Fatır Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

45

Mushaf (Kuran) Sırası

35

Nuzül (İniş)Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

43

Sure Hakkında Bilgi

35

FATIR SURESİ

GİRİŞ

Adı: İlk kelimesi, sureye ad olarak verilmiştir. Bu surenin ikinci adı birinci ayette geçen el-melaike’dir.

Nüzul Zamanı: Surenin ne zaman nazil olduğu ancak muhtevasından tahmin edilebilmektedir. Bu sure, muhtemelen Mekkeli müşriklerin şiddete başvurdukları, aynı zamanda İslam davetini önlemek ve Allah’ın Rasûl’ünü (s.a) mağlub edebilmek için, hiçbir hileden geri kalmadıkları dönemde, yani Mekke döneminin ortalarında nazil olmuştur.

Konu: Bu sure şöyle özetlenebilir: Allah, Mekke toplumunun ileri gelenlerini davete karşı olan tutumlarından dolayı ikaz etmekte ve onlara bir nasihatçı, bir öğretmen gibi hitab etmektedir; “Ey akılsızlar! Bu peygamber iyiliğiniz için sizlere İslam’ı anlatmaya çalışırken siz ona kızıyor ve onu çeşitli hilelerle yalanlamaya kalkışıyorsunuz. Bu davetin size bir zararı mı var? Oysa siz ona zarar veremezsiniz. Peygamber’in (s.a) size ne anlatmaya çalıştığını hiç düşündünüz mü? O halde bunda tuhaf olan nedir? O size şirkten kaçınmanızı söylemektedir. Biraz düşünün, bu kâinat nizamında şirke yer var mıdır? Fakat sizler Allah’a şirk koşuyorsunuz. Peygamber (s.a) size Allah’ın birliğini tebliğ ediyor, biraz düşünün, yeri ve göğü yaratan Allah’tan başkası bu sıfatları taşıyabilir mi? O, size bu dünyada başıboş bırakılmadığınızı, sonunda Allah’a döneceğinizi ve yaptıklarınızdan hesaba çekilerek, hesabın sonunda ceza ve mükâfat göreceğinizi söylemektedir.

Bunda şaşıracak ne var? Kâinatta herşeyin aslına rücu ettiğini görmüyor musunuz? O halde sizin dönüşünüz niçin mümkün olmasın? Allah sizi bir damla sudan, nutfeden meydana getiriyorken, sizi ölümünüzden sonra diriltmesi niye zor olsun? İyilik ve kötülüğün bir olmaması gerektiği, akla daha yatkın değil midir? Düşünün bir kere; iyi bir kimseye mükâfat, kötü bir kimseye ise ceza vermek mi daha makuldur, yoksa ölümden sonra toz olarak hiçbir karşılık görmemek mi? İşte size bu gerçekleri anlatan Peygamber’i (s.a) reddetmekte ısrar eder, sahte tanrılara tapmakta ve sorumsuzca hayat sürmekte devam ederseniz, zararlı çıkacak olan yine sizler olursunuz. Peygamber (s.a) için hiçbir zarar sözkonusu değildir. Çünkü onun vazifesi sadece tebliğ etmektir ve o da bu görevini yapmıştır.”

Burada Allah, Rasûlüne (s.a) “üzülme senin görevin sadece tebliğ ve nasihat etmektir” diye hatırlatmaktadır. “Sen inkarında ısrar eden kimseleri düzeltmekle mükellef değilsin. Sen üzülmeden tebliğine devam et, hidayeti kabul eden ve tebliğe kulak verenlere yönel.”

Bu surede müminlere, “İmanları artsın ve böylece Allah’ın vaadettiklerine olan güvenleri daha da sağlamlaşsın” diye, hakikatler tekrar tekrar bildirilmektedir.

Açıklamalı Meal

1. Gökleri ve yeri ve ikisi arasındaki her şeyi insan için yoktan var eden, melekleri de taşıdıkları sorumluluklarına göre, her biri farklı güç, yetenek ve özelliklere sahip ikişer, üçer dörder ve daha fazla kanatlı elçiler kılıp övülmeye ve şükredilmeye layık olan Allah’a hamdolsun. O’nun yaratmada sınırı yoktur, gerekli gördüğü özellikler vererek dilediği miktarda artırır. Meleklerin değişik özelliklerini çoğaltıp, azaltmak O’na aittir. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla güç yetirendir. O’nun yaratması için sadece ol demesi yeter! Yaratırken başkasından izin almadığı gibi, O’na başkası da yardım edemez. Yaratma, hâkimiyet, otorite sadece Allah’a aittir. Dilediğini yaratarak artırır, dilediğini yok ederek eksiltir. Şüphesiz istediğini yapacak güçtedir.

2. Allah takdir edip insanlar için bir nimet ve rahmet kapısı açarsa, onu hiç kimse ve hiçbir güç engelleyemez. O’nun kapattığı kapıyı da hiç kimse açamaz. Çünkü O her şeyden üstündürher işinde mutlak galip olandır. O’nun gücüne hiçbir güç erişemez ve yaptığı her şeyi yerli yerince yapan hüküm ve hikmet sahibidir.  Ey insanlar onun için, nimetleri sadece Rabbinizden bekleyiniz. Allah’tan başka hiçbir varlığın insanlara rahmet ulaştırma veya kısma gücü yoktur. Bu nedenle tüm beklentileriniz tüm dualarınız Allah’a olmalıdır. Allah insanlarla arasına hiçbir aracı koymaz. Rabbinizden bir şey isteyeceğiniz zaman Allah ile aranıza Resulleri, imamları, şeyhleri, gavsları, erenleri, evliyaları sokmayın! Onun için kendilerine bile yararı olamayanları, Allah ile aranıza sokup, onların aracılığıyla Allah’tan bir şey istemek akıl kârı değildir.

3. Ey insanlar! Allah’ın sizler için yarattığı sayısız nimetleri hatırlayıp düşünmez misiniz? Allah’tan başka, sizi gökten ve yerden rızıklandıracak başka bir yaratıcı güç var mıdır? Elbette hayır. Akıl edip düşünürseniz göreceksiniz ki O’ndan başka ilah yoktur. Apaçık gerçek bu iken nasıl olur da O’ndan başka varlıkları şefaatçi kabul edip tevhidden şirke dönüyorsunuz ve bâtıl iddialar peşinde cahilce koşuyorsunuzRabbinizin davetinden yüz çevirerek Allah’la birlikte başka varlıkları kendinize nasıl ilah ediniyor ve sizlere tevhidi anlatan elçimizi yalanlıyorsunuz? Şüphesiz O yeryüzünde de gökyüzünde de hükümrandır

4. Ey Muhammed ve ey Müslüman! Kur’an’a çağırdığın insanlar senin Allah adına yaptığın daveti kabul etmeyip yalanlıyorlarsa ümitsizliğe kapılıp üzülme. Unutma bu ilk değil senden önce onları doğru yola davet eden nice peygamberler de kavimleri tarafından yalanlanmıştı. Aslında onlar seni değil, ayetlerimizi ve dolayısıyla bizi yalanlıyorlar. Onlar sabretmişlerdi. Sen de sabret. Unutma ki Allah her şeyi görmektedir ve bütün işler eninde sonunda dönüp dolaşıp yalnızca Allah katına getirilir ve O, neye hükmederse o olur. Elbette Rabbinin onlara dünyada verdiği süre bitecek ve her insan Allah’ın hükmüne boyun eğerek, huzurunda hesap vermek üzere toplanacaktır. Dünyada olmasa bile ahirette kazananlar, hep O’nun yolunda olanlar olacaktır.

5. Ey insanlar! Size dünya hayatı için bir süre verilmiştir. Allah’ın size ayetlerinde bildirdiği kıyamet ve ahiretle ilgili vaadi elbette gerçektir ve mutlaka gelecektir. O halde kısacık dünya hayatının sahte cazibesi sakın ola ki sizi Allah’a kulluktan alıkoyup aldatmasın. Yine sakın ola ki, o aldatıcı şeytan ve şeytana yoldaş olanlar da Allah’ın ayetlerini çarpıtarak veya Rabbinizin şefkat ve merhametine güvendirerek isyana sürüklemesin. O çok hilekâr şeytan ve dostları, “nasıl yaşarsanız yaşayın sonunda mutlaka affedilirsiniz” gibi yalan yanlış bilgilerle sizi günahlara daldırıp Allah ile aldatmasın. Öyleyse keyfinize göre yaşayıp kurtulacağınızı sanmayın! Şeytanlaşan insanlar sizlere şöyle der: “İstediğini yap, günahmış sevapmış aldırma, helal haram tanıma, nasılsa tövbe kapısı var. Yaşlanınca tövbe eder kurtulursun!” Bu sözler şeytanın sözleridir. Bu sözlere aldanmayın! Bu tür düşünceler Allah’ın tövbe kapısını istismar etmektir. Tövbe kapısını istismar ederseniz cehennemi boylarsınız. Sakın şeytanın bu tuzağına düşmeyin.

6. Şüphesiz şeytan sizin mahvolmanız için elinden geleni yapmaya ant içmiş acımasız ve apaçık düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman edinin. Düşman bilmenin gereği olarak onun yapmanızdan hoşlanacağı her şeyden uzak durun. O şeytan kendi zihniyetini benimseyen yandaşlarını, Allah’a karşı gelerek alevli ateşin ahalisi olmaya sinsice çağırır ve çılgın cehennem ateşine sürükler Şeytanı ve şeytanın dostlarını tanımak için ayetlerimizi dikkatle okuyun. Bilin ki her kim sizi ayetlerimizi anlamaktan ve yasalarımıza uymaktan alıkoyuyorsa onlar şeytanın dostlarıdır. Onlardan hemen ayrılın. Çünkü onlar iman edenlerin düşmanlarıdır.

7. Allah merkezli hayata sırt dönüp, nankörlük ederek inkâr eden müşrikler için Kıyamet Günü şiddetli bir azap vardır. Diğer taraftan Allah’ın davetine iman edip O’na ortak koşmayan ve sorumluluklarını yerine getirerek sâlih ameller işleyenler için ise Allah tarafından bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardırİman edenlere azap edilmeyecek ve en iyi şekilde ödüllendirileceklerdir. İnkâr edenler pişkin tavırlarla ahireti, cezayı, mükâfatı inkâr ederler. İnkârlarını güzel sözlerle süslerler. Sakın onlara aldanmayın. Günü gelince kimin pişman olacağını, kimin sevineceğini çok iyi bilecekler.

8. İnkâr edenlerin en kolay yaptığı şey kendi kendilerini kandırmalarıdır. Onların aklı ve kalbi şeytanlaşır. Allah’ın davetinin inkârı kendisine cazip gözüken, bazı varlıkları aracı görüp, şirk koşmak gibi kötü işleri kendine güzel gösterilir. Yaptıkları yanlış şeyleri doğru kabul eden kimsenin durumu, her türlü kötülükten uzak duran ve Allah’ın davetine iman edip doğru yolda olanla bir olur mu? Şüphesiz Allah doğru olanı kabul etmeyip, sapıklığı tercih etmekte ısrar edeni ve ısrarla bâtılı tercih etmek isteyeni sapıklığı içinde bırakır. İman edip samimi bir kalple doğru yola ulaşmak isteyeni de karanlıklardan aydınlığa çıkarıp doğru yoluna kabul ederO halde ey peygamber ey Müslüman! İnkârlarından dolayı helâk olacaklar diye onlara üzülüp kendini perişan etme. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir ve elbette ki cezasız bırakacak değildir. Kim aklını kullanıp hidayet talep ederse O’na gerçeklerimizi ulaştırırız. Kim aklını kullanmayıp şeytana uyarak hidayetimize karşı çıkarsa ona engel olmayız. Hesap günü huzurumuza nasılsa gelecekler. Onlar sanmasınlar ki yaptıklarından habersiziz. Hesap günü yaptıkları her şeyi yüzlerine okuruz. Ne yapacaklarını şaşırırlar.

9. Ey insanlar! Aklınızı başınıza toplayın! Hesaptan kaçacağınızı da sanmayın! Hatırlayın, bulutları harekete geçirmek için, rahmetinin müjdecisi olan rüzgarları gönderip estiren Allah’tır. Sonra biz onları susuzluktan kurumuş çorak beldelere sürükler ve yağmur suları ile buluşturup yeşerterek cansız toprağa hayat veririz. İşte Allah’ın kudretiyle çürümüş kemikler de dahil olmak üzere ölülerin yeniden yaratılması ve diriltilmesi de böyle olacaktır. Siz toprağa bakınca insanlar çürüdü, toprağa karıştı, yok olup gitti sanırsınız. Hayır! Dünyada ölmeniz yok olup gitmek değildir. Ölüm ahiret yolculuğunda sadece bir duraktır. O durakta bekleyenleri Sur’a üfürerek çağırırız. Hepsi anında dirilirler. Koşarak hesaba gelirler. O hâlde, sizi yeniden diriltip hesaba çekecek olan Rabbinize kulluk edin! Böylece cennet nimetlerine kavuşmakla kalmayacak, dünyada da güç ve şeref elde edeceksiniz.

10. İnsanı onurlandıracak ve yüceltecek şey yalnızca Allah’a kulluk etmektir. Kim dünyada ve âhirette izzetli ve şerefli yaşayıp güç, kudret ve yücelik istiyorsa bunu Allah’tan istesin. İyi bilin ki yücelik izzet ve şerefin kaynağı tamamen Allah’a aittir. Onu dilediğine verir ve dolayısıyla onu Allah’tan istemelidir. Fakat bunu elde etmek için, dosdoğru bir imana sahip olmanız ve bu inancınızı güzel davranışlarla ortaya koymanız gerekir. Çünkü O’nun katına ancak sağlam iman güzel düşünceler ve güzel sözler yükselir. Onları da Allah’a güzel davranışlar ve salih amel yükseltir. Unutmayın ki yalnızca O’na kulluk etmeniz ve O’nun emir ve yasaklarına uymanız Allah katında sizin değerinizi arttırır. Hiç şüphesiz güzel sözler ve salih amellerle Allah’a yakınlaşılır. Dolayısıyla, ibadetlerle, güzel davranışlarla desteklenmeyen kupkuru bir iman, sahibine hiçbir yarar sağlamayacaktır. Bunun içindir ki, insanları Allah’ın davetinden alıkoymak için İslâm’a ve Müslümanlara karşı sinsice ve şeytani niyetlerle çirkin tuzaklar peşinde Allah’a şirk koşanlara gelince, onlar için her iki dünyada da şiddetli bir azap vardır. Onların şeytani planları ve tuzakları Allah tarafından kendilerine zarar veren bir tuzağa dönüştürülerek eninde sonunda boşa çıkar. Allah katında değerleri düşer ve acı bir azaba maruz kalırlar. Kötü sözlerin kötü işlerin Allah’ın katında değeri yoktur. Ayetlerimizi dinleyip yasalarımıza uyanları iyiler olarak kabul ederiz. Ayetlerimize karşı tuzak kuran, yasalarımıza karşı çıkanlara büyük bir ceza hazırlamışızdır. Onlar hesap günü geldiğinde yeryüzündeki böbürlenip Allah’a, ayetlerine, yasalarına meydan okuyamazlar. 

11. Allah sizi ve ilk insan olan Âdem’i önce topraktan, sonra da neslinizin sürmesi için bir damla su olan meniden yarattı. Sonra sizi birbirinize uyumlu dişili erkekli çiftler kıldı. O’nun bilgisi dışında hiçbir dişi ne hamile kalabilir ne de doğum yapabilir. Allah’ın bilgisi olmadan iradesi ve yasası dışında hiç kimsenin ömrü ne uzatılabilir ne de kısaltılabilir. Öyle ki hangi kadının rahminde nasıl bir çocuk taşıdığından tutun da, kimin uzun kimin kısa yaşayacağına varıncaya kadar her şey O’nun bilgisi dahilindedir. Bir canlıya ömür verilip onun uzun bir hayat sürmesi de veya kısa bir ömür takdir edilip kısa bir hayat sürmesi de mutlaka her şeyin işleyişine dair yasaların kayıtlı olduğu bir kitaptadır. Bu nasıl olur demeyin. Şüphesiz bu, Allah’a göre çok kolaydır ve bunları belirleme yetkisi yalnız Allah’a aittir Böyleyken sizlere ne oluyor ki, kendi zanlarınızla ömürler biçiyor, ömürleri kısaltıyor veya uzatıyorsunuz. Ölüm size gelince asla geciktiremezsiniz erkene de alamazsınız. Ölüm vakti bir imtihan vaktidir. Bir doktorun ölüm vakti gelmeyene müdahale ederek hastayı iyileştirmesi, tayin ettiğimiz eceli uzatması değildir. Sadece görevini yaparak insanı sağlığına kavuşturmasıdır.

12. Benzerlikleri ve farklılıkları yaratmak da Allah’a aittir. Allah’ın kudretini anlamak için O’nun sizlere bahşettiği suyu bir düşününüz Birbirlerine bitişik hâlde bulunan, bu yüzden de aynı özelliklere sahip olması beklenen iki su kütlesi her zaman bir değildir. Aralarında görünür de hiçbir engel olmadığı hâlde, bunlardan biri içilir ve tatlıdır. Susuzluğu giderir tatlıdır ve içimi kolaydır. Diğeri ise denizlerdeki tuzlu sudur, içimi zordur ve boğazı yakar. Hepsinden de su ürünleri ve taze balık eti yer ve bir kısmından da inci, mercan, sedef gibi takınacağınız ziynet eşyaları çıkarırsınız. İznimizle gemilerin denizleri, uçakların da havayı yararak her tarafa akıp gittiğini görürsün. Nitekim onlarla seyahat eder, ticaret yapar ve daha birçok iş görürsünüz. Sizler için bunların hepsi bir nimettir. Bu Allah’ın lütfundan nasibinizi aramanız ve size bahşettiği sayısız nimetlerden dolayı Rabbinize şükretmeniz içindir. Düşünün, sizin iyiliğiniz ve istifadeniz için Allah neler ve hangi dengeler yaratmıştır? Bu nimetlerini düşünerek Rabbinize şükredip, davetine yönelmeniz gerekmez mi?

13 Allah ortaya koyduğu mükemmel ölçü uyarınca, bazen geceyi kısaltarak, gündüzü uzatırbazen de gündüzü kısaltarak, geceyi uzatırBazı mevsimlerde geceler gündüzlerden, gündüzler de gecelerden uzun olur. Böylece kâinatta inşa ettiği muhteşem düzenin bir eseri olarak gece ve gündüzün art arda gelmesini sağlayan Allah, şaşmaz bir düzende akıp giden güneşi ve ayı da sizin istifadenize sunmak için koyduğu kanunlarla buyruk altına almıştır. Her biri kendi yörüngelerinde belli bir süreye kadar hareket eder. İşte kâinatın nizamını kurup bunları yapan Allah sizin gerçek sahibiniz, efendiniz ve Rabbinizdir. Göklerde ve yerde mutlak egemenlik ve mülk O’nundur. Yarattıkları üzerinde hüküm koyma ve hükümranlık hakkı yalnızca Allah’a aittir ve O’ndan başka İlah yoktur. Ey müşrikler! Oysa Allah’la birlikte ilâh diye kendilerine yalvarıp yardıma çağırdıklarınız ve yasalarına uyduklarınız ise bir çekirdeğin incecik zarını bile yaratıp, ona hükmedemezlerAllah’ın her şeye gücü yeter, yarattıklarını da dilediği şekilde yönetir. Allah yarattıklarının sahibi, hâkimi ve hükümranıdır. Böyleyken Allah’ı bırakıp başkalarının emrine mi giriyorsunuz? Allah’ın yasalarına karşı çıkıp insanların yasalarına mı uyuyorsunuz? Andolsun! Yasalarına uyarak taptığınız insanlar hiçbir şey yaratmamıştır. Onlar sadece sizleri yasalarıyla kendilerine köle yaparlar. Onlara bir bakın yaratmaya güçleri var mı? Görmüyor musunuz? Yasalarına uyarak taptıklarınız sizin gibi insanlardır. Onların sizden ne farkı var? Ölüm gelip onları da sizin gibi mezara koymuyor mu?

14. Siz onlara yalvarıp yakarsanız da dua etseniz de cansız oldukları için çağrınızı ve duanızı duymazlar. Olur ya, diyelim ki duyduklarını varsaysanız bile size cevap veremezler. Çünkü böyle bir güç ve yetkiye sahip değiller. Üstelik kıyamet gününde sizin onları Allah’a ortak koşmanızı da şefaatçi olsunlar diye kendilerine ettiğiniz onca dua ve ibadeti de müşrikliğinize sebep olduklarını da inkâr ederler ve böyle bir şeyden haberlerinin bile olmadıklarını söylerler. Ey insan! Bu âyetleri duyduktan sonra şunu bil ki; sana hiç kimse her şeyden haberdar olan ve en doğru olanı bilen Allah gibi gerçekleri ve başınıza gelecekleri haber veremez. Allah’ın Kur’an’da haber verdiği bilgiler gibi bilgi veremez ve doğru yolu gösteremez. Çünkü Allah, sonsuz ilim sahibidir, her şeyden haberdardır. Onların yeryüzünde sağladıkları hâkimiyet kurdukları otorite çürüktür. Ecelleri gelince yıkılır gider. Rabbinizin hâkimiyeti kurduğu otoritesi ise süreklidir. İnsanlar yasamız gereği doğar, büyür, yaşar, ölür. İnsanın dünyadaki yaşamı imtihandır. Dünyada imtihan yasasına tabidir. İnsana imtihan yasamız gereği dilediklerini yapma hakkı verdik. Bununla imtihan edilirler. İmtihan vaktinde kimi yasalarımıza uyar, kimi suç işler. İmtihan vaktine güvenerek suç işlemeye güvenenler yanılır. Zannederler ki işledikleri suçlar yanlarına kâr kalacak. Hayır mutlaka hesabını verecekler. Keşke düşünüp anlasalar.

15. Ey insanlar! Allah’ın sizin imanınıza da ibadetinize de ihtiyacı yoktur. Aksine siz var olmak ve varlığınızı devam ettirmek için Allah’ın rahmet ve nimetlerine muhtaçsınız. Allah ise hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, fakat sizlere sayısız nimetler bahşettiği için şükredip övülmeye yüceltilmeye layık olandır. İnsanların, Allah’ın halifesi ve temsilcisi olacak adil bir devlet himayesine ihtiyaçları vardır. Aksi halde ezilmekten ve esaretten kurtulamayacaklardır.

16. Eğer Allah dilerse yaratmaktaki maksadının yerine gelmesi için sizi cezalandırarak ortadan kaldırır ve yerinize zenginliğinin ancak O’nunla mümkün bulunduğunu kavrayacak tevhit ve ibadet ehli olan bambaşka bir topluluk getirirdi.

17. Unutmayın; bu sizi yok etme ve yerinize başka bir topluluk getirme işi, Allah’a hiç de zor değildir. O dilediğini “Kün” emriyle yapandır. Fakat o, sizlere merhamet etmekte ve nimetler bahşetmektedir. Sizin iyiliğiniz için sizlere elçiler göndermektedir. Öyleyse, Rabbinize itaat ederek kendinizi kurtarmaya bakın.

18. Hesap Günü hiçbir kimse başkasının günahını suçunu yüklenmez ve onunla yargılanmaz. Fakat bu, hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın onun sözüne uyup günah işleyen kişiyi kurtaramayacaktır. Herkesin günahı da sevabı da kendinedir. Günaha teşvik eden de, bunun cezasını elbette çekecektir. Bu konuda hüküm kesindir. Kendi günah yükü ağır olan biri, onu taşımak için bir başkasını yardıma çağırsa, bu yakını olan bir başkası annesi babası kardeşi, eşi, çocukları, bile olsa kendisine yardım edemez. Sakın! Şeytanlaşmış bazı kişilerin yaptıkları seni aldatmasın! “Ne olur, hatırım için yeyiver, içiver. Eğer günahı varsa benim boynuma!” gibi sözlerle kimse seni günah işlemeye sevk etmesin! Sakın siz de onların bu sözlerine aldanmayın! Bilin ki hiç kimsenin hatırı nazı Allah’ın katında geçmez. Ey Peygamber ve ey onun yolundan giden Müslüman! Bütün bu ikna edici apaçık delillere rağmen, yine de Kur’an’dan yüz çevirenler olacaktır. Sen, akılları körelmiş bu zalimleri doğru yola iletemezsin. Sen ancak görmedikleri halde yürekten Allah’a yönelip Rablerinden ve O’nun azabından korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarabilirsinancak da onlarla yola çıkabilirsin. Yani senin uyarıların, sadece böyle temiz yürekli samimi ve ciddi insanlarda etkisini gösterir. Kim Allah’ın daveti yolunda malı ve canı ile gayret edip, şirk koşmaktan sakınır ve haramlardan uzaklaşarak günah kirlerinden arınırsa ancak kendi yararına arınmış olur. Unutmayın ki bütün yolların dönüşü de Allah’a olacaktır. Hesap günü herkes yaptıklarının hesabını verecektir.

19. Ayetlerimizin gösterdiği gerçekleri görmeyenle görenle bir olmadığı gibi, mü’min ve kâfir de olmaz.

20. Karanlıklarla aydınlık bir olmadığı gibi bâtıl ile hak da bir tutulamaz. Ayetlerimizin aydınlattığı yol ile uydurduğunuz yollar bir olmaz. Uydurduğunuz yollar zifiri kopkoyu karanlık yollardır. Uydurduğunuz yolların sonu cehenneme çıkar.

21Serinletici gölge ile kavurucu sıcak da bir olamaz. Cennet gölgelerinin serinliğiyle cehennem ateşinin harareti nasıl bir olur?

22. Aynen bunlar gibi dirilerle ölüler, senin peygamberliğine iman edenlerle seni yalanlayan inkarcılar ve tevhit ile de şirk de elbette bir olamaz. Allah yaratılış sebebini kavrayan ve ona uygun yaşamaya talip olup davetini dinlemek isteyen kimselere hakikati ve vahyini işittirir. Ey Peygamber! Gönlünü kibir, inatçılık, bencillik örtüleriyle karartmış olanlara, hakikate duyarsız kalanlara gelince; Sen istesen de kabirlerde olanlara, ısrarla küfrü tercih ettiği için kalpleri adeta ölmüş gafil insanlara ve yaşayıp ta manen ölü olanlara, hakikat karşısında duyarsız kalan zalimlere hiçbir şey işittiremezsin. Onlar ayetlerdeki gerçeklere karşı kör, sağır, dilsizlerdir. Rabbinizin katında inkâr edip yasalarına uymayanlarda aynı ölüler gibidir. Gerçekleri görmez, duymazlar.

23. Şunu da bil ki sen sadece tevhide çağıran bir davetçi, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcısın. Daha ötesinde kimseyi inanmaya zorlayamazsın ve insanların hidayetinden de sorumlu değilsin.

24. Şüphesiz Biz seni en yakın çevrenden başlamak üzere, arayış içinde olan insanların, doğruyu ve gerçeği bulmaları için tüm insanlığa Kur’an ile seslenen bir uyarıcı, müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. Zaten her millet için onların içinden bir peygamberi mutlaka uyarıcı ve korkutucu olarak göndermişizdir.

25-26 Allah adına yaptığın daveti kabul etmeyip, seni yalancılıkla suçlayanlara da aldırma ve üzülme, senden önce gönderdiğimiz peygamberler de apaçık delillerle ve kitaplarla, kavimlerini hakikatin aydınlığına davet etmişlerdi. Fakat onlar da yalancılıkla suçlanıp, reddedilmişlerdi. Sonunda Biz de inkârcıları kıskıvrak yakalayıp nankörlüklerinin cezasına çarptırdık.

25. Ey Resûlüm Allah adına Kur’an’a çağırdığın daveti kabul etmeyerek seni yalancılıkla itham edenlere aldırma ve üzülme. Unutma ki, onlar ilk değildi. Vaktiyle onlardan öncekiler de kendilerine apaçık deliller, hikmet dolu öğütler ve Tevrat ve İncil gibi aydınlatıcı kitaplar getiren peygamberlerini yalanlamışlardı.  Şöyle düşün! Aslında onlar elçileri yalanlamıyor. Onlar Allah’ı ve O’nun ayetlerini yalanlıyorlar. Sen Allah’ı, ayetlerini, yasalarını hatırlatmaktan başka ne yapıyorsun? Hesap günü neyi yalanladıklarını görecekler.

26. Sonra inkâr ederek, inatla küfre sapanları kıskıvrak yakalayıverdim. İşte tarih bunun şahididir. Baksınlar geçmişe, görsünler nasıl onları azaplandırdım. Beni inkâr etmek nasılmış işte o zaman cezamızın nasıl olduğunu gördüler. Bunun için, hakikati tüm insanlığa duyur.

27. Allah’ın sonsuz kudretiyle gökten su indirdiğini ve toprağı nasıl dirilttiğini görmedin mi? Böylece su aracılığı ile toprağın altında birer ölü gibi duran tohum ve çekirdeklerden renkleri ve lezzetleri değişik olan meyveler çıkardık. Yaratılıştaki şu çeşitliliğe baksanıza. Dağlarda da sizin için ayrı bir güzellik, ayrı bir zenginlik var ettik. O dağların altında hem sizin için hem de gelecek kuşaklar için doğal su depolarının yanında beyaz, kırmızı, değişik renklerde madenler ve simsiyah yollar geçitler, tüneller ve hendekler kazdırıp var ettik. 

28. Farklı ırklardaki insanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da böyle renkleri ve şekilleri değişik olanlar vardır. Dağlardaki hayvanlar ve evde beslenen büyük–küçük baş hayvanlar da aynı şekilde farklı renklerdedir. Dünyanın her yerindeki siyah, beyaz, kızıl, sarı renklerde insan ırkları; hayranlık veren şekil ve renkleriyle insanı büyüleyen kuşlar, kelebekler, vahşî ve evcil hayvanlar, Allah’ın renkleriyle sanatının mükemmel bir örnek olarak karşınızda duruyor. Bunlar kâinat kitabının ayetleridir. İnsanlar da tek tip değildir. Kulları içinde ancak yaratılış sırlarını ve sorumluluklarını çok iyi kavrayan, vahiy bilgisine sahip olanlar O’na ortak koşmazlar. Yine vahyin rehberliğinde ilmiyle amel edip, bilgiyi ahlaka dönüştüren alimler ve Kur’an’ın dile getirdiği bu gerçekleri bilenler Allah’tan korkar. Kulları arasında, anlama ve kavrama yeteneğini kullananlar bunları düşünüp, Rablerinin davetine yönelip iman ederler. Allah çok güçlü ve yücedir, çok bağışlayandır. O’nun gücüne hiçbir güç erişemez. İnsanlar Rabbinin üstünlüğüne inanır, yaptıkları hatalardan dolayı af diler, bir daha yapmazlarsa Rabbin onlara bağışlanma sözü verir. Ancak hatalarında ısrar edenler bağışlanma hakkından yararlanamazlar. Çünkü bilirler ki Allah sınırsız güç ve kudret sahibidir, kendisine ortak koşanları ve emirlerini dikkate almayanları cezalandıracak, iman edip emirlerine uyanları ise bağışlayacaktır

29. Peki, kimdir bu ilim sahipleri? Şüphesiz Allah’ın gönderdiği kitabını anlamaya çalışarak okuyanlar ve böylece Allah’ın, hayatın bütün yönlerinde kural koymaya yetkisini onaylayan onu pratik hayata uygulayanlar, hatalarından dolayı pişmanlıkla af dileyenler, bitip tükenmeyen bir kazanç içindedirler. Yine namazı aksatmadan bilinçli ve devamlı kılanlar, davet edildikleri hayat nizamını yaşamak uğrunda tevhide uygun bir biçimde gayret edenler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak Allah yolunda karşılık beklemeden, ihtiyaç sahipleri için hayır yolunda harcayanlar, Allah’dan asla hiç tükenmeyecek bir manevi kazanç umarlar.

30. Çünkü Allah vaadi gereği onların mükâfatını eksiksiz verir ve sonsuz lütfu sayesinde onlara hak ettiklerinden çok daha fazlasını bahşeder. Şüphesiz O iman eden ve emirlerine uygun yaşamaya çalışan kimselerin hatalarını bağışlayandır, bütün iyiliklerin ve şükrün karşılığını bolca verendir.

31. Ey Peygamber! Sana vahyettiğimiz bu Kur’an, kendinden önceki peygamberlere gönderdiğimiz kitapların aslını ve gerçeklerini tasdik eden ilahi bir kitaptır. Allah insanlara olan merhametiyle bu kitaplan vahyetmekte, böylece onlar için en yararlı olan şeyi yapmaktadır. Allah, ebetteki kullarının yaptıklarından ve yapmaları gerekirken de yapmadıkları bütün hâllerinden haberdardır ve her şeyi hakkıyla görendir. İnsanların vahiy hakikatlerine nasıl muhtaç olduklarını gören ve bilendir. Göreceksin gerçekler nasıl ortaya çıkacak. Sen onlara gerçeklerimizi okumazsan, onlar seni tahrif ettikleri kitaba uymaya zorlar. Hâlbuki onlar kitaba yalanlarını doldurmuştur. Onun için onlar ne derse desin sana gönderdiklerimiz asıl gerçeklerdir. Bu nedenle onların çağrılarına uyma! Onlarla gereksiz tartışmalara girme! Allah herkesin ne yaptığını bilir.

32. İnsanlık tarihi boyunca, her devirde Kitap ve elçi göndererek insanlığa yol gösterdik. Biz bu ilahi kitapla bildirilen hükümlere uymak üzere söz verdikleri için bu Kur’ân’ı, kullarımızdan bu göreve lâyık görüp seçtiklerimize mirasçı ve Muhammed ümmetine emanetçi bıraktık. Önceki kitaplarımıza iman eden Ehl-i kitabı da Kur’an’a iman etmek ve ondaki emirlere uymakla mükellef kıldık. İşte bütün bu ilahi kitaplara iman edenler Allah katında seçkin ve değerli kullardır. Buna karşılık onlardan bir kısmı bu mirasın hakkını vermeyerek, kendisine zulmedip, yaratılış gayesi dışında günahkâr yaşamaktadır. Onlardan diğer bir kısmı dengeli bir hayatı yaşayıp orta yolda hareket eder. Yani sâlih amellerin yanında ara sıra günah işler. Onlardan kimileri de Allah’ın izniyle ve Allah’ın emirlerini yerine getirmede, hayırlarda öncülük edip herkesten ileri gider, bu ise en büyük fazilettir.

33. Onların mükafatı, içine girecekleri ebedî huzur mutluluk ve nimetler yurdu ve her türlü güzelliğin kaynağı olan Adn cennetleridir. Zira orada dünya hayatlarında Allah yolunda sarf ettikleri gayretlerinin karşılığı olarak Allah yolunda harcadıkları altın bilezikler ve incilerle süslenirler, orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.

34. Ahirette bu muhteşem nîmetlerle karşılaşan cennet halkı sevinçle ve teşekkürle dua ederek derler ki: “O müthiş Hesap Gününde bizden Allah yolunda yaşadığımız bütün sıkıntıları tasayı giderip ebedi huzur ve saadeti lütfeden Allah’a hamdolsun. Allah’ım Sana sonsuz şükürler olsun. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayıcı, mükâfat bakımından çok cömert ve her güzel iş ve davranışın sonunda şükrün karşılığını bolca verendir.

35.  O yüceler yücesi Rabbimiz, bizi kendi lütfuyla kalınacak cennet yurduna yerleştirdi. Dünya hayatı bir imtihandı, onu aştık; mahşer bir merhale idi, onu da geçtik. Artık biz burada ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık ve can sıkıntısı çekmeyeceğiz diye dua ederler.

36. Allah’a ortak koşup ayetlerimizi inkâr edenlere gelince, onlar için hak ettikleri cehennem ateşi vardır. Onlar hemen ölüp azaptan kurtulmak isterler! Öyle çaresiz bir hâlde olacaklar ki, Orada ikinci defa haklarında hüküm verilip canları alınmaz ki ölüp azaptan kurtulsunlar ve rahata kavuşsunlar. Onların azabı da hafifletilmez. Öyle çaresiz bir hâlde olacaklar ki, orada ne öldürülüp hayatlarına son verilir ne de içine atıldıkları ateş söndürülür. İşte biz Allah’ın nimetlerine nankörlük eden ve gerçekleri örtbas ederek azabı hak eden her kâfiri böyle cezalandırırız.

37. Bu azabı tattıkları zaman onlar orada şöyle yalvaracakladır: “Rabbimiz! Ne olur bize bir şans daha ver ve bizi buradan çıkar da dünyaya tekrar dönelim. Daha önceki yanlışlarımızdan dönüp senin emrinden hiç çıkmayalım. Yaptığımız kötülüklerin yerine doğru ve iyi işler yapalım” diye feryat ederler. Buna karşılık Allah onlara şu cevabı verecektir: Hayır, ikinci bir şansınız olmayacak. Size uyaran ve öğüt verenin gelmesinden sonra, aklınızı kullananın doğru olanı anlayıp yaşayacağı ve öğüt alacak olanın da düşünüp öğüt alabileceği ve gereğini yapacağı kadar uzun bir ömür vermemiş miydik? Verdik. Hem siz bugünün gelip çatacağını haber veren peygamberler ve kitaplarla uyarılmadınız mı? Uyarılmıştınız, fakat siz uyarıldığınız halde bile bile kötülüğü tercih ettiniz. Bütün bunlara rağmen Rabbinizin adına yapılan davete sırt dönüp O’nun ilahlığını kabule yanaşmadınız. İnatla ve ısrarla elçilerimi yalanladınız. Artık bahane uydurmayın. Şimdi bunun cezasını çekmenin zamanıdır. Öyleyse yaptıklarınızın cezasını çekin ve azabı tadın bakalım. Yeryüzünde yaşarken inkâr eden, ayetlerimize karşı kör, sağır, dilsiz kesilen, yasalarımıza karşı çıkarak insanların yasalarına uyan zalimler için asla hiçbir yardımcı yoktur diyecek. O hâlde, ey insanlar, bugün gelip çatmadan önce Rabbinize kulluk edin!

38.  Şüphesiz size zerre kadar zulmedilmez. Çünkü Allah göklerin ve yerin bilinmeyenlerini ve görünmezliklerini bilendir. O, kalplerde gizlenen bütün düşünce, duygu ve niyetler dahil saklı ne varsa tamamıyla bilir. Onun için sakın Rabbinizi kandırmaya kalkmayın ve bu anlatılanlardan gerekli dersleri alın.

39. Ey insanlar! Allah önceki ümmetlerin ardından, davet ettiği hayat nizamının sınırları içinde yaşayasınız ve ilâhî adâleti egemen kılasınız diye, yeryüzünde şimdi de sizi yönetici ve halifeler kılmıştır. Ve sizi bu göreve uygun yetki, güç ve yeteneklerle donatmıştır. O hâlde, her kim bu gerçeği kabul etmeyip yeteneklerini kötü yönde kullanarak Allah’a karşı nankörlük eder ve inkâr ederse bilsin ki, onun nankörlüğü ve inkârı kendi aleyhinedir. Bunun zararını görüp cezasını çekecektir. Onların inkârı ve yüz çevirip inatla direnmeleri Rablerinin onlara karşı yanlızca azabını ve öfkesini artırır. Yine azgın kafirlerin inkârı sadece, yıkılış ve yok oluşlarını hızlandırmaktan ve pişmanlıklarını arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Size verilen yetenekler Rabbinizi inkâr etmek, Rabbinize karşı çıkmak, yasalarına aykırı davranmak için değildir. Aksine Rabbinize iman edip yasalarına uyarak, iyi, güzel, hayırlı işler yapmanız içindir.

40. Ey Resûlüm Senin peygamber olduğunu kabul etmeyen müşriklere de ki: “Allah’la birlikte ilah edinerek yalvarıp peşine düştüğünüz ve Allah’a ortak sayıp O’ndan önce yardıma çağırdıklarınızı ve putlaştırdığınız liderlerinizi, hiç düşündünüz mü? Yeryüzünde şefaatçi kabul edip Allah’a ortak koştuğunuz varlıklar neyi yaratmışlar bana gösterin. Yoksa onların, göklerin yaratılışında ve yönetilişinde bir payları bir ortaklıkları mı var? Haydi gösterin bana. Yoksa onlara Kur’an dışında bu iddialarını destekleyici olarak elçilerimize verdiğimiz gibi bir kitap vermişiz de o kitaptan buldukları açık bir delile mi dayanıyorlar? Yahut onlara bir kitap gönderip de insanlar üzerinde nizam kurma yetkisi mi vermişiz? Hayır! Andolsun! Onları inkâra sürükleyecek bir kitap göndermedik. Aksine sizler birtakım asılsız iddialar ve yalanlar ortaya atıp bunu dilden dile dolaştırarak inanç haline getirmiş bulunuyorsunuz. Hayır onların bu sorulara verecek bir cevabı yoktur. Siz de biliyorsunuz ki Allah’tan başka hiçbir varlığın yaratıcı gücü yoktur ve her varlık O’nun kuludur. Bakın, zalimler, nasıl da göz göre göre hakikatten yüz çeviriyorlar. Yaratılış gayesi dışında yaşayan zalimler birbirlerini hüsrana uğratmaktan ve aldatmaktan başka bir şey vaat etmiyorlar. Bunu da yakında anlayacaklardır.

41. Kurduğu nizam ve koyduğu yasalarla göklerin ve yerin düzeninin bozulmaması ve mükemmel bir sistem çerçevesinde gök cisimlerinin hareketlerini devam ettirip yörüngelerinden çıkmaları için kudreti ile kontrolü altında tutan sadece Allah’tır. Eğer gökler ve yer iznimiz ile bir kere yörüngelerinden çıkıp yıkılacak olsa O’ndan başka hiç kimse onların nizamını sağlayıp dengeye getiremez. O, bir an için varlıkları kendi haline bıraksa, evrende müthiş bir kargaşa meydana gelir. Eğer hâlâ helâk olmadıysanız, ey zalimler, bunun tek sebebi var: Hiç kuşkusuz O, hemen cezalandırmayan onlara mühlet verendir. Günahı sebebiyle cezalandırmada aceleci değildir. Fakat tevbe edip doğruya yönelen kullarına karşı da şefkatli ve çok bağışlayıcı olandır.

42. Sen henüz peygamber değilken insanların bir kısmı Yahudi ve Hıristiyanlara geldiği gibi kendilerine de öğüt verip, uyaracak bir uyarıcı gelirse, diğer iman eden toplumlardan daha iyi ve daha doğru yolda olacaklarına bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Peki! Onlara uyarıcı Resul olarak gönderdik de ne oldu? Elçimiz onlara Allah’ın mesajını iletmeye başladığında, bu söylediklerini unutuverdiler. Hâlbuki u kendilerine uyarıcı tarafından Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşama daveti gelince onlar çok sert ve küstahça tepki gösterdiler. Bu durum onların sadece nefretlerini ve haktan uzaklaşmalarını artıyordu. Kendilerini şirkte ısrar ettikleri takdirde müstahak olacakları ilahi ceza ile uyaran elçimizi küçümsediler, Allah’ a ortak koşmaya devam ettiler. Andolsun ki onların yeminleri doğruluk üzerine değil yalan üzerinedir.

43. Onlar yeminlerine aykırı davrandılar. Elçiye karşı çıkmalarının sebebi ise; yeryüzünde büyüklük taslamaları, azgınlıklarını artırarak kibirlenmeleri ve sahip oldukları imtiyazları kaybetmemek için Kur’an’a, Peygamber ve onunla birlikte olan mü’minlere karşı tuzak kurmalarıydı. Oysa bu tür tuzaklar er geç Allah’ın inayetiyle onu kuranların ayağına dolanır da kazdıkları kuyuya kendileri düşerler. Hal böyleyken, bu zâlimler Allah’a ve Elçisine inanmak için daha ne bekliyorlar? Yoksa onlar, kendilerinden öncekilerin başlarına gelenlerin, kendi başlarına da gelmesini mi bekliyorlar? Anlaşılan o ki, böyleleri öncekilerin akıbetinden ders almıyor Öncekiler ya bir azapla helâk edilerek ya düşman istilasına uğrayarak ya da Peygamberin takipçileri tarafından yenilgiye uğratılarak cezalandırılmışlardı. Bugün de böyledir bu, yarın da böyle olacaktır. Unutma; toplumlar ve çağlar ne kadar değişirse değişsin, Allah’ın toplumların hayatı için koyduğu yasasında asla bir değişiklik göremezsinAllah’ın yasaları yazboz yasaları değil ki iki de bir çıkarlara göre değiştirilerek saptırılsın!  Allah’ın kanununda kıyamete kadar bir aksaklık bozulma ve herhangi bir sapma da kesinlikle bulamazsın! Allah insanlara, iman etmeleri için fırsatlar verir, onlara elçiler gönderir ve ayetlerini açıklar. İnsanlar içerisinde inatla iman etmeyenler ise, artık iman etme ihtimalleri kalmadığında ilahi cezaya müstehak olurlar. Geçmişte inkâr ederek yasalarımıza karşı çıkanları nasıl cezalandırdıysak, onları da öyle cezalandırırız. Onlar cezamızdan kurtulacağını mı sanıyorlar? İnkâr eden hiç kimse cezamızdan kurtulamaz. İstedikleri kadar mevkileri, makamları, orduları, malları, mülkleri, varlıkları, evlatları olsun! Onları yeryüzünden siler atarız. Hesap günü de cehennemin dibine göndeririz.

44. Ey müşrikler! Eğer Allah’ın toplumlar üzerinde işlemekte olan bu yasası hakkında bir kuşkunuz mu var. Eğer varsa yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden önce yaşamış ve kendileri gibi davranmış zâlim toplumların sonlarının nasıl olduğuna ve nasıl bir akıbete uğrayıp helak edildiklerine bakmadılar mı? İşte o geçmiş medeniyetlerin ve milletlerin şu harabelerine baksınlar. Hâlbuki onlar her bakımdan kendilerinden daha bilgili, daha gelişmiş ve daha güçlü idiler. Fakat yine de cezalarını çekmekten kurtulamadılar. Ey İnkâr edenler! Anlayın ki Allah inkarcıları cezalandırmaya karar verdiğinde hiçbir güç O’na engel olamaz. Dolayısıyla güç ve servetinize güvenip elçimize karşı küstahlık yapmayın. Gerçek şu ki, göklerde ve yerde hangi çağda olursa olsun hiçbir şey Allah’ı aciz bırakamaz ve O’nun iradesine karşı koyamazOnlar gökte ve yeryüzünde ancak yasalarımıza uymak zorundadırlar. Yasalarımızdan bazılarını öğrenip çıkarlarına göre kullanmaya başladıklarında güçlendik mi sanıyorlar? Gerekirse onların bilmediği yerden yasalarımızı çevirir onları yok ederiz. Hiç düşünmüyorlar mı? Muhakkak ki O bütün bir geçmişi ve geleceği kısacası her şeyi bilendir. Gücü her şeye yeten istediğini yapmaya güç yetirendir ve kudreti sonsuz olandırBununla birlikte O, yeterince fırsat vermeden hiç kimseyi cezalandırmaz.

45. Eğer Allah yaptıkları günahlar yüzünden kullarına mühlet vermese ve şirk koşan insanları hemen yakalayıp hesaba çekerek cezalandırsaydı, yeryüzünde helâk edilmedik hiç kimse kalmazdı. Fakat O, zalimleri cezalandırmakta acele etmez, imtihan gereği ve merhametinden dolayı onlara yasayla belirlediği bir süreye kadar inanmaları için fırsat vermiştir. Cezayı erteleriz ki insanlar akıllarını kullansın, düşünsün, hatalarından vazgeçsin, Rabbine dönerek af dilesin! Akıllarını kullanmıyorlar mı? Düşünüp hatalarından vazgeçmiyorlar mı? Rabbine dönerek af dilemiyorlar mı? Kendileri bilir. Hesap vakti gelince onların amellerine göre hak ettiklerini verecektirKuşkusuz Allah kullarını çok iyi gözetip sürekli görendir.

 

1

MEAL

1. Hamd gökleri ve yeri yoktan vareden, melekleri ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler kılan Allah’adır. O yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir.

MUSTAFA ÇEVİK

1 Övülmeye ve şükredilmeye layık olan, gökleri ve yeri yaratıp, ortaya çıkaran, melekleri de taşıdıkları sorumluluklarına göre, ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler olarak yaratan Allah’tır. O dilediğini, dilediği biçimde yaratır, yaratmasının sınırı yoktur ve O’nun her şeye gücü yeter.

MEAL AÇIKLAMASI

1. Övülmeye ve şükredilmeye layık olan, Hamd gökleri ve yeri yoktan var eden, melekleri taşıdıkları sorumluluklarına göre, her biri farklı güç, yetenek ve özelliklere sahip ikişer, üçer ve dörder kanatlı elçiler kılan Allah’adır. O’nun yaratmada sınırı yoktur, dilediğini artırır. Meleklerin kanadını veya mahlukatının her birindeki değişik hususiyetleri çoğaltıp, azaltmak O’na aittir. Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir. O’nun yaratması için sadece ol demesi yeter! Yaratırken başkasından izin almadığı gibi, O’na başkası da yardım edemez. Yaratma, hâkimiyet, otorite sadece Allah’a aittir. Dilediğini yaratarak artırır, dilediğini yok ederek eksiltir. Şüphesiz istediğini yapacak güçtedir.

2

MEAL

2. Allah’ın insanlar için açacağı rahmet kapısını, kimse kapatamaz ve O’nun kapattığını da, kimse açamaz. Çünkü O güçlüdür, O’nun gücüne hiçbir güç erişemez ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapar.

MUSTAFA ÇEVİK

2 Allah’ın insanlar için takdir ettiği nimetin, rahmetin kapısını kimse kapatamaz, O’nun kapattığı kapıyı da kimse açamaz, O tek üstün kudret, hüküm ve hikmet sahibidir.

MEAL AÇIKLAMASI

2. Allah’ın insanlar için açacağı rahmet kapısını, kimse kapatamaz ve O’nun kapattığını da kimse açamaz ve Rabbin takdirine engel olacak yoktur. Çünkü O güçlüdür, her işinde mutlak galip olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. O’nun gücüne hiçbir güç erişemez ve yaptığı herşeyi yerli yerince yapar. Onun için ey insanlar! Nimetlerinizi sadece Rabbinizden bekleyiniz. Allah’tan başka hiç bir varlığın insanlara rahmet ulaştırma veya kısma gücü yoktur. Bu nedenle tüm beklentileriniz tüm dualarınız Allah’a olmalıdır. Allah insanlarla arasına hiçbir aracı koymaz. Onun için Rabbinizden bir şey isteyeceğiniz zaman Allah ile aranıza Resulleri, imamları, şeyhleri, gavsları, erenleri, evliyaları, putları sokmayın! Unutmayın ki Allah ile aranıza koyduğunuz her varlık Allah’a muhtaçtır. Allah ile aranıza aracı koyduğunuz her varlık Allah’ın rahmetine muhtaçtır. Onun için kendilerine bile yararı olamayanları, Allah’a muhtaç olanları, Allah ile aranıza sokup, onların aracılığıyla Allah’tan bir şey istemek akıl kârı değildir.

3

MEAL

3. Ey insanlar! Allah’ın sizler için yarattığı nimetleri hatırlayın. Allah’tan başka, sizi gökten ve yerden rızıklandıracak bir yaratıcı var mıdır? O’ndan başka ilah yoktur. Artık nasıl haktan batıla dönüyorsunuz?!

MUSTAFA ÇEVİK

3 Ey insanlar! Allah’ın sizler için yarattığı nimetleri bir düşünün, size göklerden ve yerden rızıklar bahşeden, başka bir yaratıcınız var mı ki, sizler Allah’la birlikte başka ilahlar ediniyorsunuz? Apaçık gerçek bu iken nasıl oluyor da Rabbinizin davetinden yüz çeviriyorsunuz!

MEAL AÇIKLAMASI

3. Ey insanlar! Allah’ın sizler için yarattığı sayısız nimetleri hatırlayın. Allah’tan başka, sizi gökten ve yerden rızıklandıracak Allah’tan başka bir yaratıcı var mıdır? Hayır; Akıl edip düşünürseniz göreceksiniz ki O’ndan başka ilah yoktur. Artık Rabbinizin davetinden yüz çevirerek başka varlıkları kendinize ilah ediniyorsunuz, nasıl haktan batıla dönüyorsunuz? O yeryüzüne gökyüzüne hükümrandır. Cahillik ederek birtakım insanları, yıldızları, ayı, güneşi, gökyüzünü, yeryüzünü, ateşi, suyu ve bazı varlıkları hangi nedenle ilah ediniyorsunuz? Hiç aklınız yok mu? Allah’ın dışındaki her varlık sizin gibi yaratılandır. Düşünüp akıl etmiyor musunuz? Yaratılanlar yaratıcı olabilir mi?” Bu ne derin bir gaflettir!

4

MEAL

4. Eğer kavmin içerisindeki inkârcılar seni yalanlıyorlarsa üzülme ve aldırma, senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı İşler eninde sonunda Allah’a döner.

MUSTAFA ÇEVİK

4 Ey Peygamber! Müşriklerin senin Allah adına yaptığın daveti kabul etmeyip, yalan saymalarına üzülme, unutma ki onlardan öncekiler de kendilerini doğru yola davet eden peygamberleri yalanlamışlardı. Şüphesiz her insan sonunda Allah’ın hükmüne boyun eğerek, huzurunda hesap vermek üzere toplanacaktır.

MEAL AÇIKLAMASI

4. Ey Muhammed ve ey Müslüman! Eğer kavmin içerisindeki Kur’an’a çağırdığın inkârcılar seni ve Allah adına yaptığın daveti kabul etmeyip yalanlıyorlarsa üzülme ve aldırma, sabret senden önceki kendilerini doğru yola davet eden nice davetçiler ve hatta nice peygamberler de kavimleri tarafındanyalanlanmıştı. Çünkü onlar seni değil, ayetlerimizi, dolayısıyla bizi yalanlıyorlar.  Fakat sonunda, kazanan hep onlar olmuştur. Unutma bütün İşler diriliş gününde eninde sonunda Allah’a döner. Her insan sonunda Allah’ın hükmüne boyun eğerek, huzurunda hesap vermek üzere toplanacak. Elbette Rabbinin onlara dünyada verdiği süre bitecek. Yaptıkları saygısızlığın cezasını çekmek üzere huzurumuza gelecekler.

5

MEAL

5. Ey insanlar! Allah’ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, O aldatıcı şeytan da sizi Allah hakkında aldatmasın.

MUSTAFA ÇEVİK

5 Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki Allah’ın vadettiği Hesap Günü mutlaka gelecek, sakın kısacık dünya hayatı size bunu unutturup aldatmasın, şeytan ve şeytana yoldaş olanlar da Allah’ın adını kullanarak, nasıl yaşarsanız yaşayın sonunda mutlaka affedileceğiniz tuzağı ve yalanı ile sizi yanıltmasınlar.

MEAL AÇIKLAMASI

5. Ey insanlar! Allah’ın size ayetlerinde bildirdiği her şey gerçektir. Size dünya hayatı için bir süre verilmiştir. Allah’ın Hesap Günü vaadi gerçektir ve mutlaka gelecektir. O halde kısacık dünya hayatının sahte cazibesi sizi aldatmasın, O aldatıcı şeytan ve şeytana yoldaş olanlar da Allah’ın ayetlerini çarpıtarak veya Rabb’inizin şefkat ve merhametine güvendirerek nasıl yaşarsanız yaşayın sonunda mutlaka affedileceğiniz tuzağı ve yalanı ile günahlara daldırıp sizi Allah hakkında aldatmasın. Öylesine keyfinize göre yaşayıp kurtulacağınızı sanmayın! Dünya hayatı sizi aldatmasın! Şeytanlaşan kişiler sizi Allah ile kandırmasın! Şeytanlaşan insanlar sizlere şöyle der: “İstediğini yap, günahmış sevapmış aldırma, helal haram tanıma, nasılsa tövbe kapısı var. Yaşlanınca tövbe eder kurtulursun!” Bu sözler şeytanın sözleridir. Bu sözlere aldanmayın! Bu tür düşünceler Allah’ın tövbe kapısını istismar etmektir. Tövbe kapısını istismar ederseniz cehennemi boylarsınız. Sakın şeytanın bu tuzağına düşmeyin!

6

MEAL

6. Şüphesiz şeytan sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tanıyın. O kendi yoldaşlarını alevli ateşin halkından olmaya çağırır.

MUSTAFA ÇEVİK

6 Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, o halde siz de onu düşman edinin. O kendi yoldaşlarını, kendisi ile birlikte cehennemin çılgın ateşine sürükler

MEAL AÇIKLAMASI

6. Şüphesiz şeytan sizin amansız ve acımasız düşmanınızdır; o halde siz de onu düşman tanıyın, fısıltı ve fırıldaklarına kanmayın. O kendi zihniyetini benimseyen yoldaşlarını kendisi ile birlikte küfre ve kötülüklere ve alevli ateşin halkından olmaya çağırır ve alev püsküren çılgın cehennem ateşine sürükler. Onların amacı sizi cehennemde kendilerine arkadaş kılmaktır. Şeytanı, şeytanın dostlarını tanımak için ayetlerimizi dikkatle okuyun! Bilin ki her kim sizi ayetlerimizi anlamaktan, yasalarımıza uymaktan alıkoyuyorsa onlar şeytanın dostlarıdır. Onlar şeytanlaşmış kişilerdir. Onlardan hemen ayrılın. Çünkü onlar iman edenlerin düşmanlarıdır.

7

MEAL

7. İnkar edenler için şiddetli bir azap vardır. İman edip salih ameller işleyenler için ise bağışlama ve büyük ecir vardır.

MUSTAFA ÇEVİK

7 Yaratılışlarının sebebi olan Allah merkezli hayata sırt dönüp, nankörlük ederek müşrik kalmakta direnenleri çok şiddetli bir azap beklemektedir. Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirenler ise mağfiret, rahmet ve mükâfata nail olacaklar.

MEAL AÇIKLAMASI

7. Allah merkezli hayata sırt dönüp, nankörlük ederek müşrik kalmakta direnip İnkâr edenler için Kıyâmet Günü şiddetli bir azap vardır. İman edip sorumluluklarını yerine getirerek sâlih ameller işleyenler için ise bağışlama ve büyük ecir vardır. İnananlara azap edilmeyecek! İnananlar en iyi şekilde ödüllendirileceklerdir. İnkâr edenler pişkin tavırlarla ahireti, cezayı, mükâfatı inkâr ederler. İnkârlarını güzel sözlerle süslerler. Sakın onlara aldanmayın! Günü gelince kimin pişman olacağını, kimin sevineceğini çok iyi bilecekler.

8

MEAL

8. Kötü ameli kendine süslü gösterilen ve böylece onu güzel gören kimse (doğru yolda olanla bir midir)? Şüphesiz Allah dilediğini sapıklığa düşürür dilediğini de doğru yola eriştirir. Onlara üzülerek, kendini perişan etme. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.

MUSTAFA ÇEVİK

8 Allah’ın davetinin inkârı kendisine cazip gözüken, o cazibeye kapılıp şeytanın adımlarını takip eden kimsenin durumu ile Allah’ın davetine iman eden kimsenin durumu hiç bir olur mu? Allah doğru olanı kabul etmeyip, sapıklığı tercih etmekte ısrar edeni sapıklığı içinde bırakır, iman edenleri de karanlıklardan aydınlığa çıkarıp doğru yola ulaştırır. Öyleyse sen müşrikler için üzülüp kendini heder etme. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir ve hak ettikleri ile de cezalandıracaktır.

MEAL AÇIKLAMASI

8. İnkâr edenlerin en kolay yaptığı şey kendi kendilerini kandırmalarıdır. Onların aklı ve kalbi şeytanlaşır. Allah’ın davetinin inkârı kendisine cazip gözüken, Kötü ameli kendine süslü gösterilen ve böylece onu güzel gören kimsenin durumu Allah’ın davetine iman edip doğru yolda olanla bir midir? Şüphesiz Allah doğru olanı kabul etmeyip, sapıklığı tercih etmekte ısrar edeni ve dilediğini sapıklığa düşürür iman edenleri ve dilediğini de karanlıklardan aydınlığa çıkarıp doğru yola eriştirir. O halde ey peygamber ey Müslüman! inkârlarından dolayı helâk olacaklar diye Onlara üzülerek, kendini perişan etme. Şüphesiz Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir. Günü gelince yaptıklarını yüzlerine çarparız. Bu tavırlarından dolayı onlarla gerçekler arasına bir perde çekeriz. Onlar artık gerçekleri ne görebilirler ne de duyabilirler. Dileseydik elbette biz onları da hidayete ulaştırırdık. Ancak Rabbin baskıcı değildir. Kim aklını kullanıp hidayet talep ederse O’na gerçeklerimizi ulaştırırız. Kim aklını kullanmayıp şeytana uyarak hidayetimize karşı çıkarsa ona engel olmayız. Hesap günü huzurumuza nasılsa gelecekler. Onlar sanmasınlar ki yaptıklarından habersiziz. Hesap günü yaptıkları her şeyi yüzlerine okuruz. Ne yapacaklarını şaşırırlar.

9

MEAL

9. Ve hatırlayın bulutları yükseltmek için, rüzgarları gönderen Allah’tır. Sonra biz onları çorak beldelere sürükler ve cansız toprağa hayat veririz. Yeniden dirilmede işte böyle olacaktır.

MUSTAFA ÇEVİK

9 Allah rüzgârla yağmur yüklü bulutları ölü topraklar üzerine gönderip, su ile buluşturarak canlandırır. Kıyamet günü diriliş de işte böyle olacaktır.

MEAL AÇIKLAMASI

9. Ey insanlar! Aklınızı başınıza toplayın! Hesaptan kaçacağınızı da sanmayın! Ve hatırlayın bulutları yükseltmek için, rahmetinin müjdecisi olan rüzgarları gönderen Allah’tır. Sonra biz onları susuzluktan kurumuş çorak beldelere sürükler ve yağmur suları ile buluşturup yeşerterek cansız toprağa hayat veririz. Kıyamet günü Yeniden dirilmede işte böyle olacaktır. Toprağa karışan, sizin görmediğiniz ölülerinizden sizi tekrar diriltiriz. Siz toprağa bakınca insanlar çürüdü, toprağa karıştı, yok olup gitti sanırsınız. Hayır! Dünyada ölmeniz yok olup gitmek değildir. Ölüm ahiret yolculuğunda sadece bir duraktır. O durakta bekleyenleri Sur’a üfürerek çağırırız. Hepsi anında dirilirler. Koşarak hesaba gelirler. O hâlde, sizi yeniden diriltip hesaba çekecek olan Rabbinize kulluk edin! Böylece cennet nîmetlerine kavuşmakla kalmayacak, dünyada da güç ve şeref elde edeceksiniz.

10

MEAL

10. Kim yücelik istiyorsa yücelik tamamen Allah’ındır. Güzel söz O’na yükselir. Salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tuzak olarak kuranlara gelince, onlar için şiddetli bir bir azap vardır. Onların tuzakları boşa gider.

MUSTAFA ÇEVİK

10 Her kim, izzetli ve şerefli yaşamak istiyorsa, iyi bilsin ki izzet ve şerefin kaynağı Allah’tır ve O’na yakın olmakla elde edilir. Hiç şüphesiz güzel sözler ve salih amellerle Allah’a yakınlaşılır. İnsanları Allah’ın davetinden alıkoymak, ondan uzaklaştırmak maksadıyla sinsice tuzaklar kurmaya çalışanları, Allah’ın azabı beklemektedir. Allah onların tuzaklarını da boşa çıkaracaktır.

MEAL AÇIKLAMASI

10. Kim izzetli ve şerefli yaşayarak yücelik istiyorsa, iyi bilsin ki yücelik izzet ve şerefin kaynağı tamamen Allah’ındır ve onu dilediğine verir. Fakat bunu elde etmek için, dosdoğru bir imana sahip olmanız ve bu inancınızı güzel davranışlarla ortaya koymanız gerekir. Güzel söz ve sâlih amellerle O’na yakınlaşılır. Salih amel de onu yükseltir. Dolayısıyla, ibadetlerle, güzel davranışlarla desteklenmeyen kupkuru bir iman, sahibine hiçbir yarar sağlamayacaktır. İnsanları Allah’ın davetinden alıkoymak için Kötülükleri şeytani niyetlerle tuzak olarak kuranlara gelince, onlar için şiddetli bir bir azap vardır. Onların şeytani planları ve tuzakları boşa gider. Kötü sözlerin kötü işlerin Allah’ın katında değeri yoktur. Ayetlerimizi dinleyip yasalarımıza uyanları iyiler olarak kabul ederiz. Ayetlerimize karşı tuzak kuran, yasalarımıza karşı çıkanlara büyük bir ceza hazırlamışızdır. Onlar hesap günü geldiğinde yeryüzündeki gibi hava atamazlar. Böbürlenip Allah’a, ayetlerine, yasalarına meydan okuyamazlar. 

11

MEAL

11. Allah sizi topraktan sonra meniden yarattı sonra sizi çift çift kıldı. O’nun bilgisi dışında hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Allah’ın yasasında öngörülmedikçe, hiç kimse ömrünü uzatamaz ve hiç kimse de onu kısaltamaz. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

MUSTAFA ÇEVİK

11 Ey insanlar! Allah sizi önce topraktan sonra da üreyip, çoğalmanız aşamasında, bir damla su olan meniden dişiler ve erkekler olarak yarattı. Hiçbir dişi Allah’ın izni ve bilgisi dışında ne hamile kalabilir ne de doğum yapabilir. Hiçbir insanın ömrü O’nun yasaları dışında ne uzatılabilir ne de kısaltılabilir, şüphesiz bunları belirleme yetkisi yalnız Allah’a aittir.

MEAL AÇIKLAMASI

11. Allah sizin atanız ve ilk insan olan Âdem’iönce topraktan sonra neslinizin sürmesi için bir damla su olanmeniden yarattı sonra sizi dişiler ve erkekler olarak çift çift kıldı. O’nun bilgisi dışında hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Allah’ın bilgisi, planı, iradesi dışında, yasasında öngörülmedikçe, hiç kimse ömrünü uzatamaz ve hiç kimse de onu kısaltamaz bunları belirleme yetkisi yalnız Allah’a aittir. Bu nasıl olur demeyin!  Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. Böyleyken sizlere ne oluyor ki, kendi zanlarınızla ömürler biçiyor, ömürleri kısaltıyor veya uzatıyorsunuz. Sizlerin bazı sebeplere sarılıp ömürleri uzatıyor görünmeniz veya şöyle olsaydı falanca ölmezdi demeniz gerçeklere aykırıdır. Ölüm vaktini siz tayin etmiyorsunuz. Ölüm size gelince asla geciktiremezsiniz. Sizin hasta olanlara yaptığınız müdahaleler ölüm vaktini geciktirmez. Sizin bir insanın ölümüne neden olmanız veya onu öldürmeniz de ölüm vaktini erkene almaz. Biz her olayda insanların ortaya koydukları eylemlere bakmak için ölüm vakitlerini imtihan nedeni kıldık. Ölüm vakti bir imtihan vaktidir. Eceli gelene, henüz eceli gelmemiş olana karşı tavırlarınıza bakarız. Ona göre hakkınızda hüküm veririz. Bir katil, insanı öldürdüğü için suçlu değildir. Zaten ölen insanın eceli gelmiştir. Katili suçlu kılan şey; onun insanı öldürme isteği, bunu eylemiyle gerçekleştirmesidir. Bir doktorun ölüm vakti gelmeyene müdahale ederek hastayı iyileştirmesi, tayin ettiğimiz eceli uzatması değildir. Sadece görevini yaparak insanı sağlığına kavuşturmasıdır. Biz insanlara bazı şeyleri sebep kıldık ki, inançlarına göre iyi veya kötü eylemlerini özgürce sergilesinler. İyi eylemleriyle onları mükâfatlandıralım! Kötü eylemleriyle cezalandıralım! Böylece iyilik peşinde olan insanla, kötülük peşinde olan insan arasında hak ve adalet yerini bulsun! İsteseydik hiç kimse insanı öldüremezdi. Yine hiç kimse bir insanı tedavi edemezdi.

12

MEAL

12. İki deniz bir değildir: Biri tatlı, susuzluğu giderici ve içimi kolay, diğeri de tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yer ve takınacağınız süs eşyaları çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan nasibinizi aramanız, ve şükretmeniz için gemilerin, denizleri yararak her tarafa gittiğini görürsün.

MUSTAFA ÇEVİK

12 Benzerlikleri ve farklılıkları yaratmak da Allah’a aittir. Birinin suyu, susuzluğu giderici ve tatlı, diğerinin ki ise tuzlu ve acı olan su kütlelerinden taze su ürünleri çıkarıp beslenir, bir kısmından da süs eşyaları yaparsınız. Gemilerinizi üzerlerinde yüzdürür, rızıklar elde edersiniz. Bu nimetlerini de düşünüp Rabbinize şükredip, davetine yönelmeniz gerekmez mi?

MEAL AÇIKLAMASI

12. Aynı okyanus veya denizde, birbirlerine bitişik hâlde bulunan, bu yüzden aynı özelliklere sahip olması beklenen İki deniz bir değildir: Benzerlikleri ve farklılıkları yaratmak da Allah’a aittir. Aralarında görünür hiçbir engel olmadığı hâlde, bunlardan Biri tatlı, susuzluğu giderici ve içimi kolay, diğeri de tuzlu ve acıdır. Hepsinden de su ürünleri ve taze balık eti yer ve bir kısmından da inci, mercan, sedef gibi takınacağınız süs eşyaları çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan nasibinizi aramanız, ticaret yapmanız ve şükretmeniz için gemilerin, denizleri yararak her tarafa gittiğini görürsün.

13-14

MEAL

MUSTAFA ÇEVİK

13-14 Rabbiniz olan Allah geceyi uzatarak, gündüzü kısaltıyor, gündüzü uzatarak da geceyi kısaltıyor. Her biri belli bir zamana kadar kendi yörüngelerinde Allah’ın yasalarının sınırları içinde akıp giden, güneşi ve ayı sizin istifadenize sunan da O’dur. İşte kâinatın nizamını kuran Rabbiniz Allah budur, yarattıkları üzerinde hüküm koyma ve hükümranlık yalnızca O’na aittir ve O’ndan başka İlah yoktur. Ey müşrik ve kâfirler! Sizin Allah’la birlikte Rab ve ilah edindikleriniz, bir hurma çekirdeğinin zarını bile yaratıp, ona sahip olamazlar. Onlara yalvarıp yakarsanız sesinizi de duymazlar, zannettiğiniz gibi duysalar bile sizin sorduklarınıza cevap veremez, sorunlarınızı çözemezler. Üstelik Kıyamet ve Hesap Günü, müşrikliğinize sebep olduklarını da asla kabul etmezler. Ey insan! Sana hiç kimse her şeyin bilgisine sahip olan ve en doğru olanı bilen Allah gibi doğru yolu gösteremez ve O’na davet edemez.

MEAL AÇIKLAMASI

13. Ortaya koyduğu mükemmel ölçü uyarınca Allah bazen geceyi kısaltarak, gündüzü uzatır, bazen de gündüzü kısaltarak, geceyi uzatır; kendi yörüngelerinde Allah’ın yasalarının sınırları içinde şaşmaz bir düzende akıp giden güneşi ve ayı da sizin istifadenize sunmak için buyruk altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar hareket eder. İşte bunları yapan ve kâinatın nizamını kuran Allah sizin Rabbinizdir. Mülk O’nundur yarattıkları üzerinde hüküm koyma ve hükümranlık yalnızca O’na aittir ve O’ndan başka İlah yoktur. O’ndan başka taptıklarınız ise bir çekirdeğinin zarını bile yaratıp, ona sahip olamazlar. Bunların hepsini yapan Allah’tır. Allah’ın her şeye gücü yeter. Allah yarattıklarının sahibi, hâkimi ve hükümranıdır. Allah yarattıklarını dilediği şekilde yönetir. Böyleyken Allah’ı bırakıp başkalarının emrine mi giriyorsunuz? Allah’ın yasalarına karşı çıkıp insanların yasalarına mı uyuyorsunuz? Andolsun! Yasalarına uyarak taptığınız insanlar yaratıcı değildir. İnsanlar hiçbir şey yaratmamıştır. Onlar sadece yaratılanları çıkarlarına alet eder. Sizlere haksız olarak yöneticilik yaparlar. Sizleri yasalarıyla kendilerine köle yaparlar. Onlara bir bakın yaratmaya güçleri var mı? Onlar bir çekirdek kabuğunu bile yaratamaz. Onlar bir çekirdeğe bile sahip olamazlar. Görmüyor musunuz? Yasalarına uyarak taptıklarınız sizin gibi insanlardır. Onlardan ne farkınız var? Onların sizden ne farkı var? Ölüm gelip onları da sizin gibi mezara koymuyor mu?

14. Siz onları çağırsanız yalvarıp yakarsanız da çağrınızı duymazlar. Olur ya, Duysalar bile size ve sorduklarınıza cevap veremezler. Çünkü böyle bir güç ve yetkiye sahip değiller. Üstelik Kıyamet gününde de sizin onları Allah’a ortak koşmanızı, müşrikliğinize sebep olduklarını inkâr ederler, böyle bir şeyden haberlerinin bile olmadığını söylerler. Sana hiç kimse her şeyden haberdar olan ve en doğru olanı bilen Allah gibi hiç kimse gerçekleri ve başınıza gelecekleri haber veremez, doğru yolu gösteremez. Onların yeryüzünde sağladıkları hâkimiyet kurdukları otorite çürüktür. Ecelleri gelince yıkılır gider. Rabbinizin hâkimiyeti kurduğu otoritesi süreklidir. İnsanlar yasamız gereği doğar, büyür, yaşar, ölür. İnsanın dünyadaki yaşamı imtihandır. Dünyada imtihan yasasına tabidir. İnsana imtihan yasamız gereği dilediklerini yapma hakkı verdik. Bununla imtihan edilirler. İmtihan vaktinde kimi yasalarımıza uyar, kimi suç işler. İmtihan vaktine güvenerek suç işlemeye güvenenler yanılır. Zannederler ki işledikleri suçlar yanlarına kâr kalacak. Hayır! Mutlaka hesabını verecekler. Keşke düşünüp anlasalar!

15-17

MEAL

MUSTAFA ÇEVİK

15-17 Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizlersiniz, Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Şükredip övülmeye layık olan da yalnızca O’dur. Allah dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize yeni bir topluluk getirir. Bunu yapmak Allah için kolaydır.

MEAL AÇIKLAMASI

15. Ey insanlar! Siz var olmak ve varlığınızı devam ettirmek için Allah’a muhtaçsınız. Allah ise hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, övgüye yüceltilmeye layık olandır. İnsanların, Allah’ın halifesi ve temsilcisi olacak adil bir devlet himayesine ihtiyaçları vardır, aksi halde ezilmekten ve esaretten kurtulamayacaklardır.)

16. Allah Dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize yeni bir topluluk getirir.

17. Unutmayın; Bu sizi yok etmek ve yerinize başka bir topluluk getirmek işi Allah’a zor değildir. O dilediğini “Kün” emriyle yapandır. Öyleyse, Rabbinize itaat ederek kendinizi kurtarmaya bakın. Çünkü Kıyâmet Günü gelip çattığında:

18

MEAL

18. Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır olan biri bir başkasını yardıma çağırsa, bir yakını bile olsa kendisine yardım edemez. Sen ancak görmedikleri halde Rablerinden korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendi yararına arınmış olur. Dönüş Allah’a olacaktır.

MUSTAFA ÇEVİK

18 Hesap Günü kimse, kimsenin yükünü taşımaz, kendi yükü ağır gelen bir başkasından yardım istese de, en yakını olan annesi babası, bile o yükü taşımada ona yardım edemez. Ey Peygamber! Sen yalnızca Rablerine yürekten yönelenleri, azabından korkanları, namazı kılanları uyarabilirsin ve ancak onlarla yola çıkabilirsin. Kim Allah’ın daveti yolunda malı ve canı ile gayret ederse arınmış, şirkten, küfürden korunmuş olur. Unutmayın ki bütün yolların sonu Allah’a varır.

MEAL AÇIKLAMASI

18. Hesap Günü Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.  Günaha teşvik eden, bunun cezasını elbette çekecektir. Fakat bu, hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın onun sözüne uyup günah işleyen kişiyi kurtaramayacaktır. Herkesin günahı kendine, sevabı kendinedir. Bu konuda hüküm kesindir. Kendi Yükü ağır olan biri bir başkasını yardıma çağırsa, bir yakını olan annesi babası kardeşi, eşi, çocukları, bile olsa kendisine yardım edemez. Sakın! Şeytanlaşmış bazı kişilerin yaptıkları seni aldatmasın! “Ne olur, hatırım için yeyiver, içiver. Eğer günahı varsa benim boynuma!” gibi sözlerle kimse seni günah işlemeye sevk etmesin! Sakın siz de onların bu sözlerine aldanmayın! Bilin ki hiç kimsenin hatırı nazı Allah’ın katında geçmez. Dolayısıyla, Hıristiyanların uydurduğu “Hz. Âdem’in işlediği günahtan dolayı onun soyundan gelenlerin de günahkâr olarak dünyaya geldiği ve babasız dünyaya gelen Hz. İsa’nın, kendisini feda ederek bu günahı affettirdiği” şeklindeki iddiası, hem Hz. İsa’ya atılan bir iftira, hem de Allah’ın adâleti konusunda halkı şüpheye düşüren şeytani bir aldatmacadır. Ey Peygamber ve ey onun yolundan giden Müslüman! Bütün bu ikna edici apaçık delillere rağmen, yine de Kur’an’dan yüz çevirenler olacaktır. Sen, akılları körelmiş bu zalimleri doğru yola iletemezsin! Sen ancak görmedikleri halde Rablerinden korkanları ve yürekten yönelenleri ve namaz kılanları uyarırsın, ancak onlarla yola çıkabilirsin. Yani senin uyarıların, sadece böyle temiz yürekli samimi ve ciddi insanlarda etkisini gösterir. Kim Allah’ın daveti yolunda malı ve canı ile gayret ederek, haramlardan uzaklaşarak günah kirlerinden arınırsa ancak kendi yararına şirkten, küfürden arınmış olur. Unutmayın ki bütün yolların Dönüşü Allah’a olacaktır. Hesap günü herkes yaptıklarının hesabını verecektir.

19-24

MEAL

MUSTAFA ÇEVİK

19-24 Hiç görenle görmeyen, aydınlıkla karanlık, gölge ile kavurucu sıcaklık, tevhit ile de şirk bir olur mu? Keza dirilerle ölüler de bir olamaz. Hiç şüphesiz Allah, yaratılış sebebini kavrayan ve ona uygun yaşamaya talip olan kimselere davetini işittirir. Ey Peygamber! Sen ölülere Allah’ın âyetlerini işittiremezsin. Sen yalnızca bir davetçisin. Biz seni Kur’an ile uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. Kendilerine uyarıcı göndermediğimiz hiçbir topluluk yoktur.

MEAL AÇIKLAMASI

19. Hakikati Ayetlerimizin gösterdiği gerçekleri Görmeyenle gören bir olmaz.

20. Karanlıklarla aydınlık da bir tutulamaz. Ayetlerimizin aydınlattığı yol ile uydurduğunuz yollar bir olmaz. Uydurduğunuz yollar zifiri kopkoyu karanlık yollardır. Uydurduğunuz yolların sonu cehenneme çıkar.

21. Serinletici Gölge ile kavurucu sıcak da bir olamaz. Cennet gölgelerinin serinliğiyle cehennem ateşinin harareti bir olmaz.

22. Bunun gibi Dirilerle ölüler, tevhit ile de şirk de bir olmaz. Allah dilediğine ve yaratılış sebebini kavrayan ve ona uygun yaşamaya talip olan kimselere davetini duyurur. Ey Peygamber!  Gönlünü kibir, inatçılık, bencillik örtüleriyle karartmış olanlara gelince; Sen kabirlerde olanlara, canlı cenaze hükmündeki gafil ve kâfir insanlara, ısrarla küfrü tercih eden manen ölü olanlara, hakikat karşısında duyarsız kalan zalimlere hiçbir şey işittiremezsin. Onlar ayetlerdeki gerçeklere karşı kör, sağır, dilsizlerdir. Aynı ölüler gibidirler. Gerçekleri görmez, duymazlar. Onun için, inanmıyorlar diye üzülme. Sadece tebliğ görevini yapmalı, sonuçlarına kafayı takmamalısın.

23. Sen ancak Hakka ve hayra çağıran bir davetçi, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcısın.

24. Şüphesiz Biz seni Kur’an ile en yakın çevrenden başlamak üzere, tüm insanlığa seslenen uyarıcı müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. Zaten hiçbir medeniyet ve Hiçbir ümmet yoktur ki, içlerinden bir zamanlar bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. Onlar geldi geçti!

25-26

MEAL

25. Seni yalancılıkla itham edenlere, üzülme. Unutma ki, onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

MUSTAFA ÇEVİK

25-26 Allah adına yaptığın daveti kabul etmeyip, seni yalancılıkla suçlayanlara da aldırma ve üzülme, senden önce gönderdiğimiz peygamberler de apaçık delillerle ve kitaplarla, kavimlerini hakikatin aydınlığına davet etmişlerdi. Fakat onlar da yalancılıkla suçlanıp, reddedilmişlerdi. Sonunda Biz de inkârcıları kıskıvrak yakalayıp nankörlüklerinin cezasına çarptırdık.

MEAL AÇIKLAMASI

25. Ey Resûlüm Allah adına yaptığın daveti kabul etmeyerek Seni yalancılıkla itham edenlere, aldırma ve üzülme. Unutma ki, onlardan öncekiler de peygamberleri ve davetçileri yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplarla yani Tevrat ve İncil ile gelmişlerdi. Şöyle düşün! Aslında onlar elçileri yalanlamıyor. Onlar Allah’ı, Allah’ın ayetlerini yalanlıyorlar. Sen Allah’ı, ayetlerini, yasalarını hatırlatmaktan başka ne yapıyorsun? Hesap günü neyi yalanladıklarını görecekler.

26. Sonra inkâr edenleri , inatla küfre sapanları kıskıvrak yakalayıverdim. İşte bak, nasıl onları azaplandırdım, Beni inkâr etmek nasılmış işte o zaman gördüler. Bunun için, hakikati tüm insanlığa duyur:

27-28

MEAL

MUSTAFA ÇEVİK

27-28 Allah’ın sizler için gökten indirdiği su ile türlü türlü renkte ve lezzette yarattığı ürünlerine, dağların, taşların şekline, içlerinde oluşturduğu, kırmızı, beyaz, siyah ve başkaca görüntülerine başınızı çevirip de dikkatlice bir bakın. Ayrıca kendinize ve kendiniz gibi insanların farklı farklı renklerinize, şekillerinize ve hayvanların da yaratılışlarındaki mükemmel uyumla dengeye de bakıp Rabbinizin ilminin, kudretinin yüceliğini düşünün. Kulları arasında, anlama ve kavrama yeteneğini kullananlar bunları düşünüp, Rablerinin davetine yönelip iman ederler.

MEAL AÇIKLAMASI

27. Allah’ın gökten su indirdiğini ve toprağı nasıl dirilttiğini) görmedin mi? Böylece onunla renkleri ve lezzetleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlarda da beyaz, kırmızı, değişik renklerde madenler ve simsiyah yollar geçitler, tüneller ve hendekler kazdırıp var ettik. Dağın eteğindeki bir çiftçi için yollar ve toprağın rengi oraya neyi ve nasıl ekeceği konusunda önemli bilgi verir. Öğrenim görmüş birisi için renkli yollar, değişik jeolojik katmanlara ve arkeolojik kalıntılara bir işarettir. Bir ressam için böyle bir manzara tual üzerine konup duvara asılacak bir sanat eseridir. Bir madenci için ise toprağın rengi altın ile taş arasındaki fark kadar büyük bir öneme sahiptir. Bir başkası içinse dağın eteğine eğretice konan siyah karganın hikmeti en az diğerleri kadar önemlidir.

28. İnsanlardan, sürüngenlerden hayvanlardan ve davarlardan da böyle renkleri ve şekilleri değişik olanlar vardır. Dünyanın her yerindeki siyah, beyaz, kızıl, sarı renklerde insan ırkları; hayranlık veren şekil ve renkleriyle insanı büyüleyen kuşlar, kelebekler, vahşî ve evcil hayvanlar, Allah’ın renkleriyle sanatının mükemmel bir örnek olarak karşınızda duruyor. Kulları içinde Allah’tan ancak yaratılış sırlarını ve sorumluluklarını çok iyi kavrayan, vahiy bilgisine sahip olan alimler korkar. O’nun gücüne hiçbir güç erişemez Allah yücedir, çok bağışlayandır. İnsanlar Rabbinin üstünlüğüne inanır, yaptıkları hatalardan dolayı af diler, bir daha yapmazlarsa Rabbin onlara bağışlanma sözü verir. Ancak hatalarında ısrar edenler bağışlanma hakkından yararlanamazlar.

29-30

MEAL

MUSTAFA ÇEVİK

29-30 Şüphesiz ki Allah’ın gönderdiği kitabı okuyanlar, davet edildikleri hayat nizamını yaşamak uğrunda gayret edenler, namazlarını bilinçli ve devamlı kılanlar, kendilerine Allah’ın verdiği rızıktan, O’nun yolunda açık ve gizli harcayanlar, tükenmez bir kazanç elde edecekler. Allah onların mükâfatını eksiksiz hatta çok daha fazlasıyla verecek. O çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

MEAL AÇIKLAMASI

29. Şüphesiz Allah’ın gönderdiği kitabını anlamaya çalışarak okuyanlar böylece Allah’ın, hayatın bütün yönlerinde kural koymaya yetkisini onaylayan onu pratik hayata uygulayanlar, namazı bilinçli ve devamlı kılanlar, davet edildikleri hayat nizamını yaşamak uğrunda gayret edenler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık olarak Allah yolunda karşılık beklemeden, hayır yolunda harcayanlar asla zarar etmeyecek tükenmeyen bir manevi kazanç umarlar.

30. Çünkü Allah onların ecirlerini eksiksiz verir ve kendi lütfundan onlar için nimetlerini hak ettiklerinden fazlasını bahşeder. Şüphesiz O çok bağışlayıcıdır, bütün iyiliklerin ve şükrün karşılığını bolca verendir.

31

MEAL

31. Sana vahyettiğimiz Kur’an, kendinden önceki peygamberlere gönderdiğimiz kitapları tasdik eden ilahi bir kitaptır. Şüphesiz, Allah, kullarının bütün hâllerinden haberdardır ve her şeyi hakkıyla görendir

MUSTAFA ÇEVİK

31 Ey Peygamber! Sana göndermekte olduğumuz bu Kur’an, senden önceki peygamberlere gönderdiğimiz kitaplardan geriye kalan gerçekleri tasdik eden ilahi bir kitaptır. Allah, kullarının her yaptıklarını ve yapmaları gerekirken de yapmadıklarını görüp gözetlemektedir.

MEAL AÇIKLAMASI

31. Ey Peygamber! Sana vahyettiğimiz bu Kur’an, kendinden önceki peygamberlere gönderdiğimiz kitapların aslını ve gerçeklerini tasdik eden ilahi bir kitaptır. Şüphesiz, Allah, kullarının bütün hâllerinden yaptıklarından ve yapmaları gerekirken de yapmadıklarından haberdardır ve her şeyi hakkıyla görendir. Onun için geçmişte kitap gönderilenlerden hiç çekinme! Ayetlerimi onlara oku! Göreceksin gerçekler nasıl ortaya çıkacak. Sen onlara gerçeklerimizi okumazsan, onlar seni tahrif ettikleri kitaba uymaya zorlar. Hâlbuki onlar kitaba yalanlarını doldurmuştur. Onun için onlar ne derse desin sana gönderdiklerimiz asıl gerçeklerdir. Bu nedenle onların çağrılarına uyma! Onlarla gereksiz tartışmalara girme! Allah herkesin ne yaptığını bilir.

32-33

MEAL

32. Sonra Kur’ân’ı, kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık, derken onlardan, yaratılış gayesi dışında yaşayan da var ve onlardan orta yolda hareket eden de var ve onlardan Allah’ın izniyle hayırlarda herkesten ileri giden de var, bu ise en büyük fazilettir.

MUSTAFA ÇEVİK

32-33 Bu ilahi kitapla bildirilen hükümlere uymak üzere söz verdikleri için Kitaba mirasçı kıldığımız seçkin kullarımızdan bir kısmı bu mirasın hakkını vermeyerek kendisine zulmeder. Diğer bir kısmı orta bir yol izler, kimileri de Allah’ın izniyle hayırda hep önde gider, öncülük eder. İşte en büyük fazilet budur. Onlar daimi mutluluk ve nimetler yurdu olan cennetlere girecekler. Orada dünya hayatlarında Allah yolunda sarf ettikleri gayretlerinin karşılığı olarak altınlar ve incilerle donatılır, ipekten elbiseler giydirilirler.

MEAL AÇIKLAMASI

32. İnsanlık tarihi boyunca, her devirde Kitap ve elçi göndererek insanlığa yol gösterdik. Sonra bildirilen hükümlere uymak üzere söz verdikleri için, bu Kur’ân’ı, kullarımızdan bu göreve lâyık görüp seçtiklerimize mirasçı ve emanetçi bıraktık, derken onlardan, mirasın hakkını vermeyerek, kendisine zulmeden, yaratılış gayesi dışında yaşayan da var ve onlardan orta yolda hareket eden yani sâlih amellerin yanında ara sıra günah işleyenler de var ve onlardan Allah’ın izniyle, Allah’ın emirlerini yerine getirmede, hayırlarda öncülük edip herkesten ileri giden de var, bu ise en büyük fazilettir.

33. Onların mükafatı, içine girecekleri ebedî huzur mutluluk ve nimetler yurdu olan Adn cennetleridir. Zira orada dünya hayatlarında Allah yolunda sarf ettikleri gayretlerinin karşılığı olarak altın bilezikler takarlar ve incilerle süslenirler, orada giyecekleri elbiseleri de ipektir.

34-35

MEAL

MUSTAFA ÇEVİK

34-35 Onlar orada şöyle dua ederler: “Dünyada iken Allah yolunda yaşadığımız bütün sıkıntıları bizlere unutturan ve hiçbir gam, keder yaşatmayıp hüznü uzaklaştıran Allah’a hamdolsun. Rabbimiz çok bağışlayıcı ve mükâfat bakımından çok cömerttir. Lütfuyla bizi cennet yurduna yerleştirdi, burada yorgunluk ve can sıkıntısı çekmeyeceğiz.”

MEAL AÇIKLAMASI

34. Ahirette cennet halkı sevinçle ve teşekkürle dua ederek Derler ki: “Bizden Allah yolunda yaşadığımız bütün sıkıntıları tasayı gideren, hüznü uzaklaştıran Allah’a hamdolsun. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını bolca verendir.

35. Ki O, bizi kendi lütfuyla kalınacak cennet yurduna yerleştirdi. Dünya hayatı bir imtihandı, onu aştık; mahşer bir merhale idi, onu da geçtik. Burada bize ne bir yorgunluk dokunur ne de bir bıkkınlık gelir.

36-37

MEAL

MUSTAFA ÇEVİK

36-37 Hakikati inkâra şartlanmış olanlar ise hak ettikleri cehennem azabına çarptırılacaklar ve orada ne öldürülüp hayatlarına son verilir, ne de içine atıldıkları ateşin azabı hafifletilir. İşte Allah’a nankörlük edenler böyle cezalandırılır. Onlar orada, “Rabbimiz ne olur bizi buradan çıkarıp dünyaya tekrar gönder de daha önceki yanlışlarımızdan dönüp senin davetine sarılalım.” diye feryat edecekler. Biz de onlara, “Size düşünüp, aklınızı kullanarak, doğru olanı anlayıp yaşayacak kadar ömür vermiştik. Üstelik peygamberler ve kitaplarla da öğüt verip uyarmıştık, bütün bunlara rağmen Rabbinizin adına yapılan davete sırt dönüp O’nun ilahlığını kabule yanaşmadınız, şimdi bunun cezasını çekmenizin zamanıdır.” diyeceğiz.

MEAL AÇIKLAMASI

36. Gerçekleri örtbas edip Ayetlerimizi İnkâr edenlere gelince, onlar için hak ettikleri cehennem ateşi vardır. Onlar hemen ölüp azaptan kurtulmak isterler! Öyle çaresiz bir hâlde olacaklar ki, Orada İkinci defa haklarında hüküm verilip canları alınmaz ki ölsünler de rahata kavuşsunlar. Kendilerinden onun azabı da hafifletilmez. Orada ne öldürülüp hayatlarına son verilir ne de içine atıldıkları ateşin azabı hafifletilir. İşte biz Allah’ı ve nimetlerini inkâr eden her bir nankörü böyle cezalandırırız.

37. Onlar orada: “Rabbimiz! ne olur Bizi buradan çıkar da dünyaya tekrar dönelim, yapmakta olduklarımızdan farklı olarak yanlışlarımızdan dönüp sâlih amel işleyelim” diye feryad ederler. Biz de onlara, Size öğüt alacak olanın öğüt alabileceği kadar, düşünüp, aklınızı kullanarak, doğru olanı anlayıp yaşayacak kadar bir ömür vermemiş miydik? Size bugünün gelip çatacağını haber veren uyarıcılar gelmişti ve peygamberler ve kitaplarla da öğüt verip uyarmıştık. Bütün bunlara rağmen Rabbinizin adına yapılan davete sırt dönüp O’nun ilahlığını kabule yanaşmadınız, Artık tadın azabı; Yeryüzünde yaşarken inkâr eden, ayetlerimize karşı kör, sağır, dilsiz kesilen, yasalarımıza karşı çıkarak insanların yasalarına uyan zalimler için hiçbir yardımcı yoktur. O hâlde, ey insanlar, bu gün gelip çatmadan önce Rabbinize kulluk edin! Unutmayın ki:

38

MEAL

38. Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gizliliklerini bilendir. O, kalplerde gizlenenleri tamimiyle bilir.

MUSTAFA ÇEVİK

38 Şüphesiz Allah, yarattığı göklerin ve yerin, sizin için bilinmez ve görünmezlerini bildiği gibi, kalplerinizde gizlemeye çalıştığınız düşünce, duygu ve niyetlerinizi de bilir.

MEAL AÇIKLAMASI

38. Şüphesiz Allah göklerin ve yerin gizliliklerini ve görünmezliklerini bilendir. O, kalplerde gizlenenleri düşünce, duygu ve niyetlerinizi de tamamıyla bilir. Onun için sakın Rabbinizi kandırmaya kalkmayın!

39

MEAL

39. O, sizi yeryüzünde halifeler olarak yaratmıştır. Kim inkâr ederse bilsin ki, onun nankörlüğü ve inkârı kendi aleyhinedir, İnkâr edenlerin inkarları, onlar için, Rableri katında sadece azabı artırır. İnkâr edenlerin inkarları onların sadece ziyanlarını artırır.

MUSTAFA ÇEVİK

39 Ey insanlar! Allah sizleri, yaşamaya davet ettiği hayat nizamının sınırları içinde yaşayasınız diye halifeler olarak yarattı. Bu gerçeği kabul etmeyen ve buna gayret etmeyenler, bilsinler ki bunun zararını görüp cezasını çekeceklerdir. Yüz çevirip inatla direnmeleri onların azgınlıklarını ve azaplarını artırmaktan başka da hiçbir işe de yaramaz.

MEAL AÇIKLAMASI

39. O, önceki ümmetlerin ardından şimdi de sizi yaşamaya davet ettiği hayat nizamının sınırları içinde yaşayasınız diye, yeryüzünde ilâhî adâleti egemen kılmanız için yönetici ve halifeler olarak yaratmıştır ve sizi bu göreve uygun yetki, güç ve yeteneklerle donatmıştır.O hâlde, her Kim bu yetenekleri kötü yönde kullanarak Allah’a karşı nankörlük ve inkâr ederse bilsin ki, onun nankörlüğü ve inkârı kendi aleyhinedir, bunun zararını görüp cezasını çekecektir. İnkâr edenlerin inkarları, Yüz çevirip inatla direnmeleri onlar için, Rableri katında sadece azabı artırır. İnkâr edenlerin inkarları onların sadece azgınlıklarını, pişmanlıklarını ve ziyanlarını artırır. Size verilen yetenekler Rabbinizi inkâr etmek, Rabbinize karşı çıkmak, yasalarına aykırı davranmak için değildir. Aksine Rabbinize iman edip yasalarına uyarak, iyi, güzel, hayırlı işler yapmanız içindir.

40

MEAL

40. De ki: “Şu Allah’tan başka ilah edinip de peşine düştüğünüz ortaklarınızı gördünüz mü? Yeryüzünde neyi yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların, göklerin yaratılışında bir payları mı var? Yoksa onlara bir kitap vermişiz de, onda buldukları açık bir delile mi dayanıyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmaktan başka bir şey vaat etmiyorlar.

MUSTAFA ÇEVİK

40 Ey Peygamber! De ki: “Allah’la birlikte ilah edinip de peşine düştükleriniz, yeryüzünde neyi yaratmışlar hiç düşündünüz mü? Onların kâinatın yaratılıp yönetilmesinde bir payları mı var, yahut onlara bir kitap gönderip de insanlar üzerinde nizam kurma yetkisi mi vermişiz?” Hayır, bunlar hem kendilerini hem de kendilerine uyanları hüsrana uğratmaktadırlar.

MEAL AÇIKLAMASI

40. De ki: “Şu Allah’tan başka ilah edinip de peşine düştüğünüz ortaklarınızı ve putlaştırdığınız liderlerinizi, gördünüz mü? Yeryüzünde neyi yarattıklarını bana gösterin. Yoksa onların, göklerin yaratılışında ve yönetilişinde bir payları bir ortaklıkları mı var? Bakın, zalimler, nasıl da göz göre göre hakikatten yüz çeviriyorlar. Yoksa onlara Kur’an dışında bu iddialarını destekleyici bir kitap vermişiz de onda buldukları insanlar üzerinde nizam kurma yetkisi hakkında açık bir delile mi dayanıyorlar? Hayır, yaratılış gayesi dışında yaşayan zalimler birbirlerine aldatmaktan ve hüsrana uğratmaktan başka bir şey vaat etmiyorlar. Bunu da yakında anlayacaklardır.

41

MEAL

41. Gökleri ve yeri dengede tutarak yörüngelerinden çıkmalarını önleyen sadece Allah’tır. Eğer onlar yörüngelerinden çıkacak olsalar onları O’ndan başka hiç kimse dengeye getiremez. Hiç kuşkusuz O, Halimdir mühlet verendir, cezalandırmada aceleci değildir, çok bağışlayandır.

MUSTAFA ÇEVİK

41 Gökleri ve yeri kurduğu nizam ve koyduğu yasalarla, yörüngelerinde dengede tutan Allah’tır. Bir kere yörüngelerinden sapmalarına izin verirse hiçbir güç onları yerinde tutamaz ve durduramaz. Allah cezalandırmada acele etmeyen, fakat tevbe edip doğruya yönelenleri de bağışlayandır.

MEAL AÇIKLAMASI

41. Kudreti ile Gökleri ve yeri kurduğu nizam ve koyduğu yasalarla dengede tutarak ve mükemmel bir sistem çerçevesinde yörüngelerinden çıkmalarını önleyen sadece Allah’tır. Eğer onlar iznimiz ile bir kere yörüngelerinden çıkacak olsalar onları O’ndan başka hiç kimse dengeye getiremez. O, bir an için varlıkları kendi haline bıraksa, evrende müthiş bir kargaşa meydana gelir. Eğer hâlâ helâk olmadıysanız, ey zalimler, bunun tek sebebi var: Hiç kuşkusuz O, Halimdir mühlet verendir, günahı sebebiyle cezalandırmada aceleci değildir, fakat tevbe edip doğruya yönelen kullarına karşı da çok bağışlayandır.

42-43

MEAL

42. Kendilerine bir uyarıcının gelmesi durumunda ümmetlerden herhangi birinden daha doğru yolda olacakları konusunda bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Ancak kendilerine uyarıcı gelince sadece onların haktan uzaklaşmalarını artırdı.

MUSTAFA ÇEVİK

42-43 Vaktiyle insanların bir kısmı şayet kendilerine öğüt verip, uyaracak bir peygamber gelirse, onun rehberliğine uyup, doğru olanı yaşama konusunda tüm toplumlardan daha önde olacaklarına dair Allah’a bütün güçleriyle yemin etmişlerdi. Fakat onlara peygamber gelip de sınırlarını Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamaya davet edince tepkileri çok sert ve küstahça oldu. Azgınlıklarını artırarak kibirlendiler, kendi nizamlarını devam ettirebilmek için, Peygamber ve onunla birlikte olan mü’minlere sinsice tuzaklar kurdular. Hâlbuki bu tür tuzaklar er geç sahibinin ayağına dolaşır. Anlaşılan o ki, böyleleri öncekilerin akıbetinden ders almıyor, Allah’ın helak edici yasasının işlemesini bekliyorlar. Allah, yasasını hiç kimse için değiştirmez. Onun kanununda (yasasında) değişiklik olmaz.

MEAL AÇIKLAMASI

42. Vaktiyle insanların bir kısmı, Yahudi ve Hıristiyanlara gönderildiği gibi Kendilerine öğüt verip, uyaracak bir uyarıcının gelmesi durumunda ümmetlerden herhangi birinden daha doğru yolda olacakları konusunda ve tüm toplumlardan daha önde olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Peki! Onlara uyarıcı olarak Resul gönderdik de ne oldu?  Ancak kendilerine uyarıcı tarafından Allah’ın belirlediği bir hayatı yaşamaya davet gelince bu durum çok sert ve küstahça tepki göstererek sadece onların haktan uzaklaşmalarını artırdı. Onlara uyarıcı gelince inkârlarını artırarak yasalarımıza karşı çıkmadılar mı? Azarak sapkınlık yaptıkları için cezayı hak etmediler mi? Andolsun ki onların yeminleri doğruluk üzerine değil yalan üzerinedir.

43. Onlar yeminlerine aykırı davranıyorlar. Bunun yani Elçiye ve Hak davetçiye karşı çıkmalarının sebebi ise; yeryüzünde büyüklük taslamaları, Azgınlıklarını artırarak kibirlenmeleri ve sahip oldukları imtiyazları kaybetmemek için Kur’an’a karşı hileli düzen kurmalarıdır. Oysa kötülük planları, ancak onu kuranların ayağına dolanır yani kişi kazdığı kuyuya kendi düşer. Hal böyleyken, bu zâlimler Allah’a ve Elçisine inanmak için daha ne bekliyorlar? Onlar, evvelkilerin başlarına gelen azap kanunundan başka bir akıbet mi bekliyorlar? Öncekiler ya bir azapla helâk edilerek ya düşman istilasına uğrayarak ya da Peygamberin takipçileri tarafından yenilgiye uğratılarak cezalandırılmışlardı. Bugün de böyledir bu, yarın da böyle olacaktır. Unutma; toplumlar ve çağlar ne kadar değişirse değişsin, Allah’ın sünnetinde yani toplumların hayatı için koyduğu kaideler, kanunlar bütününde asla bir bozulma ve değişiklik göremezsin! Allah’ın yasaları yazboz yasaları değil ki iki de bir çıkarlara göre değiştirilerek saptırılsın!  Allah’ın yol ve yönteminde kıyamete kadar bir aksaklık ve herhangi bir sapma da bulamazsın! Geçmişte inkâr ederek yasalarımıza karşı çıkanları nasıl cezalandırdıysak, onları da öyle cezalandırırız. Onlar cezamızdan kurtulacağını mı sanıyorlar? İnkâr eden hiç kimse cezamızdan kurtulamaz. İstedikleri kadar mevkileri, makamları, orduları, malları, mülkleri, varlıkları, evlatları olsun! Onları yeryüzünden siler atarız. Hesap günü de cehennemin dibine göndeririz.

44

MEAL

44. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önceki zâlim toplumların sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha güçlü idiler. Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah’ı aciz bırakamaz. Muhakkak ki O bilendir, güç yetirendir.

MUSTAFA ÇEVİK

44 Onlar hiç yeryüzünün kendilerine yakın olan yerlerinde dolaşıp da, öncekilerin nasıl bir akıbete uğrayıp helak edildiklerini de mi görüp düşünmüyorlar! Hâlbuki onların gücü daha fazlaydı. Gerçek şu ki, göklerde ve yerde hiçbir güç Allah’ın iradesine karşı koyamaz. O, her şeyi bilen ve kudreti sonsuz olandır.

MEAL AÇIKLAMASI

44. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden önceki zâlim toplumların sonlarının nasıl olduğuna ve helak edildiklerine bakmadılar mı? Onlar her bakımdan kendilerinden daha bilgili, daha gelişmiş ve daha güçlü idiler. Fakat yine de cezalarını çekmekten kurtulamadılar!  İşte o geçmiş medeniyetlerin ve milletlerin şu harabelerine baksınlar. Gerçek şu ki, Göklerde ve yerde hiçbir şey ve inkâr edenler hangi çağda olursa olsun Allah’ı aciz bırakamaz ve O’nun iradesine karşı koyamaz. Onlar gökte ve yeryüzünde ancak yasalarımıza uymak zorundadırlar. Yasalarımızdan bazılarını öğrenip çıkarlarına göre kullanmaya başladıklarında güçlendik mi sanıyorlar? Gerekirse onların bilmediği yerden yasalarımızı çevirir onları yok ederiz. Hiç düşünmüyorlar mı? Muhakkak ki O her şeyi bilendir, istediğini yapmaya güç yetirendir ve kudreti sonsuz olandır. Bununla birlikte O, yeterince fırsat vermeden hiç kimseyi cezalandırmaz.

45

MEAL

45. Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları hemen yakalayıp cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı.  Fakat onlara belirli bir süreye mühlet vermiştir. Allah kullarını çok iyi görendir, hak ettiklerine göre onları cezalandıracaktır.

MUSTAFA ÇEVİK

45 Şayet Allah, insanları hak etmeleri sebebi ile hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiç kimseyi hayatta bırakmazdı. Fakat Allah yasayla belirlediği süre doluncaya kadar mühlet vermiştir. O süre dolunca herkes hak ettiği karşılığı görecektir. Allah herkesi görüp gözetendir.

MEAL AÇIKLAMASI

45. Eğer Allah, hak edip yaptıkları günahlar yüzünden insanları hemen yakalayıp hesaba çekilerek cezalandırsaydı, yeryüzünde helâk edilmedik hiçbir canlı kalmazdı. Fakat O, zalimleri cezalandırmakta acele etmez, imtihan gerçeği ve merhameti gereği onlara yasayla belirlediği belirli bir süreye kadar mühlet vermiştir. Cezayı erteleriz ki insanlar akıllarını kullansın, düşünsün, hatalarından vazgeçsin, Rabbine dönerek af dilesin! Akıllarını kullanmıyorlar mı? Düşünüp hatalarından vazgeçmiyorlar mı? Rabbine dönerek af dilemiyorlar mı? Kendileri bilir. Allah kullarını çok iyi gözetip görendir, O süre dolunca hak ettiklerine göre onları cezalandıracaktır. Vakitleri gelince hesaba çeker, gereken cezayı veririz. Artık onlar düşünsün! Sen tasalanma, üzülme, öğüt vermene devam et! Hesaplarını bize bırak!

Scroll to Top