Tekvir Suresi


Sure Hakkında

Ayet Sayısı

29

Mushaf (Kuran) Sırası

81

Nuzül (İniş) Yeri

Mekke

Nüzül (İniş) Sırası

7

Sure Hakkında Bilgi

TEKVİR SURESİ
GİRİŞ
Adı: Sure, ismini ilk ayetinde geçen ‘kuvvirat’ kelimesinden almıştır. Kuvvirat mâzi-meçhul
sigasıdır ve anlamı “dürülmek” demektir. Surede güneşin dürülmesinden sözedildiği için,
böyle bir isim almıştır.
Nüzûl zamanı: Muhtevasından ve üslübundan da anlaşılacağı gibi, bu sure Mekke’nin ilk
dönemlerinde nâzil olmuştur.
Konu: Bu surede Kıyamet ve Risalet olmak üzere iki konu işlenmiştir. İlk 6 ayette
kıyametin ilk safhası açıklanmıştır.
Güneş dürüldüğü zaman, yıldızlar kararıp dağıldığı zaman, dağlar yürütüldüğü zaman, on
aylık gebe develer başıboş bırakıldığı zaman (ki bunların Arapların en kıymetli varlıkları
olmasına rağmen onlarla ilgilenemiyeceklerdir.) vahşi hayvanlar bir araya toplandığı zaman,
denizler kaynatıldığı zaman.
Daha sonraki 7 ayette ise, kıyametin ikinci safhası açıklanmıştır.
Ruhlar bedenlerle birleştiği zaman ve defterler açılıp yayıldığı zaman, insanoğlu
yaptıklarından sorguya çekildiği zaman, gökyüzü sıyrılıp açıldığı zaman, cehennem ve
cennet insanın gözü önüne yaklaştırıldığı zaman.
Böyle bir tablo çizildikten sonra, düşünmesi için insan kendi kendine bırakılarak, her can
ne yapıp getirdiğini bilecektir, diye buyuruluyor. Ardından da Risalet konusu üzerinde
durulmuş ve Hz. Muhammed’in (s.a) tebliğ ettiği vahyin, bir mecnunun sözleri ve şeytanın
vesveseleri olmadığı bildirilmiştir. Hz. Muhammed (s.a) Allah’ın (c.c.) gönderdiği yüce bir
peygamber olarak kutsal emaneti taşımış ve O ufuklarda emaneti aktaranı (Cibril-i Emin)
apaçık görmüştür. Şimdi siz bu peygamberden ve O’nun getirdiği vahiyden yüz çevirerek
nereye kaçabilirsiniz?

Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)

1.​​ Ey insanlar, haberiniz olsun ki, İsrafil’in Sur’a üflemesinin hemen ardından​​ Güneş​​ görevini tamamlayıp​​ ışığı yok edilerek bir bohça gibi​​ dürülüp​​ ortadan kaldırıldığı ve paramparça olarak evrene dağılıp ışığı söndüğü​​ zaman,​​ kişi öğrenip bilecektir.​​ 

2.​​ Kâinattaki düzenin bozulmasıyla, sabit zannettiğiniz​​ gezegenler ve Yıldızların​​ kararıp döküldüğü​​ parçalanıp savrulduğu, ışıklarını kaybettiği zaman,

3Yeryüzünün kazıkları olan​​ Dağlar​​ yerinden sökülüp​​ un ufak edilerek​​ toz duman olduğu ve bulutlar gibi oynatılıp​​ yürütüldüğü zaman,

4.​​ Doğurmak üzere olan, üzerine titreyip​​ gözünüzden sakındığınız,​​ tüm değerli şeylerin sembolü olan, On aylık gebe develer​​ kendi hallerine bırakılarak,​​ başıboş salıverildiği​​ kıyametin dehşetiyle, en kıymetli malların terk edildiği​​ zaman,​​ malınızı, mülkünüzü görmez hale geleceğiniz o Son Saatte,​​ hiçbir şey yerinde kalmayacaktır. Gökyüzünün düzeni parçalanıp birbirine girecek. Yıldızlar galaksiler birbiriyle çarpışacak. Ey insan o gün, her canlı kendi derdine düşecek. Kimse malını mülkünü düşünemeyecektir. En kıymetli malınız olan hamile develerinizi, atlarınızı, hayvanlarınızı bile o zamanda unutacaksınız.​​ (Araplar doğurma zamanı yaklaşmış bu tür gebe develere büyük önem verdikleri ve onlarla titizlikle ilgilendikleri için ayette onların başıboş bırakılacağına işaret edilmiş ve böylece karşılaşılacak olayın dehşetine dikkat çekilmiştir. Bu develer, bugün bizim vazgeçemeyeceğimiz kıymetli mallarımızı ifade eden bir sembol durumundadır.)

5. Her taraftan canlıları saran o dehşet korku ve panik içerisinde,​​ Vahşi hayvanların​​ irili ufaklı tüm canlıların, yuvalarından çılgıncasına fırlayıp​​ korkularından kaçacak yer aradıkları ve​​ bir araya toplandığı zaman,​​ 

6.​​ Göller, nehirler ve​​ yanması imkânsız görülen​​ Denizlerin​​ fokur fokur kaynatılıp​​ tutuşturulduğu,​​ suların çekilip, volkanlar halinde ateşlerin püskürüp​​ kabardığı, dünyanın korkunç bir ortama çevrildiği​​ zaman,​​ Son Saat gerçekleşmiş olacaktır. (Allah suyu, yanıcı hidrojen ile yakıcı oksijen gazlarının birleşmesinden meydana getirmiştir. Böylece iki ateşli maddeden, ateşi söndüren su hasıl olmuştur. Bu terkip ayrışınca hidrojen hemen alev alır, oksijen de yanmayı hızlandırır.)

7. Daha sonra, Sura bir daha üflenerek çürüyen ölü bedenlerin mezarlarından fırlayıp mahşerde toplandığı,​​ Canların​​ Ruhların​​ aynı bedenlerle​​ birleştirildiği,​​ bütün insanların, Büyük Mahkemede yargılanmak üzere gruplar hâlinde yerini aldığı ve hesaba çağrıldığı​​ zaman.​​ Artık vaad edilen kıyâmet kopmuş ve bütün sanıklar da yerini almış olacak.​​ Ruhlar bedenlerle birleştirildiğinde, insanlar amellerine göre bir araya getirildiklerinde, insanlar dünya hayatlarındaki tercih ettikleri hayat nizamlarına göre gruplandırılıp ellerine hesap defterleri verilecektir.

8. Diri diri​​ toprağa​​ gömülen​​ çaresiz ve savunmasız bebelere, özellikle de o zavallı​​ kıza,​​ sorulduğu​​ zaman​​ (diri diri öldürülüp gömülen kız çocukları üzerinden bunu yapanların ne kadar korkunç bir günah işlediklerine dikkat çekilmektedir. Bu suçu işleyenlerin ilk muhatap olacakları soru cinayetle ilgili olacak, bu gibilerin amel defterleri daha sonra açılacaktır.)

9. "Cahilce bir gurur ve vicdansızlıkla​​ Hangi günahtan dolayı​​ niçin​​ öldürüldün​​ suçun neydi​​ diye​​ şahitliğine başvurulduğu​​ zaman?​​ Hangi günahından dolayı erkeklere tercih edilerek, yaşamda yok sayıldın, Kız çocuğu olarak dünyaya geldin diye babanın yüzünü kızartan suçun neydi diye sorulduğu zaman? (Barbarca bir gelenek olan kız çocuklarını diri diri gömmek, İslam öncesi Arabistan’da oldukça yaygın bulunmaktaydı. Bunun sebepleri iki yönlüydü: kız çocukları sayısındaki bir artışın ekonomik yükümlülükleri ağırlaştıracağı korkusu ve kızların sık sık düşman kabileler tarafından esir alınmaları ve sonunda kendilerini esir alanları ailelerine ve kardeşlerine tercih etmelerinin yarattığı aşağılanma korkusu.)

10. Her insana yaptıkları ve yapmaları gerekirken de yapmadıklarının,​​ iyiliklerin ve kötülüklerin​​ kaydedildiği​​ amel defterleri olan​​ Sahifelerin,​​ bir bir​​ açıldığı​​ ve tüm gizli kirli günahların​​ gökyüzü gibi apaçık​​ ortaya saçıldığı​​ zaman,

11. Gökyüzü cisimlerinin,​​ sıyrılıp açıldığı,​​ yerinden oynatılıp değiştirildiği, bambaşka bir evrenin ortaya çıktığı, her şeyin net olarak ortaya çıktığı zaman.

12. Gerçeğe davetten yüz çeviren​​ suçlular, zalimler için​​ Cehennem​​ bütün şiddetiyle​​ tutuşturulup​​ alevlendirildiği, kızıştırıldığı zaman

13. Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getiren, dürüst ve erdemli kimselere, sonsuz nimetlerle donatılmış olan,​​ Cennet​​ bütün güzelliği ile​​ yaklaştırıldığı zaman,

14.​​ O gün​​ mahkeme kurulduğunda, bütün amelleri teraziye konduğunda, tüm şahitler tanıklık yaptığında,​​ Her​​ Nefis her​​ can​​ ahireti ve​​ akıbeti için​​ önceden iyi ve kötü​​ ne hazırladığını, yararlı ve zararlı neler yaptığını açıkça​​ bilir.​​ Herkes Kendisi için ne hazırlamış olduğunu görerek dünyadaki yaşamından hesap verecektir. Hangi konularda hesap verecekleri dünyada iken ayetlerimizle açıklanmıştı. Buna rağmen inkâr edenler açıklamalara uymadılar. Her türlü yalanla, dolanla, suçlarını gizlediler. Bilsinler ki hesap günü hiçbir şey gizlenemeyecek, her şey açığa çıkacaktır. Hesap günü hiçbir konuda yalan söylenemeyecektir. Dünyadaki gibi yalanların ikiyüzlülüklerin arkasına sığınılamayacaktır.

15. Hayır. Yemin ederim​​ güneşin etrafında dönmesiyle​​ gündüz kaybolup gece​​ ise​​ geri dönen​​ dönüp duran gezegenlere​​ ve​​ o​​ yıldızlara.​​ 

16. Dolaşıp​​ ceylanların​​ yuvalarına girdikleri gibi ufkun altına girip kaybolan sonra görünüp yine kaybolan yıldızlara ve yörüngelerine​​ giren gezegenlere.​​ Yörüngesini hiç şaşırmadan dönen muhteşem gök cisimlerine, Gözler önünde akıp giden gerçeklere yemin olsun.​​ Güneşi ve ondan daha büyük olan yıldızları dilediği zaman gizleyen dilediği zaman açığa çıkaran Allah, vaad ettiği kıyâmet vakti geldiğinde, dünyayı gizlerken, ahireti de ortaya çıkaracaktır.

17. Kararmaya başladığı zaman​​ yerini iman ve Kur’an aydınlığına bırakmak üzere dönüp gitmeye yüz tutan,​​ karanlık çöken​​ geceye​​ Andolsun ki, ömürden bir gün daha geçmiştir.

18.​​ Aydınlanıp ağarmaya başladığı zaman​​ ve böylece, müminlere aydınlık bir geleceği müjdeleyen​​ sabaha​​ Andolsun ki, ömürden bir gün daha geçecektir. Şahit olun ki,​​ Nasıl bütün insanlar bir araya gelip, gecenin arkasından gündüzün gelmesine mâni olamıyorlarsa, aynen öyle de cahiliye karanlığına bir güneş gibi doğan Muhammedîn de cahiliye karanlığını aydınlatmasına hiç kimse mani olamayacaktır.

19. Muhakkak ki o Kur'an,​​ Cebrail adı verilen​​ şerefli bir elçinin, Allah'tan getirip okuduğu, Resul’ün vasıtasıyla size ulaşan ilâhî bir​​ sözdür​​ ve gerçektir. Cebrailin sözleri O’na vahyettiğimiz sözlerdir. Size vahyimizi açıklayan elçimizin değeri büyüktür.

20. Ki bu elçi, Hz. Cibril’dir ve O özeldir ve üstün​​ Kuvvet sahibidir;​​ Arşın sahibinin katında​​ çok güçlü,​​ itibarlı bir elçinin​​ sözüdür.​​ Elçimize karşı ileri geri konuşarak katımızdaki değerini düşüremezsiniz. Elçiye değerini veren arşın sahibi Allah’tır.

21.​​ Melekler arasındaki Hz. Cebrail, saygınlığından dolayı​​ Kendine itaat edilen​​ ve vahiy getirme hususunda bir güvence ve teminattır, O​​ üstelik​​ güvenilirdir.​​ İlettiği âyetler ile sizleri Allah adına yaratılışınızın sebebi olan hayat nizamına çağırmaktadır.​​ 

22. Sizin iftira ve iddia ettiğiniz gibi,​​ Arkadaşınız​​ ve çocukluğundan beri​​ tanıdığınız​​ Peygamber, asla kâfirlerin benzettiği gibi,​​ cinlenmiş​​ dengesiz ve deli​​ biri değildir.​​ Sakın ola sizler bu çağrıyı, Muhammed’in uydurduğu ya da tanımadığınız birilerinin (cinlerin) fısıldadığı sözler sanmayın.​​ O vahyi, nezdimizde itibarlı ve güvenilir bir melek olan Cebrail vasıtasıyla almıştır.​​ Onun hakkında karalama kampanyası yürütenlere inanmayın. O aklı başında bir insandır.​​ Hem sizler de onun yalancı olmadığını, doğru bildiklerini de söylemekten çekinmeyecek bir ahlaka sahip olduğunu da çok iyi bilirsiniz.​​ Sizlere ne oluyor ki elçimize inanmıyor, hakkında ileri geri konuşuyor, size gerçeği söylediği halde delilikle suçluyorsunuz?​​ 

23. Andolsun ki o​​ size gerçekleri açıklayan arkadaşınız Peygamber,​​ vahyimizi​​ O’na getiren​​ Cebrail’i,​​ apaçık​​ berrak​​ bir ufukta​​ bütün gerçeğiyle​​ görmüştür.​​ Cebrail’i görmesi konusunda zerre kadar şüphe yoktur.

24. O​​ Peygamber, siz onu inkâr edersiniz diye gizleyecek de değildir. Bu nedenle​​ gayb haberlerinden kıskançlık edip bir şeyi saklamaz.​​ Çünkü Hz. Peygamber bildiklerini ümmetine aktarmak hususunda cimrilik etmeyecektir. O peygamber aldığı vahyi aynen tebliğ eder. Aksine, bu gerçekleri size bildirmeseydi, o zaman suç işlemiş olurdu. Şimdi size sizin görmediğiniz bilmediğiniz şeyleri açıklayınca O’nu suçlayacak mısınız? Sizin suçlamanız neyi değiştirir? Gerçekler sizin suçlamanızla ortadan kalkacak mı?

25.​​ Kendinize gelin. İnsanlığı en güzel yola ileten bu muhteşem​​ Kur'an​​ ayetleri, inkârcıların​​ ısrarla iddia ettiği​​ gibi asla lanetlenen,​​ kovulmuş şeytanın sözü değildir.​​ Allah, davet edildikleri hakikati kabul edip sorumluluklarını yerine getirenleri dünyada ve âhirette mutluluğa, huzur ve güvene kavuşturacak, şeytan ve şeytanın takipçilerinin şerrinden ve zulümlerinden koruyacak, Kur’an ile doğruya ulaştıracaktır.

26.Ey insanlar, siz inkârcılar. Hakikat tüm berraklığıyla önünüzde dururken, Son Saat yaklaşıyor. Öyleyse​​ bunca gerçeklerden sonra, vahyin aydınlık yolunu terk edip de hangi görüş ve düşüncelere kapılıyorsunuz?​​ Kur’an’ın aydınlık yolunu terk edip​​ nereye​​ kaçıp​​ gidiyorsunuz?​​ İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan Kur’an’ın daveti dururken gerçeği başka yollarda nasıl ararsınız?

27. O​​ Kur’an​​ ancak​​ doğru yola girmeyi dileyen​​ bütün insanlar​​ için,​​ yaşamın gayesini hatırlatan ve o gayeye gidişte onlara rehberlik yapan​​ bir​​ öğüttür, bir şereftir, bir övünç kaynağı ve hatırlatmadır.​​ İnsanlara yaratılış sebeplerini bildirip o sebebin gerektirdiği hayata uyarı ve öğütlerle davet eden bir kitaptır.​​ Zalimleri bekleyen korkunç azabı haber veren bir uyarıdır.

28. Sizden dosdoğru olmayı​​ dürüst olmak ve dengeli davranmayı,​​ Gerçeği arayıp, doğruya ulaşmayı​​ dileyenler​​ ve​​ cennete doğru ilerlemek isteyen akıllılar​​ için,​​ bir hidayet ve rahmet kaynağıdır. O hâlde dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü insanoğluna, doğruyu eğriden ayırt etme yeteneği ve seçme özgürlüğü verilmiştir. Doğruyu bulmak isteyenler, gerçeklerden yana olmak isteyenler, açıklananlardan gerekli dersleri çıkarır. Ve Kur’an’dan sadece dürüst olanlarınız yararlanır.

29.​​ Eğer sizler düşünme, tercihte bulunma, gücüne sahipseniz, bu size Allah’ın bahşettiği imkân ve yetenekler sayesindedir.​​ Allah öğüt vermiştir ama hiç kimseyi de inanmaya mecbur etmemiştir. Dileyen iman eder​​ dileyen inkâr eder.​​ Unutmayınız ve haddinizi aşmayınız ki​​ Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe de siz​​ hiçbir şey dileyemezsiniz.​​ Öyle her arzu ettiğinize erişemezsiniz. Zira her şey Allah’ın elinde ve takdirinde bulunmaktadır.​​ Allah’ın rehberliğine yönelmediğiniz sürece kendi kendinize doğru olanı bulamazsınız.​​ Herhangi bir şeyi dilemeniz O’nun dilemesine, yaşamanız bir sonraki nefesi almanıza izin vermesine bağlanmıştır.​​ Ancak kim ders çıkarıp öğüt almak istemezse zorla gerçekleri kabul ettirecek değiliz. Bizim açıklamadığımız gerçekleri kimse açıklayamaz. Ancak dilersek size aydınlığın, gerçeklerin, doğruların ne olduğunu açıklarız. Sizler kendi başınıza gerçekleri, doğruları, aydınlığı asla tam olarak bilemezsiniz. Onun için Rabbinize kulak verin!​​ 

 

1-7

MEAL

1. Güneş dürüldüğü zaman,

2. Yıldızlar kararıp döküldüğü zaman,

3. Dağlar yürütüldüğü zaman,

4. On aylık gebe develer başıboş salıverildiği zaman,

5. Vahşi hayvanlar biraraya toplandığı zaman,

6. Denizler tutuşturulduğu zaman,

7. Canlar birleştirildiği zaman.

MUSTAFA ÇEVİK

1-7 Güneş görevini tamamlayıp, ışığı söndürülüp, işi bitirildiğinde, beraberinde yıldızların sönüp döküldüğünde, dağların yerlerinden savrulup un ufak edildiğinde ve dehşetinden üzerine titreyip gözünüzden sakındığınız gebe develerinizi, malınızı, mülkünüzü görmez hale geleceğiniz o Son Saatte… Vahşi hayvanlar dahi korkudan birbirlerine sokulup âdeta yardım dileyecekler. Üstelik O Gün denizlerin yapısı değişip fokur fokur kaynatılacak ve ardından da insanlar diriltilip dünya hayatlarındaki tercih ettikleri hayat nizamlarına göre gruplandırılıp ellerine hesap defterleri verilecek

MEAL AÇIKLAMASI

1. Ey insanlar, haberiniz olsun ki, İsrafil’in Sur’a üflemesinin hemen ardından Güneş görevini tamamlayıp ışığı yok edilerek bir bohça gibi dürülüp ortadan kaldırıldığı ve paramparça olarak evrene dağılıp ışığı söndüğü zaman, kişi öğrenip bilecektir. (Güneşin dürülmesi de çevresinin kabuk bağlayıp bir bohça gibi sarılarak ziyasının sönmesi ve körlenmesi veya güneş tutulması gibi gözden kaybolmasıdır ki bu mecazdır. Bu dürülme sonucunda güneş ve diğer kozmik varlıklar bir çekirdek gibi aslına rücu edecek, sanki yeniden yaratılış bu çekirdeğin yeniden çatlatılması ile vuku bulacaktır. (Allahu a’lem))

2. Kâinattaki düzenin bozulmasıyla, sabit zannettiğiniz gezegenler ve Yıldızların kararıp döküldüğü parçalanıp savrulduğu, ışıklarını kaybettiği zaman,

3Yeryüzünün kazıkları olan dağlar yerinden sökülüp un ufak edilerek toz duman olduğu ve bulutlar gibi oynatılıp yürütüldüğü zaman,

4. Doğurmak üzere olan, üzerine titreyip gözünüzden sakındığınız, tüm değerli şeylerin sembolü olan, On aylık gebe develer kendi hallerine bırakılarak, başıboş salıverildiği kıyametin dehşetiyle, en kıymetli malların terk edildiği zaman, malınızı, mülkünüzü görmez hale geleceğiniz o Son Saatte, hiçbir şey yerinde kalmayacaktır. Gökyüzünün düzeni parçalanıp birbirine girecek. Yıldızlar galaksiler birbiriyle çarpışacak. Ey insan o gün, her canlı kendi derdine düşecek. Kimse malını mülkünü düşünemeyecektir. En kıymetli malınız olan hamile develerinizi, atlarınızı, hayvanlarınızı bile o zamanda unutacaksınız.(Araplar doğurma zamanı yaklaşmış bu tür gebe develere büyük önem verdikleri ve onlarla titizlikle ilgilendikleri için ayette onların başıboş bırakılacağına işaret edilmiş ve böylece karşılaşılacak olayın dehşetine dikkat çekilmiştir.) Bu develer, bugün bizim vazgeçemeyeceğimiz kıymetli mallarımızı ifade eden bir sembol durumundadır.)

5. Her taraftan canlıları saran o dehşet korku ve panik içerisinde, Vahşi hayvanların irili ufaklı tüm canlıların, yuvalarından çılgıncasına fırlayıp korkularından kaçacak yer aradıkları ve bir araya toplandığı zaman,

6. Göller, nehirler ve yanması imkânsız görülen Denizlerin fokur fokur kaynatılıp tutuşturulduğu, suların çekilip, volkanlar halinde ateşlerin püskürüp kabardığı, dünyanın korkunç bir ortama çevrildiği zaman, Son Saat gerçekleşmiş olacaktır. (Allah suyu, yanıcı hidrojen ile yakıcı oksijen gazlarının birleşmesinden meydana getirmiştir. Böylece iki ateşli maddeden, ateşi söndüren su hasıl olmuştur. Bu terkip ayrışınca hidrojen hemen alev alır, oksijen de yanmayı hızlandırır.)

7. Daha sonra, Sura bir daha üflenerek çürüyen ölü bedenlerin mezarlarından fırlayıp mahşerde toplandığı, Canların Ruhların aynı bedenlerle birleştirildiği, bütün insanların, Büyük Mahkemede yargılanmak üzere gruplar hâlinde yerini aldığı ve hesaba çağrıldığı zaman. Artık vaad edilen kıyâmet kopmuş ve bütün sanıklar da yerini almış olacak. Ruhlar bedenlerle birleştirildiğinde, insanlar amellerine göre bir araya getirildiklerinde, insanlar dünya hayatlarındaki tercih ettikleri hayat nizamlarına göre gruplandırılıp ellerine hesap defterleri verilecektir.

8-9

MEAL

8. Diri diri gömülen kıza sorulduğu zaman:

9. “Hangi günâhtan dolayı öldürüldü?” (diye).

MUSTAFA ÇEVİK

8-9 O Gün diri diri toprağa gömülen kız çocuklarına, hangi suçtan dolayı öldürüldükleri sorulacak.

MEAL AÇIKLAMASI

8. Diri diri toprağa gömülen çaresiz ve savunmasız bebelere, özellikle de o zavallı kıza, sorulduğu zaman (diri diri öldürülüp gömülen kız çocukları üzerinden bunu yapanların ne kadar korkunç bir günah işlediklerine dikkat çekilmektedir. Bu suçu işleyenlerin ilk muhatap olacakları soru cinayetle ilgili olacak, bu gibilerin amel defterleri daha sonra açılacaktır.)

9. “Cahilce bir gurur ve vicdansızlıkla Hangi günahtan dolayı niçin öldürüldün suçun neydi diye şahitliğine başvurulduğu zaman? Hangi günahından dolayı erkeklere tercih edilerek, yaşamda yok sayıldın, Kız çocuğu olarak dünyaya geldin diye babanın yüzünü kızartan suçun neydi diye sorulduğu zaman? (Barbarca bir gelenek olan kız çocuklarını diri diri gömmek, İslam öncesi Arabistan’da oldukça yaygın bulunmaktaydı. Bunun sebepleri iki yönlüydü: kız çocukları sayısındaki bir artışın ekonomik yükümlülükleri ağırlaştıracağı korkusu ve kızların sık sık düşman kabileler tarafından esir alınmaları ve sonunda kendilerini esir alanları ailelerine ve kardeşlerine tercih etmelerinin yarattığı aşağılanma korkusu.)

10-11

MEAL

10. Sahifeler açıldığı zaman,

11. Gök sıyrılıp açıldığı zaman,

MUSTAFA ÇEVİK

10-11 Her insana yaptıkları ve yapmaları gerekirken de yapmadıkları, gökyüzü gibi apaçık gösterilecek.

MEAL AÇIKLAMASI

10. Her insana yaptıkları ve yapmaları gerekirken de yapmadıklarının, iyiliklerin ve kötülüklerin kaydedildiği amel defterleri olan Sahifelerin, bir bir açıldığı ve tüm gizli kirli günahların gökyüzü gibi apaçık ortaya saçıldığızaman,

11. Gökyüzü cisimlerinin, sıyrılıp açıldığı, yerinden oynatılıp değiştirildiği, bambaşka bir evrenin ortaya çıktığı, her şeyin net olarak ortaya çıktığı zaman.

12

MEAL

12. Cehennem alevlendirildiği zaman,

MUSTAFA ÇEVİK

12 Gerçeğe davetten yüz çeviren suçlular için cehennem ateşi tutuşturulacak.

MEAL AÇIKLAMASI

12. Gerçeğe davetten yüz çeviren suçlular, zalimler için Cehennem bütün şiddetiyle tutuşturulup alevlendirildiği, kızıştırıldığı zaman.

13

MEAL

13. Cennet yaklaştırıldığı zaman,

MUSTAFA ÇEVİK

13 Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirenler için cennete girme vakti yaklaştırılacak.

MEAL AÇIKLAMASI

13. Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getiren, dürüst ve erdemli kimselere, sonsuz nimetlerle donatılmış olan, Cennet bütün güzelliği ile yaklaştırıldığı zaman,

14

MEAL

14. (Her) can (önceden) ne hazırladığını bilir.

MUSTAFA ÇEVİK

14 İşte O Gün her insan, akıbeti için neler hazırlamış olduğunu gözleriyle görecek

MEAL AÇIKLAMASI

14. O gün mahkeme kurulduğunda, bütün amelleri teraziye konduğunda, tüm şahitler tanıklık yaptığında, Her Nefis her can ahireti ve akıbeti için önceden iyi ve kötüne hazırladığını, yararlı ve zararlı neler yaptığını açıkça bilir. Herkes Kendisi için ne hazırlamış olduğunu görerek dünyadaki yaşamından hesap verecektir. Hangi konularda hesap verecekleri dünyada iken ayetlerimizle açıklanmıştı. Buna rağmen inkâr edenler açıklamalara uymadılar. Her türlü yalanla, dolanla, suçlarını gizlediler. Bilsinler ki hesap günü hiçbir şey gizlenemeyecek, her şey açığa çıkacaktır. Hesap günü hiçbir konuda yalan söylenemeyecektir. Dünyadaki gibi yalanların ikiyüzlülüklerin arkasına sığınılamayacaktır.

15-20

MEAL

15. Hayır. Yemin ederim o (gündüz) kaybolup (gece) geri dönen (yıldız)lara,

16. Dolaşıp yuvalarına giren gezegenlere,

17. Kararmaya başladığı zaman geceye,

18. Nefes almaya başladığı [4] zaman sabaha,

19. Muhakkak ki o (Kur’an), şerefli bir elçinin sözüdür.

20. Kuvvet sahibi; Arşın sahibinin katında itibarlı (bir elçinin).

MUSTAFA ÇEVİK

15-20 Geceleri görüp gündüzleri göremediğiniz yıldızlara, yörüngelerinde akıp giden gezegenlere, kararan geceye, soluk almaya başladığında sabaha ve içinde yaşadığınız kâinatın nizamına andolsun ki bu Kur’an, kâinat nizamının kurucusu güç, kudret ve egemenlik sahibi Allah’ın güvenilir kılıp makam sahibi yaptığı meleğin, arkadaşınız Muhammed’e indirilen bir vahiydir.

MEAL AÇIKLAMASI

15. Hayır. Yemin ederim güneşin etrafında dönmesiyle gündüz kaybolup gece ise geri dönen dönüp duran gezegenlere ve o yıldızlara.

16. Dolaşıp ceylanların yuvalarına girdikleri gibi ufkun altına girip kaybolan sonra görünüp yine kaybolan yıldızlara ve yörüngelerine giren gezegenlere. Yörüngesini hiç şaşırmadan dönen muhteşem gök cisimlerine, Gözler önünde akıp giden gerçeklere yemin olsun. Güneşi ve ondan daha büyük olan yıldızları dilediği zaman gizleyen dilediği zaman açığa çıkaran Allah, vaad ettiği kıyâmet vakti geldiğinde, dünyayı gizlerken, ahireti de ortaya çıkaracaktır.

17. Kararmaya başladığı zaman yerini iman ve Kur’an aydınlığına bırakmak üzere dönüp gitmeye yüz tutan, karanlık çöken geceye Andolsun ki, ömürden bir gün daha geçmiştir.

18. Aydınlanıp ağarmaya başladığı zaman ve böylece, müminlere aydınlık bir geleceği müjdeleyen sabaha Andolsun ki, ömürden bir gün daha geçecektir. Şahit olun ki, Nasıl bütün insanlar bir araya gelip, gecenin arkasından gündüzün gelmesine mâni olamıyorlarsa, aynen öyle de cahiliye karanlığına bir güneş gibi doğan Muhammedîn de cahiliye karanlığını aydınlatmasına hiç kimse mani olamayacaktır.

19. Muhakkak ki o Kur’an, Cebrail adı verilen şerefli bir elçinin, Allah’tan getirip okuduğu, Resul’ün vasıtasıyla size ulaşan ilâhî bir sözdür ve gerçektir. Cebrail’in sözleri O’na vahyettiğimiz sözlerdir. Size vahyimizi açıklayan elçimizin değeri büyüktür.

20. Ki bu elçi, Hz. Cibril’dir ve O özeldir ve üstün Kuvvet sahibidir; Arşın sahibinin katında çok güçlü, itibarlı bir elçinin sözüdür. Elçimize karşı ileri geri konuşarak katımızdaki değerini düşüremezsiniz. Elçiye değerini veren arşın sahibi Allah’tır.

21-24

MEAL

21. Kendine itaat edilen, üstelik güvenilir.

22. Arkadaşınız cinlenmiş biri değildir.

23. Andolsun ki o, onu apaçık bir ufukta görmüştür.

24. O gayb haberlerinden kıskançlık edip bir şeyi saklamaz.

MUSTAFA ÇEVİK

21-24 O Peygamber, elçi meleğin ilettiği âyetler ile sizleri Allah adına yaratılışınızın sebebi olan hayat nizamına çağırmaktadır. Sakın ola sizler bu çağrıyı, Muhammed’in uydurduğu ya da tanımadığınız birilerinin (cinlerin) fısıldadığı sözler sanmayın. Arkadaşınız Muhammed deli değildir. Peygamber, kendisine Allah’ın mesajları olan âyetlerini getiren meleği apaçık bir ufukta gördü. Hem sizler de onun yalancı olmadığını, doğru bildiklerini de söylemekten çekinmeyecek bir ahlaka sahip olduğunu da çok iyi bilirsin.

MEAL AÇIKLAMASI

21. Melekler arasındaki Hz. Cebrail, saygınlığından dolayı Kendine itaat edilen ve vahiy getirme hususunda bir güvence ve teminattır, O üstelik güvenilirdir. İlettiği âyetler ile sizleri Allah adına yaratılışınızın sebebi olan hayat nizamına çağırmaktadır.

22. Sizin iftira ve iddia ettiğiniz gibi, Arkadaşınız ve çocukluğundan beri tanıdığınız Peygamber, asla kâfirlerin benzettiği gibi, cinlenmiş dengesiz ve deli biri değildir. Sakın ola sizler bu çağrıyı, Muhammed’in uydurduğu ya da tanımadığınız birilerinin (cinlerin) fısıldadığı sözler sanmayın. O vahyi, nezdimizde itibarlı ve güvenilir bir melek olan Cebrail vasıtasıyla almıştır. Onun hakkında karalama kampanyası yürütenlere inanmayın. O aklı başında bir insandır. Hem sizler de onun yalancı olmadığını, doğru bildiklerini de söylemekten çekinmeyecek bir ahlaka sahip olduğunu da çok iyi bilirsiniz. Sizlere ne oluyor ki elçimize inanmıyor, hakkında ileri geri konuşuyor, size gerçeği söylediği halde delilikle suçluyorsunuz?

23. Andolsun ki o size gerçekleri açıklayan arkadaşınız Peygamber, vahyimizi O’na getiren Cebrail’i, apaçık berrak bir ufukta bütün gerçeğiyle görmüştür. Cebrail’i görmesi konusunda zerre kadar şüphe yoktur.

24. O Peygamber, siz onu inkâr edersiniz diye gizleyecek de değildir. Bu nedenle gayb haberlerinden kıskançlık edip bir şeyi saklamaz. Çünkü Hz. Peygamber bildiklerini ümmetine aktarmak hususunda cimrilik etmeyecektir. O peygamber aldığı vahyi aynen tebliğ eder. Aksine, bu gerçekleri size bildirmeseydi, o zaman suç işlemiş olurdu. Şimdi size sizin görmediğiniz bilmediğiniz şeyleri açıklayınca O’nu suçlayacak mısınız? Sizin suçlamanız neyi değiştirir? Gerçekler sizin suçlamanızla ortadan kalkacak mı?

25-26

MEAL

25. O (Kur’an) kovulmuş şeytanın sözü değildir.

26. Öyleyse nereye gidiyorsunuz?

MUSTAFA ÇEVİK

25-26 Allah, davet edildikleri hakikati kabul edip sorumluluklarını yerine getirenleri dünyada ve âhirette mutluluğa, huzur ve güvene kavuşturacak, şeytan ve şeytanın takipçilerinin şerrinden ve zulümlerinden koruyacak, Kur’an ile doğruya ulaştıracaktır. Bu Kur’an, şeytanın sözü değildir. Böyle iken gidiş nereye? İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaracak olan Kur’an’ın daveti dururken gerçeği başka yollarda nasıl ararsınız?

MEAL AÇIKLAMASI

25. Kendinize gelin. İnsanlığı en güzel yola ileten bu muhteşem Kur’an ayetleri, inkârcıların ısrarla iddia ettiği gibi asla lanetlenen, kovulmuş şeytanın sözü değildir. Allah, davet edildikleri hakikati kabul edip sorumluluklarını yerine getirenleri dünyada ve âhirette mutluluğa, huzur ve güvene kavuşturacak, şeytan ve şeytanın takipçilerinin şerrinden ve zulümlerinden koruyacak, Kur’an ile doğruya ulaştıracaktır.

26.Ey insanlar, siz inkârcılar. Hakikat tüm berraklığıyla önünüzde dururken, Son Saat yaklaşıyor. Öyleyse bunca gerçeklerden sonra, vahyin aydınlık yolunu terk edip de hangi görüş ve düşüncelere kapılıyorsunuz? Kur’an’ın aydınlık yolunu terk edip nereye kaçıp gidiyorsunuz?

27-28

MEAL

27. O ancak alemler için bir öğüttür.

28. Sizden dosdoğru olmayı dileyenler için.

MUSTAFA ÇEVİK

27-28 Bu Kur’an (zikir), insanlara yaratılış sebeplerini bildirip o sebebin gerektirdiği hayata uyarı ve öğütlerle davet eden bir kitaptır. Gerçeği arayıp, doğruya ulaşmak isteyenleri aydınlığa çıkaran bir rehberdir.

MEAL AÇIKLAMASI

27. O Kur’an ancak doğru yola girmeyi dileyen bütün insanlar için, yaşamın gayesini hatırlatan ve o gayeye gidişte onlara rehberlik yapan bir öğüttür, bir şereftir, bir övünç kaynağı ve hatırlatmadır. İnsanlara yaratılış sebeplerini bildirip o sebebin gerektirdiği hayata uyarı ve öğütlerle davet eden bir kitaptır. Zalimleri bekleyen korkunç azabı haber veren bir uyarıdır.

28. Sizden dosdoğru olmayı dürüst olmak ve dengeli davranmayı, Gerçeği arayıp, doğruya ulaşmayı dileyenler ve cennete doğru ilerlemek isteyen akıllılar için, bir hidayet ve rahmet kaynağıdır. O hâlde dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü insanoğluna, doğruyu eğriden ayırt etme yeteneği ve seçme özgürlüğü verilmiştir. Doğruyu bulmak isteyenler, gerçeklerden yana olmak isteyenler, açıklananlardan gerekli dersleri çıkarır. Ve Kur’an’dan sadece dürüst olanlarınız yararlanır.

29

MEAL

29. Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe de siz (bir şey) dileyemezsiniz.

MUSTAFA ÇEVİK

29 Siz ey insanlar! Allah’ın rehberliğine yönelmediğiniz sürece kendi kendinize doğru olanı bulamaz, ona ulaşamaz ve böylece aydınlığa kavuşamazsınız.

MEAL AÇIKLAMASI

29. Eğer sizler düşünme, tercihte bulunma, gücüne sahipseniz, bu size Allah’ın bahşettiği imkân ve yetenekler sayesindedir. Allah öğüt vermiştir ama hiç kimseyi de inanmaya mecbur etmemiştir. Dileyen iman eder dileyen inkâr eder. Unutmayınız ve haddinizi aşmayınız ki Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe de siz hiçbir şey dileyemezsiniz. Öyle her arzu ettiğinize erişemezsiniz. Zira her şey Allah’ın elinde ve takdirinde bulunmaktadır. Allah’ın rehberliğine yönelmediğiniz sürece kendi kendinize doğru olanı bulamazsınız. Herhangi bir şeyi dilemeniz O’nun dilemesine, yaşamanız bir sonraki nefesi almanıza izin vermesine bağlanmıştır. Ancak kim ders çıkarıp öğüt almak istemezse zorla gerçekleri kabul ettirecek değiliz. Bizim açıklamadığımız gerçekleri kimse açıklayamaz. Ancak dilersek size aydınlığın, gerçeklerin, doğruların ne olduğunu açıklarız. Sizler kendi başınıza gerçekleri, doğruları, aydınlığı asla tam olarak bilemezsiniz. Onun için Rabbinize kulak verin!

Scroll to Top