbadet ve itaat edilmeye layık olan yalnızca O’dur. O’nun hükmü sadece göklerde değil, yeryüzünde de geçerlidir. Kâinatın her zerresine hükmeden Allah, elbette insanoğlunun hayatına da müdahale edecek, onun için haram helal sınırları koyacaktır. O, her yerde hazır ve nâzır olmakla sizin sırrınızı içinizde sakladıklarınızı da açığa vurduklarınızı da bilir. Hayır ve şer olarak her türlü hak ettiklerinizi, Haram helal, ne kazandığınızı, iyi-kötü yaptıklarınızı ve nasıl yaşamak istediğinizi de bilir.
4. O kendilerini inkâra şartlandırmış olanlara Rablerinden ne zaman bu gerçekleri hatırlatan bir ayet gelse mutlaka duymazdan gelip hemen ondan yüz çevirirler.
5. Oysa artık yaratılışlarının sebebini açıklayıp, onları onurlu, erdemli ve özgür bir hayata davet eden Kur’an gelmiştir. Görüldüğü gibi hak ve hakikat olarak Kur’an âyetleri kendilerine gelince onu alaya alıp yalanladılar. Fakat eninde sonunda alay edip durdukları kıyâmet, cennet, cehennem haberleri gibi gerçeklerle yüz yüze gelecekler ve helak, azap olarak karşılarına çıkacaktır.
6. Bu müşrikler Yemen’e, Şam’a, Filistin’e yaptıkları seyahatlerde, harabelerin yanlarından geçerken kendilerinden önce Allah’ın davetini reddeden Lût, Âd, Semûd kavmi gibi nice nesillerin başlarına gelenleri ve nasıl helak ettiğimizi görmediler mi? Onları sizi yerleştirmediğimiz sağlam bir biçimde yeryüzüne yerleştirmiş, sizeverdiğimiz imkanları ve nimetleri onlara da vermiş, gökten üzerlerine bardaktan boşanırcasına bol yağmur indirmiş ve ayaklarının altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat bunca nimetlere nankörlükle karşılık vererek isyan ettiler. Böylece onları işledikleri günahlarından dolayı helak ettik ve peşlerinden onların yerini alacak başka nesiller ortaya çıkardık.
7-8
MEAL
7. Sana kağıt üzerinde yazılı halde bir kitap indirseydik ve ona elleriyle dokunsalardı yine de inkar edenler: “Bu apaçık bir sihirdir” derlerdi.
8. “Ona bir melek indirilseydi ya!” dediler. Bir melek indirseydik iş bitirilmiş olurdu ve onlara göz bile açtırılmazdı.
MUSTAFA ÇEVİK
7-8 Ey Peygamber! Şayet Biz sana Kur’an’ı yazılı bir metin halinde gönderseydik ve onlar da ona elleriyle dokunsalardı, yine de inkârcılığa kendilerini şartlandırmış olanlar inanmaz, “Bu bir aldatmaca, bir sihirbazlık işidir.” derlerdi. Ardından da “Madem Peygambersin, o halde sana yardımcı bir melek gönderilsin ki biz de onu görüp inanalım.” derler fakat melek de göndersek yine inanmazlardı. Bundan sonra da tevbe etmeye fırsat bile bulamadan helak edilmek üzere haklarında hüküm verilirdi.
MEAL AÇIKLAMASI
7. Ey Resûlüm! Şayet Biz sana onların istediği gibi Kur’an’ı kâğıt üzerinde yazılı bir metin halinde gönderseydik ve onlar da gözleriyle görüp ona elleriyle dokunsalardı, inkâr edenler yine de inanmaz ve: “Bu apaçık bir sihirbazlık işi ve büyüdür ” derlerdi. Hâlbuki, gözlerini kör eden inat, kibir ve bencillik duygularından bir an için sıyrılıp Kur’an’ı dikkatli bir gözle incelemiş olsalardı, onun Allah’tan gelen en büyük mucize olduğunu göreceklerdi.
8. “Ayrıca onlar dediler ki: Madem Muhammed gerçekten bir Peygamber, o halde ona yardımcı bir melek gönderilsin ki biz de onu görüp inanalım” dediler. Evet, Allah buna Kâdir’di. Ama Lût kavmi gibi, bazı kavimlere gönderdiğimiz ve onların da göreceği şekilde bir melek gönderseydik onlar yine inanmazlardı. Bundan sonra da imtihân süresi sona ermiş olur, helak edilmek üzere haklarında hüküm derhal uygulanıp bir musibetle işleri bitirilmiş olurdu. Sonra da onlara pişmanlık için tevbe etme fırsatı bile verilmeyip asla göz açtırılmazdı. Kendilerini hiçbir şey kurtaramazdı.
9
MEAL
9. Eğer onu (peygamberi) bir melek kılsaydık, bir adam şeklinde kılardık da onları düştükleri kuşkuya yine düşürürdük.
MUSTAFA ÇEVİK
9 Şayet Biz, Peygamber’le birlikte bir melek göndersek, elbette onu da insan şeklinde gönderirdik. Davete iman etmek istemeyenlerin bahaneleri bitmez, şüphelerinin önüne de geçilemez.
MEAL AÇIKLAMASI
9. Eğer Biz peygamber olarak insan değil de bir melek gönderseydik, ya da Peygamber’le birlikte bir melek gönderseydik onu yine bir insan şeklinde gösterirdik. Çünkü meleği aslî sureti ile görmeye dayanamazlardı. Onlar bir türlü tatmin olmayacağı, sorularının arkası bir türlü kesilmeyeceği için kâfirleri “Bu insan mı, melek mi?” diye şimdi düştükleri kuşkuya yine düşürürdük. Davete iman etmek istemeyenlerin bahaneleri bitmez, şüphelerinin önüne de geçilemez. Çünkü bunlar imtihanı kaybetmeyi hak ediyorlar.
10
MUSTAFA ÇEVİK
10 Senden önceki peygamberlerin de öğüt ve uyarıları ile alay edilmişti. Bu yüzden alay edenler hak ettikleri azap ile helak edildiler.
MEAL AÇIKLAMASI
10. Ey Resûlüm, üzülme! Sen ilk değilsin senden önceki nice peygamberlerle de öğüt ve uyarıları yüzünden alay edilmişti. Bu yüzden peygamberleri küçük görüp alaya alan küstahları, alay ettikleri gerçek, hak ettikleri acı bir azap şeklinde çepeçevre kuşatmıştı ve helak edilmişlerdi.
11
MEAL
11. De ki: “Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonları nasıl olmuş bir görün!”
MUSTAFA ÇEVİK
11 De ki: “Yeryüzünü dolaşın da davet edildikleri ilâhî nizam ile ahlakı reddedip nankörlük eden küstahların sonlarının nasıl olduğunu görüp anlayın.”
MEAL AÇIKLAMASI
11. Ey Müslüman! Onlara de ki: “Yeryüzünde ders almak için gezip dolaşın, geçmiş medeniyetleri araştırın ve tarihten ibret alın. Sonra da davet edildikleri ilâhî nizamı reddedip nankörlük eden küstahların ve peygamberleri alaya alıp hakîkati yalanlayanların sonları nasılmış görüp anlayın ve bir düşünün.
12
MUSTAFA ÇEVİK
12 Ey Peygamber! O müşriklere “Göklerde ve yerde olanlar kimin?” diye sor ve de ki: “Elbette Allah’ındır. Merhametli ve şefkatli olmak da O’nun sıfatlarındandır.” Geleceği kesin olan Kıyamet Günü, Allah hepinizi bir araya toplayıp davetine karşı tutumunuzdan hesaba çekecek ve hak ettiğinizin karşılığını verecektir. Kaçınılması mümkün olmayan bu gerçeğe, şirk ve küfürde inatla direnenler inanmazlar.
MEAL AÇIKLAMASI
12. Ey Peygamber! “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor ve şöyle cevap ver: “ Elbette şefkat ve merhamet etmeyi kendine prensip edinmiş olan Allah’ındır”. Bütün kullarına ve mahlûkatına şefkat ve merhamet buyurmak Allah’ın şanıdır. Muhakkak ki, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde Allah hepinizi davete karşı tutumunuzdan hesaba çekmek için bir araya toplayacaktır ve hak ettiğinizin karşılığını verecektir. Kaçınılması mümkün olmayan bu gerçeğe, inatla direnip kendilerine yazık edenler var ya, işte onlar bu gerçeklere kesinlikle iman etmezler.
13
MUSTAFA ÇEVİK
13 Gecenin ve gündüzün barındırdığı her şeyin tek ve gerçek sahibi Allah’tır. Her şey O’nun bilgisinin ve kudretinin eseridir, O her şeyden haberdardır.
MEAL AÇIKLAMASI
13. Gece ve gündüzün göklerin ve yerin içinde barınan, duran hareket eden her şeyin tek ve gerçek sahibi Allah’tır. O her şeyden haberdar olup her şeyi hakkıyla duyandır. Her şey O’nun bilgisinin ve kudretinin eseridir ve her şeyi hakkıyla bilendir.
14-16
MEAL
14. De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan ve yediren fakat kendisi yedirilmeyen Allah’tan başkasını mı kendime dost edineceğim!” “Ben Müslümanların ilki olmakla emrolundum” de ve sakın Allah’a eş koşanlardan olma.
15. De ki: “Ben Rabbime karşı gelirsem büyük bir günün azabından korkarım.”
16. O gün kim ondan (azaptan) alıkonursa (Allah) ona rahmet etmiş olur. Apaçık kurtuluş işte budur.
MUSTAFA ÇEVİK
14-16 De ki: “Gökleri ve yeri bir bütün olarak yaratıp, sonra da bir çekirdeği yarar gibi birbirinden ayıran, kusursuz işleyen nizamlarını kuran ve yarattıklarını yedirip içirip rızıklandıran, kendisinin de hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah dururken, ben O’nun davet ettiği nizam ile ahlaktan başkasına mı yöneleceğim?” De ki: “Ben Rabbimin beni davet ettiğine teslim (müslüman) olanların ilki ve öncüsü olmakla emrolundum. O’ndan başkasını ilah edinmem, Rabbime nankörlükle isyan edersem Kıyamet Günü’nün o çetin azabına mahkûm olmaktan korkarım.” O Gün kim salih amelleri sebebi ile azaptan esirgenmişse, Allah’ın şefkat ve merhametine nail olup bahtiyar olacaktır.
MEAL AÇIKLAMASI
14. Habibim, yapmış olduğun hak davete uymak yerine, haddi aşarak, seni kendi bâtıl inançlarına çağıran o kâfirlere: Gökleri ve yeri bir bütün olarak yoktan var eden, kusursuz işleyen nizamlarını kuran ve yarattığı her canlıyı yedirip içirip beslediği halde, kendisi beslenmeye ve hiçbir şeye muhtaç değilken benAllah’tan başkasını kendime veli, koruyucu, otorite ve dost mu edineceğim ve O’nun davet ettiği nizam ile ahlaktan başkasına mı yöneleceğim? diye sor. Ey Resûlüm “Ben Rabbimin beni davet ettiğine ve size tebliğ ettiğim emir ve yasaklara teslim olan Müslümanların ilki ve önderi olmakla emrolundum. Bana Allah’ın dışındaki varlıkların koyduğu yasalara uymamam, onların yasalarıyla Allah’ın yasalarını eşit tutmamam emredildi. Onun için hiçbir zaman Allah’ın yasa koyuculuğunun yanında başka yasa koyucular kabul etmem. Asla ümitsizliğe, yılgınlığa kapılmadan, benden önce birilerinin başlamasını beklemeden Rabb’imin buyruklarına boyun eğerek, sözlerimle, davranışlarımla, hayatımla ve ölümümle müminlere örneklik ve öncülük edeceğim ve asla müşriklerin yanında yer almayacağım. Bir başkasını ilah edinip Allah’a ortak koşanlardan olamam de ve sakın müşriklerden olma.
15. De ki: “ Eğer ben müşriklerin arzu ve heveslerine uyup Rabbime nankörlükle karşı gelirsem her şeyin hesabını vereceğim büyük bir günün çetin azabından korkarım.”
16. O gün kim salih amelleri sebebi ile cehennemden korunup azaptan kurtarılırsa Allah ona şefkati ile rahmet etmiş ve merhametine nail olmuş olur. Apaçık ve gerçek kurtuluş işte budur. O hâlde, ebedî kurtuluşa ulaşmak için Kur’an’a sımsıkı sarıl, başına geleceklerden de korkma.
17
MUSTAFA ÇEVİK
17 Eğer Allah sana imtihan etmek için ya da ellerinle işlediklerinden dolayı bir zarar dokundurmak isterse, onu yine Allah’tan başkası gideremez ya da sana bir hayır dilerse ona da kimse engel olamaz. Şüphesiz Allah dilediğini yapmaya kâdirdir.
MEAL AÇIKLAMASI
17. Eğer Allah sana imtihan etmek için ya da yaptıklarından dolayı bir sıkıntı verirse bunun önüne hiçbir güç geçemeyeceği gibi onu yine kendinden başkası asla gideremez. Eğer sana bir hayır dileyip bir iyilik verirse bil ki bu Allah’ın lütfudur ve o hayrın gelmesine de hiç kimse engel olamaz. Allah’ın gücünün üstünde güç yoktur. O’nun hükmüne kimse karşı çıkamaz. Sizler yeryüzünde Allah’ın yasalarına karşı çıktığınızı, Allah’ın yasalarına karşı kendi yasalarınızı koyduğunuzu, buna gücünüzün yettiğini mi sanıyorsunuz? Bu sadece sizi denemek için verilen bir fırsattır. Şüphesiz Allah dilediğini yapmaya kâdir olup her şeye mutlak güç yetirendir.
18
MUSTAFA ÇEVİK
18 Kulları üzerinde hükümranlık yalnızca Allah’a aittir. O, her hükmünde hikmet olan, her şeyin en doğrusunu bilendir.
MEAL AÇIKLAMASI
18. O kullarının üstünde mutlak güç otorite ve hakimiyet sahibidir. O her hükmünde hikmet olan hakimdir, her şeyin en doğrusunu bilen ve yaşadığınız her şeyden her an hakkıyla haberdar olandır.
19
MEAL
19. De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?.” De ki: “Benimle sizin aranızda Allah şahittir. Bu Kur’an sizi ve onun ulaştığı kimseleri uyarmam için bana vahyedildi. Allah’la birlikte başka ilahların bulunduğuna siz mi şahitlik ediyorsunuz?.” “Ben buna şahitlik etmem” de. “O, ancak tek bir ilahtır ve ben sizin eş koştuklarınızdan uzağım” de.
MUSTAFA ÇEVİK
19 Ey Peygamber! O şirk ve küfründe direnenlere de ki: “Benimle sizin aranızda en güvenilir ve en büyük şahit kimdir? Elbette ki Allah’tır. Bu Kur’an bana, sizi ve sizden sonra ulaşacağı kimselerin uyarılması için indirildi, buna rağmen davet edildiğinizden yüz çevirip de Allah’tan başka ilah mı edineceksiniz?” De ki: “Ben asla Allah’tan başkasını ilah edinmem, tek ve gerçek ilah Allah’tır ve ben, sizin O’na ortak koştuklarınızdan uzağım.”
MEAL AÇIKLAMASI
19. Ey Resûlüm! Peygamber olduğuna inanmak için senden şahit getirmeni isteyip şirk ve küfründe direnenlere de ki: ” Benimle sizin aranızda en güvenilir ve en büyük şahit kimdir? Bu sorudan sonra cevap olarak de ki: ” Allah benimle sizin aranızda elbette ki en güvenilir, en doğru ve en büyük şahittir. İşte ilahî şahitliğin en büyük kanıtı olan bu Kur’an sizi ve sizden sonra kıyâmete kadar onun ulaşacağı herkesin uyarılması için bana vahyedildi. Ey müşrikler! Bunca hakikate rağmen ve ortada Kur’an’ın şahitliği varken; davet edildiğinizden yüz çevirip de Allah’la birlikte başka ilahların varlığına şahitlik edebilir misiniz? Buna dair elinizde en küçük bir delil var mıdır? Rasûlüm sonra cevap olarak tekrar: Ben asla Allah’tan başkasını ilah edinmem ve tek başıma kalsam bu yalana şahitlik etmem” de. ” Bu kararlı duruştan sonra inkârcılara karşı açıkça tavrını ortaya koyarak: Kendisinden başka ilah olmayan, yarattığı hiçbir varlığın, kendisine zerre kadar ortak olamayacağı tek ve gerçek ilah ancak Allah’tır ve ben ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde sizin Allah’a ortak koştuklarınızdan tamamen uzağım”. İşte bunun için Allah’ın yasalarını bırakarak, sizin yasalarınıza uymam de.
20
MEAL
20. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onu (Peygamberi) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanımaktadırlar. Kendilerini zarara sokanlar işte onlar iman etmezler.
MUSTAFA ÇEVİK
20 Kendilerine daha önce kitap verdiklerimiz kendi kitaplarında kalmış olan gerçeklerle, Kur’an’ın ilahi bir kitap olduğunu kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler fakat birçoğu zararlarına olmasına rağmen yine de yüz çevirip inanmazlar.
MEAL AÇIKLAMASI
20. Kendilerine daha önce kitap vermiş olduklarımız kendi kitaplarında kalmış olan gerçeklerle, Kur’an’ın ilahi bir kitap olduğunu ve Muhammed’in gerçek bir peygamber olduğunu pekâlâ bilir, hatta onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi bilirler. Fakat bu gerçeğin farkında oldukları halde, hakikati kabul etmeyerek kendilerini hüsrana uğratan kimseler zararlarına olmasına rağmen yine de yüz çevirip asla sana ve getirdiğin Kur’an’a iman etmezler.
21-24
MEAL
21. Allah’a karşı yalan uydurandan ya da ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki zalimler kurtuluşa eremezler.
22. Onların hepsini bir araya toplayacağımız sonra Allah’a ortak koşanlara: “(Allah’tan ayrı ilah olduklarını) sandığınız ortaklarınız hani nerede?” diyeceğimiz gün(ü düşün).
23. Sonra: “Rabbimiz olan Allah’a yemin olsun ki, biz Allah’a ortak koşanlar değildik” demekten başka bir kaçamak bulamazlar.
24. Bak! Kendileri hakkında nasıl yalan söylediler ve (ilah olduklarını) uydurdukları şeyler nasıl yanlarından kayboldu.
MUSTAFA ÇEVİK
21-24 Gerçekler apaçık bildirilip ortaya konulduğu halde kabullenmeyip, kendi uydurdukları hurafeleri Allah’a isnat ederek iftira edenlerden daha cahil, daha zalim kim olabilir? Bunlar asla iflah olmazlar. Kıyamet Günü bunların hepsini bir araya toplayacağız ve onlara “Allah’a ortak koşarak, ilah edinip peşinden gittikleriniz nerede?” diye soracağız. Onlar da o zaman, “Rabbimiz! Yemin ederiz ki niyetimiz, onları ilah edinerek Sana şirk koşmak değildi.” demekten başka mazeret uyduramayacaklar. Bakın işte uyarıldıkları gerçeklerle karşılaşınca nasıl da yalana sarılıp suçlarını inkâr ediyorlar. Artık ilahlık yakıştırdıkları da onları terk edip yok olmuşlardır.
MEAL AÇIKLAMASI
21. Gerçekler apaçık bildirilip ortaya konulduğu halde kabullenmeyip, kendi uydurdukları hurafeleri Allah’a isnat ederek Allah’a karşı bile bile yalan uydurandan ya da ayetlerini yalanlayandan daha cahil daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki doğruların yerine yanlışları koyan bu zalimler iflah olmazlar ve asla kurtuluşa eremezler.
22. Kıyamet Günü onların hepsini bir araya toplayacağız sonra Sevgide, saygıda, hükümde Allah’a denk tutup peşlerinden giderek yasalarına uyarak Allah’a ortak koşanlara: “ Söyleyin bakalım, Allah’ın dışında manevi bir güç ve yetki sahibi diye emir ve otoritesine boyun eğilmesi gerektiğini ve ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız hani nerede?” diye soracağız.
23. Bunun üzerine onlar tam bir çaresizlik içinde: “Rabbimiz olan Allah’a yemin olsun ki, biz Allah’a ortak koşanlar değildik. Zalim güçleri yaranmak için böyle hareket ettik. Niyetimiz Sana şirk koşmak değildi ” demekten başka bir mazeret ve yalan uyduramayacaklar.
24. Bak şu müşriklere! Her şeyin ortaya çıktığı mahşer günün de bile uyarıldıkları gerçeklerle karşılaşınca, kendileri hakkında nasıl yalan söylüyorlar ve suçlarını inkâr ediyorlar. Artık ilah diye uydurdukları şeyler de onları terk edip gitti. Hâlbuki onlar dünyadayken peşinden gittiklerine atamız, ilahımız, kurtarıcımız, yaratıcımız diye bağırıp çığırıyorlardı. İlahlarının emrine amade askeri olduklarını dünya âleme ilan ediyorlardı. Dünyadayken kibirlerinden yanlarına varılmıyordu. Şimdi ateşi görünce vaz mı geçtiler?
25-30
MEAL
25. Onlardan seni dinleyenler var. Ancak biz, onu anlamamaları için kalplerinin üstüne örtüler kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Onlar bütün mucizeleri görseler yine de ona iman etmezler. Nitekim sana geldiklerinde de seninle tartışırlar; inkar edenler: “Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir” derler.
26. Onlar hem başkalarını ondan alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak dururlar. Böylece yalnız kendilerini helak ediyorlar ama bunun farkında değiller.
27. Onların ateşin başında durdurulup da: “Keşke dünyaya geri gönderilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü’minlerden olsaydık” dedikleri andaki hallerini bir görsen.
28. Hayır; daha önce gizledikleri açığa çıktı. Geri gönderilselerdi kendilerine yasak kılınan şeylere dönerlerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
29. “Şu dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur ve biz yeniden diriltilecek değiliz” dediler.
30. Onları, Rabblerinin huzurunda durduruldukları zaman bir görsen. (Rabbleri): “Bu gerçek değil mi?” der. Onlar: “Evet. Rabbimiz hakkı için gerçektir” derler. O da: “Öyleyse inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın” der.
31. Allah’a kavuşulacağını yalanlayanlar zarar etmişlerdir. Onlara kıyamet aniden gelince, günahlarını sırtlarında taşır halde: “Dünyada ettiğimiz kusurlardan dolayı yazık bize!” derler. Dikkat edin, taşıdıkları şey ne kadar da kötüdür!
MUSTAFA ÇEVİK
25-30 Ey Peygamber! Müşriklerin bir kısmı, sen Kur’an’ı okurken dinliyormuş gibi yaparlar. Onlar âdeta Kur’an’ı anlamamak için kalplerini perdeleyip kulaklarına tıkaçlar yerleştirmişlerdir. Onlar gerçeği tüm delilleriyle görüp, her türlü mucize ile karşılaşsalar da yine inanıp iman etmezler. Üstelik seninle tartışıp, “Bunlar eskilerin masalları.” demekten de geri durmazlar. Ayrıca başkalarının da Kur’an’ı dinleyip anlamasına engel olmaya çalışırlar ve böylece kendilerini cehenneme sürüklerken onları da peşlerine takarlar ama bunun farkında değiller. Sen onların ateşin karşısına getirildiklerinde yaşadıkları aczi ve pişmanlık içinde, “Ah keşke dünyaya dönmek için bize bir fırsat daha verilse de Rabbimizin davetine iman edip sarılan mü’minlerden olabilsek.” deyişlerini bir bilsen. Fakat artık çok geç, daha önce başlarına geleceklerle uyarılmalarına rağmen, umursamayıp yüz çevirmişlerdi. Onlar yeniden dünya hayatlarına döndürülseler yine Allah’la birlikte başka ilahlar edinip, müşrik olmayı seçerlerdi. Çünkü onlar dünya hayatından başka bir hayatın, ölümden sonra dirilişin ve Hesap Günü’nün olmadığına kendilerini şartlandırmış yalancılardır. Bir de sen onların Rablerinin karşısına çıkarıldıklarında, “Ölümden sonra diriltilme ve Hesap Günü gerçek değil miymiş?” diye kendilerine sorulduğundaki hallerini bir görsen! İşte o zaman onlar hep bir ağızdan, “Rabbimize andolsun ki ölümden sonra diriltilmek ve Hesap Günü gerçeğin ta kendisiymiş.” diye seslenirler. Allah da onlara, “Bu gerçeği inkâr ederek yaşamanızın cezasını çekin.” diyecektir.
MEAL AÇIKLAMASI
25. Onların mahşerde bu hale düşmesinin asıl sebebine gelince: İçlerinde Kur’an okurken senin okuduğun Kur’an’a inanmak istedikleri için değil, fitne çıkarmak için alaycı şekilde kulak verip dinliyormuş gibi yaparak dinleyenler var. Fakat onlar; iman etmek için değil, inkârlarına gerekçe bulmak için seni şartlanarak dinliyorlar. Niyetlerindeki bu kötülük sebebiyle biz, Kur’an’ı sanki anlamamaları için âdeta kalplerinin üstünü perdeleyen manevi örtüler, kulaklarına da duymalarına engel ağırlıklar ve tıkaçlar yerleştirdik. Onların ön yargıları kalplerinin üstüne perde, kulaklarına sağırlık olarak döner. Bunun içindir ki, kibir, bencillik, inat, önyargı gibi saplantılarla Kur’an’a yaklaşanlar, onu doğru ve sağlıklı bir şekilde değerlendiremez, onun yol göstericiliğinden faydalanamazlar. Onlar iman hakikatlerini apaçık gösteren gerçekleri tüm delilleriyle görüp her türlü mucizeyle karşılaşsalar yine de ona inanıp iman etmezler. Hatta inkâr edenler senin yanına geldiklerinde inanmamakla kalmayıp: “Bu Kur’an’ın haber ve hükümleri, öncekilerin uydurması masallarından hurafelerinden başka bir şey değildir diyerek seninle tartışırlar. Hâlbuki biz onlar gibi yalanlar üzerine değil, yaşanan gerçek hayatlardan örnek veriyoruz! Belki düşünüp öğüt alırlar.
26. Dahası kendilerinin Kur’an’dan sapıp yüz çevirdikleri yetmiyormuş gibi, başkalarının da Kur’an’ı dinleyip anlamasına engel olmaya çalışarak ondan uzak tutmaya çalışıyorlar Böylece hem kendilerini hem de hakikatten uzak tuttukları insanları peşlerine takıp felakete sürüklüyorlar, ama gafletin zirvesinde oldukları için bunun farkında değiller. Oysa yaptıklarıyla kendi ateşlerini yakıyorlar.
27. Sen onların dünyada bu yaptıklarından sonra cehennemde ateşin karşısına getirildiklerinde çaresizlik ve pişmanlık içinde, Allah’a şirk koştuklarını inkâr ederek: “ Ah keşke bize bir fırsat daha verilip dünyaya geri gönderilsek. O zaman Rabbimizin imani gerçekleri apaçık gösteren ayetlerini yalanlamaz ve Rabbimizin davetine iman edip sarılan mü’minlerden olurduk” dediklerinde onların hallerini bir görseydin. Ne yapacaklarını bilmez perişan haldedirler. Ama zannediyor musunuz ki, bu kâfirlerin o zamanki pişmanlıkları ve iman etme arzuları ciddî ve samimi bir imanın belirtisidir?
28. Akılları başlarına geldiği için mi böyle söylüyorlar? Hayır; bu sözlerinde de samimi değildirler ve artık çok geç. Daha önce başlarına geleceklerle uyarılmalarına rağmen, umursamayıp yüz çevirdiler gizledikleri hakikatler ve kabarık suç dosyaları bir bir karşılarına çıkmıştır ve pişmanlıkları faydasızdır. Geri dönmek istemelerinin ve sızlanmalarının asıl sebebi budur. Onlar yeniden dünya hayatına geri gönderilselerdi küfür tabiatlarına işlediği için kendileri yine Allah’la birlikte başka ilahlar edinip, müşrik olmayı seçerler ve yasak kılınan şeylere dönerler ve aynı inkârlarında diretirlerdi. Şüphesiz onlar dünya hayatından başka bir hayatın, olmadığına kendilerini şartlandırmış inkâr eden yalancılardır.
29. Onlar dünyadayken de böyle başları sıkıştığında defalarca pişmanlık duyup Rablerine sığınmışlardı, fakat rahata kavuşur kavuşmaz sözlerinden dönmüş ve şöyle demişlerdi “Şu dünya hayatımızdan başka bir hayat ve Hesap Günü yoktur ve biz ölümden sonra yeniden diriltilecek değiliz” demişlerdi.
30. Bir de sen, Rabblerinin huzuruna hesaba çekilmek için çıkarıldıkları zaman onların hallerini bir görsen. Allah onlara: “ Sizin dünyada inkâr ettiğiniz ahiret hayatı, tekrar diriliş ve hesaba çekiliş gerçek değil miymiş?” deyince; İşte o zaman onlar itiraf edip pişmanlık gösterecekler ve hep bir ağızdan: “Evet. Rabbimize andolsun ki ölümden sonra diriltilmek ve Hesap Günü gerçeğin ta kendisiymiş ” derler. Allah da onlara artık daha fazla konuşup kendilerini savunmaya kalkmalarına izin vermeyip: “Öyleyse sürekli küfür içinde bulunup bu gerçeği inkâr ettiğinizden dolayı ebedî azabı tadın ve cezanızı çekin ” diyecektir.
31
MUSTAFA ÇEVİK
31 Son Saat’in ve Hesap Günü’nün geleceğine inanmayanlar o günlerle karşılaşınca “Dünyada iken öğüt ve uyarıları dikkate almadığımız için yazıklar olsun bizlere, çok hazırlıksız yakalandık.” diyerek omuzlarındaki günah yüklerinin altında inim inim inleyecekler.
MEAL AÇIKLAMASI
31. Hesap Günü’nün geleceğine inanmayıp Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Öyle ki kıyamet vakti ansızın gelince, sırtlarına günahlarını yüklenmiş bir halde şöyle derler: “Dünyada iken öğüt ve uyarıları dikkate almayıp sorumsuzca yaptıklarımızdan dolayı yazıklar olsun bize, çok hazırlıksız yakalandık. Bu an hiç gelmeyecek sanmıştık; ah, ne günahlar işledik ” diye feryat edecekler. Fakat son pişmanlık fayda vermeyecek. Bakın ve ibret alın. Ah, o yüklendikleri günah ne kadar da kötüdür ve o yükün altında inim inim inleyecekler! Onlar dünyada yaptıklarıyla sırtlarına cehennem odunu yüklemişlerdir.
32
MUSTAFA ÇEVİK
32 Dünya hayatı yaratılışının sebebini düşünmeyenler için yalnızca geçici bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Oysa asıl olan âhiret hayatıdır. Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmek için ellerinden gelen gayreti gösterenleri âhirette ebedî, mutluluk huzur, güven ve sayısız nimetler beklemektedir. Bu gerçeği ancak Allah’ı layıkıyla tanıyan temiz akıl sahipleri anlar.
MEAL AÇIKLAMASI
32. Yaratılışının sebebini düşünmeyenler için dünya hayatı asla geçici bir oyun ve eğlenceden ve geçici bir zevkten ibaret değildir gelir geçer. Dünya hayatı sadece ön hazırlık ve alıştırmadır. Ama Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmek için ellerinden gelen gayreti gösteren, Allah’a karşı gelmekten ve O’nun razı olmadığı şeylerden sakınan takva sahipleri için asıl olan Ahiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır. Onları âhirette ebedî, mutluluk huzur, güven ve sayısız nimetler beklemektedir. Hâlâ bu gerçekleri düşünmek için aklınızı kullanmayacak mısınız? Bu gerçeği ancak Allah’ı layıkıyla tanıyan temiz akıl sahipleri anlar.
33-34
MEAL
33. Onların söylediklerinin seni üzdüğünü biliyoruz. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar ancak zalimler bile bile Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar.
34. Senden önce de peygamberler yalanlandı da yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler. Sonunda yardımımız onlara ulaştı. Allah’ın sözlerini değiştirebilecek yoktur. Peygamberlerin haberlerinden bazıları sana da geldi.
MUSTAFA ÇEVİK
33-34 Ey Peygamber! Allah adına yaptığın davete karşı çıkıp, seni yalancılıkla suçlamalarına üzüldüğünü biliyoruz. Aslında onların yalanladıkları, yüz çevirip reddettikleri Allah’ın âyetleridir. Onlardan öncekiler de kendilerine gelen peygamberleri yalanlayıp eziyet etmişlerdi. Peygamberleri de Bizden kendilerine yardım gelinceye kadar yapılan eziyetlere, iftiralara sabırla direndiler ve sonunda Allah’ın yardımı imdada yetişti. O’nun peygamberlerine ve mü’minlere yardım vaadi haktır ve bunun önüne hiç kimse geçemez. Sana o peygamberlerle ilgili bir kısım kıssaları da ulaştırdık.
MEAL AÇIKLAMASI
33. Ey Peygamber ve Peygamberin izinden yürüyen Müslüman! Onların hakkı inkâr ederek ve seni yalancılıkla suçlayarak sana söyledikleri sözlerin attıkları iftiraların, seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat, onların yalanladığı aslında sen değilsin. Onlar sen kırk yaşına gelene kadar sana “El-Emin” diyorlardı. Ne zaman ki, “sen bana vahiy geliyor” dedin, o zaman seni yalanlamaya başladılar. Gerçekte bu zalimler bile bile ve anlamsız bir inatla Allah’ın ayetlerinden yüz çevirip inkâr ediyorlar. O halde, sadece onlara gerçeklerimizi açıklayarak görevini yap ve onlar hakkındaki hükmü de Allah’a bırak.
34. Sen, onların bu yaptıklarına üzülme! Bu sıkıntılar sadece sizin başınıza gelmiyor. Senden önce de peygamberler de aynen senin gibi getirdikleri mesajlardan dolayı yalanlandılar. Fakat bizden kendilerine yardım gelinceye kadar her türlü yalanlanma ve sözlü, fiilî her türlü eziyet karşısında sabrettiler. Derken yardımımız kendilerine yardımımız yetişti de sonunda kazananlar onlar oldu. Bu, ilahî bir yasadır. Kim uymak zorunda olduğu yasamızı değiştirebilir? Yoksa onlar yasalarımızı uydurdukları yasalara mı benzetiyorlar? Allah’ın peygamberlerine ve mü’minlere yardım vaadi haktır ve O’nun hükümlerini, yasalarını ve sözlerini değiştirebilecek hiçbir bir güç yoktur. Nitekim o Peygamberlerin ibret verici kıssalarından bir kısmını da zaten sana ulaştırdık.
35
MUSTAFA ÇEVİK
35 Ey Peygamber! Allah’ın kitabına uymaya davet ettiğin kimselerin yüz çevirmeleri ve saldırıları ağırına gidiyor, onlar adına üzülüyor olsan da iyi bil ki, onların doğru olanı kabullenmeleri için bir delik açıp yerin dibine insen, göğe bir merdiven dayayıp çıksan, daha başka mucizeler de ortaya koyup göstersen onlar yine de inkârlarından vazgeçmezler. Allah dileseydi, insanları iradelerini kullanarak hayat tarzlarını belirleme özellikleri ile yaratmaz ve onları yaratılış sebeplerine uymaya mecbur olacakları bir yaratılışla var ederdi. O halde sen de sakın bu gerçekten habersiz biri gibi davranma.
MEAL AÇIKLAMASI
35. Allah, onların hidayetini ne kadar arzuladığını biliyor. Eğer onların İslâm dininden yüz çevirmeleri ve iman etmemeleri sana ağır geliyorsa, haydi onların doğru olanı kabullenmeleri için yapabilirsen bir delik açıp yerin dibine inerek veya bir merdiven dayayıp göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye çalış! Gücün yetiyorsa hadi durma yap. İyi bil ki bunlar ve daha başka mucizeler de ortaya koyup göstersen onlar yine de inkârlarından vazgeçmezler. Allah tercihi insanlara bırakmamayı dileseydi gökyüzünde iki tane dev ekran açar; cehennemden ve cennetten canlı yayın yapardı. Böylece insanların hepsinin iradesine müdahalede bulunup, zorla iman ettirerek doğru yolda toplayabilirdi. Fakat öyle yapmadı. Çünkü bu takdirde, insanın ahlâk ve erdemliliğinin hiçbir anlam ve değeri kalmaz, onun meleklerden ayrı olarak yaratılmasının hikmeti ortadan kalkardı. Oysa Allah, insana özgür bir irade vermiş ve onu, dilediği inanç ve hayat tarzını seçme konusunda serbest bırakmıştır. O halde, Allah’ın iradesi başka yönde ise ve insanların kendi serbest tercihleriyle baş başa kalmalarını diliyorsa, sakın bu gerçekten habersiz biri gibi davranıp da Allah’ın kullanmadığı bir yöntemi kullanmak isteyen cahillerden olma ve sakın Allah’ın tüm yollarını görmemezlikten gelme.
36
MUSTAFA ÇEVİK
36 Gerçek şu ki, Allah adına Kur’an ile yapılan daveti ancak yaratılışlarının sebebini anlamak ve samimiyetle ona uygun yaşamak arzusunda olanlar anlayıp kabullenirler. Gözleri dünya hayatından başka bir şey görmeyen, kalplerini karartmış, kulaklarını gerçeklere kapatmış ve sırtlarını dönmüş olanları da Allah, günü gelince Kıyamet’le birlikte diriltip bu davranışlarının hesabını soracak.
MEAL AÇIKLAMASI
36. Gerçek şu ki, Allah adına Kur’an ile yapılan daveti kötü niyet ve eylemlerle aklını ve kalbini karartmış zalimler değil, ancak yaratılışlarının sebebini anlamak ve samimiyetle ona uygun yaşamak arzusuyla gönülden dinleyip işitenler, senin çağrına cevap verip davetini kabul eder Gözleri dünya hayatından başka bir şey görmeyen ve kulaklarını gerçeklere kapatarak kalpleri ölmüş olan kâfirlere gelince onlar son nefeslerine kadar inkârdan vazgeçmeyeceklerdir. Allah günü gelince Kıyamet’le birlikte onları diriltir. Sonra da davranışlarının hesabını sormak üzere O’na döndürülürler.
37
MUSTAFA ÇEVİK
37 Ey Peygamber! Müşrikler sana, “Şayet gerçekten peygambersen neden Rabbin tarafından verilmiş bir mucizen yok, bize bir mucize göstermen gerekmez miydi.” diye soruyorlar. Sen onlara de ki: “Elbette Allah her türlü mucizeyi göstermeye muktedir olandır.” Fakat onlar mucizeler gösterilmesine rağmen yine de davete yönelmezlerse, dünya hayatlarında da azapla helak edilmeyi hak etmiş olacaklarını bilmiyorlar.
MEAL AÇIKLAMASI
37. Ey Peygamber! Müşrikler sana: Rabbinden gerçekten peygamber olduğunu ispatlayan ve bizim istediğimiz türden bir mucize verilmesi gerekmez miydi!” diye soruyorlar. Sen onlara de ki: “ Size âyetlerini okuduğum şu Kur’an’ın kendisi zaten bir mucizedir. Şüphesiz Allah her türlü mucizeyi göstermeye elbette güç yetirir. Fakat onların çoğu aldıkları verdikleri her nefesin birer mucize olduğunu da mucizeler gösterilmesine rağmen yine de davete yönelmezlerse, dünya hayatlarında da azapla helak edilmeyi hak etmiş olacaklarını da bilmiyorlar.
38
MEAL
38. Yeryüzünde yürüyen bütün hayvanlar ve iki kanatlarıyla uçan bütün kuşlar sizin gibi birer ümmetlerdir. Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Onlar sonra Rabblerinin huzurunda toplanırlar.
MUSTAFA ÇEVİK
38 Hâlbuki yeryüzünde yürüyen hayvanlar, kanatlarıyla uçan kuşlar sizin yaratılışınız, içinde yaşadığınız kâinat ve nizamı apaçık mucizeler değil mi? Hem onların her birinin bir yaratılış sebebi olduğunu görmüyor musunuz? Bizim nizam ve yasalarımızın işleyişinde ve gönderdiğimiz Kitap’ta hiçbir eksik, hiçbir kusur bulamazsınız. Sonunda sizler de tekrar diriltilip, Allah’ın huzurunda toplanacak ve daveti olan hayat nizamına karşı tutumunuzdan hesaba çekileceksiniz.
MEAL AÇIKLAMASI
38. Hâlbuki Rasûlümüzden mucize isteyenler, etraflarına şöyle bir baksınlar. Yeryüzünde yürüyen bütün hayvanlar ve kanatlarıyla uçan bütün kuşlar apaçık mucizelerdir ve cebri olarak Allah’ın kâinata koyduğu yasalara uyan sizin gibi birer toplulukturlar. Onları yaratan da sizi yaratan da Biziz. Hem onların her birinin bir yaratılış sebebi olduğunu görmüyor musunuz? Onların da durumları, rızıkları, ecelleri yazılmıştır. Biz yasalarımızın işleyişinde ve gönderdiğimiz Kitap’ta ve evren kanunlarının yazılı olduğu Levh-i Mahfuz’da, sorularına cevap olacak hiçbir şeyi eksik bırakmadık, kusur da bulamazsınız. İnsanlara gerekli olacak her şeyi açıkladık Sonunda sizler de tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanacaksınız ve davete karşı tutumunuzdan hesaba çekileceksiniz.
39
MEAL
39. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi saptırır dilediği kimseyi de doğru yol üzere koyar.
MUSTAFA ÇEVİK
39 Kur’an ile apaçık yapılmakta olan bu çağrıya duyarsız davranıp kıymetini takdir etmeyenler, zifiri karanlıklara gömülmüş körler, kulaklarını gerçeklere tıkamış sağırlar ve gerçekleri söylemeyen dilsizlerdir. Allah doğru olandan sapmak isteyenleri sapıklıkta bırakır, doğru olanı yaşamak isteyeni de ona ulaştırır
MEAL AÇIKLAMASI
39. Kur’an ile apaçık yapılmakta olan bu çağrıya duyarsız davranmakla ayetlerimizi gereksiz ve geçersiz sayıp yalanlayanlar zifiri karanlıklarda kalmış körler, kulaklarını gerçeklere tıkamış sağırlar ve gerçekleri söylemeyen dilsizlerdir. Allah doğru olandan sapmayı dileyen kimseyi sapıklıkta bırakır, doğru olanı yaşamayı dileyen kimseyi de doğru yola iletir. Bile bile yanlışta direten inatçı zâlimleri sapıklıkta bırakır, hakîkate ulaşmak isteyen samimi kullarını ise doğru yola iletir. O’nun bu konudaki dileğini sizin tercih ve davranışlarınız belirleyecektir.
40-41
MEAL
40. De ki: “Ne dersiniz, size Allah’ın azabı yahut kıyamet saati gelirse Allah’tan başkasına yalvarır mısınız? Doğru iseniz söyleyin bakalım!”
41. Aksine yalnız O’na yalvarırsınız. O da dilerse, giderilmesi için yalvardığınız sıkıntıyı giderir. Siz de ortak koştuklarınızı unutursunuz.
MUSTAFA ÇEVİK
40-41 Ey Peygamber! O müşriklere de ki: “Bu nankörlük, küstahlık ve azgınlığınız sebebi ile Allah’ın azabı ya da Son Saat aniden gelip çatsa, o zaman sizler Allah’tan başkasına mı yalvarıp yakaracak, yardım isteyeceksiniz? Hayır, o zaman yalnız Allah’a yalvarırsınız ancak Allah dilerse ondan sizi kurtarır, O’na ortak koştuğunuz ilahlarınız o anda aklınıza bile gelmez.”
MEAL AÇIKLAMASI
40. Ey Peygamber! Allah’ın hükümlerine boyun eğmekten kaçınan o müşriklerin akıllarına hitap ederek de ki: ” Söyleyin bakalım bu küstahlık ve azgınlığınızdan dolayı size Allah’ın azabı yahut kıyamet saati aniden gelirse o zaman kurtulmanız için Allah’tan başkasına mı yalvarıp yakarsınız?!” Eğer samimi ve doğru sözlü iseniz kime yalvarırsınız buna cevap verin?
41. Hayır hayır aksine her dara düştüğünüzde ve o azap geldiğinde ortak koştuğunuz ilahlarınız o anda aklınıza bile gelmez ve unutursunuz da yalnız O’na yalvarırsınız. Çıkarınıza gelince inkâr, çıkarınıza gelince kurtar bizi Ya Rabbi öyle mi? Ancak Allah uygun görürse, kaldırılması için kendisine yalvardığınız belâyı belki kaldırır belki kaldırmaz.
42-45
MEAL
42. Senden önce de ümmetlere peygamberler gönderdik ve belki yalvarırlar diye kendilerini darlık ve sıkıntıya soktuk.
43. Hiç olmazsa verdiğimiz darlık başlarına geldiğinde yalvarıp yakarsalardı! Ama kalpleri katılaştı ve şeytan da yaptıklarını kendilerine süslü gösterdi.
44. Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında onlara her şeyin kapılarını açtık. Kendilerine verilenden dolayı sevince daldıklarında onları ansızın yakaladık ve o an bütün her şeyden ümitleri kesildi.
45. Böylece zulmeden topluluğun arkası kesildi. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
MUSTAFA ÇEVİK
42-45 Biz sizden önceki toplumlara da peygamberler gönderdik, onlar da Allah adına yapılan çağrıyı reddettiler. Sonra da sıkıntı ve zorluklarla onları imtihan ettik. Fakat başlarına gelen sıkıntılara musibetlere rağmen davet edildikleri İslami hayat nizamına uymadılar. Şirk onların gözlerini köreltmiş, kalplerini taşlaştırmış, böylece şeytan da onlara yaptıklarını güzel ve doğru olarak göstermişti. Onlar, kendilerine öğüt ve uyarılarla yapılan daveti umursamayıp, sırtlarını döndüler. Biz de onlara bu defa her türlü nimet kapılarını ardına kadar açtık, kendilerine verilen nimetlerin sarhoşluğu ile şımarıp azgınlaştıklarında, ansızın hiç beklemedikleri bir anda onları azabımızla yakaladık. İşte o zaman bütün hayalleri, ümitleri, hevesleri boşa çıktı. Sonunda hak ettikleri azap ile helak edildiler. Şükredilmeye ve her türlü övgüye layık olan yalnızca Allah’tır.
MEAL AÇIKLAMASI
42. Ey Muhammed Doğrusu Biz senden önceki toplumlara da mesajımızı ileten peygamberler gönderdik. Kimileri elçilerimize itaat etti, kimileri de isyan edip Allah adına yapılan çağrıyı reddettiler. İmtihan etmek için belki boyun eğerek Hakk’a dönerler de yalvarırlar diye zaman zaman kendilerini çeşitli darlık ve sıkıntılar içinde bıraktık. Yine de iman etmediler.
43. Hiç olmazsa başlarına bu belalar geldiği zaman bari hatalarını anlayıp, tevbe ederek yalvarıp yakarsalardı ve yasalarımıza uysalardı ya! Fakat bu musibetlere rağmen tam aksine iyice azgınlaştılar ve davet edildikleri İslami hayat nizamına uymadılar. Şirk onların gözlerini köreltti, kalpleri kaskatı kesildi ve şeytan da kendilerine yaptıklarını süsleyip doğru ve güzel gösterdi. Kötülüğü alışkanlık hâline getirdikleri için, zamanla bu kötülüklerden etkilenmez oldular ve fenalığı iyilik, günahı sevap saymaya başladılar; vicdanları dondu, akılları tutuldu, azıttıkça azıttılar. İmtihan çeşit çeşittir. Bazen nimetleri azaltmakla, bazen de çoğaltmakla imtihan ederiz.
44. Ne zaman ki kendilerine yapılan öğüt ve uyarıları umursamayıp unuttular. Biz de imtihanın şeklini değiştirdik ve bu sefer de onlara zenginlik gibi her türlü nimetin kapılarını sonuna kadar açtık. Bir müddet de böyle imtihan ettik. Fakat kendilerine verilen nimetlerden dolayı Allah’ı, âhireti unutarak şımarıp azgınlaştıkları ve günaha daldıkları bir anda onları deprem, kaza, hastalık gibi hiç beklemedikleri azapla ansızın yakalayıverdik. İşte o zaman yaşadıkları dehşetten dolayı dünyaya ait bütün hayalleri boşa çıkıp ümitleri sönüverdi. Daha dünyadayken rezil rüsva oldular. ,
45. Sonunda hak ettikleri azap ile zulmeden topluluğun kökü helak edilip kesilmiş oldu. Buraya kadar yapılan tüm uyarılar, arkadan gelenlerin, öncekilerin yaşadığı akıbeti yaşamaması içindi. O halde hamd, yalnızca şükredilmeye ve her türlü övgüye layık olan alemlerin Rabbi Allah’a aittir.
46-47
MEAL
46. De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin işitme duyularınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse Allah’tan başka size onları geri verecek ilah kim olabilir? Bak nasıl ayetlerimizi çeşitli şekillerde açıklıyoruz sonra onlar yüz çeviriyorlar.
47. De ki: “Ne dersiniz, size Allah’ın azabı aniden yahut açıktan gelirse zalimler topluluğundan başkası helak edilir mi?”
MUSTAFA ÇEVİK
46-47 De ki: “Düşünün ki Allah sizin işitme ve görme duyularınızı elinizden alıp sağır ve kör etse, kalplerinizi mühürleyip duygusuz ve bilinçsiz kimseler haline getirse, onları size verebilecek Allah’tan başka bir ilah var mı?” Biz böylece ilmimizin ve kudretimizin delillerini apaçık ve çeşitli biçimlerde ortaya koyuyoruz. Buna rağmen gerçeği inkârı tabiatları haline getirmiş olanlar, Allah’tan başka ilahlar edinmeye inatla devam ediyorlar. Onlara de ki: “Allah’ın azabı aniden başınıza gelip çatsa, o zaman halinizin nice olacağını bir düşünsenize!”
MEAL AÇIKLAMASI
46. Ey hak yolunun yolcusu! Verilen nimetlerin kıymetine dikkat çekmek için o bedbahtlara seslenerek de ki: “ Hiç düşündünüz mü, eğer Allah sizin işitme ve görme duyularınızı elinizden alıp kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör etse kalplerinizi de duygusuz ve bilinçsiz kimseler haline getirip hakikati idrak edemeyecek şekilde mühürlese onları size geri verebilecek Allah’tan başka bir ilah var mı? Görüşünüzü söyleyin bakalım Var mı O’nun dışında O’nun verdiği kulağı, gözü ve kalbi verebilecek bir ilah? Elbette yok! O hâlde, bu nimetler elinizden alınmadan Rabbinize dönmek için daha ne bekliyorsunuz? Bakın iyice anlasınlar diye ilmimizin ve kudretimizin delilleri olan ayetlerimizi farklı açılardan apaçık ve çeşitli misallerle tekrar tekrar nasıl açıklıyoruz. Buna rağmen gerçeği inkârı tabiatları haline getirmiş olanlar ise Allah’tan başka ilahlar edinmeye inatla devam ettiği için hâlâ yanlışta ısrar edip yine yüz çeviriyorlar ve hakkı inkârda ısrar ediyorlar.
47. Onlara de ki: “ ” Söyleyin bakalım kanaatiniz nedir? Bu yüz çevirme sonucunda Allah’ın azabı aniden başınıza gelip çatsa yahut göz göre göre açıkça gelse halinizin nice olacağını düşündünüz mü? O zaman zalimler topluluğundan başkası mı helak edilir sanıyorsunuz?” İşte bu korkunç felâketten, ancak Allah’ın kitabına yönelerek kurtulabilirsiniz;
48-49
MEAL
48. Biz peygamberleri ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. Kimler iman eder de durumlarını düzeltirlerse onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
49. Ayetlerimizi yalanlayanlara da fasıklık etmelerinden dolayı azap dokunacaktır.
MUSTAFA ÇEVİK
48-49 Biz peygamberleri yalnızca uyarıcı ve müjdeci olsunlar diye gönderdik. Her kim iman edip kendini ıslah ederse, artık böyleleri için âhirette azap korkusu olmayacak, üzüntü de duymayacaktır. Âyetlerimizi yalanlayan nankörlere gelince, onlar da bu tutumlarının cezasını azaba mahkûm edilerek çekecekler.
MEAL AÇIKLAMASI
48. Biz peygamberleri sadece cehennem azabıyla uyarsınlar ve cennet nimetleriyle müjdelesinler diye göndeririz. Her kim Allah’a ve âhiret gününe iman eder de günahlardan vazgeçip durumunu düzeltir ve imana yaraşır davranışlarla kendini ıslah ederse, onlara âhirette azap korkusu yoktur ve orada üzüntü de duymayacaklardır. Çünkü onlara vaat edilen cennet vardır.
49. Ayetlerimizi nankörce yalanlayanlarsa, Allah’ın emrine başkaldırıp yasalarımıza karşı çıktıkları ve uydurdukları yasalarla yoldan çıktıkları için elbette can yakıcı bir azaba mahkûm edileceklerdir.
50
MUSTAFA ÇEVİK
50 Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum, ayrıca ben gaybı bildiğimi de söylemiyorum, kalkıp bir meleğim de demiyorum, ben yalnızca bana vahyedilene uymaktayım ve sizi de ona uymaya davet ediyorum.” De ki: “Hiç görenle görmeyen bir olur mu, hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”
MEAL AÇIKLAMASI
50. Ey Peygamber! Senden hâlâ mucize bekleyen cahillere de ki: “Ben size hiçbir zaman ‘Allah’ın rahmet hazineleri yanımdadır’ onları dilediğime, dilediğim zaman dağıtırım demiyorum. Ben Allah’tan başkasının bilemeyeceği bir âlem olan gaybı bildiğimi de söylemiyorum. Size ben bir meleğim de demiyorum. Ben size Allah’ın kulu ve elçisi olduğumu söylüyorum. O dilemedikçe ben mucize gösteremem. Ben yalnızca bana vahyedilene uyuyorum ve sizi de ona uymaya davet ediyorum.” Ey Resûlüm! Uyarılarına bir kıyasla devam ederek de ki: “ Hiç görenle görmeyen, Kur’an gibi bir mucize varken, ona iman edenle, hâlâ ondan başka bir mucize bekleyen bir olur mu? Hâlâ aklınızı kullanıp gerçeği anlamak için düşünmeyecek misiniz?
51
MUSTAFA ÇEVİK
51 Öldükten sonra diriltilip hesaba çekileceklerine iman eden ve Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanları da Kur’an ile uyar! Hesap Günü onlara Allah’tan başka dost ve şefaatçi yoktur.
MEAL AÇIKLAMASI
51. Öldükten sonra diriltilip hesaba çekileceklerine iman edip sorguya çekilme korkusuyla, Rabblerinin huzuruna toplanacaklarından dolayı korkanları ve şirkten tevhide geçerken, geçmişteki alışkanlıklarını bırakmakta zorlananları Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye bu Kur’an’la uyar. Hesap Günü onlar için Allah’tan başka ne bir dost koruyucu ve yardımcı, ne de bir şefaatçi yoktur. Bu gerçekleri duyduktan sonra umulur ki şirk ve günah gibi Allah’ın razı olmadığı her şeyden sakınırlar ve azaptan korunacak bir yola girerler. Bu uyarı vazifesini yaparken de güç ve servet sahibi bazı kâfirleri İslâm’a kazandıracağım diye son derece masumane niyetlerle bile olsa dinin temel ilkelerinden taviz vermeyin.
52
MEAL
52. Rabblerinin rızasını umarak sabah akşam O’na yalvaranları yanından kovma. Onların hesaplarından senin üzerine senin hesabından da onların üzerine bir sorumluluk yok ki, onları yanından kovup da zalimlerden olasın.
MUSTAFA ÇEVİK
52 Ey Peygamber! Yaratılış sebepleri olan hayat nizamının nasıl yaşanacağını öğrenmek ve böylece Allah’ın rızasını kazanmak için sabah akşam sana gelenleri sakın küçümseyerek huzurundan uzaklaştırma. Onların yapıp ettiklerinden sen sorumlu değilsin, onlar da senin yapıp ettiklerinden sorumlu değiller. Onları geçmişleriyle, toplumdaki konumlarıyla ya da ekonomik imkânlarıyla yargılayıp değerlendirirsen sen de cahil ve zalimlerden olursun.
MEAL AÇIKLAMASI
52. Ey Resûlüm! Rablerinin huzurunda hesap vereceklerine inanmayan, zengin olmayı üstünlük sebebi sayan, müşriklere kulak asma. Fakat yaratılış sebepleri olan hayat nizamının nasıl yaşanacağını öğrenmek ve böylece Allah’ın rızasını kazanmak için sabah akşam sana gelen o fakir, kimsesiz mü’minleri ve Rabblerine dua edip yalvaranları müşrikler öyle istiyor diye sakın küçümseyerek huzurundan uzaklaştırma. Kendini beğenmiş inkârcılar, bu müminleri yanından uzaklaştırmadın diye iman etmeyeceklerse, varsın iman etmesinler. Korkma onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları geçmişleriyle, toplumdaki konumlarıyla ya da ekonomik imkânlarıyla yargılayıp bu nedenle yanından kovarsan bil ki sen de cahil ve zalimlerden olursun. Bil ki Rabbin bağışlayan, esirgeyendir.
56-57
MEAL
56. De ki: “Ben, sizin Allah’tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan nehyolundum.” De ki: “Ben sizin heveslerinize uyamam. O durumda sapıtmış olurum ve doğru yolda gidenlerden olamam.”
57. De ki: “Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanmaktayım. Sizse onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, doğru haberi bildirir ve (doğruyu yanlıştan) ayıranların en hayırlısıdır.”
MUSTAFA ÇEVİK
56-57 Müşriklere de ki: “Ben sizin ilah edindiklerinize tapmam. Böyle yapmak zaten bana da size de Allah tarafından yasak edildi.” De ki: “Ben sizin mesnetsiz, anlamsız, birilerinin çıkarına ve keyfine göre oluşturulmuş yolunuza uysaydım, o zaman sapıtmış, doğru yoldan ayrılmış cahillerden olurdum. Ben, Rabbimden gelen apaçık delillerle, sizi doğru yola davet ediyorum fakat siz O’nu reddedip yalan sayıyorsunuz. Sizin bir an önce “Başımıza gelsin de görelim” diye alay ettiğiniz azabı başınıza getirmek benim elimde değildir. Onun kararını verip, zamanını belirleyecek olan Allah’tır. O, en doğru hükmü verendir ve hükmüne kimseyi de karıştırmaz.”
MEAL AÇIKLAMASI
56. Ey Resûlüm! Bu açıklamalardan sonra sen de tavrını açıkça ortaya koyarak müşriklere de ki: “Ben, sizin Allah ile aranıza koyup yardıma çağırarak Allah’tan başka yalvardıklarınıza ve ilah edindiklerinize kulluk etmem, uydurduğunuz yasalarına uyarak taptığınız şeylere tabi olmam. Böyle yapmak zaten bana da size de Allah tarafından kesinlikle yasaklandı.” De ki: “ Ne yaparsanız yapın ben sizin çıkarınıza ve keyfinize göre oluşturulmuş yolunuza, heveslerinize uyamam. Eğer apaçık âyetlerden sonra Allah’ın yasalarını bırakır, hâlâ sizin yasalarınıza uyarsam o takdirde hidayete erenlerden değil sapıtmış ve doğru yoldan ayrılmış cahillerden olurum.”
57. Sözlerine devamla de ki: “Ben sizi doğru yola davet ederken Rabbimden gelen gerçekleri ortaya koyan açık bir delile dayanmaktayım. Ne yapıyorsam Kur’an’a göre yapıyorum. Fakat sizse onu reddedip bile bile yalanladınız. Sizin “Eğer böyle bir azap gerçek ise başımıza gelsin de görelim” diye alay ederek çabucak gelmesini istediğiniz ilâhî azabı başınıza getirmek, benim elimde değildir. Onun kararını verip, zamanını belirleyecek olan da her konuda olduğu gibi, bunda da karar verme ve hükmetme yetkisi de yalnızca Allah’a aittir. Allah en doğru hakîkati dile getirir, her zaman hakkı anlatır. Çünkü O Hak ile batıl arasında doğru hüküm verenlerin doğruyu yanlıştan ayıranların en hayırlısıdır ve hükmüne kimseyi de karıştırmaz.”
58-60
MEAL
58. De ki: “Acele olarak istediğiniz şey benim yanımda olsaydı benimle sizin aranızda iş bitmiş olurdu. Allah zalimleri daha iyi bilir.”
59. Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onu, O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde olanları da bilir. O’nun bilgisi dışında bir tek yaprak bile düşmez. Yerin karanlıklarındaki bir tane dahil, yaş ve kuru ne varsa hepsi açık bir kitaptadır.
60. Sizi geceleri öldüren [5] ve gündüzleri ne işlediğinizi bilen sonra belirli sürenin tamamlanması için gündüzleri sizi yeniden dirilten O’dur. Sonra dönüşünüz yine O’na olacak, sonra yaptıklarınızı size bildirecektir.
MUSTAFA ÇEVİK
58-60 De ki: “Gelsin de görelim” dediğiniz azabı getirmek benim elimde olsaydı cezanız çoktan verilmiş, böylece aramızdaki mesele de halledilmiş olurdu fakat müşrik ve kâfirlerin ne zaman ve nasıl cezalandırılacağını en iyi Allah bilir. Çünkü gaybı bilen yalnız O’dur. O; karada, denizde ve gelecekte nelerin olacağına karar verendir, dalından düşen bir yaprak bile O’nun bilgisi dahilindedir, toprağın derinliklerine atılan bir tohum, kuru, yaş, canlı ya da ölü her şey Allah’ın bilgisinin eseri ve yasalarına tâbidir. Allah her şeyden haberdardır. Nitekim sizi geceleyin ölü gibi uyutan ve gündüzün ne yaptığınızı ne yapacağınızı bilen de O’dur. Belirlediği ömrü tamamlayacak olanları her sabah hayata döndürür, ölümünüzden sonra da hepiniz tıpkı uykudan uyanır gibi Rabbinize döndürüleceksiniz. İşte o zaman dünya hayatınızda Rabbinizin davetine karşı tutumunuz sizlere apaçık bildirilecek ve hak ettiklerinizle karşılaşacaksınız.”
MEAL AÇIKLAMASI
58. De ki: “ Gelsin de görelim” diye acele olarak istediğiniz azap benim elimde olsaydı cezanız çoktan verilip benimle sizin aranızda mesele de halledilmiş olurdu. Fakat acele etmeyin imtihan için fırsat tanımaktadır. Allah müşrik ve zalimlerin ne zaman ve nasıl cezalandırılacağını, kimin varlık sebebine aykırı hareket ettiğini en iyi bilendir.”
59. Bana azap ne zaman gelecek, kıyâmet ne zaman kopacak” diye sormayın. aratılmışların algı ve idrâk sınırlarının ötesinde bir âlem olan gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Çünkü gaybı O’ndan başkası bilmez. O havada karada ve denizde olanları da gelecekte nelerin olacağına da karar verip bilendir. O’nun bilgisi dışında dalından bir tek yaprak bile düşmez. Toprağın derinliklerindeki tek bir tohum, kuru ve yaş canlı ya da ölü ne varsa hepsi Allah’ın bilgisinin eseridir ve bir adı da levh-i mahfuz olan apaçık bir kitaptaki yasalara tâbidir. Yaratılan her şey; yaratılış yasasıyla Rabbinin yönetimindedir.
60. Evrendeki tüm yasalar o kitapta kayıtlıdır. Evrende her gün ölümün ve dirilişin provası yaşanır. Ölümün ve kabre girişin provası olarak geceleri sizi ölü gibi uyutan ve gündüzleri iyi-kötü ne yaptığınızı ne yapacağınızı bilen O’dur. Sonra belirlenmiş ömrün tamamlanması için her sabah sizi yeniden dirilten O’dur. Nihayetbir gün gerçekten ölecek ve ölümünüzden sonra tıpkı uykudan uyanır gibi dirileceksiniz. Ve dönüşünüz yine O’na olacaktır. İşte o zaman dünya hayatınızda Rabbinizin davetine karşı tutumunuz, yaptıklarınız ve hak ettikleriniz bir birsize bildirilecektir.
61-62
MEAL
61. Kullarının üstünde mutlak güç ve hakimiyete sahip olan O’dur. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiğinde elçilerimiz onun canını alırlar ve onlar görevlerini yerine getirmede asla kusur etmezler.
62. Sonra gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’nundur ve O hesabı en hızlı görendir.
MUSTAFA ÇEVİK
61-62 Kulları üzerinde mutlak hüküm sahibi Allah’tır ve hükümranlık yetkisi yalnızca O’na aittir. Sizden birine ölüm gelinceye kadar, Allah’ın sizin için görevlendirdiği melekler amellerinizi takip edip kayıtlarını tutarlar. Vakti gelince de canlarını alırlar. Hesap günü ölenler diriltilip gerçek sahipleri olan Rablerinin huzurunda hesap vermek üzere toplanırlar. Allah hüküm verenlerin ve hesap görenlerin en hayırlısıdır.
MEAL AÇIKLAMASI
61. Kullarının üstünde kimin ne kadar yaşayacağına karar vermekle, dilediği zaman emanetini almakla mutlak güç tasarruf ve hakimiyete sahip olan sadece Allah’tır ve hükümranlık yetkisi yalnızca O’na aittir. Kimse buna karışamaz, engelleyemez, müdahale edemez. Allah size ölüm gelinceye kadar, amellerinizi takip edip kayıtlarını tutan gözetleyici ve koruyucu melekler görevlendirir. Nihayet birinize ölüm vakti geldiğinde elçilerimiz vefat ettirip onun ruhunu alırlar ve onlar görevlerini yerine getirmekte ne eksik ne fazla asla kusur etmezler, hiçbir işi aksatmazlar.
62. Sonra diriltilip vazifeli melekler tarafından gerçek sahipleri olan Allah’ın huzuruna hesap vermek üzere getirilirler. Dikkat edin, bütün hüküm egemenlik ve tasarruf yetkisi yalnız O’na aittir ve Allah gizli açık her şeyi bildiği için hüküm ve hesap görenlerin en hayırlı ve en hızlısıdır.
63-64
MEAL
63. De ki: “‘Eğer bizi şu durumdan kurtarırsa mutlaka şükredenlerden olacağız’ diyerek kendisine açıktan ve gizlice yakarışta bulunduğunuz Allah’tan başka sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarır?”
64. De ki: “Allah sizi bundan ve bütün sıkıntılardan kurtarıyor sonra siz yine O’na ortak koşuyorsunuz.”
MUSTAFA ÇEVİK
63-64 Ey Peygamber! De ki: “Karada ve denizde hayati bir tehlike ile karşılaştığınızda Rabbim sen bizi bu tehlikeden kurtarırsan, yemin ediyoruz ki Sana şükredip Senden başkasını ilah edinmeyeceğiz.” diye yalvarıp yakardığınızda sizi Allah’tan başka kurtaracak olabilir mi?” De ki: “Sizi her türlü sıkıntı ve musibetten kurtaracak olan yalnızca Allah’tır. Buna rağmen siz hâlâ O’nunla birlikte başka ilahlar mı ediniyorsunuz.”
MEAL AÇIKLAMASI
63. Ey Peygamber ve Ey Müslüman! Allah’ın mutlak egemenliğini tamamen veya kısmen reddeden nankörlere seslenerek de ki: ‘Eğer karanın havanın ve denizin karanlıklarında bir vasıtayla giderken hayati bir tehlike ile karşılaştığınızda; Rabbim sen bizi şu yaşadığımız zor durumdan kurtarırsan yemin ediyoruz ki mutlaka şükredenlerden olacağız ve yasalarına uyanlardan olup Senden başkasını ilah edinmeyeceğiz ‘ diyerek kendisine açıktan ve gizlice yalvarıp yakardığınızda sizi Allah’tan başka görünmez belalardan kim kurtarır?”
64. Cevabı bizzat kendin vererek de ki: ” Sizi her türlü musibetten bütün felaket ve sıkıntılardan kurtaracak olan yalnızca Allah’tır. Buna rağmen belâdan kurtulur kurtulmaz şükredeceğinize siz Allah’la birlikte başka otoriteleri ilahlar edinip yasalarına uyarak yine O’na ortak koşuyorsunuz.” Ve sonuçta hem dünyayı hem de âhireti kaybediyorsunuz.
65
MUSTAFA ÇEVİK
65 De ki: “Size gökten ve yerden felaketler göndererek, azapla kuşatma gücüne sahip olan yalnızca Allah’tır. Hak ettiğiniz takdirde sizi muhalif toplumlar halinde bölüp parçalayarak birbirinize düşürüp acılar yaşatmaya da Allah kâdirdir.” İşte Biz mesajlarımızı iyice anlayasınız diye âyetlerimizle tekrar tekrar çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.
MEAL AÇIKLAMASI
65. De ki: Size başınızın üzerindeki gökyüzünden sel, fırtına, tipi, kasırga gibi yahut ayaklarınızın altındaki yerin derinliklerinden deprem toprak kayması gibi felaketleri verip bir azap gönderme gücüne sahip olan yalnızca Allah’tır. Veya yaptığınız yanlış tercihlerin bir sonucu olarak hak ettiğiniz için sizi çeşitli muhalif gruplara bölüp parçalara ayırarak birbirinize düşürmeye ve acılar yaşatmaya güç yetiren de yalnızca Allah’tır.” Bak görüyor musun? olur ya insanlar, gerçekleri ve Allah’ın yeryüzüne koyduğu yasaların işleyişini iyice anlasınlar diye iman hakikatleriyle ilgili delilleri ve ayetlerimizi çeşitli biçimlerde ve tekrar tekrar nasıl da etraflıca açıklıyoruz. Böylece onları uyarıyoruz ki, yarın Hesap Gününde hiçbir mâzeretleri kalmasın
66-67
MUSTAFA ÇEVİK
66-67 Ey Peygamber! Senin kavmin Kur’an ile bildirilen gerçekleri yalanladı. Sen onlara de ki: “Ben sizi Allah’tan gelecek olan bir azaba karşı koruma gücüne sahip vekiliniz değilim. Unutmayın ki Allah’ın bildirdiği her haberin bir gerçekleşme zamanı vardır, zamanı geldiğinde siz de bunu öğreneceksiniz.”
MEAL AÇIKLAMASI
66. Ey Resûlüm! Sana gönderilen bu kitap gerçeğin ta kendisi olduğu halde senin kavmin Kur’an ile bildirilen hakikatleri inkâr etti. Sen onlara de ki: “Ben görevimi yaptım ve sizi uyardım. Allah’tan gelecek olan bir azaba karşı sizin üzerinizde koruma gücüne sahip vekil de kefil de değilim. Ne inkârınızdan dolayı azaba çekilirim! Ne de inkârınız karşılığında alacağınız cezayı durdurabilirim Artık yalnızca kendiniz sorumlusunuz.
67. Size vaad edilen azabın ne zaman geleceğini sorup duruyorsunuz. Gerçekleşmeyince de yalanlıyorsunuz. Azâbın henüz gelmemiş olması, sakın sizi yanıltmasın. Unutmayın ki Allah’ın bildirdiği her ilâhî haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. Vaad edilen bela ve musibetlerin zamanı geldiğinde siz de olacakları bizzat görecek ve haber verdiğimiz gerçekleri anlayacaksınız.
68-69
MEAL
68. Ayetlerimiz hakkında uygunsuz sözlere dalanları gördüğünde başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana unutturacak olursa hatırladıktan sonra artık zalimler topluluğuyla birlikte oturma.
69. Takva sahiplerinin üzerine onların hesaplarından bir şey yoktur. Ancak belki sakınırlar diye bir hatırlatmada bulunmak gerekir.
MUSTAFA ÇEVİK
68-69 Âyetlerimiz hakkında ileri geri konuşanları gördüğün zaman, onlar başka konulara geçinceye kadar oradan uzaklaş. Şayet şeytan bunu yapmayı sana unutturursa hatırladıktan sonra böylesi nankör ve zalimlerle bir arada durma. Allah’a karşı sorumluluklarının bilinciyle yaşayanlar müşrik, nankör ve zalimlerin tutumlarından sorumlu değiller, ancak onlara öğüt verip uyarmakla ve doğru olana davet etmekle mükelleftirler.
MEAL AÇIKLAMASI
68. Ey Müslüman! Hangi çağda, nerede olursa olsun fark etmez ayetlerimiz hakkında saygısızlık yapıp ileri geri sözlerle tartışmaya girenleri gördüğünde orada bulunma gibi bir mecburiyetin yoksa başka konulara geçinceye kadar tavır koy ve onların yanından uzaklaş. Eğer şeytan olur da sana bunu yapmayı bir an için unutturacak olursa, bu uyarıyı hatırladıktan sonra derhal kalk ve artık böylesi nankör ve zalimler topluluğuyla bir arada durma. Onların meclisini derhâl terk et
69. Allah’a karşı sorumluluklarının bilinciyle yaşayan takva sahipleri, Allah’ın âyetleri hakkında ileri geri konuşan o müşrik nankör ve zalimlerin tutumlarından ve âyetlerle alay etmelerinin hesabından sorumlu değildir. Ancak bir daha benzeri davranışlardan belki yollarını Allah ve kitabıyla bulup sakınırlar diye onlara öğüt verip doğru olana davet ederek müspet bir şekilde takva sahipleri tarafından nasihatte bulunmak gerekir. Böylesi günahkarlara bu Kur’ân, sadece bir nasihatten ibarettir.
70
MEAL
70. Dinlerini oyun ve eğlenceye alan ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Ancak onunla (Kur’an’la) uyar ki, bir kimse kazandığından dolayı helake gitmesin. Aksi halde Allah’tan başka ne bir dostu ne de bir şefaatçisi olur. Her türlü fidyeyi verse de kabul edilmez. İşte bu duruma düşenler kazandıklarından dolayı helake sürüklenenlerdir. Onlara inkar etmelerine karşılık kızgın bir içecek ve acıklı bir azap vardır.
MUSTAFA ÇEVİK
70 Ey Peygamber! Sen bu dünya hayatının geçici zevklerine, kendini tamamen kaptırıp da, bunu hayat tarzı haline getiren ve Allah’ın davetine sırt dönüp, onu oyun eğlence konusu yapanları Kur’an’la uyarıp başlarına gelecekleri de hatırlattıktan sonra kendi hallerine bırak. Şunu iyi bilsinler ki, şirkleri, küfürleri ve zulümleri sebebi ile Allah’ın azabını hak ettiklerinde, kendilerini Allah’a karşı koruyabilecek bir dost ve şefaatçi bulamazlar, Allah’ın azabından hiçbir güç onları kurtaramaz, orada fidye kabul edilmez. Bunlar yapıp ettiklerinin ve yapmaları gerekirken de yapmadıklarının hesabını, azabın pençesine düşerek verecekler. Onlara cehennemde kaynar sudan bir içecek vardır. Allah’a nankörlük edip, şirk koşmanın cezası pek şiddetlidir.
MEAL AÇIKLAMASI
70. Ey Peygamber! Dünya hayatının geçici zevkleri kendilerini aldattığı için dinlerini ciddiye almayıp oyun ve eğlence edinen ve bunu hayat tarzı haline getirip Allah’ın davetine sırt dönen kimseleri, uyardığın halde Kur’an’a uymadıkları için, kendi hallerine bırak. Sen sadece Kur’an’la uyarıp başlarına gelecekleri hatırlat ki, bir kimse kazandığı günahlarla helake gitmesin. Aksi halde küfürleri ve zulümleri sebebi ile Allah’ın azabını hak ettiklerinde, kendilerini Allah’a karşı koruyabilecek ne bir dost ne de bir şefaatçisi bulamazlar. Allah’ın azabından hiçbir güç onları kurtaramaz. Allah’a karşı şefaatçim olur, beni sahiplenir gibi düşüncelerle O’na şirk koşan herhangi bir kimse şirk koşmasının karşılığında felâketten kurtulmak için her şeyini fidye verse de kesinlikle kabul edilmez. Çünkü hiçbir suç Allah katında rüşvet verilerek aklanamaz. İşte Sürekli küfür içinde bulunmaları için bu duruma düşenler, işledikleri günahlarından ve yapmaları gerekirken de yapmadıklarından dolayı azabın pençesine düşüp helake sürüklenenlerdir. Onlara inkâr etmeleri sebebiyle cehennemde boğazı yakıp parçalayan kaynar sudan kızgın bir içecek ve pek acıklı bir azap vardır. Allah’a nankörlük edip, şirk koşmanın cezası pek şiddetlidir.
71-72
MEAL
71. De ki: “Allah’tan ayrı olarak bize bir yararları veya zararları olmayacak şeylere mi yalvaralım? Yahut Allah’ın bizi hidayete erdirmesinden sonra arkadaşlarının kendisini “bize gel” diye doğru yola çağırmalarına rağmen şeytanların onu saptırmalarından dolayı yeryüzünde şaşkın bir halde kalmış kimse gibi ökçelerimizin üzerine geri mi dönelim?” De ki: “Gerçek hidayet Allah’ın hidayetidir. Biz de alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”
72. Yine namazı kılın, Allah’a karşı gelmekten sakının (diye emredildi). Huzuruna toplanacağınız O’dur.”
MUSTAFA ÇEVİK
71-72 De ki: “Bizi yaratıp bunca nimetlerle donatan ve yaratılış sebebimizle birlikte nasıl yaşamamız gerektiğini bildiren, Allah’ın daveti dururken insana hiçbir yararı dokunamayacak ilahlaştırılmış kimselerin uydurdukları hayat nizamlarına mı uyalım? Allah’ın rehberliği yegâne rehberliktir. Allah bize doğru yolu bildirmişken, şimdi tutup da şeytanların ayarttığı, kimselerin peşine düşüp, gerçeklerden yüz çevirip topuklarımız üzerinde gerisin geriye dönerek cehenneme doğru koşan ahmaklar gibi mi olalım?” De ki: “Tek doğru yol Allah’ın gösterdiği yoldur. Bizler âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim olup, namazı hakkını vererek bilinçle kılmak ve böylece hidayet üzere yaşamakla emrolunduk. Hepimiz sonunda O’nun huzurunda toplanıp dünyadaki hayatımızı kime ve neye göre yaşadığımızdan hesaba çekileceğiz.”
MEAL AÇIKLAMASI
71. De ki: “ Bizi yaratıp bunca nimetlerle donatan Allah varken, müşriklerin yaptığı gibi bize ne fayda ne de zarar verme imkânı olmayan put, türbe, yatır gibi ilahlaştırılmış şeyleri mi Allah ile aramıza koyup yalvaralım ve yardıma çağıralım?? Yaratılış sebebimizle birlikte nasıl yaşamamız gerektiğini bildiren Allah’ın daveti dururken insana hiçbir yararı dokunamayacak ilahlaştırılmış kimselerin uydurdukları hayat nizamlarına mı uyalım? Allah doğru yola ilettikten sonra şeytanların saptırdığı insanların peşine düşüp “Bize gel! Bizim yolumuz doğru yol!” diye topuklarımız üzerinde gerisin geriye dönüp çağırdıkları yola girerek cehenneme doğru koşan ahmaklar gibi tekrar inkâra mı dönelim? Yahut Allah bizi doğru yola kavuşturduktan sonra ardımıza dönüp mü’min arkadaşlarının da Hidayete gel, diye çağırdıkları ama lafını duyuramadığı gibi yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp, şeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?” De ki: Hiç şüphesiz Allah’ın hidayeti gösterdiği yol dosdoğru ve tek yoldur. Bize âlemlerin Rabbi olan Allah’ın hükümlerine kayıtsız şartsız teslim olup, yasalarına uyarak hidayet üzere yaşamamız emredildi.
72. Yine namazı hakkını vererek aksatmadan dosdoğru kılın ve razı olmadığı her şeyden uzak durarak Allah’a karşı gelmekten korkup sakının diye emredildi. Çünkü hepimiz, dünyadaki hayatını nasıl yaşadığımızın hesabını vermek üzere bir gün Allah’ın huzurunda toplanacağız.
73
MUSTAFA ÇEVİK
73 Allah gökleri, yeri ve arasındakileri insan için, insanı da yeryüzünde kurallarını Allah’ın belirlediği bir hayat nizamı kurması ve ona teslim olarak yaşaması için yaratmıştır. Allah bir şeyi yaratmaya karar verdiğinde ona yalnızca “Ol” der ve O da Allah’ın belirlediği yasaların sınırları içerisinde hemen oluş sürecine girerek oluverir. O’nun sözü haktır ve derhal yerine getirilir. Yarattıkları içinde insandan başkasına, Rablerinin emir ve tekliflerine itiraz edip, hayır deme iradesi verilmemiştir. İnsanların diriltilmeleri için Sûr’a üfürülüp de hesap süreci başladığında yine hükümranlık ve hüküm yetkisi yalnızca Allah’a aittir. O, insanın gördüğü göremediği, bildiği ve bilemediği her şeyin iç yüzünü en iyi bilen ve her şeyden haberi olandır. İşte o Hesap Günü insan bu gerçeklerle yüz yüze gelecektir.
MEAL AÇIKLAMASI
73. Gökleri ve yeri arasındakileri insan için, insanı da yeryüzünde kurallarını Allah’ın belirlediği bir hayat nizamı kurması ve ona teslim olarak yaşaması için hak adalet ve belli bir amaç üzere yaratan Allah’tır. Allah bir şeyi yaratmaya karar verip “Ol” dediğinde o da Allah’ın belirlediği yasaların sınırları içerisinde hemen oluverir. O’nun her sözü gerçektir haktır ve derhal yerine getirilir. İnsanların diriltilmeleri için İsrâfîl tarafından Sur’a ikinci kez üflendiği gün yine hükümranlık ve hüküm yetkisi yalnızca Allah’a aittir. Bugün otorite sahibiymiş gibi görünenlerin, gerçekte ne kadar zayıf ve âciz oldukları anlaşılacak ve hâkimiyetin, yalnızca Allah’a ait olduğu apaçık ortaya çıkacaktır. Çünkü görüleni ve görülmeyeni bilineni ve bilinmeyeni en iyi Allah bilir. O, her işini hikmetli yapan hakimdir, her şeyden hakkıyla haberi olandır. İşte insan Hesap Günü bu gerçeklerle yüz yüze gelecektir.
74
MUSTAFA ÇEVİK
74 Vaktiyle İbrahim, babası Azer’e, “Sen insanların putlaştırdıkları kimseleri ilah edinip onların nizamlarına uymayı doğru mu sanıyorsun? Gerçek şu ki, sen ve halkın böyle yaparak apaçık bir sapıklık içinde yaşıyorsunuz.” demişti.
MEAL AÇIKLAMASI
74. Bir zamanlar İbrahim babası Azer’e: “Sen kendi ellerinle yaptığın putları ve insanların putlaştırdıkları kimseleri kendine ilah edinip onların nizamlarına uymayı doğru mu sanıyorsun? Gerçek şu ki böyle yaptığınız için seni ve kavmini apaçık bir sapıklık içinde görüyorum ” demişti.
75
MUSTAFA ÇEVİK
75 İbrahim, Allah’ın göklerdeki ve yerdeki yarattıkları üzerindeki hükümranlığını ve kurduğu nizamın mükemmelliğini düşünerek O’nun ilmine, gücüne ve davetine yürekten teslim oldu. Böylece Allah da İbrahim’in gerçeği kavrayışını güçlendirdi.
MEAL AÇIKLAMASI
75. Biz İbrahim’e, şirkin çirkinliğini gösterdiğimiz gibi Allah’ın göklerde ve yerdeki yarattıkları üzerindeki hükümranlığını ve kurduğu nizamın mükemmelliğini deetrafındaki görsel âyetler üzerinden gösterdik. Ki böylece Allah İbrahim’in gerçeği kavrayışını güçlendirdi. O’nun ilmine, gücüne ve davetine yürekten teslim olup kesin bilgi edinenlerden oldu. İbrahim akıl ederek yarattıklarımız üzerine düşünüyor, gerçekçi hükümler veriyordu.
76-79
MEAL
76. Üzerine gece bastırınca bir yıldız gördü. “İşte bu benim Rabbimdir” dedi. Ancak o batınca: “Ben öyle batıp gidenleri sevmem” dedi.
77. Ayı doğar halde görünce: “Benim Rabbim işte bu” dedi. O da batınca: “Eğer Rabbim beni doğru yola eriştirmeseydi şüphesiz sapıklar topluluğundan olacaktım” dedi.
78. Güneşi doğarken görünce: “Benim Rabbim bu. Bu daha büyük!” dedi. O da batınca şöyle dedi: “Ey kavmim! Ben sizin ortak koştuklarınızdan uzağım.
79. Ben dosdoğru bir inançla yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.”
MUSTAFA ÇEVİK
76-79 Gece karanlık basıp da gökyüzünde yıldızlar ortaya çıkınca İbrahim, çevresindeki yıldızlara bakarak onların görüntülerinden, hareketlerinden anlamlar çıkarıp yıldızları kutsayanlara dedi ki: “Demek benim Rabbim (Sahibim) bunlar öyle mi? Dolayısıyla neyi nasıl yapacağıma onlara bakarak karar vereceğim, davranışlarımı ona göre mi düzenleyeceğim?” Gündüz yıldızlar kaybolunca da, çevresindekilere: “Ben kaybolup, yok olan şeyleri sevmem. Bunlardan Rab olmaz.” dedi. Sonra gökyüzünde ay çıkınca yıldızı, ayı, güneşi kutsayıp, onlardan medet uman kimselere bu anlayışın saçmalığını anlatıp açıklamak için, “Bu ay, yıldızdan daha büyük olduğuna göre asıl Rabbimiz bu olsa gerek.” dedi ve çevresinde bulunanlara dönüp “Rabbim bana gerçeği gösterip, doğru olanı bildirmeseydi ben de sizler gibi yanlışın içinde debelenip bunları Rab edinecektim.” dedi. Sonra da çevresindekilere güneşi göstererek, “Bu, diğerlerinden daha büyük ve daha da parlak! Ne yani, şimdi kalkıp da Rabbimiz onlar değil de bu mu diyeceğiz? Gördüğünüz gibi bu da batıp gözden kaybolacak.” diyerek kavmini akıllarını kullanıp düşünmeye davet ederek, “Ey kavmim! Ben sizin Allah’tan başka kendisine ilahlık yakıştırıp da O’na ortak koştuklarınızdan tamamen uzağım. Ben yüzümü böylesi bâtıl olan şeylerden Allah’a çevirdim, yeri ve gökleri yaratan Allah’tan başka gerçek Rab ve ilah yoktur.” dedi.
MEAL AÇIKLAMASI
76. Derken İbrahim gece karanlık bastırınca parlak bir yıldız gördü, Çevresindeki yıldızlara bakarak onların görüntülerinden, hareketlerinden anlamlar çıkaran Babasının ve kavminin putlara, yıldızlara, aya ve güneşe tapmaları karşısında: “ Söyleyin bu muymuş benim Rabbim? Böyle batıp yok olanlar ilah olamaz ” dedi. Dolayısıyla neyi nasıl yapacağıma onlara bakarak karar vereceğim, davranışlarımı ona göre mi düzenleyeceğim? Ancak gündüz yıldızlar batıp kaybolunca da çevresindekilere doğan ve batanlardan ilah olamayacağı mesajını vermek için: “Ben öyle kaybolup gidenleri sevmem. Bunlardan Rab olmaz ” dedi.
77. Sonra gökyüzünde Ay çıkıp dolunay şeklinde doğmuş vaziyette görünce yıldızı, ayı, güneşi kutsayıp, onlardan medet uman kimselere bu anlayışın saçmalığını anlatıp açıklamak için: “ benim Rabbim bu olabilir mi? ” dedi. Ay da batınca etrafındakilere: “ Dinleyin ey insanlar. Eğer Rabbim gerçeği gösterip beni doğru yola eriştirmeseydi şüphesiz ben de sizler gibi yanlışın içinde debelenip Allah’tan başka ilahlar edinenler gibi doğru yolu şaşırmış sapıklardan biri olacaktım” dedi.
78. Daha sonra Güneşi doğarken görünce: Bu taptığınız diğer gökcisimlerine göre daha büyük ve daha da parlak “ Ne yani, şimdi kalkıp da Rabbimiz onlar değil de benim Rabbim bu muymuş diyeceğim dedi. Ama güneş da batınca nihayet asıl gerçeği ortaya koydu. “Bu da batıp gözden kayboldu” diyerek kavmini akıllarını kullanıp düşünmeye davet etti ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Gördüğünüz gibi Allah’ın yarattığı hiçbir şey ilah olamaz. Ben sizin Allah’tan başka kendisine ilahlık yakıştırıp da O’na ortak koştuklarınızdan tamamen uzağım.
79. Şunu bilin ki ben dosdoğru bir inançla tevhide yöneldim. Batıl olan her şeyden uzaklaşıp, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan, her şeyi belli bir kanun ve sisteme bağlayan Allah’a çevirdim. Haberiniz olsun; ben yıldıza, aya, güneşe ve benzeri putlara tapan, Allah’tan başka otoriteler tanıyan şu müşriklerden değilim ve asla olmayacağım. Allah’tan başka gerçek Rab ve ilah yoktur dedi. Böylece İbrahim kavmine akıl etmeyi, doğru düşünmeyi, yalanlarından kurtulma yolunu gösteriyordu. Kavminin karşısında mantıklar yürüterek onların güneşi, ayı, yıldızları saçma bir şekilde ilah ilan ettiklerini gösteriyordu.
80-82
MEAL
80. Toplumu onunla tartışmaya girdi. O da şöyle dedi: “O beni doğru yola ilettiği halde, siz Allah hakkında benimle tartışmaya mı giriyorsunuz? Allah’ın benim hakkımda bir şey dilemesi dışında sizin O’na ortak koştuklarınızdan korkmuyorum. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hala öğüt almıyor musunuz?”
81. “Allah’ın size haklarında herhangi bir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmanızdan dolayı korkmuyorsunuz da ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?” Şu halde bu iki gruptan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.
82. İman edip de imanlarına zulüm karıştırmayanlar; işte güven onlaradır ve doğru yolda olanlar da onlardır.
MUSTAFA ÇEVİK
80-82 Bunun üzerine kavmi, İbrahim ile tartışmaya başladı. İbrahim de onlara şöyle dedi: “Rabbim beni yaratılışımızın sebebi olan doğru yola iletmişken, siz kalkmış benimle tartışıyorsunuz. Ben sizin Allah’tan başka ilahlık yakıştırdıklarınızdan korkmuyorum. Rabbim dilemedikçe hiç kimse bana zarar veremez, Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. O, her şeyi görüp gözetendir.” Sizler hiçbir delile dayanmadan düzmece ilahlar edinip Allah’a ortak koşmaktan korkmazken ben neden sizin ortak koştuklarınızdan korkacakmışım? Şimdi söyleyin bakalım iki taraftan hangisi korkudan emin olmak bakımından kendisini daha güvende hissetmeli, siz mi yoksa ben mi?” Şüphesiz, Allah’a yürekten iman edip, imanlarına şirk ve küfür karıştırmayan kimseler güvende olmayı hak etmişlerdir. Çünkü bunlar doğru yolda olanlardır.
MEAL AÇIKLAMASI
80. Bunun üzerine Biz de müşriklerden değiliz” demeleri gereken kavmi, böyle demek yerine, tahtlarının sallanmaya başladığını gören kavminden ileri gelenlerin kışkırtmasıyla İbrahim’le tartışmaya girdi. Amaçları İbrâhim’e gözdağı vermekti. O da tehditlerin kendisini etkilemeyeceğini hissettiren bir dille ve tek başına hepsine meydan okuyarak şöyle dedi: “ Rabbim beni doğru yola ilettiği halde, siz kalkmış Allah hakkında benimle tartışmaya mı giriyorsunuz? Şunu iyi bilin ki ben sizin O’na ilahlık yakıştırıp kendilerine bile fayda ve zararı olmayan ortak koştuklarınızdan, putlaştırdığınız şahıslardan korkmuyorum. Rabbim benim hakkımda kötü bir şey gelmesine izin vermedikçe hiç kimse bana zarar veremez. Ancak Rabbimin dilediği olur; O ne yazmışsa başıma ancak o gelir. Rabbimin sınırsız ilmi her şeyi kuşatmıştır. Ey halkım! Gerçekler ortadayken hala düşünüp kendinize gelmiyor ve öğüt almıyor musunuz?”
81. Tehditlerinizle beni korkutacağınızı zannediyorsanız nafile! “ Onların ortaklığı konusunda Allah size hiçbir delil vermemiş ve hiçbir yetki tanımamışken, O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da ben sizin şirk koştuğunuz sahte ilahlarınızdan neden korkacakmışım? Eğer biliyorsanız haydi cevap verin bakalım. Hak olan ilaha ortak koşan ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayan bu iki gruptan hangisi Allah’ın azabından emin olarak yaşamaya ve güvende olmaya daha layıktır, siz mi yoksa ben mi? Her şeyi yaratan, her şeye gücü yeten bir Allah’a inanan müminler mi yoksa âciz ve zayıf yaratılmışlara bel bağlayıp, onları Allah’a ortak koşan müşrikler mi? Rabbim bize akıl etmeyi, gerçekler üzerine düşünmeyi öğretiyor.”
82. Şüphesiz, İbrâhim gibi Allah’a yürekten iman edip de imanlarına şirk ve küfür gibi herhangi birzulüm karıştırmayanlar var ya; işte her türlü güven onlaradır ve hidayete erip doğru yolda olanlar yalnız onlardır.
83-89
MEAL
83. Bu, İbrahim’e kavmine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. İstediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin hakimdir, bilendir.
84. Biz ona İshak ve Yakub’u bağışladık. Hepsini doğru yola ilettik. Ondan önce de Nuh’u ve onun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u doğru yola eriştirdik. İyilik sahiplerine işte böyle karşılık veririz.
85. Zekeriya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da (doğru yola eriştirdik). Onların hepsi iyilerdendiler.
86. Yine İsmail’i, el-Yesa’ı, Yunus’u ve Lut’u da. Hepsini alemlere üstün kıldık.
87. Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden de (kendilerine lütfettikklerimiz oldu). Biz onları seçtik ve doğru yola ilettik.
88. Bu, Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğini bu hidayete eriştirir. Eğer onlar Allah’a ortak koşmuş olsalardı yapageldiklerinin tümü boşa giderdi.
89. Bunlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer bunlar, onları inkar ederlerse, (bilsinler ki) biz onları inkar etmeyecek bir topluluğu onlara vekil kılmışızdır.
MUSTAFA ÇEVİK
83-89 İşte bunlar, kavmine doğru olanı düşündürmesi ve ona davet etmesi için İbrahim’e vahyettiğimiz ayetlerimizdir. Biz dilediğimiz takdirde layık gördüklerimizin ilmini artırır, kavrayışını güçlendirip yüksek derecelerle ödüllendiririz. İşte bu yüzden İbrahim’e evlat olarak İshak’ı, ardından da torunu Yakub’u armağan ettik. Daha önce Nûh’u ilettiğimiz doğru yola onları da ilettik ve insanları doğru yola çağıran nebî ve resuller kıldık. Ayrıca İbrahim’in soyuna dayanan Davud, Süleyman, Eyyub, Yusuf ve Musa ile Harun’a da bu peygamberlik nimetini bahşettik. Biz, Allah’a yürekten yönelip teslim olanları işte böyle ödüllendiririz. Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibi, her şeyi hakkıyla bilendir. Zekeriyya, Yahya, İsa, İlyas, İsmail, Elyasa, Yunus ve Lût da insanları Allah yoluna davet eden elçilerimizdi. Hepsi erdemli, faziletli, görevlerini canla başla yerine getiren güzel insanlardı. Onları bu vasıflarından dolayı diğer insanlardan üstün saydık. Dahası onların çocuklarından ve kardeşlerinden layık gördüklerimize de peygamberlik bahşedip Kitap ve hikmet vererek seçkin kullarımız arasına kattık. Allah’ın rehberliği işte böyledir, kim Allah’ı rehber edinirse Allah da onu doğru yoluna iletir ve ödüllendirir. Şayet onlar Allah’tan başka Rab ve ilah edinmiş olsalardı, böyle ödüllere layık görülmez, iyilik adına yaptıkları da boşa giderdi. Şimdi ey Peygamber! Kavmin senin peygamberliğini ve Allah adına yapmakta olduğun daveti reddeder ve yüz çevirirlerse Biz de onların yerine davetimize sarılan ve Peygamber’i yalanlamayan bir topluluk getiririz.
MEAL AÇIKLAMASI
83. İşte bu, kavmine karşı doğru olanı düşündürmesi ve ona davet etmesi için İbrahim’e verdiğimiz güçlü muhakeme yeteneği, gerçekleri ortaya koyan delillerimiz ve vahyettiğimiz ayetlerimizdir. Biz takdirde uygun ve layık gördüğümüz kimselerin ilmini artır, kavrayışını güçlendirip manevî derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin hüküm ve hikmet sahibi olan hakimdir, her şeyi ve kimin neye lâyık olduğunu en iyi bilendir.
84. İşte bu yüzden Biz İbrâhim’e evlat olarak eşi Sâre ’den de İshak’ı verdik ve ayrıca İshak’tan bir torun olarak Yakub’u armağan ettik. Hepsine de doğru yolu gösterdik ve insanları doğru yola çağıran nebî ve resuller kıldık. Bundan önce de bu silsilenin başlarından Nuh’u ve e İbrahim’in soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u doğru yola iletip peygamberlik nimeti bahşettik. Biz, Allah’a yürekten yönelip teslim olan iyilik sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
85. Zekeriya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da aynı nimetle nimetlendirip doğru yolun öncüleri kılmıştık. Onların hepsi bozgunculuktan uzak, erdemli, faziletli ve görevlerini canla başla yerine getiren güzel insanlardı.
86. Yine onun soyundan İsmail’i, Elyesa’ı, Yunus’u ve Lut’u da doğru yola erdirip insanları Allah yoluna davet eden elçilerimiz kıldık. Hepsini erdemli, faziletli, görevlerini canla başla yerine getirdiklerinden dolayı yaşadıkları dönemin diğer insanlarından üstün kıldık.
87. Onların Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden layık gördüklerimize de peygamberlik bahşedip Kitap ve hikmet vererek seçkin kullarımız arasına kattık. Biz onları seçtik ve sonu cennet olan dosdoğru bir yola ilettik.
88. İşte bu, Allah’ın hidayet ve rehberliğidir. Allah kendisini rehber edinip gerekeni yapan kulunu bu hidayete eriştirir. Şayet onlar Allah’tan başka Rab ve ilah edinip Allah’a şirk koşmuş olsalardı peygamber, peygamber eşi, çocuğu veya torunu olmak onları kurtarmaz ve iyilik adına yaptıklarının tümü boşa giderdi.
89. Ey Resûlüm! Bunlar da senin gibi kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Sen de onlar gibi insanları şirkten arınmaya, tevhide, güzel ahlaka çağır. O hâlde, sen de o Peygamberlerin izinden gitmelisin. En yakınlarından başlayarak, çevrendeki insanları ve halkını imana davet etmelisin. Eğer onlar, Allah adına yapmakta olduğun daveti reddeder ve bu hakikatleri inkâr ederlerse, bilsinler ki biz onların yerine davetimize sarılıp inkâr etmeyen ve Peygamber’i asla yalanlamayan bir topluluğu onların yerine getiririz. Çünkü bu din, hiçbir ırkın, cemaatin tekelinde değildir. Emaneti taşıyamayanlar, hangi ırka veya topluma ait olursa olsun bertaraf edilir ve yerlerine, İslâm sancağını lâyık olduğu şekilde taşıyabilecek yeni toplumlar gelir.
90
MUSTAFA ÇEVİK
90 Ey Peygamber! Sen de peygamberlik bahşedip doğru yola rehberlikle görevlendirdiğimiz elçilerimizin yolunu izle ve de ki: “Ben Allah adına Kur’an ile yapmakta olduğum davet için sizden hiçbir karşılık beklemiyorum. Hiç şüphesiz bu Kur’an, bütün insanlık için ilahi bir uyarı, öğüt, şeref ve onur kaynağıdır.”
MEAL AÇIKLAMASI
90. İşte bu peygamberler Allah’ın hidayet edip doğru yola eriştirdiği kimselerdir. Ey hakikat yolunun yolcusu, Sen de İslâm’ı tebliğ ederek, onların izlediği yolu izle ve onlar gibi de ki: “ Ben Allah adına Kur’an ile yapmakta olduğum bu tebliğ ve davet için ben en büyük ücreti Allah’ın rızası biliyor ve sizden kesinlikle hiçbir ücret beklemiyorum. Çünkü bu Kur’an, bütün akıl sahibi insanlar ve alemler için kendisinden istifade edilecek bir uyarı, öğüt şeref ve onur kaynağıdır.” Keşke anlayıp öğüt alsanız.
91
MEAL
91. Onlar: “Allah bir insana herhangi bir şey indirmemiştir” derken Allah’ı hakkıyla değerlendiremediler. De ki: “Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet rehberi olarak getirdiği, sizin de parça parça kağıtlar haline getirip gösterdiğiniz, çoğunu da gizlediğiniz Kitab’ı kim indirdi? Size (bu kitapla) sizin de babalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi.” Sen: “Allah (indirdi)” de. Sonra bırak onları daldıkları şeyde oynayadursunlar.
MUSTAFA ÇEVİK
91 Allah’a karşı sorumluluklarının neler olduğunu öğrenmek ve O’nu yeterince tanımak istemeyen bir kısım Yahudiler: “Allah hiçbir insana vahyedip kitap indirmemiştir.” dediler. Sen onlara de ki: “Peki Musa’nın insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, bir rehber olmak üzere getirip de atalarınızın bir kısmını kâğıtlara yazıp bir kısmını gizlediği, zaman zaman da işine gelenleri halka açıkladığı kitaba ne diyeceksiniz. Hâlbuki onda sizlerin de atalarınızın da bilmediği birçok gerçek açıklanmıştı.” Sen onlara Allah’ın Musa’ya da vahyedip kitap verdiğini söyle ve sonra da kendi hallerine bırak, asılsız iddialar ve boş laflarla bataklıklarında debelenip dursunlar.
MEAL AÇIKLAMASI
91. Mekke müşriklerine de danışmanlık yapan bir kısım Yahudiler “Allah hiçbir insana herhangi bir kitap indirmemiştir” derken Allah’a karşı sorumluluklarının neler olduğunu öğrenmek istemeyip O’nun adâlet, kudret, ilim, hikmet gibi vasıflarıyla gereği gibi tanımadıklarını ve şanına yakışır saygıyı göstermediklerini ortaya koydular. Resûlüm sen onlara de ki: “ Madem Allah hiçbir şey indirmedi o halde Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet rehberi olarak getirdiği, sizin de bir kısmını parça parça sayfalar halinde kağıtlara yazıp işine gelenleri halka açıklayıp gösterdiğiniz, çoğunu da işinize gelmediği için gizlediğiniz Tevrat’ı kim indirdi ne diyeceksiniz? Hâlbuki bu kitapla sizin ve atalarınızın bilmediği gerçekler açıklanmıştı. Sana cevap verirlerse ne âlâ! Susmayı tercih ederlerse itiraf edemedikleri cevabı onlara sen ver: ” Musa’ya vahyedip Tevrat’ı veren, İncil’i de Kur’an’ı da indiren Allah’tır de. Sonra onları kendi hallerine bırak asılsız iddialar ve boş laflarla daldıkları bataklıkta debelenip oynayadursunlar.
92
MUSTAFA ÇEVİK
92 Bu Kur’an, kendisinden önce indirdiğimiz ilahi kitaplardan geride kalan gerçekleri tasdik eden ve şehirlerin de anası olan Mekke ile etrafındakileri ve tüm insanları uyarıp yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya davet etmek için sana indirdiğimiz ilahi bir kitaptır. Âhirete inananlar bu kitaba da inanırlar böylece Allah’a itaat edip, namazlarını da kılarlar.
MEAL AÇIKLAMASI
92. Bu Kur’an şehirlerin anası Mekke’de ve etrafında oturanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamı ile yaşamaya davet edip uyarman için sana indirdiğimiz, kendinden önce indirilmiş olan Tevrat gibi ilahi kitapları değiştirilmiş kısımlarını düzelterek aslî halleri ile onaylayan mübarek bir Kitap’tır. Ahirete inananlar bu kitaba da inanırlar ve onlar Allah’a itaat edip namazlarını vaktinde ve sürekli kılarlar. Rabbinin huzurunda kendileriyle yüzleşirler. Hatalarından döner doğruluk üzerinde yaşamaya söz verirler.
93
MEAL
93. Allah hakkında yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmediği halde “bana vahiy geldi” diyenden ve “Allah’ın indirdiği gibisini ben de indireceğim” diyenden daha zalim kim olabilir? Zalimlerin, can çekişmekte oldukları ve meleklerin de karşılarında ellerini açıp: “Canlarınızı çıkarın. Bugün, Allah hakkında doğru olmayanı konuşmanızdan ve ayetlerine karşı büyüklük taslamanızdan dolayı aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız” dedikleri anda hallerini bir görsen!
MUSTAFA ÇEVİK
93 Allah hakkında yalan uyduran, uydurduğu yalanı Allah’a isnat eden, yalan yere bana da vahyediliyor diyenden yahut “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de söyleyebilirim.” diyenden daha sapık, cahil ve zalim kim olabilir? Ölüm melekleri bunların yakalarına yapışıp da, “Haydi bakalım, elinizden geliyorsa canlarınızı kurtarın da görelim. Bugün Allah’a ettiğiniz iftira ve âyetlerine karşı takındığınız kibirli tavırlarınızdan dolayı alçaltıcı bir azaba uğratılacaksınız.” dediklerinde ne hale geldiklerini bir görmelisin.
MEAL AÇIKLAMASI
93. Din adına asılsız ve saptırıcı fetvalar üreterek Allah hakkında yalan uyduran veya uydurduğu yalanı Allah’a isnat edip kendine bir şey vahyedilmediği halde, yalan yere “bana da vahiy geldi” diyenden ve “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de söyleyebilirim. Ben de hayatı düzenleyecek kanunlar, kurallar koyabilir, Allah’ın yol göstericiliğine ihtiyaç duymaksızın, insanı mutluluğa ulaştıracak hayat sistemi oluşturabilirim ” diyenden daha sapık, cahil ve zalim kim olabilir? Keşke o zalimlerin, ölüm anında can çekişirken hallerini bir görseydin. Canlarını almakla vazifeli melekler yakalarına yapışıp şöyle derler: “ Haydi ruhlarınızı teslim edin. Elinizden geliyorsa canlarınızı kurtarın da görelim bakalım. Bugün, Allah hakkında iftira atıp doğru olmayanı söylemenizden ve O’nun ayetlerine yüz çevirip karşı büyüklük taslamanızdan dolayı sizi rezil eden alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.
94
MEAL
94. Siz, ilk kez yarattığımız gibi bize yalnız başlarınıza geldiniz ve size verdiklerimizi arkanızda bıraktınız. Allah’ın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçilerinizi de beraberinizde görmüyoruz! Aranızdaki bağlar kesildi ve (ilah olduklarını) sandıklarınız yanınızdan kayboldular.
MUSTAFA ÇEVİK
94 Allah Hesap Günü onlara şöyle diyecek: “İşte sizi ilk yarattığımızda olduğu gibi Bize yapayalnız geldiniz, dünyada iken size bahşettiğimiz her şeyi geride bıraktınız. Allah’tan başka ilah edinip peşine düştükleriniz de yok olup gittiler, o yardımını umduklarınız sizi terk ettiler.”
MEAL AÇIKLAMASI
94. Allah Hesap Günü onlara şöyle diyecek: İşte sizi daha önce ilk kez yarattığımız gibi yine bize tek tek ve yapayalnız geldiniz ve size dünyadayken nimet olarak verdiklerimizi de arkanızda bıraktınız. Geldiniz ama hani neredeler. Ahirette “şefaate” nail olup cennete girmenizleilgili konularda Allah’ın yetki ve egemenliğine ortakları olduğunu iddia ettiğiniz ve Allah’a ulaşmak için aracı kılıp yardımını umduğunuz şefaatçilerinizi yanınızda görmüyoruz! Belli ki onlarlaaranızdaki bütün bağlar kopmuş ve Allah’ın ilahlığına ortak olup size fayda vereceğini sandıklarınız sizi çoktan terk edip gitmişler. Keşke onların peşinden gitmeseydim diyeceksiniz. Ama iş işten geçmiş olacak.
95
MUSTAFA ÇEVİK
95 Sizler tohumu ve çekirdeği çatlatıp yaranın, filizlendirip yetiştirenin, ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkaranın Allah olduğunu görüp, bilecek özelliklerle donatılıp yaratılmışken nasıl olur da Allah’ın davetinden yüz çevirirsiniz ve O’nu bırakıp kendileri de yaratılmış olanları Rab ve ilah edinirsiniz?
MEAL AÇIKLAMASI
95. Tohumu ve çekirdeği çatlatıp yaran filizlendirip yetiştiren ve çeşitli nimetler yaratan şüphesiz Allah’tır. İşte cansız tohumlardan yararlı bitki ve meyveler yarattığı gibi cansıza can vermekle ölüden diriyi, ecel geldiğinde canlının canını almakla diriden de ölüyü çıkaran Rabb’iniz Allah budur. Bütün bunlar Allah’ın yasasıyla olmaktadır. Bu gerçeklere rağmen siz nasıl olur da kandırılıp sanki ölümden sonra diriliş yokmuş gibi şirke mahkûm şekilde yaşayarak Allah’ın davetinden yüz çeviriyorsunuz ve bâtıl sevdalar peşinde başka vadilere yöneliyorsunuz?
96
MUSTAFA ÇEVİK
96 Karanlığı yarıp tan yerini ağartan, geceyi sizler için dinlenme vakti kılan, güneşi ve ayı belirlediği bir hesaba göre yörüngesinde döndüren, nizamlarını kurup yasalara bağlayan ve hizmetinize sunan Allah dururken, hiçbir bilgiye, delile dayanmadan, O’ndan başkasını nasıl olur da hayatınız üzerinde yetkili kılarsınız.
MEAL AÇIKLAMASI
96. Gecenin karanlığını yarıp tan yerini ağartan ve sabahı ortaya çıkaran O’dur. Allah geceyi sizler için ruhen ve bedenen bir dinlenme zamanı yapmış güneş ve ayı da yörüngesinde döndürerek vakitlerin tayinindebirer hesaplama ölçüsü yapmıştır. Bu, her işte yüce ve her şeyi bilmesiyle alim olan Allah’ın takdiridir. O halde hiçbir bilgiye, delile dayanmadan, O’ndan başkasını nasıl olur da hayatınız üzerinde yetkili kılarsınız.
97
MUSTAFA ÇEVİK
97 Dahası, karada ve denizde, gecenin karanlığında yolunuzu bulmaya çalıştığınız yıldızları yaratıp yerleştiren de Allah’tır. Biz sınırsız ilmimizi ve kudretimizi akledesiniz diye bu misalleri vermekteyiz. O halde bunları görüp aklınızı kullanarak Allah’ın davetine yönelmeniz gerekmez mi?
MEAL AÇIKLAMASI
97. Dahası gecenin karanlığında karada ve denizde yönünüzü tayin edip yolunuzu bulabilesiniz diye yıldızları sizin için doğal birer pusula olarak yaratan Allah’tır. Bilen ve araştıran bir topluluk için ilmimizi ve kudretimizi akledesiniz diye gerçeğin işaretlerini ve delillerini işte böyle detaylarıyla sergiledik ve ilgili ayetlerimizi de etraflıca açıklıyoruz. O halde bunları görüp aklınızı kullanarak Allah’ın davetine yönelmeniz gerekmez mi?
98
MEAL
98. Sizi bir tek candan yaratan O’dur. Sizin için karar kıldığınız bir yer ve emanet (geçici) olarak kaldığınız bir yer vardır. Anlayan bir topluluk için ayetleri genişçe açıkladık.
MUSTAFA ÇEVİK
98 Allah sizi ilkin tek bir can, tek bir özden yarattı, hepinizin mayası, özü aynıdır. Daha sonra da sizleri bir süreliğine geçici bir mekân olan dünyaya yerleştirdi. Yaratılış sebebiniz ve nasıl yaşamanız gerektiğini Peygamber ve kitaplarla da apaçık bildirdi.
MEAL AÇIKLAMASI
98. Sizi ilkin bir tek candan yaratan O’dur ve hepinizin mayası, özü aynıdır. Sizin için bir süreliğine dünyada kalacak bir yer ve ölüm sonrası kabirde emanet olarak duracağınız bir yer vardır. Herkesin bir geçici olarak kalacağı, bir de Ahirette sürekli yerleştiği yer vardır. Artık sizin için ilk yaratılıştan itibaren cennet veya cehenneme varıncaya kadar uzanan yolculuğunuzun her basamağında, içinde bulunacağınız bir konum ve kalacağınız bir süre, bir de her basamağın sonunda veda edeceğiniz bir konum ve süre vardır.) Biz, ince düşünüp anlayan bir topluluk için ayetleri genişçe açıkladık.
99
MEAL
99. Gökten su indiren de O’dur. Onunla her tür bitki bitirdik. Onlardan yeşillikler çıkardık. O yeşilliklerden de birbirinin üstüne yüklenmiş taneler çıkardık. Hurmaların tomurcuklarından birbirlerine yakın salkımlar oluşturduk. Yine kimisi birbirine benzeyen, kimisi de benzemeyen üzümlerden, zeytinlerden ve narlardan bahçeler meydana getirdik. Meyve vermeleri sırasında bunların meyvelerine ve bu meyvelerin olgunlaşmış hallerine bakın. Şüphesiz bütün bunlarda iman eden bir topluluk için ayetler vardır.
MUSTAFA ÇEVİK
99 Gökten yağmuru indirip onunla her türlü bitkiyi yetiştiren, çimenleri yeşerten, bağı bahçeyi, hurma, nar, zeytini ve bunlara benzeyen, benzemeyen, tadı, lezzeti birbirinden farklı meyveleri size ikram eden Allah’tır. Allah’ı layıkıyla kavramak isteyenlerin bunlardan alacağı dersler vardır.
MEAL AÇIKLAMASI
99. O Allah ’ki Gökten yağan yağmurla su indirendir. O suyla her tür bitkiyi çıkartıp mevsimi geldiğinde yemyeşil çimenler yetiştiririz. O yeşilliklerden de birbirinin üstüne binmiş başaklar taneler çıkarırız. Hurmaların tomurcuklarından yere sarkan birbirlerine yakın salkımlar oluştururuz. Yine kimisi birbirine benzeyen, kimisi de benzemeyen üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri meydana getiririz. O bahçeler ürün verdiğinde bunların meyvelerine bir ham iken bir de olgunlaştıkları zaman ibretle bir bakın. Aynı topraktan aynı gıda ile beslenmelerine rağmen tadı, lezzeti birbirinden farklı meyveleri size ikram eden Allah’tır. Şüphesiz Allah’ın azamet ve gücünün anlaşılması adına iman edip Allah’ı layıkıyla kavramak isteyen bir topluluk için bunlardan alınacak nice ibretlik dersler vardır.
100
MUSTAFA ÇEVİK
100 Allah’ın ilminin ve kudretinin yüceliği bu kadar açık görülüp, anlaşılır olmasına rağmen yine de birtakım insanlar, kendileri gibi yaratılmış kimseleri yahut bir kısım görünmez varlıklardan olan cinleri ve melekleri, Allah’la birlikte ilah edinip O’na ortak koşmaktan geri durmuyorlar. Allah erkeğiyle, kadınıyla, insanları, cinleri ve melekleri de yaratandır, hiçbir şey O’na denk değildir. Allah asla çocuk edinmemiştir. O, müşriklerin ve kâfirlerin bu yakıştırmalarından münezzehtir.
MEAL AÇIKLAMASI
100. Allah’ın ilminin ve kudretinin yüceliği bu kadar açık görülüp, anlaşılır olmasına rağmen yine de birtakım cahil insanlar, kendileri gibi yaratılmış kimseleri yahut bir kısım görünmez varlıklardan olan cinleri ve melekleri Allah’la birlikte ilah edinip O’na ortak koşmaktan geri durmuyorlar. Yine hiçbir doğru bilgiye dayanmaksızın, melekler Allah’ın kızlarıdır, Üzeyr ve İsa Allah’ın oğludur diyerek Allah’a oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Oysa erkeğiyle, kadınıyla, insanların, cinlerin ve meleklerin hepsini de yaratan Allah’tır, hiçbir şey O’na denk değildir. Allah asla çocuk edinmemiştir. Hâşâ! Allah, müşrik ve kâfirlerin ileri sürdükleri yakıştırmalardan ve noksanlık ifade eden bütün beşerî vasıflardan uzak ve yücedir.
101-103
MEAL
101. Gökleri ve yeri yoktan yaratan O’dur. O’nun bir eşi yokken çocuğu nasıl olur? Her şeyi O yaratmıştır ve O her şeyi bilmektedir.
102. Rabbiniz Allah işte budur. O’ndan başka ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır, O’na kulluk edin. O, her şeye vekildir.
103. Gözler onu idrak edemez. O ise gözleri idrak eder. O latiftir, her şeyden haberdardır.
MUSTAFA ÇEVİK
101-103 Allah gökleri ve yeri mükemmel bir biçimde yaratıp, nizamlarını kurup, yasalarına bağlı yaşatmaktadır. O’nun ilmi ve kudreti sınırsızdır. Allah’ın ne yardıma ne ortağa ne de eşe ve çocuk edinmeye ihtiyacı yoktur. O, her şeyin tek doğrusunu bilendir. İşte Rabbiniz olan Allah budur ve O’ndan başka gerçek ilâh yoktur. O halde yalnız O’na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir. Her şeyi yaratan, rızıklarını veren, yaşatan, görüp gözeten Allah’tır. Hiçbir beşerî göz, Allah’ı görebilme özelliği ile yaratılmamıştır. O, bu gözlerle görülemez fakat O, her şeyi görüp gözetir. Allah’ın mahiyeti kavranamaz, O her türlü tasavvurun üstündedir. Akıl O’nun ilminin ve kudretinin sınırsızlığını idrak eder ama zatını kuşatıp, çevreleyemez. Allah her şeyin özünü bilen, ilmiyle her şeyi kuşatandır.
MEAL AÇIKLAMASI
101. Gökleri ve yeri mükemmel bir biçimde yoktan yaratan, nizamlarını kurup, yasalarına bağlı yaşatan O’dur. O’nun bir eşi benzeri yokken nasıl olur da çocuğu olur? Allah’ın ne yardıma ne ortağa ne de eşe ve çocuk edinmeye ihtiyacı yoktur. Her şeyi Allah yaratmıştır ve O her şeyin tek doğrusunu hakkıyla bilendir.
102. İşte kulluk etmeniz gereken Rabbiniz olan Allah budur. O’ndan başka ibadeti hak eden yasalarına uyulacak hiçbir gerçek ilah yoktur. O her şeyi yaratan rızıklarını veren, yaşatan, görüp gözeten ve yaratılanların idaresi O’nun elinde olan Allah’tır. O halde yalnız O’na ibadet ve kulluk edin. O, her şeyin üstünde görüp gözeten ve yöneten bir vekildir.
103. Her özelliği ile sınırlı olan insana ait gözler O’nu göremez, idrak edip kuşatamaz. Hiçbir beşerî göz, Allah’ı görebilme özelliği ile yaratılmamıştır. O ise her şeyi görüp gözetir, bütün akılları, bütün gözleri ve o gözlerin gördüklerini çepeçevre kuşatır. Allah’ın mahiyeti kavranamaz, O her türlü tasavvurun üstündedir. O her şeyin içyüzünü en ince ayrıntılarıyla bilip her şeye nüfuz eden latiftir, ilmiyle her şeyden haberdar olandır.
104
MEAL
104. “Size Rabbinizden açık deliller gelmiştir. Kim görürse yararı kendine, kim de kör olursa, kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim.”
MUSTAFA ÇEVİK
104 Ey insanlar! Rabbinizden size yaratılış sebebinizi açıklayan bu ilahi kitap gönderilmiştir ve size okunanları, söylenenleri anlayıp kavrayabilmeniz için akıl, hissedebilecek gönül, duyacak kulak ve görecek gözle birlikte basiret bahşetmiştir. Kim gerçekleri görür, duyar, akleder, davet edildiği doğru yola yönelirse, kendi lehine, hayrına bir iş yapmış olur. Kim de gerçeklere gözlerini, kulaklarını ve gönlünü kapatıp, aklını işletmeyip, inkâr ederse kendi zararına bir iş yapmış olur. Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Ben sizi zorla gerçeklere inandırmak için başınıza dikilmiş bir bekçi değilim.”
MEAL AÇIKLAMASI
104. Ey Resûlüm de ki: “ İşte, bu ilahi kitapla Rabbinizden size yaratılış sebebinizi açıklayan açık deliller gerçeği görmeniz için gelmiştir ve size okunanları, söylenenleri anlayıp kavrayabilmeniz için akıl, hissedebilecek gönül, duyacak kulak ve görecek gözle birlikte derin görüş kazandıracak basiret bahşetmiştir. Artık kim vahyin rehberliğinde bu gerçekleri görür duyar, akleder, davet edildiği doğru yola yönelirse kendi yararına bir iş yapmış olur. Kim de aklını işletmeyip inkâr eder, ısrarla gerçeklere gözlerini kapatıp görmek istemezse, kendi zararına bir iş yapmış olur. O halde de ki: “Benim görevim tebliğ ve temsildir. Ben sizi azaptan korumak ve zorla gerçeklere inandırmak için başınıza dikilmiş bekçi değilim.”
105-107
MEAL
105. İşte böylece ayetleri etraflıca açıklıyoruz ki, onlar “sen ders almışsın” desinler ve biz de bilen bir topluluğa bunu açıkça bildirmiş olalım.
106. Sana Rabbinden vahyedilene uy. O’ndan başka ilah yoktur. Allah’a ortak koşanlardan da yüz çevir.
107. Allah dileseydi onlar ortak koşmazlardı. Biz seni onların üzerine bekçi kılmadık. Sen onların üzerine vekil de değilsin.
MUSTAFA ÇEVİK
105-107 Biz böylece âyetlerimizi çeşitli biçimlerde ve çok yönlü açıklıyoruz. Müşrikler bunlar üzerinde akıllarını kullanıp düşünecekleri yerde, “Bunları kendin gibi bir kısım insanlardan öğrenmişsin.” diyorlar. Sen onlara aldırma! Âyetlerimizi yaratılışlarının sebebini düşünen ve ona uygun yaşamak isteyenler için ayrıntılı olarak açıklıyoruz. Sen Rabbinden indirilene uy, O’ndan başka gerçek ilah yoktur. Müşriklerden de yüz çevir. Ey Peygamber! Onların inatla davete karşı çıkmaları seni üzmesin. Allah insanları hak ve bâtıl olanı, seçme konusunda irade verip imtihan etmek üzere yaratmamış olsaydı, hiç kimse Allah’tan başkasını Rab ve ilah edinemez, O’na şirk koşamazdı. Biz seni de insanları zorla inandırmak için başlarına muhafız olarak dikmedik. Sen onların vekili de değilsin.
MEAL AÇIKLAMASI
105. İşte böylece ayetlerimizi çeşitli biçimlerde ve etraflıca açıklıyoruz. İnkârcılar kibir ve inatlarından dolayı “ Senin bu muhteşem ayetleri uydurmana imkân yok. Sen bu sözleri Ehl-i Kitap’tan birilerinden ders alıp iyi öğrenmişin sonra da bize anlatıyorsun. Sen peygamber değilsin, başkalarının etkisinde kalmışsın ” diyorlar. Ey Resûlüm! Ne derlerse desinler sen onlara aldırma. Biz âyetlerimizi hakikati idrak edipanlayan, yaratılışlarının sebebini düşünen ve ona uygun yaşamayı isteyen kimseler için ayrıntılı olarak açıklarız.
106. Rabbinden sana vahyedilen Kur’an’ın hükümlerine uy. O’ndan başka ibadeti hak eden hiçbir ilah hükmüne boyun eğilecek hiçbir gerçek otorite yoktur. Kişi kimin hükümlerine kanunlarına uyarsa, onun ilahı odur. Gerekçeleri ne olursa olsun, Allah’tan başka ilâhlara itaat eden, Allah ile beraber başka ilahlara yasama, yönetme, yargılama, cezalandırma hakkı veren o müşriklerden yüz çevir onlardan uzak dur. Çünkü onlar şirk içindedirler.
107. İnsanları hak ve bâtıl olanı, seçme konusunda irade verip imtihan etmek üzere yaratmamış olsaydı ve dilediği tercihi Allah yapsaydı onları zorla imana getirir ve hiç kimse Allah’tan başkasını ilah edinemez ve O’na şirk koşamazlardı. Fakat Allah, akıllarını kullanarak kendi özgür irâdeleriyle iman etmelerini istiyor. Yine de onlar, gerçeği anlama konusunda en ufak bir gayret göstermiyorlar. O hâlde, bırak ne hâlleri varsa görsünler; Biz seni zorla inandırmak için onların üzerine bekçi dikmedik. Sen onların üzerine vekil de değilsin. Senin görevin, hakîkati onlara ulaştırmaktan ibarettir.
108
MEAL
108. Onların Allah’tan başka taptıklarına sövmeyin ki onlar da aşırıya giderek bilgisizce Allah’a sövmesinler. Bu şekilde her ümmete yaptığını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri Rabblerinedir ve O kendilerine yapmakta olduklarını haber verir.
MUSTAFA ÇEVİK
108 Ey mü’minler! Siz müşriklerin Allah’la birlikte başka ilah edinip de, yardım umarak peşlerinden gittiklerine sövmeyin ki onlar da size öfkelenip, cahillik ederek Allah’a sövmeye kalkmasınlar. Her topluma, yaşamayı tercih edip vazgeçmek istemediği nizam ile ahlakı sevimli gözükür. Sonunda Rablerinin huzurunda toplanıp tercihlerinden hesaba çekilecekler, o zaman Allah da onları hak ettikleri ile karşılaştıracak.
MEAL AÇIKLAMASI
108. Ey iman edenler! Siz müşriklerin, Allah’la birlikte başka ilah edinip yardım umarak peşlerinden gittiklerine ve dua edip yalvardıkları, Allah ile aralarına koyarak yardıma çağırdıkları kutsallarına, uğrunda kurbanlar kestikleri putlarına önderlerine, sakın hakaretler edip sövmeyin. Aksi takdirde onlar da cehaletlerinden dolayı size öfkelenip haddi aşarak Allah’a hakaret ederler. Böylece Allah’ın yasalarından başka yasalara uyanların sizlere sövmelerini meşru hale getirmiş ve bundan dolayı da büyük suç işlemiş olursunuz. Birçoğunuz itibariyle inandığınız değerleri tanımadan önce siz de onlar gibiydiniz. Biz her topluma doğru diye yaptıklarını ve vazgeçmek istemediği nizamlarını cazip ve sevimli gösteririz. Allah tarafından ortaya konulan yasalar gereğince, insanlar sürekli yaptıkları kötülükleri zamanla doğal ve olağan davranışlar olarak algılamaya, hatta bir süre sonra onları savunmaya başlarlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, eninde sonunda dönüşleri Rablerinedir, Rablerinin huzurunda toplanıp tercihlerinden hesaba çekileceklerdir. O zaman Allah ne yaptıklarını ve ne hak ettiklerini bütün ayrıntılarıyla kendilerine bildirecektir.
109-110
MEAL
109. Kendilerine bir mucizenin gelmesi durumunda iman edecekleri konusunda bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler Allah katındadır.” Üstelik o gelse de onların yine iman etmeyeceklerinin bilincinde değil misiniz?
110. Ona ilk keresinde iman etmedikleri gibi biz onların kalplerini ve gözlerini çeviririz ve kendilerini taşkınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.
MUSTAFA ÇEVİK
109-110 Müşrikler şayet kendilerine mucize gösterilirse, senin peygamberliğine ve Kur’an’ın Allah’tan gönderilmekte olan ilahi bir kitap olduğuna inanacaklarına dair Allah’a yemin ediyorlar. Sen onlara de ki: “Mucize göstermek Allah’ın elindedir.” Fakat Allah çok iyi biliyor ve siz de biliyorsunuz ki ey mü’minler! “Onların istedikleri tüm mucizeler gösterilse onlar yine inanmaz ve davet edildiklerine yönelmezler. Biz de onların ikiyüzlülükleri, azgınlıkları, nankörlükleri sebebiyle kalplerini ve gözlerini perdeler, körce ileri geri yalpa yapar halde kendi bataklıklarında bırakırız.”
MEAL AÇIKLAMASI
109. Müşrikler kendilerine bir mucizenin gelmesi durumunda senin peygamberliğine ve Kur’an’ın Allah’tan gönderilmekte olan ilahi bir kitap olduğuna iman edecekleri konusunda bütün güçleriyle Allah’a yemin ediyorlar. Bu sözleri duyan bazı ml’minler de onların imana gelmesi ümidiyle mucize göstermeni arzu ediyorlar. Sen onlara de ki: “ Mucize gösterip göstermemek tamamen Allah’ın elinde ve O’nun yetkisindedir.” Ey müminler! Onların mucize istemelerine bakmayın. İstedikleri tüm mucizeler gelse de kibir ve inatları yüzünden yine davet edildiklerine yönelip iman etmeyeceklerini bilmiyor musunuz?
110. Biz azgınlıkları, nankörlükleri sebebiyle onların kalplerini ve gözlerini perdeleyip hakikate karşı tersine çeviririz ve onları bataklıklarında azgınlıkları içinde bocalamaya terk ederiz. Onca delile rağmen davet edildiklerinde tıpkı ilkin iman etmedikleri gibi mucizeyi gördükten sonra da yine inanmazlardı.
111
MUSTAFA ÇEVİK
111 Biz şirk ve küfrün batağından çıkmayı göze alamayanlara melekleri indirsek, ölüleri konuştursak ve her türlü mucizeyi de önlerine sersek Allah adına yapılan davete karşı kör ve sağır gibi davranırlar. Allah onların ilahi nizam ile yaşamaya layık olmadıklarını bilmektedir. Fakat onlar bu gerçeği de idrak edemezler.
MEAL AÇIKLAMASI
111. Biz o şirk ve küfrün batağından çıkmayı göze alamayanlara onlar istedi diye, bir mucize olarak melekleri indirip göstersek, ölüleri de mezarlarından çıkıp onlarla konuştursak ve hakikatin şahitleri olarak mucize türünden vadedilen her şeyi önceden önlerine sersek de Allah adına yapılan davete karşı kör ve sağır gibi davranırlar. Ve Allah zorla Müslüman olmalarını dilemedikçe yine iman etmezler. Allah onların ilahi nizam ile yaşamaya layık olmadıklarını bilmektedir. Ancak onların kendileri bu gerçeği bilmediği gibi, onların mucize görüp Müslüman olmalarını arzu edenlerin de çoğu bu gerçeği bilmiyorlar. Biz inkârlarıyla kalplerine mührümüzü vurmuşuzdur. Ancak önyargılarından kurtuldukları zaman mührümüzü açarız. Fakat sizler, bu tip insanların asla iman etmeyeceğini, kıyâmete kadar onlarla mücâdelenin kaçınılmaz olduğunu bileceksiniz.
112-114
MEAL
112. Bu şekilde her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman ettik. Onlar aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Sen onları uydurduklarıyla baş başa bırak.
113. Ahirete inanmayanların kalpleri o sözlere meyletsin, onlardan hoşnut olsunlar ve kendilerinin yaptıklarını onlar da yapsınlar diye (böyle sözler fısıldarlar).
114. “Allah size açıklanmış bir şekilde Kitap indirmişken O’ndan başkasının hakemliğini mi isteyeceğim!” Kendilerine Kitap vermiş olduklarımız onun Rabbin tarafından hak üzere indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma.
MUSTAFA ÇEVİK
112-114 Kendilerini şeytanın akıl çelen yaldızlı, süslü yalanlarına teslim eden insanlar ve bunları insanlara fısıldayan cinlerden şeytanlar, bu eğilimleri sebebi ile her peygambere ve peygamberlerin Allah adına yapmakta oldukları davete düşmanlık ederler. Rabbin onları imtihan için serbest bırakmasaydı onlar bunu yapamazlardı. O halde siz onların kışkırtmalarından, aklınızı çelmesinden uzak durun, tuzaklarına düşmeyin. Bu şeytanlar ve onların izinden gitmekte olanların amacı, âhirete inanmak istemeyenleri, yaldızlı yalanlar ve boş hayallerle kendilerine bağlamak, Allah’tan uzaklaştırıp kendilerine kul, köle etmektir. Sen onlara de ki: “Niçin yaratıldığımızı ve nasıl yaşamamız gerektiğini apaçık ortaya koyan bu ilahi kitap gelmişken neyin doğru, neyin yanlış olduğuna hüküm vermek konusunda ondan başka hakem mi arayacağım?” Ey Peygamber! Kendilerine daha önce vahiylerimizi içeren kitaplar verdiklerimiz de iyi bilirler ki bu Kur’an, insanları en doğru olanı yaşamaya davet için indirilmiş gerçeğin ta kendisidir. Bundan asla şüpheniz olmasın.
MEAL AÇIKLAMASI
112. Bu şekilde her peygambere ve peygamberlerin Allah adına yapmakta oldukları davetin karşısında şeytanlaşan insan ve cinlerin şeytan olanlarından düşman bir şebeke var etmişizdir. Onlar günahı cazip gösterip aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Gerçi Rabbin zorlayıcı düzen koysaydı da onları imtihan için serbest bırakmayı dilemeseydi ve tercihi onlara bırakmasaydı bunu yapamazlardı. Ama o zaman da imtihan olmazdı. O halde sen onların kışkırtmalarından uzak dur ve uydurdukları iftiralarıyla baş başa bırak. Rahatça inkârlarının özgürlüğünü yaşasınlar. Nasılsa hesabımıza gelecekler.
113. Bu şeytanlar ve onların izinden gitmekte olanların amacı; ahirete inanmak istemeyenlerin kalpleri o yalan yaldızlı sözlere kansın, boş hayallerle onlardan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler, böylece de Allah’tan uzaklaşıp kendilerine kul, köle olsunlar diye böyle sözler fısıldarlar.
114. Ey Resûlüm! Sen onlara de ki: “Allah size niçin yaratıldığınızı ve nasıl yaşamanız gerektiğini apaçık ortaya koyan bir Kitap indirmişken hayatıma yön verecek ilkeleri belirlemek için O’ndan başkasının hakemliğini mi isteyeceğim!” Ey Resûlüm! Kendilerine daha önce İncil, Tevrat gibi kutsal kitap verdiğimiz kimseler de iyi bilirler ki. Bu Kur’an Rabbin tarafından insanları en doğru olanı yaşamaya davet için hak üzere indirilmiştir ve gerçeğin ta kendisidir. Dolayısıyla, yolunun doğruluğu konusundasakın şüpheye düşenlerden olma.
115
MEAL
115. Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, duyandır, bilendir.
MUSTAFA ÇEVİK
115 Rabbimin âyetlerinden oluşan bu Kur’an hem doğruluk hem adalet bakımından, tek ve mükemmel olan hayat tarzının kaynağıdır. Rabbimin sözleri olan âyetlerini geçersiz kılacak söz yoktur. O her şeyin tek doğru olanını bilen, her şeye güç yetiren, her şeyi yerli yerine koyan ve her şeyden haberdar olandır.
MEAL AÇIKLAMASI
115. Rabbinin sözü olan bu Kur’an ayetleri, yasaları doğruluk ve adalet bakımından hayat tarzının kaynağı ve sözlerin en mükemmelidir. Onun yasalarında değişiklik olmaz. O’nun sözlerini hiçbir gerekçe ile geçersiz kılıp değiştirebilecek yoktur. O, her şeye güç yetirip dualara icabet eden her şeyi duyandır, her şeyin en doğru olanını bilendir.
116-117
MEAL
116. Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyuyorlar ve sadece tahminde bulunuyor (sadece yalan söylüyorlar).
117. Şüphesiz Rabbin yolundan sapanları en iyi bilendir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de O’dur.
MUSTAFA ÇEVİK
116-117 İnsanların çoğuna uyarsan, onlar seni doğru olandan saptırırlar. Onların çoğu zanna, asılsız ve bâtıl olana uyarlar. Hiç şüphesiz Allah, doğru yola uymak için kimin neler yaptığını kimin de yoldan saptığını çok iyi bilendir.
MEAL AÇIKLAMASI
116. Yeryüzünde bulunanların çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın doğru yolundan saptırırlar. Zira onların çoğu aklın ilmin ve vahyin gereklerine göre değil sadece zanna asılsız ve bâtıl olana uyuyorlar ve sadece menfaatlerine göre tahminde bulunup kendi uydurdukları yalanlarını doğru sanıyorlar.
117. Şüphesiz ki Rabbin, İslâm’dan uzaklaşarak yolundan sapanları da doğru yolda olanların neler yaptığını da en iyi bilendir.
118-119
MEAL
118. Allah’ın ayetlerine inanıyorsanız üzerine Allah’ın adı anılan (hayvanların etlerin)den yiyin.
119. Allah zorunluluk halleri dışında size haram olan şeyleri ayrı ayrı açıklamış olduğu halde üzerine Allah’ın adı anılmış olanlardan niçin yemeyeceksiniz? Pek çokları bilgisizce arzularına uyarak başkalarını saptırmaktadırlar. Şüphesiz ki Rabbin, sınırı aşanları en iyi bilendir.
MUSTAFA ÇEVİK
118-119 Ey mü’minler! Üzerlerinde Allah’ın adının anıldıkları şeylerden yiyin, bu davranışınızla da müşriklerden ayrılın çünkü sizler Allah’a yürekten iman edenlersiniz. Allah sizlere mecbur kalmanız dışında yenilmesi haram olanları ayrıntılı olarak açıklamışken, bunların dışında olanlardan üzerine Allah’ın adının anılarak kesilenleri niçin yemeyesiniz. Müşrikler hiçbir bilgi ve delile dayanmadan kendi arzuları doğrultusunda “Şu haramdır yenilmez, şu helaldir yenilir” diyerek insanların kafalarını karıştırıp, kendi hükümlerini doğru olarak göstermeye çalışıyorlar. Hâlbuki yarattıkları hakkında helal ve haram hükümleri koymak hakkı ve yetkisi yalnızca Allah’a aittir. Senin Rabbin haddini bilmezleri çok iyi bilmektedir.
MEAL AÇIKLAMASI
118. Doğru yolu bulan biri olarak Allah’ın ayetlerine yürekten inanıyorsanız size helâl kılınan hayvanlardan olmak şartıyla üzerine Allah’ın adı anılan şeylerden ve Besmele ile kesilen hayvanların etlerinden yiyin. O bakımdan, yeme-içmenizde de başkalarının haram kıldıklarına uymayın. Çünkü o müşrikler size inat; kendi ilahlarının adını anarak hayvanlarını kesiyorlar. Hâlbuki onlar da Allah’a inanıyorlardı.
119. Allah açlıktan ölme tehlikesi gibi zorunluluk halleri dışında size haram olan şeyleri tek tek ayrıntılı olarak açıklamış olduğu halde siz hâlâ üzerine Allah’ın adı anılmış olanları niçin yemeyeceksiniz? Bilin ki insanların pek çoğu, hiçbir ilâhî bilgiye ve delile dayanmadan kendi kuruntu ve arzularına uyarak “rastgele şu haramdır yenilmez, şu helaldir yenilir” diyorlar. Böylece insanların kafalarını karıştırıp, kendi hükümlerini doğru olarak göstermeye çalışarak bilmeden insanları saptırıyorlar. Hâlbuki yarattıkları hakkında helal ve haram hükümleri koymak hakkı ve yetkisi yalnızca Allah’a aittir. Şüphesiz ki Rabbin, helale haram diyerek sınırı aşan haddini bilmezleri çok iyi bilmektedir.
120
MUSTAFA ÇEVİK
120 Ey mü’minler! Sizler Allah’ın yasakladıklarından uzak durun, onları açıktan ya da gizli olarak yapmaktan sakının. Unutmayın ki günah işleyenler mutlaka bunun cezasını çekeceklerdir.
MEAL AÇIKLAMASI
120. Ey mü’minler! Allah’ın her şeyi bildiğine iman eden biri olarak ister insan öldürme, yalan, dedikodu, iftira gibi açık olsun ister kalpte işlenen küfür, şirk, inkâr gibi gizli olsun, günahın her türlüsünden uzak durup kaçının. Unutmayın ki bilerek ve sürekli günah işleyenler mutlaka yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.
121
MEAL
121. Üzerine Allah’ın adı anılmamış olan (hayvanın eti)nden yemeyin. Şüphesiz o fısktır (yoldan kaymadır). Doğrusu şeytanlar dostlarına, sizinle tartışmaları için telkinde bulunmaktadırlar. Eğer onlara itaat ederseniz o zaman siz de müşrik olursunuz.
MUSTAFA ÇEVİK
121 Allah’ın sizin için yarattığı ve helal kıldığı nimetlerini yiyip içerken, Allah’ı anmayı unutmayın. Üzerinde Allah’ın adının anılmayıp başkasının adı anılarak kesilmiş hayvanların etlerini yemeyin, böyle yapmak insanı Allah’a karşı duyarsızlaştırır. Şeytan ve şeytanı dost edinmiş insanlar bu konularda sizlerin kafasını karıştırmak, tartışma içine çekmek için size fısıldayıp telkinlerde bulunurlar. Şayet onlara uyarsanız siz de müşriklerden olursunuz.
MEAL AÇIKLAMASI
121. Üzerine Allah’ın adı anılmadan Besmelesiz ve başkasının adı anılarak kesilen hayvanların etlerini yemeyin. Şüphesiz bu büyük bir günah ve isyan olup yoldan çıkmaktır ve insanı Allah’a karşı duyarsızlaştırır. Doğrusu şeytanlar ve şeytanı dost edinmiş insanlar kafanızı karıştırıp sizinle tartışmaları için kendileriyle iş birliği halindeki dostlarına fısıldayıp telkinde bulunmaktadırlar. Bu telkinlerden biri de helal-haram konusunda hassasiyetin kaybolmasıdır. Eğer verdikleri hükmü benimseyerek onlara itaat ederseniz o zaman siz de onlar gibi Allah’tan başka varlıkların otoritesine boyun eğen müşriklerden olursunuz.
122-124
MEAL
122. Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürümesini sağlayan bir ışık verdiğimiz kimse karanlıkların içinde kalıp da oradan çıkamayan kimse gibi olur mu! İşte kâfirlere yaptıkları böyle süslü gösterildi.
123. Bu şekilde her kentin suçlularını orada hile yapsınlar diye ileri gelen kimseler kıldık. Onlar gerçekte ancak kendilerine hile yapmaktadırlar ama bunun bilincinde değiller.
124. Onlara her ne zaman bir ayet (mucize) gelse: “Allah’ın peygamberlerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe iman etmeyeceğiz” derler. Allah peygamberlik görevini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenler Allah katında aşağılığa uğratılacak ve hile yapmalarından dolayı şiddetli bir azaba çarptırılacaklardır.
MUSTAFA ÇEVİK
122-124 Hiç manen ölmüş, karanlıklar içinde bocalayan kimse ile Allah’ın kendisini gerçeklerle buluşturup, imanla tanıştırıp, hayata kavuşturduğu kimsenin durumu bir olur mu? Fakat gel gör ki karanlıktan aydınlığa çıkmak istemeyen, bataklıkta yaşamak kendisine güzel görünen kimseyi hakikate inandıramazsın. Biz bir ülkede halkının istemesi ile o ülkenin önde gelen müşriklerinin şirk sistemleri kurmalarına engel olmayız. Sonra da onlar orada her türlü hile, düzenbazlık, entrika ve zulüm yapmaya başlarlar, aslında onlar böyle yapmakla kendi kuyularını kazarlar fakat bunun farkında olmazlar. Böylelerine ne zaman Allah’ın âyetleri tebliğ edilip de ona uymaya davet edilseler, hemen “Allah’ın peygamberlerine gelen âyetlerin benzerleri bize de gelmedikçe asla bunlara inanmayacağız.” derler. Oysa Allah, vahyi ve peygamberliği kime vereceğini çok iyi bilir. Bunlar elbette işledikleri suçların cezasını, Hesap Günü Allah’ın huzurunda toplandıklarında, şiddetli bir azapla karşılaşarak çekmeye başlayacaklar.
MEAL AÇIKLAMASI
122. Hiç henüz hidayetle ermediği için manevî anlamda ölü iken hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmesinden dolayı imanla tanıştırıp dirilttiğimiz ve Allah’ın kendisine insanlar arasında doğru yolda yürümesini için kendisine ışık tuttuğu kimseyle, manen karanlıklar içinde kalıp da oradan bir türlüçıkamayan kimsenin durumu bir olur mu? İşte haramı-helal, çirkini-güzel gören kâfirlere yaptıkları ameller ve işledikleri günahlar bu şekilde önyargılarıyla süslü ve cazip gösterilmiştir. Ama gel gör kişeytana uydukları için, karanlıktan aydınlığa çıkmak istemeyen, bataklıkta yaşamak kendisine güzel görünen kimseyi hakikate inandıramazsın.
123. Biz halkın değer yargılarının bozulduğu her ülkenin helale-haram diyen önde gelen müşrik kimselerini kötü planlar yapmaları için iktidar imkânı vererek oranın suçluları kılarız ve şirk sistemleri kurmalarına engel olmayız. Derken onlar kendi memleketlerinde her türlü hile ve entrikalar çevirip zulüm yapmaya başlarlar. Kendini beğenmiş kibirli yöneticiler, yaptıkları her işin doğru olduğunu zanneder, öğüt ve uyarılara kulak vermezler. Bu yüzden de, sürekli fesat çıkarır, entrikalar çevirip dururlar. Halbuki onlar böyle yapmakla kendi kuyularını kazarlar çevirdikleri entrikalar, yalnız kendi aleyhlerine olur ama bunun farkında olmazlar. Zira yaptıkları her kötülük, yarın Diriliş Gününde cehennem azabı olarak karşılarına çıkacaktır.
124. Böylelerine her ne zaman Allah’tan bir ayet tebliğ edilip de ona uymaya davet edilse: “Allah’ın peygamberlerine gelen âyetlerin benzeri bize de gelmedikçe asla iman etmeyeceğiz” Muhammed’den ne eksiğimiz var? Bu dünyada güç, servet ve şöhret sahibi olan bizler, Peygamberliğe ondan daha lâyık değil miyiz? derler. Oysa onlar ne derse desin Allah peygamberlik görevini kime vereceğini ve neye göre belirleyeceğini çok iyi bilir. Hadlerini aşmakla suç işleyen o kimseler kibir ve küstahlıklarına denk bir ceza olarak Allah katında aşağılık bir duruma düşecekler ve kurdukları tuzaklardan ve çevirdikleri entrikalardan dolayı Hesap Günü Allah’ın huzurunda toplandıklarında şiddetli bir azaba çarptırılacaklardır.
125
MEAL
125. Allah kimi doğru yola eriştirmek isterse onun gönlünü de İslam’a açar. Kimi de sapıklığa düşürmek isterse onun da gönlünü adeta göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı eyler. İşte Allah iman etmeyenlerin üstüne böyle murdarlık bırakır.
MUSTAFA ÇEVİK
125 Allah, layık gördüğü kimsenin kalbini doğru yol olan İslam’a yöneltir. Sapmak isteyeni de sapıklığında bırakır. Böyle kimsenin kalbi de göğe yükseliyormuş gibi daralıp, iç sıkıntısı ile bunalır. Allah davetine sırt dönen nankörleri, sıkıntılar ve pislikler içinde bırakır.
MEAL AÇIKLAMASI
125. Allah doğru davranışlarından dolayı layık gördüğü ve yola geldiğini onaylamak istediği kimsenin gönlünü doğru yol olan İslam’a yöneltir. Yanlış davranışlarından dolayı niyet ve ameline göre sapmak isteyen ve yoldan saptığını onaylamak istediği kişinin de kalbini adeta göğe yükseliyormuş da nefes almakta zorlanıyormuş gibi daraltıp sıkıştırır ve sapıklığında bırakır. İşte Allah davetine sırt dönerek her türlü âyet ve delil karşısında bile iman etmeyen nankörleri böyle pislik ve azap içinde bırakır ve bocalayarak içinden çıkılmaz sıkıntılara sokar. İnsan göğe doğru yükseldikçe oksijen azalıp basınç düştüğünden göğsü daralıp teneffüs etmesi nasıl güçleşiyorsa, İslâm’ı içine sindiremeyenlerin de İslâm’a karşı içleri daralacak, İslâm’ı yaşayanlar çoğaldıkça daha da bunalacaktır.
126-127
MEAL
126. Rabbinin dosdoğru yolu işte budur. Öğüt alan topluluk için ayetleri etraflıca açıkladık.
127. Onlar için Rabblerinin katında esenlik yurdu vardır ve işlediklerinden dolayı O onların dostudur.
MUSTAFA ÇEVİK
126-127 Rabbinizin kitabı ile gösterdiği yoldan daha doğru yol yoktur. Biz âyetlerimizi aklını kullanıp doğru yolu bulmak isteyenler için apaçık bildiriyoruz. Allah âyetlerinin ışığında yürümeye çalışanları esenlik, güvenlik ve mutluluk yurduna ulaştıracaktır. Allah bu seçimlerinden dolayı da onların dostu ve yardımcısıdır.
MEAL AÇIKLAMASI
126. İşte Rabbinin Kur’an ile gösterdiği dosdoğru yolu İslâm budur ve daha doğru yol da yoktur. Biz aklını kullanıp düşünen öğüt ve ibret alan böylece de doğru yolu bulmak isteyen bir toplum için doğru ve eğri yolları işaret eden âyetlerimizi detaylıca açıklıyoruz.
127. O öğüt alıp Allah’ın âyetleri ışığında yürümeye çalışanlara Rabblerinin katında dert, tasa ve üzüntünün olmadığı esenlik ve mutluluk yurdu olan cennet vardır. Bu seçimlerinden ve sürekli yapmakta oldukları hayırlı işlerden dolayı Allah onların yardımcısı ve gerçek dostudur.
128
MEAL
128. Onların hepsini biraraya getirdiği gün: “Ey cin topluluğu! Siz insanlardan birçoğunu aldatarak kendinize çektiniz” (der). Onların insanlardan olan dostları da: “Ey Rabbimiz! Biz birbirimizden yararlandık. Sonra bizim için belirlemiş olduğun ecelimize erdik” derler. “Allah’ın diledikleri dışında, sizin sonsuza kadar kalmak üzere yerleşeceğiniz yer cehennemdir.” Şüphesiz Rabbin hakimdir, alimdir.
MUSTAFA ÇEVİK
128 Allah herkesi bir araya topladığı Hesap Günü, şeytan ve izleyicilerine şöyle seslenecek: “Ey şeytan ve şeytanı kendine dost edinmiş olanlar! Siz dünyada kendiniz Allah’ın davetinden yüz çevirdiğiniz gibi, başkalarını da bu günahın pençesine düşürüp peşinize takmak için çok uğraştınız. Birçoğunu da tuzağınıza düşürüp kendinize kul köle edindiniz.” Bunun üzerine şeytanların yoldaşı olan insanlar da Allah’a, “Ey Rabbimiz! Bizler dünyada iken birbirimizden çok yararlandık ve sonunda Senin bizler için tayin ettiğin sürenin sonuna gelip, inanmayıp yüz çevirdiğimiz gerçeklerle karşılaştık.” diyecekler. Allah da onlara şöyle diyecek, “Artık çok geç, bundan sonraki yeriniz yurdunuz ateştir ve Allah’ın dilemesi müstesna orada sürekli kalacaksınız. Allah’ın sizin hakkınızdaki takdiri budur. Allah hüküm ve hikmet sahibidir.”
MEAL AÇIKLAMASI
128. Allah mahşerde cinlerin ve insanların hepsini bir araya topladığı Hesap günü: “Ey cin taifesinden olan şeytan ve şeytanı kendine dost edinmişler topluluğu! Siz dünyada kendiniz Allah’ın davetinden yüz çevirdiğiniz gibi insanlardan birçoğunu da bu günahın pençesine düşürüp peşinize takmak ve azdırmak için çok uğraştınız Birçoğunu da tuzağınıza düşürmek suretiyle kendinize kul köle edindirip aldatarak aranıza kattınız ” diyecek. O insanlardan şeytanlara uyan ve veli edinip yoldaşı olan işbirlikçi dostları da Allah’a suçlarını itiraf ederek: “Ey Rabbimiz! Biz dünyada iken şeytanlarla karşılıklı yardımlaşarak birbirimizden çok yararlandık. Onlar bizi kandırmanın mutluluğunu yaşadı, biz de kandırılıp dünya zevklerine dalmanın mutluluğunu yaşadık. Biz, dünyaya ve cazibelerine kapılmada onların vesvese ve telkinlerine uyduk; onlar da bizi kandırmakla lezzet aldılar. Böylece zulüm ve haksızlıklarla dolu bir hayat sürdük ve sonunda, bizim için belirlemiş olduğun sürenin sonuna geldik. Ama yolumuzun yanlış olduğunu gördük ve inanmayıp yüz çevirdiğimiz gerçeklerle karşılaştık ” diyecekler. Allah da onlara şöyle diyecek: Artık çok geç Allah’ın dileyip belirledikleri dışında, sonsuza kadar kalmak üzere yerleşeceğiniz yeriniz yurdunuz içinde ölmeyeceğiniz cehennemdir. Allah’ın sizin hakkınızdaki takdiri budur ” Şüphesiz Rabbin tam hüküm ve hikmet sahibi hakimdir, ilminde sınır olmayan ve her şeyi hakkıyla alimdir.
129-131
MEAL
129. İşte böylece, kazandıklarına karşılık zalimlerin bir kısmını diğerlerinin peşlerine takarız.
130. “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzle karşılaşacağınız konusunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?.” Onlar: “Kendi aleyhimize şahitlik ediyoruz” derler. Onları dünya hayatı aldattı ve kâfir oldukları konusunda kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
131. Böyle olması, halkı habersizken Rabbinin kasabaları (ülkeleri) haksızlıkla helak etmeyeceğindendir.
MUSTAFA ÇEVİK
129-131 Allah, davetinden yüz çevirip gerçeklerin üstünü örtenleri ve başkalarını da buna teşvik edenleri birbirine dost eder. Allah, Hesap Günü de bunlara şöyle seslenecek: “Ey insanlardan ve cinlerden müşrik ve kâfir olmayı seçenler! Size kendi içinizden ve kendi cinsinizden âyetlerimi okuyup duyuran, doğru olana davet eden elçiler gelmedi mi ve onlar sizi bugünün geleceği ile uyarmadılar mı?” Onlar da “Evet biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz ki geldiler ve bizi bugünün geleceği ile de uyardılar, ama biz onları dinlemedik.” diyecekler ve böylece geçici dünya hayatına olan düşkünlüklerinin, kendilerinin müşrik ve kâfir olmalarına sebep olduğunu itiraf edecekler. Rabbin, peygamber ve kitap gönderip uyarmadıkça, bir belde halkını helak etmez.
MEAL AÇIKLAMASI
129. İşte böylece, işledikleri günahlar yüzünden, Allah’ın, davetinden yüz çevirip gerçeklerin üstünü örten zalimlerin bir kısmını halktan diğer bir kısmı ile dost edip onların başına idareci yaparız. Böylece inatları yüzünden birbirlerini ayartıp felakete götürürler
130. Allah, Hesap Günü de bunlara şöyle seslenecek: “Ey cin ve insan topluluğundan müşrik ve kâfir olmayı seçen sapkınlar. İçinizden, size ayetlerimi okuyup anlatan ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi doğru olana davet edip uyaran peygamberler gelmedi mi?” Bu soru üzerine onlar da: “ Ey Rabbimiz geldiler ve bizi bugünün geleceği ile de uyardılar ama biz onlara kulak vermedik Evet kendi aleyhimize ve haksız olduğumuza bizzat kendimiz şahitlik ediyoruz ” derler. Onlar zaten dünyada iken de kâfir olduklarını vicdanlarında hissediyor, fakat bilerek inkârı tercih ediyorlardı. İşte dünya hayatı onları aldattı ve geçici dünya hayatına olan düşkünlüklerinin, kendilerinin müşrik ve kâfir olmalarına sebep olduklarını itiraf edip kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.
131. İşte bu da göstermektedir ki, senin Rabbin peygamber ve kitap gönderip uyarmadıkça halkı gerçeklerden ve Allah’ın kendilerinden ne istediğinden habersiz yaşayıp giderken hiçbir ülkeyi asla haksızlıkla helak etmez.
132
MUSTAFA ÇEVİK
132 İyi bilin ki, her insanın bilerek ve isteyerek yaptığı her işe karşılık bir derecesi vardır ve Allah katında buna göre muamele görecektir. Senin Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.
MEAL AÇIKLAMASI
132. İyi bilin ki Allah katında herkesin bilerek ve isteyerek yaptığı amellerine göre cennet ya da cehennemde elde ettikleri türlü türlü dereceleri vardır ve Allah katında buna göre muamele görecektir. Senin Rabbin onların hangi ameli hangi niyetle yaptıklarından habersiz ve yapılanlara karşı da kayıtsız değildir. O hâlde, ey insan, en yüksek dereceyi kazanmak için Rabb’ine kulluk et!
133
MUSTAFA ÇEVİK
133 Ey insanlar! Sizin Rabbiniz kendi kendine yeten ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’tır. O, şefkat ve merhamet sahibidir. Dilerse, sizi ortadan kaldırıp yerinize başka bir topluluk getirir, tıpkı sizi başka insanların soyundan getirdiği gibi.
MEAL AÇIKLAMASI
133. Ey insanlar! Sizin Rabbiniz hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır. Hem de şefkat ve merhamet sahibidir. Gerekli görüp de dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize başka bir topluluk getirir. Tıpkı sizi başka bir topluluğun soyundan yarattığı gibi.
134
MUSTAFA ÇEVİK
134 Size vaat olunan Hesap Günü’nün geleceğinden sakın şüpheniz olmasın, kimse ona engel olamaz.
MEAL AÇIKLAMASI
134. Allah tarafından başta kıyâmet ve Hesap Günü gibi size vaad edilen ne varsa mutlaka gelecektir ve sakın şüpheniz olmasın ki siz ona asla engel olamazsınız
135-136
MEAL
135. De ki: “Ey kavmim! Gücünüzün elverdiğini yapın, ben de yapıyorum. Bu yurdun (dünyanın) sonunun kimin olacağını yakında bileceksiniz. Şüphe yok ki, zalimler kurtuluşa eremezler.”
136. Kendi zanlarıyla: “Bu Allah’ın, bu da ortak koştuklarımızındır” diyerek Allah’ın yarattığı ekinden ve hayvanlardan Allah’a pay ayırdılar. Ortak koştukları için ayırdıkları Allah’a ulaşmaz. Allah’a ayırdıkları ise işte o ortak koştuklarına ulaşır. Ne kadar da kötü hüküm veriyorlar!
MUSTAFA ÇEVİK
MEAL AÇIKLAMASI
135. Ey Peygamber! Çağırıldıkları gerçeklere iman etmeyip davana iman edenlere düşmanlık edip saldıranlara meydan okuyarak de ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni ardınıza koymayıp yapın, ben de insanları Allah adına davet konusunda elimden geleni yapacağım. Sonunda bu dünya yurdunda üstünlük ve şeref, âhirette ise cennet kimin olacak yakında göreceksiniz. Şüphe yok ki, varoluş gayesine aykırı hareket eden zalim nankör, müşrik ve kâfirler asla mutluluğa, şeytani amaçlarına ve kurtuluşa eremezler.”
136. Bunlar bir de kalkıp Allah’ın yarattığı ekin ve koyun, keçi gibi evcil hayvanlardan Allah için bir pay ayırıp bu Allah’ın hakkıdır diyerek güya yakınlığımızı umuyorlar. Diğer taraftan da kendi bâtıl iddialarınca “Bu pay, Allah’a ait; şu da Allah’la birlikte bizi koruyan, yöneten ve ortak yaptığımız ilâhlarımızın hakkıdır” bölüştürmede bulunurlar. Fakat yine de işlerine geldiği gibi davranır ve kendi ilâhlarına ayırdıklarını onlar için harcarken, Allah için ayrılan payı ise Allah zengindir, ihtiyacı yoktur gerekçesiyle Allah için sarf etmeyip, put edindikleri ilâhları uğruna kullanırlar. İlah edindikleri için ayırdıkları paylar onları putperest yaptığı gibi, Allah için ayırdıkları payın da hiçbir anlamı ve değeri yoktur. Böyle yapmakla ne kötü hüküm verip, kendi kanunlarını da ne kötü uyguluyorlar!
137-138
MEAL
137. Bunun gibi hem kendilerini helak etsin hem de dinlerini iyice karıştırsınlar diye müşriklerin çoğuna, ortak koştukları şeyler, çocuklarını öldürmelerini cazip göstermiştir. Allah dileseydi bunları yapmazlardı. Sen onları uydurduklarıyla başbaşa bırak.
138. Yine kendi zanlarınca: “Bunlar dokunulmaz ekinler ve hayvanlardır. Bunları bizim istediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtlarına binilmesi ve yük yüklenilmesi yasaklanmış hayvanlardır” dediler. Allah’a iftirada bulunarak bazı hayvanların üzerlerine de Allah’ın adını anmazlar. Allah onları iftira etmelerinden dolayı cezalandıracaktır.
MUSTAFA ÇEVİK
137-138 Müşriklerin Allah’la birlikte ilah edindikleri ve körü körüne bağlandıkları kimseler, birçoğuna çocuklarını bile öldürmeyi hoş gösterir, böylece hem onları hüsrana sürükler hem de bozuk bir anlayışı dinleri haline getirir. Şu hâlde ey mü’minler! Siz şirk, küfür ve hurafeye dayalı anlayışlardan uzak durun. Bunlar ayrıca kendi uydurdukları düzmece, bâtıl inançları sebebi ile bazı hayvanları ve mahsulleri kutsal kabul ederek, “Bizim belirlediğimiz ve izin verdiğimiz kutsal kimselerden başkaları bunları yiyemezler, yine kutsal kabul ettiğimiz hayvanların sırtına da kimse yük vuramaz ve onlara binemez, bunlar bizim helal ve haram sınırlarımızdır.” demekteler. Bununla birlikte bir kısım hayvanlar kesilirken de özellikle Allah’ın adını anmazlar ve üstelik bunun böyle olmasını, “Allah diledi.” diyerek Allah’a iftira atarlar. Allah onları bütün bu mesnetsiz hurafe ve bâtıl inançları, iftiraları, şirk ve küfürleri sebebi ile hak ettikleri ile cezalandıracaktır.
MEAL AÇIKLAMASI
137. Müşriklerin, Allah’la birlikte ilah edinip ortak koştukları o putlara hizmetle görevli kimseler birçoğuna fakirlik korkusu, nüfus plânlaması, namus temizleme gibi ahmakça bahanelerle kız çocuklarını bile öldürmeyi cazip gösterdiler. Böylece hem kendilerini hüsrana sürükleyip mahvettiler hem de dinlerini bozuk anlayışlarıyla karmakarışık hale getirdiler. Allah onları kendi iradelerine bırakmamayı dileseydi, insanların irâdesine müdahalede bulunup, onları zorla îmâna getirirdi de bunları yapamazlardı. Ey Resûlüm! Sen elinden geleni yaptıktan sonra, baktın olmuyor onları uydurdukları şirk, küfür ve hurafeye dayalı yalanlarıyla baş başa bırak. İmtihan nedeniyle verdiğimiz sürede ne yapabiliyorlarsa yapsınlar! Nasılsa dönüp dolaşacakları hesabımızdır.
138. Yine kendi uydurdukları düzmece bâtıl inançları sebebi ile bazı hayvanları ve mahsulleri kutsal kabul ederek: “ İlâhlarımıza ait olan bu ekinler ve koyun, keçi gibi hayvanlar haram ve dokunulmazdır. Bunları bizim belirlediğimiz ve izin verdiğimiz kutsal kimselerden başkası yiyemez diyerek insanlara verdiğimiz rızkın önüne geçtiler. Ayrıca putlara adadığımız Bâhire, Sâibe, Vâsile ve Hâmi gibi isimlerle anılan bu hayvanların sırtlarına binilmesi ve yük yüklenilmesi de yasaklanmıştır, bunlar bizim helal ve haram sınırlarımızdır ” dediler. Bununla birlikte sanki o hükümleri Allah koymuşçasına Allah’a iftirada bulunarak bazı hayvanları keserken de özellikle üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. Besmelesiz keser veya öldürürler. Üstelik bunun böyle olmasını, “Allah diledi.” diyerek Allah’a iftira atarlar. Allah onları bütün bu mesnetsiz hurafeleri ve iftiralarından dolayı hak ettikleri ile cezalandıracaktır.
139
MEAL
139. Yine: “Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize özeldir ve hanımlarımıza yasaktır. Eğer ölü olursa (ölür doğar veya doğar doğmaz ölürse) o zaman herkes ona ortaktır” dediler. Allah onlara bu nitelendirmelerinin cezasını verecektir. O hakimdir, alimdir.
MUSTAFA ÇEVİK
139 Bu müşrikler “Şu hayvanların karnından sağ olarak dünyaya gelen her yavru erkeklere helaldir, kadınlara haramdır. Yavru ölü olarak doğarsa hem erkekler hem de kadınlara helaldir ve onun etini her ikisi de yiyebilir.” diyorlar. Hâlbuki yarattıkları üzerinde helal ve haram hükümlerini belirlemek yalnızca Allah’a aittir. Allah’tan başka hiç kimsenin helali ve haramı belirleme hakkı ve yetkisi yoktur. Allah’ın sınırlarını tanımayıp, O’nun yarattıkları ile ilgili sınırlar koymaya çalışanları, Allah hak ettikleri çok çetin bir azap ile cezalandıracaktır. O, hüküm ve hikmet sahibidir ve her şeyin en doğrusunu bilendir.
MEAL AÇIKLAMASI
139. Bu müşrikler bunlarla da kalmayıp, bir yana ayırdıkları bazı küçük ve büyük baş hayvanlar için yine iftiraya devam ederek: “Şu hayvanların karınlarından canlı olarak doğmuş olanlar yalnız erkeklerimize helaldir, kadınlarımıza ise haramdır. Eğer yavru ölü olarak doğarsa veya doğar doğmaz ölürse o zaman kadın-erkek hepsi de ona ortaktır. Onun etini her ikisi de yiyebilir ” dediler. Hâlbuki yarattıkları üzerinde helal ve haram hükümlerini belirlemek yalnızca Allah’a aittir. Allah’tan başka hiç kimsenin helali ve haramı belirleme hakkı ve yetkisi yoktur. Allah o yarattıkları ile ilgili kendi kafalarına göre bu helal”, “şu haram” diye sınırlar koymaya çalışanlara bu tür yakıştırmalarının cezasını çok çetin bir azap ile verecektir. O hüküm ve hikmet sahibi olan hakimdir ve her şeyin en doğrusunu bilen alimdir
140
MUSTAFA ÇEVİK
140 Cehaletleri sebebi ile çocuklarının canına kıyan, Allah’ın yarattığı rızıkları kendi kendilerine helal ve haram ilan eden, O böyle istedi diye bir kısım hayvanları keserken üzerlerine Allah’ın adını anmayıp Allah’a iftira edenler doğru olana sırtlarını dönmüş sapıklardır. Onlar elbette ki Allah’ın âyetlerinden yüz çevirmelerinin cezasını çekeceklerdir.
MEAL AÇIKLAMASI
140. Akılsızlıkları cehaletleri yüzünden çocuklarını öldürenler, kürtajla bebeklerini katledenler, nesillerini ahlâk ve maneviyatla terbiye etmeyenler ve Rabbimiz bize böyle emretti” diyerek bir kısım hayvanları keserken üzerlerine Allah’ın adını anmayıp Allah’a iftirada bulunanlar, Allah’ın onlara helal olarak verdiği rızkı kendi kendilerine haram kılanlar, elbette dünya ve âhirette hüsrana uğramışlardır. Onlar öyle bir sapıklığa düştüler ki Allah’ın yaratılış yasasına sırtlarını döndükleri için bir daha kesinlikle doğru yolu bulacak değillerdir. Onlar elbette ki Allah’ın âyetlerinden yüz çevirmelerinin cezasını çekeceklerdir.
141
MUSTAFA ÇEVİK
141 Ekilip biçilen tarlaları, bağları, bahçeleri, çeşit çeşit mahsulleri, görüntüleri, lezzetleri farklı farklı meyveleri, asmalı, asmasız ürünleri, hurmaları, zeytinleri, narları ve benzeri birçok nimetleri, kulları için yaratan Allah’tır. Bütün bunlardan olgunlaştıklarında yiyin ve hasat edip topladığınızda yoksulların da haklarını verin. Allah’ın sizlere ihsan ettiği nimetleri savurganlıkla da israf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.
MEAL AÇIKLAMASI
141. Asmalı ve asmasız onca bağları bahçeleri meydana getiren, tatları görüntüleri ve meyveleri birbirinden farklı hurmaları ve çeşit çeşit ekinleri, birbirine bazı yönlerden benzeyen ve bazı yönlerden benzemeyen zeytinleri narları ve birçok nimetleri, kulları için yaratan Allah’tır. Bütün bunlar olgunlaşıp meyve verdiğinde meyvesinden yiyin ve ürünleri toplayacağınız hasat günü de o nimetlerin üzerindeki yoksulların hakkı olan zekât, infak, sadakasını verin. Fakat Allah’ın sizlere ihsan ettiği nimetleri lükse kaçarak sakın savurganlıkla israf etmeyin. Çünkü Allah helal yoldan kazandıklarınızı haram yolda harcayıp israf edenleri sevmez. Rabbiniz helali harama çevirerek yaptığınız israfı yasaklamıştır.
142
MEAL
142. Hayvanlardan da yük taşıyan ve kesilen (veya tüylerinden döşekler yapılan) türler yarattı. Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın izinden gitmeyin. Şüphesiz o sizin için açık bir düşmandır.
MUSTAFA ÇEVİK
142 Yüklerinizi taşıyan ve taşımayan, etlerini yediğiniz ve yemediğiniz tüm hayvanları da Allah sizler için yaratmıştır. O’nun helal kıldıklarının etlerinden yiyin ve sakın şeytanın davetine uyup, izinden gidip de yoldaşı olmayın. Unutmayın ki şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.
MEAL AÇIKLAMASI
142. Gerek yük taşıyan taşımayan ve gerek kesip etlerini yediğiniz ya da yemediğiniz veya yününden döşekler yapılan tüm hayvanları emrinize amade kılmak için Allah yaratmıştır. Allah’ın size helal kılıp rızık olarak verdiklerinden makul ölçülerde yiyin için. Fakat sakın harama yönelip de şeytanın davetine uyarak yoldaşı olmayın ve şeytanî güçlerin izinden gitmeyin. Eğer şeytanın kötü fısıltılarına kulak verirseniz o size mutlaka haksızlık yaptırır. Unutmayın ki o şeytan kendisi görünmese de sizin için apaçık bir düşmandır.
143-144
MEAL
143. Sekiz çift (hayvan): Koyundan iki, keçiden iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı?” Eğer doğru sözlü iseniz bir bilgiye dayanarak bana haber verin.
144. Yine deveden iki, sığırdan iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Yoksa Allah size bunları emrederken siz şahit miydiniz?” İnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
MUSTAFA ÇEVİK
143-144 Ey Peygamber! Kendi kendilerine Allah’ın yarattığı hayvanlarla ilgili helal ve haram hükümleri koyan o kimselere de ki: “Allah’tan hiçbir bilgi ya da delile dayanmadan nasıl olur da bir çifti koyun, bir çifti keçi, bir çifti deve, bir çifti de sığır olan bu dört çift hayvandan hangisi ile ilgili haram ve helal hükümler koyabilirsiniz! Bunların dişileri mi erkekleri mi yoksa yavruları mı haram kılınmıştır.” Ve de ki: “Allah bunları haram kılarken siz şahit miydiniz?” Hiçbir doğru bilgi ve delile dayalı olmadan, insanları saptırmak üzere kendi uydurdukları yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim olabilir? İyi bilin ki, Allah müşrik ve kâfirliklerinde inatla direnenlere doğru yoluna uymayı nasip etmez.
MEAL AÇIKLAMASI
143. Ve dediler ki: “Allah koyun keçi sığır ve deveden dişi ve erkek olarak sekiz çift hayvanı yarattı ve bunları da insana yasak etti.” Bunlardan dördü koyundan erkek ve dişi olarak iki çift, keçiden erkek ve dişi olarak iki çift. Ey Peygamber! Kendi kendilerine Allah’ın yarattığı hayvanlarla ilgili helal ve haram hükümleri koyan müşriklere yaşadıkları çelişkiyi gözler önüne sermek için de ki: Söyleyin bakalım Allah bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa dişilerin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı?” Eğer kendi koyduğunuz âdet ve hükümleri, iddianıza göre eğer Allah koymuşsa ve bu iddianızda dürüst ve samimiyseniz, haydi bana bilgiye dayalı bir cevap verin de göreyim.
144. Yine deveden erkek ve dişi olarak iki çift, sığırdan da erkek ve dişi olarak iki çift hayvanı bazen helâl, bazen haram sayıyorlar. Ey Resûlüm! Helâl kıldığımız bu hayvanların, Allah tarafından harâm kılındığını söyleyerek, Allah’a iftira atan o müşriklere aynı soruları bir kere daha tekrar ederek de ki: “ Allah, bu hayvanların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa dişilerin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Hiçbir bilgiye dayanmadan nasıl olur da bu dört çift hayvandan hangisi ile ilgili haram ve helal hükümler koyabilirsiniz? Yoksa Allah size bunları haram kılarken siz orada şahit miydiniz?” Bir düşünün bakalım. Hiçbir gerçek delile dayanmadan bilgisizce insanları saptırmak için Allah’a karşı O’nun helal dediklerine haram diyerek yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! İyi bilin ki, Allah müşrik ve kâfirliklerinde inatla direnip yalan uyduran zalimler topluluğunu hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri müddetçe doğru yoluna eriştirmeyi nasip etmez.
145
MEAL
145. De ki: “Bana vahyedilenler arasında, leş, akıtılan kan, domuz eti -ki bu kesinlikle murdardır- ve yoldan çıkarak Allah’tan başkasının adına kesilmiş olanın dışında (bu sizin haram olduğunu ileri sürdüklerinizden) bir şey yiyene yediğinin haram olduğuna dair bir hüküm bulamıyorum. Kim çaresiz kalarak (haram kılınmış olanlardan) taşkınlık etmeden ve aşırıya gitmeden yerse (bilsin ki) Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”
MUSTAFA ÇEVİK
145 Ey Peygamber! De ki: “Allah bana vahyederek bildirdi ki; leş, akan kan, domuz eti ve üzerinde Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen kurbanın etinin dışında haram olan hiçbir şey yoktur. Fakat kişi çaresizlik içinde açlıktan çok zor durumda kalır da aç gözlülükle saldırmadan, ihtiyacı olanın dışına çıkmadan, açlıktan ölmeyecek kadar haram olandan yerse Allah bu durumda merhametini esirgemez.”
MEAL AÇIKLAMASI
145. Ey Resûlüm! Kafalarına göre “şu helal, bu haram” diyen müşriklere de ki: “Bana vahyedilen Kur’an ayetleri arasında, sizin haram olduğunu ileri sürdüğünüz bu yiyeceklerin hiçbirinin onları yemek isteyen kimseye haram kılındığını görmüyorum. Haram olanlar, ancak murdar olarak ölmüş leş, akıtılan kan, necis olduğu konusunda şüphe olmayan domuz eti ve yoldan çıkma manasında bir günah olarak Allah’tan başkasının adına kesilmiş hayvanlardır. Kim başkasının zorlaması veya yiyecek başka bir şey bulamadığı için bunları yemeye mecbur kalırsa başkasının hakkına saldırmamak ve açlıktan ölmeyecek kadar aşırıya kaçmadan haram olandan yerse bilsin ki ona da günah yoktur. Allah zaruret hallerinde işlemiş olduğunuz günahları çok bağışlayıcı, tevbe eden kullarına karşı çok merhamet edendir.”
146
MEAL
146. Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Sığırların ve koyunların, sırtlarında bulunan yahut bağırsaklarına yapışık veya kemiklerine karışmış olanların dışındaki içyağlarını haram kılmıştık. Taşkınlıkları yüzünden onları işte böyle cezalandırdık. Şüphe yok ki biz doğru sözlüyüz.
MUSTAFA ÇEVİK
146 Biz Allah’ın davetine karşı başkaldırıp isyan eden Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Ayrıca ineğin ve koyunun sırt, bağırsak ve kemik yağları dışında kalan tüm iç yağlarını da haram kıldık. Onları azgınlık, nankörlük ve isyanları sebebi ile işte böyle cezalandırdık. Elbette ki Allah doğru söyler ve sözünde de durur.
MEAL AÇIKLAMASI
146. Allah’ın davetine karşı başkaldırıp isyan eden Yahudilere geçmişte bütün tek tırnaklı hayvanları ilahî hidayet çizgisinden saptıkları için bir ceza olarak haram kılmıştık. Sığırların ve koyunların, sırt ve bağırsaklarına yapışan ve kemiklerine karışan yağları dışındaki tüm içyağlarını haram kılmıştık. Biz sürekli haram-helâl sınırlarını çiğnemek, başkalarının haklarına tecavüz etmek ve insanları Allah’ın yolundan alıkoymak gibi isyankârlık ve azgınlıkları yüzünden onları işte böyle cezalandırdık. Şüphe yok ki Allah sadece doğru olanı söyler ve sözünde de durur.
147
MUSTAFA ÇEVİK
147 Ey Peygamber! Bütün bildirdiklerimize rağmen, yine de seni yalancılıkla itham edip, Allah’ın âyetlerinden yüz çevirirlerse onlara de ki: “Rabbimiz sonsuz merhamet ve şefkat sahibidir fakat müşrik ve kâfirce yaşamakta inatla direnenleri cezalandırması da kaçınılmazdır, vereceği cezayı engellemeye hiç kimsenin gücü yetmez.”
MEAL AÇIKLAMASI
147. Ey Resûlüm! Bu gerçeğe rağmen eğer “Allah rahmet sahibidir, O böyle ceza vermez diyerek” Allah’ın âyetlerinden yüz çevirip seni yalancılıkla suçlarlarsa de ki: “ Evet Rabbimiz kullarına karşı geniş şefkat ve rahmet sahibidir. Yaptıklarınızdan dolayı hemen ceza vermez; tevbe etmenizi bekler ve sizi affetmeyi diler. Bununla birlikte, eğer halinizi düzeltmezseniz bilin ki O’nun cezalandırması ve vaad ettiği şiddetli azap, müşrik ve kâfirce yaşamakta inatla direnen günahkâr topluluk için asla geri çevrilmez. Vereceği cezayı engellemeye hiç kimsenin gücü yetmez.
148
MEAL
148. Allah’a ortak koşanlar: “Allah dileseydi biz de babalarımız da ortak koşmaz ve bir şeyi haram kılmazdık” diyecekler. Onlardan öncekiler de böyle yalanladılar da sonunda şiddetli azabımızı tattılar. De ki: “Yanınızda bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilgi var mı? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve tutarsız tahminlerde bulunuyorsunuz.”
MUSTAFA ÇEVİK
148 Allah’tan başkasına da ilahlık yakıştırmaya, kendilerini şartlandırmış ve bunu tabiatları haline getirmiş olan müşrikler diyeceklerdir ki, “Şayet Allah dileseydi atalarımız da, biz de Allah’a ortaklar koşmaz, O’nunla birlikte başka ilahlar edinmezdik ve kendi kendimize de hiçbir şeyi haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle şeyler söyleyip, bu sözlerin arkasına sığınıp, Allah’la birlikte başka ilahlar edindiler, sonunda bu inatları sebebiyle hak ettikleri azapla cezalandırıldılar. Ey Peygamber! Sen onlara şunu da söyle: “Bu söyleyip de yapmakta olduğunuz bâtıl ve saçma davranışlarınızın ilahi bir dayanağı, bir delili var mı ki bunlardan vazgeçmiyorsunuz? Gerçek olan şu ki siz sadece zanna dayanıyor ve yalanlar uyduruyorsunuz.”
MEAL AÇIKLAMASI
148. Allah’tan başkasına da ilahlık yakıştırmaya, kendilerini şartlandırmış olan müşrikler şirk koşmalarına bahane bulup günahlarını mazur göstermek için diyecekler ki: “ Şayet Allah farklı bir tercihte bulunup bizim mümin olmamızı dileseydi biz de atalarımız da Allah’a ortaklar koşmaz, O’nunla birlikte başka ilahlar edinmezdik ve kendi kendimize O’nun izin verdiği hiçbir şeyi haram kılmazdık”. Halbuki onlardan önceki yaşamış müşrikler de azabımızı tadıncaya kadar böyle saçma şeyler söyleyip Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek peygamberlerini yalanlamışlardı. Sonunda bu inatları sebebiyle şiddetli azabımızı tattılar. Ey Resûlüm! Sen onlara de ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız kesin bir bilgi, ilahi bir dayanak veya bir delil var mı ki bunlardan vazgeçmiyorsunuz? Varsa haydi onu bize çıkarıp gösterin. Sessiz kalmanız gösteriyor ki, yok! Bu durumda gerçek olan şu ki siz sadece zanna uyuyorsunuz ve yaptıklarınızı Allah’ın dilemesiyle yaptığınızı söylemekle saçmalayıp yalan söylüyorsunuz.”
149
MUSTAFA ÇEVİK
149 De ki: “En sağlam, en mükemmel delil ve gerçek olan yalnızca Allah’ın vahyi ile bildirdikleridir. Şayet siz isteseydiniz Allah sizi de doğru yola yöneltirdi.”
MEAL AÇIKLAMASI
149. Sözlerine devamla de ki: “En sağlam en mükemmel delil Allah’ın delilidir ve gerçek olan yalnızca Allah’ın vahyi ile bildirdikleridir. O ne şirki diler ne de haramın helâl, helâlin haram kılınmasını diler. Şayet siz isteseydiniz ya da Allah iradenizi size bırakmayıp iptal etse ve hakkınızda bir şey dilemek için tercihi Allah yapsaydı sizi iman etmeye mecbur bırakır ve hepinizi doğru yola eriştirirdi.” Ama dünya imtihan dünyası olduğu için insanları tercihlerinde serbest bırakıyor.
150
MUSTAFA ÇEVİK
150 Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Allah’ın haram kıldığını iddia ettiğiniz hayvanlarla ilgili, Allah’ın yanından şahitleriniz varsa, onları da getirin.” Şayet içlerinden bazıları buna yalancı şahitlik edecek olursa, sakın onların şahitliklerine de inanma. Bizim âyetlerimizi yalan sayan, âhirete inanmayan ve Allah’la birlikte başka ilahlar da edinip boş ve anlamsız hayaller peşinde ömrünü tüketenlerden uzak durun.
MEAL AÇIKLAMASI
150. De ki: “ Hayvanlarla ilgili haram saydıklarınız hakkında varsa Allah’ın bunları ilâhî bir hükme dayanarak gerçekten haram kıldığına tanıklık edecek şahitlerinizi getirin bakalım.” Eğer onlar yalan yere şahitlik edecek olurlarsa sakın onların şahitliklerine inanma ve sen onlarla birlikte kendilerini tasdik edip şahitlik etme. Eğer şahitlik için ısrar ederlerse ayetlerimizi yalanlayanların ve boş ve anlamsız hayaller peşinde ömrünü tüketip ahirete inanmayanların, heveslerine uyma. Çünkü onlar Allah’la birlikte başka ilahlar da edinip onları sevip onlara bağlanarak başkalarını Rabblerine denk tutmaktadırlar. Onlar; Allah ile putlarını eş tutarak şirk içindedirler. Bilmiyorlar mı? Şirk koşmak katımızda en büyük günahtır.
151
MEAL
151. De ki: “Gelin Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne babaya iyilik edin, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizi de onları da biz rızıklandırmaktayız- kötülüklerin açık olanına da gizli olanına da yaklaşmayın ve Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin. Olur ki akıl edersiniz diye (Allah) size böyle emretti.”
MUSTAFA ÇEVİK
151 De ki: “Gelin Allah’ın neleri yasaklayıp da haram kıldıklarını size bildireyim. Allah’tan başkasını ilâh edinip de O’na ortaklar koşmayın. Anne ve babanıza iyilik etmekten geri durmayın, yoksulluk endişesi ile çocuklarınızı öldürmeyin, zira sizin de onların da rızkını Biz yaratıyoruz. Yüz kızartıcı çirkin fiilleri açık ya da gizli işlemekten uzak durun, haklı bir sebebe dayanmadan Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın.” Allah sizlere işte bunları bildiriyor ki aklınızı kullanıp, düşünüp de öğüt alasınız.
MEAL AÇIKLAMASI
151. Ey Resûlüm! Onlara de ki: “Gelin size Rabbinizin neleri yasaklayıp da haram kıldıklarını Kur’an’dan size okuyup bildireyim: 1) Her şeyden önce hiçkimseyi ve hiçbir şeyi Allah’tan başkasını ilâh edinip de O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, Allah’ın yasalarına karşı çıkarak insanların yasalarına uymayın. 2) Anne babaya hürmette kusur etmeyin. Her fırsatta sevginizi, saygınızı gösterip onlara her zaman iyilikte bulunun, 3) Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı Nüfus planlaması bahanesiyle anne karnında ve doğduktan sonra da öldürmeyin. Zira sizin de onların da rızkını Biz veririz! 4) Zina, eşcinsellik ve namuslu kadınlara iftira gibi bütün yüz kızartıcı hayasızlıkları kötülükleri açık ya da gizli işlemekten uzak durun ve 5) Hukukça haklı bir sebebe dayanmadan Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı bir canı haksız yere öldürmeyin. İşte Allah olur ki aklınızı kullanırsınız ve düşünüp öğüt alırsınız diye size bunları bildiriyor.
152-154
MEAL
152. “Yetimin malına, erginlik çağına erişmesinden önce onu en güzel şekilde değerlendirmek dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı da adalete uygun bir şekilde tam yapın. Hiçbir cana kaldırabileceğinden fazla yük yüklemeyiz. Bir yakınınız hakkında da olsa konuştuğunuz zaman adalete uyun. Olur ki öğüt alırsınız diye (Allah) size böyle emretti.”
153. “İşte benim dosdoğru olan yolum budur, ona uyun. Değişik yollara uymayın, sonra bu yollar sizi O’nun yolundan ayırır. Olur ki sakınırsınız diye (Allah) size böyle emretti.”
154. Sonra iyilik yapana nimetimizi tamamlamak, her şeyi etraflıca açıklamak üzere ve bir hidayet rehberi ve rahmet olarak Musa’ya Kitab’ı verdik. Umulur ki, Rabblerine kavuşacaklarına inanırlar!
MUSTAFA ÇEVİK
152-154 Rüşt yaşına (yetişkinlik) erişinceye kadar onun lehine olmadıkça, yetimin malına dokunmayın, ölçüde ve tartıda adil olun. Biz hiç kimseye taşıyamayacağı bir yük yüklemeyiz. Bir kimse hakkında söz söylemeniz gerektiğinde en yakınınız da olsa doğruyu söyleyin. Rabbinize bunlara uyacağınıza söz verin ve verdiğiniz sözde durun. Allah’a karşı sorumluluklarınızı aklınızdan çıkarmayın, umulur ki bunlardan öğüt alır, ders çıkarırsınız. İyi bilin ki bunlar, Allah’ın daveti olan hayat nizam ve ahlakına iman edip, onu yaşamak ve yaşatmak isteyenlerin vazgeçilmez, taviz verilmez ilkeleri ve Allah’ın size yüklediği sorumluluk ve emirleridir. Nitekim Biz geçmişte Musa’ya da, bunlara uyulması gerektiğini ayrıntılı biçimde ilahi kitapla bildirdik. İnsanlar Hesap Günü bunlardan sorulacaklarını bilsinler.
MEAL AÇIKLAMASI
152. Reşit olup erginlik çağına erişinceye kadar, himayeniz altında bulunan yetimin malına korumak ve artırmak gibi onun lehine olmadıkça dokunmayın sadece koruma, kullanıp artırma, zamanında teslim etme gibi niyetlerle yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı da adalete uygun bir şekilde tam ve denk yapın. Hayatınızın her alanında doğruluk ve adaleti temel ilke edinin Tabi ki Biz hiçbir kimseye kaldırabileceğinden fazla yük yüklemeyiz. En yakınınız hakkında olsa bile tanık ve bilirkişi olarak konuşacağınız zaman taraf tutmadan doğruyu söyleyin ve adalete uyun. Onun size yüklediği görev budur. Allah’a karşı sorumluluklarınızı aklınızdan çıkarmayın. Rabbinize bunlara uyacağınıza söz verin. Allah hakkı ile ilgili bütün sorumluluklarınızı, Allah’a verdiğiniz sözleri ve Allah adına başkalarıyla yaptığınız sözleşmeleri yerine getirin. Umulur ki iyice düşünüpöğüt alırsınız ve O’na karşı saygılı olup itaatsizlikten sakınırsınız diye Allah bunları size emrediyor.”
153. Ey insanlar! “İşte Allah’ın size okuyup açıkladığım hükümleriyle benim dosdoğru yolum olan İslâm budur, o halde ona uyun ve verdiğiniz sözde durun. Sakın ha sizi bu yoldan ayırıp felâketlere sürükleyecek başka yollara sapmayın, yoksa bu yollar sizi grup grup parçalayarak O’nun yolundan ayırır. İyi bilin ki bunlar Allah’ın daveti olan hayat nizamına iman edip, onu yaşamak ve yaşatmak isteyenlerin vazgeçilmez ilkeleri ve Allah’ın size yüklediği sorumluluk ve emirleridir. Olur ki karşı gelmekten ve kötülüklerden sakınırsınız diye Allah’ın size yaptığı tavsiyeler işte bunlardır
154. Nitekim Biz geçmişte Musa’ya da Allah’ın emirlerine itaat edip iyilik yapanlara nimetimizi tamamlamak, dini ve ahlaki açıdan gerekli olan her şeyi etraflıca açıklamak üzere bir hidayet rehberi ve rahmet kaynağı olan Tevrat isimli o Kitab’ı verdik. Umulur ki, insanlar Hesap Günü bunlardan sorulacaklarını bilirler, Rabblerinin huzuruna çıkacaklarına gerçekten iman ederler ve gereğine göre yaşarlar.
155-157
MEAL
155. Bu (Kur’an) da, bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun ve kötülüklerden sakının ki size rahmet edilsin.
156. “Kitap yalnızca bizden önceki iki topluluğa indirildi ve biz onların okumalarından habersizdik” demeyesiniz.
157. Yahut: “Eğer bize Kitap indirilmiş olsaydı biz onlardan daha çok doğru yola uyardık” demeyesiniz. Size Rabbinizden açık bir belge, hidayet ve rahmet gelmiştir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir. Ayetlerimizden yüz çevirenleri yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.
MUSTAFA ÇEVİK
155-157 Bu Kur’an ilahi bir nizam ve ahlak kitabıdır. Onu rehber edinip teslim olun ki Rabbinizin rahmet, merhamet ve şefkatine nail olabilesiniz. Kur’an size indirildi ki, “Yahudi ve Hıristiyanlara kitap verilmişti, bizim o kitaplardaki bilgilerden haberimiz yoktu” demeyesiniz, ya da “Bize de bir peygamber gönderilip, kitap indirilseydi biz onların rehberliğinde Allah’ın bildirdiklerine daha çok sarılır, teslim olurduk” gibi bir bahaneniz olmasın. İşte size Rabbinizden Kur’an ile apaçık bir davet gelmiştir, buna rağmen ona sırt dönüp, duymazdan, görmezden, gelenden daha zalim kim vardır. Âyetlerimizden yüz çevirip başkalarını da ondan uzaklaştırmaya çalışanları, şiddetli bir azapla cezalandıracağız.
MEAL AÇIKLAMASI
155. İlahi bir nizam ve ahlak içeren bu Kur’an bizim tüm insanlığa gönderdiğimiz mübarek ve bereket kaynağı bir kitaptır. O halde onu rehber edinip teslim olup ona uyun Allah’a karşı gelmekten ve onu adım adım izleyip kötülüklerden zulümden sakının ki dünyada da Âhiret’te de size O’nun tarafından merhamet edilsin.
156. Bu Kur’an’ı indirmemizin sebebi “Kitap yalnızca bizden önceki Hristiyan ve Yahudi iki topluluğa indirilmişti. Dolayısıyla dillerini bilmediğimiz için biz onların okuduklarından ve o kitaplardaki bilgilerden habersizdik. Bu yüzden doğru yolu bulmamıza imkân yoktu ” demeyesiniz diyedir.
157. Yahut: “Eğer bize de kitap gönderilseydi biz de onun rehberliğinde Allah’ın bildirdiklerine daha çok sarılıp teslim olurduk ve onlardan daha fazla hidayet ehli olurduk “demeyesiniz diye Kur’an size indirildi. İşte artık size Rabbinizden Kur’an ile apaçık bir delil, doğru yolu gösteren bir kılavuz ve rahmet gelmiştir. Buna rağmen Allah’ın ayetlerini görmezden gelip yasalarına karşı çıkarak yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir. İnsanları “geçmişin masalları” diyerek ayetlerimizden yüz çevirip başkalarını da ondan uzaklaştırmaya çalışanları, yasalarımıza aykırı davranıp yüz çevirmelerinden dolayı şiddetli bir azapla cezalandıracağız.
158
MEAL
158. Onlar kendilerine meleklerin yahut Rabbinin veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı ayetlerinin geldiği gün, önceden iman etmemiş veya imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye artık iman etmesinin bir yararı olmayacaktır. De ki: “Bekleyin, biz de beklemekteyiz.”
MUSTAFA ÇEVİK
158 Bu müşrikler Kur’an ile bildirilenlere iman etmek için kendilerine meleklerin gelmesini ya da Rablerinin görünmesini veya başlarına helak edici bir azabın gelmesini mi bekliyorlar? Fakat o yok edici azap geldiğinde, uyarılıp, davet edildiği halde, iman etmemiş veya iman ettiğini söylediği halde gereklerini yerine getirmemiş kimselere imanlarının hiçbir yararı olmayacaktır. Sen onlara de ki: “Bekleyin bakalım o geleceği kesin olan günü, Biz de başınıza gelecekleri görmeyi bekleyeceğiz.”
MEAL AÇIKLAMASI
158. Allah’ın ayetlerini yalanlayan bu müşrikler, Kur’an ile bildirilenlere iman etmek için daha neyi bekliyorlar? İlle de kendilerine ölüm veya azap meleklerinin gelmesini yahut Rabbinin bizzat gelip görünmesini veya Rabbinden helak edici bir azabın gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin kıyametle ilgili, kesin işaretleri ve yok edici azap geldiğinde, önceden uyarılıp, davet edildiği halde iman etmemiş veya iman ettiğini söylediği halde gereklerini yerine getirmediği ve hayır işlemediği için imanının hayrını görmemiş olan kimseye, tövbe kapısının kapandığı gün artık iman etmesinin hiçbir yararı olmayacaktır. Ey Resûlüm! Sen onlara de ki: “ Ya şimdiden iman edin ve faydalı işler yapın, ya da geleceği kesin olan o günü bekleyin bakalım. Doğrusu biz de sizin başınıza gelecekleri bekleyip göreceğiz.”
159
MUSTAFA ÇEVİK
159 Allah’ın daveti olan dini bölüp parçalara ayıranlarla senin hiçbir ilişiğin olmaz. Allah onların bu yaptıklarının hesabını elbette soracaktır.
MEAL AÇIKLAMASI
159. Allah’ın vahyettiği kitaplarını tahrif ederek ve bir kısmını uygulayıp, bir kısmını uygulamaktan kaçınarak Dinlerini, bölen, parça parça edip tanınmaz hale getiren ve böylece birbirine düşman gruplara ayrılan ve belli kişiler etrafında toplanan kimselerle senin hiçbir ilişiğin ve benzerliğin olamaz. Onlara yapabileceğin de bir şey yoktur. Unutma ki, onların cezalandırılma işi Allah’a kalmıştır. Ve sonra bir gün gelecek, Allah onlara ne yaptıklarını tek tek bildirecektir ve yaptıklarının hesabını elbette soracaktır.
160
MUSTAFA ÇEVİK
160 Her kim Allah’ın huzuruna salih amelleri ile gelirse, Allah da yaptığının karşılığı on kat fazlasını mükâfat olarak verecektir. Her kim de doğru olana engel olmaya çalışırsa, onun da yaptığına karşılık cezası verilecektir. Allah hiç kimseye haksızlık etmez.
MEAL AÇIKLAMASI
160. Her kim Allah’ın huzuruna bir iyilik ve tevhitle gelirse ona Allah’ın rahmeti gereği mükâfat olarak yaptığının on kat fazlası karşılık vardır. Kim de bir kötülükle Rabbinin huzuruna gelirse Allah’ın adaleti gereği o da ancak yaptığının dengiyle cezalandırılır. Onlar zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. Çünkü Allah hiç kimseye haksızlık etmez.
161-163
MEAL
161. De ki: “Şüphesiz, Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, tevhid inancı üzere olan İbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”
162. De ki: “Benim namazım, ibadetlerim, yaşamam ve ölümüm hep alemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
163. “O’nun ortağı yoktur. Bana böyle emredildi ve ben Müslümanların ilkiyim.”
MUSTAFA ÇEVİK
161-163 Ey Peygamber! Sen gerçeğe karşı gözlerini kapayıp kulağını tıkayanlara de ki: “Rabbim beni dosdoğru bir yola (dine), şirkten arınmış olan İbrahim’in yoluna iletti. İbrahim hiçbir zaman şirk koşanlardan olmamıştı.” Ve de ki: “Benim namazım, bütün ibadetlerim hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun yaratmasında ve yönetmesinde hiçbir ortağı yoktur, yaratma da yönetme de Allah’a aittir. O’nun bilgisi ve kudreti sonsuzdur, ben de O’ndan başkasını Rab ve ilah edinmemekle emrolundum. Ben Allah’a teslim (müslüman) olanların ilki ve öncüsüyüm.”
MEAL AÇIKLAMASI
161. Ey Peygamber! Sen gerçeğe karşı gözlerini kapayıp kulağını tıkayıp dinlerini parçalayanlara de ki: “Şüphesiz, Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine diğer bütün Peygamberlerin ortak mesajı olan tevhid inancı üzere ve şirkten arınmış olan İbrahim’in dinine iletti. İbrahim, hiçbir zaman Allah’a ortak koşanlardan olmamıştı.”
162. Ve Ey Müslüman! Atamız İbrâhim diyenlere örnek olma adına ve onun dininin hayatın pratiğine nasıl yansıtılacağını gösterme adına de ki: “Benim namazım duam ve hac, kurban gibi diğer tüm ibadetlerim, hayatım ve ölümüm kısacası her şeyim alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” Sadece O’nun rızasını kazanmak için ve yalnızca O’na yönelerek duâ ve ibâdet ederim; ancak O’nun egemenlik ve otoritesine boyun eğerek yaşarım ve ancak O’nun uğrunda canımı veririm!
163. “O’nun yaratma ve yönetme ve yasa koymada hiçbir eşi yardımcısı veya ortağı yoktur. Yaratma da yönetme de Allah’a aittir. Allah hükümlerin en dorusunu verir. Hükmünde ortak tanımaz. Bana böylece O’ndan başkasını Rab ve ilah edinmemek emredildi ve ben bu ümmette Allah’a teslim olmuş Müslümanların öncüsü ve ilkiyim.”
164
MEAL
164. De ki: “Allah her şeyin Rabbi iken ben O’ndan başka kendime Rab mi arayacağım? Herkesin kazandığı ancak kendinedir. Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir ve O size hakkında görüş ayrılığına düştüğünüz şeyleri bildirir.
MUSTAFA ÇEVİK
164 De ki: “Allah her şeyin Rabbi iken, ben O’ndan başka bir Rab mı arayacağım?” Herkesin yapıp ettiği kötülükler ve yerine getirmediği sorumlulukları yalnızca kendisini bağlar. Hiç kimse bir başkasının günahını yüklenmez, sonunda her insan kendi hesabını vermek üzere Rabbinin huzuruna getirilecektir ve orada yaptıklarıyla yüzleşecektir. O, çekişip durduğunuz şeylerin hakikatlerini size açık bir şekilde bildirecektir
MEAL AÇIKLAMASI
164. Ey Resûlüm! Gelin bizim inandığımız gibi yaşayın diyenlere de ki: “Allah her şeyin Rabbi iken ben O’ndan başka kendime Rab mi arayacağım? Herkesin yapıp ettiği kötülükler ve yerine getirmediği sorumlulukları yalnızca kendisini bağlar. Ve herkesin kazandığı sevap günah ancak kendinedir. İnsanların yaptığı eylemler yalnızca kendilerini ilgilendirir. Hiçbir kimse başkasının günahını ve sorumluluğunu yüklenmez. Hiçbir kimse de günahsız olarak azap görmez. Sonunda hesap vermek üzere dönüşünüz Rabbinizedir ve orada yaptıklarıyla yüzleşecektir. Döndüğünüzde O, size neyin hak ve doğru olduğunu hakkında çekişip anlaşmazlığa düştüğünüz her şeyi açık bir şekilde bildirecektir. Öyleyse, inanç ve davranışlarınızı bu hakîkate göre belirleyin ve yaratılış gayenize uygun bir hayat sürün.
165
MEAL
165. Sizi yeryüzünün halifeleri yapan ve verdikleriyle sizi imtihan etmek için bazılarınızı bazılarınızdan derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz Rabbin cezalandırmayı hızlı yapandır ve O bağışlayıcı, rahmet edicidir.
MUSTAFA ÇEVİK
165 Allah sizi yeryüzünde yaratılış sebebiniz olan Allah merkezli bir hayatı yaşayın diye halifeler olarak görevlendirmiştir ve bahşettiği nimetleri bu uğurda kullanış biçiminizle de imtihan etmektedir. Kiminizi kiminize üstün kıldığı kabiliyetlerinizi kullanış biçiminizle de deneneceksiniz. Şüphesiz Rabbiniz bahşettiği nimetlere karşı nankörlük ederek davetinden yüz çevirenleri şiddetli bir azapla cezalandırır. Tevbe edip de yanlışlarından, doğru olana dönüp, sorumluluklarını yerine getirenlere karşı da Rabbimiz merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.
MEAL AÇIKLAMASI
165. Sizi yaratılış sebebiniz olan Allah merkezli bir hayatı yaşayın diye yeryüzünün Allah’ın hükümlerini uygulamakla yükümlü halifeleri yapan ve verdikleriyle bahşettiği nimetleri bu uğurda kullanış biçiminizle sizi imtihan etmek için mal, makam, servet, güç, zekâ gibi bazı hususlarda bazılarınızı bazılarınızdan derecelerle üstün kılan O’dur. Üstünlüklerinizi kardeşlerinizle paylaşıp paylaşmayacağınıza bakar. Kiminizi kiminize üstün kıldığı kabiliyetlerinizi kullanış biçiminizle de deneneceksiniz. Şüphesiz Rabbin bahşettiği nimetlere karşı nankörlük ederek davetinden yüz çevirenleri, şiddetli bir azapla cezalandırması çok çabuk olandır. İstese bu cezayı dünyada hemen verebilir ama O kullarına mühlet veriyor, O tevbe edip de yanlışlarından, doğru olana dönüp, sorumluluklarını yerine getirenlere karşı da bağışlayıcı, İman eden kimseye şefkatli ve merhametlidir.