Sure Hakkında
Ayet Sayısı
60
Mushaf (Kuran) Sırası
51
Nuzül (İniş)Yeri
67
Nüzül (İniş) Sırası
Mekke
Sure Hakkında Bilgi
Adı: Surenin ilk kelimesi olan “Ez-Zariyat”dan alınmıştır. Zariyat kelimesiyle başlayan sure anlamına gelir.
Nüzul Zamanı: Konular ve ifade tarzından açıkça anlaşılmaktadır ki bu sure, Hz. Peygamber’in (s.a) İslam’a daveti karşısında yalanlama, alaya alma ithamlarının büyük boyutlara ulaştığı, zulüm ve işkence değirmeninin henüz dönmeye başladığı bir dönemde nazil olmuştur. Bu bakımdan bu surenin de Kaf Suresi’nin nazil olduğu dönemde indiği anlaşılmaktadır.
Konu: Büyük bölümü Ahiret konusundadır. Sonunda Tevhid inancına çağrı yapılmaktadır. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in (s.a.) sözlerine inanmamanın ve kendi cahilce (ahmakça) düşüncelerinde ısrar etmenin bu tutumu benimseyen kavimlerin nasıl mahvolduğu insanlara hatırlatılmaktadır.
Ahiret hakkında bu surenin küçük fakat son derece anlamlı ayetlerinde anlatılanlar şunlardır: “İnsan hayatının sonu hakkında insanların çeşitli inançları kendiliğinden açık bir şekilde görüşler getirememekte, aksine hiçbir ilmi dayanakları olmaksızın tahminle ve benzetmelerle bir takım görüş ve nazariyelere dayandığını ispat etmektedir.”
Biri, öldükten sonra hayat yoktur demekte, diğeri ölümden sonra hayata inanmakta fakat bunun tenasüh (öldükten sonra ruhun başka bir varlığa geçerek yaşamaya devam etmesi) şeklinde olduğunu iddia etmekte, bir diğeri ahiret hayatını, ceza ve mükafatı kabul etmekte fakat amellerin (davranışların) cezasından kurtulmak için binbir çeşit kurtarıcılar araya sokmaktadır. Böyle büyük ve çok önemli bir konuda insanın, kanaat, görüş ve akidesinin yanlış olması bütün hayatını yanlış yola itecek ve geleceğini de mahvedecektir. İlmi gerçeklere dayanmadan sadece tahmin ve kıyaslara dayanan bir inanç kurmak çok büyük bir ahmaklıktır. Bu durum, bir kimsenin çok büyük bir yanlış anlayış sonucu bütün ömrünü kör bir gaflet içinde geçirip öldükten sonra aniden hiç hazırlıklı olmadığı bir olayla karşılaşması demektir. Böyle konular hakkında doğru kanaat elde etmenin tek bir yolu vardır. O da insanların ahiret hakkında Allah’tan vahiy yoluyla elde ettikleri bilgiyi dikkatle incelemeleridir. Yeryüzü ve gök düzenine hatta kendi varlığına dikkatle bakarak bunları basiretle incelediği takdirde, bu bilginin doğru olduğunu ispat eden delilleri her yerde görecektir. Bu arada rüzgar ve yağmur düzeni, yeryüzünün yaratılışı ve oradaki diğer (bütün) mahlukları, insanın kendi varlığını, gökyüzünün yaratılışı ve dünyanın bütün çift olarak yaratılan varlıkları, ahiretin birer ispatı olarak öne sürülmüşlerdir. Ve insanlık tarihi de kainat düzeninde yapılan herşeyin bir karşılığı olduğunu gösteren örneklerle doludur. Kur’an’da bunlar seçilerek belirtilmiştir.
Daha sonra insanlar tek Allah’a inanmaya çağrılarak kısa bir ifade ile buyurulmuştur ki: Allah sizi başkalarına kulluk için değil, ancak kendisine kulluk etmeniz için yaratmıştır. O, gıdasını sizden alan ve yardımınız olmadan ilahlığını sürdüremeyen uydurma mabutlarınız (putlar) gibi değildir. O, herkese rızık veren ilahtır, hiç kimseden rızık istemeye muhtaç değildir. O’nun ilahlığı kendi gücüyle kaimdir.
Bunlar arasında şu da belirtilmiştir ki; peygamberlere her ne zaman karşı konulmuşsa akla uygun delillerle değil ancak inat, aksilik ve ahmakça bir gurura dayanarak karşı konulmuştur. İşte bu gün Hz. Muhammed’e (s.a) reva görülen muamelenin itici sebebi serkeşlik ve azgınlıktan başka bir şey değildir. Bundan sonra Hz. Muhammed’in (s.a) bu serkeşlere önem vermemesi, kendi davet ve uyarılarına devam etmesi bildiriliyor. Çünkü Hz. Peygamber’in (s.a) daveti o serkeşlere tesir etmese de iman edenlere faydalıdır.
Serkeşlikte ısrar eden zalimlere gelince, bunlardan önce bu yolda yürüyenler hak ettikleri azabı bulmuşlardır. Bunların hak ettikleri azab da hazırdır.
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1-6
MEAL
1. Savurup atan (rüzgar)lara,
2. Sonra ağır yük taşıyan (bulut)lara,
3. Sonra kolayca akıp giden (gemi)lere,
4. Sonra işleri paylaştıranlara andolsun ki,
5. Size vaadedilenler kesin doğrudur.
6. Ve şüphesiz ceza muhakkak olacaktır.
MUSTAFA ÇEVİK
1-6 Esip savuran, tozu toprağı birbirine katan, yağmur yüklü bulutları bir araya toplayan ve gitmeleri gereken yerlere doğru akıtıp sürükleyen rüzgârlara ve Allah’ın emri ile rüzgârları taksim edip yönlendiren meleklere andolsun ki. Size ne vaat edilmişse hepsi mutlaka gerçekleşecektir. Hesap Günü de elbette gelecek ve her insan dünya hayatında, Allah’ın davetine karşı tutumundan dolayı hesaba çekilip hak ettiği karşılığı görecektir.
MEAL AÇIKLAMASI
7-14
MEAL
7. Çeşitli yolları (cisimlerinin yörüngeleri) bulunan göğe yemin olsun ki,
8. Muhakkak siz çelişkili bir söz içindesiniz.
9. Ondan çevrilen çevriliyor.
10. Kahrolsun o yalan uyduranlar,
11. Onlar bilgisizlik içinde kalmış gafil kimselerdirler.
12. “Ceza günü ne zaman?” diye soruyorlar.
13. O gün onlar ateşte yakılırlar.
14. “Tadın fitnenizi. İşte bu çarçabuk gelmesini isteyedurduğunuz şeydir.
MUSTAFA ÇEVİK
7-14 Ey gerçeğe gözlerini kapayıp kulaklarını tıkayanlar! Şu, her biri kendi yörüngesinde akıp giden yıldızlarla donatılmış olan gökyüzündeki mükemmel nizama bir bakıp düşünün bakalım, orada hiçbir düzensizlik görebilecek misiniz? Oysa sizin düşünceleriniz düzensiz, paramparça; inancınız ve sözleriniz temelsiz, dayanaksız; hayatınız çelişkilerle dolu, şirk ve küfür içinde bocalayıp duruyorsunuz. Cahilce inat edip, Kur’an ile Allah adına yapılmakta olan davetten kendinizi mahrum bırakıyorsunuz. Yazıklar olsun, o kendi uydurdukları ya da kendileri gibi yaratılmışların uydurdukları bâtılı hayat tarzı olarak seçenlere… Onlar koyu bir cehalet çukuru içinde debelenip durmaktalar. Bunlar bir de alay ederek durmadan, “O Ceza günü ne zaman gelecek?” diye sorup duruyorlar! Şunu iyi bilsinler ki O Gün onların hepsinin ateşe atılacakları gündür. O Gün, onlara denilecek ki, “Şimdi alay edip durduğunuz ve ısrarla sorduğunuz, bir an önce gelsin de görelim dediğiniz azabı tadın bakalım.”
MEAL AÇIKLAMASI
15-19
MEAL
15. Şüphesiz takva sahipleri cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.
16. Rablerinin kendilerine verdiğini alarak. Çünkü onlar bundan önce iyilik edenlerdi.
17. Gecenin ancak az bir kısmında uyurlardı.
18. Onlar seher vakitlerinde de bağışlanma dilerlerdi.
19. Mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.
MUSTAFA ÇEVİK
15-19 Öte yandan, Allah’ın davetine iman edip Hesap Günü’nün sorumluluğu ile yaşayanlar ise, Rablerinin lütfettiği cennetlerde, nimetlerle ödüllendirilmiş olarak pınar başlarında mutluluk içinde yaşayacaklar. Onlar Rablerine karşı sorumluluklarını yerine getirebilmenin çabası içinde, Allah yolunda gece de gayretlerini sürdürür, az uyur, ibadet eder. Seher vakti dua edip bağışlanma dilerlerdi. Onların kazandıklarında ihtiyaç sahipleri için bir pay vardır.
MEAL AÇIKLAMASI
20-21
MEAL
20. Yeryüzünde kesin bir inançla inanacaklar için ibretler vardır.
21. Kendi nefislerinizde de. Görmüyor musunuz?
MUSTAFA ÇEVİK
20-21 Yaratılış sebebini düşünüp de doğru olan hayat tarzını arayanlar için yeryüzünde Allah’ın nizamının mükemmelliğini gösteren nice deliller vardır. Kendi vücut organlarınızın birbiriyle uyumlu işleyişi de bunun apaçık delillerindendir.
MEAL AÇIKLAMASI
22
MEAL
22. Gökte sizin rızkınız ve size vaadedilenler var.
MUSTAFA ÇEVİK
22 Rızkınızın sebebi yağmuru gökten indirdiğimiz gibi sizi uyardığımız azap da oradan gelecektir
MEAL AÇIKLAMASI
23
MEAL
23. Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki o, sizin konuşmanız gibi gerçektir.
MUSTAFA ÇEVİK
23 Göklerin ve yerin Rabbine andolsun ki size vaat edilen Kıyamet ve Hesap Gününün gerçek ve gelecek olduğundan adınız gibi emin olabilirsiniz.
MEAL AÇIKLAMASI
24-34
MEAL
24. İbrahim’in ağırlanan konuklarının haberi sana geldi mi?
25. Hani onun yanına girdiklerinde: “Selam” demişlerdi. O da: “Selam. Tanınmayan bir topluluk” demişti.
26. Hemen gizlice hanımının yanına gidip semiz bir dana getirdi.
27. Onu onlara yaklaştırıp: “Yemez misiniz?” dedi.
28. Bunun üzerine onlardan dolayı içine bir korku düştü. “Korkma” dediler ve onu bilgin bir oğlanla müjdelediler.
29. Bunun üzerine karısı çığlık atarak döndü ve elini yüzüne vurarak: “Kısır bir yaşlı kadın mı (doğuracak)?” dedi.
30. “Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hikmet sahibidir, bilendir” dediler.
31. (Sonra): “Peki sizin işiniz nedir ey elçiler!” dedi.
32. Dediler ki: “Biz bir günahkarlar topluluğuna gönderildik.
33. Üzerlerine çamurdan taşlar yağdıralım diye.
34. Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş (haldeki taşlar).”
MUSTAFA ÇEVİK
24-34 Ey Peygamber! İnsanlara, İbrahim ve ona gelen şerefli misafirlerin kıssasını da anlat. Hani onlar İbrahim’in kapısını çalıp selam vermişler, İbrahim de selamlarını alıp buyur ettikten sonra kendi kendine “Bunlar tanıdık kimseler değiller, acaba ne için geldiler?” demişti. Daha sonra da hanımının yanına gidip, misafirlerine ikram etmek üzere kızarmış bir dana eti getirerek onlara buyurun demişti. Misafirlerinin yemeğe el sürmediklerini görünce de, onlardan şüphelenip içine bir korku düşmüştü. Bunun üzerine misafirleri İbrahim’e: “Korkma!” dediler ve ona âlim, ilmiyle amel edecek ahlak timsali bir erkek evlat müjdesi verdiler. Bunu işiten İbrahim’in karısı heyecanla çığlık atıp elini de yüzüne vurarak “Ne yani, ben kocamış ve de üstelik kısır bir kadın olarak bugüne kadar yaşamışken, bundan sonra nasıl olur da çocuk sahibi olurum?” dedi. Misafirler de ona: “Evet öyle, fakat Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O dilediğini yapmaya güç yetirendir; O her şeyin en doğru olanını bilir; üstün ilim, kudret, hüküm ve hikmet sahibidir.” dediler. İbrahim de onlara: “Ey elçiler! Buraya gelişinizin sebebi bize bu müjdeyi vermek mi, yoksa başka sebepleri de var mı?” diye sordu. Elçi melekler İbrahim’e: “Biz tamamına yakını iman etmekten yüz çevirmiş olan Lût halkını helak etmek için de görevlendirildik. Onların üzerlerine pişmiş çamurdan taşlar yağdıracağız. Bu taşların azgınlaşmış, Allah’a başkaldırmış, haddi aşan o toplumdan kime isabet edeceği de belirlenmiştir.” dediler.
MEAL AÇIKLAMASI
35-37
MUSTAFA ÇEVİK
35-37 Azaptan önce, Lût ile birlikte iman etmiş olan mü’minleri o toplumdan çıkarıp uzaklaştırdık. Zaten onların içinde yalnızca bir hane halkından başka Allah’ın davetine iman etmiş mü’min kimse de yoktu. Nihayet onları dünyada hak ettikleri azap ile cezalandırdık ve âhirette ise onları çok daha şiddetli bir azap beklemektedir. Bütün müşrik, kâfir, azgın ve zalimleri bekleyen akıbetin iyice bilinip ibret alınması için, o beldeyi işaret nişanesi, mesaj olarak bıraktık.
MEAL AÇIKLAMASI
38-40
MEAL
38. Musa’da da (ibret vardır). Hani onu apaçık bir belgeyle Firavun’a göndermiştik.
39. Ama o ordusuyla birlikte yüz çevirdi ve: “(Bu Musa) büyücü veya delidir” dedi.
40. Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize attık ki o (bu sırada kendi kendini) kınamaktaydı.
MUSTAFA ÇEVİK
38-40 Musa’nın kıssasında da alınacak dersler vardır. Biz Musa’yı da peygamberliğinin çok açık delilleri ve mucizelerle Firavun ve kavmine göndermiştik. Firavun, Musa’nın Allah adına yaptığı davetine karşı çıkıp, “Bu adam sihirbazın hatta delinin biridir.” diyerek küstahça böbürlenip daveti reddetmişti. Bunun üzerine, Biz de Firavun’u orduları ile birlikte denizde boğarak helak ettik. Firavun denizde boğulmak üzereyken, gerçek Rab ve ilahın yalnızca Allah olduğunu kabullenip, Allah adına yapılan davete uymamış olmanın pişmanlığı ile kendi kendini suçlamıştı.
MEAL AÇIKLAMASI
41-42
MEAL
41. Ad (kavminde) de (ibret vardır). Hani onların üzerlerine o kökleri kesen (kısır) rüzgarı göndermiştik.
42. Üzerinden geçtiği hiçbir şey bırakmaksızın hepsini kül gibi ediyordu.
MUSTAFA ÇEVİK
41-42 Hakikate sırt dönen nankör Âd kavminin de üzerlerine gönderdiğimiz kasıp kavuran azap kasırgasından da alınacak dersler vardır. Öyle bir kasırga ki geçtiği yerde taş üstünde taş bırakmıyor ve kemikleri eritip küle, toza, dumana çeviriyordu.
MEAL AÇIKLAMASI
43-46
MEAL
43. Semud’da da (ibret vardır). Hani onlara: “Bir süreye kadar yararlanın (geçim sürün)” denmişti.
44. Ancak Rablerinin emrine başkaldırdılar ve bu yüzden bakıp dururlarken kendilerini yıldırım çarptı.
45. Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler ne de yardım bulabildiler.
46. Bundan önce de Nuh kavmini (helak ettik). Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavimdi.
MUSTAFA ÇEVİK
43-46 Semûd kavminin akıbeti de ibretliktir. Onlar da peygamberlerinin Allah adına yaptığı davete küstahça karşı çıkmış, başkaldırmışlardı. Doğruya yönelmeleri için kendilerine süre tanınmış, fırsat verilip birkaç gün sonra da başlarına gelecek olanlarla uyarılmışlardı. Fakat uyarıyı dikkate almamış, “Sonunda ne ile karşılaşacağız görelim bakalım.” demişlerdi ve hiç beklemedikleri bir anda, üzerlerine gönderdiğimiz yıldırım onları yakıp yıkıp yok etti. Bu azapla karşılaşınca ne kaçıp kurtulabildiler ne de karşı koyabildiler. Onlardan önce Nûh kavmi de iman etmeyi reddetmişler ve suda boğularak hak ettikleri azapla cezalandırılmışlardı. İnsanoğlunun Nûh kavminin başına gelenlerden de çıkaracağı dersler vardır.
MEAL AÇIKLAMASI
47-49
MEAL
47. Göğü de biz güçle bina ettik ve biz onu genişletmekteyiz.
48. Yeri de biz döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz!
49. Her şeyden iki çift yarattık. Umulur ki öğüt alırsınız.
MUSTAFA ÇEVİK
47-49 Gökyüzüne bakıp da, Bizim onu nasıl inşa edip genişletmekte olduğumuzu, nizamını nasıl oluşturup hangi yasalara bağlayıp yönettiğimizi bir düşünün. Belki o zaman bizim ilmimizin ve kudretimizin sınırsızlığını, yarattıklarımız üzerinde hüküm koyma ve hükmetme yetkisinin yalnız Bize ait olduğunu anlayıp kavrarsınız. Yeryüzünü tüm güzellikleriyle yayıp, döşeyen Biziz. Orada her şeyi de çift çift yarattık. Bütün bunlar aklını kullanıp düşünenler için, Allah’ın kurduğu nizamların mükemmel işleyişini gösteren apaçık delillerdir.
MEAL AÇIKLAMASI
50-54
MEAL
50. “O halde Allah’a kaçın. Ben sizin için O’ndan (yana) apaçık bir uyarıcıyım.
51. Allah’la beraber başka bir ilah uydurmayın. Ben sizin için O’ndan (yana) apaçık bir uyarıcıyım.
52. İşte böyle. Onlardan öncekilere de ne zaman bir peygamber geldiyse muhakkak: “Büyücü veya delidir” dediler.
53. Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.
54. Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.
MUSTAFA ÇEVİK
50-54 O halde ey Peygamber! Sen de insanlara de ki: “Ey insanlar! Allah’ın sizi davet ettiği sınırlar içinde yaşamaya koşun; huzur ve mutluluğunuz için O’na sarılın. Sakın O’ndan başkasına teslim olup da, Allah’la birlikte başka ilahlar edinmeyin. Ben Allah adına bu gerçekleri sizlere tebliğ etmekle emrolundum.” Fakat onlardan öncekilere de bir peygamber geldiğinde, o peygamber hakkında “O bir sihirbazdır veya delidir” dediler. Sanki peygamberlerini yalanlamayı birbirlerine vasiyet etmişler. Hiç şüphesiz onların hepsi azgınlaşıp haddi aşmış topluluklardır. Bu azgın nankörlerden yüz çevir! Onların iman etmeyişlerinden sen sorumlu değilsin.
MEAL AÇIKLAMASI
55
MEAL
55. Sen öğüt ver. Doğrusu öğüt mü’minlere yarar verir.
MUSTAFA ÇEVİK
55 Sen insanları Kur’an ile Allah adına öğüt verip uyarmaya devam et, çünkü yaratılış sebebini düşünüp ona uygun yaşamayı arzu edenler, öğüt ve uyarıya kulak verip gerçeğe ulaşırlar. Öğüt ancak böylelerine fayda verir
MEAL AÇIKLAMASI
56-57
MUSTAFA ÇEVİK
56-57 Ben insanları ve cinleri yalnızca (Beni Rab ve ilah edinsinler, davet ettiğim nizam ile ahlak sınırları içinde yaşasınlar, böylece yalnız) Bana itaat ve ibadet ederek kulluk etsinler diye yarattım. Onlardan ne bir rızık ne de beni doyurmalarını istiyorum.
MEAL AÇIKLAMASI
58
MEAL
58. Şüphesiz rızkı veren, sağlam güç sahibi olan Allah’tır.
MUSTAFA ÇEVİK
58 Yarattıklarının hepsinin rızkını veren elbette Allah’tır ve O’nun gücü her şeye yeter.
MEAL AÇIKLAMASI
59-60
MEAL
59. Muhakkak ki, o zulmedenlerin (geçmişteki) arkadaşlarının payları gibi (azaptan) payları vardır. Şu halde acele etmesinler.
60. Kendilerine vaadedilen o günlerinden dolayı kâfirlerin vay hallerine!
MUSTAFA ÇEVİK
59-60 Şüphesiz Allah’ın belirlediği sınırları tanımayıp kendileri sınırlar koymaya kalkanlar da öncekiler gibi, azaptan paylarına düşeni mutlaka alacaklar. O itibarla kendilerine vaat edilen azabın başlarına bir an önce gelmesi için acele etmesinler. Yasa ile belirlenmiş O Gün gelince onunla mutlaka karşılaşacaklar. O Gün geldiğinde vay o müşrik, kâfir, zalim ve nankörlerin haline!
MEAL AÇIKLAMASI