Fatiha Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

7

Mushaf (Kuran) Sırası

1

Nuzül (İniş) Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

5

Sure Hakkında Bilgi

Adı: Bu sure, konusu nedeniyle Fatiha ismini almıştır. Fatiha, bir konuyu, bir kitabı veya
başka bir şeyi “açan şey” demektir. Başka bir deyişle, Fatiha bir nevi önsözdür.
Nüzul zamanı: İlk nazil olan vahiylerden biridir. Sahih hadislerden Fatiha’nın Hz.
Muhammed’e (s.a.) nazil olan ilk tam sure olduğunu öğreniyoruz. Bundan önce Alâk,
Müzzemmil, Müddessir surelerinin bölümleri olan birbirine benzer birkaç ayet nazil
olmuştur.
Konu: Bu sure aslında, Allah’ın kendi kitabını okumak isteyenlere öğrettiği bir duadır.
Okuyucuya şu dersi öğretmek için Kitab’ın en başına yerleştirilmiştir: Eğer samimi olarak
Kur’an’dan yararlanmak istiyorsan, Alemlerin Rabbi’ne bu şekilde dua etmelisin.
Bu önsöz, okuyucunun kalbinde Alemlerin Rabbi’nden hidayet dileme -hidayeti ancak O
verebilir- konusunda kuvvetli bir istek uyandırmayı amaçlar. O halde Fatiha, dolaylı olarak
incelemek ve Alemlerin Rabbi’nin, bilginin tek kaynağı olduğu gerçeğini kabul etmek
olduğunu öğretmektedir. Bu nedenle, kişi Kur’an’ı incelemeye, O’ndan Hidayet dileyerek
başlamalıdır.
Konusu nedeniyle, Fatiha ile Kur’an arasındaki ilişkinin, bir giriş ve kitap ilişkisi değil, bir
dua ve ona cevap niteliğinde bir ilişki olduğu açığa çıkmaktadır. Fatiha, kulun duası, Kur’an
ise, Mâbud’un kuluna verdiği cevaptır. Kul, kendisine doğru yolu göstermesi için Allah’a
yalvarır; Allah da duaya cevap olarak, tüm Kur’an’ı onun önüne koyar ve sanki şöyle der:
“İşte, benden dilediğin Hidayet!”

Fâtiha; başlangıç demektir. Bir bitki tohumu nasıl o bitkinin dallarını, yapraklarını, meyvelerini ve diğer özelliklerini özünde barındıran bir çekirdek programı ise, Fâtiha da Kur’an’ın çekirdeği, özü ve özetidir. Peygamberliğin ilk yıllarında indirilmiştir. Bütün olarak gönderilen ilk sûre olup, yedi ayetten oluşmaktadır.
Fâtiha, Yüce Yaratıcı huzurunda kulun, en içten şükran ve minnettârlık duygularıyla O’na yönelişi, O’nun sınırsız merhameti, adâleti, kudreti, cömertliği, yüceliği önünde saygıyla boyun eğişidir.
Fâtiha, Allah ile kulu arasında ezelî ve ebedi, şerefli bir kulluk antlaşmasıdır.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1.​​ Esirgeyen, bağışlayan, İyiliği sonsuz, ikramı bol, Bütün insanlara sevgisini göstermekle​​ Rahman ve​​ sevgisine, iman ederek mukabele eden​​ mü’min kullarına özel lütuflarıyla​​ Rahim olan Allah'ın adıyla.​​ Kur’an’ı okuyup anlamaya ve yaşamaya çalışırken, şeytanın aklımı karıştırmasından âlemlerin Rabbi ve ilahı Rahman ve Rahîm olan Allah’a sığınırım.​​ Dünyada herkesi, ahirette sadece mü'minleri rahmetine alan Allah adına. Sınırsız rahmeti ve engin merhameti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, Allah’ın izni ve yardımıyla. Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne gönderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla okur, her işime Allah’ın adıyla başlarım! Âlemleri yaratan, yarattıklarının nizamlarını kuran ve Rabbi (sahibi) olan Allah, şükredilmeye ve övülmeye layık olan tek ilahtır. İnsanlar ister inansın ister inanmasın Allah tarafından kuşatılır, korunur. İnkâr edenler anlamasalar da Allah’ın katında eşitlik bozulmaz. Herkes kendi yaptığından sorumludur. O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak yalnızca O’nun adına okuyup söylüyorum: Rahman, sonsuz şefkati, Rahim ise sınırsız merhamet ve bağışlamayı anlatır. Dünyada, yarattığı her varlığını ve tüm kullarını esirgeyip koruyan, isyan ve kusurlarına bakmayıp yine ihtiyaçlarını karşılayan ve düzelmeleri için süre sunan “RAHMAN” olan ve ahirette sadece iman ve itaat ehlini bağışlayıp, sonsuz rahmet ve nimetlerine kavuşturacak “Rahim” olan Allah’ın adıyla. Bu işe, ibadet ve imtihan niyetiyle başlamaktayım. O’nun emir ve hükümleri doğrultusunda bu işi yapıp tamamlayacağım, asla harama ve hilekârlığa sapmayacağım. Bu işte sadece Allah’ın rızasını, amaçlayacağım. “Rahman”, bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran; Rahîm”ise, yarattığı varlıkları farklı nimetlerle besleyen ve bu beslenme işini sonsuza dek devam ettiren anlamındadır.

2.​​ Yaratan, koruyan, kontrol eden, âlemlerin, bütün varlıkların sahibi Allah'a hamdolsun. Ezelden ebede kadar bütün olmuş ve olacak Hamd,​​ övgü, sena ve teşekkürlerin tamamı,​​ canlı ve cansız bütün varlıkları yaratan ve herkesin bütün ihtiyaçlarını karşılayan,​​ bizi yokluktan varlığa çıkaran, neye ihtiyacımız varsa hizmetimize sunan bizim ve​​ âlemlerin Rabbi olan​​ tüm var olanları yaratıp düzene koyan ve koyduğu düzeni işleten, hayatlarını devam ettiren​​ Allah'a mahsustur.​​ Her türlü övgüye, teşekküre lâyık olan sadece O’dur. Gerçek anlamda övülmek O’nun hakkıdır ve yalnızca O’na yaraşır. Çünkü kâinatı yoktan var eden, tüm canlıları besleyen, terbiye eden, yöneten ve yönlendiren gerçek, sahibiniz, yöneticiniz O’dur O hâlde, bütün iyiliklerin, güzelliklerin kaynağı olan Rabb’inizi tüm kalbinizle överek yüceltmeli, en derin saygı ve şükran duygularıyla O’nun hükümlerine boyun eğmeli ve yalnızca O’na kul olmalısınız. Hamd; Bilerek, isteyerek yapılmış bir iyiliğe veya bu iyiliğin​​ kaynağı olan mutlak iyiliğe karşı sevinç ve arzu ile gönülden yapılan meşru ve ahlaka uygun bir teşekkür, karşıya değer veren bir övgü, bir saygı ifadesidir. Hamd, Allah’a, Allah’ın lütfuna ve ilmine yapılır. Gerçekleşen ve gerçekleşmesi kesin olan iyiliklerin karşılığıdır. “Hamdolsun” denildiği zaman, her türlü saygıya değer bir iyilik veya bağışlama karşısında mutluluk sevinci ve bahtiyarlık duygusu ifade edilmiş olur. Hamd, Övgü ve yüceltme ifadesidir. Hamd ile şükür arasında bir fark vardır. Her hâlükârda hamd edilir, şükür nimetten sonradır.

3. O Allah​​ Dünyada herkesi, ahirette sadece mü'minleri Rahmetine alan, çok şefkatli, çok merhametlidir. Sizi sizden çok sever, size sizden daha yakındır. O’nun sonsuz rahmet ve şefkati, bu dünyada mümin-kâfir ayrımı yapmaksızın tüm varlıkları kuşatmıştır. Dünyada her şeye ve herkese acıyıp kollayan,​​ Rahman​​ ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini, sevmediğini ayırt etmeksizin bütün varlıklara merhameti olandır​​ ve​​ ahirette ise mü’min ve müstakim kullarını bağışlayıp sonsuz rahmetine kavuşturacaktır. Rahmetini tamamlamak üzere bu Kitabı göndermiş ve onun ışığında yürüyen bahtiyarlara, ahiret hayatında sonsuz mutluluk ve kurtuluş müjdesini vermiştir.​​ Rahim'dir.​​ Rahman olan Allah, yarattıklarını nimetlerle donatan ve merhametiyle Rahim olandır.​​ Yarattığı her varlık O’nun yasaları tarafından kuşatılmıştır. İnsanlar zanneder ki biz Allah’ın yasasına tabi değiliz. Hayır! Her insan ister inansın ister inanmasın Allah’ın yasasına tabidir. Onlara inanıp inanmama yetkisi veren Allah’tır. Onlar Allah’ın yaratılış yasaları gereği inanır veya inanmazlar. İnanç konusunda herkes kendi seçiminden sorumludur. Allah Rahimdir! Yarattığı her varlığı eşit tutar. Hiç kimseye haksızlık yapmaz. Kim Allah’ın yarattıklarına karşı haksızlık yaparsa onu ya dünyada ya da ahiret hayatında cezalandırır. Hiçbir insan diğer insana baskı yapamaz. Hiçbir insan ister gönüllü ister gönülsüz insanları çıkarlarına kullanamaz. Allah’ın yasalarında temel kural insanları çıkarlara kullanmak yasaktır. İnsanları çıkarlarına kullananlar zalimdir. Allah zalimlere kaşı daima zulme uğrayanları korur. Hiçbir zaman sadece inananları korurum, inanmayanları korumam demez. Kimin hakkı yenmişse Allah hakkı yenilenin yanındadır. İster bir mümin inanmayana zulmetsin ister bir inanmayan mümine zulmetsin. Allah daima zulme uğrayanın yanındadır. Rahman daha çok rahmet genişliğine, Rahim ise daha çok rahmetin sürekliliğine vurgu yapmaktadır.

4.​​ O, ölümün ardından mü’minle-kâfire aynı muamelenin yapılmadığı, sevgisine ihanet edenle, sevgisine hürmet edenlerin birbirinden ayrıldığı, kim ne hak ediyorsa karşılığının ona eksiksiz verildiği,​​ verdiği nimetlerin nasıl kullanıldığının hesabının sorulduğu​​ Ceza, Din ve Hesap gününün, büyük mahkemenin​​ tek sahibidir.​​ Din günü nedir bilir misin?​​ Din günü; insanların dünya hayatına dair hesapların görüldüğü gündür. O gün hiç kimseye zulmedilmez. Herkes özgür iradesiyle dünyada yaptıklarından sorumlu tutulur. İnsanlar baskı zulüm altında veya kandırılarak suç işlemişlerse sorumlu tutulmaz. Allah’ın adaletinde kişinin her yaptığını özgür iradesiyle yapması şarttır. İster iyi bir konuda, isterse kötü bir konuda olsun fark etmez. Yapılan eylemin altında özgür irade yoksa kişi suçsuzdur. Allah’ın hesabı şaşmaz bir adaletle gerçekleşir. Dünyadaki mahkemeler gibi rüşvet, iltimas, yanlış hüküm olmaz. Her şey gereğince değerlendirilip dosdoğru hüküm verilir. O Gün tüm insanlar yapıp ettiklerinden hesaba çekilecek ve böylece, hiçbir iyilik mükâfatsız, hiçbir kötülük cezasız kalmayacaktır. O Gün, Sesler kesilecek, başlar öne eğilecek ve Mutlak Hâkim, en âdil hükmü verecek: İyiler cennete, kötüler cehenneme!​​ 

5. Ey Rabb'imiz​​ tüm içtenliğimizle Sana söz veriyoruz:​​ Biz​​ Yalnızca sana​​ kul köle olur,​​ Senin buyruklarını uygular ve Yüce rızanı ararız,​​ yalnızca Sana ibadet eder,​​ bütün bu gerçeklerin bir sonucu olarak, Seni her şeyden daha fazla severiz.​​ Bütün emirlerine kayıtsız şartsız itaat ederiz.​​ İyiyi-kötüyü belirlemede, kendimize yalnızca ilâhî ölçüleri rehber ediniriz. Senden başka hayatımıza yön verecek, kurallar koyacak otorite kabul etmeyiz. Senin buyruklarına aykırı hükümler veren hiçbir güce —kim olursa olsun— asla boyun eğmeyerek​​ kulluk ederiz​​ ve​​ yalnız sana kulluk ettiğimiz için​​ yalnız senden​​ yardım isteriz​​ ve davetine uyarız. Sadece Sana yalvarır, yalnızca Senin kudret ve merhametine sığınırız, her konuda sadece​​ senden​​ yardım dileriz.​​ Senin iznin ve onayın olmadıkça hiçbir dileğin gerçekleşmeyeceğine yürekten inanırız. Onun için ancak Allah’ın yasalarına uyar, Allah’ın emirlerini yerine getiririz. Herhangi bir konuda, başımız sıkışırsa sadece Allah’tan yardım isteriz. Allah’ım, yalnız seni ilâh tanıyor, saygıyla sana kulluk ve ibadet ediyor, yalnız sana boyun eğiyoruz. Gayretimizin, sabırla mücadeleye devamımızın başarıya ulaşması için sadece senden medet umuyor, bize arka çıkmanı istiyoruz. 

6.​​ Ne olur​​ Bizi,​​ dosdoğru Din çizgisine,​​ razı olduğun,​​ insanlığı hem dünyada hem de âhirette mutluluğa ulaştıracak dosdoğru olan yola, ilet.​​ Biz insanız ve aciz olduğumuzdan dolayı yanılabiliriz. Çaresizlik içinde yanlış yapabiliriz. Şeytana uyar sapabiliriz. Aklımızın, arzularımızın, heveslerimizin peşinden giderek yolundan çıkabiliriz. Onun için bize daima doğru yolunu göster. Bizi yanlışlarımıza karşı koru! Bizi yalnız bırakma!

7.,​​ Kendilerine nimet​​ ve lütuf​​ Verdiklerinin​​ peygamberlerin, samimiyetlerini ispat edenlerin, İslâm önderlerinin, sâlih kimselerin, şehitlerin yoluna ilet.​​ İnsanlık tarihi boyunca, tevhit sancağını elden ele taşıyan​​ Peygamberlerin ve onların izinden yürüyerek hidayet ve hakikate erdirdiğin,​​ lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin​​ yoluna ilet. Gazaba​​ uğrayanların yani hakikati pekâlâ bildikleri hâlde, dünyaya ve dünya nimetlerine aşırı bağlılıkları yüzünden ilâhî iradeye başkaldıran; servet, güç, makam, şöhret gibi değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek arzu ve heveslerini ilâhlaştıran, bu yüzden dünyada ve âhirette Senin gazabını hak eden azgınların yoluna değil. Ya Rabbi sapmışların, hurafeleri iyi niyetlerle, Allah’ın dinine ekleyerek hak dinden sapan, ahireti kazanma adına dünyayı ve dünya nimetlerini inkâr eden; okuma, öğrenme ve düşünme yeteneklerini kendi elleriyle körelterek, cehalet ve bağnazlık zindanlarında bocalamayı “Allah’a yaklaşmak” zanneden o şaşkınların yoluna değil.​​ Ve​​ Kur’an’ına düşmanlık edenlerin, zalimlerin, helâki tercih edenlerin, cahillerin,​​ sapıkların yoluna değil.​​ Davetinden yüz çevirip de azabını hak edenlerin yoluna uymaktan Sana sığınırız.​​ Yarabbi geçmişte sana inanmış nice topluluklara yardım ettin! Onlara doğru yolu gösterdin! Onlardan yana olduğunu ayetlerinle bize bildirdin! Biz onlar gibi iyi olmak istiyoruz. İnancımızla, eylemlerimizle, senin yanında olmak istiyoruz. Sen de bizim yanımızda ol. Yanlış yollara düşersek bizi koru, bizi uyar. Bizi iyilerle beraber kıl. Senin yolunda gidenlerle beraber kıl. Yolundan sapan, sana karşı çıkan, kötülük yapanlardan bizi uzak tut. Çünkü biz kötülerin yolundan değil senin yolundan yürümek istiyoruz. Onun için kötülerle değil iyilerle birlikte olmamıza yardım et. Bizim için yolunu aydınlat ki, karanlığı tanıyalım. Karanlıklardan çıkıp aydınlığa kavuşalım.

 

1-3

MEAL

1. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

2. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

3 (O Allah) Rahman ve Rahim’dir.

MUSTAFA ÇEVİK

1 Kur’an’ı okuyup anlamaya ve yaşamaya çalışırken, şeytanın aklımı karıştırmasından âlemlerin Rabbi ve ilahı Rahmân ve Rahîm olan Allah’a sığınırım. . Âlemleri yaratan, yarattıklarının nizamlarını kuran ve Rabbi (sahibi) olan Allah, şükredilmeye ve övülmeye layık olan tek ilahtır. (Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm)

MEAL AÇIKLAMASI

1. Esirgeyen, bağışlayan, İyiliği sonsuz, ikramı bol, Bütün insanlara sevgisini göstermekle Rahman ve sevgisine, iman ederek mukabele eden mü’min kullarına özel lütuflarıyla Rahim olan Allah’ın adıyla. Kur’an’ı okuyup anlamaya ve yaşamaya çalışırken, şeytanın aklımı karıştırmasından âlemlerin Rabbi ve ilahı Rahman ve Rahîm olan Allah’a sığınırım. Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına. Sınırsız rahmeti ve engin merhameti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, Allah’ın izni ve yardımıyla. Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne gönderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla okur, her işime Allah’ın adıyla başlarım! Âlemleri yaratan, yarattıklarının nizamlarını kuran ve Rabbi (sahibi) olan Allah, şükredilmeye ve övülmeye layık olan tek ilahtır. İnsanlar ister inansın ister inanmasın Allah tarafından kuşatılır, korunur. İnkâr edenler anlamasalar da Allah’ın katında eşitlik bozulmaz. Herkes kendi yaptığından sorumludur. O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak yalnızca O’nun adına okuyup söylüyorum: Rahman, sonsuz şefkati, Rahim ise sınırsız merhamet ve bağışlamayı anlatır. Dünyada, yarattığı her varlığını ve tüm kullarını esirgeyip koruyan, isyan ve kusurlarına bakmayıp yine ihtiyaçlarını karşılayan ve düzelmeleri için süre sunan “RAHMAN” olan ve ahirette sadece iman ve itaat ehlini bağışlayıp, sonsuz rahmet ve nimetlerine kavuşturacak “Rahim” olan Allah’ın adıyla. Bu işe, ibadet ve imtihan niyetiyle başlamaktayım. O’nun emir ve hükümleri doğrultusunda bu işi yapıp tamamlayacağım, asla harama ve hilekârlığa sapmayacağım. Bu işte sadece Allah’ın rızasını, amaçlayacağım. “Rahman”, bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran; Rahîm” ise, yarattığı varlıkları farklı nimetlerle besleyen ve bu beslenme işini sonsuza dek devam ettiren anlamındadır.

2. Yaratan, koruyan, kontrol eden, âlemlerin, bütün varlıkların sahibi Allah’a hamdolsun. Ezelden ebede kadar bütün olmuş ve olacak Hamd, övgü, sena ve teşekkürlerin tamamı, canlı ve cansız bütün varlıkları yaratan ve herkesin bütün ihtiyaçlarını karşılayan, bizi yokluktan varlığa çıkaran, neye ihtiyacımız varsa hizmetimize sunan bizim ve âlemlerin Rabbi olan tüm var olanları yaratıp düzene koyan ve koyduğu düzeni işleten, hayatlarını devam ettiren Allah’a mahsustur. Her türlü övgüye, teşekküre lâyık olan sadece O’dur. Gerçek anlamda övülmek O’nun hakkıdır ve yalnızca O’na yaraşır. Çünkü kâinatı yoktan var eden, tüm canlıları besleyen, terbiye eden, yöneten ve yönlendiren gerçek, sahibiniz, yöneticiniz O’dur O hâlde, bütün iyiliklerin, güzelliklerin kaynağı olan Rabb’inizi tüm kalbinizle överek yüceltmeli, en derin saygı ve şükran duygularıyla O’nun hükümlerine boyun eğmeli ve yalnızca O’na kul olmalısınız. Hamd; Bilerek, isteyerek yapılmış bir iyiliğe veya bu iyiliğin kaynağı olan mutlak iyiliğe karşı sevinç ve arzu ile gönülden yapılan meşru ve ahlaka uygun bir teşekkür, karşıya değer veren bir övgü, bir saygı ifadesidir. Hamd, Allah’a, Allah’ın lütfuna ve ilmine yapılır. Gerçekleşen ve gerçekleşmesi kesin olan iyiliklerin karşılığıdır. “Hamdolsun” denildiği zaman, her türlü saygıya değer bir iyilik veya bağışlama karşısında mutluluk sevinci ve bahtiyarlık duygusu ifade edilmiş olur. Hamd, Övgü ve yüceltme ifadesidir. Hamd ile şükür arasında bir fark vardır. Her hâlükârda hamd edilir, şükür nimetten sonradır.

3. O Allah Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri Rahmetine alan, çok şefkatli, çok merhametlidir. Sizi sizden çok sever, size sizden daha yakındır. O’nun sonsuz rahmet ve şefkati, bu dünyada mümin-kâfir ayrımı yapmaksızın tüm varlıkları kuşatmıştır. Dünyada her şeye ve herkese acıyıp kollayan, Rahman ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini, sevmediğini ayırt etmeksizin bütün varlıklara merhameti olandır ve ahirette ise mü’min ve müstakim kullarını bağışlayıp sonsuz rahmetine kavuşturacaktır. Rahmetini tamamlamak üzere bu Kitabı göndermiş ve onun ışığında yürüyen bahtiyarlara, ahiret hayatında sonsuz mutluluk ve kurtuluş müjdesini vermiştir. Rahim’dir. Rahman olan Allah, yarattıklarını nimetlerle donatan ve merhametiyle Rahim olandır. Yarattığı her varlık O’nun yasaları tarafından kuşatılmıştır. İnsanlar zanneder ki biz Allah’ın yasasına tabi değiliz. Hayır! Her insan ister inansın ister inanmasın Allah’ın yasasına tabidir. Onlara inanıp inanmama yetkisi veren Allah’tır. Onlar Allah’ın yaratılış yasaları gereği inanır veya inanmazlar. İnanç konusunda herkes kendi seçiminden sorumludur. Allah Rahimdir! Yarattığı her varlığı eşit tutar. Hiç kimseye haksızlık yapmaz. Kim Allah’ın yarattıklarına karşı haksızlık yaparsa onu ya dünyada ya da ahiret hayatında cezalandırır. Hiçbir insan diğer insana baskı yapamaz. Hiçbir insan ister gönüllü ister gönülsüz insanları çıkarlarına kullanamaz. Allah’ın yasalarında temel kural insanları çıkarlara kullanmak yasaktır. İnsanları çıkarlarına kullananlar zalimdir. Allah zalimlere kaşı daima zulme uğrayanları korur. Hiçbir zaman sadece inananları korurum, inanmayanları korumam demez. Kimin hakkı yenmişse Allah hakkı yenilenin yanındadır. İster bir mümin inanmayana zulmetsin ister bir inanmayan mümine zulmetsin. Allah daima zulme uğrayanın yanındadır. Rahman daha çok rahmet genişliğine, Rahim ise daha çok rahmetin sürekliliğine vurgu yapmaktadır.

4

MEAL

4. Hesap gününün sahibidir.

MUSTAFA ÇEVİK

4 Hesap Günü geldiğinde, verdiği nimetlerin nasıl kullanıldığının hesabını soracak ve her insana hak ettiğinin karşılığını verecektir.

MEAL AÇIKLAMASI

4. O, ölümün ardından mü’minle-kâfire aynı muamelenin yapılmadığı, sevgisine ihanet edenle, sevgisine hürmet edenlerin birbirinden ayrıldığı, kim ne hak ediyorsa karşılığının ona eksiksiz verildiği, verdiği nimetlerin nasıl kullanıldığının hesabının sorulduğu Ceza, Din ve Hesap gününün, büyük mahkemenin tek sahibidir. Din günü nedir bilir misin? Din günü; insanların dünya hayatına dair hesapların görüldüğü gündür. O gün hiç kimseye zulmedilmez. Herkes özgür iradesiyle dünyada yaptıklarından sorumlu tutulur. İnsanlar baskı zulüm altında veya kandırılarak suç işlemişlerse sorumlu tutulmaz. Allah’ın adaletinde kişinin her yaptığını özgür iradesiyle yapması şarttır. İster iyi bir konuda, isterse kötü bir konuda olsun fark etmez. Yapılan eylemin altında özgür irade yoksa kişi suçsuzdur. Allah’ın hesabı şaşmaz bir adaletle gerçekleşir. Dünyadaki mahkemeler gibi rüşvet, iltimas, yanlış hüküm olmaz. Her şey gereğince değerlendirilip dosdoğru hüküm verilir. O Gün tüm insanlar yapıp ettiklerinden hesaba çekilecek ve böylece, hiçbir iyilik mükâfatsız, hiçbir kötülük cezasız kalmayacaktır. O Gün, Sesler kesilecek, başlar öne eğilecek ve Mutlak Hâkim, en âdil hükmü verecek: İyiler cennete, kötüler cehenneme!

5-7

MEAL

5. (Ey Rabb’imiz!) Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz.

6. Bizi doğru olan yola ilet.

7. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil.

MUSTAFA ÇEVİK

5 7 Rabbimiz! Yalnız Sana itaat eder ve davetine uyarız. Böylece yalnızca Sana ibadet eder ve Senden yardım dileriz. Yaratılış sebebimiz olan hidayet (doğru yol) nimetine ulaşmak için gayretimizi artır ve bizden önceki muttakilerin yoluna bizi de ilet. Davetinden yüz çevirip de azabını hak edenlerin yoluna uymaktan Sana sığınırız.

MEAL AÇIKLAMASI

5. Ey Rabb’imiz tüm içtenliğimizle Sana söz veriyoruz: Biz Yalnızca sana kul köle olur, Senin buyruklarını uygular ve Yüce rızanı ararız, yalnızca Sana ibadet eder, bütün bu gerçeklerin bir sonucu olarak, Seni her şeyden daha fazla severiz. Bütün emirlerine kayıtsız şartsız itaat ederiz. İyiyi-kötüyü belirlemede, kendimize yalnızca ilâhî ölçüleri rehber ediniriz. Senden başka hayatımıza yön verecek, kurallar koyacak otorite kabul etmeyiz. Senin buyruklarına aykırı hükümler veren hiçbir güce —kim olursa olsun— asla boyun eğmeyerek kulluk ederiz ve yalnız sana kulluk ettiğimiz için yalnız senden yardım isteriz ve davetine uyarız. Sadece Sana yalvarır, yalnızca Senin kudret ve merhametine sığınırız, her konuda sadece senden yardım dileriz. Senin iznin ve onayın olmadıkça hiçbir dileğin gerçekleşmeyeceğine yürekten inanırız. Onun için ancak Allah’ın yasalarına uyar, Allah’ın emirlerini yerine getiririz. Herhangi bir konuda, başımız sıkışırsa sadece Allah’tan yardım isteriz. Allah’ım, yalnız seni ilâh tanıyor, saygıyla sana kulluk ve ibadet ediyor, yalnız sana boyun eğiyoruz. Gayretimizin, sabırla mücadeleye devamımızın başarıya ulaşması için sadece senden medet umuyor, bize arka çıkmanı istiyoruz. 

6. Ne olur Bizi, dosdoğru Din çizgisine, razı olduğun, insanlığı hem dünyada hem de âhirette mutluluğa ulaştıracak dosdoğru olan yola, ilet. Biz insanız ve aciz olduğumuzdan dolayı yanılabiliriz. Çaresizlik içinde yanlış yapabiliriz. Şeytana uyar sapabiliriz. Aklımızın, arzularımızın, heveslerimizin peşinden giderek yolundan çıkabiliriz. Onun için bize daima doğru yolunu göster. Bizi yanlışlarımıza karşı koru! Bizi yalnız bırakma!

7. Kendilerine nimet ve lütuf Verdiklerinin peygamberlerin, samimiyetlerini ispat edenlerin, İslâm önderlerinin, sâlih kimselerin, şehitlerin yoluna ilet. İnsanlık tarihi boyunca, tevhit sancağını elden ele taşıyan Peygamberlerin ve onların izinden yürüyerek hidayet ve hakikate erdirdiğin, lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların yani hakikati pekâlâ bildikleri hâlde, dünyaya ve dünya nimetlerine aşırı bağlılıkları yüzünden ilâhî iradeye başkaldıran; servet, güç, makam, şöhret gibi değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek arzu ve heveslerini ilâhlaştıran, bu yüzden dünyada ve âhirette Senin gazabını hak eden azgınların yoluna değil. Ya Rabbi sapmışların, hurafeleri iyi niyetlerle, Allah’ın dinine ekleyerek hak dinden sapan, ahireti kazanma adına dünyayı ve dünya nimetlerini inkâr eden; okuma, öğrenme ve düşünme yeteneklerini kendi elleriyle körelterek, cehalet ve bağnazlık zindanlarında bocalamayı “Allah’a yaklaşmak” zanneden o şaşkınların yoluna değil. Ve Kur’an’ına düşmanlık edenlerin, zalimlerin, helâki tercih edenlerin, cahillerin, sapıkların yoluna değil. Davetinden yüz çevirip de azabını hak edenlerin yoluna uymaktan Sana sığınırız. Yarabbi geçmişte sana inanmış nice topluluklara yardım ettin! Onlara doğru yolu gösterdin! Onlardan yana olduğunu ayetlerinle bize bildirdin! Biz onlar gibi iyi olmak istiyoruz. İnancımızla, eylemlerimizle, senin yanında olmak istiyoruz. Sen de bizim yanımızda ol. Yanlış yollara düşersek bizi koru, bizi uyar. Bizi iyilerle beraber kıl. Senin yolunda gidenlerle beraber kıl. Yolundan sapan, sana karşı çıkan, kötülük yapanlardan bizi uzak tut. Çünkü biz kötülerin yolundan değil senin yolundan yürümek istiyoruz. Onun için kötülerle değil iyilerle birlikte olmamıza yardım et. Bizim için yolunu aydınlat ki, karanlığı tanıyalım. Karanlıklardan çıkıp aydınlığa kavuşalım.

Scroll to Top