Sure Hakkında
Ayet Sayısı
112
Mushaf (Kuran) Sırası
21
Nuzül (İniş)Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
73
Sure Hakkında Bilgi
Adı: Bu surenin adı, içindeki bir ayetten alınmamış, fakat birçok peygamberin (enbiya) kıssasına değindiği için “Enbiya” adını almıştır. Bununla birlikte yine de sembolik bir isimdir.
Nüzul Zamanı: Hem surede ele alınan konu, hem de üslûbu, surenin Hz. Peygamber’in (s.a) Mekke hayatının üçüncü safhasında indirildiğini göstermektedir. (Bkz. En’am Suresi’nin giriş bölümü).
Konu ve Başlıklar: Sure, indirildiği dönemde Hz. Peygamber (s.a) ile Mekke’nin ileri gelenleri arasında gündemde olan çatışmaları ele alır ve peygamberler, tehvid ve ahiret ile ilgili şüphe ve itirazları cevaplandırır. Surede aynı zamanda Mekke’nin ileri gelenleri de Peygamber’e (s.a) kurdukları tuzaklar nedeniyle azarlanmakta ve kötü amellerinin sonuçları ile uyarılmaktadırlar. Onlara davete karşı takındıkları ilgisiz ve sert tutumdan vazgeçmeleri tavsiye edilmektedir. Surenin sonunda ise onların “bela ve felaket” diye niteledikleri kimsenin onlara “bir rahmet” olarak geldiği söylenmektedir.
Anafikirler: 1-47. ayetlerde özellikle aşağıdaki konular ele alınmaktadır:
1) Kafirlerin, bir insanın peygamber olamıyacağı, bu nedenle de Hz. Muhammed’i (s.a) peygamber olarak kabul edemiyecekleri konusundaki itirazları reddedilmektedir.
2) Kur’an’a ve Peygamber’e (s.a) karşı yönelttikleri birbirine karşıt ve çok çeşitli itirazlar nedeniyle, kafirler sorguya çekilmektedir.
3) Onların hayat hakkındaki yanlış fikirlerinin asılsız olduğu ortaya konmaktadır. Çünkü onların Peygamber’in (s.a) davetine karşı ilgisiz ve sert bir tavır takınmalarının asıl sorumlusu bu hayat görüşüdür. Onlar, hayatın sadece bir oyun ve eğlence olduğuna, bunun ötesinde ve öncesinde hiçbir amacının olmadığına ve hesaba çekilme, ceza veya mükafat görme gibi bir şeyin sözkonusu olmadığına inanıyorlardı.
4) Kafirlerle Peygamber (s.a) arasındaki çatışmanın en büyük sebebi onların şirkte ısrar etmesi ve Tevhid’e karşı çıkmalarıydı. Bu nedenle burada şirk reddedilmekte ve Tevhid güçlü ve etkili delillerle desteklenmektedir.
5) Kafirlerin hatalı anlayışlarından birini daha düzeltmek için ikna ve uyarı delilleri kullanılmaktadır. Onlar, Hz. Muhammed’in (s.a) yalancı peygamber ve onun Allah’ın azabı konusundaki uyarılarının boş tehditler olduğunu zannediyorlardı. Çünkü Peygamber’i (s.a) inkarda ısrar etmelerine rağmen hâlâ onlara bir azab gelmemişti. 48-91. Ayetlerde, Allah tarafından gönderilen peygamberlerin hepsinin insan olduğunu ve peygamberlere özgü bazı özellikler dışında, hepsinin her insanda bulunan niteliklere sahip olduğunu vurgularcasına peygamberlerin hayat hikayelerinden önemli kıssalar anlatılmaktadır. Onların ilâhlıkta hiçbir payları yoktur ve her ihtiyaçları için Allah’dan yardım dilemek zorundadırlar.
Bunların yanısıra iki noktaya daha değinilmektedir:
1) Bütün peygamberler, zorluk ve engellerle karşı karşıya gelmek zorunda kalmışlardır, düşmanları da onların görevlerini engellemek için ellerinden geleni yapmışlardır. Fakat buna rağmen onlar Allah’tan gelen olağanüstü bir yardımla zafere ulaşmışlardır.
2) Bütün Peygamberler, Hz.Muhammed (s.a) tarafından sunulan aynı “hayat tarzı”nı (DİN) tebliğ etmişlerdir. Tek doğru hayat tarzı budur ve sapık insanlar tarafından uydurulup icad edilen tüm diğer yollar yanlıştır.
92-106. ayetlerde, Allah’ın hükmü sonunda sadece doğru yola uyanların kurtuluşa erecekleri ve o yoldan sapanların kötü bir akibetle karşılaşacakları bildirilmektedir.
107-112. ayetlerde insanlara, Allah’ın gerçeği bildirmek üzere kendilerine bir peygamber göndermesinin büyük bir lütuf olacağı ve onu rahmet olarak değil de, bir bela ve felaket olarak kabul edenlerin büyük bir aptallık içinde oldukları bildirilmektedir.
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1-4
MEAL
1. İnsanların hesapları yaklaştı. Oysa onlar gaflet içinde, yüz çevirmektedirler.
2. Ne zaman kendilerine Rablerinden yeni bir uyarı gelse onu ancak alaya alarak dinlerler.
3. Kalpleri de eğlencededir. Zulmedenler: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Şimdi siz gözünüz göre göre sihre mi gideceksiniz?” diye aralarında gizlice konuşurlar.
4. Dedi ki: “Rabbim gökte de yerde de (her) sözü bilir. O, duyandır, bilendir.”
MUSTAFA ÇEVİK
1-4 Hesap Günü her gün biraz daha yaklaşmasına rağmen insanların çoğu bunu umursamıyor. Böyleleri ne zaman Rablerinden gelen âyetlerle uyarılıp yaratılışlarının sebebi olan hayat nizamı ile yaşamaya davet edilseler, alay edip yüz çeviriyorlar. Akılları hep geçici hazlar, eğlenceler, boş ve anlamsız işlerle meşgul. Bununla beraber bu nankörler, bir de kalkmış kendi aralarında şöyle fısıldaşıyorlar. “Bu peygamber olduğunu söyleyen adam da, bizim gibi ölümlü bir insan, şimdi göz göre göre bizden farkı olmayan bu adamın söylediklerinin büyüsüne kapılıp da, bunca yıllık hayat tarzımızı terk mi edeceğiz?” Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Benim Rabbim gökte ve yerde, gizliden ve açıktan söylediklerinizi işitir, ne amaçla söylediğinizi de bilir.”
MEAL AÇIKLAMASI
5-6
MEAL
5. “Hayır; bu ancak karışık rüyalardan ibarettir. Hayır, bunu o kendisi uydurmuştur. Hayır o bir şairdir. Öyle değilse öncekilere gönderildiği gibi bize bir ayet (mucize) getirsin” dediler.
6. Onlardan önce helak ettiğimiz hiçbir kent (halkı) iman etmemişti. Şimdi bunlar mı iman edecekler?
MUSTAFA ÇEVİK
5-6 Şirk ve küfür nizamının savunucuları bu söyledikleri ile de yetinmeyip, “Muhammed’in Kur’an adına söyledikleri onun karışık rüyalarından ibaret sözlerdir yahut hayallerinin ürünü kendi uydurmalarıdır. Bu uydurduklarını da Allah’a isnat ederek bizlere anlatıyor. Böyle etkileyici sözlerle şairliğe hevesleniyor. Şayet gerçekten Peygamberse önceki toplumlara gönderilen peygamberler gibi, bize mucizeler göstermesi gerekmez mi?” diyorlar. Hâlbuki geçmiş toplumlar kendilerine mucizeler gösterildiği halde Allah’ın davetine iman etmedikleri için helak edildiler. Şimdi bunlar mı iman edecek!?
MEAL AÇIKLAMASI
7-9
MEAL
7. Senden önce de (elçi olarak) kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkalarını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir Kitap ehline .
8. Biz onları yemek yemeyen cesetler kılmadık. Onlar ölümsüz de değillerdi.
9. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Böylece onları ve dilediklerimizi kurtardık. Aşırı gidenleri ise helak ettik.
MUSTAFA ÇEVİK
7-9 Ey Peygamber! Biz bundan önceki toplumlara da, tıpkı senin gibi ölümlü kimseleri peygamber olarak gönderdik. Onlara de ki: “Eğer bunun böyle olduğunu bilmiyor da öğrenmek istiyorsanız, kitap ehlinden gerçeği bilenlere sorun.” O peygamberler de melek değil, hepsi ölümlü birer insandı. Biz o peygamberler ve onlarla birlikte olan mü’minlere de verdiğimiz sözümüzü yerine getirip helak olmaktan kurtardık, ölçüsüzce davranıp müşrik ve kâfirlikte direnenleri ise azabımızla helak ettik.
MEAL AÇIKLAMASI
10
MEAL
10. Andolsun ki size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Akıl etmiyor musunuz?
MUSTAFA ÇEVİK
10 Ey insanlar! Gerçek şu ki Biz, size içindeki davete uymanız halinde, şeref ve güç kazandıracak ilahi bir kitap gönderdik. Hâlâ aklınızı kullanıp, düşünüp de davet olunduğunuza uymayacak mısınız?
MEAL AÇIKLAMASI
11-15
MEAL
11. Biz zalim olan nice kenti helak ettik ve onlardan sonra başka kavimler var ettik.
12. Onlar zorlu azabımızı hissettiklerinde hemen oradan kaçıyorlardı.
13. “Kaçmayın, size sağlanan refaha ve yurtlarınıza dönün. Olur ki sorguya çekilirsiniz.”
14. “Yazık bize! Gerçekten biz zalimlermişiz” dediler.
15. Bu haykırmaları biz onları biçilmiş ekin ve sönmüş kül yığını haline getirinceye kadar kesilmedi.
MUSTAFA ÇEVİK
11-15 Yaratıp bunca nimetlerle donatmamıza rağmen, davet ettiğimiz hayat nizamına sırtını dönüp nankörlük eden birçok toplumu hak ettikleri azabımızla kırıp geçirdik, yerlerine başka toplulukları getirdik. Helak olmayı hak eden o toplumlar azabımızla karşılaşınca kaçıp kurtulmaya çalıştılar, o zaman onlara şöyle seslenildi: “Haydi bakalım elinizden geliyorsa o şımarık, kibirli, azgın hayatınıza geri dönün de görelim, ama artık bu imkânsız olduğu gibi âhirette de çok şiddetli bir azap ile karşılaşacaksınız.” Dünyada hak ettikleri azapla karşılaşanlar, “Eyvah, yazıklar olsun bize, hakikati inkâr etmekle hem kendimize hem de başkalarına zulmetmişiz.” diyerek feryat ettiler. Fakat onların bu pişmanlıkları âdeta biçilmiş, yakılıp, kül olmuş ekin tarlasına çevrilmelerine engel olmadı.
MEAL AÇIKLAMASI
16-18
MEAL
16. Biz göğü, yeri ve bu ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
17. Biz eğer bir eğlence edinmek isteseydik elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Eğer yapacak olsaydık!
18. Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da onun beynini parçalar. Bir de bakarsınız o yokolup gitmiştir. Nitelemelerinizden dolayı yazık size!
MUSTAFA ÇEVİK
16-18 Ey insanlar! İyi bilin ki Biz gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındakileri boş yere, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Şayet öyle bir amacımız olsaydı, bunun için ne sizi ne de sizin için yarattıklarımızı yaratmaz, bunu kendi katımızdan edinirdik. (Sizi yaşayış biçiminizle sınamak ve hak ettiğiniz karşılıklarını vermek amacı ile yarattık.) Biz, peygamberler ve kitaplarla gönderdiğimiz hakikati (hayat nizamını) bâtılın başına balyoz gibi indirip, onu darmadağın ederiz. Ey müşrikler! Allah’ın Peygamberine ve kitabına yakıştırdıklarınızdan dolayı yazıklar olsun size.
MEAL AÇIKLAMASI
19-21
MEAL
19. Göklerde ve yerde kim varsa O’nundur. O’nun huzurundakiler O’na ibadette büyüklüğe kapılmazlar ve yorulmazlar.
20. Gece ve gündüz tesbih eder; hiç ara vermezler.
21. Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de onlar mı diriltecekler?
MUSTAFA ÇEVİK
19-21 Göklerde ve yerde olanların yaratıcısı ve sahibi Allah’tır, müşrik ve kâfir insan dışında, yarattıklarının hepsi Allah’a teslim olup kulluk eder ve asla kibirlenmez, nankörlük etmez ve itaat etmekten usanmazlar. Gece gündüz yaratılışlarının sebebinden sapmadan ve durmadan görevlerini yerine getirmenin gayreti içinde olurlar. Gerçek bu iken müşrikler hâlâ hayatta olmayan, atalarının taştan topraktan yaptıkları heykellerine kutsallık izafe edip, onları ilah kabul etmeye devam ediyorlar, sanki ölüleri onlar diriltip de hesap soracakmış gibi.
MEAL AÇIKLAMASI
22-23
MEAL
22. O ikisinde (Göklerde ve yerde.) Allah’tan başka ilahlar olsaydı ikisi de bozulup giderdi. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendirmelerinden münezzehtir.
23. O yaptığından sorumlu tutulmaz; oysa onlar sorumlu tutulurlar.
MUSTAFA ÇEVİK
22-23 Şayet göklerde ve yerde Allah’tan başka ilahlar olsaydı, göklerin ve yerin düzeni bozulur, kargaşa içinde yıkılır giderdi. Göklerin ve yerin Rabbi yalnızca Allah’tır. Yarattıkları üzerinde hüküm koyma ve hükümdarlık yetkisi de yalnızca O’na aittir, gerçek ve tek ilah O’dur. Allah müşriklerin yakıştırmalarından münezzeh ve yücedir. Allah yaptıklarından ve yapacaklarından sorgulanamaz, O’nun dışındakiler ise Allah tarafından sorgulanacaktır.
MEAL AÇIKLAMASI
24
MEAL
24. Yoksa O’ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Kesin delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların zikri de, benden öncekilerin zikri de budur.” Hayır, onların çoğu hakkı bilmiyor bundan dolayı onlar yüz çevirmektedirler.
MUSTAFA ÇEVİK
24 İnsanların çoğu Allah’la birlikte başka ilahlar edinmekte ısrarla direniyorlar. Sen onlara de ki: “Bu iddianızı ispat edecek bir tek delil getirin de görelim. Bana indirilen ile benden önceki peygamberlere indirilen kitapları da kapsayan Kur’an’a iman edenler, insanları yaratılış sebepleri olan tevhid inancı ile yaşamaya davet ederler.” Fakat müşrikler bu gerçeği kabule yanaşmaz, Allah’a iman etmekten yüz çevirirler.
MEAL AÇIKLAMASI
25
MEAL
25. Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: “Benden başka ilah yoktur; şu halde bana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.
MUSTAFA ÇEVİK
25 Ey Peygamber! Biz senden önce gönderdiğimiz peygamberlere de, Benden başka gerçek ilah olmadığını ve ancak Bana iman ederek kulluk edilebileceğini vahyettik.
MEAL AÇIKLAMASI
26-30
MEAL
26. “Rahman çocuk edindi” dediler. O münezzehtir. Hayır (melekler) şerefli kılınmış kullardır.
27. Onlar sözle (de olsa) O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emriyle hareket ederler.
28. O (Allah) onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. O’nun korkusuyla titremektedirler.
29. Onlardan kim: “Ben O’ndan ayrı bir ilahım” derse onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri işte böyle cezalandırırız.
30. İnkar edenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişikken biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hala iman etmeyecekler mi?
MUSTAFA ÇEVİK
26-30 Müşriklerin bir kısmı “Allah evlat edindi” dediler. Hâşâ, Allah onların yakıştırmalarından münezzehtir, aksine Allah’ın çocukları dedikleri melekler de O’nun yarattığı şerefli, seçkin, emirlerine ittiba eden kullarıdır. Onlar Allah’ın razı olduğu kimselerden başkasına yardım etmez, O’nun razı olmadığı şeyleri de asla söylemez ve yapmazlar. O’na saygısızlık yapmak endişesiyle titrerler. Şayet onlardan herhangi biri, “Allah’la birlikte ben de ilahım.” demeye kalksaydı onu da cehennemle cezalandırırdık. Biz haddini aşıp Allah’la birlikte ilahlık iddiasında olanları azap üstüne azapla cezalandırırız. Bunlar gökleri ve yeri bir bütün olarak yaratıp, sonra da onu ikiye ayırıp bütün canlıları sudan yarattığımız gerçeğine de inanmazlar.
MEAL AÇIKLAMASI
31-32
MEAL
31. Yeryüzü onları sarsmasın diye üzerinde sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye orada geniş yollar açtık.
32. Göğü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlarsa ondaki ayetlerden yüz çevirmektedirler.
MUSTAFA ÇEVİK
31-32 Yeryüzündekileri sarsmasın diye oraya sağlam dağlar yerleştirdik ve aralarında gidilecek yerlere kolay ulaşılsın diye de vadiler, yollar yarattık. Gökyüzünü çökme ihtimali olmayan güvenli bir tavan yaptık, Müşrikler yaratmış olduğumuz bu mükemmel varlıkları görmelerine, kurduğumuz nizam ile işleyişlerine şahit olmalarına rağmen, Allah’ın insanları davet ettiği hayat nizamı ile yaşamaktan inatla yüz çeviriyorlar.
MEAL AÇIKLAMASI
33
MEAL
33. Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Her biri bir yörünge üzerinde yüzmektedir.
MUSTAFA ÇEVİK
33 Geceyi, gündüzü, her biri kendi yörüngesinde akıp giden güneşi ve ayı yaratan da Allah’tır.
MEAL AÇIKLAMASI
34
MEAL
34. Senden önce de hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedi mi kalacaklar?
MUSTAFA ÇEVİK
34 Ey Peygamber! Biz senden önce de hiç kimseye ölümsüzlük vermedik, sanki sen öleceksin de inkârcılar dünyada ebediyen hayatta mı kalacaklar?
MEAL AÇIKLAMASI
35
MEAL
35. Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak biz sizi hayra da şerre de mübtela kılıyoruz. (Sonuçta) bize döndürüleceksiniz.
MUSTAFA ÇEVİK
35 Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi hayır ve şer karşısındaki tutumunuzla sınıyoruz. Sonunda hepiniz Allah’ın huzurunda toplanıp bu tutumunuzdan hesaba çekileceksiniz.
MEAL AÇIKLAMASI
36-39
MEAL
36. İnkar edenler seni gördüklerinde seni ancak alay konusu edinmektedirler. “Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?” Oysa Rahman’ın zikrini inkar edenler işte onlardır.
37. İnsan (adeta) “acele”den yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, benden aceleyle istemeyin. (Yani insan çok aceleci olarak yaratılmıştır.)
38. Diyorlar ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz, şu vaad (kıyamet ve azap) ne zamandır?”
39. İnkar edenler yüzlerinden de arkalarından da ateşi savamayacakları ve yardım göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi.
MUSTAFA ÇEVİK
36-39 Kur’an ile yaptığın davete şiddetle karşı çıkanlar seni ne zaman görseler, “İlahlarımızı diline dolayıp, onları yok etmeye çalışan işte bu adamdır!” diyerek alay etmeye çalışırlar. Böylelerine Rahman olan Allah’ın davetinden bahsedilince de konuyu hemen örtbas etmeye çalışır, umursamazlar. Bunlar çok da acelecidirler, mü’minlere, “Şu bahsettiğiniz Kıyamet ne zaman kopup da azap gelecekmiş, haydi artık gelse ya diyorlar.” Hâlbuki cehennemde yüzlerini ve tümüyle vücutlarını kavuracak olan ateşe engel olamayacaklarını ve hiç kimsenin de kendilerine yardım edemeyeceğini anlamış olsalardı böyle konuşmazlardı.
MEAL AÇIKLAMASI
40
MEAL
40. Hayır o, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirmeye güç yetirebilecekler ne de kendilerine süre tanınacak.
MUSTAFA ÇEVİK
40 İşte o Kıyamet ansızın gelecek, böyle konuşup duranları da şaşkına çevirecek. Onu ne geri çevirmeye ne de engellemeye hiç kimsenin gücü yetmez ve hiç kimseye artık pişmanlığı, tevbesi de fayda vermez.
MEAL AÇIKLAMASI
41-44
MEAL
41. Andolsun senden önceki peygamberlerle de alay edildi. Ancak alay edenleri, alaya aldıkları şey kuşatıverdi.
42. De ki: “Gece ve gündüz sizi Rahman’dan kim koruyabilir?” Hayır, onlar Rablerinin zikrinden [8] yüz çevirmektedirler.8.Rablerinin kitabı olan Kur`an-ı Kerim`den yahut Rablerini anmaktan.
43. Yoksa onların kendilerini bize karşı savunacak ilahları mı var? Onlar kendi kendilerine yardım etmeye güç yetiremezler. Bizim tarafımızdan ise yakınlık göremezler. (Yani Allah`tan başka ilahlar edinenler bu ilah edindikleri şeylerden yardım göremeyecekleri gibi Allah tarafından da yakınlık göremezler.)
44. Doğrusu biz onları ve atalarını yararlandırdık. Öyle ki ömür onlara uzun geldi. Bizim yere gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Şu halde üstün gelenler onlar mıdır?
MUSTAFA ÇEVİK
41-44 Ey Peygamber! Yalnız seninle değil, senden önce gönderdiğimiz elçilerimizle de alay edilip, davetlerinden yüz çevrilmişti, vakti gelince de Allah’ın azabı onları yakalayıp perişan etti. Sen o şirkinde ve küfründe inat edenlere de ki: “Allah’ın gece veya gündüz, ansızın gelecek olan azabından sizi kim koruyabilir?” Fakat bütün bu hatırlatma ve uyarılara rağmen, yine de onlar Allah’ın daveti hayat tarzı ile yaşamayı kabul etmezler. Yoksa onlar ilah edindikleri kimselerin, kendilerini azabımızdan koruyup, kurtaracaklarını mı sanıyorlar? Oysa ilah edindikleri kimseler kendilerini bile kurtaramazlar ve O Gün hiç kimsenin kimseye faydası yoktur. Hâlbuki Biz bu müşrikleri, kâfirleri ve onların atalarını, yarattığımız bunca nimetlerden yararlandırdık. Fakat dünya hayatlarını geçici ve basit zevklerle tükettiler. Şimdi de bunlar kendilerine verdiğimiz sürenin gittikçe azaldığını, sona doğru yaklaştığını görüp de hiç düşünmüyorlar mı? Gerçek bu kadar açık önlerinde dururken Allah’ın davetine karşı nankörlük ederek kibirlenip O’ndan yüz çevirmek olacak şey mi, hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?
MEAL AÇIKLAMASI
45-46
MEAL
45. De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı duymazlar.”
46. Andolsun ki onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa mutlaka: “Yazık bize! Gerçekten biz zalimlermişiz” diyeceklerdir.
MUSTAFA ÇEVİK
45-46 Ey Peygamber! De ki: “Ben, hayatınızı Allah’ın vahyettiği âyetleri ile yaşamaya çağırıyorum.” Bu çağrıyı duymamak için kulağını tıkayanlara ne kadar seslenilse de duymamakta ısrar ederler. Fakat onlara Rabbinin azabı birazcık dokunsa o zaman da hemen, “Yazıklar olsun bize, Rabbimizin davetine ilgisiz kalıp, sağır ve dilsiz gibi davranmakla kendimize zulmetmişiz, doğrusu biz zalimlermişiz.” derler.
MEAL AÇIKLAMASI
47
MEAL
47. Kıyamet günü için adalet terazilerini koyarız. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez. Bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa onu getiririz. Hesap görücü olarak biz yeteriz.
MUSTAFA ÇEVİK
47 Biz Kıyamet’ten sonra Hesap Günü, öyle hassas teraziler kuracağız ki, hiç kimse zerre kadar haksızlığa uğramayacak, bir hardal tanesi kadar bile olsa doğru ya da yanlışının karşılığı kendisine verilecektir. Allah’ın adaleti hakkın, hukukun mutlak tezahürüdür.
MEAL AÇIKLAMASI
48-49
MEAL
48. Andolsun biz Musa ile Harun’a takva sahipleri için bir ışık ve bir öğüt olarak hakkı batıldan ayıran kitabı (furkanı) verdik.
49. Onlar Rablerinden gıyaben korkarlar ve onların kıyamet saatinden içleri titrer.
MUSTAFA ÇEVİK
48-49 Biz Musa ile Harun’a da doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edip, adaleti tesis eden aydınlık kaynağı olan kitabı vermiştik. Ona da Allah’a karşı sorumluluk bilinci duyanlar uydular. Böyleleri tasavvurlarının ötesinde ve üstünde olan göremedikleri Rablerine iman eder, yürekten saygı duyup hesap verme endişesi taşırlar
MEAL AÇIKLAMASI
50
MEAL
50. Bu (Kur’an) da, bizim indirdiğimiz mübarek bir zikirdir. Şimdi siz onu inkar mı ediyorsunuz?
MUSTAFA ÇEVİK
50 İşte bu Kur’an da önceki peygamberlere indirdiğimiz gibi, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilmiştir. Buna rağmen insanların çoğu yüz çevirirler.
MEAL AÇIKLAMASI
51-70
MEAL
51. Andolsun biz daha önce İbrahim’e doğru yolu bulma kabiliyeti vermiştik ve biz onu biliyorduk.
52. O babasına ve kavmine: “Sizin kendilerine tapınmakta olduğunuz şu heykeller de nedir?” demişti.
53. Dediler ki: “Biz atalarımızı onlara tapar bulduk.”
54. (İbrahim) dedi ki: “Andolsun siz de atalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz.”
55. Onlar: “Sen bize hakkı mı getirdin yoksa şaka yapanlardan mısın?” dediler.
56. Dedi ki: “Hayır. Sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahitlik edenlerdenim.
57. Ve Allah’a yemin olsun ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra putlarınıza mutlaka bir tuzak kuracağım.”
58. Böylece belki ona başvururlar diye büyükleri dışında putları paramparça etti.
59. “İlahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o zalimlerden biridir” dediler.
60. “Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını duyduk” dediler.
61. Dediler ki: “Öyleyse onu insanların gözlerinin önüne getirin. Olur ki onlar da şahit olurlar!”
62. “İlahlarımıza bunu sen mi yaptın, ey İbrahim?” dediler.
63. “Belki bu işi şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabiliyorlarsa onlara sorun!” dedi.
64. Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurarak: “Şüphesiz sizsiniz asıl zalimler, siz” dediler.
65. Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: “Andolsun bunların konuşamayacaklarını sen de bilirsin!”
66. Dedi ki: “Öyleyse Allah’ı bırakıp da size hiçbir yararı ve zararı olmayan şeylere mi tapıyorsunuz?
67. Size de Allah’tan ayrı taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akıl etmiyor musunuz?
68. Dediler ki: “Eğer bir şey yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin!”
69. Biz de dedik ki: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol.”
70. Ona bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz asıl kendilerini hüsrana uğrattık.
MUSTAFA ÇEVİK
51-70 Biz Musa’dan önce İbrahim’e de izlemesi gereken doğru yolu bildirmiştik. Çünkü Biz onun da buna istekli ve layık olduğunu biliyorduk. İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Heykellerini yapıp, önünde saygı ile eğilip, yardımlarını talep edip, izlerini takip ettiğiniz, dünyadan da göçüp gitmiş kimseleri ve gökteki nesneleri ilah edinmeniz size hiç yakışıyor mu?” Onlar da İbrahim’e şöyle cevap verdiler: “Biz atalarımızdan böyle gördük, atalarımızın hayat tarzı olan bu inancı devam ettirmeye de kararlıyız.” Bunun üzerine İbrahim onlara: “Gerçek şu ki geçmişte atalarınızın yaptıkları, bugün de sizin yapmakta olduklarınız apaçık birer hurafe, değersiz, anlamsız, sapıklık ve Allah’a şirk koşmaktır.” dedi. Müşrik kavim bunu duyar duymaz İbrahim’e, “Sen bizimle alay mı ediyorsun, yoksa bu söylediklerinde ciddi misin?” deyince İbrahim dönüp onlara şöyle dedi: “Hayır, asla alay etmiyorum. Ben gökleri, yeri ve arasında olanları yaratan Allah’ın, sizin gerçek Rabbiniz ve ilahınız olduğunu biliyor, buna iman ediyor, sizleri de bu gerçeğe iman etmeye çağırıyorum.” Sonra da içinden kendi kendine: “Yemin olsun ki siz dönüp gittikten sonra ben sizin bu ilah edindiğiniz putlarınızın aslında birer hiç olduklarını, hiçbir işe yaramadıklarını ispat edeceğim.” dedi. Onlar İbrahim’in yanından uzaklaşınca, İbrahim putların bulunduğu ibadethaneye girerek en büyük ilah kabul edilen puta olup bitenleri ondan sorsunlar, cevap veremediğini görüp anlasınlar diye dokunmadı. Bir süre sonra durumu fark eden halk: “İlahlarımıza hangi zalim bunu yapmış?” diye feryat etmeye başladı. Bu arada içlerinden bazıları: “İbrahim adındaki bir gencin ilahları ile ilgili ileri geri konuştuğunu, onlara dil uzatıp durduğunu.” söylediler. Bunun üzerine İbrahim’i yakalayıp şahitler huzurunda söylediklerini tekrar ettirip, putları kendisinin kırdığını itiraf ettirerek, cezalandırılması gerektiğine karar verip harekete geçtiler. İbrahim’i halkın huzuruna getirerek; “Söyle bakalım ilahlarımızın heykelleri olan putlarımızı sen mi parçalayıp bu hale getirdin?” dediler. İbrahim de onlara, “Bunu belki şu en büyükleri yapmıştır en iyisi siz ona sorun, tabi konuşabiliyorsa size cevap verecektir.” dedi. İbrahim’i dinleyenler biraz düşünüp sonra kendi kendilerine, “Bu cansız ve aciz, kendilerine bile faydası olmayan yaratıkları ilah edinip de yardımlarını ummak, her şeyi yaratıp yaşatan Allah’a nankörlük etmektir. Doğrusu biz böyle inanıp yaşamakla kendimize yazık etmişiz, İbrahim’in söyledikleri doğru.” dediler. Bu gerçeği görüp, anlamalarına rağmen çok geçmeden tekrar o eski çarpık, sahte, sapık inançlarına döndüler ve İbrahim’e: “Ey İbrahim! Sen de biliyorsun ki onlar konuşmazlar ama yine de bizim ilahlarımızdır.” deyince İbrahim onlara: “Yazıklar olsun size ve Allah’la birlikte ilah edindiklerinize, neden gerçek apaçık ortada dururken size hiçbir faydası olmayan bu şeylere ilahlık yakıştırıyorsunuz, siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?” dedi. İbrahim’den bunu duyanlar: “Şunu ateşe atalım da bir daha ilahlarımız hakkında ileri geri konuşmasın, böylece inancımıza ve nizamımıza sahip çıktığımızı herkese gösterelim.” dediler. Bunun üzerine Biz de: “Ey ateş İbrahim’e karşı serin ol, ona zarar verme.” diye emrettik. Böylece müşriklerin İbrahim’i ortadan kaldırma planlarını boşa çıkarıp, onları hüsrana uğrattık.
MEAL AÇIKLAMASI
71-73
MEAL
71. Onu da Lut’u da içinde alemler için bereketler verdiğimiz yere (ulaştırıp) kurtardık.
72. Ona İshak’ı ve fazladan da Yakub’u bahşettik. Hepsini de salih kimseler eyledik.
73. Onları bizim emrimizle doğruya ileten önderler kıldık. Kendilerine hayırları işlemeyi, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi.
MUSTAFA ÇEVİK
71-73 Biz İbrahim’i ve Lût’u kâfirlerin elinden kurtarıp bereketli kıldığımız topraklara yerleştirdik. İbrahim’e ayrıca İshak ve torunu Yakub’u bahşettik. Onların faziletli, erdemli kimseler olmaları hususundaki arzularını destekleyip güçlendirdik ve insanları doğruya (yaratılışlarının sebebi olan yola) davet eden önderler kıldık. Şüphesiz onlar da insanları namaz kılmaya, arınmak ve yücelmek için Allah yolunda verilmesi gerekeni vermeye teşvik ederlerdi.
MEAL AÇIKLAMASI
74-75
MEAL
74. Lut’a da hüküm ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan şehirden kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir kavimdiler.
75. Ve onu rahmetimizin içine soktuk. Çünkü o salihlerdendi.
MUSTAFA ÇEVİK
74-75 Biz Lût’a da bilgi ve hükümler içeren âyetler vahyedip, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme, isabetli karar verme yeteneğini güçlendirdik ve onu iğrenç işler yapan halkın içinden kurtardık. Çünkü onlar iğrenç bir bataklığa saplanmış, sınır tanımayan çirkefleşmiş bir toplumdu. Böylece Lût’u şefkat ve merhametimizle selamete kavuşturduk, zira o da erdemli ve faziletli kullarımızdandı
MEAL AÇIKLAMASI
76-77
MEAL
76. Nuh da daha önce yakarmıştı. Biz onun duasını kabul etmiş, böylece onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
77. Ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım ettik. Onlar kötü bir kavimdiler, biz de onların tümünü suda boğduk.
MUSTAFA ÇEVİK
76-77 İbrahim ile Lût’tan çok daha önce, Nûh da Allah’ın davetine karşı çıkan kavminin zulmünden kendisini ve iman edenleri kurtarması, müşrik kavmini de helak etmesi için Rabbine dua edip yardım dilemişti. Biz de Nûh’un duasını kabul edip, onunla birlikte iman edenleri o büyük felaketten kurtarmış, müşrik ve kâfirleri de suda boğmuştuk.
MEAL AÇIKLAMASI
78-80
MEAL
78. Davud ve Süleyman da; hani halkın koyunlarının içine yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların hükümlerine şahittik.
79. Biz bunu(n hükmünü) Süleyman’a bildirdik. Her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etmeleri üzere dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. (Bütün bunları) yapan bizdik.
80. Ona, sizi savaşların şiddetinden korusun diye sizin için zırh yapmayı öğrettik. Ama siz şükrediyor musunuz?
MUSTAFA ÇEVİK
78-80 Ey Peygamber! Davud ile Süleyman’ı da anlat. Vaktiyle Davud ve Süleyman başıboş bir koyun sürüsünün bir tarlaya girip ekinleri tahrip etmesi sonunda, tarla sahibinin şikâyeti üzerine taraflar arasında hüküm vermişler. Biz de o hükme şahit olmuştuk. Adaletin uygulanması, yasaların yorumlanması bakımından Süleyman daha derin bir anlayışa sahipti. Davud da kendisine bahşettiğimiz ilim ve hikmet için Rabbine daima şükreden dağlar, taşlar ve kuşlar gibi Rabbinin nizamına teslim olmuş, bu bilinçle yaşayıp başkalarını da yüce Rabbine hamd ile teslim olmaya çağıran salih bir kulumuzdu. Biz sorumluluklarını yerine getirme gayreti gösterenleri yardımımızla başarıya ulaştırırız. Ayrıca Biz Davud’a üstün bir koruma bilgisi de lütfedip zırh yapmayı öğrettik. Şüphesiz Kur’an ile davet olunan hayat nizamı da bâtıla karşı mü’minlerin zırhı gibidir. Bu yüzden Rabbinize şükretmeniz gerekmez mi?
MEAL AÇIKLAMASI
81-82
MEAL
81. Süleyman’a da şiddetle esen rüzgarı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz.
82. Şeytanlardan onun için (denize) dalan ve bundan başka işler görenleri de (onun emrine vermiştik). Biz onları koruyorduk.
MUSTAFA ÇEVİK
81-82 Süleyman’a da güç ve iktidar bahşedip, hükümlerimizi uygulama makamına oturttuk, rüzgârla da ona yardım ettik, ülkesinin ticaret gemileri, bereketli topraklara doğru estirdiğimiz kuvvetli rüzgârlarla, gidip gelerek bol kazançlar elde ederlerdi. Her şeyi ilmi ve kudreti ile yaratan ve dilediğini yapmaya kadir olan Biziz. Bir kısım dik başlı, küstah, şeytanın yoldaşı, aynı zamanda sanatkâr kimseleri de Süleyman’a boyun eğdirip, onun hizmetine verdik, bunlardan bir kısmı denizde dalgıçlık yapar, Süleyman için önemli ve zor işlerde çalışırken, bir taraftan da onları gözetim altında tutar zarar vermelerini önlerdik.
MEAL AÇIKLAMASI
83-84
MEAL
83. Eyyub(‘u) da (an). Hani o Rabbine: “Doğrusu bu dert bana dokundu ve sen merhametlilerin en merhametlisisin” diye yakarışta bulunmuştu.
84. Biz de onun duasını kabul ettik, üzerindeki derdi kaldırdık ve tarafımızdan bir rahmet, ibadet edenler için de bir ibret olarak ona ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.
MUSTAFA ÇEVİK
83-84 Ey Peygamber! Eyyub’un ders alınacak kıssasını da anlat. Hani Eyyub, “Rabbim bu hastalık benim belimi büktü, Sen merhametlilerin en merhametlisisin, bana şifa nasip et.” diye dua edip yalvarmıştı. Biz de O’nun duasını kabul edip, yakalandığı hastalıktan kurtarmış, sonra da Rabbine olan teslimiyetin ödülü olarak kendisinden uzaklaşan ailesini ve diğer yakınlarını misli ile artırarak kendisine yeniden döndürdük. Allah’a layıkıyla yönelenlerin bundan alacakları dersler vardır.
MEAL AÇIKLAMASI
85-86
MEAL
85. İsmail, İdris ve Zulkifl(‘i) de (an). Hepsi sabredenlerdendi.
86. Onları da rahmetimize soktuk. Çünkü onlar salihlerdendi.
MUSTAFA ÇEVİK
85-86 İsmail, İdris ve Zülkifl’in de kıssalarından alınacak ibretler var. Her biri insanları Allah’ın razı olacağı hayatı yaşamak ve yaşatmak uğrundaki gayretleri sırasında, uğradıkları saldırılara, sıkıntılara sabırla göğüs gerip, taviz vermeden direnmişlerdi. Biz de bu yüzden onları şefkat, merhamet ve rahmetimizle kuşattık. Onlar erdemli, faziletli, salih kimselerdi.
MEAL AÇIKLAMASI
87-88
MEAL
87. Balık sahibi (Yunus’u) da (an). Hani o öfkeli olarak gitmiş ve bizim kendisini darlığa sokmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıkların içinde: “Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Ben zalimlerden oldum” diye yakarışta bulunmuştu.
88. Biz de onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.
MUSTAFA ÇEVİK
87-88 Balığın yuttuğu Yunus’un yaşadıklarını da anlat! Onun kıssasından da alınacak dersler var. Vaktiyle Yunus da kavmini ilâhî nizam ve ahlak ile yaşamaya davet etmesine rağmen, kavminin daveti kabul etmemesi üzerine öfkelenip, daha fazla sabır gösteremeden onlardan kaçıp uzaklaşmak için bindiği gemiden denize atılıp, balık tarafından yutulunca, balığın karnındaki zifiri karanlıkta, “Rabbim senden başka ilah yok, yüce ve üstün olan yalnız Sensin. Bana verdiğin görevi yerine getirmek için gücümün ve ömrümün sonuna kadar direnmeyip, kaçarak büyük bir hata yaptım. Böylece kendine zulmeden zalimlerden oldum, beni bağışla.” diye dua etti. O, yaptığının bedelini ödeteceğimizi düşünmeden bu yanlışı yapmıştı. Yanlışını idrak edip yürekten tevbe ederek doğruya yönelme arzusu üzerine, Biz de onu içinde bulunduğu karanlıktan, sıkıntılı durumundan kurtardık. Yaptığı yanlışlardan tevbe edip, doğruya yönelen ve Bize güvenenleri işte böyle kurtarırız
MEAL AÇIKLAMASI
89-90
MEAL
89. Zekeriya(‘yı) da (an). Hani o: “Rabbim beni yalnız başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın” diye yakarışta bulunmuştu.
90. Biz de onun duasını kabul ettik, ona Yahya’yı bahşettik ve hanımını (doğum yapmaya) elverişli kıldık. Gerçekten onlar hayırlarda yarışır, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize gönülden saygı duyarlardı.
MUSTAFA ÇEVİK
89-90 Ayrıca elçilerimizden Zekeriyya’nın duasını da kabul edip ödüllendirmiştik, O da vaktiyle Bize şöyle dua etmişti: “Rabbim! Beni bu dünyada halefsiz, tek başıma bırakma, bana vâris olacak, birini nasip eyle, şüphesiz hayırlı vâris nasip edecek olan yalnız Sensin.” Biz de Zekeriyya’nın yakarışını kabul edip yaşlılık çağında onu ve hanımını çocuk sahibi olacak duruma getirdik ve evlat olarak Yahya’yı bahşettik. Onlar da hayırda yarışır, Rablerinin rızasını kazanmaya çalışır darlıkta da, bollukta da merhamet ve şefkatimize sığınır, Bize güvenirlerdi.
MEAL AÇIKLAMASI
91
MEAL
91. O ırzını korumuş olan(ı) da (an) ki, biz ona ruhumuzdan üfledik, onu ve oğlunu alemler için bir ayet (ibret) kıldık.
MUSTAFA ÇEVİK
91 Namusu konusunda çok titiz, iffet timsali Meryem’in, ahlakından ve Allah’a teslimiyetinden de alınacak dersler vardır. Biz Meryem’in rahminde yarattığımıza ruh üfleyip, ilim ve kudretimizin layıkıyla anlaşılması için onu insanlara delil kıldık.
MEAL AÇIKLAMASI
92
MEAL
92. İşte sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana ibadet edin.
MUSTAFA ÇEVİK
92 Ey insanlar! Gerçek şu ki, size kıssaları anlatılan ve anlatılmamış olan tüm peygamberler sizi, tevhidi kavramaya ve ona uygun yaşamaya davet için gönderilmiştir. Hepinizin Rabbi yalnızca Benim! O halde yalnız Bana itaat edip yalnız Bana kulluk edin!
MEAL AÇIKLAMASI
93
MEAL
93. Onlar işlerini aralarında parçaladılar. (Yani din konusunda ayrılığa düşüp değişik fırkalar oluşturdular.) (Sonuçta) hepsi bize dönecektir.
MUSTAFA ÇEVİK
93 Fakat insanların çoğu bu gerçeğe rağmen tevhid (Allah, Rab, ilah) bütünlüğünü bozup ayrı ayrı yollara saptılar. Sonunda Bize döndürülüp hak ettikleri ile karşılaşacaklar.
MEAL AÇIKLAMASI
94
MEAL
94. Artık kim mü’min olarak salih ameller işlerse onun gayreti inkar edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
MUSTAFA ÇEVİK
94 Şunu da iyi bilin ki, Allah’ın davetine uymak ve onu yaşamak uğrunda çaba sarf edenlerin emekleri boşa gitmeyecek ve layık oldukları şekilde ödüllendirilecekler. Biz onların yaptıklarını amel defterlerine kaydediyoruz.
MEAL AÇIKLAMASI
95
MEAL
95. Bizim helak ettiğimiz bir şehre artık (dünya) hayatı haramdır. Şüphesiz onlar bir daha dönemezler.
MUSTAFA ÇEVİK
95 Dünya hayatlarında helak olmayı hak ettikleri için azaba uğrattıklarımızı da âhirette huzurumuzda toplayacağız. O Gün onların pişmanlıklarının kendilerine hiçbir yararı olmadığı gibi, tekrar dünyaya dönüp Allah’ın davetine yönelmeleri de imkânsızdır.
MEAL AÇIKLAMASI
96-99
MEAL
96. Nihayet Ye’cuc ve Me’cuc(‘un setleri) açıldığında onlar her tepeden akın ederler.
97. Hak olan vaad yaklaşmıştır. İşte o zaman inkar edenlerin gözleri dışarı fırlar. “Yazık bize! Doğrusu biz bundan gafletteydik. Hayır, biz zalimlerdik.”
98. Şüphesiz siz ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennemin yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.
99. Eğer onlar ilahlar olsalardı oraya girmezlerdi. Oysa hepsi orada sonsuza kadar kalacaktır.
MUSTAFA ÇEVİK
96-99 Şirki, küfrü, zulmü ve bozgunculuğu tabiatları haline getirmiş, azgın Yecüc ve Mecüc takımı yeryüzünün her yanına dağılıp saldırmaya başlayınca, bu gerçekle yüz yüze kalanlar Allah’ın daveti hayat nizamına dönüş için artık çok geç kalmış olacaklar. Kıyamet günü müşrik ve kâfirlerin gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi açılacak ve “Yazıklar olsun bize, uyarılmamıza rağmen bu Kıyamet gerçeğini umursamayıp, ciddiye almamıştık. Şimdi anladık ki böyle düşünmekle kendimize yazık etmişiz.” diyecekler. O Gün onlara şöyle seslenilecek: “Sizler ve Allah’la birlikte ilah edindikleriniz cehennem odunu olacaksınız ve hep birlikte yanacaksınız. O uydurup, kutsallaştırıp, yardım umarak peşlerine takılıp ilah edindiklerinizin kendilerini kurtarmaya bile güçleri yetmeyen zavallılar olduğunu gördünüz mü? Onlar da siz de hak ettiğiniz cehennemde ebedî kalacaksınız.”
MEAL AÇIKLAMASI
100
MEAL
100. Onlara orada şiddetli inlemeler vardır ve onlar orada duymazlar.
MUSTAFA ÇEVİK
100 Onlar cehennemde inim inim inleyecek ve iniltiden başka ses de duymayacaklar.
MEAL AÇIKLAMASI
101-104
MEAL
101. Bizden kendileri için önceden güzellik takdir edilmiş olanlar işte onlar oradan uzaklaştırılırlar.
102. Onun uğultusunu duymazlar ve onlar canlarının çektiği şeyler içinde sonsuzdurlar.
103. O en büyük korku onları tasalandırmaz. Melekler onları: “İşte bu, size vaadedilmiş olan gününüzdür” diye karşılarlar.
104. O gün gökleri, kitapların sayfalarını dürer gibi düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. Bu bizim üzerimize bir vaaddir. Doğrusu biz (istediğimizi) yaparız.
MUSTAFA ÇEVİK
101-104 Allah’ı razı edecek bir hayat yaşamak uğrunda ellerinden gelen gayreti gösteren mü’minler ise, cehennemden uzak tutulacak, onlar cehennemin uğultusunu da, oradakilerin iniltisini de duymayacak, Allah’ın ikram ettiği cennette canlarının her istediği nimetlerle ödüllendirilerek daimi olarak yaşayacaklar. Kıyamet Günü’nün dehşeti de onları kaygılandırmayacak, melekler onları karşılayıp, “Bugün size vaat edilen cennete ve oradaki nimetlere kavuşma günüdür.” diyecekler. O Gün, gökleri kitap sayfalarını dürer gibi düreceğiz ve daha sonra kâinatı ilk yarattığımız gibi, tekrar yaratacağız. Bu Bizim gerçekleştirmeyi vadettiğimiz sözümüzdür, kesinlikle de yerine getireceğiz.
MEAL AÇIKLAMASI
105
MEAL
105. Andolsun biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varis olacaklardır” diye yazmıştık.
MUSTAFA ÇEVİK
105 Biz peygamberlerle gönderdiğimiz bütün kitaplarda, Tevrat’ta ve Zebur’da da olduğu gibi Allah’ın davetine iman edip, bu uğurda cihat edenlerin kazanacağını ve yeryüzüne onların vâris kılınacaklarını bildirmiştik.
MEAL AÇIKLAMASI
106-111
MEAL
106. Şüphesiz bunda kulluk eden bir topluluk için yeterli öğüt vardır.
107. Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
108. De ki: “Bana sizin ilahınızın ancak bir ilah olduğu vahyolunuyor. Artık siz Müslüman olacak mısınız?”
109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: “Size (gerçeği) eşit olarak bildirdim. Size vaadedilenin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ben bilemem.
110. Şüphesiz O, sözün açıktan söylenenini de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
111. Bilemem, belki bu sizin için bir imtihan ve belli bir süreye kadar bir yararlandırmadır.”
MUSTAFA ÇEVİK
106-111 Şüphesiz bu Kur’an’la bildirilenlerden alınması gereken dersler vardır, bundan ancak Allah’ı layıkıyla tanıyıp, yaratılışının maksadını kavramak isteyenler dersler çıkarabilirler. Ey Peygamber! Biz seni ve seninle birlikte Kur’an’ı insanlara gerçekleri tekrar hatırlatasın diye bir rahmet olarak gönderdik. Sen insanlara de ki: “Bana ilahınızın yalnız Allah olduğu vahyedilmekte, O’na teslim olmak üzere aklınızı kullanmayacak mısınız?” Şayet buna rağmen yüz çevirip de, reddederlerse, o zaman onlara de ki: “Ben bu gerçeği size duyurdum, uyarıldığınız Kıyamet Günü’nün de uzak mı, yoksa yakın mı olduğunu da ben bilemem. Benim bildiğim şu ki, Allah insanların açıktan ve gizliden yaptıklarını ve niyetlerinin ne olduğunu en iyi bilendir. Ben ayrıca müşrik ve kâfirlere vaat edilen azabın neden hâlâ gelmediğini de bilemem. Allah bunu sizlere doğru yola yönelmeniz için süre tanımak maksadı ile mi yapıyor, o yüzden mi nimetlerinden yararlandırıp imtihan ediyor, onu da yalnız O bilir.”
MEAL AÇIKLAMASI
112
MEAL
112. (Peygamber) dedi ki: “Ey Rabbim! Hak ile hüküm ver. Şüphesiz bizim Rabbimiz, sizin nitelemelerinize karşı kendinden yardım istenen Rahman’dır.”
MUSTAFA ÇEVİK
112 Ey Peygamber de ki: “Hepimizin gerçek Rabbi ve ilahı yalnızca Allah’tır. İman edenleri esirgeyip, koruyacak, yardım edecek olan ve aramızda adaletle hüküm verecek olan da O’dur.”
MEAL AÇIKLAMASI