Sure Hakkında
Ayet Sayısı
3
Mushaf (Kuran) Sırası
108
Nuzül (İniş) Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
15
Sure Hakkında Bilgi
108
KEVSER SURESİ
GİRİŞ
Adı: Birinci ayetteki “kevser” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: İbn Merduye; Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Zübeyr ve Hz. Aişe’den bu
surenin Mekkî olduğunu nakletmiştir. Kelbî ve Mukatil de bu surenin Mekkî olduğunu
söylemişlerdir. Müfessirlerin çoğunluğunun kavli de aynıdır. Ama Hasan Basrî, İkrime,
Mücahid ve Katade bu surenin Medenî olduğunu söylemişlerdir. İmam Suyutî de el-İtkan
isimli eserinde bu kavle katılmıştır. İmam Nevevî, Müslim şerhinde aynı kavli tercih
etmiştir. Bunun sebebi şu rivayettir: İmam Ahmed, Müslim, Ebu Davud, Neseî, İbn Ebi
Şeybe, İbnü’l Münzir, İbn Merduye ve Beyhakî vs. hadisçiler Enes b. Malik’ten şöyle
rivayet etmişlerdir: “Rasulullah aramızda oturuyordu. Bu sırada O’na vahiy geldi. Daha
sonra tebessüm ederek başını kaldırdı.” Bazı rivayetlerde, Rasulullah’a niçin tebessüm
ettiğinin sorulduğu belirtilir. Bazı rivayetlerde ise Rasulullah’ın kendisine bir sure nazil
olduğunu söylediği ve “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek Kevser suresini okuduğu
nakledilir. Rasulullah sonra, “Biliyor musunuz Kevser nedir?” dedi. Ashab, “Allah’ın Rasulü
daha iyi bilir” dediler. Rasulullah, “Rabbimin bana Cennette bağışladığı bir nehirdir”
buyurdu. (Bunun tefsiri ileride gelecektir.) Bu rivayet, surenin Medenî olduğuna delil
olarak ileri sürülmüştür. Çünkü Enes Mekke’li değil, Medineliydi. Enes, “Sure benim
yanımda nazil oldu” dediği için bu sözün surenin Medenî olduğunu gösterdiği belirtilmiştir.
Ama İmam Ahmed, Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî ve İbni Cerir’in yine Enes’ten
rivayet ettiğine göre, Cennetteki bu nehir (Kevser) Rasulullah’a Miraç sırasında
gösterilmiştir.
Herkesin bildiği gibi Miraç olayı hicretten önce Mekke’de vuku bulmuştu. İkincisi, Miraç
gecesinde Rasulullah kendisine verilen Kevser hediyesinden sadece haberdar değildi. Aynı
zamanda onu görmüştü. Bu durumda, kendisine daha önce verilen nehrin müjdesinin
Medine’de verilmesi için bir sebep yoktu. Eğer Enes’in beyan ettiği gibi, sahabenin bir
toplantısında Rasulullah Kevser suresinin nazil olduğunu haber verseydi ve bundan bu
surenin ilk defa Medine’de nazil olduğu anlamı çıksaydı, o zaman Hz. Aişe, İbn Abbas ve
İbn Zübeyr gibi bilgin ashabın Kevser suresine Mekkî demesi ve çoğu müfessirlerin de
buna kail olması mümkün olabilir miydi? Üzerinde düşünülürse Enes’in rivayetinde bir
boşluk hissedilir. Bu rivayette, sözü geçen mecliste daha önce hangi konuşmanın devam
ettiği ayrıntılı olarak açıklanmamıştır. Mümkündür ki, o sırada Rasulullah (s.a) bir meseleyi
anlatmaktaydı ve vahiy aracılığıyla O’na bu mesele için Kevser suresinin açıklayıcı olduğu
bildirilmişti. Rasulullah (s.a) bunun üzerine kendisine bu surenin nazil olduğunu zikretmiş
olabilir. Bu gibi olaylar müteaddit kereler vuku bulmuştur. Bu nedenle müfessirler bazı
sureler için iki defa nazil olduklarını söylemişlerdir. İkinci nüzulün anlamı, ayetin önce
nazil olduğu, ama ikinci defa bir mesele üzerine Rasulullah’a gönderilen vahiy ile o ayete
dikkat çekildiğidir. Bu gibi durumlarda, bir ayetin nüzulünde Mekkî mi yoksa Medenî mi
olduğu kararına varmak çok zordur.
Eğer Hz. Enes’in rivayeti bir şüphe meydana getirmeseydi surenin muhtevası kendiliğinden
surenin Mekkî olduğuna delil olurdu. Aynı zamanda sure, Rasulullah’ın içinde bulunduğu en
zor ve cesaret kırıcı şartlarda nazil olmuştur.
Tarihi Arkaplan: Bundan önce Duha suresi ve İnşirah suresinde görüldüğü gibi, Rasulullah
nübüvvetin başlangıç döneminde çok zor şartlar ile karşı karşıya idi. Bütün kavmi ona
düşman kesilmişti. Her türlü engelleme yapılmakta ve fitne rüzgarları estirilmekte idi.
Rasulullah ve onun seçkin ashabının başarılı olacağına küçük bir ihtimal bile verilmiyordu. O
zaman Allah, teselli ve cesaret vermek için Rasulullah’a pek çok ayet indirmiştir. Mesela
Duha suresinde, “Senin sonraki dönemin, önceki döneminden daha iyi olacak ve Rabb’in
sana o kadar verecek ki memnun olacaksın” buyuruldu. İnşirah suresinde ise, “Senin zikrini
yükselttik” buyuruldu. Yani, düşman seni bütün ülkede kötülemektedir. Ama buna rağmen
biz isminizi yaydık ve sizin için şöhret imkânı meydana getirdik. “Her zorlukla birlikte bir
kolaylık vardır. Muhakkak zorlukla beraber bir kolaylık vardır” buyuruldu. Yani, şimdiki
şartlar karşısında perişan olmayın. Çok yakında bu zor durum bitecek ve başarınız
gelecektir.
Kevser suresi bu şartlarda nazil oldu ve Rasulullah’a teselli verilerek, muhaliflerinin helak
olacağı önceden haber verildi. Kureyş’teki kafirler diyorlardı ki, “Muhammed kavminden
ayrıldı. O şimdi yalnız ve çaresiz bir insandır.”
İkrime’nin rivayetinde, Rasulullah’a nübüvvet verildiği ve Kureyşlileri İslam’a davet
etmeye başladığı zaman Kureyşlilerin ona “kavminden kesildi ve köksüz bir ağaç gibi oldu.
Bir süre sonra kuruyarak toprağa karışacaktır.” Muhammed b. İshak diyor ki, Mekke’nin
reisi olan As b. Vail Sahemî’nin yanında Rasulullah zikredildiğinde, “Bırakın onu, o ebter
(kökten kesilmiş) bir insandır. Onun erkek çocuğu yoktur. Öldükten sonra ismini anan bile
olmayacaktır” derdi. Samir b. Atıyye’den rivayet edildiğine göre, Ukbe b. Muiyt de böyle
söylüyordu. (İbn Cerir). İbni Abbas’tan rivayet edilmiştir ki, Ka’b b. Eşref (Medine’nin
Yahudi reisi) bir gün Mekke’ye geldiğinde, Kureyş’in ileri gelenleri O’na şöyle demişlerdir:
“Kavminden kesilen bu çocuğa bakın. Bizden daha iyi olduğunu zannediyor. Halbuki biz Hac
işlerini, Ka’be’nin hizmetini, hacılara su vermeyi yerine getiririz” (Bezzar) Aynı olay
hakkında İkrime, Kureyşlilerin Rasulullah için “Zayıf, çaresiz ve çocuksuz birisidir.
Kavminden kesilmiştir” dediklerini nakleder. (İbn Cerir) İbn Sa’d ve İbn Asakir, Abdullah
b. Abbas’tan şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah’ın en büyük erkek çocuğu Kasım, ondan
küçüğü Zeyneb, daha küçüğü Abdullah idi. Daha sonra üç kızı, Ümmü Gülsüm, Fatıma ve
Rukiyye geliyordu. Bunlardan önce Kasım vefat etti. Sonra Abdullah vefat etti. Bunun
üzerine As b. Vail, Rasulullah’ın neslinin bittiğini ve ebter olduğunu, yani kökünün
kesildiğini söylemiştir. Bazı rivayetlerde de As: “Muhammed ebterdir. Yerine geçecek
hiçbir erkek çocuğu yoktur. Ölümünden sonra ismi silinecek ve siz de ondan
kurtulacaksınız” demiştir. Abd b. Humayd’ın İbn Abbas’tan naklettiği rivayetten
anlaşılıyor ki, Rasulullah’ın oğlu Abdullah’ın ölümü üzerine Ebu Cehil de bu gibi sözler
sarfetmiştir. İbn Hatim, Şamir b. Atıyye’den rivayet etmiştir ki, Rasulullah’ın bu
üzüntüsü üzerine bu gibi alçakça sözleri Ukbe b. Muiyt de söylemiştir. Ata diyor ki,
Rasulullah’ın ikinci oğlunun vefatı üzerine evi Rasulullah’ın evinin yanında olan Ebu Leheb
koşarak müşriklere gitti ve müjde(!)yi verdi: “Bu gece Muhammed çocuksuz kaldı ve onun
kökü kesildi” dedi.
Bu zor şartlarda Rasulullah’a Kevser müjdesini vermek için bu sure nazil olmuştur.
Kureyşliler, kendilerine yalnız Allah’a tapmalarını tavsiye edip şirklerini reddettiği için
Rasulullah’a kızıyorlardı. Bunun için kavmi Rasulullah’ı toplumdaki makamından mahrum
etti. Rasulullah kendi kavminden kesilmişti. Onun yanında, cemiyette etkin olmayan bir
avuç insan bulunmaktaydı. Bunun yanısıra arka arkaya iki oğlu vefat edince Rasulullah
büyük üzüntüye kapıldı. Bu olay üzerine akrabaları, yakınları ve kabilesi taziye ve teselli
yerine, âdeta bayram yaptılar. Onların takındığı tavır, herhangi şerefli bir insanın kalbini
kırmaya yeterdi. Rasulullah ise sadece akrabasına değil, yabancılara bile iyi davranan bir
kişiydi. Bunun üzerine Allah, Rasulullah’a kısa sürede ve bir cümle ile dünyada hiç kimseye
verilmemiş müjdeyi verdi. Aynı zamanda muhaliflerinin kökünün kazınacağı kararını da
bildirdi.
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1. Ey Muhammed! gerçekten biz sana dünyada pek çok hayırlar verdik. İnkârcıların alaycı sözleri, baskı ve eziyetleri karşısında nasıl üzüldüğünü biliyoruz. Üzülme! Biz sana erkek evlatla neslini devam ettirme gibi bir nimet vermedik ama Şüphesiz biz sana hayır ve bereket olan, insanın yaratılış sebebini ve o sebebe uygun yaşanması gereken hayatın bilgisini kapsayan Kevser'i yani Kur’an’ı, verdik. Ahirette de cennet ve cennetteki kevser havuzu ve ırmağını vereceğiz. Andolsun ki sana dünyada verdiğimiz hayır ve bereketler gibi, ahirette de birçok hayır ve bereket vermişizdir.
2. O halde sana bu nimeti bahşeden Rabb’ine hakkıyla şükretmek ve sadece Rabbin için Rabbinin öğretip davet ettiği hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak için bütün gücünle gayret et. Yalnız Rabbine ibadet et, varlığını O’na adamanın sembolü olarak secdeye kapanıp namaz kıl ve O’nun uğrunda malını, canını, çoluk çocuğunu ve tüm imkânlarını kurban etmekten çekinme. Feda etmeye hazır olduğunun göstergesi olarak, yalnızca O’nun adına kurban kes, saldırılara zorluklara göğüs ger. Eğer bu yolda karşına çıkabilecek zorluklara göğüs gererek, yılmadan, ümitsizliğe kapılmadan Kur’an’ı hayata egemen kılma mücadeleni sürdürebilirsen, sana müjdeler olsun. Bütün varlığını, aklını, mantığını, duygularını Rabbinin yoluna ada. Hayatını, Rabbinin yoluna kurban et ve böylece Rabbine yakınlaşıp O’nun rızasını kazan. Unutma Rabbin hep senin yanındadır.
3. Ey Resulüm! Sana ve davana hakaret ve hıyanet edenlere aldırma. Doğrusu asıl soyu ve nesebi kesik, şeref ve haysiyeti bitik olan, sana ve İslam’a buğzedip kin besleyendir. Davet ettiğin hayat nizamı sebebiyle sana buğzedip düşmanlık edenlerin ve onların takipçilerinin sonunda sesleri kesilecek, dünyada ve ahirette hak ettikleri azapla karşılaşacaklardır. Böylece seninle alay eden, senden nefret edip sana kin besleyen düşmanlarının nesli tükenecek, her türlü hayırdan bereketten ebediyen mahrum kalarak silinip gidecek olanlar onlardır. İnsanlığı bir tek Allah’a kulluk ve ibadete çağırdığın için sana kin besleyen ve Allah’ın nurunu söndürmek için plânlar kuran, iman erlerine karşı amansız savaş başlatan zalimler var ya, eninde sonunda işi bitirilecek olanlar asıl onlardır
1
MEAL
1. Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik.
MUSTAFA ÇEVİK
1 Ey Peygamber! Biz sana insanın yaratılış sebebini ve o sebebe uygun yaşanması gereken hayatın bilgisini kapsayan Kevser’i (Kur’an’ı) verdik.
MEAL AÇIKLAMASI
1. Ey Muhammed! gerçekten biz sana dünyada pek çok hayırlar verdik. İnkârcıların alaycı sözleri, baskı ve eziyetleri karşısında nasıl üzüldüğünü biliyoruz. Üzülme! Biz sana erkek evlatla neslini devam ettirme gibi bir nimet vermedik ama Şüphesiz biz sana hayır ve bereket olan, insanın yaratılış sebebini ve o sebebe uygun yaşanması gereken hayatın bilgisini kapsayan Kevser’i yani Kur’an’ı, verdik. Ahirette de cennet ve cennetteki kevser havuzu ve ırmağını vereceğiz. Andolsun ki sana dünyada verdiğimiz hayır ve bereketler gibi, ahirette de birçok hayır ve bereket vermişizdir.
2
MEAL
2. O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
MUSTAFA ÇEVİK
2 O halde sen de, Rabbinin öğretip davet ettiği hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak için bütün gücünle gayret et, saldırılara göğüs ger! Bu uğurda imkânlarını kurban etmekten çekinme ve böylece Rabbine yakınlaşıp O’nun rızasını kazan.
MEAL AÇIKLAMASI
2. O halde sana bu nimeti bahşeden Rabb’ine hakkıyla şükretmek ve sadece Rabbin için Rabbinin öğretip davet ettiği hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak için bütün gücünle gayret et. Yalnız Rabbine ibadet et, varlığını O’na adamanın sembolü olarak secdeye kapanıp namaz kıl ve O’nun uğrunda malını, canını, çoluk çocuğunu ve tüm imkânlarını kurban etmekten çekinme. Feda etmeye hazır olduğunun göstergesi olarak, yalnızca O’nun adına kurban kes, saldırılara zorluklara göğüs ger. Eğer bu yolda karşına çıkabilecek zorluklara göğüs gererek, yılmadan, ümitsizliğe kapılmadan Kur’an’ı hayata egemen kılma mücadeleni sürdürebilirsen, sana müjdeler olsun. Bütün varlığını, aklını, mantığını, duygularını Rabbinin yoluna ada. Hayatını, Rabbinin yoluna kurban et ve böylece Rabbine yakınlaşıp O’nun rızasını kazan. Unutma Rabbin hep senin yanındadır.
3
MEAL
3. Doğrusu asıl sonu kesik olan, sana kin besleyendir.
MUSTAFA ÇEVİK
3 Ey Peygamber! Sana düşmanlık edenler de, onların takipçileri olan soyları da dünyadan sonra âhirette de hak ettikleri azaba çarptırılacaklar.
MEAL AÇIKLAMASI
3. Ey Resulüm! Sana ve davana hakaret ve hıyanet edenlere aldırma. Doğrusu asıl soyu ve nesebi kesik, şeref ve haysiyeti bitik olan, sana ve İslam’a buğzedip kin besleyendir. Davet ettiğin hayat nizamı sebebiyle sana buğzedip düşmanlık edenlerin ve onların takipçilerinin sonunda sesleri kesilecek, dünyada ve ahirette hak ettikleri azapla karşılaşacaklardır. Böylece seninle alay eden, senden nefret edip sana kin besleyen düşmanlarının nesli tükenecek, her türlü hayırdan bereketten ebediyen mahrum kalarak silinip gidecek olanlar onlardır. İnsanlığı bir tek Allah’a kulluk ve ibadete çağırdığın için sana kin besleyen ve Allah’ın nurunu söndürmek için plânlar kuran, iman erlerine karşı amansız savaş başlatan zalimler var ya, eninde sonunda işi bitirilecek olanlar asıl onlardır.