Sure Hakkında
Ayet Sayısı
6
Mushaf (Kuran) Sırası
109
Nuzül (İniş) Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
18
Sure Hakkında Bilgi
109
KAFİRUN SURESİ
GİRİŞ
Adı: Birinci ayetteki “kafirun” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Abdullah b. Mesud, İkrime, Hasan Basrî bu surenin Mekkî olduğunu
söylemektedir. Abdullah b. Zübeyr ise Medenî olduğunu söylemişlerdir. İbni Abbas ve
Katade’den iki kavil mervidir. Birincisine göre bu sure Mekkîdir, ikincisine göre ise
Medenîdir. Ama cumhur müfessire göre bu sure Mekkîdir. Zaten surenin muhtevası da
buna delalet etmektedir.
Tarihî arkaplan: Mekke dönemi, Rasulullah’ın daveti karşısında, Kureyş müşrikleirinin
şiddetli muhalefet fırtınası estirdikleri bir dönemdi. Bunun yanı sıra Kureyşin ileri
gelenleri, Rasulullah ile uzlaşma düşüncesinden de geri kalmıyorlardı. Bu nedenle onlar,
Resulullah’a ara sıra uzlaşma teklifi götürüyorlardı. İstiyorlardı ki, böylece bu ihtilaf
ortadan kalksın. Buna ilişkin müteaddit hadisler rivayet edilmiştir.
İbn Abbas’ın rivayetine göre, Kureyşliler Rasulullah’a şöyle diyorlardı: “Biz sana o kadar
mal veririz ki Mekke’de herkesten zengin olursun. Eğer bir kadın istersen onunla seni
evlendiririz. İstersen seni önder olarak kabul ederiz. Yalnız tanrılarımızı kötülemekten
vazgeç. Eğer bu teklifi kabul etmezsen başka bir teklifimiz var. Bu, senin için de bizim
için de hayırlı olur.” Rasulullah onlara: “O nedir?” diye sordu. Onlar: “Sen bir sene
tanrılarımız olan Lat ve Uzza’ya ibadet et. Biz de bir sene senin tanrına ibadet edelim”
dediler.
Rasulullah: “Bekleyin. Rabb’im ne emir verecek” dedi. Bu olay üzerine bu sure nazil oldu:
“Ey kafirler…” ve ayrıca Zümer suresinde 64. ayette de şöyle buyurulmuştur: “De ki ey
cahiller, bana Allah’tan başkasına kulluk etmemi mi emredersiniz?” (İbn Cerir, İbn Ebi
Hatim, Taberanî) İbn Abbas’ın bir diğer rivayeti şöyledir: Kureyşliler Rasulullah’a, “Ey
Muhammed! Eğer tanrılarımıza saygı gösterirsen biz de senin tanrına ibadet ederiz”
dediler. Bunun üzerine bu sure nazil olmuştur. (Abd b. Humayd).
Said b. Bina (Ebu’l Bahterî’nin azad ettiği kölesi) rivayet etmektedir ki, Velid b. Mugire,
As b. Vail, Esved b. Muttalib ve Ümeyye b. Halef Rasulullah ile görüşerek şöyle
demişlerdir: “Ey Muhammed, gel biz senin tanrına ibadet edelim ama sen de bizim
tanrılarımıza ibadet et. Seni işlerimizin hepsine ortak ederiz. Eğer getirdiğin şey iyi ise
biz de ona katılırız ve ondan payımızı alırız. Eğer bizdeki, senin getirdiğinden daha iyi ise
sen ondan payını alır ve ona ortak olursun.” Bunun üzerine bu sure nazil olmuştur. (İbn
Cerir, İbn Ebi Hatim, İbn Hişam da Siret’inde bunu nakletmiştir.)
Vehb b. Münebbeh rivayet etmiştir ki, Kureyşliler Rasulullah’a “eğer istersen bir sene
senin dinini kabul edelim, bir sene de sen bizim dinimizi kabul et” demişlerdir. (Abd b.
Humayd, İbn Ebi Hatim)
Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, bu teklifler bir oturumda değil, değişik zamanlarda
Resulullah’a getirilmiştir. Onun için, kafirlere kesin bir cevap vermeye ve din konusunda
uzlaşma olmayacağını belirterek ısrar etmelerini önlemeye ihtiyaç vardı.
Konusu: Eğer surenin arkaplanı göz önüne alınırsa bu surenin, dinî bakımdan hoşgörü
konusuna açıklık getirmek için nazil olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, diğer dinlerin de
doğru olabileceği ihtimalini telkin etmek için bu sure nazil olmamıştır. Konu, bugün bazı
aydınların zannettiği gibi değildir. Aslında surenin nüzulü, bu vesile ile kafirlerin dininden
ve taptıklarından beraati ilan etmektedir.
Aynı zamanda sure, küfür dini ile İslam dini arasında hiçbir ilginin bulunmadığını ve
herbirinin başlı başına ayrı bir düşünce olup uzlaşma imkanının da bulunmadığını
açıklamaktadır. Başlangıçta bu surenin muhatabı Kureyşli kafirlerdir ve sure onların
teklifleri üzerine nazil oldu. Ama surenin geçerliliği o günler ile sınırlı değildir. Kur’an’a
geçen bu talimat müslümanlar için kıyamete kadar geçerlidir. Küfür dini ne şekilde olursa
olsun, hem sözle hem de amelle ondan beraat etmek gerekir. Bu surede, küfür dininin
ilkelerine riayet edilemeyeceği ve din konusunda hiç bir anlaşma olamayacağı kafirlere
bildirilmiştir. Bu nedenle, surenin ilk muhatabları toprağa karıştıktan sonra da bu sure
hâlâ okunmaktadır. Müşrikler, haklarında nazil olan bu sureyi müslüman olduktan sonra da
okumaya devam ettiler. Onlar bu dünyadan gittikten asırlar sonra da Müslümanlar bu
sureyi okumaktadırlar. Çünkü küfür ve kafirlerden beraat ve onlarla ilişkili olmadan iman
etmek kıyamete kadar sürecek bir davadır.
Rasulullah’ın indinde bu surenin ne kadar önemli olduğu aşağıdaki hadislerden açıkça
anlaşılmaktadır.
Abdullah b. Ömer’den rivayet edilmiştir; “Ben pek çok defa Rasulullah’ı, sabah
namazından önceki iki rekat ve akşam namazından sonraki iki rekatta Kafirun ve İhlas
surelerini okurken gördüm.” (Bu konudaki pek çok rivayeti bazı lafzî farklılıklar ile İmam
Ahmed, Tirmizî, İbn Hibban ve İbn Merduye, İbn Ömer’den nakletmişlerdir.)
Habbab şöyle diyor: Nebi (s.a) bana dedi ki: “Uyumak için yatağa girdiğin zaman Kafirun
suresini oku!”, Rasulullah (s.a) da bu adeti yerine getirirdi. (Bezzar, Taberanî, İbn
Merduye).
İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah, “Ben, şirkten kurtulacağınız kelimeleri
size öğreteyim mi?” dedi. Ve “o kelimeler, uyumadan önce Kafirun suresini okumanızdır”
buyurdu. (Ebu Ya’la, Taberanî).
Enes diyor ki, Rasulullah Muaz b. Cebel’e şöyle dedi: “Uyumadan önce Kafirun suresini oku,
çünkü bu, şirkten beraattir.” (Beyhaki Şa’b’ta).
Ferva b. Nevfel ve Abdurrahman b. Nevfel, babaları olan Nevfel b. Muaviye eşŞuc’ayî’den şöyle rivayet etmişlerdir: “Ben Rasulullah’a, uyuyacağım zaman okuyacağım bir
şey tavsiye etmesini rica ettim. Rasulullah, Kafirun suresini sonuna kadar okuduktan sonra
uyumamı tavsiye etti. Çünkü bu, şirkten beraati ilan etmektir.” (Müsned-i Ahmed, Ebu
Davud, Tirmizî, Neseî, İbn Ebi Şeybe, Hakim, İbn Merduye, Beyhakî Şa’b’ta) Benzer bir
rica da Zeyd b. Harise’nin kardeşi olan Cebla b. Harise’den gelmiş ve Rasulullah da aynı
karşılığı vermiştir. (Müsned-i Ahmed, Taberanî).
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1. Ey Resulüm Ey Müslüman! Gerek servet, şöhret, makam vs. vaadeden gerek tehditler savuran gerekse akla gelmez hesaplarla sinsice yanaşan, dinin temel ilkelerinden taviz vermen için sana teklifler sunan inkârcılara seslenerek, bu konuda onların bütün ümitlerini kırmak için, hiç çekinme. Kâfirler “dinde pazarlık” için sana geldiklerinde, onlara karşı tavizsiz, net, kararlı ve sağlam bir duruş sergileyerek, açık yüreklilikle hiçbir şeyden korkmadan De ki: Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden, Rabbimin vahiyle bildirdiği gerçekleri inkâr eden Ey kâfirler
2. Kesinlikle bilin ki Ben bir Müslümanım; sizi de beni de yaratıp, bunca nimetlerle donatan Allah’la birlikte başka ilah kabul etmem ve O’ndan başkasına ibadet etmem. Bir elime Ay’ı, bir elime Güneş’i verseniz bile sizin taptıklarınıza ve beni de kulluğa çağırdığınız o sahte ilâhlara asla tapmam. Sizin taptığınız putları ben ilâh olarak tanımayacağım, kulluk ve ibadet etmeyeceğim, sizin uyup uygulamaya devam ettiğiniz şirk düzenine bağlanmayacağım. Ben sizin yolunuza uymam! Sizler kendiniz gibi insan olan kişilere otoriterlik verdiniz! Onlara ilke koyma, yasa yapma hakkı verdiniz. Onları yasama yürütme yargılama cezalandırma haklarıyla donatarak ilahlaştırdınız. Onların ilkelerine, yasalarına uyarak hayat yaşıyorsunuz. Ben onların ilkelerine, yasalarına uymam! Benim katımda tek gerçek ve kesin bilgi. Rabbimden gelen bilgilerdir. Benim için uyacağım yasalar Rabbimin emrettiği yasalardır.
3. Öyle anlaşılıyor ki sizler de âlemlerin biricik sahibi Rabb’i ve İlâhı olan ve benim itaat ve ibadet ettiğime, sizi kâfir yapan sıfatlar üzerinizde olduğu müddetçe, içinizdeki putları devirmedikçe itaat ve ibadet etmeyeceksiniz. Siz de benim uyduğum Allah’a, Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına uymazsınız.
4. Ey kavmim! Hiç boşuna ümitlenmeyin, bir kere daha altını çize çize söylüyorum. Rabbim bana doğru yolu gösterdikten sonra asla Ben sizin ibadet edip taptıklarınıza sahte ilâhlara, asla tapmamışım, tapmam ve bundan böyle de tapacak da ibadet edecek de değilim. Kâfir olmaktan, kâfir ölmekten ne kadar sakınıyorsam, beni kâfir yapacak sıfatlardan da öyle sakınıyorum. Allah’tan başkasının hükmüne boyun eğmeyeceğim. Sizin bağlandığınız şirk düzenini benimsemiyorum. Şunu iyi bilin ki sizin yaptığınız gibi, insanların ilkelerine, insanların yasalarına uymayacağım.! Sizin arkasından gittiğiniz ideolojilerin, fikirlerin, düzenlerin peşinden gitmeyeceğim.
5. Zaten bu inkârcı tavrınızdan vazgeçmediğiniz sürece, Bu zihniyet sizde olduğu müddetçe, Siz de asla benim ibadet edip taptığıma kulluk ettiğime tapacak ibadet edecek de değilsiniz. Allah sizi karanlıklardan aydınlığa, yaratılış sebebiniz olan hayatı yaşamaya çağırıyor, sizlerse inatla yüz çevirip ondan kaçıyor, benim itaat ve ibadet ettiğime uymak istemiyorsunuz. Benim hayat programımı belirleyen Kur’an’ım, izinden yürüyeceğim Peygamber’im var. Görünen o ki siz de benim gittiğim yoldan gitmeyeceksiniz. Allah’ın vahiyle bildirdiği ilkelere yasalara uymayarak kendi çıkarlarınıza göre hayat yaşayacaksınız.
6. Öyleyse birbirimizi kandırmayalım, açık ve net konuşalım. Hak ile batıl arasında bir uzlaşma, bir kaynaşma olamaz! Sizin bâtıl düzeniniz, inatla savunup vazgeçmediğiniz dininiz hayat nizamınız size, benim Hakk dinim ve adil düzenim hayat nizamım da banadır. En azından, herkes birbirlerinin temel insan haklarına saygı göstermelidir. Sizin sorumluluğunuz, hesabınız ve cezanız size aittir, benim dinim, benim hesabım ve mükâfatım da bana aittir. “Onun için kısa yoldan yollarımızı ayıralım. Sizler kendi yolunuzdan gidin ben kendi yolumdan gideyim. Ben Allah’ın emrettiği düzenin ilkelerini, yasalarını hayatımın temeli sayarım. Bundan böyle birbirimizi özgür bırakalım! Herkes kendi yoluna! Kendi ideolojisine! Bundan böyle birbirimize baskı yapmayalım! Yolumuz kesin bir şekilde ayrılsın! Bilin ki bu sözler bundan böyle kesin bir ayrılıktır. Bu ayrılığın önüne hiçbir şekilde anne, baba, evlat, akraba, ırk, kavim, aşiret, soy, vatan, millet giremez. Bundan böyle Allah ile arama insanların ürettiği hiçbir değer giremez. Yolum sizden ayrılmıştır.”
1-3
MEAL
1. De ki: “Ey kâfirler!
2. Ben sizin taptıklarınıza tapmam.
3. Siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz.
MUSTAFA ÇEVİK
1-3 De ki: Ey kâfirler! Ben sizi de beni de yaratıp, bunca nimetlerle donatan Allah’la birlikte başka ilah kabul etmem ve O’ndan başkasına ibadet etmem. Öyle anlaşılıyor ki sizler de benim itaat ve ibadet ettiğime itaat ve ibadet etmeyeceksiniz
MEAL AÇIKLAMASI
1. Ey Resulüm Ey Müslüman! Gerek servet, şöhret, makam vs. vaadeden gerek tehditler savuran gerekse akla gelmez hesaplarla sinsice yanaşan, dinin temel ilkelerinden taviz vermen için sana teklifler sunan inkârcılara seslenerek, bu konuda onların bütün ümitlerini kırmak için, hiç çekinme. Kâfirler “dinde pazarlık” için sana geldiklerinde, onlara karşı tavizsiz, net, kararlı ve sağlam bir duruş sergileyerek, açık yüreklilikle hiçbir şeyden korkmadan De ki: Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden, Rabbimin vahiyle bildirdiği gerçekleri inkâr eden Ey kâfirler
2. Kesinlikle bilin ki Ben bir Müslümanım; sizi de beni de yaratıp, bunca nimetlerle donatan Allah’la birlikte başka ilah kabul etmem ve O’ndan başkasına ibadet etmem. Bir elime Ay’ı, bir elime Güneş’i verseniz bile sizin taptıklarınıza ve beni de kulluğa çağırdığınız o sahte ilâhlara asla tapmam. Sizin taptığınız putları ben ilâh olarak tanımayacağım, kulluk ve ibadet etmeyeceğim, sizin uyup uygulamaya devam ettiğiniz şirk düzenine bağlanmayacağım. Ben sizin yolunuza uymam! Sizler kendiniz gibi insan olan kişilere otoriterlik verdiniz! Onlara ilke koyma, yasa yapma hakkı verdiniz. Onları yasama yürütme yargılama cezalandırma haklarıyla donatarak ilahlaştırdınız. Onların ilkelerine, yasalarına uyarak hayat yaşıyorsunuz. Ben onların ilkelerine, yasalarına uymam! Benim katımda tek gerçek ve kesin bilgi. Rabbimden gelen bilgilerdir. Benim için uyacağım yasalar Rabbimin emrettiği yasalardır.
3. Öyle anlaşılıyor ki sizler de âlemlerin biricik sahibi Rabb’i ve İlâhı olan ve benim itaat ve ibadet ettiğime, sizi kâfir yapan sıfatlar üzerinizde olduğu müddetçe, içinizdeki putları devirmedikçe itaat ve ibadet etmeyeceksiniz. Siz de benim uyduğum Allah’a, Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına uymazsınız.
4-5
MEAL
4. Ben sizin taptıklarınıza tapacak da değilim.
5. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.
MUSTAFA ÇEVİK
4-5 Ey kavmim! Rabbim bana doğru yolu gösterdikten sonra asla sizin itaat ve ibadet ettiklerinize uyacak değilim. Allah sizi karanlıklardan aydınlığa, yaratılış sebebiniz olan hayatı yaşamaya çağırıyor, sizlerse inatla yüz çevirip ondan kaçıyor, benim itaat ve ibadet ettiğime uymak istemiyorsunuz.
MEAL AÇIKLAMASI
4. Ey kavmim! Hiç boşuna ümitlenmeyin, bir kere daha altını çize çize söylüyorum. Rabbim bana doğru yolu gösterdikten sonra asla Ben sizin ibadet edip taptıklarınıza sahte ilâhlara, asla tapmamışım, tapmam ve bundan böyle de tapacak da ibadet edecek de değilim. Kâfir olmaktan, kâfir ölmekten ne kadar sakınıyorsam, beni kâfir yapacak sıfatlardan da öyle sakınıyorum. Allah’tan başkasının hükmüne boyun eğmeyeceğim. Sizin bağlandığınız şirk düzenini benimsemiyorum. Şunu iyi bilin ki sizin yaptığınız gibi, insanların ilkelerine, insanların yasalarına uymayacağım.! Sizin arkasından gittiğiniz ideolojilerin, fikirlerin, düzenlerin peşinden gitmeyeceğim.
5. Zaten bu inkârcı tavrınızdan vazgeçmediğiniz sürece, Bu zihniyet sizde olduğu müddetçe, Siz de asla benim ibadet edip taptığıma kulluk ettiğime tapacak ibadet edecek de değilsiniz. Allah sizi karanlıklardan aydınlığa, yaratılış sebebiniz olan hayatı yaşamaya çağırıyor, sizlerse inatla yüz çevirip ondan kaçıyor, benim itaat ve ibadet ettiğime uymak istemiyorsunuz. Benim hayat programımı belirleyen Kur’an’ım, izinden yürüyeceğim Peygamber’im var. Görünen o ki siz de benim gittiğim yoldan gitmeyeceksiniz. Allah’ın vahiyle bildirdiği ilkelere yasalara uymayarak kendi çıkarlarınıza göre hayat yaşayacaksınız.
6
MEAL
6. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
MUSTAFA ÇEVİK
6 O halde sizin inatla savunup vazgeçmediğiniz dininiz (hayat nizamınız) size, benim dinim (hayat nizamım da) bana.
MEAL AÇIKLAMASI
6. Öyleyse birbirimizi kandırmayalım, açık ve net konuşalım. Hak ile batıl arasında bir uzlaşma, bir kaynaşma olamaz! Sizin bâtıl düzeniniz, inatla savunup vazgeçmediğiniz dininiz hayat nizamınız size, benim Hakk dinim ve adil düzenim hayat nizamım da banadır. En azından, herkes birbirlerinin temel insan haklarına saygı göstermelidir. Sizin sorumluluğunuz, hesabınız ve cezanız size aittir, benim dinim, benim hesabım ve mükâfatım da bana aittir. “Onun için kısa yoldan yollarımızı ayıralım. Sizler kendi yolunuzdan gidin ben kendi yolumdan gideyim. Ben Allah’ın emrettiği düzenin ilkelerini, yasalarını hayatımın temeli sayarım. Bundan böyle birbirimizi özgür bırakalım! Herkes kendi yoluna! Kendi ideolojisine! Bundan böyle birbirimize baskı yapmayalım! Yolumuz kesin bir şekilde ayrılsın! Bilin ki bu sözler bundan böyle kesin bir ayrılıktır. Bu ayrılığın önüne hiçbir şekilde anne, baba, evlat, akraba, ırk, kavim, aşiret, soy, vatan, millet giremez. Bundan böyle Allah ile arama insanların ürettiği hiçbir değer giremez. Yolum sizden ayrılmıştır.”