Mülk Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

30

Mushaf (Kuran) Sırası

67

Nuzül (İniş)Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

77

Sure Hakkında Bilgi

Adı: Sure adını birinci ayetinden alır.

Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı ile ilgili olarak, kesin bir rivayet bulunmamaktadır. Ancak surenin üslup ve muhtevasından, onun Mekke dönemininin başlarında nazil olan surelerden biri olduğu anlaşılmaktadır.

Konu: Bu surede bir yandan kısaca İslâm tanıtılırken, diğer yandan gaflet içindeki insanlar uyarılmışlardır. Zaten bu, Mekke’de ilk nazil olan surelerin özelliklerindendi. Bu surede de, İslâm’ın öğretisi ve Hz. Peygamber’in (s.a) gönderilmesinin amacı ayrıntılı olarak değil, kısa ve özet halinde verilmiştir. Çünkü İslâm’ın bu insanların zihinlerine tedricen yerleştirilmesi gayesi güdülüyordu. Bu bakımdan bu tür surelerin, üzerinde en yoğun olarak durduğu hususlar, gafilleri ısrarla uyarmak ve onları vicdanlarında düşünmeye zorlamaktır.

1-5 İnsanlara içinde yaşadıkları kainatın, muazzam ve muhkem bir düzen üzere kurulu olduğu ve bu düzende hiçbir bozukluk, eksiklik bulamayacakları anlatılmak isteniyor. Bu kainatı yoktan vareden Allah’tır. Kainatı O idare etmektedir, tüm yetkileri O’nun elindedir. Ve iktidarı da sınırsızdır. Ayrıca insanoğluna, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğu ve burada salih ameller işlediği takdirde başarı elde edeceği bildirilmiştir.

6-11 İnkar etmenin, insanın öbür dünyada karşılaşmasına neden olduğu korkunç sonuçlar açıklanmıştır. Ayrıca Allah Teâlâ, bu sonuçtan sakınmaları için insanlara peygamberler gönderdiğini bildirmiştir.

“Şayet sizler, şimdi gönderilen peygamberlerin söylediklerini dinleyip, ıslah olmazsanız, ahirette bu yüzden cezaya çarptırıldığınızda, bu cezayı hakettiğinizi bizzat kendiniz itiraf edeceksiniz.”

12-14 Yaratıcı olan Allah, yarattığı mahlukattan habersiz değildir. O sizlerin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir, hatta niyetleriniz ve düşüdüklerinizden de haberdardır. Bu bakımdan ahlâkın gerçek temeli, insanın Allah’ı görmediği halde, O’nun korkusuyla kötülükten sakınmasıdır. Dünyadaki beşerî güçler kendisini hesaba çekse de, çekmese de, yahut dünyada zarar görse de görmese de, sırf Allah korkusuyla kötülüklerden sakınan kimseler, ahirette kurtuluşa erecekler ve büyük mükafata hak kazanacaklardır.

15-23 İnsanın günlük hayatta karşılaştığı gerçekler üzerinde düşünmesi istenerek, şöyle buyurulmuştur: “Üzerinde serbestçe dolaştığınız ve kendisinden rızık elde ettiğiniz arzı bir düşünün! Arzı emrinize müsahhar kılan Allah’tır. Şayet bir zelzele meydana gelirse veyahut bir tufan koparsa, tümünüz helâk olursunuz. Bakın, kuşlar gökyüzünde nasıl uçmaktadırlar? Onlara gökyüzünde uçabilme şartlarını kim hazırlamıştır? Sizlere verdiğimiz onca imkan ve vasıtalar üzerinde bir düşünün! Şayet Allah sizlere azab gönderecek olsa, sizi ondan kim kurtarabilir veya Allah sizin rızık kapılarınızı kapatacak olsa, o kapıları kim açabilir? Tüm bu gerçekler, sizlere asıl hakikatı göstermiyor mu? Ancak sizler hayvanlar gibi bu gerçeklere bakıyor, ama ondan (hidayeti bulmanıza yarayacak) hiçbir sonuç çıkaramıyorsunuz. Çünkü sizler, Allah’ın size verdiği dinleme, görme ve düşünme yeteneklerini kullanmıyor ve bu yüzden hakikate ulaşamıyorsunuz.

24-27 Sonunda hepiniz kendinizi Allah’ın huzurunda bulacaksanız. Bu günün tarihini ve saatini bildirmek, Peygamber’in görevi değildir. O’nun görevi, sizleri önceden haberdar kılmaktır. Fakat siz, O’ndan bugünün vaktini sizlere bildirmesini istiyorsunuz. Oysa o vakit gelip, dehşet içinde kaldığınızda, sizlere “İşte sorduğunuz vakit bu zamandır” denecektir.

28-29 Mekke’deki kafirlerin Hz. Peygamber (s.a) ve ashabı ile ilgili söylediklerine cevap verilmiştir. Onlar, Hz. Peygamber (s.a) ve müminlerin helâk olması için beddua ediyorlardı. Bunun üzerine şöyle buyurulmuştur: “Sizleri doğru yola davet edenler helâk olsalar da, Allah onlara merhamet etse de sizlerin akibeti değişmeyecektir. Sizler, Allah’ın azabı geldiğinde sizleri kimin kurtaracağını düşünün. Allah’a inanıp, O’na tevekkül edenlerin dalâlette olduğunu söylüyorsunuz ama o vakit gelip hakikat ortaya çıktığında dalâlette asıl kimlerin olduğunu uanlayacaksınız.

30 Surenin sonunda, müşriklere şöyle bir soru sorularak, onlara düşünme fırsatı tanınmıştır. “Arabistan’da çöl ve dağların altından, sizlerin hayatının ona bağlı olduğu “su” çıkmaktadır. Şayet su, arzın altına çekilse, size o suyu tekrar kim geri getirebilir?

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1

1 Yarattıkları ve sahibi oldukları üzerinde hüküm koymak, hükümlerini oluşturduğu yasalara bağlayıp yürürlüğe koymak, böylece yarattıklarını yönetmek hakkı ve yetkisi yalnızca âlemlerin Rabbi ve ilahı olan Allah’a aittir. O’nun ilmi ve kudreti sınırsızdır, tek yüce olan ve dilediğini yapmaya gücü yeten de O’dur.

2

2 Allah ölümü ve hayatı, hanginizin davetine uygun yaşayıp yaşamayacağını sınayıp açığa çıkarmak için yaratmıştır. Şüphesiz Allah, dilediğini yapmaya kadirdir. Mü’minlere karşı çok merhametli, yanlışından dönenlere karşı da bağışlayıcıdır.

3-4

3-4 Yedi kat gökleri birbirleriyle uyum içinde yaratıp nizamlarını kuran Allah’tır. Allah’ın yaratmasında ve kurduğu nizamda hiçbir eksiklik, kusur ve uyumsuzluk bulamaz, dönüp tekrar tekrar bakıp araştırıp dursanız da asla bir çatlak, bir dengesizlik göremez, yorulmaktan başka bir şey de elde edemezsiniz.

5-11

5-11 Biz yeryüzüne en yakın olan gökyüzünü, kandil gibi parıldayan yıldızlarla donattık. Şeytanın oyuncağı olmuş bir kısım kimseler bu yıldızların konumundan, hareketlerinden, gayba dair haberler alıp vermek gibi boş ve anlamsız işlerle uğraşıp, Allah’ı layıkıyla tanımayan insanları da buna inandırıp oyalar, bundan da çıkar elde ederler. Biz bu şeytani tuzakları gönderdiğimiz âyetlerin ışığı ile yakıp yok ederiz. Buna rağmen peygamberler ve onlarla gönderdiğimiz kitaplardan yüz çevirip de şeytanın tuzağına düşüp oyuncağı olmaya razı olanları da cehennem azabına mahkûm ederiz, orası çok kötü bir varış yeridir. Onlar oraya, o tuzak kuranlarla birlikte atıldıklarında cehennemin neredeyse öfkeden çatlayacakmış gibi çıkardığı o korkunç sesini duyacaklar ve bölük bölük oraya atılırlarken, bir yandan da cehennem görevlileri onlara: “Sizi yaptıklarınızın yanlış olduğu ile uyaran ve cezasının böyle olacağını haber verip doğruya davet eden olmadı mı?” diyecekler. Onlar da: “Evet, aslında bize uyarıcı gelmişti fakat biz uyarıları umursamadık. Aklımızı doğru kullanıp da peygamberlerin ve kitapların bildirdiklerinin önemini kavrasaydık, şimdi bu kavurucu ateşe müstahak olmazdık.” diyerek suçlarını, şirk ve küfürlerini itiraf edecekler, merhamete, rahmete layık olmayan bu kimseler hak ettikleri azap ile cehennemde yaşayacaklar.

12

12 Kavrayışların üstünde ve ötesinde olan Allah’ın, sevgisinden mahrum kalmak endişesi ile Rabbine yürekten yönelenler için çok büyük mükâfat ve bağışlanma vardır.

13-14

13-14 Ey insanlar! Düşündüklerinizi ve inandıklarınızı ister açığa vurun, isterseniz gizleyin. Allah açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de çok iyi bilir. Allah hiç yarattıklarından habersiz olur mu? O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.

15

15 Allah yeryüzünü yaşamanıza uygun hale getirip emrinize verdi. Sizler de yeryüzünü dolaşın ve size bahşedilen rızıklardan istifade edin. Sonunda Allah’ın huzurunda toplanıp dünya hayatınızı yaşayış biçiminizden hesaba çekileceğinizi aklınızdan çıkarmayın.

16-17

18

18 Bunlardan önceki benzerleri de peygamberler ve kitaplarla yapılan uyarılara ve davete inanmamış, umursamayıp yok saymışlardı. Bu yüzden de sonunda azabımızı hak edip, helak edilerek gerçekle yüzleşmişlerdi.

19

20

20 Ey insanlar! Rahman olan Allah’tan başka size yardım edecek ve başınıza geleceklere karşı O’ndan başka sizi koruyacak olan var mı? Bu gerçeği görmezden gelip inkâr edenler büyük bir yanılgı içindeler.

21-22

21-22 Allah verdiği rızıkları elinizden çekip alsa, size rızık verebilecek başka biri olabilir mi? Müşrik ve kâfirler Allah’ın verdiği rızıklardan istifade etmelerine rağmen, nankörlük edip davetinden yüz çevirmeye devam ederler. Bir düşünün bakalım! Bu gerçekleri göz ardı edip de, yüzüstü sürünerek, başını kaldırıp önündekini göremeyen mi, yoksa doğru yolda dimdik yürüyen mi hedefine daha kolay ulaşır.

23-27

23-27 De ki: “Sizi yoktan var edip, işitecek kulaklar, görecek gözler, hissedecek gönüller, akıl ve idrak bahşeden Allah’a karşı sorumluluk ve minnet duyup da davetine yönelmeyecek misiniz? Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O’dur, sonunda yine O’na döndürülüp, davetine karşı tutumunuzdan hesaba çekileceksiniz.” Bütün bu gerçeklere rağmen inkârcılar Allah’ın davetine iman eden mü’minlere, “Eğer doğru söylüyorsanız söyleyin bakalım, şu bizi tehdit ettiğiniz vaat edilen Kıyamet ve Hesap Günü ne zaman gelecek.” diyorlar. Sen onlara de ki: “O Günün ne zaman geleceğini yalnız Allah bilir, ben yalnızca O Günün geleceği ile sizi uyarıyorum.” Hesap Günü onların azapla karşılaştıklarında yüzleri korkudan kapkara kesilecek ve onlara “İşte alay ederek ne zaman gelecekmiş, gelsin de görelim dediğiniz azap budur.” denilecek.

28

28 Ey Peygamber! De ki: “Allah beni ve benimle beraber olanların canlarını alsa ya da bizleri bir süre daha şefkat ve merhametiyle yaşatsa da her halükârda mü’minler için hayır vardır. Peki, sizi şirkiniz, küfrünüz ve nankörlüğünüzden dolayı Allah’ın azabından kurtaracak kimseniz var mı?”

29-30

29-30 De ki: “Bize merhamet edecek olan yalnızca Rahman olan Allah’tır. Biz O’nun daveti olan hayat nizamı ile yaşamaya ve onu yaşatmaya iman ettik, Rabbimize güvendik, O’na teslim olduk. Ey sebepsiz yere yaratıldıklarını sananlar! Siz de vakti geldiğinde kimin yanlışta olup hüsrana uğradığını görüp anlayacaksınız. Bir düşünün bakalım, Allah sizin için yaratıp lütfettiği suyu aniden yerin altına çekip yok etse, size içtiğiniz o temiz suyu tekrar yaratıp ikram edecek var mı?”

Scroll to Top