Naziat Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

46

Mushaf (Kuran) Sırası

79

Nuzül (İniş)Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

81

Sure Hakkında Bilgi

Adı: Sure adını ilk kelimesi olan Nâziât’tan almıştır.

Nüzul Zamanı: Hz. Abdullah İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, bu sure Nebe’ Suresi’nden sonra nâzil olmuştur. İlk dönemlerde nazil olduğu surenin muhtevasından da anlaşılmaktadır.

Konu: Naziat Suresi, Kıyamet gününün ve ölümden sonraki hayatın ispatlanması ile ilgili delilleri kapsar. Ayrıca insanları Allah’ın (c.c.) elçisini yalanlamanın sonuçlarından da sakındırır.

Surenin girişinde, Allah Teâlâ’dan aldıkları emirleri hiçbir tereddüt duymadan ve geciktirmeden hemen yerine getiren, kainat nizamını idare eden melekler adıyla yemin edilmektedir. Kıyamet gününün ve ölümden sonraki hayatın gerçekleşeceği katiyyetle teyid edilerek, meleklerin dünyada can almak ile de görevlendirildiklerine işaret ediliyor. Dolayısıyla bugün Allah’ın (c.c.) emriyle kainatın işlerini yürüten melekler, niçin birgün bu nizamı alt-üst ederek, yeni bir dünya kurmaya memur olmasınlar?

Daha sonra buyuruluyor ki; Siz bu işi imkânsız sanıyorsunuz. Oysa Allah (c.c.) için bu, hiç de güç değildir ve bu konuda Allah’ın (c.c.) hazırlık yapmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü Allah (c.c) herşeye kâdirdir. Bir anda içinde yaşadığınız bu nizamı yok eder ve sizin de kendinizi içinde bulacağınız yeni bir nizamı yaratır. Bugün “ölümden sonra diriliş mümkün değildir” diyenler, o an geldiğinde korku ve dehşet içinde titreyerek, bu işin nasıl mümkün olduğunu bizzat kendi gözleriyle göreceklerdir.

Bu bölümün devamında ise, Hz. Musa (a.s) ve Firavun kıssası örnek verilerek, Allah’ın (c.c.) elçisini yalanlayanların, ona sırt çevirenlerin ve onu hile ile yenilgiye uğratmak için çalışanların sonunun ne olacağı anlatılmaktadır. Yani kısaca, bu sonucu Firavun görmüştü, eğer ibret almazsanız, sizlerin sonu da Firavun’un sonu gibi olacaktır, deniliyor.

27. ayetten 33. ayete kadar; tekrardan Kıyamet günü ve ölümden sonraki hayat hakkında deliller veriliyor. Önce inkârcılara, ‘sizi yaratmak, bu kainatı yaratmaktan daha mı zordur?’, ‘Gökyüzünün sayısız yıldızlarla süslenmiş olduğunu görmüyor musunuz?’ ‘Bu görkemli nizamı yaratmaya kâdir olan Allah, sizi tekrar diriltmekten aciz midir?’ biçiminde sorular sorulmaktadır. Ve böylece delilleri sunduktan sonra, Allah Teâlâ, insanları yeryüzü ve yeryüzünün üzerindeki nimetleri düşünmeye çağırıyor. Ve diyor ki; Bakınız, insanlar ve hayvanlar için, yeryüzünde bir çok nimeti nasıl yaratmışız? Bu nizamın gayesi ile birlikte yaratılmış olmasının en büyük delili, bütün bunların bizzat kendisi değil midir? Bundan sonrası, insanın düşünmesi için kendi aklına bırakılıyor. Bu muhteşem nizam içinde önemli bir mevki işgal eden insanoğluna, bir çok yetkiler verilmiş ve kendisine geniş bir serbesti tanınmıştır. Durum bu merkezdeyken, insanın elindeki yetkileri dilediğince kullanabilmesi karşısında, ölümünden sonra diriltilerek amellerinden hesaba çekilmesi ve karşılığını bulması mı, yoksa toz olması mı daha akla yatkındır?

Bu konu üzerinde daha fazla durulmaksızın 34. ayetten 41. ayete kadar doğrudan doğruya, kıyamet gününde insanın sonunun kendi amellerine göre karara bağlanacağı anlatılmaktadır. İnsanoğlu Allah’a isyan ederek dünyanın geçici lezzetleri peşinde mi koşmuştur; yoksa Allah’tan sakınarak, O’nun huzuruna çıkacağını hesaplayıp, nefsinin arzularını mı dizginlemiştir? İnatçı olmayan, samimi insanlar bu soruların cevaplarını rahatlıkla bulabilirler. Çünkü insana seçme özgürlüğü ve sorumluluk verilmiştir.

Bunun karşılığında cezalandırılması ya da ödüllendirilmesi akla, mantığa ve ahlâka zaten uygun düşmektedir.

Surenin sonunda Mekkeli müşriklerin, ‘Kıyametin kopacağı zaman’ ile ilgili sorularına cevap verilmektedir. Çünkü Mekkeliler sürekli kıyametin kopacağı zamanla ilgileniyorlardı. Allah (c.c) Kıyametin ne zaman kopacağını ancak kendisinin bilebileceğini, Rasul’ün görevinin sadece uyarmak olduğunu ve bu ‘haber’in kesinlikle gerçekleşeceğini beyan ederek bu kısır tartışmaları sonuçlandırdı. Artık bundan sonra dileyen, hak yola döner, dileyen de sapıklığında ısrar eder. O an geldiğinde, onları büyülenmişcesine peşinden koşturan bu dünya hayatının bir kaç saniyeden ibaret olduğunu bizzat görecekler ve ebedî bir hayat karşılığında, birkaç saniyelik bir hayatı bu kadar ucuza tercih etmelerinin yanlışlığını anlayacaklardır.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1-9

1-9 Şirki ve küfrü kökünden söken, yerine gerçekleri koyan âyetlerden oluşan Kur’an’a ve Allah’ın davetine göre yaşamayı yarışa dönüştürenlere andolsun ki, Kıyamet ve Hesap Günü mutlaka gelecek. O Gün Sûr’a ilk üfleyişle yeryüzü çok şiddetli bir sarsıntı ile sarsılacak, ardından da ikinci üfleyişle ölüler diriltilecek, kalpler âdeta yerinden fırlayacakmış gibi çarpacak, gözler yorgun, bitkin ve mahcup bir vaziyette yere çevrilecek.

10-14

10-14 Gerçeği hiç düşünmeden inkâr edenler, bugünle karşılaşacaklarına dair uyarılmalarına rağmen, hâlâ “Biz ölüp, kemik yığını haline geldikten sonra, yeniden diriltilip eski halimize getirileceğiz öyle mi? Şayet öyleyse biz yanmışız.” diyerek alay ediyorlar. Onlar alay etmeye devam etsinler, hâlbuki onların diriltilmeleri için Allah’ın emri ile Sûr’a bir kere üfleyiş yetecek. Bir de bakmışsın ki mahşer yerinde hesap vermek üzere toplanmışlar.

15-24

15-24 Ey Peygamber! Kıyamet ve Hesap Günü’ne inanmayıp, senin Allah adına yaptığın daveti reddedenler için üzülme! Onları Musa’nın yaşadıkları ile öğüt vererek uyar. Rabbin, Musa’ya Tuva Vadisi’nde şöyle seslenmişti: “Ey Musa! Firavun’a git ve ona arınmaya istekli isen, seni yalnız Allah’ı Rab ve ilah edinmeye, yaratılış sebebin olan hayat nizamı ile yaşamaya davet etmeye geldim de.” Böylece Allah’ın kullarına zulmetmekten ve kendini Rab ve ilah yerine koymaktan vazgeçip, ölümden sonra da hesap vereceğini düşünsün. Biz, Musa’nın peygamber olduğunun ve bu daveti Bizim adımıza yaptığının açıkça bilinmesi için onu mucizelerle destekledik. Fakat Firavun apaçık âyetlerle ve mucizelerle davet edilmesine rağmen bu çağrıyı reddetti, ölümden sonra diriltilmeye ve Hesap Günü’ne de inanmadı. Musa’yı susturup, halkı davete ikna etmesine engel olmak, kendi nizamını koruyup devam ettirmek için de Musa’ya karşı harekete geçti, adamlarını toplayıp onlara şöyle seslendi: “Sizin Rabbiniz (Sahibiniz) benim!”

25-26

25-26 Firavun’un bu nankörlüğü ve azgınlığından dolayı Allah onu kıskıvrak yakalayıp dünya ve âhiret azabıyla cezalandırdı. Şüphesiz aklını doğru kullanıp da düşünenler ve Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olanlar bundan gerekli dersleri çıkarırlar.

27-33

27-33 Ey Allah’ı hayatın dışında tutmaya çalışan ve öldükten sonra diriltilip, hesap sorulacağına inanmayanlar! Düşünüp de söyleyin bakalım, “Sizi öldükten sonra yeniden yaratmak mı zor, yoksa üzerinizdeki gökyüzünü ve orada olanları yaratmak mı daha zor? Başınızı kaldırıp da bakın bakalım, Allah orada olanları nasıl bir mükemmellikle yaratıp direksiz inşa ederek, geceleyin karartıp gündüz de nasıl aydınlatıyor?! Dönüp bir de yeryüzünü tüm canlılar için nasıl döşeyip, yaşanabilir hale getirmiş olduğuna, yerden suyu çıkarıp, bitki örtüsünü meydana getirişine ve dağları yerleştirip yeryüzünü sağlamlaştırdığına bakıp bir daha düşünün.” Allah’ın yarattıklarından hem siz hem de hayvanlarınız rızıklanmaktasınız.

34-39

34-39 Her şeyi alt üst edecek olan o dehşetli Kıyamet Günü gelip çattığında, insan kendisine bahşedilen nimetleri ve zamanı, kimlerin ve nelerin peşinde tükettiğini hatırlayacak, fakat artık iş işten çoktan geçmiş olacak. Cehennem, o gün herkesin görebileceği şekilde ortaya çıkacak. Artık kim Allah’ın davetini umursamadan karşı çıkıp, azgınlaşarak başkaldırmış ve yalnızca dünya hayatı için yaşamışsa, işte onun varacağı yer orası olacaktır.

40-41

40-41 Kim de dünya hayatını Allah’ın davetine teslim olarak yaşayıp tamamlamışsa, onun varacağı yer de huzur, güven, mutluluk ve nimetler yurdu cennet olacaktır.

42-46

42-46 Ey Peygamber! Sana hâlâ ısrarla Son Saat’in ne zaman gelip de, Kıyamet’in kopacağını soruyorlar. O’nun zamanını Biz bildirmedik ki sen nereden bileceksin!? Onun ne zaman gelip çatacağını yalnızca Allah bilir. Senin görevin sadece Son Saat’in gelip Kıyamet’in mutlaka gerçekleşeceğini bildirmek ve O Gün’ün dehşeti ile uyarmaktır. Hesap vermek üzere diriltildiklerinde, bugünleri yalan sayıp, inkâr ederek yaşamış olanlar, dünyada sanki bir gece ya da akşamdan kuşluk vaktine kadar kaldıklarını sanacaklar.

1

1

1

1

1

1

1

Scroll to Top