Sure Hakkında
Ayet Sayısı
21
Mushaf (Kuran) Sırası
92
Nuzül (İniş) Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
9
Sure Hakkında Bilgi
92
LEYL SURESİ
GİRİŞ
Adı: Birinci ayetteki “leyl” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Bu sure, Şems suresine o kadar benzemektedir ki, sanki bu iki süre
birbirlerini tefsir etmektedirler. Şems suresinde bir yönden ele alınan şey, bu surede
diğer yönden ele alınmıştır. Her iki surenin hemen hemen aynı dönemde nazil olduğu
anlaşılmaktadır.
Konu: Hayatta iki yolun arasındaki var olan fark ve bu iki yolun sonucu açıklanmıştır. Sure
iki kısımdır: Birincisi 11. ayete kadardır, ikincisi ise 12. ayetten surenin sonuna kadardır.
Birinci kısımda ilk olarak, insanların, kavimlerin veya grupların amel ve çalışmalarının,
ahlakî açıdan iki çeşit olduğu açıklanmıştır. Gece ve gündüz, erkek ve dişi nasıl iki türlü
ise, bu da öyledir. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim’in kısa surelerinin uslübu ile, üç adet bir
çeşit ahlakî özellikler, üç adet de diğer çeşit ahlaki ameller ortaya konmuştur. Kulağı ile
duyan bir şahıs, bir çeşit özelliğin hangi hayat şeklini temsil ettiğini ve diğer çeşit
özelliğin hangi hayatın alameti olduğunu anlayabilir. Bu iki örnek kısa kısa cümlelerle,
duyunca insanın kalbine tesir edecek ve lisanı da kolayca anlaşılacak şekilde güzel bir
üslupla açıklanmıştır. Birinci çeşit özellikler, insanın mal sarfetmesi, Allah’tan korkması,
takvaya ve iyiliğe iyilik olarak inanmasıdır. İkinci çeşit özellikler, insanın cimri olması
Allah’ın rıza ve hoşnutluğuna kayıtsız kalması ve iyi ve doğru sözü yalanlamasıdır.
Bu çeşit insan, iyi ve doğru sözü yalanlar, reddeder. Daha sonra, bu iki tip amelin
birbirinden açıkça farklı olduğu, netice itibariyle de kesinlikle aynı olmadığı açıklanmıştır.
Bu iki amel, şekil itibariyle birbirine ne kadar zıt ise, netice itibariyle de o kadar zıttır.
Bir şahıs veya bir topluluk birinci tip ameli işlerse Allah (c.c.) ona, hayattaki temiz ve
doğru yolu kolaylaştırır; böylece onun iyilik yapması kolaylaşırken, kötülük yapması da
zorlaşacaktır. Ya da bir kimse öteki tip amelleri takip ederse Allah (c.c.) ona, hayatındaki
zor ve kötü yolu izlemesini kolaylaştırır; ve böylece onun kötü ameller yapması kolay hale
gelir. Bu açıklama çok etkili ve kalbe ok gibi saplanan bir cümle ile son bulmuştur:
Dünyada, uğruna her şeyi kurban ettiğiniz bu mal sizinle birlikte kabire gitmeyecek ve
ölümden sonra da hiç bir şeye yaramıyacaktır.
İkinci kısımda kısaca şu üç gerçek açıklanmıştır: Birincisi, Allah’ın bu dünyayı insan için
imtihan yeri yapmasıdır. Allah (c.c.) insanı bu konuda habersiz bırakmamıştır. Çeşitli
yollardan hangisinin doğru olduğunu insana bildirmeyi Allah (c.c.) üzerine almıştır. Bunun
yanısıra, bu işin yerine getirilmesi için peygamberler ve kitaplar gönderildiğinin burada
ayrıca belirtilmesine ihtiyaç duyulmamıştır. Çünkü bu iki hidayet aracı önlerinde mevcuttu.
İkinci gerçek şöyle açıklanmıştır: Dünya ve ahiretin sahibi Allah’tır. Eğer dünyayı istersen
onu alırsın, eğer ahireti istersen onu da alırsın. Bu ikisinden hangisini isteyeceğine karar
vermek senin elindedir. Üçüncü gerçek şöyle açıklanmıştır: Rasül ve kitabın tebliğ ettiği
iyilikten yüz çevirerek onu yalanlıyanları körüklenmiş bir ateş beklemektedir. Bir kimse
Allah (c.c.) korkusuyla, onun rızası için ve karşılık beklemeden bu dünyada iyilik yolunda
mal sarfederse Allah (c.c.) ondan razı olur ve bu amelin karşılığını öyle verir ki, kul ondan
memnun kalır.
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1. Andolsun siyah bir tül gibi, ortalığı bürüdüğü zaman, Karanlığı ile Güneşi ve her şeyi örten geceye
2. Karanlıkların ardından Açılıp ortaya çıktığı zaman yeryüzünü Işıl ışıl aydınlatan, Onun gizlediklerini ortaya çıkaran gündüze,
3. Erkeği ve dişiyi erkekli dişili, çift çift yaratana ki,
4. Kâinatta, bir çift kutupluluk yasası vardır. Gerçekten sizin çalışmalarınız, işlediğiniz ameller çabalarınız ulaşmak istediğiniz hedefleriniz çeşit çeşittir. Çelişkilidir, farklıdır. Birbirine zıttır. Kiminiz iman edip dürüst ve erdemlice davranışlar ortaya koyarken, kiminiz inkârı ve zulmü tercih ediyorsunuz. Oysa bu iki yol ve neticeleri arasındaki fark, gece-gündüz, karanlık-aydınlık, erkek-dişi arasındaki fark kadar büyüktür. Herkes hayatı farklı algılar, hayata farklı bakar. Allah sizi davet ettiği nizam ve ahlaka uyasınız diye yarattı. Fakat siz bundan çok farklı hayatlar ve hayaller peşinde koşmaktasınız.
5. Artık kim, kötülükten, günahtan korunarak, Allah’ın hakkını verip, cömertlik tarafını seçerse. İman edip yaratılış sebebi olan Allah merkezli bir hayatı yaşamak uğrunda imkânlarını kullanırsa. Allah’ın kendisine bahşettiği nimetlerden bir kısmını Allah rızası için, muhtaçlara verir ve Allah’tan korkup sakınırsa.
6. Ve Lâilâhe illallah şeklinde ifade edilen Rabbinin en güzel sözünü, söylemenin yanında, eylemi ile de doğrularsa,
7. Ona, dünyada ve âhirette huzur ve mutluluğa giden sonu cennetle biten yola ulaşmayı, kolaylaştıracağız. Biz O’na hayatı da hesabını da kolaylaştırırız. O’nu zorluklardan çıkarırız. O’na yanılmayacağı bir yol gösteririz. Böylece keşkeklerden uzak doğru bir yol üzerinde olur.
8. Ama kim malını başkaları için harcamayıp cimrilik eder, elinde imkânı varken yoksula, fakire, muhtaçlara yardım etmezse. Fakir fukara için “Allah doyursun” derse ve bencillik ederek servet ve şöhretine güvenerek benim aklım bana yeter” diyerek kendini yeterli görürse. Kendini üstün görerek hiçbir şeye muhtaç olmadığını düşünürse, şirk ve küfürde direnip sadece dünya nimetleri peşinden koşarsa. Allah’ın kendisine lütfettiği nimetleri bu uğurda kullanmaz ve davetini önemsemezse.
9. Ve Lâilâhe illallah şeklinde ifade edilen en güzel sözü, İslâm dinini yalanlarsa.
10. Biz Ona da en zor olana ulaşmayı, sonu cehennemle biten yolu, âhiret azabını, kolaylaştıracağız. Böylece adım adım rezalet ve felaketlere hazırlayacağız.
11. Yolun sonunda ölüm gelip, Cehennem çukuruna yuvarlandığı zaman o dünyada güvenerek yığıp biriktirdiği malı, makamı evladı ve sahibi olduğunu zannettiklerinin hiçbiri ona bir yarar sağlamaz. O gün kendisi gibi çıkar düşkünü olanlar, ondan yüz çevirirler. Gördükleri yerde tekmeyi yapıştırırlar. O’nu ateş çukuruna düşerken bir görsen!
12. Muhakkak ki insanlığa kitap ve peygamberle doğru yolu, göstermek yalnızca Allah’a aittir. Çünkü Biz insanı sorumsuz ve başıboş bırakmış değiliz. Rabbinden başkası hep çıkarlarına çağırır. Onlar çıkarlarına insanları köle yapar. Sadece Rabbin insanları özgürce yaşamaya çağırır. Hiçbir insanı diğer insana köle yapmaz. Kim insanları yasalarıyla kendine köle yaparsa onlar zalimlerdir.
13. Elbette son hayatınız olan ahiretin de, ilk hayatınız olan dünyanın da gerçek sahibi Allah’tır. Her şey Allah’ın mülkü ve malıdır ve O’nun tasarrufundadır. Dünyada da ahirette de nizam kurup hüküm koyma hakkı sadece Allah’a aittir.
14. İşte sizi, bu hâkimiyetin bir gereği olarak alevler saçan, köpürdükçe köpüren bir ateşle uyardım. Ey insanlar! Yaratılış sebebinizden yüz çevirip de kendinizi ateşe atmayın. Allah’ın davetine iman edip, önemini kavrayıp, sorumluluklarınızın bilinci ile yaşayın.
15. Oraya Allah yolundaki faaliyete engel olan, en bedbaht, kâfir, inatçı ve azgın olanlardan başkası girmez. Ateşe, haydutlar gibi azgınlık yapan şımarıklardan başkası girmez. O haydutlar Rabbinin ver dediğini vermezler. İnsanların haklarını çalarlar. Hâlbuki Rabbin yoksulun, fakirin, muhtacın varlıklılar üzerinde hakları olduğunu onlara bildirmiştir. Onlar hakları vermeyerek Rabbine karşı gelirler. Onlar cehennemi boylayarak yanacaklardır.
16. Ki o gafiller, Hakkı hakikati güneş gibi gösteren Kur’an’ı ve Peygamberleri yalanlamış ve imandan yüz çevirmişti. Kur’an’ı yalanlayan ve Allah'a, peygamberlerine imandan ve itaatten yüz çeviren, güç ve iktidarlarını kullanarak, halkı istedikleri istikamete yönlendiren ateşe yaslanır. Onlar Rabbinin gerçeklerini yalanlayıp sırtını dönerler. Dünyadaki yasaları biz yaparız derler. Şımarırlar, azarlar, keyiflerine göre yasa yaparlar.
17. Yolunu gerektiği biçimde Allah ve kitabıyla bulmaya çalışanlar, Allah’ın davetine iman edip, onu yaşamak ve yaşatmak uğrunda elinden gelen çabayı gösterip, gönülden, severek imkânlarını bu uğurda seferber edenler. Küfür ve kötülükten, Allah’ın rızasını kaybettirecek her şeyden sakınanlar ise cehennem azabından uzaklaştırılacaktır
18. Fedakâr müminler onlardır Ki, malını Allah yolunda vererek manen cahiliyenin tüm kirlerinden temizlenip arınırlar. İnananlar makamlarına, mevkilerine, malına, mülküne aldanmayıp varlıklarını ihtiyacı olanlarla paylaşarak temizlenir, Rabbinin katında yücelirler.
19. Hiç kimseye, karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. Ödenmesi gereken bir minnet borcu da yoktur. Rabbin katında bundan başka iş yoktur ki takdir edilsin. Rabbin dünyevi duygulardan temizlenerek varlıklarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşanlardan hoşnuttur. Bilin ki insanı temizleyecek arındıracak başka bir yol yoktur.
20. O, yaptığı iyiliği ancak Sırf yüce Rabbinin rızasını hoşnutluğunu kazanmak için, helâl kazancından hayır yolunda, gönüllü olarak verir. Ona müjdeler olsun ki imkânlarını Allah yolunda kullanır. İnananlar Allah’ı yüceltmek, Allah’ı razı etmek için, bütün varlıklarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlar. Onların başka bir amacı yoktur. Onların derdi tasası dünyada şan şöhret kazanmak değildir.
21. Yakında kendisi de Allah'ın vereceği nimet ve ikramlarla muhakkak hoşnut olacaktır. Allah zamanı gelince bunları yaptıklarının fazlasıyla ödüllendirecektir. İşte Rabbin böylelerinden razı olur. Çünkü onların yaptıklarında bir art niyet, bir çıkar yoktur. Onlar sadece arınarak temizlenmek istemişlerdir. Ey insanlar! Rabbiniz için karşılıksız verin ki temizlenesiniz. Rabbiniz de sizi arındırarak tertemiz yapsın! Sizi katına kabul etsin!
1-4
MEAL
1. Andolsun (ortalığı) bürüdüğü zaman geceye
2. Açılıp ortaya çıktığı zaman gündüze,
3. Erkeği ve dişiyi yaratana ki,
4. Gerçekten sizin çabalarınız çeşit çeşittir.
MUSTAFA ÇEVİK
1-4 Ey insanlar! Kurduğu nizamla geceyi karanlık, gündüzü aydınlık olarak düzenleyen, yarattıklarını erkekli dişili, çift çift yaratan Allah’ın ilmine ve kudretine yemin olsun ki; Allah sizi davet ettiği nizam ve ahlaka uyasınız diye yarattı. Fakat siz bundan çok farklı hayatlar ve hayaller peşinde koşmaktasınız.
MEAL AÇIKLAMASI
1. Andolsun siyah bir tül gibi, ortalığı bürüdüğü zaman, Karanlığı ile Güneşi ve her şeyi örten geceye
2. Karanlıkların ardından Açılıp ortaya çıktığı zaman yeryüzünü Işıl ışıl aydınlatan, Onun gizlediklerini ortaya çıkaran gündüze,
3. Erkeği ve dişiyi erkekli dişili, çift çift yaratana ki,
4. Kâinatta, bir çift kutupluluk yasası vardır. Gerçekten sizin çalışmalarınız, işlediğiniz ameller çabalarınız ulaşmak istediğiniz hedefleriniz çeşit çeşittir. Çelişkilidir, farklıdır. Birbirine zıttır. Kiminiz iman edip dürüst ve erdemlice davranışlar ortaya koyarken, kiminiz inkârı ve zulmü tercih ediyorsunuz. Oysa bu iki yol ve neticeleri arasındaki fark, gece-gündüz, karanlık-aydınlık, erkek-dişi arasındaki fark kadar büyüktür. Herkes hayatı farklı algılar, hayata farklı bakar. Allah sizi davet ettiği nizam ve ahlaka uyasınız diye yarattı. Fakat siz bundan çok farklı hayatlar ve hayaller peşinde koşmaktasınız.
5-11
MEAL
5. Artık kim (Allah için) verir ve (Allah’tan) sakınırsa,
6. Ve en güzel olanı doğrularsa,
7. Ona en kolay olan(a ulaşmay)ı kolaylaştıracağız.
8. Ama kim cimrilik eder ve kendini (Allah’ın vereceği karşılıktan) müstağni görürse,
9. Ve en güzel olanı yalanlarsa,
10. Ona da en zor olan(a ulaşmay)ı kolaylaştıracağız.
11. (Cehenneme) yuvarlandığı zaman malı ona bir yarar sağlamaz.
MUSTAFA ÇEVİK
5-11 Her kim, iman edip yaratılış sebebi olan Allah merkezli bir hayatı yaşamak uğrunda imkânlarını kullanır, sorumluluklarını bilinçle yerine getirme çabası içinde olursa, işte böyle kimselere dünyada ve âhirette mutluluğa giden yolu kolaylaştırırız. Her kim de Allah’ın kendisine lütfettiği nimetleri bu uğurda kullanmaz ve davetini önemsemez, kendini kendine yeterli sayar, Allah’a muhtaç olmadığına inanarak yaşamaya inatla devam eder, âhirete de inanmaz ise o kimse için de çok zor olan cehenneme gidişi kolaylaştırırız. O zaman orada malın, evladın ve sahibi olduğunu zannettiklerinin hiçbirinin kendisine faydasının olmadığını anlayacaktır.
MEAL AÇIKLAMASI
5. Artık kim, kötülükten, günahtan korunarak, Allah’ın hakkını verip, cömertlik tarafını seçerse. İman edip yaratılış sebebi olan Allah merkezli bir hayatı yaşamak uğrunda imkânlarını kullanırsa. Allah’ın kendisine bahşettiği nimetlerden bir kısmını Allah rızası için, muhtaçlara verir ve Allah’tan korkup sakınırsa.
6. Ve Lâilâhe illallah şeklinde ifade edilen Rabbinin en güzel sözünü, söylemenin yanında, eylemi ile de doğrularsa,
7. Ona, dünyada ve âhirette huzur ve mutluluğa giden sonu cennetle biten yola ulaşmayı kolaylaştıracağız. Biz O’na hayatı da hesabını da kolaylaştırırız. O’nu zorluklardan çıkarırız. O’na yanılmayacağı bir yol gösteririz. Böylece keşkeklerden uzak doğru bir yol üzerinde olur.
8. Ama kim malını başkaları için harcamayıp cimrilik eder, elinde imkânı varken yoksula, fakire, muhtaçlara yardım etmezse. Fakir fukara için “Allah doyursun” derse ve bencillik ederek servet ve şöhretine güvenerek benim aklım bana yeter” diyerek kendini yeterli görürse. Kendini üstün görerek hiçbir şeye muhtaç olmadığını düşünürse, şirk ve küfürde direnip sadece dünya nimetleri peşinden koşarsa. Allah’ın kendisine lütfettiği nimetleri bu uğurda kullanmaz ve davetini önemsemezse.
9. Ve Lâilâhe illallah şeklinde ifade edilen en güzel sözü, İslâm dinini yalanlarsa.
10. Biz Ona da en zor olana ulaşmayı, sonu cehennemle biten yolu, âhiret azabını kolaylaştıracağız. Böylece adım adım rezalet ve felaketlere hazırlayacağız.
11. Yolun sonunda ölüm gelip, Cehennem çukuruna yuvarlandığı zaman o dünyada güvenerek yığıp biriktirdiği malı, makamı evladı ve sahibi olduğunu zannettiklerinin hiçbiri ona bir yarar sağlamaz. O gün kendisi gibi çıkar düşkünü olanlar, ondan yüz çevirirler. Gördükleri yerde tekmeyi yapıştırırlar. O’nu ateş çukuruna düşerken bir görsen!
12
MEAL
12. Muhakkak ki doğru yolu göstermek bize aittir.
MUSTAFA ÇEVİK
12 Doğru yolu göstermek yalnızca Allah’a mahsustur.
MEAL AÇIKLAMASI
12. Muhakkak ki insanlığa kitap ve peygamberle doğru yolu, göstermek yalnızca Allah’a aittir. Çünkü Biz insanı sorumsuz ve başıboş bırakmış değiliz. Rabbinden başkası hep çıkarlarına çağırır. Onlar çıkarlarına insanları köle yapar. Sadece Rabbin insanları özgürce yaşamaya çağırır. Hiçbir insanı diğer insana köle yapmaz. Kim insanları yasalarıyla kendine köle yaparsa onlar zalimlerdir.
13-16
MEAL
13. Elbette ahiret de, dünya da bizimdir.
14. İşte sizi alevler saçan bir ateşle uyardım.
15. Oraya en bedbaht olandan(dan) başkası girmez.
16. Ki o yalanlamış ve yüz çevirmişti.
MUSTAFA ÇEVİK
13-16 Şüphesiz dünyanın da, âhiretin de gerçek sahibi Biziz, her ikisinde de nizam kurup hüküm koyma hakkı Bize aittir. Ey insanlar! Yaratılış sebebinizden yüz çevirip de kendinizi ateşe atmayın. Allah’ın davetine iman edip, önemini kavrayıp, sorumluluklarınızın bilinci ile yaşayın.
MEAL AÇIKLAMASI
13. Elbette son hayatınız olan ahiretin de, ilk hayatınız olan dünyanın da gerçek sahibi Allah’tır. Her şey Allah’ın mülkü ve malıdır ve O’nun tasarrufundadır. Dünyada da ahirette de nizam kurup hüküm koyma hakkı sadece Allah’a aittir.
14. İşte sizi, bu hâkimiyetin bir gereği olarak alevler saçan, köpürdükçe köpüren bir ateşle uyardım. Ey insanlar! Yaratılış sebebinizden yüz çevirip de kendinizi ateşe atmayın. Allah’ın davetine iman edip, önemini kavrayıp, sorumluluklarınızın bilinci ile yaşayın.
15. Oraya Allah yolundaki faaliyete engel olan, en bedbaht, kâfir, inatçı ve azgın olanlardan başkası girmez. Ateşe, haydutlar gibi azgınlık yapan şımarıklardan başkası girmez. O haydutlar Rabbinin ver dediğini vermezler. İnsanların haklarını çalarlar. Hâlbuki Rabbin yoksulun, fakirin, muhtacın varlıklılar üzerinde hakları olduğunu onlara bildirmiştir. Onlar hakları vermeyerek Rabbine karşı gelirler. Onlar cehennemi boylayarak yanacaklardır.
16. Ki o gafiller, Hakkı hakikati güneş gibi gösteren Kur’an’ı ve Peygamberleri yalanlamış ve imandan yüz çevirmişti. Kur’an’ı yalanlayan ve Allah’a, peygamberlerine imandan ve itaatten yüz çeviren, güç ve iktidarlarını kullanarak, halkı istedikleri istikamete yönlendiren ateşe yaslanır. Onlar Rabbinin gerçeklerini yalanlayıp sırtını dönerler. Dünyadaki yasaları biz yaparız derler. Şımarırlar, azarlar, keyiflerine göre yasa yaparlar.
17-21
MEAL
17. (Allah’tan) sakınan ise ondan uzaklaştırılacaktır.
18. Ki o malını vererek arınır.
19. Onda hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti yoktur.
20. Sırf yüce Rabbinin rızasını kazanmak için (verir).
21. Yakında kendisi de muhakkak razı olacaktır.
MUSTAFA ÇEVİK
17-21 Allah’ın davetine iman edip, onu yaşamak ve yaşatmak uğrunda elinden gelen çabayı gösterip, gönülden, severek imkânlarını bu uğurda seferber edenler ateşten uzak tutulacaklar. Böyleleri Allah’ın rızasını kazanmanın dışında hiç kimseden bir karşılık beklemeyen mü’minlerdir, Allah zamanı gelince bunları yaptıklarının fazlasıyla ödüllendirecektir.
MEAL AÇIKLAMASI
17. Yolunu gerektiği biçimde Allah ve kitabıyla bulmaya çalışanlar, Allah’ın davetine iman edip, onu yaşamak ve yaşatmak uğrunda elinden gelen çabayı gösterip, gönülden, severek imkânlarını bu uğurda seferber edenler. Küfür ve kötülükten, Allah’ın rızasını kaybettirecek her şeyden sakınanlar ise cehennem azabından uzaklaştırılacaktır
18. Fedakâr müminler onlardır Ki, malını Allah yolunda vererek manen cahiliyenin tüm kirlerinden temizlenip arınırlar. İnananlar makamlarına, mevkilerine, malına, mülküne aldanmayıp varlıklarını ihtiyacı olanlarla paylaşarak temizlenir, Rabbinin katında yücelirler.
19. Hiç kimseye, karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. Ödenmesi gereken bir minnet borcu da yoktur. Rabbin katında bundan başka iş yoktur ki takdir edilsin. Rabbin dünyevi duygulardan temizlenerek varlıklarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşanlardan hoşnuttur. Bilin ki insanı temizleyecek arındıracak başka bir yol yoktur.
20. O, yaptığı iyiliği ancak Sırf yüce Rabbinin rızasını hoşnutluğunu kazanmak için, helâl kazancından hayır yolunda, gönüllü olarak verir. Ona müjdeler olsun ki imkânlarını Allah yolunda kullanır. İnananlar Allah’ı yüceltmek, Allah’ı razı etmek için, bütün varlıklarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlar. Onların başka bir amacı yoktur. Onların derdi tasası dünyada şan şöhret kazanmak değildir.
21. Yakında kendisi de Allah’ın vereceği nimet ve ikramlarla muhakkak hoşnut olacaktır. Allah zamanı gelince bunları yaptıklarının fazlasıyla ödüllendirecektir. İşte Rabbin böylelerinden razı olur. Çünkü onların yaptıklarında bir art niyet, bir çıkar yoktur. Onlar sadece arınarak temizlenmek istemişlerdir. Ey insanlar! Rabbiniz için karşılıksız verin ki temizlenesiniz. Rabbiniz de sizi arındırarak tertemiz yapsın! Sizi katına kabul etsin!