Sure Hakkında
Ayet Sayısı
30
Mushaf (Kuran) Sırası
89
Nuzül (İniş) Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
10
Sure Hakkında Bilgi
89
FECR SURESİ
GİRİŞ
Adı: Surenin birinci ayetindeki “fecr” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Surenin içeriğinden, Mekke’de İslâm’ı kabul edenlere karşı zulüm başladığı
zaman nazil olduğu anlaşılmaktadır. Bu surede Mekkelilere; Ad, Semud, ve Firavn
kavimlerinin akıbetleri örnek olarak hatırlatılmıştır.
Konu: Bu surenin konusu, ahiretteki ceza ve mükafatın varlığını isbata yöneliktir. Çünkü
Mekkeliler bu gerçeği inkar etmekteydiler. Bu amaçla, sırayla kimi deliller ileri
sürülmüştür.
İlk önce fecr’e, on geceye, çift ve tek’e, geçen gece’ye yemin edilerek, muhataplara;
inkar ettikleri şeyin hak olduğu belirtilmiş ve “yemin edilen unsurlar onun hak olduğuna
şahitlikte yeterli değil midir?” denilmiştir. İlerdeki dipnotlarda da görüleceği gibi bu dört
şey, gece-gündüz nizamının bir kurala bağlı olduğuna işaret etmektedir. Bu dört unsura
yemin etmenin anlamı şudur: Hikmete dayalı bu nizam, Allah’ın, onu kaldırıp bir ahiret
günü getirebileceğinin imkan dışı olmadığını ispat eder. Ayrıca insanın, işlediği
amellerinden hesaba çekilmesi Allah’ın hikmetinin gereğidir. Bundan sonra insanlık
tarihinden delil getirilerek Ad, Semud, Firavn kavimlerinin akıbeti örnek olarak
zikredilmiş, haddi aşıp yeryüzünde fesat çıkaran bu kavimlerin Allah (c.c.) tarafından
azaba uğratıldıkları açıklanmıştır. Bu kavimlerin uğradığı akıbet, kainat nizamının, kör ve
sağır bir sultanın saltanatı olmadığının işaretidir.
Tersine bu nizam, hikmet sahibi olan Allah’ın adalet ve hikmete dayanan nizamıdır.
İnsanlık tarihinde, bu gerçeği ispatlayan pekçok örnek görülmektedir. Allah’ın kendi
yarattığına akıl, ahlakî his (vicdan), bazı yetkiler ve kullanması için pekçok imkanlar
vermesi, sonunda ise onları sorguya çekerek ceza, ya da mükafat takdir etmesi de Allah’ın
hikmet ve adaletinin doğal bir gereğidir.
Bundan sonra insan toplumunun genel ahlakî durumu açıklanmıştır. Fiilen ortada olan Arap cahiliyetinin durumu, özellikle iki açıdan tenkit edilmiştir. Birincisi, izzet ve zilletin
ölçüsünü servet ve makama bağlayarak, ahlakî bakımdan iyi ve kötüyü bir kenara ittikleri materyalist düşünceleridir. Onlar, bu dünyada varlık sahibi olmanın Allah’tan bir mükafaat ve rızık darlığının da bir ceza olmadığını unutmuşlardı. Aslında Allah (c.c.) her iki şekilde de insanları imtihan etmektedir. Bu imtihan, insana servet verildiğinde ne tavır takınacağını, darlığa düştüğünde ise Allah’a karşı nasıl davranacağını açığa çıkarmak
içindir. İkincisi, yetimlere karşı tutumlarıdır. Babası öldükten sonra çaresiz duruma düşen
bir yetime hiç kimse sahip çıkmaz ve kim güçlüyse, onun mallarını alırdı. Güçsüz olan hak
sahipleri mazlum durumda bırakılırlardı. Mal hırsları o kadar fazlaydı ki ne denli zengin
olurlarsa olsunlar, gözleri hiç doymazdı. Onların bu yaşantılarını eleştirmekten maksat,
dünyada bu gibi fiilleri işlerken hiç hesaba çekilmiyeceklerini zannederek günlerini
geçirmelerine dikkat çekmektedir.
Daha sonra Kur’an, konuyu şöyle bitirmektedir: Onlardan muhakkak hesap sorulacaktır.
Mahkeme kurulacak ve yaptıklarının hesabını vereceklerdir. Ceza ve mükafat gününü inkar
edenler, şimdi kendilerine anlatılanların doğru olduğunu o gün anlayacaklardır. Ancak bu
gerçek, inkar edenler o gün hiçbir yarar sağlamayacaktır. Kafirler pişman olarak şöyle
diyeceklerdir “Keşke dünyada bu gün için birşeyler hazırlasaydım.” Fakat bu pişmanlık onu
Allah’ın azabından kurtaramıyacaktır. Bunun yanında Allah, dünyada iken mutmain bir kalp
ile semavî kitapları ve Rasullerin talimatlarını kabul edenlerden ise razı olacakdır. Onlara,
“Allah’ın sevdiği kulları arasına ve Cennet’e girin” denilecektir.
Açıklamalı Meal (Tümü)
1. Fecre, şafak vaktine, müminleri bekleyen parlak bir geleceği müjdeleyen tan yerinin ağarmasına Andolsun.
2. Ramazan’ın sonundaki ve Muharrem’in başındaki ilk On geceye ve ilk on gece yaşanan heyecana andolsun. —ki, huzur ve sükûn dolu bir dünyanın kapılarının aralandığı mübarek Kadir gecesi de bu geceler içindedir—.
3. Eşli Yaratılan her Çifte ve onları yaratan tek’e, iyi ile kötüye ve bütün bunları yaratan eşsiz, benzersiz ve Tek olan âlemlerin Rabb’ine andolsun!
4. Geçip gitmekte olan, yerini iman ve Kur’an aydınlığına terk eden geceye andolsun.
5. Bunda akıl ve sağduyu sahipleri için, yürekleri sarsıp gaflet uykusundan uyandıracak ibret ve kötülüklere karşı kendisini dizginleyebilecekler için şahitlik edilmeye değer hikmetler var değil mi? Karanlığın kalıcı olmadığına, her kışın ardından bir bahar, her geceden sonra bir gündüz geleceğine dair ikna edici bir şahitlik var, değil mi? Allah insanı sebepsiz, boş yere yaratmadı, zaten aklını işletip düşünen de boşuna yaratılmadığını anlayıp kavrar. Allah'ın bir cezalandırma günün olduğunu da hesaba katın. İşte bütün bunlara yemin olsun ki, hiçbir günah cezasız kalmayacak, zalimler yaptıklarının cezasını mutlaka çekecekler! Bu yemin öyle kuvvetlidir ki; size çok şey anlatır.
6. İnkâr ve isyanları yüzünden Hûd peygamberin önünde karanlık bir gece gibi duran, bağlar ve bahçelerle donatılmış Ad kavmine Rabbinin ne yaptığını görmedin mi? Rabbin sana örnekler veriyor. Örneklerde düşünenler için öğütler var. Ad halkı cehaletin karanlığında iken inananları hidayetin aydınlığına çıkardık. Cehaletin karanlığını sürdürenleri ise yok ettik. İnsanlığın yeryüzündeki imtihanı gece ile gündüzün değişimi gibidir. Kim inandığı yolda mücadele verirse; o dünyaya hâkim olur. Bu Allah’ın yasasıdır. Allah inananların yanında cehaletin karşısındadır. İnananlarla inkâr edenler arasındaki mücadele; samimiyeti, kararlılığı, azmi esas alır. İnananlar Allah yolundaki mücadelesinde azimli, kararlı, mücadeleci olmazlarsa, cehaletin karanlığı hakim olur.
7. Yüksek bir medeniyetin sembolü olan sütunlar ve süslü saraylar sahibi İrem şehrine ne yaptı?
8. O İrem şehri Öyle muhteşem nimet ve güzelliklerle bezenmiş bir şehir ki, Şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı. Âd kavminin medarı iftiharı idi. Onlar yaşadıkları dönemlerde bölgelerinde çok üstündüler. Onlarla boy ölçüşecek bir başka topluluk yoktu.
9. Vadilerde kayaları yontarak oyan, eşi benzeri yapılmamış şehirler kuran, hiçbir düşmanın erişemeyeceği güvenli evler inşa eden ve bu güvenle şımarıp, haddini aşan, Sâlih peygambere hayatı zindan eden Semud kavmine ne yaptı?
10. Muazzam ordulara ve saltanata sahip olan, ebedi kalacakmış gibi gökyüzüne doğru kazıklar gibi dikilen piramitlerin sahibi diktatör Firavun'a, ne yaptı? Şiddeti ve işkencesi meşhur, hazinesi dolu, imkânları geniş, dikili taşları sembol edinen, piramitlerle dünyaya kazık çakan, sonsuzluk iddiasındaki Firavun'a ne yaptı?
11. İşte Allah, bunların hepsini cezalandırıp yok etti ki onlar gücün ve servetin şımartmasıyla egemenlik kurdukları ülkelerde hak ve adâlet sınırlarını çiğneyerek azgınlık etmişlerdi. Allah peygamberleri elçiler olarak gönderip, yaratılış sebepleri olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet etmişti.
12. Fakat onlar daveti reddedip azgınlıktan, küstahlıktan, şirkten ve küfürden vazgeçmediler. Böylece oralarda zulüm, israf, zevk ve eğlenceye düşerek, her türlü ahlâksızlığı meşru görerek bozgunculuğu, sosyal çürümeyi artırmışlardı. Düzeni, ahlakı ve fikirleri bozmuşlardı. Biz insanları yaratırken birbirine üstün tutmadık. İnsanları yaratırken birbirine köle yaratmadık. Ama onlar yaratılıştaki eşitlik düzenimizi bozdular. İnsanların bir kısmına soyluluk asalet vererek diğerlerinden üstün tuttular. Bir kısmına zorlu çileli yaşamı layık görerek onları köleleştirdiler. Andolsun ki insanları yaratırken köle, hür, asil, soylu diye ayırarak yaratmadık. Ama azgınlar işlerine geldiği gibi insanları sınıflara ayırarak bozgunculuk yaptılar. Güç kullanarak yeryüzünde bütün insanlar için verdiğimiz nimetlere sahip oldular. İnsanların çoğunu fakir bırakarak haksızlık yaptılar. Rabbinin adaletini gözetmeyerek insanlara zulmettiler. Onlar uyarıldıkları halde gerçeği görüp kendilerini düzelteceklerine azgınlıklarını sürdürdüler. Andolsun ki zamanınızdaki kötüler geçmişten hiç ders almıyorlar. Haksızlık yapanlar, insanları sınıflara ayıranlar, insanların haklarını çalanlar, geçmişte kendileri gibi olanlara neler yaptık bilmiyorlar mı? Toplumlardan yok ettiklerimizin yerlerinde yeller estiğini görmüyorlar mı? Andolsun ki zulüm içinde olan insan kendini çok güçlü sayıyor. Hâlbuki Rabbin geçmişte inkâr edenlerin haddini bildirdiği gibi bugün de bildirecektir. Bunlardan öncekiler de aynı şeyi yapmıştı. Rabbinin uyarılarını dinlememişlerdi.
13. Bu yüzden kimini kasırgayla yok ederek, kimini bir depremle yerin dibine geçirerek, kimini denizde boğarak Rabbin de onların üzerlerine azap kamçısı indirdi ve onları yerin dibine batırdı. Âd kavmini kasırgayla, Semûd’u depremle, Firavunu da denizde boğmakla cezalandırdı. Azabımız üzerlerine yağdırılınca yapacak bir şeyleri kalmadı. Onların güçleri, akılları, bilimleri, teknolojileri, silahları hiçbir işe yaramadı. Bundan sonraki zalim toplumları da benzer nice felâketlerle hak ettikleri azapla cezalandıracaktır.
14. Şüphesiz Rabbin kullarının davranışlarını ve amellerini gözetlemektedir, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz, kullarının bütün yaptıklarından haberdardır. İyileri kötüleri gözetler. İnandık diyen insanların yapacaklarını gözetler. Yeryüzünde Rabbine karşı gelerek insanlara kötülük yapanları gözetler. Rabbine karşı inandığını söyleyenler inandık demeleriyle bırakılmazlar. Onlar çetin imtihanlardan geçirilirler. İnançlarında ne kadar samimiler? Eylemlerinde riyakârlık ikiyüzlülük var mı? Elbette Rabbin karanlıkların hâkimiyetinden kurtulup, aydınlığa kavuşmak isteyenleri dener. Aydınlığı ne kadar hak ettiklerine bakar. Unutma ki Rabbin hiçbir şeyi boş yere yapmaz. Rabbinin her yaptığında mutlaka ince hesaplar vardır. İnananlar ve inanamayanlar arasında geçecek sınavda başarıya ulaşacakların mutlaka hak etmeleri gerekir. Rabbin ne inanana ne de inanmayana asla haksızlık yapmaz. Elbette Rabbin mutlaka inananların dostu ve yardımcısıdır. Ancak Rabbinin inananlara dost ve yardımcı olması; çaba sarf etmeden inananlara başarı kapılarını bedavaya açacak demek değildir. Allah’ın yardımı inananlar mücadele ederken güçlerinin yetmediği anda gelir. İyiliklerin yeryüzüne hâkim kılınması, yeryüzünden kötülüklerin silinmesiyle ilgili mücadele, elbette hak ve adalet içinde yürüyecektir. Rabbin, inananlar çabalarıyla hak etmediği müddetçe hiçbir şekilde onların yanında olmaz. İnananların Rabbinden bir şeyi hak edebilmeleri için, inandık dediklerini yeryüzünde yaşamaları gerekir. Rabbin inandığı yolda, bilgiyle, bilinçle ve azimle yürüyenleri; bu dünyada olmasa bile mutlaka zafere ulaştıracaktır. Unutmayın! Rabbinizin katında hayat sadece dünya hayatı değildir.
15. Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine mal, makam vererek denemek için bolca ikramda bulunsa ve nimetler verse, asıl ikramın ahirette verileceğini göz ardı ederek aptalca bir gurura kapılır. Ben ne kıymetli bir kulmuşum ki, "Rabbim bana layık olduğum için hak ettiklerimi verdi der. Bu ikrama gerçekten layık olduğunu zanneder, şükretmek gereğini hissetmez, o serveti hayır işlerinde kullanacağı yerde zevk ve sefa peşinde harcar.
16. Ama ne zaman onu imtihan ederek verdiği nimetlerin bir kısmını geri alıp rızkını daraltsa; imtihan edildiğini unutup, sanki hakkı olan bir şey verilmemiş gibi hemen ümitsizliğe kapılır, verenin de alanın da Allah olduğunu unutur ve haddini aşan bir dille Rabbim bana ihanet edip haksızlık etti der. Beni önemsemedi, bak beni alçaltıp küçük düşürdü, diyerek itiraz ve isyana kalkışır.
17. Allah sonsuz lütuf, merhamet ve adâlet sahibidir. Fakat Ey nankörler, bunu hak edecek davranışlar yapmıyorsunuz. Örneğin alçaklık veya üstünlük, mal ile değildir ki, Allah'a karşı yaptığınız bu kötü zannın yanı sıra, tam Aksine siz öksüze yetime sahipsiz kimselere ikramda bulunmuyorsunuz diye başınıza bu belalar sarılmaktadır. Gerçek şu ki, insan her zaman Allah’tan kendisine her istediğini vermesini bekler ama kendisi Allah için vermekten hep kaçınır Hayır! Muhakkak ki Rabbin; bollukta, zaferde Allah’ın yanında olan ama kıtlıkta, yoklukta, yenilgide, Allah’tan uzaklaşanların yanında olmaz. Rabbin bolca verirken sizin ne yapacağınıza bakar. Bolca verilen nimetleri ihtiyacı olanlarla paylaşıyor musunuz, paylaşmıyor musunuz? Ona bakar! Ne yazık ki kendilerine bolca nimet verdiğimiz inkârcılar yetimlere vermiyorlar.
18. Allah’ın verdiği emanete “benim” diyor, Yoksula yemek vermeye onların maddî manevi ihtiyaçlarını gidererek dertlerine derman olmak için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
19. Aynı zamanda Mirasta payları bulunan, kadınların ve yetimlerin haklarını ve başkalarının hakkını dahi, hak hukuk gözetmeksizin nereden geldiğine bakmadan, haram helâl gözetmeden sanki sizinmiş gibi habire yiyorsunuz. Muhtaçları ve yakınlarınızı düşünmüyorsunuz diye, bu tür belalarla Allah sizi uyarmaktadır.
20. Zenginliği ulaşılması gereken biricik hedef olarak görüyor, hak ve adaletten çok dünya malını makamı çıkarı ve parayı da biriktirme tutkusuyla pek çok seviyorsunuz.
21. Hesaba çekileceğinizi nasıl unutuyorsunuz. Bu taparcasına sevdiğiniz malın mülkün ahirette faydası olacak mı? Hayır bu yaptığınız doğru değildir. Hesap Günü nasıl davranacaksınız. Çünkü bütün bunların hesabını vereceksiniz! Ne zaman mı? Yer sarsılıp peş peşe darbelerle paramparça olduğu zaman insan anlar. İnsanların dünyada kurduğu her şey allak bullak olacak! Dünya mallarına karşı gösterdikleri zaaflar, dünya mallarını biriktirmeler, mallarını insanlardan kaçırmalar, insanların haklarını yiyerek oluşturdukları zenginlikler, hepsi darmadağın olacak! Hesap günü hiçbir şeyi bir araya getiremeyecekler. İnsanların dünyadaki zamanları bitecek Rabbinin huzuruna gelecekler!
22. Melekler görevlerini yerine getirmek üzere mahşer meydanında sıra sıra dizilip Allah’ı tesbih ettiği ve Rabbinin hükmü geldiği zaman, her şeyin hakikati anlaşılacaktır. Hesap günü Rabbinin hükümranlığı bütün haşmetiyle ortaya apaçık çıkıp buyruğu gerçekleşir. İnsanların hesaba çekileceği büyük mahkeme kurulur. Artık insanın kaçacak yeri yoktur
23. Hükmün verildiği O gün, cehennem de bütün dehşetiyle gözlerinin önüne getirilmiştir. İşte o gün insan düşünür biriktirdiği malın ona hiçbir fayda vermediğini hatalarını yaptıklarını ve yapmadıklarını hatırlar. Ama iş işten geçtikten sonra uyarıyı dikkate almayanların pişmanlığı hatırlamasından ona ne fayda var! Hâlbuki insanlara yeryüzünde düşünüp öğüt almaları için yeterince süre verilmişti. Onlar verilen süreyi doğru değerlendirmediler. Dünyadaki konumlarına, güçlerine, zenginliklerine aldanarak uyarıları dikkate almadılar. Kendilerini sürekli haklı görerek insanlara zulmettiler. Başkalarına ait olan hakları çalarak haksızlık yaptılar. Üstelik Allah’a inandıklarını, Allah’ı sevdiklerini söyledikleri halde Allah’ın yolundan gitmeyerek ikiyüzlü bir yaşam sürdüler. Allah’ın yasalarına karşı çıktılar.
24. Der ki: "Ah keşke bu ahiret hayatım için önceden yararlı ve kurtarıcı bir hazırlık ve iyilikler yapsaydım, diye feryat edecek. Ah keşke bu günlerin geleceği ile öğüt verilip, uyarıldığımda uyarıya kulak verip de Allah adına yapılan davete uysaydım, malımdaki Allah hakkını yetime, yoksula verseydim diyecek. İnsan hesap günü kurtuluşun nerelerde olduğunu görünce şaşırıp kalacak. Rabbinin yolundan gittin mi? Rabbinin ilkelerine, yasalarına göre yaşamını kurdun mu? Kötülüklerden uzak durdun mu? İnsanların eşitliğine inandın mı? Hiçbir insanı diğerine üstün yaratmadığımız halde insanları üstün, soylu, asil ırk diye ayırdın mı? Yoksa hepsini eşit gördün mü? Yoksullara yedirdin mi? Yetimleri barındırdın mı? Varlıklarını insanlar arasında bölüştün mü? Bölüşürken hak yedin mi yemedin mi? Hesap günü yeryüzünde bunların hiçbirini yapmayan, Rabbine asi olarak gelen, büyük bir pişmanlıkla, büyük bir özlemle, “Keşke ahiret hayatım için önceden bir şey yapsaydım!” der.
25. Artık iş işten geçmiştir, yemin olsun ki insanın tekrar yeryüzüne gönderilmesi mümkün değildir. İnsana yeni bir fırsat verilmeyecektir. O gün Rabbinin zalimlere vereceği cehennem azabı gibi hiç kimse azap edemez. Kimse onun yerine cezalandırılamaz. Artık hesabın sonucu gerçekleşecektir. Hesap günü yeryüzünde haksızlık yapanlara Allah’ın vereceği cezayı kimse tahmin edemez.
26. Ve azaptan da hiç kimse kaçamaz. O'nun cehennemde vuracağı zinciri hiç kimse vuramaz, Hiç kimse O Gün, Allah’ın müşrik ve kâfirlere vereceği ceza gibi ceza veremez, hiç kimse de bu cezaya engel olamaz. Onlar tutuklanıp cezalarını çekmek için cehenneme gönderilmişlerdir. Onları cehennemden kurtaracak güç, makam, mevki yoktur. Artık onlara dünyadaki şanları, şöhretleri, makamları, malları, mülkleri, arkadaşları yardım edemez. Onların dünyadaki saltanatları bitmiştir.
27. Ey Allah’ın davetine teslim olup sorumluluklarını yerine getirerek dünya hayatlarını tamamlamış, samimiyetini ispat ederek Allah'ı anmakla huzura kavuşmuş imanda sebat gösteren, Mutlu ve kutlu can! İtaatkâr Nefis.
28. Haydi, Allah Razı olmuş ve kendisinden razı olunmuş bir halde, ölüm geldiğinde sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön. Rabbine, huzurunda hesabını ver. Görülecek hesabından razı olacak, verilecek mükâfatlarla hoşnut edileceksin.
29. Dünyada razı olduğum kullar arasına girdiğin için, Haydi gir beni ilâh tanıyan, seçkin kullarımın arasına. Andolsun ki sen içten içe yeryüzünde Rabbine yönelip, “Ya Rabbi! Beni azap edilen kullardan uzaklaştır. Beni senin razı olacağın iyi kullarının yanına koy!” diye dua ettin! Yapmış olduğun duanın gereği olarak inançlı bir şekilde yasalarımıza uydun! Yeryüzünde haksızlık etmeyerek iyiliklerde bulundun! Şimdi sana mükâfatım olarak:
30. Benim iyi kullarım cennetimdedir. Haydi Huzura, sonsuz, kusursuz saadete ulaşmak, mutluluğa eşsiz güzellikteki nimetlere kavuşmak üzere, ebedi saadet ödülünü almak için Gir cennetime denilecektir. Böylece Allah’ın onlardan, onların da Allah’tan razı oldukları apaçık ortaya çıkmış olacaktır.
1-5
MEAL
1. Andolsun fecre,
2. On geceye,
3. Çift’e ve tek’e.
4. Yürüyüp gittiği zaman geceye.
5. Bunda akıl sahibi için bir yemin var (değil) mi?
MUSTAFA ÇEVİK
1-5 İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilen Kur’an’ın, indirilmeye başladığı o geceye, o gecenin sabahına ve o gece ile başlayan ilk on gece yaşanan heyecana, çift ve tek olana yemin olsun ki, Allah insanı sebepsiz, boş yere yaratmadı, zaten aklını işletip düşünen de boşuna yaratılmadığını anlayıp kavrar.
MEAL AÇIKLAMASI
1. Fecre, şafak vaktine, müminleri bekleyen parlak bir geleceği müjdeleyen tan yerinin ağarmasına Andolsun.
2. Ramazan’ın sonundaki ve Muharrem’in başındaki ilk On geceye ve ilk on gece yaşanan heyecana andolsun. —ki, huzur ve sükûn dolu bir dünyanın kapılarının aralandığı mübarek Kadir gecesi de bu geceler içindedir—.
3. Eşli Yaratılan her Çifte ve onları yaratan tek’e, iyi ile kötüye ve bütün bunları yaratan eşsiz, benzersiz ve Tek olan âlemlerin Rabb’ine andolsun!
4. Geçip gitmekte olan, yerini iman ve Kur’an aydınlığına terk eden geceye andolsun.
5. Bunda akıl ve sağduyu sahipleri için, yürekleri sarsıp gaflet uykusundan uyandıracak ibret ve kötülüklere karşı kendisini dizginleyebilecekler için şahitlik edilmeye değer hikmetler var değil mi? Karanlığın kalıcı olmadığına, her kışın ardından bir bahar, her geceden sonra bir gündüz geleceğine dair ikna edici bir şahitlik var, değil mi? Allah insanı sebepsiz, boş yere yaratmadı, zaten aklını işletip düşünen de boşuna yaratılmadığını anlayıp kavrar. Allah’ın bir cezalandırma günün olduğunu da hesaba katın. İşte bütün bunlara yemin olsun ki, hiçbir günah cezasız kalmayacak, zalimler yaptıklarının cezasını mutlaka çekecekler! Bu yemin öyle kuvvetlidir ki; size çok şey anlatır.
6-14
MEAL
6. Rabbinin Ad (kavmin)’e ne yaptığını görmedin mi?
7. Yüksek sütunlar sahibi İrem şehrine.
8. Şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
9. Vadilerde kayaları oyan Semud kavmine.
10. Ve kazıklar sahibi Firavun’a,
11. Ki onlar ülkelerde azgınlık etmişlerdi.
12. Böylece oralarda bozgunculuğu artırmışlardı.
13. Bu yüzden Rabbin de onların üzerlerine azap kamçısı indirdi.
14. Şüphesiz Rabbin (kullarını) gözetlemektedir.
MUSTAFA ÇEVİK
6-14 Özenip, bezenerek imar edilmiş, bağlar ve bahçelerle donatılmış şehirler sahibi Âd kavmi ile O Güne kadar kayaları yontarak eşi benzeri yapılmamış şehirler kuran Semûd kavmi ve piramitlerle yeryüzüne kazıklar çakan Firavun ile kavmine de, Allah peygamberleri elçiler olarak gönderip, yaratılış sebepleri olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet etmişti. Fakat onlar daveti reddedip azgınlıktan, küstahlıktan, şirkten ve küfürden vazgeçmediler, Allah da onları bu yüzden hak ettikleri azapla cezalandırdı. Rabbiniz olan Allah her an, herkesi görüp gözetmektedir.
MEAL AÇIKLAMASI
6. İnkâr ve isyanları yüzünden Hûd peygamberin önünde karanlık bir gece gibi duran, bağlar ve bahçelerle donatılmış Ad kavmine Rabbinin ne yaptığını görmedin mi? Rabbin sana örnekler veriyor. Örneklerde düşünenler için öğütler var. Ad halkı cehaletin karanlığında iken inananları hidayetin aydınlığına çıkardık. Cehaletin karanlığını sürdürenleri ise yok ettik. İnsanlığın yeryüzündeki imtihanı gece ile gündüzün değişimi gibidir. Kim inandığı yolda mücadele verirse; o dünyaya hâkim olur. Bu Allah’ın yasasıdır. Allah inananların yanında cehaletin karşısındadır. İnananlarla inkâr edenler arasındaki mücadele; samimiyeti, kararlılığı, azmi esas alır. İnananlar Allah yolundaki mücadelesinde azimli, kararlı, mücadeleci olmazlarsa, cehaletin karanlığı hakim olur.
7. Yüksek bir medeniyetin sembolü olan sütunlar ve süslü saraylar sahibi İrem şehrine ne yaptı?
8. O İrem şehri Öyle muhteşem nimet ve güzelliklerle bezenmiş bir şehir ki, Şehirler içinde onun benzeri yaratılmamıştı. Âd kavminin medarı iftiharı idi. Onlar yaşadıkları dönemlerde bölgelerinde çok üstündüler. Onlarla boy ölçüşecek bir başka topluluk yoktu.
9. Vadilerde kayaları yontarak oyan, eşi benzeri yapılmamış şehirler kuran, hiçbir düşmanın erişemeyeceği güvenli evler inşa eden ve bu güvenle şımarıp, haddini aşan, Sâlih peygambere hayatı zindan eden Semud kavmine ne yaptı?
10. Muazzam ordulara ve saltanata sahip olan, ebedi kalacakmış gibi gökyüzüne doğru kazıklar gibi dikilen piramitlerin sahibi diktatör Firavun’a, ne yaptı? Şiddeti ve işkencesi meşhur, hazinesi dolu, imkânları geniş, dikili taşları sembol edinen, piramitlerle dünyaya kazık çakan, sonsuzluk iddiasındaki Firavun’a ne yaptı.
11. İşte Allah, bunların hepsini cezalandırıp yok etti ki onlar gücün ve servetin şımartmasıyla egemenlik kurdukları ülkelerde hak ve adâlet sınırlarını çiğneyerek azgınlık etmişlerdi. Allah peygamberleri elçiler olarak gönderip, yaratılış sebepleri olan nizam ve ahlak ile yaşamaya davet etmişti.
12. Fakat onlar daveti reddedip azgınlıktan, küstahlıktan, şirkten ve küfürden vazgeçmediler. Böylece oralarda zulüm, israf, zevk ve eğlenceye düşerek, her türlü ahlâksızlığı meşru görerek bozgunculuğu, sosyal çürümeyi artırmışlardı. Düzeni, ahlakı ve fikirleri bozmuşlardı. Biz insanları yaratırken birbirine üstün tutmadık. İnsanları yaratırken birbirine köle yaratmadık. Ama onlar yaratılıştaki eşitlik düzenimizi bozdular. İnsanların bir kısmına soyluluk asalet vererek diğerlerinden üstün tuttular. Bir kısmına zorlu çileli yaşamı layık görerek onları köleleştirdiler. Andolsun ki insanları yaratırken köle, hür, asil, soylu diye ayırarak yaratmadık. Ama azgınlar işlerine geldiği gibi insanları sınıflara ayırarak bozgunculuk yaptılar. Güç kullanarak yeryüzünde bütün insanlar için verdiğimiz nimetlere sahip oldular. İnsanların çoğunu fakir bırakarak haksızlık yaptılar. Rabbinin adaletini gözetmeyerek insanlara zulmettiler. Onlar uyarıldıkları halde gerçeği görüp kendilerini düzelteceklerine azgınlıklarını sürdürdüler. Andolsun ki zamanınızdaki kötüler geçmişten hiç ders almıyorlar. Haksızlık yapanlar, insanları sınıflara ayıranlar, insanların haklarını çalanlar, geçmişte kendileri gibi olanlara neler yaptık bilmiyorlar mı? Toplumlardan yok ettiklerimizin yerlerinde yeller estiğini görmüyorlar mı? Andolsun ki zulüm içinde olan insan kendini çok güçlü sayıyor. Hâlbuki Rabbin geçmişte inkâr edenlerin haddini bildirdiği gibi bugün de bildirecektir. Bunlardan öncekiler de aynı şeyi yapmıştı. Rabbinin uyarılarını dinlememişlerdi.
13. Bu yüzden kimini kasırgayla yok ederek, kimini bir depremle yerin dibine geçirerek, kimini denizde boğarak Rabbin de onların üzerlerine azap kamçısı indirdi ve onları yerin dibine batırdı. Âd kavmini kasırgayla, Semûd’u depremle, Firavunu da denizde boğmakla cezalandırdı. Azabımız üzerlerine yağdırılınca yapacak bir şeyleri kalmadı. Onların güçleri, akılları, bilimleri, teknolojileri, silahları hiçbir işe yaramadı. Bundan sonraki zalim toplumları da benzer nice felâketlerle hak ettikleri azapla cezalandıracaktır.
14. Şüphesiz Rabbin kullarının davranışlarını ve amellerini gözetlemektedir, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz, kullarının bütün yaptıklarından haberdardır. İyileri kötüleri gözetler. İnandık diyen insanların yapacaklarını gözetler. Yeryüzünde Rabbine karşı gelerek insanlara kötülük yapanları gözetler. Rabbine karşı inandığını söyleyenler inandık demeleriyle bırakılmazlar. Onlar çetin imtihanlardan geçirilirler. İnançlarında ne kadar samimiler? Eylemlerinde riyakârlık ikiyüzlülük var mı? Elbette Rabbin karanlıkların hâkimiyetinden kurtulup, aydınlığa kavuşmak isteyenleri dener. Aydınlığı ne kadar hak ettiklerine bakar. Unutma ki Rabbin hiçbir şeyi boş yere yapmaz. Rabbinin her yaptığında mutlaka ince hesaplar vardır. İnananlar ve inanamayanlar arasında geçecek sınavda başarıya ulaşacakların mutlaka hak etmeleri gerekir. Rabbin ne inanana ne de inanmayana asla haksızlık yapmaz. Elbette Rabbin mutlaka inananların dostu ve yardımcısıdır. Ancak Rabbinin inananlara dost ve yardımcı olması; çaba sarf etmeden inananlara başarı kapılarını bedavaya açacak demek değildir. Allah’ın yardımı inananlar mücadele ederken güçlerinin yetmediği anda gelir. İyiliklerin yeryüzüne hâkim kılınması, yeryüzünden kötülüklerin silinmesiyle ilgili mücadele, elbette hak ve adalet içinde yürüyecektir. Rabbin, inananlar çabalarıyla hak etmediği müddetçe hiçbir şekilde onların yanında olmaz. İnananların Rabbinden bir şeyi hak edebilmeleri için, inandık dediklerini yeryüzünde yaşamaları gerekir. Rabbin inandığı yolda, bilgiyle, bilinçle ve azimle yürüyenleri; bu dünyada olmasa bile mutlaka zafere ulaştıracaktır. Unutmayın! Rabbinizin katında hayat sadece dünya hayatı değildir.
15-16
MEAL
15. Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine ikramda bulunsa ve nimet verse: “Rabbim bana hak ettiklerimi verdi” der.
16. Ama ne zaman onu imtihan ederek rızkını daraltsa: “Rabbim beni hor kıldı” der.
MUSTAFA ÇEVİK
15-16 Allah ne zaman insana imtihan etmek için nimetleriyle çokça ikramda bulunsa; insanoğlu hemen “Rabbim bana hak ettiklerimi verdi.” der, fakat ne zaman imtihan için onun rızkını daraltsa “Rabbim bana ihanet edip haksızlık etti.” deyiverir.
MEAL AÇIKLAMASI
15. Ancak insana; Rabbi ne zaman onu imtihan edip kendisine mal, makam vererek denemek için bolca ikramda bulunsa ve nimetler verse, asıl ikramın ahirette verileceğini göz ardı ederek aptalca bir gurura kapılır. Ben ne kıymetli bir kulmuşum ki, “Rabbim bana layık olduğum için hak ettiklerimi verdi der. Bu ikrama gerçekten layık olduğunu zanneder, şükretmek gereğini hissetmez, o serveti hayır işlerinde kullanacağı yerde zevk ve sefa peşinde harcar.
16. Ama ne zaman onu imtihan ederek verdiği nimetlerin bir kısmını geri alıp rızkını daraltsa; imtihan edildiğini unutup, sanki hakkı olan bir şey verilmemiş gibi hemen ümitsizliğe kapılır, verenin de alanın da Allah olduğunu unutur ve haddini aşan bir dille Rabbim bana ihanet edip haksızlık etti der. Beni önemsemedi, bak beni alçaltıp küçük düşürdü, diyerek itiraz ve isyana kalkışır.
17-20
MEAL
17. Hayır. Aksine siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.
18. Yoksula yemek vermeye teşvik etmiyorsunuz.
19. Mirasta hak gözetmeksizin habire yiyorsunuz.
20. Dünya malını da pek çok seviyorsunuz.
MUSTAFA ÇEVİK
17-20 Gerçek şu ki, insan her zaman Allah’tan kendisine her istediğini vermesini bekler, ama kendisi Allah için vermekten hep kaçınır; öksüze, yetime ikramda bulunmaz, yoksulun ihtiyaçlarını karşılamaz, onların gözetilip korunmasına ön ayak olmaz, mirası hak, hukuk gözetmeden yemekten çekinmez, mala-mülke sınırsız ve ölçüsüz bir sevgi ile bağlanır.
MEAL AÇIKLAMASI
17. Allah sonsuz lütuf, merhamet ve adâlet sahibidir. Fakat Ey nankörler, bunu hak edecek davranışlar yapmıyorsunuz. Örneğin alçaklık veya üstünlük, mal ile değildir ki, Allah’a karşı yaptığınız bu kötü zannın yanı sıra, tam Aksine siz öksüze yetime sahipsiz kimselere ikramda bulunmuyorsunuz diye başınıza bu belalar sarılmaktadır. Gerçek şu ki, insan her zaman Allah’tan kendisine her istediğini vermesini bekler ama kendisi Allah için vermekten hep kaçınır Hayır! Muhakkak ki Rabbin; bollukta, zaferde Allah’ın yanında olan ama kıtlıkta, yoklukta, yenilgide, Allah’tan uzaklaşanların yanında olmaz. Rabbin bolca verirken sizin ne yapacağınıza bakar. Bolca verilen nimetleri ihtiyacı olanlarla paylaşıyor musunuz, paylaşmıyor musunuz? Ona bakar! Ne yazık ki kendilerine bolca nimet verdiğimiz inkârcılar yetimlere vermiyorlar.
18. Allah’ın verdiği emanete “benim” diyor, Yoksula yemek vermeye onların maddî manevi ihtiyaçlarını gidererek dertlerine derman olmak için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
19. Aynı zamanda Mirasta payları bulunan, kadınların ve yetimlerin haklarını ve başkalarının hakkını dahi, hak hukuk gözetmeksizin nereden geldiğine bakmadan, haram helâl gözetmeden sanki sizinmiş gibi habire yiyorsunuz. Muhtaçları ve yakınlarınızı düşünmüyorsunuz diye, bu tür belalarla Allah sizi uyarmaktadır.
20. Zenginliği ulaşılması gereken biricik hedef olarak görüyor, hak ve adaletten çok dünya malını makamı çıkarı ve parayı da biriktirme tutkusuyla pek çok seviyorsunuz.
21-24
MEAL
21. Hayır. Yer çarpılıp parça parça dağıtıldığı zaman,
22. Melekler sıra sıra dizilip Rabbin(in emri) geldiği zaman.
23. O gün cehennem de getirilmiştir. İşte o gün insan düşünüp hatırlar. Ama hatırlamaktan ona ne (fayda) var!
24. Der ki: “Ah keşke! (Bu) hayatım için önceden bir şeyler göndermiş olsaydım!”
MUSTAFA ÇEVİK
21-24 Yeryüzü şiddetle sarsılıp paramparça olduğunda, melekler görevlerini yerine getirmek üzere saflar halinde dizilip Allah’ın emirlerini beklediklerinde ve Allah’ın hükümranlığının bütün haşmetiyle ortaya apaçık çıktığında, cehennemle uyarıldıkları halde uyarıyı dikkate almayanların, azap gözlerinin önüne getirilecek ve O Gün, insan yaptığı yapmadığı her şeyi hatırlayacak fakat bu hatırlamanın ve pişmanlıkların artık ona hiçbir yararı olmayacak… “Ah keşke bu günlerin geleceği ile öğüt verilip, uyarıldığımda uyarıya kulak verip de, Allah adına yapılan davete uysaydım, bu günler için hazırlık yapsaydım” diyecek.
MEAL AÇIKLAMASI
21. Hesaba çekileceğinizi nasıl unutuyorsunuz. Bu taparcasına sevdiğiniz malın mülkün ahirette faydası olacak mı? Hayır bu yaptığınız doğru değildir. Hesap Günü nasıl davranacaksınız. Çünkü bütün bunların hesabını vereceksiniz! Ne zaman mı? Yer sarsılıp peş peşe darbelerle paramparça olduğu zaman insan anlar. İnsanların dünyada kurduğu her şey allak bullak olacak! Dünya mallarına karşı gösterdikleri zaaflar, dünya mallarını biriktirmeler, mallarını insanlardan kaçırmalar, insanların haklarını yiyerek oluşturdukları zenginlikler, hepsi darmadağın olacak! Hesap günü hiçbir şeyi bir araya getiremeyecekler. İnsanların dünyadaki zamanları bitecek Rabbinin huzuruna gelecekler!
22. Melekler görevlerini yerine getirmek üzere mahşer meydanında sıra sıra dizilip Allah’ı tesbih ettiği ve Rabbinin hükmü geldiği zaman, her şeyin hakikati anlaşılacaktır. Hesap günü Rabbinin hükümranlığı bütün haşmetiyle ortaya apaçık çıkıp buyruğu gerçekleşir. İnsanların hesaba çekileceği büyük mahkeme kurulur. Artık insanın kaçacak yeri yoktur
23. Hükmün verildiği O gün, cehennem de bütün dehşetiyle gözlerinin önüne getirilmiştir. İşte o gün insan düşünür biriktirdiği malın ona hiçbir fayda vermediğini hatalarını yaptıklarını ve yapmadıklarını hatırlar. Ama iş işten geçtikten sonra uyarıyı dikkate almayanların pişmanlığı hatırlamasından ona ne fayda var! Hâlbuki insanlara yeryüzünde düşünüp öğüt almaları için yeterince süre verilmişti. Onlar verilen süreyi doğru değerlendirmediler. Dünyadaki konumlarına, güçlerine, zenginliklerine aldanarak uyarıları dikkate almadılar. Kendilerini sürekli haklı görerek insanlara zulmettiler. Başkalarına ait olan hakları çalarak haksızlık yaptılar. Üstelik Allah’a inandıklarını, Allah’ı sevdiklerini söyledikleri halde Allah’ın yolundan gitmeyerek ikiyüzlü bir yaşam sürdüler. Allah’ın yasalarına karşı çıktılar.
24. Der ki: “Ah keşke bu ahiret hayatım için önceden yararlı ve kurtarıcı bir hazırlık ve iyilikler yapsaydım, diye feryat edecek. Ah keşke bu günlerin geleceği ile öğüt verilip, uyarıldığımda uyarıya kulak verip de Allah adına yapılan davete uysaydım, malımdaki Allah hakkını yetime, yoksula verseydim diyecek. İnsan hesap günü kurtuluşun nerelerde olduğunu görünce şaşırıp kalacak. Rabbinin yolundan gittin mi? Rabbinin ilkelerine, yasalarına göre yaşamını kurdun mu? Kötülüklerden uzak durdun mu? İnsanların eşitliğine inandın mı? Hiçbir insanı diğerine üstün yaratmadığımız halde insanları üstün, soylu, asil ırk diye ayırdın mı? Yoksa hepsini eşit gördün mü? Yoksullara yedirdin mi? Yetimleri barındırdın mı? Varlıklarını insanlar arasında bölüştün mü? Bölüşürken hak yedin mi yemedin mi? Hesap günü yeryüzünde bunların hiçbirini yapmayan, Rabbine asi olarak gelen, büyük bir pişmanlıkla, büyük bir özlemle, “Keşke ahiret hayatım için önceden bir şey yapsaydım!” der.
25-26
MEAL
25. Artık o gün O’nun azabı gibi hiç kimse azap edemez.
26. Ve O’nun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz.
MUSTAFA ÇEVİK
25-26 Hiç kimse O Gün, Allah’ın müşrik ve kâfirlere vereceği ceza gibi ceza veremez, hiç kimse de bu cezaya engel olamaz.
MEAL AÇIKLAMASI
25. Artık iş işten geçmiştir, yemin olsun ki insanın tekrar yeryüzüne gönderilmesi mümkün değildir. İnsana yeni bir fırsat verilmeyecektir. O gün Rabbinin zalimlere vereceği cehennem azabı gibi hiç kimse azap edemez. Kimse onun yerine cezalandırılamaz. Artık hesabın sonucu gerçekleşecektir. Hesap günü yeryüzünde haksızlık yapanlara Allah’ın vereceği cezayı kimse tahmin edemez.
26. Ve azaptan da hiç kimse kaçamaz. O’nun cehennemde vuracağı zinciri hiç kimse vuramaz, Hiç kimse O Gün, Allah’ın müşrik ve kâfirlere vereceği ceza gibi ceza veremez, hiç kimse de bu cezaya engel olamaz. Onlar tutuklanıp cezalarını çekmek için cehenneme gönderilmişlerdir. Onları cehennemden kurtaracak güç, makam, mevki yoktur. Artık onlara dünyadaki şanları, şöhretleri, makamları, malları, mülkleri, arkadaşları yardım edemez. Onların dünyadaki saltanatları bitmiştir.
27-30
MEAL
27. Ey huzura kavuşmuş can!
28. Razı olmuş ve kendisinden razı olunmuş bir halde Rabbine dön.
29. Haydi gir kullarımın arasına.
30. Gir cennetime.
MUSTAFA ÇEVİK
27-30 Allah’ın davetine teslim olup sorumluluklarını yerine getirerek dünya hayatlarını tamamlamış olanlara da, o gün, “Huzura, mutluluğa eşsiz güzellikteki nimetlere kavuşmak üzere girin cennete.” denilecek. Böylece Allah’ın onlardan, onların da Allah’tan razı oldukları apaçık ortaya çıkmış olacak.
MEAL AÇIKLAMASI
27. Ey Allah’ın davetine teslim olup sorumluluklarını yerine getirerek dünya hayatlarını tamamlamış, samimiyetini ispat ederek Allah’ı anmakla huzura kavuşmuş imanda sebat gösteren, Mutlu ve kutlu can! İtaatkâr Nefis.
28. Haydi, Allah Razı olmuş ve kendisinden razı olunmuş bir halde, ölüm geldiğinde sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön. Rabbine, huzurunda hesabını ver. Görülecek hesabından razı olacak, verilecek mükâfatlarla hoşnut edileceksin.
29. Dünyada razı olduğum kullar arasına girdiğin için, Haydi gir beni ilâh tanıyan, seçkin kullarımın arasına. Andolsun ki sen içten içe yeryüzünde Rabbine yönelip, “Ya Rabbi! Beni azap edilen kullardan uzaklaştır. Beni senin razı olacağın iyi kullarının yanına koy!” diye dua ettin! Yapmış olduğun duanın gereği olarak inançlı bir şekilde yasalarımıza uydun! Yeryüzünde haksızlık etmeyerek iyiliklerde bulundun! Şimdi sana mükâfatım olarak:
30. Benim iyi kullarım cennetimdedir. Haydi Huzura, sonsuz, kusursuz saadete ulaşmak, mutluluğa eşsiz güzellikteki nimetlere kavuşmak üzere, ebedi saadet ödülünü almak için Gir cennetime denilecektir. Böylece Allah’ın onlardan, onların da Allah’tan razı oldukları apaçık ortaya çıkmış olacaktır.