Hakka Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

52

Mushaf (Kuran) Sırası

69

Nuzül (İniş)Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

78

Sure Hakkında Bilgi

Adı: Birinci kelime bu sureye ismini vermiştir.

Nüzul Zamanı: Mekke döneminin başlarında nazil olan surelerdendir.

Muhtevasından, bu surenin Allah Rasulü’ne karşı muhalefetin yeni yeni başladığı, ama henüz şiddete baş vurulmadığı sıralarda nazil olduğu anlaşılmaktadır. Ahmed’in Müsned’inde Hz. Ömer’den şöyle bir rivayet nakledilir: Müslüman olmadan evvel bir gün Hz. Muhammed’e (s.a) eziyet ve kötülük etmek niyetiyle evden çıktım. Lakin, O benden önce Mescid-i Haram’a varmıştı. Ben geldiğimde namaz kılmaktaydı, el-Hakka Suresi’ni okuyordu. Arkasına dikilerek dinlemeye başladım. Bu sureleri duyunca sanki mestoldum. Derhal aklıma bu adamın Kureyşlilerin söyledikleri gibi muhakkak bir şair olduğu geldi. Ben böyle düşünürken O’nun ağzından şu sözler döküldü. “O muhakkak kerim bir Rasulün sözüdür bir şairin değil” O zaman şair değilse bir kahindir, dedim. Bu sefer mubarek ağızlarından “… bir kahinin sözü de değildir, siz pek az düşünüyorsunuz. O Alemlerin Rabbinden gönderilmedir”. Bunları duyunca kalbimde derin izler açıldı. İşte Hz. Ömer’in bu sözlerinden de anlaşılıyor ki bu sure Hz. Ömer’in İslâm’ı kabulünden önce nazil olmuştur. Çünkü bu hadiseden sonra daha bir müddet Hz. Ömer henüz Müslüman olmamış ve bir çok hadise mütemadiyen O’nu İslâm’ın tesiri altına çekmiştir. Ve en sonunda da kız kardeşinin evinde son darbeyi yiyince İslâm’a vasıl olmuştur. (İzah için bkz. Meryem Suresi ve El-Vakıa Suresi giriş bölümleri.)

Konu: Bu surenin birinci bölümünde (ayn işareti) ahiret hakkında malumat vardır. İkinci bölümde ise Kur’an-ı Kerim’in Allah tarafından gönderildiği ve Peygamber’in (s.a) yine Allah tarafından vazifelendirilmiş bir hak Rasul olduğu açıklanmaktadır.

Birinci bölümün başlarında kıyametin bir gün geleceği, ahiretin de vaki olacağı hakikatinin mutlaka gerçekleşeceği beyan edilmektedir. Sonra 4. ayetten 12. ayete kadar geçmiş kavimlerden bazılarının ahireti inkâr ettikleri ve sonunda da Allah’ın azabına mustahak oldukları anlatılmaktadır. Ayrıca 17. ayette kıyametin gelişinin tablosu çizilmektedir. Daha sonra 18. ayetten 37. ayete kadar asıl söylenilmek istenen maksat yani Allah Teâlâ’nın bu halihazırdaki dünyadan sonra insanlara başka bir hayat takdir ettiği vurgulanmaktadır. Az sonra da o gün bütün insanların Rabbi huzurunda mahkemede hazır bulunacakları söyleniyor. Burada artık hiçbir gizli kapaklı şey kalmayacaktır. Herkesin amel defteri elinde olacaktır. Bu dünyada bir gün Allah’a hesap vereceği korkusuyla yaşayan ve güzel ameller işleyenlere ahirette karşılıkları verilecektir. Hesaplarının temiz olduğunu görecekler ve cennette sonu olmayan bir huzura kavuşacaklardır. Ama bu dünyadayken Allah’a kulluk hakkını itiraf etmeyerek kulluk vazifelerini yerine getirmeyenleri ise Allah’ın cezalandırmasından kimse kurtaramayacaktır ve sonunda bunlar cehennem ateşine gönderileceklerdir.

İkinci bölümde bu Kur’an-ı Kerim’e “bir şair ya da bir kahinin sözüdür” diyorsunuz, oysa Allah Teâlâ tarafından gönderilmiş ve Kerim bir Rasul tarafından size getirilmiş bir kitaptır. Bu Rasul, bu kelamda hiçbir eksiklik ya da artırma da yapmaya yetkili değildir. Eğer o böyle yapacak olsa, O’nun kalp damarını keser, boynunu koparırdık. Muhakkak ki bu, hak kelamdır, kim onu yalanlarsa sonunda hüsrana uğrayacaktır” denilerek Mekke’deki kafirlere cevap verilmektedir.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1-3

1-3 Ey insanlar! İdrakinizin çok üstünde bir dehşetle gerçekleşecek olan Son Saat’in mutlaka gelip çatacağına iman ederseniz, Allah adına yapılmakta olan davetin önemini kavrar ve ona yönelirsiniz.

4-8

4-8 Semûd ve Âd kavimleri de uyarılmalarına rağmen Son Saatle birlikte, Kıyamet Günü ve ardından da Hesap Günü’nün geleceğine inanmadılar. Peygamber’e karşı çıkıp daveti ile alay ettiler. Bunun üzerine Semud kavmi şiddetli bir depremle helak edildi. Âd kavmi ise kulakları sağır eden uğultulu bir kasırga ile helak olup gittiler. Allah o kasırgayı yedi gece, sekiz gün onların üzerinde estirdi, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yere yıkılıp süründüklerini bir görseydin. Şimdi onlardan geriye hiçbir şey kalmadı

9-10

9-10 Firavun, onun halkı ve onlardan önce daveti reddedip şirkinde, küfründe inatla direnip peygamberlere ve gönderilen kitaplara saldıranları da Allah hak ettikleri azaba çarptırıp cezalandırdı.

11-12

11-12 Suları yükseltip de Nûh kavminin müşrik ve kâfirlerini boğduğumuzda, Allah’ın davetine iman eden sizin mü’min atalarınızı gemide taşıyıp kurtarmıştık. Bunları size aklınızı kullanıp ders çıkarasınız ve kulağınıza da küpe olsun diye bildiriyoruz.

13-18

13-18 Son Saat gelip de Sûr’a ilk üflendiğinde yeryüzü ve dağlar yerlerinden sökülüp birbirlerine çarptırılıp, parçalandığında işte O Gün olması gereken de olacaktır. O gün gökler yarılıp sistemleri çöker, düzenleri bozulur, görevli melekler de çöküntülerinin başında yeni görevlerini beklerler. Hükümranlık makamının kudret ve egemenliğin sahibi olan Rabbiniz, O Kıyamet ve Hesap Günü sekiz güçlü meleği görevlendirip O Gün’ün yükünü onlara taşıttırır. İşte O Günün ardından insanlar, melekler tarafından Rablerinin huzuruna çıkarılıp dünya hayatlarını kime ve neye göre yaşadıklarının hesabını verecek, gizli ve saklı hiçbir şeyleri kalmayacak.

19-24

19-24 Hesap Günü Allah’ın davetine iman edip, dünya hayatını buna göre yaşamış olanların hesap defterleri sağ taraflarından verilecek. Bu müjdeye nail olan kimse sevinçle, “Ben bir gün hesabımla karşılaşacağıma inanmış, hayatımı da buna göre yaşamaya çalışmıştım. Şimdi bu yüzden Rabbim bana âhiret yurdu olan cennette meyveleri dallarından sarkmakta olan muhteşem güzellikler içinde yepyeni, mutlu bir hayat bahşetti.” diyecek. Onlara, iman ve salih amellerle yaşadığınız hayatınızın karşılığı olarak, “Cennet nimetlerinden huzur içinde yiyip için.” denilecek.

25-37

25-37 Dünya hayatlarında Allah’ın davetinden yüz çeviren, karşı çıkıp tepki veren, Âhirete ve Hesap Gününe inanmayanlara ise Hesap defterleri sol taraflarından verilecek. Bu kimse de, “Eyvah! Keşke bu amel defterim bana hiç verilmeseydi, içindekileri hiç görmeseydim, ölümle her şey bitmiş olsaydı. Dünyadaki malım, mülkümün burada bana hiçbir faydası olmadı, bütün gücüm, saltanatım, kudretim yok olup gitti.” diye feryat edecek. Bunun üzerine Yüce Allah cehennemin görevli meleklerine şöyle buyuracak, “Onu uzunca bir zincirle bağlayıp atın cehenneme, çünkü o uyarılıp davet edilmesine rağmen, Allah’la birlikte başka rabler ve ilahlar edinip davet olunduğu ilâhî nizamdan yüz çevirmiş, ölümden sonra diriltilip hesap vereceğine de inanmamıştı. Ayrıca yoksulu doyurmaz, doyurmaya başkalarını da teşvik etmezdi. Bu yüzden bugün onu azaptan koruyacak bir ameli de yoktur.” Böylelerinin cehennemde layık oldukları yiyecek ve içecekleri de irin olacaktır.

38-47

38-47 Gördüklerinize ve göremediklerinize andolsun ki: Bu Kur’an çok şerefli bir elçinin Allah adına size ilettiği ilahi bir davet kitabıdır. O, ne bir şairin ne de bir kâhinin sözüdür. O, âlemlerin Rabbi ve ilahı olan Allah tarafından gönderilmiştir. Şayet Peygamber Bizim adımıza birtakım sözler uydurup da söylemiş olsaydı, onu kıskıvrak yakalar, sonra da şahdamarını koparırdık ve hiç kimse de buna engel olamazdı.

48-49

48-49 Şüphesiz bu Kur’an, Allah’ın insanı ve kâinatı yaratmasının amacını ve bu amaca uygun nasıl yaşanması gerektiğini bildirmek, bununla ilgili öğüt verip uyarmak için gönderilmiştir. Bu gerçeği ancak, yaratılışının ve bunca nimetlerle donatılışının sebebini düşünenler anlayabilirler, fakat insanların birçoğu aklını kullanıp, düşünüp de gerçeği kabul etmek istemiyorlar.

50-52

50-52 Müşrik ve kâfirler, Kur’an’ı yalan sayıp, davetine sırtlarını dönmelerinin mutlaka pişmanlığını duyup, ızdırabını yaşayacaklar. Çünkü Kur’an hakikatin ta kendisidir. O halde ey bu gerçeği kavrayıp iman edenler! Rabbinizin yüceliğini aklınızdan çıkarmayın, O’nun davetine sarılıp dünya ve âhiret hayatınızda mutluluğa kavuşun.

Scroll to Top