Tekâsür Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

8

Mushaf (Kuran) Sırası

102

Nuzül (İniş) Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

16

Sure Hakkında Bilgi

102
TEKASÜR SURESİ
GİRİŞ
Adı: Birinci ayetteki “tekasûr” kelimesi sureye isim olmuştur.
Nüzul zamanı: Ebu Hayyan ve Şevkanî, bütün müfessirlere göre bu surenin Mekkî olduğunu
söylemişlerdir. İmam Suyutî’nin kavline göre en meşhur söz, bu surenin Mekkî olduğudur.
Ancak bazı rivayetlerde surenin Medenî olduğu da kayıtlıdır. Bu rivayetler aşağıdadır.
İbn Ebî Hatim, Ebu Bureyde’den bu surenin Ensar’ın iki kabilesi olan Benî Harise ve Benî
Hars hakkında nazil olduğunu rivayet etmektedirler. İki kabile birbirlerine karşı önce ileri
gelenlerini, daha sonra da mezarlığa giderek ölülerini medhetmişlerdi. Bunun üzerine bu
sure nazil olmuştur. Ancak nüzul hakkındaki Sahabe ve Tabiin üslubunu göz önüne alırsak,
bu rivayetin Tekâsur suresinin nüzul zamanının delili olmayacağını anlarız. Yalnız bu
surenin, onların haline uygun düşmesi söz konusu olabilir.
İmam Buharî ve İbn Cerir, Ubey b. Ka’b’tan şöyle rivayet etmişlerdir: Biz Rasulullah’ın,
“Eğer insanoğlunun elinde iki vadi dolusu mal olsa üçüncü vadiyi ister. İnsanoğlunun karnını
ancak toprak doyurur” buyurduğunu işittik. Tekâsur suresi nazil olana kadar bu sözü
Kur’an’dan zannediyorduk… Bu Hadise dayanarak, Tekâsur suresinin Medenî olduğu
söylenmiştir. Çünkü Ubey Medine’de Müslüman olmuştu. Ancak Ubey’in beyanında, Ashabı Kiram’ın bu hadisi ne anlamda Kur’an’dan zannettiklerine dair bir açıklama yoktur.
Eğer bu hadisi Kur’an’dan ayet zannetmeleri kastediliyorsa bunu kabul etmek mümkün
değildir. Çünkü sahabenin büyük çoğunluğu Kur’an’a harf harf vakıftı. Bu Hadisin
Kur’an’dan ayet olup olmadığı konusunda nasıl yanlışa düşebilirler ki? Eğer bu Hadisin
Kur’an’dan olmasının anlamını, Kur’an’ın manasından alınmış bir söz olarak kabul edersek o
zaman bu rivayet, Medine’de Müslüman olan ashabın Rasulullah’ın ağzından bu sureyi ilk
duyduklarında onun yeni nazil olduğunu zannetmelerine delalet eder.
İbn Cerir, Tirmizî ve İbnü’l Münzir v.s. Hz. Ali’nin şu kavlini nakletmişlerdir: “Biz,
Tekâsur suresi nazil olana kadar kabir azabı hakkında şüphe içindeydik.” Bu surenin
Medenî olduğuna delil olarak, kabir azabının Medine’de zikredildiği, Mekke’de bu konuya
değinilmediği gösterilmiştir. Ancak bu doğru değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in pek çok
Mekkî suresinde yer yer açık ifadelerle kabir azabı zikredilmiştir. Bunda şüpheye imkan
yoktur. Mesela bkz. En’am 93, Nahl 28, Mü’minun 99-100, Mü’min 45-46. Bunların hepsi
Mekkî surelerdir. Onun için, Hz. Ali’nin yukarıda söylediği söz bir şeye ispat olacaksa, o,
yukarıda adı geçen ve kabir azabından bahseden Mekkî surelerden önce Tekâsur suresinin
nazil olduğudur. Bu surenin nüzulu Sahabe-i Kiram’ın kabir azabı hakkındaki şüphesini
gidermiştir.
Bu rivayetlere rağmen müfessirlerin çoğu bu surenin Mekkî olduğunda müttefiktirler.
Bizim görüşümüz, bu surenin sadece Mekkî değil, aynı zamanda muhteva ve üslubundan da
anlaşıldığına göre, Mekke döneminin ilk nazil olan surelerinden birisi olduğu yolundadır.
Konu: Bu surede insanlar dünyaya tapmalarının sonucu hakkında uyarılmışlardır. Ölüme
kadar mal, servet yığmak maksadıyla ve lezzetler, kuvvetler elde ederek bu konuda
birbiriyle yarışmak, bu eşyayı elde ettikten sonra da birbirlerine karşı kibirlenmek için
gece gündüz çaba içindeyken kendilerini o kadar kaybetmişlerdir ki, daha önemli şeyler
akıllarına bile gelmemiştir. Bunlar kötü sonları hakkında uyarılarak şöyle buyurulmuştur:
Topladığınız bu nimetler sadece nimet değil, aynı zamanda sizin için bir imtihan vesilesidir.
Her nimet için ahiret günü soru sorulacaktır.

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1.​​ Servet, aşiret, parti ve şan şeref gibi konularda, dünyanın gelip geçici zevklerini çoğaltma yarışı,​​ Mal​​ yığıp​​ biriktirmeye​​ olan aşırı​​ düşkünlüğünüz​​ ve​​ evlat çokluğuyla gururlanmanız.​​ Sahibi olduğunuz her şeyin modelini, kalitesini yükseltme ve​​ toplumun çoğunluğuna dayalı güce sahip olma hevesiniz.​​ Ve bunlarla birbirinize karşı üstünlük taslama, gösteriş yapma hastalığı​​ sizi​​ Allah'a ibadet etmekten, insani ve ahlâkî değerlerden uzaklaştırarak o kadar​​ oyaladı​​ ve​​ âdeta gözünüzü kör etti ki​​ hayatınızı övünmekle geçiriyorsunuz.​​ Sanki yaratılışınızın amacı buymuş gibi, birbirinizle bu konuda yarışmakta, çoğalttıklarınızla övünüp oyalanmaktasınız.​​ Çoğaltma yarışı;​​ sizi gaflete düşürerek ilahi huzurda hesaba çekilmeyi unutturdu.​​ Hâlbuki Allah insanı, ilâhî nizam ile ahlakı yaşamak uğrunda çaba sarf etsin, birbiriyle yarışıp Rabbine yakınlığını artırsın ve O’ndan başka ilah edinmesin diye yarattı.​​ ​​ 

2. Öyle ki​​ mal, mülk ve evladın çokluğuyla övünmek size yetmedi de övünerek ve böbürlenerek Ta ki​​ ölüp​​ kabirlere girinceye kadar​​ bu gaflet uykusundan uyanamadınız ve​​ bu oyalanmaya devam ettiniz. Çokluk için mezarları dahi saymaya kalkıştınız.​​ Bu gerçeği göz ardı eden insanın mal biriktirmeye düşkünlüğü mezar çukuruna düşünceye kadar, onun gözünü, gönlünü perdeledi. ​​​​ Sizden önce yaşayıp ölen insanları bile çokluğunuza katıyorsunuz. Mezarları ziyaret ederek onlara sahip çıkıyor, onları da kendinizden sayarak övünüyorsunuz. Hâlbuki onlar ölüp gitti. Size yararı ve zararı dokunamaz.​​ Oysaki verilen nimetler artarken, Allah yolunda infak duygusu da artsaydı; bu şekilde dengeli bir çoğalma hayrınıza olacaktı.

3. Yaratılış sebeplerini kavramamakta direnen ve kendilerine verilen zamanı mal-mülk biriktirip övünerek tüketenler.​​ Hayır​​ sizler​​ büyük bir yanılgı içindesiniz,​​ sonunda bu tercihinizin ne kadar yanlış olduğunu mutlaka anlayacaksınız.​​ Böyle düşünmeniz, böyle yaşamanız doğru değil.​​ Yakında​​ ne boş şeylerle övünüp avunduğunuzu, övündüklerinizin hiçbir önemi olmadığını, ölümden sonra hakikati kabirde​​ anlayıp​​ bileceksiniz.​​ Bütün gerçeği öğreneceksiniz.

4. Sonra yine hayır. Yakında​​ kesinlikle gerçeği görüp​​ ne büyük bir aldanış içinde olduğunuzu​​ ahirette, azapla karşılaşınca anlayacaksınız. Bu gerçeği kesin bir şekilde​​ bileceksiniz.​​ Keşke bu gerçeği Hesap Günü cehennemle yüz yüze gelmeden anlasaydınız.​​ Ama o zaman iş işten geçmiş olacak. Ve yaptıklarınızın cezasını da çekeceksiniz.

5. Eğer​​ aklınızı kullanıp ilâhî vahye kulak vererek​​ kıyamet günü​​ gerçeğini doğru kaynaktan​​ kesin bilgiyle,​​ bir bilseydiniz, dünyada övünüp durmazdınız. Eğer siz bu övünmenin neye mal olduğunu tam kavramış​​ olsaydınız, böyle yapmaz, mal mülk evlat gibi dünyalıklarla övünmezdiniz. Keşke başınıza gelecekleri kabul edip inansaydınız. Size bildirdiğimiz gerçeklere karşı kör, sağır, dilsiz olmasaydınız.​​ 

6. Andolsun ki,​​ böyle giderse​​ zalimler için hazırlanan​​ o çılgınca yanan ateşi​​ kaynayıp, köpüren Cehennemi mutlaka göreceksiniz.​​ Ve​​ verilen nimetleri, canlarınızın istediği gibi kullanıp, keyif ve övünme aracı yapmanın bedelini cehennem azabı ile ödeyeceksiniz.​​ Ey insanlar! Rabbinizden gelen gerçeklere şüpheyle bakarak, gerçekleri inkâr ederek, isyan içinde yaşadığınız hayat yolunun sonu cehennem! Eğer vahiyle gönderilen bilgilere gerçekten inanmış olsaydınız, yaptığınız inkârın, işlediğiniz günahların, haramların cehennem olarak size nasıl yansıdığını görür, cehennemin sıcaklığını anında hissederdiniz. Ancak şüpheleriniz ve inkârınız nedeniyle görmüyor duymuyor hissetmiyorsunuz.​​ 

7.​​ Bugün görmezlikten gelseniz bile​​ hiç şüpheniz olmasın eninde sonunda ahirette​​ hem de kendi​​ gözlerinizle o cehennemi mutlaka göreceksiniz.​​ Gerçeğin kendi bildiğiniz gibi olmadığını yakinen görüp anlayacaklasınız. O gün kaçışınız olmayacak. Size vahiyle bildirilen bütün gerçekler başınıza gelecektir.

8. Sonra​​ her şeyi ayan beyan gördüğünüz​​ o gün iğneden ipliğe​​ size​​ verilen nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.​​ Akıl, muhakeme, idrak, irade, kalp, ömür, yaşam, yediğiniz, içtiğiniz şeyler, ana baba, eş, çocuklar, akrabalar, mal mülk, mevki makam, para pul, hepsinden hesaba çekileceksiniz.​​ Allah her insanı bahşettiği nimetleri kullanış biçiminden günü gelince hesaba çekecektir.​​ O gün yeryüzünde övündüğünüz çoğunlukların hiçbiri yanınızda olmayacak. Aksine; onlara haram işlettiğiniz her gün için, günah işlettiğiniz her eylem için onlar sizi suçlayacak! Öyle, günahı varsa ben çekerim dediğiniz her sözün karşılığı cehennem olacak. İster kabul edin ister etmeyin ister inanın ister inanmayın, hesap günü başınıza gelecekler bunlardır. Onun için çoklukla övünmeniz boşunadır.

 

1-2

MEAL

1. Çoklukla övünmek sizi oyaladı Mal ve evlad çokluğuyla gururlanmanız, sizi oyaladı.

2. Öyle ki kabirleri bile ziyaret ettiniz.

MUSTAFA ÇEVİK

1-2 Ey insanlar! Mal yığıp biriktirmeye olan aşırı düşkünlüğünüz, âdeta gözünüzü kör etti. Sanki yaratılışınızın amacı buymuş gibi, birbirinizle bu konuda yarışmakta, çoğalttıklarınızla övünüp oyalanmaktasınız. Hâlbuki Allah insanı, ilâhî nizam ile ahlakı yaşamak uğrunda çaba sarf etsin, birbiriyle yarışıp Rabbine yakınlığını artırsın ve O’ndan başka ilah edinmesin diye yarattı. Bu gerçeği göz ardı eden insanın mal biriktirmeye düşkünlüğü mezarın çukuruna düşünceye kadar, onun gözünü, gönlünü perdeledi.

MEAL AÇIKLAMASI

1. Servet, aşiret, parti ve şan şeref gibi konularda, dünyanın gelip geçici zevklerini çoğaltma yarışı, Mal yığıp biriktirmeye olan aşırı düşkünlüğünüz ve evlat çokluğuyla gururlanmanız. Sahibi olduğunuz her şeyin modelini, kalitesini yükseltme ve toplumun çoğunluğuna dayalı güce sahip olma hevesiniz. Ve bunlarla birbirinize karşı üstünlük taslama, gösteriş yapma hastalığı sizi Allah’a ibadet etmekten, insani ve ahlâkî değerlerden uzaklaştırarak o kadar oyaladı ve âdeta gözünüzü kör etti ki hayatınızı övünmekle geçiriyorsunuz. Sanki yaratılışınızın amacı buymuş gibi, birbirinizle bu konuda yarışmakta, çoğalttıklarınızla övünüp oyalanmaktasınız. Çoğaltma yarışı; sizi gaflete düşürerek ilahi huzurda hesaba çekilmeyi unutturdu. Hâlbuki Allah insanı, ilâhî nizam ile ahlakı yaşamak uğrunda çaba sarf etsin, birbiriyle yarışıp Rabbine yakınlığını artırsın ve O’ndan başka ilah edinmesin diye yarattı.  

2. Öyle ki mal, mülk ve evladın çokluğuyla övünmek size yetmedi de övünerek ve böbürlenerek Ta ki ölüp kabirlere girinceye kadar bu gaflet uykusundan uyanamadınız ve bu oyalanmaya devam ettiniz. Çokluk için mezarları dahi saymaya kalkıştınız. Bu gerçeği göz ardı eden insanın mal biriktirmeye düşkünlüğü mezar çukuruna düşünceye kadar, onun gözünü, gönlünü perdeledi.  Sizden önce yaşayıp ölen insanları bile çokluğunuza katıyorsunuz. Mezarları ziyaret ederek onlara sahip çıkıyor, onları da kendinizden sayarak övünüyorsunuz. Hâlbuki onlar ölüp gitti. Size yararı ve zararı dokunamaz. Oysaki verilen nimetler artarken, Allah yolunda infak duygusu da artsaydı; bu şekilde dengeli bir çoğalma hayrınıza olacaktı.

3-4

MEAL

3. Hayır. Yakında bileceksiniz.

4. Sonra yine hayır. Yakında bileceksiniz.

MUSTAFA ÇEVİK

3-4 Yaratılış sebeplerini kavramamakta direnen ve kendilerine verilen zamanı mal-mülk biriktirip övünerek tüketenler, sonunda bu tercihlerinin ne kadar yanlış olduğunu mutlaka anlayacaklar. Keşke bu gerçeği Hesap Günü cehennemle yüz yüze gelmeden anlasalardı.

MEAL AÇIKLAMASI

3. Yaratılış sebeplerini kavramamakta direnen ve kendilerine verilen zamanı mal-mülk biriktirip övünerek tüketenler. Hayır sizler büyük bir yanılgı içindesiniz, sonunda bu tercihinizin ne kadar yanlış olduğunu mutlaka anlayacaksınız. Böyle düşünmeniz, böyle yaşamanız doğru değil. Yakında ne boş şeylerle övünüp avunduğunuzu, övündüklerinizin hiçbir önemi olmadığını, ölümden sonra hakikati kabirde anlayıp bileceksiniz. Bütün gerçeği öğreneceksiniz.

4. Sonra yine hayır. Yakında kesinlikle gerçeği görüp ne büyük bir aldanış içinde olduğunuzu ahirette, azapla karşılaşınca anlayacaksınız. Bu gerçeği kesin bir şekilde bileceksiniz. Keşke bu gerçeği Hesap Günü cehennemle yüz yüze gelmeden anlasaydınız. Ama o zaman iş işten geçmiş olacak. Ve yaptıklarınızın cezasını da çekeceksiniz.

5-6

MEAL

5. Hayır. Kesin bilgiyle bilseydiniz.

6. Andolsun ki, o çılgınca yanan ateşi mutlaka göreceksiniz.

MUSTAFA ÇEVİK

5-6 İşte O Gün kendilerine emaneten verilen nimetleri, canlarının istediği gibi kullanıp, keyif ve övünme aracı yapmalarının bedelini cehennem azabı ile ödeyecekler.

MEAL AÇIKLAMASI

5. Eğer aklınızı kullanıp ilâhî vahye kulak vererek kıyamet günü gerçeğini doğru kaynaktan kesin bilgiyle, bir bilseydiniz, dünyada övünüp durmazdınız. Eğer siz bu övünmenin neye mal olduğunu tam kavramış olsaydınız, böyle yapmaz, mal mülk evlat gibi dünyalıklarla övünmezdiniz. Keşke başınıza gelecekleri kabul edip inansaydınız. Size bildirdiğimiz gerçeklere karşı kör, sağır, dilsiz olmasaydınız.

6. Andolsun ki, böyle giderse zalimler için hazırlanan o çılgınca yanan ateşi kaynayıp, köpüren Cehennemi mutlaka göreceksiniz. Ve verilen nimetleri, canlarınızın istediği gibi kullanıp, keyif ve övünme aracı yapmanın bedelini cehennem azabı ile ödeyeceksiniz. Ey insanlar! Rabbinizden gelen gerçeklere şüpheyle bakarak, gerçekleri inkâr ederek, isyan içinde yaşadığınız hayat yolunun sonu cehennem! Eğer vahiyle gönderilen bilgilere gerçekten inanmış olsaydınız, yaptığınız inkârın, işlediğiniz günahların, haramların cehennem olarak size nasıl yansıdığını görür, cehennemin sıcaklığını anında hissederdiniz. Ancak şüpheleriniz ve inkârınız nedeniyle görmüyor duymuyor hissetmiyorsunuz.

7-8

MEAL

7. Sonunda ahirette keskin bir gözle o cehennemi mutlaka göreceksiniz.

8. Sonra o gün nimet(ler)den muhakkak sorulacaksınız.

MUSTAFA ÇEVİK

7-8 Gerçeğin kendi bildikleri gibi olmadığını yakînen görüp anlayacaklar. Allah her insanı bahşettiği nimetleri kullanış biçiminden günü gelince hesaba çekecek.

MEAL AÇIKLAMASI

7. Bugün görmezlikten gelseniz bile hiç şüpheniz olmasın eninde sonunda ahirette hem de kendi gözlerinizle o cehennemi mutlaka göreceksiniz. Gerçeğin kendi bildiğiniz gibi olmadığını yakinen görüp anlayacaklasınız. O gün kaçışınız olmayacak. Size vahiyle bildirilen bütün gerçekler başınıza gelecektir.

8. Sonra her şeyi ayan beyan gördüğünüz o gün iğneden ipliğe size verilen nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. Akıl, muhakeme, idrak, irade, kalp, ömür, yaşam, yediğiniz, içtiğiniz şeyler, ana baba, eş, çocuklar, akrabalar, mal mülk, mevki makam, para pul, hepsinden hesaba çekileceksiniz. Allah her insanı bahşettiği nimetleri kullanış biçiminden günü gelince hesaba çekecektir. O gün yeryüzünde övündüğünüz çoğunlukların hiçbiri yanınızda olmayacak. Aksine; onlara haram işlettiğiniz her gün için, günah işlettiğiniz her eylem için onlar sizi suçlayacak! Öyle, günahı varsa ben çekerim dediğiniz her sözün karşılığı cehennem olacak. İster kabul edin ister etmeyin ister inanın ister inanmayın, hesap günü başınıza gelecekler bunlardır. Onun için çoklukla övünmeniz boşunadır.

Scroll to Top