İbrahim Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

52

Mushaf (Kuran) Sırası

14

Nuzül (İniş)Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

72

Sure Hakkında Bilgi

Adı: Sure adını 35. ayette geçen İbrahim Peygamberden (a.s.) alır. Fakat bu, surede İbrahim’in (a.s.) hayat hikayesinin anlatıldığı anlamına gelmez. Bu isim, diğer surelerin, yani İbrahim’den bahsedilen diğer tüm surelerin ismi gibi sadece bir sembol niteliğindedir.

Nüzul zamanı: Surenin üslubundan ve ihtiva ettiği konulardan, onun Mekke döneminin son zamanlarında indirildiği anlaşılmaktadır. Örneğin 13. ayet (“Kafirler peygamberlerine dediler ki: ‘ya sizi kendi toprağımızdan süreceğiz, ya da dinimize geri döneceksiniz.!”), surenin indirildiği dönemde müslümanlara yapılan işkencenin çok ağır olduğunu ve Mekkelilerin daha önceden gönderilen peygamberleri inkar eden diğer topluluklar gibi mü’minleri kendi topraklarından sürmek istediklerini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle 14. ayette kafirler “Hiç şüphesiz biz, zulme sapanları helak edeceğiz” denilerek uyarılmakta ve mü’minler de, kendilerinden önce inanan diğerleri gibi “Ve onlardan sonra sizi o arza yerleştireceğiz” denmek suretiyle teskin edilmektedirler. Aynı şekilde surenin son bölümünde (43-52) yer alan şiddetli uyarı da, surenin Mekke döneminin son yıllarında nazil olduğunu göstermektedir.

Anafikir ve Amaç:

Bu sure, Peygamberin (s.a) davetini reddeden ve onun görevini başarısızlığa uğratmak için birçok hileler kuran kafirlere bir uyarı ve tavsiye niteliğindedir. Fakat tavsiyede, uyarı, azarlama, kınama ve suçlama hakimdir. Çünkü daha önceki surelerde tavsiyeye çok yer verilmiş, fakat buna rağmen onların düşmanlığı, bağnazlığı, işkence, kin ve nefretleri artmaya devam etmişti.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1

1 Elif, Lâm ve Râ’ya yemin olsun ki, ey Peygamber! Bu Kur’an, insanlar yaratılış sebeplerini bilsin, ona uygun yaşasın, böylece karanlıklardan aydınlığa çıksın diye, yüce ve övgüye tek layık olan Allah tarafından, kavminin konuşup anlaştıkları ve yazıştıkları harflerden oluşan sözlerle indirilmiştir.

2-3

2-3 Gökleri, yeri ve arasında olanları yaratan ve sahibi olan Allah, insanları Kur’an ile fıtratlarına uygun bir hayatı yaşamaya çağırmaktadır. Bu gerçeği kavramak istemeyenlerin vay haline. Onlar bundan dolayı çok çetin bir azap ile cezalandırılacaklar. Kendileri kısacık dünya hayatının basit zevkleri uğruna daimi âhiret mutluluğunu terk etmekle birlikte, başkalarını da Allah’ın davetine uygun yaşamaktan alıkoymak için çaba sarf edenler, hakka karşı bâtılı tercih eden zalimlerdir.

4

4 Biz kolayca açıklanıp anlaşılsın diye âyetlerimizi her peygambere kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah, davetinden kibirlenerek yüz çevirenleri doğru yoluna iletmez. Hidayeti dileyip de bu uğurda çaba göstereni de hidayete (doğru yoluna) ulaştırır. Yarattıkları üzerinde hüküm koyma yetkisi yalnızca Allah’a aittir, O’nun her hükmü mutlak isabetlidir, sınırsız ilim ve kudret sahibi yalnızca Allah’tır.

5

5 Biz Musa’yı da halkına, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarması, Kıyamet ve Hesap Gününü hatırlatması için gönderdik. Musa’nın yaşadıklarından alınacak dersler vardır, bundan ancak Allah yolunda sıkıntılara göğüs gererek sabırla direnenler dersler çıkarabilirler.

6-8

6-8 Musa kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın size bahşettiği nimetlerini unutmayın. Firavun size işkencenin en kötüsünü uyguluyor, oğullarınızı öldürüyor, kadınlarınızı ve kızlarınızı sağ bırakıp, kötü amaçlarına alet ediyordu. Allah sizi Firavun’un zulmünden kurtardı, Rabbinizin imtihanından geçmekte olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın! Rabbiniz size, davetine sarılır şükrederseniz nimetlerini daha da artırarak vereceğini vaat ediyor fakat nankörlük edip yüz çevirirseniz şiddetli bir azaba çarptırılırsınız.” Musa sonra da sözlerine şöyle devam etti: “Sizler ve yeryüzünde yaşamakta olan tüm insanlar Allah’a nankörlük edip davetini reddetseniz de Allah’a zarar vermiş olamazsınız. Allah’ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur. O, övgüye layık olan tek ilahtır.”

9

9 Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd, Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelen sayılarını yalnızca Allah’ın bildiği kavimlerin başlarından gelip geçenlerden sanki hiç haberiniz yokmuş gibi davranıyorsunuz. Onlara da peygamberleri yaratılışlarının amacının ne olduğunu ve buna göre nasıl yaşamaları gerektiğini apaçık tebliğ etmiş, misallerle açıklamış, yaşayışları ile de göstermişlerdi. Fakat onlar da daveti ellerinin tersi ile itmiş, peygamberleri susturmaya çalışmış, “Biz sizin söylediklerinizi kabul etmiyoruz, çünkü peygamber olduğunuza inanmıyoruz.” demişlerdi.

10-12

10-12 Peygamberleri de onlara şöyle demişti: “Gökleri yeri ve arasında olanları yaratan Allah’ın sizi karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan davetinden şüphe mi ediyorsunuz?” Gerçek şu ki, Rabbimiz sizi ecelinizle ilgili belirlediği gün gelmeden şirk ve küfrünüzden tevbe ederek bağışlanmaya, kurtuluşa çağırıyor fakat onlar peygamberlere hiç düşünmeden, “Siz de bizim gibi yiyip, içen ölümlü birer insansınız, bir de kalkmış peygamber olduğunuzu söyleyip, atalarımızdan bize miras kalan hayat tarzımızdan vazgeçmemizi istiyorsunuz, madem söyledikleriniz doğru, o halde mucizeler göstererek bizi inandırın da görelim.” diyorlardı. Peygamberleri de onlara şöyle dediler: “Evet, biz de sizin gibi ölümlü insanlarız. Allah kullarından layık görüp, dilediğine peygamberlik bahşeder, mucizeler ise peygamberlerin istemesiyle değil, ancak Allah’ın dilemesiyle meydana gelir. Mucizeler insanı aciz bırakan olaylardır ve hiçbir insanın istemesiyle de meydana gelmez, inanmak isteyenler bu gerçeği kabul ederek söylediklerimize inanmalı ve yalnız Allah’a güvenip, davetine teslim olmalıdır. Allah bizlere doğru olanı bildirmişken niçin O’na güvenip de teslim olmayalım. Hiç şüpheniz olmasın ki, bu yüzden yaptığınız eziyetler, bizi doğruları söylemekten vazgeçirmeyecektir. Allah’a güvenip iman edenler mutlaka kazanacak ve mutlu olacaklardır.”

13-14

13-14 Bunun üzerine şirk ve küfre dayalı hayatlarını terk etmek istemeyenler, peygamberlerine şöyle demişlerdi: “Siz ya bizim ilahlarımızı kabul edip dinimize döner, bize uyarsınız ya da sizi ülkemizden sürüp çıkarırız.” Müşriklerin bu sözlerinden sonra Allah da peygamberlerine şöyle vahyetti: “Biz onları mutlaka helak edeceğiz ve yerlerine mü’minleri getireceğiz. İşte bu; Allah’ın davetine iman edip, imanın gereklerini yerine getirmek uğrunda cihat edenlere Allah’ın vaadidir.”

15-17

15-17 Bütün çabalarına rağmen kavimleri hakikati reddedince, peygamberler de “Rabbim! Artık bunlarla bizim aramızdaki hükmünü ver” diye dua ettiler. Sonunda müşrik ve kâfirler hak ettikleri azaba çarptırılıp, yok olup gittiler. Âhirette de onları cehennem ateşi beklemektedir. Orada onlara kanlı, irinli bir su içirilecek, bu iğrenç suyu yutmaya çalışacaklar ama kolay kolay da yutamayacaklar. Ölüm onları her taraftan kuşatacak fakat ölemeyecekler ve birbiri ardından daha kötü azaplara uğratılacaklar.

18

18 Hakikati inkâra şartlanmış olanların iyilik namına yaptıkları işler, fırtınalı bir günde rüzgârın savurup yok ettiği küllere benzer. Onların iyilik zannettiklerinin âhirette hiçbir karşılığı yoktur. Bu ise büyük bir kayıp, büyük bir hüsrandır.

19-20

19-20 Allah gökleri, yeri ve arasındakileri boşuna değil; yüce bir amaç için sizi de o amacı gerçekleştirmek üzere yaşamanız için yarattı! Şunu iyi bilin ki; Allah dilerse sizi yok edip yerinize yeni bir topluluk getirir. Bu, Allah için hiç de zor değildir.

21

21 Hesap Günü geldiğinde, bütün insanlar Allah’ın huzurunda toplanacaklar, işte O Gün zayıflıklarını bahane ederek, güçlü gördükleri kimselere körü körüne uyanlar, arkalarından gittikleri önderlerine şöyle diyecekler: “Biz dünya hayatımızda sizlere tabi olmuştuk, bundan dolayı da bugün azaba çarptırılmaktayız, şimdi sizler bizi Allah’ın azabından biraz olsun kurtaramaz mısınız?” Onlar da kendilerinden yardım talep edenlere şöyle diyecekler: “Şayet Allah bizi hak ettiğimiz bu azaptan kurtarırsa, biz de sizi kurtarırız fakat artık böyle bir kurtuluş bizim için de sizin için de imkânsız. O yüzden ne kadar ağlayıp sızlansak, yalvarıp yakarsak da faydası yok, çoktan iş işten geçti. Artık hiçbirimizin hak ettiğimiz azaptan kurtulabilmemiz mümkün değil.”

22

22 Hesap Günü yargılama süreci bitip de herkes hak ettiği ile yüz yüze gelince şeytan da, “Cehenneme girmemize sen sebep oldun.” diyenlere şöyle cevap verecek: “Allah’ın sizi daveti gerçek idi. Ben ise size boş vaatlerde bulundum, yalanlar söyleyip aldattım. Aslında benim sizler üzerinde istediğimi yaptıracak bir gücüm de yoktu. Sadece davet edip şirke, küfre çağırdım. Siz de Allah’ın davetine değil de, benim davetime yönelip uydunuz. Şimdi kendi suçunuzdan dolayı beni kınayıp suçlamayın, dönüp kendinize bakın. Suçlanıp kınanacak olanlar sizlersiniz. Bugün artık ne ben ne de Allah’la birlikte ilah edindikleriniz feryadınızı duyup, imdadınıza yetişemeyiz ve beni de Allah’ın azabından hiç kimse kurtaramaz. Zaten ben Allah’a ortak koşulmasının yanlış olduğunu biliyordum. Fakat bu yanlışı size fısıldayınca hiç düşünmeden kabul ettiniz.” Gerçek şu ki, şeytan ve onun takipçileri çok şiddetli bir azabı hak etmişlerdir.

23

23 İman edip gereklerini yerine getirmek üzere gayret edenler, Rablerinin izni ile içlerinden ırmaklar akan ve mutluluk yurdu olan nimetlerle dolu cennetlere yerleştirilecekler ve orada birbirlerini tebrik edecekler.

24-25

24-25 Allah güzel söylenmiş doğru sözü âdeta kökü yerde dalları göğe doğru yükselmiş verimli bir ağaca benzetiyor. Bu ağaç Rabbinin izni ile her zaman meyve verir. Allah insanların düşünüp, doğru olanı kavramaları başkalarını bu yolla davet etmeleri için böyle misaller vermektedir.

26

26 Bünyesinde şirk ve küfür barındıran ve insanları ona davet eden kötü sözler ise, kökü yerde çürümeye başlamış dayanıksız bir ağaç gibidir. Böyle bir ağacın ayakta kalma, meyve verme, yaşama imkânı ve gücü yoktur.

27

27 Allah, tevhid inancını hayatlarına tatbik uğrunda gayret edenleri kökü yerde, dalları göğe yükselmiş olan ağaçlar gibi dimdik ayakta tutar. Âhirette de cennet nimetleri ile ödüllendirir. Allah, davetinden yüz çevirenleri de bataklıklarında dalalet içinde kendi başlarına bırakır, O dilediğini yapmaya kadirdir.

28-30

28-30 Allah’ın verdiği bunca nimetlere nankörlük edip kibirlenerek, Allah’la birlikte ilahlar edinen ve başkalarını da kendileri gibi yaşamaya teşvik edip, azap yurdu olan cehenneme sürükleyen ve sürüklenenleri görmüyor musun? İşte o cehennemi yurt edinecek olanların vay haline. Bunlar Allah’ın rızasını kazanmaya çağrılmalarına rağmen, kabullenmeyip doğru olandan yüz çevirmiş, nankörlüğe yatkın olanların yüz çevirmelerine de destek vermiş, önayak olmuşlardır. Onlar; Allah’ın verdiği nimetlerden istifade ederek, bir müddet daha oyalansınlar, nasıl olsa sonunda varacakları yer cehennemdir.

31

31 Ey Peygamber! Mü’min kullarıma söyle, hiçbir pazarlığın yapılmayacağı, hiçbir eşin, dostun, yakının, malın, mülkün makamın bulunmayacağı Hesap Günü gelip çatmadan namazlarını bilinçle ve titizlikle kılsınlar, kendilerine verdiğimiz nimetlerden Allah yolunda gizli ve açık olarak harcasınlar.

32-33

32-33 Allah’ın gökleri, yeri ve arasında olanları sizin için yarattığını, gökten indirdiği su ile yeryüzünde size çeşit çeşit rızıklar var edip ikram ettiğini, denizlerde koyduğu yasalar sayesinde gemileri yüzdürüp istifadenize sunduğunu, nehirlerden yararlandırdığını sakın unutmayın.

34

34 Kendi yörüngelerinde Allah’ın koyduğu yasalarla seyretmekte olan güneşi ve ayı da sizin faydanıza sunan, gündüzü ve geceyi rahatınız için aydınlık ve karanlık yapan da Allah’tır. Verdiği nimetleri saymaya kalksanız sayıp bitiremezsiniz. Fakat insanların çoğu bahşedilen bunca nimete rağmen Allah’a nankörlük eder, davetinden yüz çevirir ve O’na şükretmezler. Çünkü cahil ve zalimdirler.

35-41

35-41 Vaktiyle İbrahim Allah’a şöyle dua etmişti: “Rabbim bu beldeyi emin, güvenilir bir yer kıl, beni ve soyumdan olanları da Senden başkasını ilah edinmekten muhafaza et. Rabbim, bu müşrikler ve onların ilah edinip de putlaştırdıkları kimseler, cahil, aklını kullanmayan birçok insanın da müşrik ve kâfir olmasına sebep olmuşlardır. Rabbim; her kim bana uyarsa o bendendir ve Senin doğru olan yolundadır. Her kim de davetinden yüz çevirirse, o kimsenin işi de Sana kalmıştır. Sen yanlışından tevbe edip doğruya yönelenlere karşı merhametli ve bağışlayıcısın. Rabbim ben ailemden bazılarını ekip biçmeye elverişli olmayan kıraç bir vadiye, Senin mukaddes beytinin yakınında bir yere yerleştirdim ki; namazlarını kılıp, Sana dua etsinler ve Sana güvenip sığınsınlar, merhametine, şefkatine nail olsunlar! Rabbim! Bir kısım insanın gönüllerini de onlara meylettir ve onlara rızıklar bahşet, şükredenlerden olmayı nasip et.” diyerek duasına şöyle devam etti: Ey Rabbimiz! “Sen bizim içimizi, dışımızı, gizli açık her şeyimizi bilirsin. Yerde ve gökte olan hiçbir şey senden gizlenemez, övülmeye layık olan da yalnız Sensin! Rabbim sana hamdolsun, bana ihtiyarlık çağımda İsmail ve İshak’ı bağışladın. Şüphesiz Sen, duaları işitensin. Rabbim beni ve soyumu namazı titizlikle kılan kullarından eyle! Rabbim, ibadetlerimle duamı da kabul et. Rabbim Hesap Günü’nde beni, anamı, babamı ve bütün mü’minleri rahmet ve merhametinle bağışla.”

42-43

42-43 Sakın Allah’ı müşrik ve kâfirlerin yapıp ettiklerinden habersiz sanmayın. Allah onların hak ettikleri cezalarını, korkudan gözlerinin âdeta yuvasından fırlayacakmış gibi dehşetle bakıp kalacağı güne bırakır. İşte O Gün onlar mahşer yerinin dehşetinden panik içinde bir kurtuluş çaresi ararcasına başlarını göğe dikmiş, gözleri yuvasında dona kalmış, kendilerinden geçmiş ve kalpleri bomboş bir halde oradan oraya koşuşup dururlar.

44-46

44-46 Ey Peygamber! İnsanları böyle şiddetli bir azapla karşı karşıya gelmeden uyar. O Gün gelip çattığında uyarıları umursamayıp, Allah’ın davetinden yüz çevirmiş olanlar şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bize biraz daha mühlet verip dünyaya döndür de, peygamberlerle davet ettiğin hayat nizamını yaşayanlardan olalım.” Allah da onlara şöyle diyecek: “Öldükten sonra diriltilip, yapıp ettiklerinizden hesap sorulacağı bildirildiği halde, inanmayanlar sizler değil miydiniz? Ölümden sonra yeniden diriltilmeyeceğinize dair başkalarını da inandırmak için yeminler ediyordunuz. Üstelik sizler Allah’a şirk koşup, daveti reddetmeleri sebebi ile helak edilmiş olan, kavimlerin yurtları üzerinde yaşıyor ve onların başlarına gelenlerden de haberdar edilmiştiniz. Sizden önce helak edilen o zalimler de kendilerini, Allah’ın razı olacağı hayat nizamını yaşamaya davet eden peygamberlerine her türlü tuzağı kurup, eziyetlere maruz bırakıp, onları reddetmişlerdi. Allah da onların dağları yerinden oynatacak kadar güçlü sandıkları tuzaklarını boşa çıkardı.”

47

47 Sen sakın Allah’ın peygamberlerine ve mü’minlere yardım vaadinden döneceğini zannetme Allah’ı vaadinden döndürecek yoktur. O, üstün kudret sahibidir ve hak edenin hak ettiğini mutlaka veren, müşrik, kafir ve zalimlerden intikam alıcıdır.

48-51

48-51 Günü gelince üzerinde yaşadığınız yer başka bir yerle, gökler de başka göklerle yer değiştirilecek ve her şey alt üst olacak, bütün insanlar yeniden diriltilip tek ve gerçek hükümdar olan Allah’ın huzurunda toplanacaklar. İşte O Gün Kur’an ile yapılan davetten yüz çevirmiş kimseler olarak huzura getirilenlerin zincirlere vurulmuş, katrandan elbiseler giydirilmiş olduklarını ve yüzlerine de ateş püskürtülmekte olduğunu göreceksin. Hesap Günü her insan Allah’ın davetine karşı tutumunun karşılığını görecektir. Allah hesabı çabuk görendir.

52

52 Bu Kur’an insanlar için bir öğüt, Allah’tan başka gerçek ilâh olmadığını bildiren uyarı kitabıdır. Yaratılışının sebebini bilmek ve ona uygun yaşamak isteyen gerçek akıl sahipleri için de rehberdir.

Scroll to Top