Nahl Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

128

Mushaf (Kuran) Sırası

16

Nuzül (İniş)Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

70

Sure Hakkında Bilgi

Adı: Bu sureye adını veren “en-Nahl” kelimesi, surenin 68. ayetinden ve sadece sureyi diğerlerinden ayırdetmek için alınmıştır.

Nüzul Zamanı: Aşağıdaki tesbitler surenin, Mekke döneminin sonlarında nazil olduğunu göstermektedir:

1) 41. ayet, işkence nedeniyle birçok müslümanın bu sure nazil olmadan önce Habeşistan’a göç etmek zorunda kaldığını göstermektedir.

2) 106. ayetten, o dönemde müslümanlara yapılan işkencenin doruk noktasına ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dayanılmaz şartlar altında, bir kimsenin gerçekten kâfir olmadığı halde inkâr ettiğini söylemek durumunda kalışıyla ilgili bir mesele ortaya çıkmıştı. Bu, eğer bir kişi böyle yaparsa, ona nasıl davranılacağı meselesiydi.

3) 112-114. ayetler, açıkça peygamberliğin gelişinden birkaç yıl sonra başlayan ve Mekke’yi sarsan yedi yıllık kuraklık ve kıtlık döneminin sonuna işaret etmektedir.

4) En’am Suresi, 119. ayette, bu surenin 115. ayetine değinilmekte, bu surenin 118. ayetinde ise En’am Suresi’nin 146. ayetine işaret edilmektedir. Bu da, her iki surenin (En’am ve Nahl) aynı dönemde nazil olduğunu gösteren bir delil niteliğindedir.

Surenin genel üslubu da, Mekke döneminin sonlarında indirildiği tezini desteklemektedir.

Ana Fikir:

Surenin bütün konuları; tebliğin çeşitli yönleri, yani şirkin reddedilmesi, tevhidin ispatı, hakka düşmanlığın, karşı çıkmanın ve onu reddetmenin sonuçlarına karşı uyarılar gibi konular etrafında dönüp dolaşmaktadır.

Ele Alınan Konular:

İlk ayette, daveti açıktan inkâr edenlere açık ve kesin bir uyarıda bulunulmakta ve onlara şöyle denilmektedir: “Sizin daveti reddetmenizle ilgili olarak Allah’ın hükmü gelmiştir. Peki neden ondan hemen tereddüt ediyorsunuz? Neden size verilen süreyi kullanmıyorsunuz?” Bu surenin indirildiği dönemde, Mekkeli müşriklerin ihtiyaç duyduğu şey buydu. Çünkü onlar tekrar tekrar Hz. Peygamber’e (s.a) ihtar ediyorlardı “Bizi tehdit ettiğin azabı neden getirmiyorsun? Çünkü biz sadece senin davetini kabul etmemekle kalmadık, aynı zamanda uzun süredir ona açıktan düşmanlık yapıyoruz.” Bu, onların Hz. Muhammed’in (s.a) gerçekten peygamber olmadığının ispatı olarak kabul ettikleri bir teklifti.

Bu uyarıdan hemen sonra onlara şirkten vazgeçmeleri tavsiye edilmektedir. Çünkü bu, ilahi davete giden yolda onları durduran en önemli engeldi. Daha sonra arka arkaya aşağıdaki konular ele alınmaktadır.

1) Tevhidi ispat eden ve şirki çürüten deliller, evrendeki ve insanın kendisindeki apacık işaretlere ve ayetlere dayandırılmaktadır.

2) Kâfirlerin itirazlarına cevap verilmekte, iddiaları çürütülmekte, şüpheleri ortadan kaldırılmakta ve yanlış düşünceleri eleştirilmektedir.

3) Davete düşman olmanın ve bâtıl yollara uymakta direnmenin sonuçları ile ilgili uyarılar sunulmaktadır.

4) Hz. Peygamber’in (s.a) getirdiği mesajın insan hayatında yapmayı amaçladığı değişiklikler göz alıcı bir şekilde apaçık ortaya konulmaktadır. Müşriklere, tasdik ettiklerini söyledikleri Allah inancının, sadece dilin söylemesi ile sınırlı olmadığı ve bu inancın insanın ahlâkî ve pratik hayatında somut bir şekle bürünmesi gerektiği anlatılmaktadır.

5) Hz. Peygamber (s.a) ve sahabeye, kâfirlerin düşmanlığına ve işkencelerine karşı nasıl bir tavır takınmaları gerektiği bildirilmekte ve onlar bu konuda teselli edilmektedirler.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1

1 Ey insanlar! Allah’ın zamanını belirleyip, bir yasaya bağladığı Kıyamet ve Hesap Günü mutlaka gelecek, müşriklerin bir kısmının alay konusu ederek, “O Gün hemen gelsin” demesiyle Allah onun zamanını değiştirecek değildir. Yarattıklarının nizamını kurmak yalnızca Allah’a mahsustur ve O’ndan başka gerçek ilah yoktur. O, müşriklerin ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.

2

2 Allah kullarından dilediğine peygamberlik bahşedip, onlara melekleriyle ruh (vahiy) indirerek kendisinden başka ilah olmadığını bildirir, insanları kendisine karşı duyarlı ve bilinçli davranmaya çağırır.

3

3 Allah gökleri, yeri ve arasındakileri insanlar için mükemmel bir nizam ve şaşmaz yasalara bağlı olarak yarattı. Allah kendisine ortak koşulmasından ve her türlü eksiklikten münezzehtir. O, her şeyin üstünde ve ötesindedir.

4

4 Allah insanları bir damla su olan meniden yaratıp, bunca nimetlerle donatmışken, insanların çoğu bunu görmezden gelip düşünmeden Allah’la birlikte başka ilahlar edinerek O’na karşı çıkıp isyan ederler.

5-8

5-8 Etlerinden, sütlerinden, derilerinden, yünlerinden ve daha birçok şeylerinden yararlandığınız hayvanları, sabah-akşam otlaklarına gidip gelirken seyredip hoşlandığınız, kendinizi ve yüklerinizi taşıttığınız atları, katırları, merkepleri ve daha nicelerini sizin için yaratan Allah’tır. Allah kullarına karşı çok şefkatli ve merhametlidir.

9

9 Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. O dileseydi sizi iradesiz ve yalnızca doğruyu seçmeye mecbur bırakırdı. Allah, insana doğru ile yanlıştan birini tercih etme iradesi bahşetmiştir ve onu iradesini kullanma biçiminden hesaba çekecektir.

10-11

10-11 Sizin için gökten yağmuru yağdıran Allah, bununla hem sizin hem de hayvanlarınızın ve bitkilerin suya olan ihtiyaçlarını giderir. Bu sayede ekinler, hurmalıklar, zeytinlikler, üzüm bağları, türlü türlü meyveler ve ürünler de yetiştirir. Bütün bunlarda aklını kullananlar için Allah’ın ilmine, kudretine ve ilahlığına işaret eden nice deliller vardır.

12-13

12-13 Allah geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratıp hizmetinize sunmuştur. Aklını kullanıp düşünenler için bunlardan çıkarılacak dersler vardır. Yeryüzünde Allah’ın sizler için yarattığı çeşit çeşit nimetler de O’nun ilminin ve kudretinin yüceliğini göstermektedir. Ancak gerçeği arayanlar bunları görüp Allah’ın davetine yönelirler.

14

14 Allah denizleri de sizin istifadenize sunmuştur, ondan da taze et ve birçok deniz ürünü nimetler elde edersiniz. İnci mercan gibi süs eşyaları çıkarır, gemileri suları yararak yüzdürür, ticaretinizin bir kısmını onlarla yapar, Allah’ın ilminin eserlerinden ve cömertliğinden yararlanır, lütfuna nail olursunuz. Bütün bunlar, Allah’ı layıkıyla kavrayıp O’na şükretmeniz ve yalnız Allah’ı ilah edinmeniz için apaçık delillerdir.

15-17

15-17 Allah yeryüzündeki hayatın devamı için oraya sarsılmaz dağlar yerleştirip, aralarında gideceğiniz yerlere sizi ulaştıracak yollar ve nehirler de yaratmıştır. Bunlarla birlikte geceleyin karada ve denizde yolculuk yapanlara yollarını bulmakta kolaylık sağlayan, yön gösteren yıldızlar var etmiştir. Bunları yaratan Allah ile hiçbir şey yaratmaya güç yetiremeyen kimseler bir olur mu?

18-19

18-19 Allah’ın size lütfettiği nimetleri saymaya kalksanız bitiremezsiniz. Allah aklını kullanıp, bu gerçekleri idrak ederek şirkinden ve küfründen tevbe edip dönenlere karşı şefkatli, merhametli ve bağışlayıcıdır. Unutmayın ki Allah gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir.

20-21

20-21 Müşriklerin Allah’la birlikte ilah edindikleri ise hiçbir şeyi yaratmaya kadir olmadıkları gibi kendileri de yaratılmışlardır. Üstelik onların çoğu da diri değil ölüdürler ve ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

22-25

22-25 Ey insanlar! Sizin ilahınız yaratıp nimetlerle donatan ve doğru yola davet eden Allah’tır. Gerçek bu olmasına rağmen müşriklerin kalpleri, nankörlükleri ve kibirleri yüzünden yalnız Allah’ın ilahlığını ve âhireti kabule yanaşmamaktadır. Şüphesiz Allah, onların kalplerinde gizlediklerini de açıkça yapıp ettiklerini de bilmektedir. Allah nankörleri ve böbürlenip büyüklük taslayanları asla sevmez. O müşriklere Rabbiniz size ne indirdi, sizi neye çağırıyor? diye sorulduğunda, onlar alaycı bir tavırla, “Geçmişlerin masallarına.” diye cevap verirler. Onlar böyle demekle kendi günahlarının yükünü bütünüyle çekecekleri gibi, bir kısım insanların Allah’ın davetinden uzaklaşmasına sebep oldukları için de günah yüklenecekler. Böylece çok ağır, çok da berbat bir yük yüklenmiş olacaklar.

26-29

26-29 Bu müşriklerin ataları da Allah’ın peygamberlerine karşı tuzaklar kurmuşlardı. Allah da onların sağlam sandıkları tuzaklarını temellerinden yıkıp yerle bir ederek başlarına geçirmişti ve Allah’ın azabı onları hiç beklemedikleri bir anda yakalayıverdi. Ayrıca Allah Hesap Günü onları rezil edip aşağılayacak ve “Söyleyin bakalım. Sorunlarımızı o çözer, kurtarıcımız odur dediğiniz ve onları savunmak adına, mü’minlere saldırıp zulümler ettiğiniz ilahlarınız şimdi neredeler?” diyecek. İşte O Gün Allah’ın davetine iman edip yaşayanlar da şöyle derler: “Aşağılanmanın, rezilliğin ve hak edilen azabın yaşanmaya başlandığı bugün, müşrik ve kâfirler için ne kötü bir gündür.” Onlar Allah’ın davetine inatla karşı çıkıp direnerek dünya hayatlarını tamamlamışken melekler de canlarını almışlardı. Hesap Günü cezalarını çekmek üzere çağrıldıklarında, “Bizlerin Allah’a şirk koşmak, O’ndan başkasını ilah edinmek gibi bir niyetimiz yoktu, biz kötü bir şey yapmadık.” diyerek boyun bükecekler. Melekler de onlara: “Hayır, sizler neyi yapmanız, Allah’a nasıl inanmanız ve neyi yapmamanız konusunda uyarılmıştınız. Yapmadık dediklerinizi kibirlenerek yaptınız. Allah sizin yaptıklarınızı eksiksiz olarak bilmektedir, haydi artık temelli kalmak üzere hak ettiğiniz cehenneme girin bakalım.” diyecekler.

30-32

30-32 Allah’ın davetine iman edip gereklerini yerine getirenlere de “Rabbiniz ne indirdi, sizi neye çağırdı?” diye sorsan, onlarda: “Hak ve hakikati indirip bizi de ona teslim olarak yaşamaya çağırdı.” derler. İşte bu gerçeği kavrayıp sorumluluklarını yerine getirenler, en güzel karşılık olmak üzere âhirette içinde devamlı kalacakları cennette, nimetlerle ödüllendirilecekler. Onlar, derelerin çağıldadığı, cennet bahçelerinde istedikleri her güzel şeyi bulacaklar, daimi mutluluğun tadına varacaklar ve böylece Allah’ın lütfuna kavuşmuş olacaklar. Bunlar da meleklerin “Selam olsun sizlere, dünya hayatınızda yaptıklarınızın karşılığı olarak daimi kalmak üzere girin cennete.” dedikleri kimselerdir.

33-36

33-36 Gerçeğin üstünü örtüp inkâr edenler, meleklerin canlarını almak üzere kendilerine görünmesini veya bir an önce Allah’ın azabının başlarına gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan önce gelip geçmiş müşrikler de böyle yapmışlar, sonunda da helak edilmişlerdi. Gerçek şu ki, Allah onlara zulmetmedi, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Sonunda Allah’a başkaldırmaları ve nankörlükleri sebebi ile azaba davetiye çıkardılar, alay edip durdukları azap da onları çepeçevre kuşatıverdi. Onlar alaycı bir tavırla şöyle diyorlardı: “Şayet Allah istemeseydi atalarımız da, biz de Allah’a ortak koşmaz, O’nun helal kıldığını da haram kılmazdık.” Bunlardan öncekiler de aynısını söylemişlerdi. Onların bu tutumları karşısında peygamberlere düşen, Allah’ın âyetlerini apaçık duyurmaktır. Gerçek şu ki, Biz her topluma peygamber göndererek, onları Allah’ı layıkıyla tanımaya, yalnız Allah’a kulluk ederek yaşamaya davet ettik, tağuti nizamlardan da uzak durmaları için öğüt verip uyardık. Bunlardan bir kısmı uyarıları dikkate alıp yapılan davete uydu fakat bir kısmı da davetten yüz çevirerek sapıklık içinde kendi başlarına bırakılmaya müstahak oldular. Ey insanlar! Yeryüzünde gezip dolaşın ve dolaşırken de Allah adına yapılan daveti reddedenlerin nasıl yaşadıklarını ve sonlarının nasıl olduğunu bir düşünün.

37-39

37-39 Ey Peygamber! Sen, şirk ve küfründe inatla direnenleri, Allah’ın davetine uymaya ne kadar bilgi ve delil ile çağırsan da ikna edemez, inandıramazsın. Allah inatlarından vazgeçmeyenleri doğru yoluna iletmez ve onlara hiç kimse yardım da edemez. Üstelik böyleleri Allah’ın ismini anarak yeminler edip, “Allah ölüyü tekrar diriltmez.” diyorlar. Hayır, Allah’ın vaadi haktır ve zamanı gelince hesap vermek üzere herkesi diriltecektir. Fakat insanların çoğu bu gerçeği kabul etmek istemiyor. Allah, şirk ve küfürde direnip, âyetlerine inanmak istemeyenlere, Hesap Günü’nün gerçek olduğunu, yalancının da kim olduğunu gösterecek, yaptıkları ve söyledikleri ile yüzleştirecektir.

40

40 Allah ne zaman bir şeyin olmasını dilerse, ona yalnızca, “ol” der ve o da hemen oluş sürecine girer. O’nun ol dediğine hiç kimse engel olamaz, zamanı geldiğinde o mutlaka olur.

41-42

41-42 Peygamberlerin Allah adına yaptıkları davete iman edip, onu yaşamak için gösterdikleri çaba sebebiyle müşrik ve kâfirlerin zulmüne uğrayıp, yurtlarından, yuvalarından hicret etmek zorunda kalanları, dünya hayatlarında daha güzel yerlere yerleştiririz. Âhiretteki mükâfatları ise çok daha büyük olacaktır. Bu mü’minler sıkıntılara göğüs germiş ve Allah’a güvenmişlerdi. Keşke inkârcılar bunu anlasalardı.

43-44

43-44 Ey Peygamber! Senden önce kendilerine vahyedip âyetlerimizi ulaştırdıklarımız melek değil, onlar da senin gibi birer insandı. Sabırla, sebatla, zalimlere boyun eğmeden görevlerini yerine getirerek, insanları doğru olanı yaşamaya davet ettiler. Bunun böyle olduğunu, kendilerine daha önce peygamber gönderip kitap verdiklerimizin neslinden gelen zikir ehlinin kitaplarında kalan gerçeklerden bilirler. Biz o peygamberleri de kitaplar ve apaçık delillerle gönderdik. Şimdi sen de indirmekte olduğumuz vahyi açıklayıp insanları ona uymaya davet et, böylece kendileri için doğru olanı öğrenip kavrasınlar. Ola ki düşünüp doğruya yönelirler.

45-47

45-47 Ey Peygamber! Sana tuzaklar kurarak, zulüm nizamlarını devam ettirmek isteyenler, Allah’ın kendilerini yerle bir etmeyeceğinden yahut azabın hiç ummadıkları bir zamanda günlük işlerini yapmaktayken onları birdenbire yakalamayacağından nasıl emin olabilirler? Böyle bir cezayı önlemeye kimsenin gücü yetmez. Ayrıca bunlar, Allah adına yapılan davetten yüz çevirmeleri sebebi ile O’nun kendilerini içten içe çürütüp helak olmaya mahkûm ederek, kendi başlarına bırakacağını hiç düşünmezler mi? Şüphesiz Allah kullarına karşı çok şefkatli, merhametli ve bağışlayıcıdır. O yüzden tevbe edip doğru olana ulaşmaları için zaman tanır, onları hemen cezalandırmaz.

48-51

48-51 Kur’an ile yapılan davetten ısrarla kaçınanlar, Allah’ın yarattıklarını ve onlarla ilgili kurduğu nizamların mükemmelliği üzerinde hiç düşünmezler mi? Onların gölgeleri bile Allah’ın yasaları gereği uzayıp kısalmakta ve sağa sola dönmekteyken, kendileri O’nun âyetlerinden yüz çeviriyorlar. Kesin olan gerçek şu ki, şeytan ve onun izinden giden kimselerin dışında, göklerde ve yerde olanların hepsi kendilerini yaratan Allah’a teslim olur ve asla büyüklük taslamazlar, mutlak hâkimiyet sahibi Rablerinin hükümlerine boyun eğip saygı ile secde ederler. Çünkü Allah buyurmuştur ki, “Sakın Benim emrime karşı büyüklük taslamayın ve Allah’la birlikte ikinci ilah edinmeyin.” O ancak bir tek ilâhtır.

52

52 Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin gerçek sahibi Allah’tır, din de yalnız O’nundur. İtaat ve ibadet edilip, hükümlerine teslim olmaya layık olan yalnızca O’dur. O’ndan başka gerçek ilah ve sakınılması gereken yoktur.

53-56

53-56 İnsana sahibi olduğunu zannettiği her şeyi emanet eden Allah’tır. Müşrikler başlarına ne zaman bir sıkıntı gelse hemen Allah’a sığınır ve O’ndan yardım isterler. Allah onları sıkıntıdan kurtarınca da birçoğu O’ndan yüz çevirip şirk koşar, nankörlük ederler. Bir müddet daha Allah’ın bahşettiği nimetlerden istifade ederek yaşayın bakalım, nasıl olsa Hesap Günü gerçeği görecek ve hak ettiğinizle karşılaşacaksınız. Bu müşrikler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan ve kazançlarından Allah ile birlikte ilah edindiklerine bir pay ayırırlar. Bu ayırdıklarının ne kendilerine ne de ilah edindikleri putlarına hiçbir yararı olmaz. Allah, kendi kendilerine uydurdukları bu sapıklıklarının hesabını sorup, hak ettikleri cezalarını verecektir.

57-60

57-60 Müşriklerin bir kısmı da bu nankörlük, cahillik ve küstahlıkları yetmezmiş gibi, bir de kalkmış kendilerine yakıştıramadıkları ve sırtlarında bir yük gibi gördükleri kız çocuklarını Allah’a evlat olarak isnat ederken, erkek çocukları kendilerine layık görüyorlar. Nitekim onlardan birine, bir kız çocuğunun dünyaya geldiği müjdelense, öfkeden deliye dönercesine yüzü kapkara kesilir, sanki kız çocuğu sahibi olmak utanç verici bir şeymiş gibi, halkın içine çıkamaz ve “Bu çocuğu zillete katlanarak büyüteyim mi, yoksa diri diri toprağa mı gömeyim?” diye, kara kara düşünür. Yazıklar olsun izledikleri bu iğrenç örflerine ve hükümlerine. Müşriklerle kâfirler bu zulümleri, âhirete ve Hesap Günü’ne inanmadıkları için yaparlar. Allah bu yaptıklarının bedelini onlara ödetecektir. Allah üstün kudret ve adalet sahibidir, her hükmünde mutlak isabetlidir ve kulları üzerinde hüküm yetkisi yalnız O’na aittir.

61

61 Allah insanları işledikleri suçlarından dolayı hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde bir tek kimse kalmazdı. Onlara yaptıklarından tevbe edip, Allah’ın daveti olan doğruya dönecekleri kadar zaman tanır, tanıdığı süre dolunca da akıbetlerini ne bir an geciktirebilir ne de bir an öne alabilirler.

62

62 Müşrikler bir yandan kendilerine yakıştıramayıp, beğenmedikleri kız çocuklarını, Allah’a yakıştırırken, öte yandan da inanmadıkları o âhiret hayatı, gerçek olsa bile cennete kendilerinin layık olduğu yalanını dillerine dolayıp küstahça saçmalayıp dururlar. Oysa onları âhirette cehennem ateşi beklemektedir, üstelik şirkleri sebebi ile ateşe ilk onlar girecekler.

63

63 Andolsun ki Biz senden önceki toplumlara da peygamberler gönderdik. Fakat şeytan o toplumlara da şirk, küfür ve zulüm nizamlarını güzel gösterdi. Ona uymaya istekli olan çoğunluk da şeytana yoldaş olup, Allah’a nankörlük ederek azgınlaşıp peygamberlerini yalanladılar. Şeytan geçmişte olduğu gibi bugün de böylelerinin dostudur. Onun dostlarını şiddetli bir azap beklemektedir.

64

64 Ey Peygamber! Biz bu Kur’an’ı, insanlara yaratılış sebeplerini ve ona uygun olan hayat nizamını açıklayasın diye sana indirmekteyiz. Bu Kur’an insanların çekişip durdukları sorunlarının en doğru çözümlerini sunmakta olan rahmet kaynağı bir rehberdir. Ancak doğruyu arayanlar bundan yararlanır.

65

65 Gökten indirdiği yağmurla kupkuru ölü toprağa hayat verip, onu canlandıran Allah’tır ve Allah Kıyamet Günü insanları işte tıpkı böyle diriltip, dünya hayatlarını kime ve neye göre yaşadıklarının hesabını soracaktır. Aklını kullanıp da düşünenler için bundan çıkarılacak dersler vardır.

66-67

66-67 Hayvanların karnında sindirilenlerle kan arasından süzülüp salgılanan sütün mükemmel bir sistemle hazırlanışını, size ikram edilişindeki ilim ve kudreti bir düşünün. Allah’ın ilminin yüceliğini ve kudretini kavramak isteyenler için bundan da çıkarılacak dersler vardır. Öte yandan Rabbiniz olan Allah’ın sizin için yarattığı hurma ağaçlarının meyvelerinin yaratılışında ve hem yararlı içecekler hem de sarhoş edici zararlı içecekler elde ettiğiniz asmalı, asmasız üzümlerin yaratılışında, Allah’ı layıkıyla tanımak isteyenler için nice deliller vardır.

68-69

68-69 Rabbiniz Allah; arıya, “Dağlarda, ağaçlarda, insanların yaptıkları çardak ve kovanlarda kendine yuva yap, her çeşit üründen yiyip istifade et ve Rabbinin öğrettiği yol güzergâhından ayrılma.” diye vahyetti. Arılar da, Allah’ın vahyine teslim olup, yediklerinden karınlarında insanlar için şifa olan, farklı renk ve lezzette bir sıvı olan bal yaparlar. Şüphesiz bütün bunlar, düşünenler için Allah’ın ilminin, kudretinin ve kurduğu nizamının mükemmelliğinin apaçık delilleridir.

70

70 Sizi yaratıp yaşatan sonra da canınızı alacak olan Allah’tır. Allah kiminizi ömrünün en düşkün çağına, ne yaptığını, ne söylediğini bilmez hale geldiği ihtiyarlık çağına ulaştırır. O, her şeyi bilen, her şeye güç yetirendir.

71

71 Maddi imkânlar bakımından kiminizi kiminize üstün kılan da Allah’tır. Hal böyleyken kendisine daha çok nimet verilenler, bu nimetleri emirleri altında çalışanlarla paylaşmazlar. Böyle yaparak Allah’ın emirlerini görmezden ve duymazdan gelerek inkâra kalkarlar.

72-74

72-74 Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı, eşlerinizden evlatlar ve torunlar bağışladı. Sizleri temiz ve hoş birçok şeylerle de rızıklandırdı. İnsanlardan bir kısmı, Allah’ın bahşettiği rızıklardan yararlanmasına rağmen, kendisini yaratıp bunca nimetlerle donatan, Allah’la birlikte başka ilahlar edinip kendileri gibi yaratılmış olanların peşine düşer, Allah’tan yüz çevirirler. İnsan nasıl oluyor da kendisi için ne gökten ne yerden hiçbir rızık yaratamayan, aciz ve güçsüz kimseleri ilah edinerek Allah’a şirk koşabiliyor? Allah’ın daveti olan hayat nizamının içine kendi uydurduklarınızı katıp karıştırmayın ve ardından da benzerlikler kurmaya kalkmayın. Şüphesiz her şeyin en doğrusunu bilen yalnızca Allah’tır.

75-76

75-76 Gerçeği daha iyi anlamanız için Allah size şu iki insanın misalini veriyor. Birisi hiçbir şeye güç yetiremeyen cahil ve birinin boyunduruğu altında bir köle, diğeri ise kendisine katımızdan rızık olarak bolca mal-mülk verdiğimiz ilim sahibi ve bu rızıkları dilediği gibi -açık ya da gizli olarak- hayırda harcama özgürlüğüne sahip olan birisi. Bu iki insanın durumu hiç bir olur mu? Aralarında benzerlik ya da denklik söz konusu edilebilir mi? Şüphesiz her türlü övgü ve şükür, bunca nimeti yaratıp kullarına bahşeden Allah’a mahsustur. Bununla birlikte şu iki kişinin misali üzerinde de düşünün. Bunlardan birisi dilsiz, elinden bir şey gelmeyen, bilgisiz ve aciz, sahibinin sırtında bir yük, sahibi ona hangi işi verirse versin beceremeyip içinden çıkamıyor. Diğeri ise son derece bilgili, her işini adaletle hakka dayalı yapan ve yaptıran, doğru yolda olmakla birlikte, başkalarını da doğru olana çağıran biri. Hiç bu iki kişinin durumu birbirine benzer mi ya da bunlar birbirlerine denk olur mu?

77

77 Gerçek şu ki göklerin, yerin ve arasında olanların yaratıcısı, nizamlarının kurucusu Allah’tır. Sizin bilmeniz gerekenlerin neler olduğunu bilen de Allah’tır ve unutmayın ki Son Saat vakti geldiğinde göz açıp kapayıncaya kadar, hatta daha kısa bir zamanda gerçekleşecektir. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.

78

78 Analarınızın karnında sizi yaratıp, işitmek için kulak, görmek için göz ve düşünmek için akıl bahşeden, sonra da hiçbir şey bilmez haldeyken analarınızın karnından çıkaran Allah’tır. Bahşedilen nimetler için Rabbinize şükredip itaat etmeniz gerekmez mi?

79

79 Üzerinde hiç düşünmeden Kur’an âyetlerini inkâr edenler, göğün boşluğunda Allah’ın kurduğu nizam ile yasaları sayesinde, kuşların nasıl uçtuklarını hiç görmüyorlar mı? Onları koyduğu yasalarla uyumlu yaratıp uçuran Allah’tır ve bunlar da Allah’ın ilmini, kudretini görmek isteyenler için çıkarılacak dersler vardır.

80-82

80-82 Sizlere içinde oturacağınız evleri yapabilme, hayvanların derilerinden kolayca taşıyabileceğiniz çadırlar kurma kabiliyet ve imkânlarını bahşeden de Allah’tır. Ayrıca Allah size, hayvanların yünlerinden, kıllarından kısa ve uzun vadeli faydalanacağınız döşemelik kumaşlar, ev eşyaları ile ticaret malları yapma becerileri de bahşetmiştir. Bunlarla birlikte Allah’ın size bahşettiği akıl ve kabiliyetler sayesinde kendinizi sıcaktan, soğuktan ve savaşların verebileceği zararlardan koruyacak elbiseler, zırhlar yaparsınız. Güneşin sıcağından korunacağınız gölgelikleri, dağlarda sığınılacak mağaraları yaratan Allah’tır. Dünya hayatınızda ihtiyacınız olan her türlü nimeti bahşeden Rabbiniz, bu nimetlerden doğru yararlanabilmeniz ve kendisine şükretmeniz için de peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Ey Peygamber! Bunca nimete rağmen Rabbinin davetinden yüz çevirenleri sen zorla doğruya yöneltemezsin. Senin görevin vahyedilen âyetler ile insanları Allah adına doğru olana davet etmektir.

83

83 İnsanlar, sahip oldukları nimetlerin, Allah tarafından yaratılıp kendilerine verilmiş olduğunu bilirler, fakat nankör olan çoğunluk buna rağmen Allah’ın daveti olan hayat nizamına uymamakta direnirler.

84-87

84-87 Hesap Günü, her ümmetle birlikte onlara gönderdiğimiz peygamberleri de huzurumuzda toplayacağız. Peygamberleri onlara şahitlik edecekler. İşte O Gün, dünya hayatını hakikate gözlerini kapatarak tamamlamış olanlar, Allah’ın davetinden habersiz olduklarını beyan edemez, böyle bir mazeretin arkasına da sığınamazlar. Yeniden dünyaya döndürülüp, Allah’ın davetine uygun yaşama istekleri ve af dilemeleri de kabul edilmeyecektir. İşte bunlar cehennem azabı ile yüz yüze geldiklerinde, dünya hayatlarında ateşin şiddetli azabı ile uyarıldıkları halde umursamadıklarına çok pişman olacaklar. Ama artık çok geç… Ateşin azabı onlardan hafifletilmeyecek, yüzlerine de bakılmayacak. Ve O Gün, Allah’a ortak koşup da peşlerinden gittiklerini cehennemde görünce, “Rabbimiz, işte bunlar bizim Senin davetinden yüz çevirmemize sebep oldular ve kendilerini Seninle birlikte ilah gibi görüp gösterdiler.” diyecek ve böylece kendilerini temize çıkarmaya çalışacaklar. Fakat o ilah edindikleri kimseler de onlara: “Biz sizi zorla kendimize itaat etmeye mecbur etmedik, yalan söyleyip kendinizi suçsuzmuş gibi göstermeyin.” diyecekler. Sonunda hepsi iş işten geçmiş olduğu halde kayıtsız şartsız Allah’a teslimiyetlerini ifade edecekler. Artık O Gün Allah’tan başka ilah edinenlerin ve ilah edindiklerinin birbirlerine hiç faydası yoktur ve birbirlerini yüz üstü bırakırlar

88

88 Kendileri müşrik ve nankör olarak yaşamakta inatla direndikleri gibi, başkalarını da doğru yola uymaktan alıkoymaya çalışanlar, sebep oldukları bozulma ve çürüme yüzünden azap üstüne azapla cezalandırılacaklar.

89

89 Her ümmetin peygamberlerini kendileri için şahitliğe çağırdığımız o Hesap Günü, ey Muhammed! Seni de davet ettiğin insanlara şahit tutacağız, çünkü Biz sana da insanlara yaratılış sebeplerini onlara açıklayasın diye hidayet ve rahmet kaynağı, iman edenlere de müjdeci olan bu Kitabı indirdik.

90

90 Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı akrabaya yardım etmeyi emreder, hayâsızlığı, azgınlığı, haddi aşmayı ve cimriliği yasaklar. Allah düşünüp öğüt alasınız ve Allah’a karşı sorumluluklarınızı bilesiniz diye bunları size açıklıyor.

91

91 Allah’a ve insanlara verdiğiniz sözlere sadakatle uyun. Allah’ı şahit tutarak pekiştirdiğiniz yeminlerinizi sonradan bozmayın, unutmayın ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

92

92 İçinizden bir grubun daha güçlü ve nüfuzlu olması sebebi ile, onlardan korkarak ya da menfaat umarak yeminlerinizi, aranızda zayıfı aldatma ve bir çıkar aracı gibi kullanmayın. İpini iyice eğirip sardıktan sonra onu tekrar çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah sizleri yeminlerinize sadakatinizle de sınamaktadır. Allah Hesap Günü bütün amellerinizi karşınıza çıkaracaktır.

93-94

93-94 Allah dileseydi, size hayat tarzınızı seçme iradesi vermez, hepinizi tevhid inancına uymaya mecbur bırakır ve tek bir ümmet yapardı. Sonunda her insan, iradesi ile tercih ettiği yaşayış biçiminden hesaba çekilecek. Yeminlerinizi aldatma aracına dönüştürmeyin, aksi halde ayağınızı sağlam basmışken sarsılıp kayarsınız. Böylece Allah’ın adını basit çıkarlarınıza alet etmiş olur, hem dünyada hem de âhirette kaybedenlerden olursunuz, üstelik âhirette daha büyük bir azaba çarptırılırsınız.

95-96

95-96 Ey mü’minler! Yalnız Allah’ı ilah edinip, O’nun davetine iman edip, gereklerini yerine getirme konusunda Allah’la yaptığınız sözleşmeye sımsıkı bağlı kalın ve sözünüzü geçici dünya menfaatleri karşılığında değiştirmeyin. Sözünüze bağlı kalmak karşılığında, Allah katında çok büyük bir mükâfat vardır. Dünya hayatınız ve orada elde edecekleriniz tükenir ama Allah katındakiler hiç tükenmez. Verdiği söze sadakatle bağlı olup, bu uğurda önüne çıkan sıkıntılara göğüs gerip, taviz vermeden mücadele edenleri, Allah yaptıklarının en güzeliyle ödüllendirecektir.

97

97 Erkek olsun kadın olsun iffetli, erdemli, dürüst davranıp, mü’min olarak salih amel işleyenlere Biz dünyada da arı, duru, temiz ve güzel bir hayat yaşatırız, âhirette ise bu yaptıklarını kat kat fazlasıyla mükâfatlandırırız.

98-100

98-100 Sizleri dünya ve âhiret hayatının mutluluğuna ulaştıracak olan bu Kur’an’ı okuyup anlamaya ve yaşamaya çalışırken, kovulmuş şeytanın aklınızı karıştırıp, duygularınızı bulandırmasından Allah’a sığının. Şunu da iyi bilin ki Allah’a yürekten iman edip yalnız O’na güvenenler üzerinde şeytanın hiçbir yaptırım gücü yoktur. Şeytan ancak Allah’la birlikte başka ilahlar edinen, onlara güvenip yardım bekleyenleri kendine dost edinir ve onlar üzerinde etkili olup dilediğini yaptırır.

101-103

101-103 Önceki toplumlar gönderdiğimiz âyetlerin hükümlerini terk edip ortadan kaldırınca, Biz de sonraki gönderdiğimiz kitaplarla onların yerlerine yenilerini koyarız. Âyetlerin hükümlerinin uygulanmasının zamanını ve şartlarını da Biz belirleriz. Müşrikler de Peygamber’e, “Bunları sen uydurup söylüyorsun.” derler. Oysa onlar aslında gerçeği duymak ve bilmek istemiyorlar. Ey Peygamber! Sen onlara de ki: “Bunları ben uydurmuyorum. Bu Kur’an, iman edenlere rehberlik etmek, onları güçlü kılıp desteklemek için Allah adına, Ruhu’lKudüs (Cebrail) tarafından indirilmektedir.” Biz ayrıca müşriklerin, “Bu Kur’an’ı Muhammed’e ehli kitaptan birileri öğretiyor, o da gelip bize okuyor.” dediklerini de biliyoruz fakat o birileri dedikleri kişilerin dili de Arapça değil ki, oysa Kur’an geldiği toplumun dili olan Arapça ile çok açık ve anlaşılır olarak indirilmektedir.

104-105

104-105 Allah, âyetlerini inkâr eden, müşrik ve kâfir kalmakta inatla direnen nankörlere, yaratılışlarının sebebi hayat nizamını yaşamayı nasip etmez, âhirette de onlar için çetin bir azap vardır. Peygamber’in Allah adına tebliğ ettiği âyetleri yalan sayıp, Muhammed’in uydurması diyenler var ya, asıl yalancılar onlardır.

106-109

106-109 Gönülden iman etmiş olmasına rağmen, baskı altında Allah’a imanından görünüşte vazgeçtiğini söylemek zorunda kalan kimsenin dışında, mü’min olduğunu söyleyen bir kimse, sonra da imanından vazgeçer, şirke ve küfre dönerse dünyada ve âhirette Allah’ın gazabına uğrar. Bu cezayı hak etmelerinin sebebi kısa ve geçici olan dünya hayatını âhiret hayatına tercih etmeleridir. Allah bunlara doğru olan hayat nizamı ile yaşamayı nasip etmez ve onların bu nankörce yönelişleri sebebi ile kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürler. Şüphesiz onlar, âhirette de bunun cezası ile karşılaşıp hüsrana uğrayacaklardır.

110

110 Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirmek için mücadele ederken, baskı ve zulme uğrayıp da yurtlarından hicret etmek zorunda kalan kimselerin yardımcıları Allah’tır. Allah bu mü’minlere karşı çok şefkatli, merhametli ve bağışlayıcıdır.

111

111 Sonunda öyle bir gün gelecek ki, O Gün herkes kendi canının derdine düşecek, herkesin dünya hayatında yapıp ettiklerinin karşılığı tam olarak kendisine verilecek ve hiç kimseye haksızlık yapılmayacak.

112-113

112-113 Örnek olması için durumu bildirilen şu toplumun halini bir düşünün. Allah’ın her taraftan verdiği bol bol nimetleri ile refah ve güvenlik içinde yaşarken, davet olundukları hayat nizamından yüz çevirip nankörlük eden bu halkı Allah nankörlükleri sebebi ile açlık, kıtlık ve korku belasına mahkûm etti. Onlar peygamberlerini yalancılıkla suçlamışlardı. Sonra da Allah’ın azabı onları yakalayıp yerle bir etmişti.

114

114 Ey iman edenler! Rabbinizin bahşettiği rızıkların helal ve temiz olanlarından yiyin, O’na şükredip itaat edin.

115

115 Allah size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilen hayvanların etini haram kılmıştır, fakat açlıktan ölme tehlikesi gibi bir zorlukla karşı karşıya kalan kimse, zaruret miktarını aşmamak, ihtiyacının dışına çıkmamak şartıyla bunlardan yiyebilir. Allah böyle bir mecburiyetle karşılaşanları bağışlar. O, mü’min kullarına karşı çok merhametli, şefkatli ve bağışlayıcıdır.

116-117

116-117 Allah’tan gelen bir bilgiye ve delile dayanmadan, gelişi güzel, yalan uydurarak, “Şu helaldir, şu da haramdır.” diyerek hükümler koymayın. Helal ve haramı belirleme yetkisi yalnızca Allah’a aittir, kendi uydurdukları yalanlarla hüküm koymaya kalkanlar, asla iflah olmazlar. Geçici dünya hayatında bir miktar çıkar elde etmek için, kendi koydukları hükümlere uyan, başkalarını da buna uymaya teşvik edenlere âhirette çok şiddetli bir azap vardır.

118

118 Size bildirdiklerimizin dışında, Yahudilere Allah’a nankörlük etmeleri sebebiyle bir kısım yiyecekleri de haram kıldık. Biz bu hükmümüzle onlara zulmetmedik, onlar bu cezayı hak ederek kendi kendilerine zulmettiler.

119

119 Şunu da iyi bilin ki sizin Rabbiniz, bilmezlik ve cahillik sebebi ile günah işleyip, sonra da günah olduğunu öğrenince tevbe ederek doğru olana yönelip sarılan kimseleri bağışlar. Çünkü Rabbiniz, tevbesinin ardından Rabbine teslim olup imanın gereğini yerine getirenlere karşı çok merhametli ve şefkatlidir.

120-122

120-122 Ey müşrikler! Kendisiyle övünüp de atamız dediğiniz İbrahim, yalnızca Allah’ı ilah edinmiş, O’nun daveti olan hayat nizamına iman etmiş, onu yaşamak ve yaşatmak uğrunda bütün gücüyle cihat eden, âdeta tek başına bir ümmetti ve asla müşriklerden olmadı. İbrahim, kendisine doğru yolu gösteren ve bunca nimeti bahşeden Rabbine karşı daima şükreder, sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırdı. Biz de İbrahim’e dünyada güzellikler nasip ettik. O, âhirette de Allah’ın seçkin kulları arasında olacaktır.

123

123 Ey Peygamber! Sen de yürekten Rabbine bağlanmış ve yalnız O’nu ilah edinmiş olan İbrahim’in dinine uy, çünkü o müşriklerden değildi.

124

124 Cumartesi (sebt) günü ile ilgili bir kısım yasaklar Allah’a verdikleri sözlerinde durmayıp O’nun emirlerine karşı gelen Yahudiler içindir. Onların dedikleri gibi İbrahim’in davet ettiği dinde (nizamda) böyle yasaklar yoktu. Hesap Günü Allah, yasakları konusunda tartışıp duranlarla ilgili hükmünü verecektir.

125

125 Ey Peygamber! Sen insanları Rabbinin yoluna ilimle, hikmetle güzel öğüt ve nasihatle davet et, müşrik ve kâfirlerle bilgiye dayalı etkili bir biçimde cihat et. Rabbin davetine kimin yürekten iman edip uyduğunu ve kimin de reddettiğini en iyi bilendir.

126-128

126-128 Ey mü’minler! Size karşı zor kullanıp zulmedenlere karşı, siz de yapılana denk olacak bir karşılık ile mukabele edin. Şayet bunlara göğüs gerer ve sabrederseniz bu sizin için daha hayırlı sonuçlara sebep olacaktır. Allah yolunda karşılaşılan eziyetlere taviz vermeden sebatla direnin, unutmayın ki Allah bu konuda sabır gösterenlerin gücünü artırır. Müşriklerin kurdukları tuzaklara ve yaptıkları eziyetlere aldırma, üzülme. Allah yaratılış sebebi olan hayat nizamını yaşamak ve yaşatmak uğrunda samimiyetle gayret edenlerle beraberdir.

Scroll to Top