Sure Hakkında
Ayet Sayısı
110
Mushaf (Kuran) Sırası
18
Nuzül (İniş)Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
69
Sure Hakkında Bilgi
Adı: Bu sure adını, içinde “el-Kehf” ismi geçen 9. ayetten alır.
Nüzul Zamanı: Bu sure, Mekke döneminin üçüncü aşamasında indirilen ilk surelerden biridir. Hz. Peygamber’in (s.a) Mekke’de yaşadığı dönemi, En’am Suresi’nin giriş bölümünde dört aşamaya ayırmıştık. Bu ayrıma göre üçüncü aşama peygamberliğin beşinci yılından onuncu yılına kadar sürmüştür. Bu aşamayı ikinci ve dördüncü merhalelerden ayıran nokta şudur: İkinci aşama boyunca Kureyşliler, İslâmı hareketi bastırmak için Peygamber (s.a) ve müminlerle alay ettiler, onları tehdit ettiler, onlara karşı itirazlarda bulundular. İftiralar attılar. Fakat üçüncü aşamada aynı amaçla işkence araçları, ekonomik baskı ve kaba kuvvet kullanmaya başladılar. Öyle ki müslümanların büyük bir kısmı Habeşistan’a hicret etmek zorunda kaldı, geride kalanlar ise, Peygamber (s.a) ve ailesi ile birlikte Şi’bi Ebi Talib’de (Ebu Talib Mahallesinde) muhasara altına alındı. Bunun ötesinde onlara tam anlamıyla sosyal ve ekonomik bir boykot uygulandı. Tek teselli verici nokta Ebu Talib ve Hz. Hatice (r.a) gibi önemli şahıslar nedeniyle Kureyş’in büyük ailelerinin onlara yardım etmesiydi. Fakat Peygamberliğin gelişinin onuncu yılında bu iki önemli şahıs öldüğünde, Peygamber (s.a) ve tüm sahabenin Mekke’den hicret etmesine neden olan çok ağır işkenceler dönemi olan dördüncü merhale başladı.
Bu surede ele alınan konulardan, surenin üçüncü merhalesinin başlangıcında yani işkencelere rağmen henüz Habeşistan’a hicretin gerçekleşmediği dönemde indirildiği anlaşılmaktadır. İşte bu nedenle, işkence gören müminleri teselli etmek onları cesaretlendirmek ve onlara mümin insanların geçmişte imanlarını nasıl koruduklarını göstermek amacıyla bu surede Ashab-ı Kehf (Mağarada uyuyanların) hikayesi anlatılmıştır.
Anafikir ve Konular: Bu sure Ehli Kitapla birlik olup Hz. Peygamber’i (s.a) imtihan etmek için üç soru soran Mekke’li müşriklerin sorularına bir cevap olarak gönderilmiştir. Bu sorular şunlardı: 1) “Mağarada uyuyanlar” kimlerdir? 2) Hızır’ın gerçek hikayesi nedir? 3) Zü’l Karneyn hakkında ne biliyorsun? Bu üç soru, Hıristiyanların ve Yahudilerin tarihiyle ilgili olduğu ve Hicaz’da bilinmediği için Hz. Peygamber’in (s.a) gayb bilgisine sahip olup olmadığını imtihan etmek üzere sorulmuştur. Allah, bu üç soruya sadece cevap vermekle kalmamış, aynı zamanda hikayeleri o dönemde Mekke’de İslâm’la küfür arasında süren çatışmada kafirlerin aleyhine bir tarzda ele almıştır.
1) Soru soranlara “Mağarada uyuyanların da Kur’an’ın tebliğ ettiği aynı Tevhid’e inandıkları ve onların durumunun da aynı işkence çeken Mekkeli müminlere benzediği söylenmektedir. Diğer taraftan “Mağarada uyuyanlar”a işkence yapanlar onlara, aynen Kureyş müşriklerinin müslümanlara davrandığı gibi davranıyorlardı. Bunun yanı sıra müslümanlara, bir mümine zalim bir topluluk tarafından işkence edildiğinde, bâtıla boyun eğmemesi ve gerekirse Allah’a güvenerek oradan hicret etmesi gerektiği öğretilmektedir. Aynı zamanda Mekkeli müşriklere “Mağarada uyuyanlar”ın kıssasının ahiret inancının açık bir delili olduğu söylenmektedir. Çünkü bu, Mağarada uyuyanlar da olduğu gibi, Allah’ın uzun süre ölüm uykusunda kaldıktan sonra bile dilerse bir kimseyi diriltme kudretine sahip olduğunu göstermektedir.
2) Mağarada uyuyanlar kıssası, yeni oluşmuş küçük İslâm toplumuna işkence eden Mekke’nin ileri gelenlerini de uyarmaktadır. Aynı zamanda Hz. Peygamber’e (s.a) işkence edenlerle hiç bir uzlaşmaya girmemesi ve onları kendisine uyan fakir ve zayıflardan daha önemli görmemesi söylenmektedir. Diğer taraftan Mekke’nin ileri gelenlerine şu anda yaşadıkları dünyanın geçici zevklerine aldanmamaları ve ebedi nimetleri kazanmaya çalışmaları tavsiye edilmektedir.
3) Hızır ile Hz. Musa’nın hikayesi kafirlerin sorularını cevaplamak ve müminleri de teskin etmek için bu şekilde ele alınmıştır. Bu kıssadan alınacak ders şudur: “Allah’ın mülkünde Allah’ın dileğine uygun olarak meydana gelen şeylerin hikmetine tamamen iman etmelisiniz. Gerçeklik sizden gizli olduğu için siz meydana gelen şeylerin hikmetini anlayamazsınız. Bazen de bu olaylarda size göre bir terslik varmış gibi görünür ve “bu neden oldu, nasıl oldu?” diye sorular sorarsınız. Gerçek şu ki, görünmeyenin (gayb) perdesi kaldırılsa, o zaman meydana gelenin, yaşananın en iyi olduğunu siz de anlayacaksınız. Bazen bir şeyin sizin için kötü olduğu izlenimine kapılsanız bile, sonunda onun sizin için bazı iyi sonuçlara yol açtığını görürsünüz.”
4) Aynı şeyler Zü’l-Karneyn kıssası için de geçerlidir. Çünkü bu kıssa da soruları yöneltenleri uyarmaktadır. “Ey gururlu ve kendini beğenmiş Mekke uluları! Zu’l-Karneyn’den ders almalısınız. Zü’l-Karneyn, büyük bir kral, büyük bir fatih ve büyük kaynaklara ve yeteneklere sahip bir insan olmasına rağmen, yine de yaratıcısına teslim oldu. Oysa siz onunla karşılaştırıldığında küçük ve önemsiz birer lider olmanıza rağmen Allah’a isyan ediyorsunuz. Bunun yanısıra Zü’l-Karneyn korunma için en güçlü duvarlardan birini inşa etmiş olmasına rağmen yine de gerçek güvencesi Allah’tı. “duvar” değil. O duvarın ancak Allah dilediği sürece kendisini düşmanlarından koruyabileceğine ve Allah dilerse onda çatlakların, deliklerin oluşacağına inanıyordu. Oysa siz onunla karşılaştırıldığında önemsiz ve küçük bazı bina ve evlere sahip olduğunuz halde, tüm felaketlere karşı kendinizi emin ve korunmuş sanıyorsunuz.”
Kur’an bu sûrede Peygamber’i (s.a) safdışı bırakmaya çalışanların oyunlarını yine kendine çevirmektedir. Fakat surenin sonunda başlangıçta belirtilen ilkeler yine tekrarlanmaktadır: “Tevhid ve Ahiret haktır, gerçektir ve sizin iyiliğiniz içindir. Bunları kabul etmeli, buna göre gidişatınızı düzeltmeli ve bu dünyada, ahirette Allah’a hesap vereceğinizin farkında olarak yaşamalısınız. Aksi takdirde hayatınızı mahvedersiniz, yaptığınız şeylerin değeri de bir hiç olur.”
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1
MEAL
1. Kuluna Kitab’ı indiren ve ona hiç bir çarpıklık koymayan Allah’a hamd olsun.
MUSTAFA ÇEVİK
1 Şükredilip, övülmesi gereken yalnızca Allah’tır. O, kâinat ve içinde olan ne varsa hepsini yaratan, yaşatan, indirdiği Kur’an ile de kullarına yaratılış sebeplerini ve nasıl yaşamaları gerektiğini apaçık bildirendir. O ilahi kitabın içinde anlaşılmasını güçleştirecek hiçbir çelişki ve tutarsızlık yoktur.
MEAL AÇIKLAMASI
2-4
MEAL
2. (Onu) katından (gelecek) şiddetli bir azapla uyarması ve salih ameller işleyen mü’minleri kendileri için güzel bir mükafatla müjdelemesi için dosdoğru (bir kitap) olarak (indirdi).
3. Onlar orada sonsuza kadar kalacaklardır.
4. “Allah çocuk edindi” diyenleri de uyarması üzere (indirdi).
MUSTAFA ÇEVİK
2-4 Allah, ilâhî hayat nizamı ile yaşamayı reddedenlerin, onun üstünü örtenlerin ve ona savaş açıp Allah’a başkaldıranların azaba uğratılacaklarını Kur’an ile bildirip uyarmaktadır. Davetine iman edip gereklerini yerine getirenleri içinde devamlı kalacakları cennet ile müjdelemektedir. “Allah çocuk edindi.” diyenlerin, bu yalan ve iftiraya dayanan cahilce sözlerinin hesabının sorulacağını da bildirmektedir.
MEAL AÇIKLAMASI
5-6
MEAL
5. Bu konuda ne onların ne de atalarının bir bilgisi var. Ağızlarından çıkan söz ne kadar büyüktür! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
6. Demek bu söze inanmayacak olurlarsa, arkalarından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin.
MUSTAFA ÇEVİK
5-6 Allah’a çocuk isnat edenlerin böyle bir yalanı dayandıracakları ne bir gerçek bilgi ne de bir delilleri vardır. Kendi kendilerine uydurup söyledikleri bu söz, dehşet verici iftiradır. Ey Peygamber! Böyleleri Allah’ın Kur’an ile bildirdiği gerçeklere inanmıyorlar diye üzülüp kendini harap mı edeceksin?
MEAL AÇIKLAMASI
7
MEAL
7. Biz, onların (insanların) hangilerinin daha iyi amel edeceklerini deneyelim diye yeryüzünde olanları onun için bir süs kıldık.
MUSTAFA ÇEVİK
7 Biz yeryüzünde yarattığımız nimetleri ve gönderdiğimiz Kitapla bildirdiklerimizi kimin mü’min olmayı seçeceğini kimin de nankörlük edip müşrik olmayı tercih edeceğini ortaya çıkarıp, kendi amellerini kendilerine şahit kılmak için birer imtihan vesilesi kıldık.
MEAL AÇIKLAMASI
8
MEAL
8. Biz elbette onun üzerinde olanları kupkuru bir toprak da yaparız.
MUSTAFA ÇEVİK
8 Hiç şüphesiz, vakti geldiğinde, yeryüzünde yarattığımız tüm güzellikleri yerle bir edip, kupkuru bir toprak haline getireceğiz.
MEAL AÇIKLAMASI
9-12
MEAL
9. Yoksa sen Kehf ve Rakim ashabının bizim şaşılacak ayetlerimizden olduklarını mı sandın?
10. O gençler mağaraya sığınmış ve şöyle demişlerdi: “Ey Rabbimiz! Bize kendi katından bir rahmet ver ve bize işimizde bir başarı hazırla.”
11. Bunun üzerine mağarada nice yıllar onları ağır bir uykuya daldırdık.
12. Sonra iki gruptan hangisinin bekledikleri süreyi iyi hesab ettiğini bilmek (ortaya çıkarmak) için onları uyandırdık.
MUSTAFA ÇEVİK
9-12 Ey Peygamber! Bizim sınırsız ilim ve kudretimizle yarattığımız kâinatın içinde yaşayıp dilediğimizi yapmaya kadir olduğumuzu görüp şahit olmana rağmen, bazı kimselerin o mağara arkadaşları ile ilgili kitabeden okuyup söylediklerine çok mu şaşırdın? Geçmişte bu gençler, Allah’ın daveti hayat nizamı ile yaşamak isteyip ülkelerindeki şirk ve küfür nizamının zulmüne başkaldırmış, bu yüzden de çok ağır baskılara maruz kalıp Rablerine şöyle dua etmişlerdi: “Ey Rabbimiz! Bizleri rahmetinle koru, içinde bulunduğumuz durumdan bizlere bir çıkış yolu göster.” Bunun üzerine Biz de onları sığındıkları mağarada yıllarca süren bir uykuya daldırdık. Daha sonra da uykularından uyandırdık, uyanınca da kendi aralarında ne kadar uyumuş olduklarını birbirlerine sormaya başladılar.
MEAL AÇIKLAMASI
13-15
MEAL
13. Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rabblerine iman etmiş gençlerdi. Biz de hidayetlerini artırmıştık.
14. Biz onların kalplerini sağlam kılmıştık. (Kralın önünde) durduklarında şöyle dediler: “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O’ndan başkasına tapmayacağız. Aksi takdirde, andolsun ki, çok saçma bir söz söylemiş oluruz.
15. İşte şunlar kavmimiz; O’ndan başka ilahlar edindiler. Onlar (tanrıları) hakkında açık bir delil getirmeli değiller mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?”
MUSTAFA ÇEVİK
13-15 Ey Peygamber! Sana işte o gençlerin başlarından geçen ibret alınması gerekenleri bildirmekteyiz. Onlar yaratılış sebeplerini kavrayıp hayatı davet olundukları gibi yaşamak için bütün güçleri ile gayret gösteren birkaç genç mü’mindi. Biz de onların bu imanlarını güçlendirip, duyarlılıklarını artırıp, cesaretlerini pekiştirdik. Bunun üzerine onlar da kendilerini mevcut nizam ile yaşamaya zorlayan hükümdara karşı çıkarak şöyle demişlerdi: “Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’tır. Biz O’ndan başkasını ilah olarak kabul etmeyiz ve O’ndan başkasına dua edip yardım da istemeyiz, böyle bir şey yapmaya kalkışırsak doğru olandan sapmış oluruz. Fakat bizim halkımız apaçık olan bu gerçeği kabul etmeyip, şirk nizamları ile onun yöneticilerini Rab ve ilah edinip uydurdukları yalan ve iftiraları da Allah’a mal etmeye çalıştılar. Uydurdukları yalanları Allah’a isnat eden iftiracılardan daha zalim kim olabilir?”
MEAL AÇIKLAMASI
16-18
MEAL
16. (Denildi ki): “Madem ki onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından ayrıldınız, mağaraya sığının ki Rabbiniz size rahmetinden genişlik versin ve işinizde kolaylık hazırlasın.”
17. Güneşin, doğduğunda onların mağaralarının sağ tarafına yöneldiğini battığında da onların sol yanlarını kesip geçtiğini görürsün. Kendileri ise oranın geniş bir yerindedirler. Bu Allah’ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse o doğru yoldadır. Kimi de saptırırsa onun için doğru yola iletici bir dost bulamazsın.
18. Sen onları uyanık sanırsın. Oysa onlar uykudadırlar. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviririz. Köpekleri de girişte iki kolunu uzatmış (yatmakta)dır. Onların durumlarını görecek olsaydın mutlaka arkanı dönüp kaçardın ve onlardan için korku dolardı.
MUSTAFA ÇEVİK
16-18 Zalim hükümdar ve onun şirke dayalı zulüm nizamından kurtulmak için, sığınıp uykuya daldıkları mağaranın, güneş sabah doğarken sağ yanını, akşam batarken de sol yanını yalayıp geçiyordu. Onlar da mağaranın içinde genişçe bir kısmında idiler, uykuda oldukları halde sen onları görseydin bile uyanık sanırdın. Biz onları bazen sağ, bazen de sol yanlarına döndürüyorduk, köpekleri de mağaranın girişinde ayaklarını uzatmış uyuyordu. Onların bu hallerini görsen korkup oradan uzaklaşırdın. İşte bu da Allah’ın mucizelerinden biridir. Kim doğru olana talip olur, ona ulaşmak için gayret gösterirse, Allah da ona yardım eder, doğru olana kavuşturur.
MEAL AÇIKLAMASI
19-21
MEAL
19. Bunun gibi, aralarında birbirlerine (hallerini) sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden bir sözcü: “Ne kadar kaldınız?” dedi. “Bir gün veya günün bir parçası kadar kaldık” dediler. (Sonra) dediler ki: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi birinizi şu paranızla şehire gönderin. Hangi yiyeceğin daha temiz olduğuna baksın da size ondan bir rızık getirsin. Ancak çok dikkatli davransın da sakın sizi birine sezdirmesin.
20. Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse taşa tutarlar veya kendi dinlerine döndürürler. O takdirde asla kurtuluşa eremezsiniz.”
21. Böylece, Allah’ın vaadinin hak olduğunu ve kıyametin geleceğinde şüphe olmadığını bilmeleri için (insanlara) onları buldurduk. Onların durumlarını aralarında tartışıyorlardı. (Bazıları): “Üzerlerine bir bina yapın” dediler. Rabbleri onları daha iyi bilir. Onların işlerine üstün gelenler de: “Mutlaka onların yanlarında bir mescid edineceğiz” dediler.
MUSTAFA ÇEVİK
19-21 Nihayet günü gelince Biz onları nasıl ki uzun süre uykuda bıraktıysak, öylece de uyandırdık. Bunun üzerine onlar da birbirlerine acaba burada ne kadar uyuduk diye sormaya başladılar. İçlerinden biri, “Bir gün, ya da bir günden de biraz daha az uyuduk.” derken, diğeri de “Ne kadar uyuduğumuzu tam olarak Allah bilir, şimdi bunun hesabını bırakın da, içimizden biri şu parayı alıp şehre gitsin, temiz yiyecek satan birini bulup da bir şeyler alıp gelsin. Alışveriş yaparken çok dikkatli olsun ki, başkası burada olduğumuzu anlamasın, çünkü bu müşrik halk bizi ellerine geçirirse ya taşa tutup öldürürler ya da kendi inançlarına döndürmek için işkence ederler. Onların dinine (nizamları ile yaşamaya) dönersek işte o zaman da Allah’la birlikte başka Rab ve ilah da edinmiş oluruz, dünyada ve âhirette de asla iflah olmayız.” dedi. Biz de şehre alışveriş için giden gençle, halkın onlardan haberdar olmasını sağladık. Bununla amacımız, Allah’ın insanı öldürdükten sonra tekrar diriltme vaadinin gerçek olduğunu ve Hesap Günü’nün geleceğini apaçık göstermekti. Halk şehre inen gencin kullandığı paranın çok eski bir tarihe ait olduğunu görüp anlayınca, onlarla ilgili durumdan haberdar oldu. Bir müddet sonra da gençler ölünce, halk aralarında onlarla ilgili ne yapmaları gerektiğini tartışmaya başladılar. İçlerinden bir kısmı, “Onların uyuyakaldıkları mağaranın üstüne bir anıt dikelim, mağarayı da türbeye dönüştürelim derken, bir kısmı da doğrusunu Allah bilir ama o mağaranın önüne bir mescit yapmak daha doğru olur.” dediler.
MEAL AÇIKLAMASI
22
MEAL
22. “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri de köpekleridir” diyecekler. Yine: “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. (Yaptıkları) gayba taş atmaktır. “Yedi kişidirler, sekizincileri de köpekleridir” diyecekler. De ki: “Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir. Pek az kimseden başkası onları bilmez.” Artık onlar hakkında açık bir tartışmadan başka tartışmaya girme ve onlar hakkında onlardan (kitap ehlinden) kimseye bir şey sorma.
MUSTAFA ÇEVİK
22 Ey Peygamber! Bu olaydan asırlar sonra, şimdi birileri kalkmış, “Bu gençler üç kişiydi, dördüncüsü de köpekleriydi.” Birileri de, “Onlar beş kişiydi, altıncıları da köpekleriydi.” derken bir kısım insan da, “Onlar yedi kişiydi, sekizincileri de köpekleriydi.” diyerek, bilmedikleri bir konuda gereksiz yere, anlamsız tartışmalara girerken, o olaydan çıkarılması gereken dersin üstü örtülmektedir. Sen onlara de ki: “Onların sayısını en iyi Rabbim bilir.” Zaten çok az kimse onlar hakkında bir bilgiye sahiptiler, bu konuda Kur’an’ın verdiği bilgi ile yetin ve verilmek istenen mesajın dışındakilerle ilgilenme, onların durumundan çıkarılması gereken dersin dışında tartışmaya girme ve gereksiz sorularla, gereksiz bilgiler edinmeye de çalışma.
MEAL AÇIKLAMASI
23-24
MEAL
23. Hiç bir şey hakkında: “Bunu ben yarın yapacağım” deme.
24. Ancak, “Allah dilerse” (de). Unuttuğun zaman Rabbini an ve de ki: “Umulur ki Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya iletir.”
MUSTAFA ÇEVİK
23-24 Hiçbir konuda, hiçbir iş için, “Ben bunu yarın mutlaka yapacağım.” diyerek kesin konuşma. Bunun yerine Allah dilerse inşallah yapacağım de, şayet inşallah demeyi unutursan, hatırlar hatırlamaz derhal Rabbine yönelip, “İnşallah bir daha unutmam ve Rabbim beni daha duyarlı ve bilinçli davranmaya muvaffak kılar.” temennisinde bulunarak dua et.
MEAL AÇIKLAMASI
25-27
MEAL
25. Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) da kattılar.
26. De ki: “Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O’nundur. O ne güzel gören ve ne güzel duyandır. Onların O’ndan başka hiçbir dostları yoktur ve O hükmüne kimseyi ortak etmez.”
27. Rabbinin Kitabından sana vahyedileni oku. O’nun sözlerini değiştirecek yoktur. O’ndan başka sığınılacak birini de bulamazsın.
MUSTAFA ÇEVİK
25-27 Bir kısım kimseler o gençlerin mağarada üç yüz yıl kaldıklarını söylerken, bir kısım kimseler de, buna dokuz yıl daha ekleyerek üç yüz dokuz yıl kaldıklarını söylerler. De ki: Onların orada ne kadar uykuda bırakıldıklarını en iyi Allah bilir, çünkü göklerde, yerde ve aralarında olup bitenlerin en doğrusunu yalnızca O bilir. O, size bilmeniz gerekenleri bildirmektedir. Yarattıkları üzerinde hüküm koyma ve koyduğu hükümlerle onları yönetme hakkı yalnızca Allah’a aittir. O, hükümranlığına hiç kimseyi ortak etmez, her şeyin özünü ve en doğrusunu O bilir. O’ndan başka gerçek dost yoktur ve her yaptığı mutlak mükemmeldir. O halde sen Rabbinin kitabı ile insanları yaratılış sebepleri olan hayat nizamına davet et. Rabbinin bildirdiklerinden başkası ile ilgilenme, onlara ilaveler yapıp, eksiltenlerin tuzaklarına düşme! Rabbinin sözlerini kimse değiştiremez ve O’ndan başka sığınılacak kimse de yoktur.
MEAL AÇIKLAMASI
28
MEAL
28. Allah’ın rızasını isteyerek sabah ve akşam Rabblerine dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan alıkoyduğumuz, arzularına uymuş ve işi de aşırılık olan kimseye uyma.
MUSTAFA ÇEVİK
28 Sen, sabah akşam Rablerinin rızasını kazanmak isteyen mü’minlerle birlikte, size saldıranlara sebatla direnerek cihad et ve sakın dünya hayatının geçici çekiciliğine aldanıp da mü’minlerden yüz çevirme. Şirki ve küfrü tabiatları haline getirip kendilerini şartlandırdıkları için, Bizim de kalplerini, davetimize yönelmekten mahrum bıraktığımız inatçı nankörlere boyun eğme.
MEAL AÇIKLAMASI
29
MEAL
29. De ki: “Hak Rabbinizdendir. Artık isteyen inansın, isteyen inkar etsin.” Şüphesiz biz zalimlere duvarları kendilerini çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık. Yardım istediklerinde kendilerine erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile kendilerine yardımda bulunulur. O ne kötü bir içecektir! Orası ne kötü bir duraktır.
MUSTAFA ÇEVİK
29 De ki: “Bu Kur’an, Rabbinizin sizleri yaratmaktaki amacını bildirmek ve bu amaca uygun yaşamanıza rehberlik etmek için indirilmiştir. Artık dileyen Kur’an ile indirilene iman edip ona göre yaşasın, dileyen de bundan yüz çevirip, dilediği gibi yaşasın. Fakat şunu bilin ki, müşrik ve kâfir olarak dünya hayatlarını tamamlayanlara, cehennemde alevlerin duvarlarını çepeçevre kuşattığı ateş çukurları hazırladık. İşte o korkunç ateşin içinde susuzluktan feryat ettiklerinde, onlara maden eriyiğini andıran, buharı da yüzleri yakıp kavuran bir su verilecektir. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir yerdir.”
MEAL AÇIKLAMASI
30-31
MEAL
30. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, biz iyi amel edenin ecrini zayi etmeyiz.
31. Onlar için Adn cennetleri vardır. Altlarından ırmaklar akar. Orada altın bileziklerle süslenir ve ince ipekten ve kalın atlastan yeşil elbiseler giyerek tahtlara yaslanırlar. Orası ne güzel bir duraktır.
MUSTAFA ÇEVİK
30-31 Allah’ın davetine iman edip imanlarına yaraşır şekilde dünya hayatlarını tamamlayanlara, Allah mükâfat olmak üzere içlerinden ırmaklar akan Adn cennetlerini müjdelemektedir. Onlara orada altın takılar takılıp, ince-kalın ipekli kumaşlardan yeşil elbiseler giydirilecek, tahtlar üzerine kurulup zevk-i safa içinde yaşatılacaklar. Allah davetine icabet edenlerin emeklerini asla zayi etmez, yaptıklarının en güzeliyle ödüllendirir. Bu ne güzel bir ödül ve cennet ne hoş bir yerdir.
MEAL AÇIKLAMASI
32-41
MEAL
32. Onlara (şu) iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, ikisinin de etrafını hurmalarla donatmış, aralarında da ekin bitirmiştik.
33. Her iki bağ da ürününü vermiş ve ondan bir şeyi eksik bırakmamıştı. Aralarından bir de ırmak fışkırtmıştık.
34. Onun başka ürünleri de vardı. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: “Ben malca senden daha zengin, adam bakımından da daha güçlüyüm.”
35. Kendine zulmeden biri olarak bağına girdi ve dedi ki: “Bunun asla yok olacağını sanmıyorum.
36. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile muhakkak bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım.”
37. Arkadaşı onunla konuşarak dedi ki: “Seni topraktan sonra nutfeden yaratan, sonra da düzgün bir adam kılığına koyan Rabbini inkar mı ettin?
38. Ama, O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.
39. Bağına girdiğin zaman: “Maşallah (Allah’ın dilediği olmuş), kuvvet ancak Allah’tandır” demeli değil miydin? Eğer beni mal ve evlat bakımından senden daha az görüyorsan;
40. Umulur ki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir, onun (seninkinin) üzerine de gökten yıldırımlar gönderir ve böylece kaygan bir toprak halini alır.
41. Yahut suyu yerin altına çekilir de onu bir daha ara(yıp bul)maya güç yetiremezsin.”
MUSTAFA ÇEVİK
MEAL AÇIKLAMASI
32-41 Ey Peygamber! Allah’ın davetinden yüz çevirenlere, şu iki adamın dersler çıkarılması gereken kıssasını anlat, onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağlarının etrafını hurma ağaçlarıyla donatmış ve iki bağın arasında da ekinler yetiştirmiştik. Her iki bağda eksiksiz ürün veriyordu. Ayrıca bu iki bağın arasından bir de dere akıtmıştık. Dolayısıyla bahçelerinden bol bol ürün kaldırıp, bolluk içinde de yaşıyordu, derken bir gün komşusu olan arkadaşıyla konuşurken ona: “Benim malım mülküm seninkinden çok fazla, üstelik nüfuz ve itibar bakımından da, senden üstünüm.” diyerek gururlanıp, böbürlendi. Böyle düşünüp konuşarak kendine yazık eden bu adam, sonra da dönüp bahçesine bakarak arkadaşına, “Bu bahçemin, bağımın, bir gün kuruyup yok olacağına hiç ihtimal vermiyorum, Kıyamet denilen günün de gelip çatacağına inanmıyorum. Şayet böyle bir şey gerçek olur da yeniden diriltilip Rabbimin huzuruna çıkarılırsam, orada da bana bundan daha iyisinin verileceğinden eminim.” dedi. Bunun üzerine arkadaşı da ona: “Sen böyle konuşmakla, seni önce topraktan sonra da bir damla sudan yaratıp şeklini veren ve rızıklandıran Allah’a nankörlük etmiş olmuyor musun?” dedikten sonra da sözlerine şöyle devam etti: “Hâlbuki ben çok iyi biliyor ve inanıyorum ki senin de, benim de sahibi olduğumuzu söylediğimiz şeylerin gerçek sahibi Allah’tır. Yarattığı nimetlerin nasıl kullanılması gerektiğini bildiren O’dur ve O’ndan başka gerçek ilah yoktur. Sana kibrinden, nankörlüğünden dolayı da yazıklar olsun. Keşke bahçene girip çıkarken böbürlenip küstahlaşmak yerine, “Maşallah, Allah ne güzel yaratmış ve bana lütfetmiş, inşallah ben de O’nun razı olacağı gibi kullanıp, şükredenlerden olurum deseydin ve beni mal, mülk, evlat bakımından küçümsemeseydin daha iyi olurdu. Rabbim dilerse bana, senin bağından bahçenden daha hayırlısını verebileceği gibi dilerse senin bağına bahçene bir afet gönderip yerle bir de edebilir. Yahut bir daha asla bulup çıkaramayacağın biçimde bahçenin suyunu yerin dibine çekebilir.”
42-44
MEAL
42. Derken ürünleri kuşatıldı ve onun için harcadıklarına (içi giderek) avuçlarını oğuşturmaya başladı. (Bağın) çardakları yıkılmış durumdaydı. Kendisi de: “Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım” diyordu.
43. Ona, Allah’tan başka yardım edecek birileri yoktu; kendi kendine de yardım edemedi.
44. İşte burada velayet (dostluk, yardım) Hakk olan Allah’ındır. O’nun vereceği sevap da daha hayırlı, sonuç da daha hayırlıdır.
MUSTAFA ÇEVİK
42-44 Nitekim öyle de oldu. Bir gün bir afetle o kibirli nankörün bağı, bahçesi tarumar olup, varı yoğu da elinden alınıp, emekleri boşa çıkartılıp, hayalleri yok edildi. O da diz üstü çöküp, ellerini ovuştura ovuştura pişmanlık içinde kıvranarak, “Ah keşke Rabbime karşı kibirlenip nankörleşmesem ve küstahça o lafları etmeseydim, Allah’la birlikte nefsimi ilah edinip de O’na ortak koşmasaydım.” diyerek sızlanıp durdu. Hâlbuki akledip de bilmeliydi ki, O’na bunca nimeti veren Allah’tır ve kendisini O’ndan koruyacak ve O’na rağmen kendisine yardım edecek hiçbir güç de yoktur. İnsanın kendi kendine yetmesi ve kendi sorunlarını kendi başına çözmesi de mümkün değildir. Şüphesiz Allah kendisine sığınanların gerçek dostu, yardımcısı, koruyup kollayıcısıdır. O, kendine yönelenleri en güzel mükâfatlarla ödüllendirip, en güzel akıbetlerle karşılaştırandır.
MEAL AÇIKLAMASI
45
MEAL
45. Onlara dünya hayatının örneğini bildir: Tıpkı gökten indirdiğimiz bir su gibi ki yerin bitkileri onunla birbirine karışır ve rüzgarların savurduğu çöp kırıntıları haline gelir. Allah her şeye güç yetirendir.
MUSTAFA ÇEVİK
45 Ey Peygamber! Kendilerine dünya hayatlarında nasip ettiğimiz mal, mülk ve servetle övünüp kibirlenenlere şu misali de anlat: “Kısacık dünya hayatınızda sahip olduğunuzu zannettikleriniz, tıpkı gökten yağdırdığımız yağmurla, yeryüzünde yeşertip gürleştirdiğimiz bitkiler gibidir. Daha sonra bu yeşillikler kuruyup rüzgârın savurduğu çer çöp haline dönüşürler. Tabiat nizamının yasalarını Allah böyle takdir etmiştir. Allah’ın gücü her şeye yeter, sizler de sonunda buna benzer gerçeklerle karşılaşacaksınız.”
MEAL AÇIKLAMASI
46
MEAL
46. Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyi davranışlar ise Rabbinin katında sevapça da daha hayırlıdır, umutça da daha hayırlıdır.
MUSTAFA ÇEVİK
46 Mal mülk, çoluk çocuk bunlar dünya hayatının geçici süsleri, güzellikleridir. Asıl ve kalıcı olan güzellikler, Allah’ın rızasına uygun yaşamakla elde edilecek olan daimi cennet hayatının güzellikleridir.
MEAL AÇIKLAMASI
47-49
MEAL
47. O gün dağları yürütürüz, yeri dümdüz görürsün, onların hepsini bir yere toplarız ve hiçbirini bırakmayız.
48. Saflar halinde Rabbine sunulurlar. “Andolsun, sizi ilk kez yarattığımız gibi bize geldiniz. Hayır, sizin için buluşma vakti belirlemeyeceğimizi sanmıştınız (değil mi)?”
49. Kitap (önlerine) konulmuştur. Suçluların onun içindekilerden dolayı korkuya kapıldıklarını görürsün. “Yazık bize! Bu kitaba da ne oluyor ki, küçük büyük hiçbir şey bırakmayıp saymış” derler. Yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.
MUSTAFA ÇEVİK
47-49 Günü gelince dağları yerlerinden söküp yürüteceğiz, yeryüzünü dümdüz, çırılçıplak ve bomboş bırakacağız. İşte O Gün bütün ölmüş insanları da diriltip bir araya toplayacağız ve Rabbinin huzurunda sıraya dizilecekler. Rableri onlara şöyle diyecek: “İşte sizi ilk yarattığımız gibi, bugün de yapayalnız huzurumuza geldiniz fakat dünyada iken çoğunuz huzurumuza çıkıp hesap vereceğinize inanmıyordunuz.” Ve o gün her insanın dünya hayatında yapıp ettiklerinin kayıtlarının tutulduğu amel defterleri ortaya konacak, Allah’ın davetini görmezden gelerek yaşamış olanlar amel defterlerindeki kayıtları görünce, dehşetle “Eyvah! Bu nasıl bir defter, küçük büyük denmemiş, her işimiz ve her sözümüz kayda geçirilmiş.” diyecekler, böylece dünya hayatlarıyla yüzleşecekler. Gerçek şu ki, Rabbiniz kimseye haksızlık edip, sebepsiz yere azap ederek cezalandırmaz.
MEAL AÇIKLAMASI
50
MEAL
50. Meleklere: “Adem’e secde edin” dediğimizde İblis dışında hepsi secde etti. O cinlerdendi, Rabbinin emrinden çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da onu ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. Bu zalimler için ne kötü bir değişmedir.
MUSTAFA ÇEVİK
50 Biz Âdem’i yarattığımızda meleklere, “Âdem’e yaşatacağımız hayatta ona yardıma, hizmete hazır olun.” diye emretmiştik. Bunun üzerine bütün melekler Bize secde ederek emrimize itaat edeceklerini gösterdiler fakat sadece İblis kibirlenip emrimize itaate yanaşmayıp karşı çıktı. O cinlerdendi. Ey müşrik ve kâfirler! Sizler de İblis’in (şeytan) kibirlenip, Rabbinin emrine karşı çıkışı gibi Rabbinizin davetine karşı mı çıkıyorsunuz? Hâlbuki İblis’in sizin düşmanınız olduğu size bildirilmiş ve uyarılmıştınız. Şimdi buna rağmen yine de O’nun izinden giderek ne kötü bir değiş tokuş yapıyorsunuz?
MEAL AÇIKLAMASI
51
MEAL
51. Onları ne göklerin ve yerin yaratılışında, ne de kendilerinin yaratılışında hazır bulundurdum. Ben saptırıcıları yardımcı da edinmedim.
MUSTAFA ÇEVİK
51 Ne göklerin, ne yerin, ne arasında olanların yaratılışlarında hiç kimsenin bir payı olmadığı gibi, yaratılışa tanık da olmadılar ve hiç kimseye yarattıklarımız üzerinde hüküm koyma ve hükmetme yetkisi de vermedik. Hiçbirini yardımcı da edinmedik.
MEAL AÇIKLAMASI
52-53
MUSTAFA ÇEVİK
52-53 Hesap Günü, şeytanın izinden giderek Rablerine başkaldıran o müşriklere şöyle seslenilecek: “Haydi bakalım, Benim davetime karşı çıkıp, arkasına düşüp ilah edindiğiniz kimseleri yardımınıza çağırın da, gelip sizi azaptan kurtarsınlar.” Çağıracaklar fakat çağırdıklarından hiç ses çıkmayacak, çünkü onlarla kendi aralarında ateşle doldurulmuş çukurlar olacak. O ateş çukurlarının başına getirildiklerinde onun içine atılacaklarını anlayacak fakat ondan kaçıp kurtulmanın çaresini de bulamayacaklar.
MEAL AÇIKLAMASI
54-56
MEAL
54. Andolsun, insanlara bu Kur’an’da her tür örneği çeşitli şekillerde açıkladık. Ama insan her şeyden daha çok tartışmacıdır.
55. İnsanları, kendilerine hidayet geldiğinde iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan; öncekilerin başına gelenlerin kendilerinin de başlarına gelmesi(ni) veya azabın göz göre göre kendilerine ulaşması(nı beklemeleri)nden başka bir şey değildir.
56. Biz peygamberleri ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. İnkar edenler ise hakkı batılla ortadan kaldırmak için mücadele ediyorlar. Ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyi de alaya alıyorlar.
MUSTAFA ÇEVİK
54-56 Biz bu Kur’an ile gerçekleri, insanlara çeşitli misal ve tekrarlarla ayrıntılı biçimde açıkladık. Fakat insanların çoğu âyetlerimiz üzerinde düşünüp gerçeğe ulaşmak yerine körü körüne reddetme yolunu seçtiler. Nitekim kendilerine rehberlik eden kitap ve peygamber gelmesine rağmen, onlar bu tutumlarıyla âdeta kendilerinden öncekilerin başlarına gelen helak edici felaketlerin yahut âhiret azabının başlarına gelmesini bekliyorlar. Oysa Biz, peygamberleri ve kitabı iman edenleri müjdelemek, bundan yüz çevirenleri de uyarmak için gönderiyoruz. Fakat Allah’a nankörlük ederek davetine başkaldıranlar, zulme dayalı beşerî nizamların peşlerine düşüp âyetlerimizle alay ederler.
MEAL AÇIKLAMASI
57-59
MEAL
57. Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde onlardan yüz çeviren ve ellerinin önceden işlediğini unutandan daha zalim kim olabilir? Biz, onu anlamamaları için kalplerinin üstüne örtüler kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da bu durumda asla doğru yola gelmezler.
58. Rabbin bağışlayıcı, rahmet sahibidir. Onları yaptıklarından dolayı hemen hesaba çekecek olsaydı onlara azabı çabuklaştırırdı. Hayır; onlar için vaadedilen bir vakit vardır ki ondan kaçacak bir yer bulamazlar.
59. İşte şu kasabaları zulmettikleri zaman helak ettik ve onların helakleri için bir vakit belirledik.
MUSTAFA ÇEVİK
57-59 Rabbinin daveti kendisine ulaştırıldıktan sonra ona karşı umursamaz davranıp işlediği, işlemekte olduğu günahları önemsemeyip unutan kimseden daha cahil ve zalim kim olabilir? Biz böyle yaşamaya kendini şartlandırmış nankörlerin kalplerine Kur’an’ı anlamalarına engel olacak perdeler gerip, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Böylesi inatçıları sen ne kadar doğru olana çağırsan da gelmezler. Allah, gerçeği kavrayıp, şirkinden ve küfründen tevbe ederek doğruya yönelenler için merhametli ve bağışlayıcıdır. Şayet Rabbin dileseydi onları işledikleri günahlardan dolayı hemen cezalandırırdı, fakat onları cezalandırmasının yasa ile belirlenmiş bir zamanı vardır. O Gün gelip de süre dolunca, Allah’ın azabından kaçıp kurtulmaları mümkün değildir. Tıpkı daha önce şirk, küfür ve zulümleri sebebi ile helak ettiğimiz toplumlara tanıdığımız süre gibi, bunlar için de önceden belirlenmiş bir süre vardır. Allah her işin zamanını ve şartlarını yasalara bağlamıştır. Her işin iç yüzünü, gerçek mahiyetini, sonunun ne zaman ve nasıl olacağını yalnız Allah bilir.
MEAL AÇIKLAMASI
60-70
MEAL
60. Hani Musa genç adamına: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar devam edecek yahut uzun zamanlar yürüyeceğim” demişti.
61. Böylece iki (deniz)in birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir delik (menfez) bulup yolunu tuttu.
62. Orayı geçtiklerinde (Musa) genç adamına dedi ki: “Azığımızı getir. Andolsun, bu yolculuğumuzdan dolayı yorgun düştük.”
63. (Genç) dedi ki: “Gördün mü! Biz o kayaya çekildiğimizde ben balığı unutmuşum. Bana onu hatırlamamı şeytandan başkası unutturmamıştır. O da şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tuttu.”
64. (Musa): “İşte bizim aradığımız da buydu” dedi. Böylece izlerini takib ederek geri döndüler.
65. Derken kullarımızdan kendisine katımızdan bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz bir kulumuzu buldular.
66. Musa ona dedi ki: “Doğruya iletici (bilgi) olarak sana öğretilenlerden bana da öğretmen için sana uyabilir miyim?”
67. O da dedi ki: “Doğrusu sen benimle sabretmeye güç yetiremezsin.
68. Özünü etraflıca kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”
69. (Musa) dedi ki: “İnşallah beni sabırlı bulacaksın ve hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim.”
70. Dedi ki: “Eğer bana uyarsan ben ondan sana söz edinceye kadar bana bir şey hakkında soru sorma.”
MUSTAFA ÇEVİK
60-70 Vaktiyle Musa, Allah’ın kendisine lütufta bulunup, üstün ilim bahşettiği âlim bir zat ile iki denizin birbirine kavuştuğu yerde buluşmak ve onun bilgisinden istifade etmek amacı ile arkadaşıyla birlikte yola koyulmuş, ömrümün sonuna kadar yürüsem de oraya ulaşacağım demişti. En son dinlenmek için konakladıkları deniz kenarındaki kayalıkların yanında yemek için yanlarında bulundurdukları balıklarını unuttular, zaten balık da denize düşüp gözden kaybolmuştu. Konakladıkları o yerden uzaklaşıp da karınları acıkınca, Musa arkadaşına, “Bu yolculuk bizi epeyce yordu, getir şu balığı da yiyelim.” dedi. Arkadaşı da ona: “Ben balıkla ilgili durumu sana söylemeyi unuttum, hani en son dinlenmek için oturduğumuz kaya var ya, işte orada balık şaşılacak biçimde denize düşüp kayboldu. Bunu sana söylemeyi de galiba şeytan bana unutturdu.” dedi. Bunun üzerine Musa heyecanla, “İşte aradığımız yer, buluşma noktamız orasıydı.” diyerek hemen geldikleri o yöne doğru dönüp yürüdüler, oraya varınca da kendisine katımızdan üstün ilim bahşedip, görevler verdiğimiz kulumuzla karşılaştılar. Musa hemen ona: “Sendeki bilgilerden yararlanmak suretiyle yaşanmakta olanların gerçek mahiyetini öğrenmek ve doğru olanı yapabilmek için yanında olmak, gideceğin yerlere seninle birlikte gitmek istiyorum.” dedi. İlim verdiğimiz o kişi de Musa’ya: “Sen benimle birlikteyken, karşılaşacaklarımıza, olup biteceklere katlanamazsın. İç yüzünü, gerçek mahiyetini bilip anlayamadığın işlere nasıl katlanırsın, sen kendi işine bak.” dedi. Musa da ona: “İnşallah benim sabırlı biri olduğumu göreceksin, senin yaptığın hiçbir işine karışıp, karşı çıkıp, itiraz etmeyeceğim.” dedi. Bunun üzerine ilim verdiğimiz kulumuz da Musa’ya: “Şayet benimle birlikte geleceksen, o halde ben sana yaptığım işin mahiyetini açıklamadıkça bana hiçbir şey sormayacaksın.” dedi.
MEAL AÇIKLAMASI
71-73
MEAL
71. Böylece ikisi de yola koyuldular. Nihayet gemiye bindiklerinde o, bunu deliverdi. (Musa): “Sen içindekileri boğmak için mi bunu deldin? Andolsun şaşılacak bir şey yaptın!” dedi.
72. (O kul): “Ben, sen benimle sabretmeye güç yetiremezsin, dememiş miydim?” dedi.
73. (Musa) dedi ki: “Unuttuğum şeyden dolayı beni sorguya çekme ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma!”
MUSTAFA ÇEVİK
71-73 Özel ilimle donatılan ve özel görevler verilen bu kişinin teklifini kabul eden Musa, onunla birlikte yola koyuldu. Bir kıyı şehrine varınca da yollarına devam etmek üzere bir gemiye bindiler, gemiden inecekleri sırada, âlim zat geminin hasarlanıp su alması için tabanındaki tahtalardan birkaçını söktü. Bunun üzerine Musa, “Gemiyi batırıp da içine binecek olanları öldürmek mi istiyorsun, onun için mi geminin tabanından delik açtın? Bu yaptığın hiç de doğru olmayan bir iştir.” dedi. Kendisine ilim verilmiş olan kişi de Musa’ya: “Ben sana benimle birlikte olmaya katlanamazsın dememiş miydim?” deyince Musa, “Bir an sözümü unuttum, boş bulunup sordum. Kusuruma bakma, bu yüzden beni azarlama.” dedi.
MEAL AÇIKLAMASI
74-78
MEAL
74. Yeniden yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında hemen onu öldürdü. (Musa): “Bir can karşılığı olmaksızın suçsuz bir canı öldürdün mü? Doğrusu çok çirkin bir şey yaptın!” dedi.
75. (O kul): “Ben, sen benimle sabretmeye güç yetiremezsin, dememiş miydim?” dedi.
76. (Musa) dedi ki: “Bundan sonra sana bir şey sorarsam artık benimle arkadaşlık etme. Benim tarafımdan (benden ayrılmak konusunda) mazerete sahip olursun.”
77. Yeniden yola koyuldular. Nihayet bir kasaba halkının yanına varıp onlardan yiyecek istediler. Ama onlar, onları misafir etmekten kaçındılar. Orada yıkılmak üzere bir duvar buldular ve (o kul) hemen onu doğrulttu. (Musa) dedi ki: “İsteseydin onun karşılığında bir ücret alırdın.”
78. Dedi ki: “İşte bu benimle senin aranda ayrılma (vakti)dir. Haklarında sabır gösteremediğin şeylerin yorumlarını sana bildireceğim.
MUSTAFA ÇEVİK
74-78 Böylece gemiden inip yollarına devam ettiler, yol üstünde bir gençle karşılaştılar. Âlim zat, karşılarına çıkan bu genci öldürdü. Bunun üzerine Musa öfkeyle, “Bir başka cana karşılık olmaksızın, sebepsiz yere masum birinin canına nasıl kıyarsın? Bu yaptığın çok kötü bir iştir.” dedi. Kendisine ilim verilmiş olan âlim zat tekrar Musa’ya dönüp, “Ben sana benimle olmaya katlanamayacağını söylemiştim.” dedi. Musa hemen kendini toplayıp, “Bundan sonra sana bir şey soracak olursam benimle arkadaşlık, yoldaşlık etme. Zaten senden özür dileyecek yüzüm de kalmadı.” dedi ve yollarına devam ettiler. Yol üzerinde uğradıkları beldenin halkından biraz yiyecek istediler, fakat o beldenin halkı misafirperverlik gösterip de onlara yiyecek vermedi. Bu arada geçmekte oldukları bir sokakta yıkılmak üzere olan bir duvarı görünce de, âlim zat orada durup duvarı onararak yıkılmaktan kurtardı. Musa yine konuşmadan edemedi, “Bu işe karşılık bir ücret isteseydin, fena mı olurdu? Hiç olmazsa onunla karnımızı doyururduk.” deyince de âlim zat Musa’ya, “Artık yollarımızı ayırmanın zamanı geldi.” Fakat ben sana ayrılmadan önce sabır göstermeyip de sorduğun olayların iç yüzünü açıklayacağım.” dedi
MEAL AÇIKLAMASI
79-82
MEAL
79. Gemi, denizde çalışan birtakım yoksullara aitti. Ben onu kusurlu yapmak istedim. (Çünkü) arkalarında her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı.
80. Çocuğa gelince: Onun anne babası mü’min kimselerdi. Biz onun onları taşkınlığa ve küfre sürükleyeceğinden korktuk.
81. Böylece Rablerinin onun yerine kendilerine temizlikte daha hayırlı ve merhamette daha yakın birini vermesini istedik.
82. Duvara gelince: O şehirdeki iki yetim çocuğa aitti ve altında onlara ait bir hazine vardı. Babaları da salih biriydi. Rabbin onların erginlik çağlarına ermelerini ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını diledi. Ben bunu kendi görüşümle yapmadım. Haklarında sabır gösteremediğin şeylerin yorumları (iç yüzleri) işte budur.
MUSTAFA ÇEVİK
79-82 “Gemi olayından başlayalım… O gemi, geçimlerini denizden sağlayan bir kısım yoksul kimselere aitti. Onu özellikle hasarlı hale getirdim, şayet yollarına devam etselerdi, önlerinde her sağlam gemiye el koyan bir hükümdarın adamları bekliyordu. Öldürdüğüm gence gelince, onun anne ve babası yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinmiş, O’nun davetine iman etmiş mü’min kimselerdi. O gencin anne ve babasına derin acılar yaşatması sebebiyle öldürülmesi gerektiği bilgisi bana ulaştırılmıştı. Rableri olan Allah, onlara bu çocuk yerine hayırlı ve merhametli bir evlat nasip etsin. Yıkılmak üzere olan duvarı onarıp tamir etmemin sebebi ise o duvar orada yaşayan iki öksüz çocuğun evlerinin duvarı idi, duvarın altında da o çocuklara ait bir hazine vardı. Onların babaları yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinip O’na iman etmiş bir mü’min olarak vefat etmişti. Bu yüzden de Rabbin, onlar erişkin birer insan olunca, hazinelerine kavuşsunlar diye, onlara bir lütuf ve rahmet olarak böyle diledi, dolayısıyla bütün bu işleri kendi irademle de yapmadım. İşte senin sabredemeyip katlanamadığın işlerin iç yüzü budur.” (Musa’nın bu yaşadıkları ile Allah bizlere karşılaşılan yahut yaşanılan olayları içyüzünü peygamberlerin dahi bilip anlayamayacağı gerçeğini bildirmektedir.)
MEAL AÇIKLAMASI
83-88
MEAL
83. Sana Zülkarneyn’den de soruyorlar. De ki: “Ben size ondan bir haber okuyacağım.”
84. Gerçekten biz onu yeryüzünde güçlü bir iktidar sahibi kılmış ve ona her şeyden bir yol vermiştik.
85. O da bir yol tuttu.
86. Nihayet güneşin battığı yere ulaşınca onu kara balçıklı bir gözenin içinde batar gördü. Onun yanında da bir kavim buldu. Dedik ki: “Ey Zulkarneyn! Onlara ya azap edersin, ya da haklarında güzel davranırsın.
87. Dedi ki: “Kim zulmederse ona azab edeceğiz. Sonra Rabbine döndürülür O da onu görülmemiş azapla azablandırır.
88. Ancak kim iman eder ve salih amel işlerse ona en güzel karşılık vardır. Buyruğumuzdan da ona kolay olanı söyleyeceğiz.
MUSTAFA ÇEVİK
83-88 Ey Peygamber! Sana Zülkarneyn hakkında soruyorlar. De ki: “Onun hakkında bana bildirilenleri ben de size bildireyim. Allah buyuruyor ki, Biz Zülkarneyn’e yeryüzünde geniş imkânlar, güç ve iktidar bahşettik, gideceği yerlerin bilgisini verip yollarını gösterdik. O da bu bilgi ve güç ile görevlerini yerine getirmek üzere yola koyuldu. Batıya doğru gidebildiği en uzak yere kadar giderek, güneşin koyu, bulanık bir suda batıyormuş gibi olduğu yere ulaştı, orada müşrik, ahlaksız bir halk ile karşılaştı.” Bunun üzerine Biz de ona şöyle buyurduk: “Ey Zülkarneyn! İstersen onları cezalandırırsın, istersen de iyi davranırsın.” Zülkarneyn de onlara şöyle seslendi: “İçinizden kim, Allah’la birlikte başka Rab ve ilahlar edinmekte ısrar edip müşrik kalmakla direnir, Allah’ın daveti olan doğru yolda yaşamayı reddedip zulme devam ederse, Biz de onu cezalandıracağız. Hesap Günü geldiğinde de o kimseler Rablerinin huzuruna çıkarılacak ve çok daha şiddetli bir azap ile cezalandırılacaklar. Yalnızca Allah’a yönelip yaratılış sebebine uygun yaşamak gayreti içinde olanlar ise, dünyada ve âhirette en güzel ikramlarla mükâfatlandırılacaklar ve bu gayretleri sırasında Rableri onlara yardım edip, işlerini de kolaylaştıracak.”
MEAL AÇIKLAMASI
89-92
MEAL
89. Sonra yine bir yol tuttu.
90. Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendilerine güneşe karşı bir siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğar gördü.
91. İşte böyle. Biz, onun yanında ne tür bilgi ve tecrübe varsa (ilmimizle) kuşatmıştık.
92. Sonra yine bir yol tuttu.
MUSTAFA ÇEVİK
89-92 Bir süre sonra Zülkarneyn oradan ayrılıp yeni bir görev için güneşin doğduğu yöne doğru ulaşabildiği en son yere ulaştı, oraya varınca da güneşin üzerlerinden hiç eksik olmadığı bir halk ile karşılaştı. İşte Biz Zülkarneyn’e buralara ve böylesi toplumlara ulaşabilecek kadar ilim, güç ve imkân vermiştik. Şüphesiz ona bahşettiklerimizin sınırını ve neler olduğunu da Biz biliriz. Daha sonra Zülkarneyn yeni bir yola koyuldu.
MEAL AÇIKLAMASI
93-97
MEAL
93. Nihayet iki seddin arasına ulaştığında onların önünde neredeyse hiçbir söz anlamayan bir kavim buldu.
94. Onlar dediler ki: “Ey Zulkarneyn! Doğrusu Ye’cuc ve Me’cuc (bu) yerde bozgunculuk etmektedirler. Onlarla bizim aramızda bir set yapman için sana bir vergi verelim mi?”
95. Dedi ki: “Rabbimin beni içinde bulundurduğu güç (ve nimet) daha hayırlıdır. Bana (bedensel) güçle yardım edin sizinle onların arasına kuvvetli bir engel yapayım.
96. Bana demir kütleleri getirin.” İki dağ yakasının arası denkleşince: “Körükleyin” dedi. Onu ateş haline getirdiğinde de: “Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim” dedi.
97. Böylece onlar (Ye’cuc ve Me’cuc) ne onu aşmaya ne de delmeye güç yetirebildiler.
MUSTAFA ÇEVİK
93-97 Zülkarneyn yönünü değiştirip, yoluna devam ederken, iki dağ arasında yaşamakta olan bir topluluğa ulaştı, bunlar çok az da olsa onun konuştuğu dili de anlıyorlardı. Onlar Zülkarneyn’e dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Bu dağların arkasında yaşayan Yecüc ve Mecüc sürekli aramıza sızıp, memleketimizde fesat çıkarıp, bozgunculuğa sebep oluyorlar. Karşılığı neyse onu sana vermek şartıyla, onlarla bizim aramıza bir set yap ve bizi onlardan kurtar. Zülkarneyn de onlara: “Rabbimin bana lütfettiği ilim, güç ve iktidar, sizin bana vereceklerinizden çok daha iyi ve değerlidir. Siz bana sadece beden gücünüzle yardım edin, ben de sizinle onların arasına bir set yapayım, şimdi bana demir madeninin kütlelerini getirin.” dedi. Getirilen demir kütlelerini iki dağın arasına doldurdu, sonra ateş yakıp, ateşi körüklerle güçlendirerek, demir madenini eritti. Demir akkor haline gelince de, “Şimdi de diğer tarafta eritilmekte olan bakırı getirip, üzerine dökün.” dedi, böylece arada aşılması mümkün olmayan bir set yaptı. Bundan sonra Yecüc ve Mecüc o seddi ne aşabildi ne de oradan bir delik açabildi.
MEAL AÇIKLAMASI
98-102
MEAL
98. Dedi ki: “Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi geldiğinde onu dümdüz eder. Rabbimin vaadi haktır.”
99. O gün onları birbirleri içinde dalgalanır halde bırakırız. Sur’a da üflenir ve artık onların tümünü biraraya toplarız.
100. O gün cehennemi kâfirlere (açık) bir sunuşla sunarız.
101. Onlar ki gözleri benim zikrime karşı perde içindeydi ve (Kur’an’ı) dinlemeye katlanamıyorlardı. (Yani bunun kendilerine bir yarar sağlayacağını mı sandılar?)
102. İnkar edenler beni bırakıp da kullarımı kendilerine dostlar (veliler) edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kâfirler için konak olarak hazırladık.
MUSTAFA ÇEVİK
98-102 Zülkarneyn seddin bitmesinin ardından da halkı toplayıp onlara şöyle seslendi: “Bunun yapılmasının bilgisini ve gücünü lütfeden Rabbime şükürler olsun. Bu set ancak Rabbimin belirlediği zaman geldiğinde yerle bir edilip, yok edilir, Rabbimin vadettiği O Gün mutlaka gelecektir.” Kıyamet Günü geldiğinde insanları dalgalar gibi çalkalanmaya bırakırız, onlar da korku ve dehşet içinde oradan oraya koşuşup dururlar. Nihayet Sûr’a üflenir ve hepsini bir araya toplarız. İşte O Gün müşrik ve kâfirlikte direnerek Allah’ın davetinden yüz çevirenleri cehennemle buluştururuz. Çünkü onlar Allah’ı bırakıp O’nun kullarını veliler edinip onlardan yardım umuyorlardı. Şüphesiz böylelerinin varacakları yer cehennem olacaktır.
MEAL AÇIKLAMASI
103-106
MEAL
103. De ki: “Ameller bakımından en çok ziyana uğrayacakları size haber verelim mi?
104. Onlar, dünya hayatında(ki) bütün çabaları boşa gittiği halde kendilerinin iyi iş yaptıklarını sanırlar.
105. İşte onlar Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkar eden ve bu yüzden amelleri boşa gidenlerdir. Artık kıyamet günü onlar için bir tartı tutmayız.
106. İşte, inkar ettikleri ve ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için onların cezaları cehennemdir.
MUSTAFA ÇEVİK
103-106 De ki: Size yapıp ettikleri bakımından, en çok zarara uğrayacak olanları bildireyim mi? Bunlar yaratılışlarının gerçek sebebinin ne olduğunu merak edip araştırmadan, iyi ve doğru şeyler yaptıklarını zanneden, bu nedenle de emekleri boşa giden kimselerdir. Hâlbuki kendilerini iyi ve doğru işler yapıyor sanıyorlardı. Böyleleri Rablerinin âyetleri ile bildirdiği gerçekleri umursamayıp, üzerinde düşünüp de kavramadan âhireti ve Hesap Günü’nü reddetmişlerdi. İşte bu yüzden de dünyada yaptıkları boşa gitmiştir, âhirette onların amellerini tartmaya bile gerek görmeyiz ve onlara hiç değer vermeyiz. Onların cezası cehennem ateşi olacaktır, çünkü onlar aynı zamanda âyetlerimizle ve Peygamberimizle alay edip, onları yalan saymışlardı.
MEAL AÇIKLAMASI
107-108
MEAL
107. İman edip salih ameller işleyenlerin konakları ise Firdevs cennetleridir.
108. Orada sonsuza kadar kalacaklardır. Oradan ayrılmak da istemezler.
MUSTAFA ÇEVİK
107-108 İman edip imanlarının gerektirdiği salih amellerle yaşamak uğrunda gayret edenlere ise mükâfat olarak cennette Firdevs bahçelerinde konaklar hazırlanmıştır. Onlar da orada daimi olarak kalacak ve hiç çıkarılmayacaklardır.
MEAL AÇIKLAMASI
109
MEAL
109. De ki: “Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa, bir o kadarını daha destek olarak getirsek Rabbimin sözleri bitmeden deniz biter.”
MUSTAFA ÇEVİK
109 Ey Peygamber! De ki: “Rabbimizin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa, hatta onun bir mislini de üzerine ilave etsek, yine de denizler tükenir, Rabbimin sözleri tükenmezdi.”
MEAL AÇIKLAMASI
110
MEAL
110. De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım. Bana sizin ilahınızın tek ilah olduğu vahyolunuyor. Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine olan ibadetine kimseyi ortak tutmasın.”
MUSTAFA ÇEVİK
110 Müşriklere de ki: “Ben de sizin gibi bir insanım, ancak bana Rabbimiz ve ilahımızın yalnız Allah olduğu vahyolunuyor. Artık kim Rabbinin rızasını kazanmak istiyor ve O’na karşı kendisini sorumlu hissediyorsa, yaratılış sebebine uygun yaşamak için gayret etsin. Böylece Allah’a ortak koşmaktan, kula kulluk etmekten kurtulsun.”
MEAL AÇIKLAMASI