Sure Hakkında
Ayet Sayısı
20
Mushaf (Kuran) Sırası
3
Nuzül (İniş) Yeri
Mekke
Nüzül (İniş) Sırası
68
Sure Hakkında Bilgi
Adı: Birinci ayette geçen “el-müzzemmil” kelimesi surenin ismi olmuştur. Muhteva ile pek
ilgisi yoktur.
Nüzul Zamanı: Bu surenin iki rukü’su (ayn işareti) ayrı ayrı zamanlarda nazil olmuştur.
Birinci rukü ittifakla Mekkî’dir. Muhtevadan ve hadis rivayetlerinden de böyle olduğu
anlaşılmaktadır. Ama Mekke’nin hangi döneminde nazil olduğuna dair rivayetlerden bir
bilgi alamamaktayız. Ne var ki, bu bölümün kapsadığı konular bunun nüzul zamanını tesbit
etmede bize yardımcı olacaktır.
İlkin, bu rukü’da, Allah, Rasulü’ne gece kalkarak Allah’a ibadet etmesi ve bu sayede
Nübüvvet gibi ağır bir yükü omuzlamada kendisine kuvvet verileceği nasihatında
bulunmaktadır. Bundan anlaşılıyor ki, bu emir Allah Rasulü’nü Nübüvvet yükünü taşımak için
hazırlamaktaydı.
İkincisi, teheccüd namazı için gecenin yarısı veya biraz azında ya da biraz fazlasında
Kur’an-ı Kerim’i okuyun emri verilmiştir. Bu da, o zamana kadar gecenin yarısında bu
uzunlukta kıraat edecek kadar Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğunun delilidir.
Üçüncüsü, burada Allah Rasulü’ne, muhaliflerinin haksızlıklarına karşı sabırlı olması telkin
edilmektedir. Mekke’li kafirler ise azap ile tehdid edilmektedir. Bundan da anlaşılıyor ki,
bu rukü nazil olduğu zaman Allah Rasulü İslâm’ı alenî olarak tebliğ etmeye başlamış ve
O’na karşı muhalefet Mekke’de şiddetli bir hal almıştı.
İkinci rukü’ya gelince, bir çok müfessire göre bu bölüm de Mekke’de nazil olmuştur.
Fakat bazılarına göre ise Medenî’dir. Bu bölümün içerdiği konular da bu ikinci görüşü
teyid etmektedir. Çünkü bu bölümde Allah yolunda savaştan bahsedilmektedir. Oysa
bilmekteyiz ki Mekke döneminde savaş emredilmemişti. Ve ayrıca zekat emrolunmaktadır.
Bilindiği gibi zekata mahsus açıklama ve nisabların tayini de Medine’de farz olmuştu.
Konu: İlk yedi ayette, Allah Rasulü’ne “Bu sana yüklenen büyük sorumluluk için kendini
hazırla ve bu işin amelî şekli gecelerin aşağı yukarı yarısında kalkarak namaz kılmandır”
emri verilmektedir.
- ila 14. ayetler arasında Allah Rasulü’ne “Her şeyden ilgini keserek kendini yalnızca
kainatın sahibi olan Allah’a mahsus kıl. Bütün işlerini Allah’a havale ederek mutmain ol.
Karşı çıkanların sana karşı söylediklerine sabret. Onlara karşılık verme, onların hesabını
Allah’a bırak” denilmiştir.
Bundan sonra ayet 15-19 arasında Mekke’de Rasul’e karşı çıkan insanlar ikaz edilmektedir
ki “Biz size, daha önce Firavun’a gönderdiğimiz Rasul gibi bir Rasul gönderdik. Firavun’un
o peygamberin davetine kulak asmadığı ve karşı çıktığı zaman hali nasıl olmuştu, bir
hatırlayın. Bu dünyada üzerinize azabın gelmeyeceğini farzetsek bile kıyamet günü bu
inkarınızın cezasından nasıl kurtulabileceksiniz?”
Buraya kadar olanlar birinci rukü’nun muhtevasıdır. İkinci rukü ise Said bin Cübeyr’in
rivayetine göre bundan on sene sonra nazil olmuştur. Ve burada, birinci rukü’da Teheccüd
Namazı hakkında bildirilen emir hafifletilmiştir. Teheccüd namazı için “Ne kadar kolayına
gelirse o kadar oku” buyurulmuştur. Fakat müslümanların asıl önem verecekleri şey, beş
vakit namaz ve zekat farzının tam olarak yerine getirilmesi ve Allah yolunda mallarını ihlas
ile sarfetmeleridir. Sonunda ise müslümanlara, dünyada yaptıkları iyiliklerin karşılıksız
kalmayacağı söylenilmiştir. O yapılan iyiliklerin misali tıpkı bir yolcunun varacağı yere daha
önceden malını göndermesi gibidir; Allah’a (c.c) kavuştuğunuz zaman bunların hepsini kendi
önünüzde bulacaksanız. Bu gönderdiğiniz mal dünyada bıraktığınız maldan daha hayırlıdır.
Allah’ın indinde ise aslından daha fazla bir mükafaat vardır
Açıklamalı Meal Tüm Sure
1. Ey kendi iç dünyasına kapanarak yalnızlık elbisesine ve örtüsüne bürünen. Vahyi insanlığa ulaştırma sorumluluğunu omuzlarında hissedip peygamberlik yükünü yüklenmiş insan. Endişeli bekleyiş içinde kendi kabuğuna ve istirahate çekilen ey Peygamber. Ümmetin bilsin ki yatmakla ve tembel davranmakla hiç kimse maksadına erişemez. Rabbin’in yolunda mücadele için harekete geçmenin zamanı geldi! Senin üzerine aldığın yükten dolayı kendine gömüldüğünü, adeta toplum içinden ayrılarak kendi içine kapandığını, ne yapacağını bilmeyecek bir duruma sürüklendiğini biliyoruz. İşte bunun için, İşe nereden başlayım” diyorsan, haydi kendinden başla;
2. O nedenle aydınlanmanın ilk adımı olarak Az bir kısmı hariç olmak üzere, Geceleyin ibadet etmek için kalk ve teheccüt namazı kıl. Herkesin derin uykuda olduğu gece vakitlerinde yatağını terk ederek kalk ve namaz kılarak, Kur’an okuyarak, ayetler üzerinde düşün ve Rabbini an!
3. İstersen bazı geceler, Gecenin Yarısı kadarını, ibadetle değerlendir, bir kısmında ise uyu ve dinlen. Ya da duruma göre uykundan biraz azalt. Gecenin diğer kısmında uyuyup dinlen ki gündüz takatsiz kalmayasın! Kendini zorlama.
4. Veya dilersen o gece yarısının üzerine ilave et. Ve Kur’an’ı belli bir düzen içinde yani hakkını verip, ağır ağır ve oku. Kur’an’dan sana bildirilenleri, anlamı üzerinde düşünerek, sakin bir şekilde ve büyük bir dikkat ve özenle oku! Gücünün orantısında yapabildiğin kadar artır. Gecenin sakinliğinde ağır ağır düşünerek okuman sana gönderilenleri daha iyi kavramanı sağlar. Her bir anlamını güzelce benliğinde özümse! Kur’an okurken hızlı değil, kelimelerin hakkını vererek, tane tane oku, ta ki Allah kelamının manası iyice zihninize yerleşsin ve muhtevası size tesir etsin.
5. Gerçekten senin üzerine ‘taşıdığı değer ve yüklediği sorumluluk bakımından oldukça ağır’ değeri yüce bir kelâm olan Kur’an’ı ayetlerini indireceğiz. Seni büyük mesuliyet altına sokacağız ve böylece senin omuzlarına, Kur’an’ı anlama, yaşama, diğer insanlara tebliğ etme ve yeryüzüne egemen kılma görevini yükleyeceğiz. Sorumluluğu taşıyabilmen için aklınla, duygularınla, ideallerinle hazır olmalısın! Onun için gündüzün meşgalelerinden uzaklaşarak kendini hazırla! Kur’an’ı okumak kolay olsa da onunla amel etmek zordur.
6. Doğrusu gece kalkıp uykunu terk etmen, okuduklarını özümseyerek sindirmen açısından ve vahyi kavraman bakımından, huşu içinde namaz kılmak ve Allah’ı düşünmek için daha etkilidir. Çünkü üzerindeki yorganı kaldıramayanlar, bu davanın yükünü kaldıramazlar. Bu işe talip olanlar iyi bilsinler ki gece ibadeti, pek meşakkatlidir vahyi anlaman için daha etkilidir. İnsanın iç dünyasında tam bir uyum ve huzur sağlar uyandırdığı etki bakımından daha kuvvetlidir. Yani gündüz için malzeme hazırlanmış olur ki şuurlu bir okuma açısından daha etkilidir. Gece kalkarak yapılan ibadet gündüz yapılandan daha etkili, daha akılda kalıcı, daha samimidir ve Kur’an daha iyi anlaşılır. Gürültüler kesilmiş bulunacağından söylenen ve dinlenen söz daha sağlam olur.
7. Gece ibadetlerini gündüze erteleme. Ertelersen hem gece aldığın verimi alamazsın hem de aksatma ihtimalin çok yüksek olur. Çünkü gündüz, senin için yoğun ve seni meşgul edecek, önemli işler vardır. Geceleyin aldığın talimatları gündüz yerine getirmek üzere Allah’ın ayetlerini önce kendi şahsında uygulayacak ve insanlara tebliğ edeceksin. Bu uğurda nice zorluklarla karşılaşacak, nice sıkıntılara göğüs gereceksin.
8. Ama hem gece hem gündüz her an ve her yerde Rabbinin ismini an ve aklından çıkarma. Sahibinin hikmet ve kudretini düşünerek, şükre devam et ve Allah’ın razı olmadığı her şeyden kendini sıyırıp çek, bütün gücünle ve sadece O'na yönel. Her an Rabbinin yolunda olduğunu bil. Bunu bir an olsun aklından çıkarma!
9. Allah, bütün yönlerin bütün zamanların ve mekânların Hâkimidir. Doğuda batıda, kuzeyde güneyde geçmiş ve gelecek tüm ülkelerin, gerçek Hükümdarıdır! Doğunun ve batının, görebildiğiniz ve göremediğiniz her yönün, her yerin, her şeyin hayatın ve ölümün Rabbidir. O'ndan başka boyun eğilecek, hükmüne kayıtsız şartsız itaat edilecek hiçbir otorite, hiçbir ilah yoktur. Şu hâlde sen üzerine düşeni yap ve gerisini Allah’a bırak! O’nun yardım ve himayesine sığın ve hayatına yön verecek bir efendi, güvenilir bir koruyucu olarak yalnızca Allah’ı Rabb ve ilah kabul et. Yalnızca O'nu güvence edin ve vekil tut. Allah’ın vaadine güvenip sarıl. Bil ki gördüğün bütün varlıkların Rabbinden başka ilahı yoktur. R*abbin ilah olarak yarattığı bütün varlıklar üzerinde hâkimiyetini kurmuştur. Yarattığı varlıklar üzerinde otorite sahibidir. Rabbinden başka yaratılan varlıklar üzerinde hâkimiyet ve otorite kurarak ilahlık yapacak yoktur. Bazı insanların bazı insanları varlıklar üzerinde otoriter kabul etmeleri hiçbir şey ifade etmez. Onlar Rabbinin otoritesinin önüne asla geçemez. Onun için sakın Rabbinden başkasına güvenerek onları kendine vekil tutma!
10. Allah’la birlikte başka Rabler ve ilahlar edinerek müşrik olmayı seçip, müşriklikte direnenlerin Allah adına yaptığın davete karşı tepkilerine, saldırılarına sabırla diren ve onlardan güzellikle uzaklaş, seninle gereksiz tartışmalara girmelerine fırsat verme. Kâfirlerin iftira ve yalanlarına sabırlı ol, inkâr, alay ve hakaret dolu incitici sözlerine karşı sen sabret ve mücadeleye devam et. Hakikati bile bile reddeden, Vahyin mesajını insanlara ulaştırmana engel olmak isteyen o zalimlerle, kısır tartışmalara girip enerjini boşa harcama. Ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla kopup onlardan ayrıl. Tamamen irtibatını kesmeden, anlayışlı, hoşgörülü davranarak, onlardan uzak dur. Terbiyesizce davranışlarına karşılık verme; bir mümine yaraşan onurlu bir tavırla tartışmalara son noktayı koy ve onlardan uzaklaş. Ve bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! Kalben ve fikren onlardan uzak durup fiillerinde onlara uyma fakat güzel ahlâk ile onlara muhalefet et.
11. Kurdukları sömürüye dayalı sistemin yıkılacağından ve böylece alıştıkları lüks ve refah dolu yaşantılarının sona ereceğinden endişe ederek Allah’ın ayetlerini inkâr eden zalimlere gelince. Ey Resûlüm senin peygamberliğini, Kur’an’ın hüküm ve haberlerini, Yalanlamakta olan Yaratıcının mesajını reddeden o inkârcıları, nankörlük edip şımaran, şımarıklıkları yüzünden seni yalanlayanların, hakkından bizzat Ben geleceğim. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir sömürü düzeni kuran nimet ve zevk düşkünü güç refah ve servet sahiplerini, daveti reddedenleri, Allah’ın âyetleri kendilerine hatırlatıldığında, âyetleri ve onları hatırlatan elçiyi yalanlayan o yalancıları sen bana bırak. Ben onlardan senin intikamını alırım, Sen de tebliğ ve uyarının apaçık ve eksiksiz bir şekilde yerine getirileceği ve —dünyada veya âhirette— azap hükmümüzün gerçekleşeceği ana kadar sabret. Acele etme ve onlara düşünüp doğruyu kabullenebilecekleri kadar az bir süre tanı. Çünkü onlar, bu dünyada nimet ve belâlarla imtihana tâbi tutulacaklar. Onlara düşünmeleri için mühlet ver. Düşünüp öğüt alırlarsa kendileri için öğüt alırlar. Fakat şunu iyi bilsinler, onlara mühlet verişimiz bir şey yapmayacağımız anlamına gelmez. Düşünüp öğüt almazlarsa onların hesaplarını görürüz.
12. Bu süre zarfında, diledikleri yolu seçmekte özgürdürler fakat şunu iyi bilsinler, Müşrik olarak yaşamakta direnenler dünyada doğru yola gelmezlerse, Şüphe yok ki, bizim yanımızda isyan ve azgınlıklarının karşılığı olmak üzere onları bekleyen ağır prangalar boğazlara takılacak demir halkalar, ağır kelepçeler ve cayır cayır yanan alevli bir ateş, kaynayıp köpüren bir Cehennem vardır. Çünkü hesap görecek otoritemiz, onları cezalandıracak gücümüz vardır. Onlara yaptıklarına karşılık şiddetli bir ateş hazırlamışızdır.
13. Cehennemde kâfirler için Boğazı tıkayıp kalan ve boğazdan geçmeyen, yutulması zor fakat yutulduğunda ise insanı kıvrandıran, irinle karışık yemekler ve can yakıcı acı bir azap vardır. Bu azap ne zaman mı?
14. Sahip oldukları güce ve kurdukları sistemlere güvenmesinler. Yalanladıkları kıyâmet günü bir gün gelecektir. Onların kabul etmek istemedikleri kıyamet günü Öyle Bir gündür ki, O gün şiddetli bir sarsıntıyla yeryüzü ve koca koca dağlar sarsılır, denizler kabarır, gökler boşalarak titremeye tutulur. Ve yıkılmayacak zannettiğiniz dağlar esintiyle akıp dağılıp göçüveren öteye beriye dağılan bir kum yığını gibi olur. O gün onları koruyacak hiçbir makam, hiçbir otorite yoktur. Onlar dimdik duran dağların yıkılmayacağını zannederler. Hâlbuki sağlam zannettikleri dağlar kıyametin şiddetinden paramparça olur. Kum zerreleri haline gelir. O Gün ilâhî mahkeme kurulacak ve herkese hak ettiği ödül veya ceza, tam olarak verilecektir. Hesap Günü her insan dünya hayatını kime ve neye göre yaşadığının hesabının verecektir. Onlar bu uyarılardan hiç ibret almazlar mı? İşte bu yüzdendir ki; Ey müşrikler! Bu gerçekleri ilk yalanlayan siz olmadığınız gibi, sonuncular da siz olmayacaksınız.
15. Ey insanlar! Şüphesiz sizin için, Kur’an’ı açıklayıp, kıyamet günü yaptıklarınıza en güzel şekilde şahit olacak ve Sizlere emirlerimizi iletip, hakikati tüm açıklığıyla ortaya koyan, Muhammed adında, örnek ve model olacak bir elçi gönderdik. Tıpkı bir zamanlar sizin gibi güce tapan ve sizden daha güçlü olan Firavun'a Mûsâ adında bir elçi gönderdiğimiz gibi. Biz hiçbir kavmi uyarıcısız bırakmadık. Elçi sizlere yarar sağlayacak öğütleri getirmişti. Sizler elçimizi ve size açıklanan gerçekleri yalanlayıp karşı çıkıyorsunuz. Unutmayın ki yaptıklarınızdan haberimiz var. Ayrıca elçilerimiz aleyhinize şahitlik edecektir. Sizler de elçilerimize şahit olacaksınız. O gün yalan üzerine şahitlik yoktur. O gün sadece gerçekler olacaktır. Kimse gerçeğinin dışına çıkıp gerçeğini yalanlayamayacaktır.
16. Fakat Firavun kendisini kurtuluşa dâvet eden elçiye tıpkı sizin yaptığınız gibi isyan etti ve şirk nizamını korumakta inatla direndi. Biz de ibret olsun diye onu ve onun nizamına tabi olanları korkunç bir azapla kıskıvrak yakalayıverdik. Ve bütün ordusuyla birlikte denize gömüp helâk ettik. Onların başına gelenleri hatırlayın! Hâlbuki onların güvendikleri sizin güvendiklerinizden daha çoktu. Ama onlara yararı olmadı. Onun için onların başlarına gelenlerden ders almalısınız.
17. Şu hâlde ey kâfirler ve bu davetin muhatapları! Eğer bütün bu uyarılara rağmen hala hakikati kabul etmeye yanaşmazsanız, peygamberin tebliğ ettiklerinden ders almayıp, Firavun gibi inkâr edecek olursanız, çocukların bile korkudan saçlarını ağartan onları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek bir günde, Allah’ın azabından kendinizi nasıl koruyacaksınız? Asla korunamazsınız.
18. Bu nedenle kıyamette O Günün şiddetinden uçsuz bucaksız gördüğünüz, yarılmaz ve yıkılmaz zannettiğiniz dünyanızın damı olan gökyüzü bile yarılıp çatlayacak; paramparça olarak üstünüze boşalacak ve Allah’ın vaat ettiği gün gelip çatmış olacaktır. Bütün bu olacaklar şahittir ki Artık Allah’ın yeniden diriltme ve hesaba çekme vaadi bir gün mutlaka gerçekleşecektir. Bunların olmayacağını sanmanız abestir. Andolsun ki uyarıldığınız her şey başınıza gelecektir. O’nun yeniden dirilme ve hesaba çekilme sözü gerçekleşecektir.
19. Şüphesiz bu Kur’an mesajı ve korkutucu ayetler, kıyamet gelip çatmadan önce insanlığa ulaştırılan bir uyarı, bir gerçeği hatırlatma ve öğüttür. Allah insana seçme özgürlüğü vermiştir. Artık dileyen iman, itaat ve sâlih amelle Rabbine yaklaşmaya çalışarak, dünya ve âhirette kurtuluş ve esenliğe ulaşmak istiyorsa, Allah’ın davet ettiği yola yönelir. Kimin aklı ve vicdanı varsa Kur’an’a uymalıdır. Artık sizden kim Allah'ın yasalarına uyarak öğüt alırsa, Rabbine giden bir yol edinir. Dileyen de öğüt almaz. Herkes sorumluluğuna katlanır.
20. Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde namaz için kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir grup fedakâr Müslümanın topluluğun da seni örnek almak için böyle yaptığını yani gece namaz kıldığını bilir. Gece ve gündüz, yaptıklarınızı sadece Rabbin Allah takdir eder. O, her gece kalkıp saatlerce namaz kılmanın sizin için ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu bilmektedir. Fakat ağır bir göreve hazırlanmanız için, belli bir süre bu aşamadan geçmeniz gerekiyordu. Bu da gerçekleştiğine göre, şimdi ikinci aşamaya geçmenin zamanı gelmiştir: Allah, sizin bunu hesaplamakta ve eksiksiz olarak yerine getirmede zorlanacağınızı, dolayısıyla bu kadar uzun süre gece namazı kılmaya daha fazla güç yetiremeyeceğinizi zaten biliyordu. Rabbiniz sizlerin neyi başaracağınızı neyi başaramayacağınızı daha iyi bilir. O yüzden her gece Buna gücünüzün yetmeyeceğini sizin, gece namazına güç yetiremeyeceğinizi bildi de size ruhsat verdi.Böylece tövbenizi, kabul edip sizi affetmiş ve yükünüzü hafifletmiştir: Bu size Rabbinizden bir kolaylıktır. O'na dönüşünüzü kabul etti. Şu hâlde Müminler gece kendilerini zorlamadan canları nasıl istiyorsa kalkarlar. Ayetlerimizi okuyarak tefekkür ederler. Yaptıklarıyla bize ulaşmayı umarlar. Rabbin insanlara en güzel yolunu öğretir. Rabbinin yoluna girenlere güzel nimetler verilir. Rabbinizin huzuruna durduğunuzda, gece namazına kalktığınız zaman Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Unutmayın ki Rabbiniz kendini seven kullarına gücünün üzerinde bir yük yüklemez. Daima Müminler için kolaylık diler. Çünkü Allah ileriki zamanlarda sizden hastalar olduğunu, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan ticaret yapmak ve rızık aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğer bir kısmınızın ise mallarından, evlerinden, çocuklarından, eşlerinden, ayrılıp Allah yolunda savaşan kimseler olarak savaşacaklarını, Allah’ın davetini insanlara ulaştırmak için çaba içinde olacaklarını bilmiştir. İşte böyle; hasta, seferde ve savaşta olanlara Rabbin nimet olarak emirlerinde kolaylık gösterir. Öyleyse bu yüzden Kur'an'dan kolay geleni okuyun. Bu arada, Namazı hayatın merkezine yerleştirip, özenle ve dikkatlice dosdoğru kılın. Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılayın. Kendinizi olgunlaştırın. Allah merkezli nizam ve ahlak uğrunda mallarınızla fedakârlık yapmaktan çekinmeyin Vicdanlarınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran berekete vesile olan, sizi dünya malına karşı bağımlılıktan kurtaran, sizi bencillik ve cimrilik gibi kötü sıfatlardan arındıran zekâtı verin ve canınızı, malınızı ve tüm yeteneklerinizi Allah’ın istediği doğrultuda kullanarak, mükâfatını âhirette almak üzere Allah'a güzel bir borç verin. Allah yolunda gönül hoşluğu ile O’nun rızasını kazanmak için verin. Yaptığınız her şey için Rabbiniz kendini borçlanmış kabul eder. Borcunu sizleri mükâfatlandırarak en güzel şekilde öder.Unutmayın; Hayır olarak kendiniz için her ne iyilik yapmışsanız kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir ve karşılık olarak Allah katında daha güzel ve daha büyük bir ödül olarak bulursunuz. İsteklerinizi sadece Rabbinize yöneltin! Allah bunların karşılığını kat be kat fazlasıyla size geri döndürecektir. Ey inananlar! Dünyadaki hayatınız bitip Rabbinizin huzuruna varmadan lehinize olacak ne varsa önceden yapıp gönderin! Rabbinizin rızasını arayarak size verilen nimetlerden ihtiyaç sahibi olanlara infak etmeniz kendi yararınızadır. Bütün yaptıklarınızı yapacaklarınızı ahirete önceden göndererek hesabınızı kolaylaştırın! Fakat ne kadar iyilik yaparsanız yapın, yine de kendinizi kusursuz, mükemmel görmeyin; daha iyiye, daha güzele ulaşabilmek için daima Allah'tan bağışlanma dileyin. Elinizden geldiğince hata işlememeye söz verin! Sözünüzü de yerine getirin! Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhametli ve esirgeyendir. Tövbe ettiğiniz hatalardan dolayı sizi bağışlar. Onun için Rabbinizin bağışlamasına merhametine sığının! Bilin ki Rabbinizden başka sığınacak hiçbir makam yoktur. Bilin ki Allah’tan başka sığındıklarınızın size hiçbir faydası olmayacaktır.
1-5
MEAL
1. Ey örtüsüne bürünen,
2. Az bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk:
3. (Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt.
4. Veya üzerine ilave et. Ve Kur’an’ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku.
5. Gerçekten senin üzerine ‘oldukça ağır’ bir söz (vahy) bırakacağız.
MUSTAFA ÇEVİK
1-5 Ey yalnızlığın örtüsüne bürünen Peygamber! Gecenin ilerleyen bir vaktinde, gece yarısından biraz önce ya da biraz sonra kalk ve Kur’an’dan sana bildirilenleri ağır ağır oku! Biz sana sorumluluğu ağır âyetler indirmeye devam edeceğiz
MEAL AÇIKLAMASI
1. Ey kendi iç dünyasına kapanarak yalnızlık elbisesine ve örtüsüne bürünen, vahyi insanlığa ulaştırma sorumluluğunu omuzlarında hissedip peygamberlik yükünü yüklenmiş insan. Endişeli bekleyiş içinde kendi kabuğuna ve istirahate çekilen ey Peygamber. Ümmetin bilsin ki yatmakla ve tembel davranmakla hiç kimse maksadına erişemez. Rabbin’in yolunda mücadele için harekete geçmenin zamanı geldi! Senin üzerine aldığın yükten dolayı kendine gömüldüğünü, adeta toplum içinden ayrılarak kendi içine kapandığını, ne yapacağını bilmeyecek bir duruma sürüklendiğini biliyoruz. İşte bunun için, İşe nereden başlayım” diyorsan, haydi kendinden başla;
2. O nedenle aydınlanmanın ilk adımı olarak Az bir kısmı hariç olmak üzere, Geceleyin ibadet etmek için kalk ve teheccüt namazı kıl. Geceleri kalk, geceleri ibadetle ihya et, geceleri az uyu. Herkesin derin uykuda olduğu gece vakitlerinde yatağını terk ederek kalk ve namaz kılarak, Kur’an okuyarak, ayetler üzerinde düşün ve Rabbini an! Gecenin birazında uyu! Gecenin çoğu kısmında ayakta ol, uyanık kal! Rabbini düşün! Rabbine dua et! Gündüzleri seni meşgul eden hiçbir şey aklını çelmesin. Gecenin sessiz sakinliğinde duygularını, aklını tamamen Rabbine yönelt! Karanlıklar içinden parlayan sayısız varlıkları düşünerek Rabbinin yüceliğini an! Gündüz boş görünen gökyüzünün gece olunca yıldızlarla nasıl doldurulduğunu görerek, Rabbinin yaratıcılığını kavra! Seni meşgul eden dünyevi şeylerden ayrıl ve onlardan kendini uzak tut! Ayetlerde açıkladığımız gerçekler ışığında bütün dikkatini topla!
3. İstersen bazı geceler, Gecenin Yarısı kadarını, ibadetle değerlendir, bir kısmında ise uyu ve dinlen. Ya da duruma göre uykundan biraz eksilt. Gecenin yarısını ya da biraz eksiğini uyanık geçir. Gecenin diğer kısmında uyuyup dinlen ki gündüz takatsiz kalmayasın! Kendini zorlama
4. Veya dilersen o gece yarısının üzerine ilave et. Ve Kur’an’ı belli bir düzen içinde yanihakkını verip, ağır ağır ve oku. Kur’an’dan sana bildirilenleri, anlamı üzerinde düşünerek, sakin bir şekilde ve büyük bir dikkat ve özenle oku! Gücünün orantısında yapabildiğin kadar artır. Gecenin sakinliğinde ağır ağır düşünerek okuman sana gönderilenleri daha iyi kavramanı sağlar. Her bir anlamını güzelce benliğinde özümse! Kur’an okurken hızlı değil, kelimelerin hakkını vererek, tane tane oku, ta ki Allah kelamının manası iyice zihninize yerleşsin ve muhtevası size tesir etsin.
5. Gerçekten senin üzerine ‘taşıdığı değer ve yüklediği sorumluluk bakımından oldukça ağır’ değeri yüce bir kelâm olan Kur’an’ı bir söz olarak indireceğiz. Biz sana Sorumluluğu ağır ayetler indirmeye devam edeceğiz. Seni büyük mesuliyet altına sokacağız ve böylece senin omuzlarına, Kur’an’ı anlama, yaşama, diğer insanlara tebliğ etme ve yeryüzüne egemen kılma görevini yükleyeceğiz. Sorumluluğu taşıyabilmen için aklınla, duygularınla, ideallerinle hazır olmalısın! Onun için gündüzün meşgalelerinden uzaklaşarak kendini hazırla! Kur’an’ı okumak kolay olsa da onunla amel etmek zordur.
6-7
MEAL
6. Doğrusu gece neşesi (gece ibadeti, insanın iç dünyasında uyandırdığı) etki bakımından daha kuvvetli, okumak bakımından daha sağlamdır.
7. Çünkü gündüz, senin için uzun uğraşılar vardır.
MUSTAFA ÇEVİK
6-7 Gece uykunu terk etmen, vahyi kavraman bakımından daha etkilidir. Gündüz öğrendiklerini tebliğ etmek üzere yoğun meşguliyetlerin olacak.
MEAL AÇIKLAMASI
6. Doğrusu gece kalkıp uykunu terk etmen, okuduklarını özümseyerek sindirmen açısından ve vahyi kavraman bakımından, huşu içinde namaz kılmak ve Allah’ı düşünmek için daha etkilidir. Çünkü üzerindeki yorganı kaldıramayanlar, bu davanın yükünü kaldıramazlar. Bu işe talip olanlar iyi bilsinler ki gece ibadeti, pek meşakkatlidir vahyi anlaman için daha etkilidir. İnsanın iç dünyasında tam bir uyum ve huzur sağlar uyandırdığı etki bakımından daha kuvvetlidir, yani gündüz için malzeme hazırlanmış olur ki şuurlu bir okuma açısından daha etkilidir Gece kalkarak yapılan ibadet gündüz yapılandan daha etkili, daha akılda kalıcı, daha samimidir ve Kur’an daha iyi anlaşılır. Geceleyin söz, dua, daha kalıcı, daha etkilidir. Kalp ve uzuvlar arasında tam bir uyum vardır. Gürültüler kesilmiş bulunacağından söylenen ve dinlenen söz daha sağlam olur.
7. Gece ibadetlerini gündüze erteleme. Ertelersen hem gece aldığın verimi alamazsın hem de aksatma ihtimalin çok yüksek olur. Çünkü gündüz, senin için yoğun, meşgul edecek, önemli işler vardır. Geceleyin aldığın talimatları gündüz yerine getirmek üzere Allah’ın ayetlerini kendi şahsında uygulayacak ve insanlara tebliğ edeceksin, yoğun meşguliyetlerin olacak. Bu uğurda nice zorluklarla karşılaşacak, nice sıkıntılara göğüs gereceksin.
8
MEAL
8. Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnızca O’na yönel.
MUSTAFA ÇEVİK
8 Rabbini hiç aklından çıkarma ve bütün gücünle O’na yönel.
MEAL AÇIKLAMASI
8. Ama hem gece hem gündüz her an ve her yerde Rabbinin ismini an ve aklından çıkarma. Sahibinin hikmet ve kudretini düşünerek, şükre devam et ve Allah’ın razı olmadığı her şeyden kendini sıyırıp çek, bütün gücünle ve sadece O’na yönel. Her an Rabbinin yolunda olduğunu bil. Bunu bir an olsun aklından çıkarma!
9
MEAL
9. (Allah,) Doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan başka ilah yoktur. Şu halde (yalnızca) O’nu vekil tut.
MUSTAFA ÇEVİK
9 Allah, doğunun, batının görebildiğiniz ve göremediğiniz her yönün, her yerin, her şeyin yaratıcısı ve gerçek Rabbidir (sahibidir). Yarattıkları üzerinde O’ndan başkasının ilahlık hakkı yoktur. O halde yalnızca Allah’ı Rabb ve ilah edinip, yalnız O’na sığının.
MEAL AÇIKLAMASI
9. Allah, bütün yönlerin bütün zamanların ve mekânların Hâkimidir. Doğuda batıda, kuzeyde güneyde geçmiş ve gelecek tüm ülkelerin, gerçek Hükümdarıdır! Doğunun ve batının, görebildiğiniz ve göremediğiniz her yönün, her yerin, her şeyin hayatın ve ölümün Rabbidir. Âlemlerin Rabbidir, her şeyin Rabbi, yöneticisi, terbiye edicisi, sahibi O’dur. O’ndan başka boyun eğilecek, hükmüne kayıtsız şartsız itaat edilecek hiçbir otorite, hiçbir ilah yoktur. Şu hâlde sen üzerine düşeni yap ve gerisini Allah’a bırak! O’nun yardım ve himayesine sığın ve hayatına yön verecek bir efendi, güvenilir bir koruyucu olarak yalnızca Allah’ı Rabb ve ilah kabul et. Yalnızca O’nu güvence edin ve vekil tut. Allah’ın vaadine güvenip sarıl. Bil ki gördüğün bütün varlıkların Rabbinden başka ilahı yoktur. Rabbin ilah olarak yarattığı bütün varlıklar üzerinde hâkimiyetini kurmuştur. Yarattığı varlıklar üzerinde otorite sahibidir. Rabbinden başka yaratılan varlıklar üzerinde hâkimiyet ve otorite kurarak ilahlık yapacak yoktur. Bazı insanların bazı insanları varlıklar üzerinde otoriter kabul etmeleri hiçbir şey ifade etmez. Onlar Rabbinin otoritesinin önüne asla geçemez. Onun için sakın Rabbinden başkasına güvenerek onları kendine vekil tutma!
10
MEAL
10. Onların söylediklerine karşı sen sabret ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla (düşünce ve eylem bakımından köklü bir tutum) ile kopup-ayrıl.
MUSTAFA ÇEVİK
10 Allah’la birlikte başka Rabler ve ilahlar edinerek müşrik olmayı seçip, müşriklikte direnenlerin Allah adına yaptığın davete karşı tepkilerine, saldırılarına sabırla diren ve onlardan güzellikle uzaklaş, seninle gereksiz tartışmalara girmelerine fırsat verme.
MEAL AÇIKLAMASI
10. Allah’la birlikte başka Rabler ve ilahlar edinerek müşrik olmayı seçip, müşriklikte direnenlerin Allah adına yaptığın davete karşı tepkilerine, saldırılarına sabırla diren ve onlardan güzellikle uzaklaş, seninle gereksiz tartışmalara girmelerine fırsat verme. Onların yani kâfirlerin iftira ve yalanlarına sabırlı ol, inkâr, alay ve hakaret dolu söylediklerine mantıksız, çirkin, incitici sözlerine karşı sen sabret ve mücadeleye devam et. Hakikati bile bile reddeden, Vahyin mesajını insanlara ulaştırmana engel olmak isteyen o zalimlerle kısır tartışmalara girip enerjini boşa harcama. Buna rağmen inkâr edenler senin söylediklerine karşı kuruntularıyla birtakım şeyler söylüyorlarsa onların söylediklerine katlan! Onlara aldanma! Söylediklerine kanma! Tamamen irtibatını kesmeden, anlayışlı, hoşgörülü davranarak, onlardan uzak dur. Ve onlardan güzel bir ayrılma tarzıyla kopup onlardan ayrıl. Terbiyesizce davranışlarına karşılık verme; bir mümine yaraşan onurlu bir tavırla tartışmalara son noktayı koy ve onlardan uzaklaş. Ve bu çağrıya kulak verecek tertemiz gönüllere ulaşıncaya dek, bıkıp usanmadan tebliğine devam et! Kalben ve fikren onlardan uzak durup fiillerinde onlara uyma fakat güzel ahlâk ile onlara muhalefet et.
11
MEAL
11. Yalanlamakta olan nimet (refah ve servet) sahiplerini sen bana bırak ve onlara az bir süre tanı.
MUSTAFA ÇEVİK
11 Kendilerini sayısız nimetlerle donatmış olmamıza rağmen, nankörlük edip, Bizim ayetlerimizi yalan sayarak daveti reddedenleri Bana bırak, onlara düşünüp doğruyu kabullenebilecekleri kadar süre tanı
MEAL AÇIKLAMASI
11. Kurdukları sömürüye dayalı sistemin yıkılacağından, böylece alışageldikleri lüks ve refah dolu yaşantının sona ereceğinden endişe ederek Allah’ın ayetlerini inkâr eden zalimlere gelince. Ey Resûlüm senin peygamberliğini, Kur’an’ın hüküm ve haberlerini, Yalanlamakta olan Yaratıcının mesajını reddeden o inkârcıları, nankörlük edip şımaran, şımarıklıkları yüzünden seni yalanlayanların, hakkından bizzat Ben geleceğim! Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir sömürü düzeni kuran nimet ve zevk düşkünü güç refah ve servet sahiplerini, daveti reddedenleri, Allah’ın âyetleri kendilerine hatırlatıldığında, âyetleri ve onları hatırlatan elçiyi yalanlayan o yalancıları sen bana bırak. Ben onlardan senin intikamını alırım, Sen de tebliğ ve uyarının apaçık ve eksiksiz bir şekilde yerine getirileceği ve —dünyada veya âhirette— azap hükmümüzün gerçekleşeceği ana kadar sabret acele etme ve onlara düşünüp doğruyu kabullenebilecekleri kadar az bir süre tanı. Çünkü onlar, bu dünyada nimet ve belâlarla imtihana tâbi tutulacaklar. Onlara düşünmeleri için mühlet ver. Düşünüp öğüt alırlarsa kendileri için öğüt alırlar. Fakat şunu iyi bilsinler, onlara mühlet verişimiz bir şey yapmayacağımız anlamına gelmez. Düşünüp öğüt almazlarsa onların hesaplarını görürüz.
12-13
MEAL
12. Doğrusu Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:
13. Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azap vardır.
MUSTAFA ÇEVİK
12-13 Müşrik olarak yaşamakta direnenler için nankörlük, isyan ve azgınlıklarının karşılığı olmak üzere âhirette prangalar, can yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek ve çok şiddetli bir azap vardır.
MEAL AÇIKLAMASI
12. Bu süre zarfında, diledikleri yolu seçmekte özgürdürler fakat şunu iyi bilsinler, Müşrik olarak yaşamakta direnenler dünyada doğru yola gelmezlerse, Şüphe yok ki, bizim yanımızda isyan ve azgınlıklarının karşılığı olmak üzere onları bekleyen ağır prangalar boğazlara takılacak demir halkalar, ağır kelepçeler ve cayır cayır yanan alevli bir ateş, kaynayıp köpüren bir Cehennem vardır. Çünkü hesap görecek otoritemiz, onları cezalandıracak gücümüz vardır. Onlara yaptıklarına karşılık şiddetli bir ateş hazırlamışızdır. Şımarıp inkâr ettikleri için emrimize karşı çıkanları cehennem görevlilerine teslim ederiz. Cehennem görevlileri onları teslim alır. Emrimiz üzerine suçluları cehennem ateşine atarlar!
13. Cehennemde kâfirler için Boğazı tıkayıp kalan ve boğazdan geçmeyen, yutulduğunda ise insanı kıvrandıran, yutulması zor, irinle karışık yemekler ve can yakıcı acı bir azap vardır. Bu azap ne zaman mı?
14
MEAL
14. (Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.
MUSTAFA ÇEVİK
14 Yeryüzü ve üzerindeki dağların dehşet verici bir sarsıntı ile sarsılıp kum yığını haline geleceği Son Saat’in ardından, Hesap Günü her insan dünya hayatını kime ve neye göre yaşadığının hesabının verecektir.
MEAL AÇIKLAMASI
14. Sahip oldukları güce ve kurdukları sistemlere güvenmesinler. Yalanladıkları kıyâmet günü bir gün gelecektir. Onların kabul etmek istemedikleri kıyamet günü Öyle Bir gündür ki, O gün şiddetli bir sarsıntıyla yeryüzü ve koca koca dağlar sarsılır, denizler kabarır, gökler boşalarak titremeye tutulur ve yıkılmayacak zannettiğiniz dağlar esintiyle akıp dağılıp göçüveren öteye beriye dağılan bir kum yığını gibi olur. O gün onları koruyacak hiçbir makam, hiçbir otorite yoktur. Onlar dimdik duran dağların yıkılmayacağını zannederler. Hâlbuki sağlam zannettikleri dağlar kıyametin şiddetinden paramparça olur. Kum zerreleri haline gelir. O Gün ilâhî mahkeme kurulacak ve herkese hak ettiği ödül veya ceza, tam olarak verilecektir. Hesap Günü her insan dünya hayatını kime ve neye göre yaşadığının hesabının verecektir. Onlar bu uyarılardan hiç ibret almazlar mı? İşte bu yüzdendir ki; Ey müşrikler! Bu gerçekleri ilk yalanlayan siz olmadığınız gibi, sonuncular da siz olmayacaksınız.
15-17
MEAL
15. Şüphesiz size, üzerinize şahid olacak bir elçi gönderdik; Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi.
16. Fakat Firavun elçiye isyan etti, Biz de onu pek vahim bir tarzda (azapla) yakalayıverdik.
17. Eğer inkâr edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız?
MUSTAFA ÇEVİK
15-17 Tıpkı Firavun ve kavmine de elçi gönderip Hesap Gününün azabı ile uyardığımız gibi size de karşılaşacağınız gerçekle uyaran ve şahit olan bir peygamber gönderdik. Firavun kendisine gönderilen elçinin davetini umursamayıp yüz çevirdi, şirk nizamını korumakta inatla direndi. Biz de bunun üzerine Firavunu ve onun nizamına tabi olanları kıskıvrak yakalayıp helak ettik. Siz de ey bu davetin muhatapları! Firavun ve kavmi gibi şirkinizde, azgınlık ve nankörlüğünüzde inatla direnmeye devam ederseniz, sizi de helak olmaktan kimse kurtaramaz. Üstelik dehşetinden çocukları ak saçlı ihtiyarlara döndürecek olan Kıyamet gününün azabından da asla korunamazsınız.
MEAL AÇIKLAMASI
15. Ey insanlar! Şüphesiz sizin için, Kur’an’ı açıklayıp, kıyamet günü yaptıklarınıza en güzel şekilde şahit olacak ve Sizlere emirlerimizi iletip, hakikati tüm açıklığıyla ortaya koyan, Muhammed adında, örnek ve model olacak bir elçi gönderdik. Tıpkı bir zamanlar sizin gibi güce tapan ve sizden daha güçlü olan Firavun’a Mûsâ adında bir elçi gönderdiğimiz gibi. Biz hiçbir kavmi uyarıcısız bırakmadık. Elçi sizlere yarar sağlayacak öğütleri getirmişti. Sizler elçimizi ve size açıklanan gerçekleri yalanlayıp karşı çıkıyorsunuz. Unutmayın ki yaptıklarınızdan haberimiz var. Yaptıklarınızın bilgisi katımızda kayıt altına alınmıştır. Ayrıca elçilerimiz aleyhinize şahitlik edecektir. Sizler de elçilerimize şahit olacaksınız. O gün yalan üzerine şahitlik yoktur. O gün sadece gerçekler olacaktır. Kimse gerçeğinin dışına çıkıp gerçeğini yalanlayamayacaktır. Sizden önce yaşayan, sizlerden daha varlıklı, daha güçlü Firavun ve toplumuna da elçilerimiz gönderildi. Onlar da sizin uyarıldığınız gibi uyarıldı. Elçilerimiz onlara güzel öğütler vermişti.
16. Fakat Firavun kendisini kurtuluşa dâvet eden elçiye tıpkı sizin yaptığınız gibi isyan etti ve şirk nizamını korumakta inatla direndi. Biz de ibret olsun diye onu ve onun nizamına tabi olanları korkunç bir azapla kıskıvrak yakalayıverdik. Ve bütün ordusuyla birlikte denize gömüp helâk ettik. Onların başına gelenleri hatırlayın! Hâlbuki onların güvendikleri sizin güvendiklerinizden daha çoktu. Ama onlara yararı olmadı. Onun için onların başlarına gelenlerden ders almalısınız.
17. Şu hâlde ey kâfirler ve bu davetin muhatapları! Eğer şimdi siz de inkârda, küfürde ısrar ederseniz, bütün bu uyarılara rağmen hala hakikati kabul etmeye yanaşmazsanız, azgınlık ve nankörlüğünüzde inatla direnmeye devam ederseniz, peygamberin tebliğ ettiklerinden ders almayıp, Firavun gibi inkâr edecek olursanız, çocukların bile korkudan saçlarını ağartan onları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek bir günde, Allah’ın azabından kendinizi nasıl koruyacaksınız? Asla korunamazsınız. Öyle dehşetli bir gün ki;
18
MEAL
18. Bu nedenle gök bile yarılıp-çatlamıştır; (artık) O’nun vaadi gerçekleştirilip-yerine getirilmiştir.
MUSTAFA ÇEVİK
18 Son Saat’in dehşetinden gökyüzü çatlayıp yarılacak ve Allah’ın vaat ettiği gün gelip çatmış olacak.
MEAL AÇIKLAMASI
18. Bu nedenle kıyamette O Günün şiddetinden uçsuz bucaksız gördüğünüz, yarılmaz ve yıkılmaz zannettiğiniz dünyanızın damı olan gökyüzü bile yarılıp çatlayacak; paramparça olarak üstünüze boşalacak ve Allah’ın vaat ettiği gün gelip çatmış olacaktır. Bütün bu olacaklar şahittir ki Artık Allah’ın yeniden diriltme ve hesaba çekme vaadi bir gün mutlaka gerçekleşecektir. Bunların olmayacağını sanmanız abestir. Andolsun ki uyarıldığınız her şey başınıza gelecektir. O’nun yeniden dirilme ve hesaba çekilme sözü gerçekleşecektir.
19
MEAL
19. Şüphesiz, bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol bulabilir.
MUSTAFA ÇEVİK
19 Bu gerçeklerle karşılaşacağınız size bildirilip öğüt verilmektedir. Dileyen öğüt alıp Allah’ın davet ettiği yola yönelir.
MEAL AÇIKLAMASI
19. Şüphesiz bu Kur’an mesajı ve korkutucu ayetler, kıyamet gelip çatmadan önce insanlığa ulaştırılan bir uyarı, bir gerçeği hatırlatma ve öğüttür. Allah insana seçme özgürlüğü vermiştir. Artık dileyen Rabbine esenlik içinde ermek için, iman, itaat ve sâlih amelle Rabbine yaklaşmaya çalışarak, dünya ve âhirette kurtuluş ve esenliğe ulaşmak istiyorsa, Allah’ın davet ettiği yola yönelir, Kimin aklı ve vicdanı varsa Kur’an’a uymalıdır. Artık sizden kim Allah’ın yasalarına uyarak öğüt alırsa, Rabbine giden bir yol edinir. Dileyen de öğüt almaz. Herkes sorumluluğuna katlanır.
20
MEAL
20. Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin buna gücünüzün yetmeyeceğini bildi, böylece tövbenizi (O’na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur’an’dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah’ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur’an’dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
MUSTAFA ÇEVİK
20 Gece ve gündüzü bir ölçü ile yaratan Allah’ın dinlenmeniz için yarattığı gecelerde namazlarınızda aşırılığa kaçıp kendinizi de, başkalarını da zora sokmayın. İçinizde hastaların bulunabileceğini, bir kısmınızın gündüz Allah’ın lütfundan rızkını aramak durumunda olduğunu, bir kısmınızın da Allah’ın davetini insanlara ulaştırmak için çaba içinde olacağını Allah bilmektedir. Dinlenme ihtiyacınızı ihmal ederek kendinizi zorlamayın. Kolayınıza gelen âyetlerle namazlarınızı kılın. Allah merkezli nizam ve ahlak uğrunda mallarınızla fedakârlık yapmaktan çekinmeyin, Allah yolunda gönül hoşluğu ile O’nun rızasını kazanmak için verin. Allah bunların karşılığını kat be kat fazlasıyla size geri döndürecek. Allah’tan bağışlanma ve yardım dileyin. Allah, daveti uğrunda çaba gösterenleri bağışlayan ve onlara çokça merhamet edendir.
MEAL AÇIKLAMASI
20. Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde namaz için kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir grup fedakâr Müslümanın topluluğun da seni örnek almak için böyle yaptığını yani gece namaz kıldığını bilir. Gece ve gündüz, yaptıklarınızı sadece Rabbin Allah takdir eder. O, her gece kalkıp saatlerce namaz kılmanın sizin için ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu bilmektedir. Fakat ağır bir göreve hazırlanmanız için, belli bir süre bu aşamadan geçmeniz gerekiyordu. Bu da gerçekleştiğine göre, şimdi ikinci aşamaya geçmenin zamanı gelmiştir: Allah, sizin bunu hesaplamakta ve eksiksiz olarak yerine getirmede zorlanacağınızı, dolayısıyla bu kadar uzun süre gece namazı kılmaya daha fazla güç yetiremeyeceğinizi zaten biliyordu. Rabbiniz sizlerin neyi başaracağınızı neyi başaramayacağınızı daha iyi bilir. O yüzden her gece Buna gücünüzün yetmeyeceğini sizin, gece namazına güç yetiremeyeceğinizi bildi de size ruhsat verdi, böylece ufak tefek aksaklıklardan dolayı tövbeniz, kabul edip sizi affetmiş ve yükünüzü hafifletmiştir: Bu size Rabbinizden bir kolaylıktır. O’na dönüşünüzü kabul etti. Şu hâlde Müminler gece kendilerini zorlamadan canları nasıl istiyorsa kalkarlar. Ayetlerimizi okuyarak tefekkür ederler. Yaptıklarıyla bize ulaşmayı umarlar. Rabbin insanlara en güzel yolunu öğretir. Rabbinin yoluna girenlere güzel nimetler verilir. Rabbinizin huzuruna durduğunuzda, gece namazına kalktığınız zaman Kur’an’dan kolay geleni okuyun. Unutmayın ki Rabbiniz kendini seven kullarına gücünün üzerinde bir yük yüklemez. Daima Müminler için kolaylık diler. Çünkü Allah ileriki zamanlarda sizden hastalar olduğunu, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan ticaret yapmak ve rızık aramak için yeryüzünde yollarda gezip-dolaşacaklarını ve diğer bir kısmınızın ise mallarından, evlerinden, çocuklarından, eşlerinden, ayrılıp Allah yolunda savaşan kimseler olarak çarpışacaklarını, Allah’ın davetini insanlara ulaştırmak için çaba içinde olacağını bilmiştir. İşte böyle; hasta, seferde ve savaşta olanlara Rabbin nimet olarak emirlerinde kolaylık gösterir. Öyleyse bu yüzden Kur’an’dan kolay geleni okuyun. Bu arada, Namazı hayatın merkezine yerleştirip, özenle ve dikkatlice dosdoğru kılın. Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılayın. Kendinizi olgunlaştırın. Allah merkezli nizam ve ahlak uğrunda mallarınızla fedakârlık yapmaktan çekinmeyin Vicdanlarınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran berekete vesile olan, sizi dünya malına karşı bağımlılıktan kurtaran, sizi bencillik ve cimrilik gibi kötü sıfatlardan arındıran zekâtı verin ve canınızı, malınızı ve tüm yeteneklerinizi Allah’ın istediği doğrultuda kullanarak, mükâfatını âhirette almak üzere Allah’a güzel bir borç verin. Allah yolunda gönül hoşluğu ile O’nun rızasını kazanmak için verin. Yaptığınız her şey için Rabbiniz kendini borçlanmış kabul eder. Borcunu sizleri mükâfatlandırarak en güzel şekilde öder. Unutmayın; Hayır olarak kendiniz için her ne iyilik yapmışsanız kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir ve karşılık olarak Allah katında daha güzel ve daha büyük bir ödül olarak bulursunuz. İsteklerinizi sadece Rabbinize yöneltin! Allah bunların karşılığını kat be kat fazlasıyla size geri döndürecektir. Ey inananlar! Dünyadaki hayatınız bitip Rabbinizin huzuruna varmadan lehinize olacak ne varsa önceden yapıp gönderin! Unutmayın ki Rabbinizin rızası için fazladan ne yaparsanız kendi yararınızadır. Rabbinizin rızasını arayarak size verilen nimetlerden ihtiyaç sahibi olanlara infak etmeniz kendi yararınızadır. Bütün yaptıklarınızı yapacaklarınızı ahirete önceden göndererek hesabınızı kolaylaştırın! Fakat ne kadar iyilik yaparsanız yapın, yine de kendinizi kusursuz, mükemmel görmeyin; daha iyiye, daha güzele ulaşabilmek için daima Allah’tan bağışlanma dileyin. Elinizden geldiğince hata işlememeye söz verin! Sözünüzü de yerine getirin! Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhametli ve esirgeyendir. Tövbe ettiğiniz hatalardan dolayı sizi bağışlar. Onun için Rabbinizin bağışlamasına merhametine sığının! Bilin ki Rabbinizden başka sığınacak hiçbir makam yoktur. Bilin ki Allah’tan başka sığındıklarınızın size hiçbir faydası olmayacaktır.