Sure Hakkında
Ayet Sayısı
89
Mushaf (Kuran) Sırası
43
Nuzül (İniş)Yeri
63
Nüzül (İniş) Sırası
Mekke
Sure Hakkında Bilgi
Adı: Surenin adı, içinde “zuhruf” kelimesi geçen 35. ayetten almıştır.
Nüzul Zamanı: Bu surenin nüzul zamanı ile ilgili kesin bir kayıt yoktur. Ancak muhtevasından surenin indiği dönemle, Fussilet ve Şûrâ Surelerinin indiği dönemin aynı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bu surenin konuları bir zincirin halkaları gibi birbirine benzemektedirler. Hepsi de kafirlerin Hz. Peygamber’in (s.a) hayatına son vermek için planlar kurmaya başladıkları bir dönemde nazil olmuştur. Hatta o dönemde kafirler böyle bir girişimde de bulunmuşlardır. Nitekim surenin 79-80. ayetlerinde bu olaya işaret edilmektedir.
Konu: Bu surede, Kureyş’in ve diğer Arap kabilelerinin cahilce inanç ve davranışları şiddetle eleştirilerek, onların bu akidelerinin bir temele dayanmadığı ve asılsız olduğu ispatlanmaktadır. Ayrıca bu cahiliye toplumunun bireylerinden aklı selime sahip olanları “Toplumun hurafelere yapıştığının ve bu hurafeler yüzünden batacağının açıkça görülmesi ve kendilerini kurtarmak için çırpınmasına rağmen Hz. Muhammed’i (s.a) reddetmelerinin ne kadar akılsızca olduğunu” düşünmeye çağırmaktadırlar.
Surenin girişi şu şekildedir: “Siz, aklınız sıra zorbalık yapmak suretiyle Kitab’ın nüzulunu önleyeceğinizi sanıyor ve bunun için çabalıyorsunuz. Ancak hiçbir zaman kitapların ve peygamberlerin gönderilmesi şerrin muhalefetinden ötürü durdurulmamış, bilakis, Allah, peygamberlere ve kitaplara karşı koyan kafirleri en sonunda helâk etmiştir.
Şayet sizler de aynı yolda ısrar ederseniz, akibetiniz onlarınki gibi olacaktır.” Aynı konuya ilerideki ayetlerde (41-42 ve 79-80) tekrar değinilmiştir. Daha sonra muhatap Hz. Peygamber (s.a) gibi görünüyorsa da aslında onun hayatına kastetmek isteyenlere, şöyle bir ikazda bulunulmuştur: “Sen hayatta kalsan da, kalmasan da onlar mutlaka hak ettikleri cezayı göreceklerdir.” Bunun yanısıra kafirler “Sizler, Peygamber’e (s.a) karşı bir karar aldınız, ancak biz de sizlere karşı bir karar alacağız” denilerek tehdit edilmektedirler.
Daha sonra kafirlerin inandıkları “din”, Hz. Peygamber’e (s.a) karşı öne sürdükleri “deliller”, şu şekilde ele alınmaktadır.
Kendileri de kabul etmektedirler ki; kainatın, Allah’a ortak koştukları ilahların ve bizzat kendilerinin dahi yaratıcısı Allah’tır. Yine bilmektedirler ki, faydalanmakta oldukları dünyadaki tüm nimetlerin yaratıcısı da Allah’tır. Fakat buna rağmen onlar, başkalarını Allah’a ortak koşmakta hâlâ ısrar ediyorlar.
İnsanları Allah’ın çocukları olarak nitelemekte bir beis görmezlerken, kendileri için kız çocuğa sahip olmayı zül telakki ediyorlar.
“Dişi ilahlar” olarak kabul ettikleri meleklerin heykellerini yapmakta, onlara kadın elbiseleri giydirip, mücevherler takmakta ve “Allah’ın kızları” olduklarına inandıkları için onlardan istekte bulunmaktadırlar. Oysa ellerinde, bu düşünce ve davranışlarını doğrulayıcı bir delil de yoktur.
Onlar, yaptıkları bu hareketleri dolayısıyla ikaz olunduklarında, “Allah istememiş olsaydı, bizi böyle davranmaktan alıkoyardı” demektedirler. Halbuki yeryüzünde bazı olayların Allah’ın izniyle vuku buluyor olması, Allah’ın o yapılanları tasvip ettiği anlamına gelmez. Sözgelimi, dünyada putlara tapılmakta, hırsızlık, zina, zorbalık, cinayet vs. gibi cürümler işlenmektedir. Ancak hiçbirisi de Allah’ın razı olduğu işlerden değildir. Allah’ın hangi davranışı tasvip ettiği, hangi davranışı tasvip etmediği, insanlara yol gösterici olarak gönderdiği kitaplarda bildirilmiştir. Dolayısıyla O’nun razı olduğu düşünce ve davranışları bilebilmek için bu kitaplara başvurmak gerekir.
Onlara, “Bu düşünce ve davranışlarınızı hangi delile dayandırıyorsunuz?” diye sorduğunuz takdirde, şu şekilde cevap vereceklerdir: “Atalarımız da böyle yapıyorlardı.” Yani onlar bir dinin haklılığının ölçütü olarak atalarının da aynı şekilde davranmış olmasını yeterli saymaktadırlar. Bir de bunlar, Hz. İbrahim’in (a.s) torunları olmakla övünmekteydiler.
Oysa Hz. İbrahim (a.s), atalarının dinine sırt çevirmiş ve körü körüne taklide karşı çıkmıştı. Madem onlar atalarını taklit etmek istiyorlar, o halde niçin atalarından şerefli olanları -Hz. İbrahim, Hz. İsmail gibi- bırakıp cahil olanları takip ediyorlar?
Onlara, “Allah’ın gönderdiği peygamberlerden ve indirdiği kitaplardan biri, hiçbir surette şirki tavsiye etmiş midir?” diye soracak olursanız hıristiyanları örnek vererek şöyle derler: “Hıristiyanlar da İsa’yı Allah’ın oğlu kabul ederek ona tapıyorlar.” Oysa soru, “Hangi peygamberin ümmeti, Allah’a ortak koşmuştur?” şeklinde değildi. Bilakis soru, “Hangi peygamber halka şirkin mesajını aktarmıştır?” şeklindeydi. Yani Meryem oğlu İsa (a.s) ne zaman, “Ben Allah’ın oğluyum, bana kulluk edin” diye söylemiştir? Onun halka aktardığı mesaj, her peygamberin mesajı gibi “Benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin” şeklindedir.
Sizler, Hz. Muhammed’i mal ve mülk sahibi olmadığı için peygamber olarak kabul etmekte tereddüt duyuyor ve “Eğer Allah peygamber göndermiş olsaydı, iki şehirden (Mekke-Taif) birinin büyüğüne gönderirdi” diye düşünüyorsunuz. Nitekim Firavun da Musa’ya peygamberliği yakıştırmayarak onu hâkir görmüş ve şöyle bağırmıştı: “Şayet gökyüzünün hükümdarı, yeryüzünün hükümdarı olan benim gibi birine bir elçi gönderecek olsaydı, şüphesiz ki kollarında altın bilezikler olan ve yanında meleklerden ordu bulunduran bir elçi gönderirdi. Bu adam da nereden çıkageldi?
Ben, fazilet ve şeref sahibiyim. Nil Nehri benim ayaklarımın altından akmaktadır ve ben Mısır’ın hakimiyim. Oysa O, ne servet ve mülke, ne de bir iktidara sahiptir.”
Kafirlerin bunun gibi cahilce inanç ve düşünceleri tek tek çürütülür ve sonunda açıkça şöyle buyurulur: “Allah tektir. O hiç kimseyi evlat edinmemiştir ve O’ndan başka ilah yoktur. Hiç kimseye, bile bile dalâlet üzerinde ısrar etmiş birini, Allah’ın azabından kurtarması için şefaat etme yetkisi tanımamıştır. Allah, evlat edinmekten münezzehtir. O, kainatın tek yaratıcısıdır ve O’nun dışında herşey yaratılmıştır. Hiçbir şey zatında ve sıfatlarında O’na ortak olamaz. Allah indinde şefaat, ancak hak yolunda olanlar tarafından, yine bu yolda olmak için çaba göstermiş olanlara edilir.
Açıklamalı Meal ( Tüm Sure)
1-4
MEAL
1. Ha. Mim.
2. Apaçık Kitab’a andolsun;
3. Olur ki akıl edersiniz diye onu Arapça bir Kur’an kıldık.
4. Şüphesiz o katımızda ana kitapta (Levhi Mahfuz’da kayıtlı)dır; pek yüce ve hikmet doludur.
MUSTAFA ÇEVİK
1-4 Hâ. Mim. Yaratılışınızın sebebini ve nasıl yaşamanız gerektiğini, size kendi dilinizin sesleri ile apaçık bildiren Kur’an âyetleri üzerinde düşünün. Bu Kur’an katımızda bulunan ana kitapta kayıtlıdır ve asla bir beşer sözü değildir. Hayatınızla ilgili en doğru hükümleri (yasaları) tebliğ için indirilmiştir
MEAL AÇIKLAMASI
5-9
MEAL
5. Aşırıya giden bir topluluksunuz diye size zikri (Kur’anı) göndermekten vaz mı geçelim?
6. Oysa biz öncekiler içinde nice peygamberler gönderdik.
7. Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmesinler.
8. Biz de bunlardan daha güçlü olanları helâk ettik. Öncekilerin örneği geçti.
9. Andolsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan muhakkak: “Onları üstün ve bilen (Allah) yarattı” diyeceklerdir.
MUSTAFA ÇEVİK
5-9 Ey yaratılış sebeplerini inkâr edenler! Siz davet edildiğiniz hayat nizamına sırt dönen, sınır tanımayan azgın bir toplumsunuz diye gerçekleri size bildirmekten vaz mı geçelim? Biz sizden önceki toplumlara da peygamberler gönderip Allah’ın davetini onlara da ilettik fakat birçoğu da sizin gibi peygamberlerine inanmayıp alay ederek yalancı saydılar. Onlar sizden çok daha güçlü toplumlar olmalarına rağmen, bu tutumları sebebi ile azabımızla yakalayıp helak ettik ve hepsinden geriye ibret alınması gereken hikâyeleri kaldı. Size olduğu gibi o müşriklere de gökleri, yeri ve içindekileri kim yarattı diye sorsan, onlar da “Elbette ki her şeyi bilen, üstün kudret sahibi Allah yarattı.” derlerdi.
MEAL AÇIKLAMASI
10
MEAL
10. O, sizin için yeri bir döşek yapan ve olur ki doğru yolu bulursunuz diye onda size yollar açandır.
MUSTAFA ÇEVİK
10 Yeryüzünü sizin rahat yaşamanız için bir döşek gibi yayıp nimetlerle donatan, üzerinde rahatça gidip gelmeniz için dağlar arasında yollar yaratan Allah’tır
MEAL AÇIKLAMASI
11
MEAL
11. O, gökten bir ölçüye göre su indirendir. Onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. İşte siz de böyle çıkarılırsınız.
MUSTAFA ÇEVİK
11 Gökten yağmuru belli bir ölçüye göre indiren Allah, bununla kupkuru ölü toprağı nasıl canlandırıyorsa, sizleri de öldükten sonra işte böyle diriltecektir.
MEAL AÇIKLAMASI
12-14
MEAL
12. O, bütün çiftleri yaratan ve gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri varedendir.
13. Onların sırtlarına binmeniz sonra onlara bindiğinizde Rabbinizin nimetini anmanız ve (şöyle) demeniz için: “Bunu bize boyun eğdiren (Allah)’ın şanı pek yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık.
14. Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz.”
MUSTAFA ÇEVİK
12-14 Bütün canlıları çift çift yaratan, hayvanları emrinize amade kılan, denizlere koyduğu yasalarla sizi ve yüklerinizi gemilerle taşıtan Allah’ın nimetlerini düşünün ve Rabbinize şöyle dua edin: “Bütün bunları bizim istifademize sunan Allah’a hamdolsun. O yüce Rabbimiz, bunları bize lütfetmeseydi, bizler elde etmeye asla güç yetiremezdik. Şüphesiz sonunda hepimiz O’na döneceğiz.”
MEAL AÇIKLAMASI
15-18
MEAL
15. (Böyleyken) kullarından O’na bir parça nisbet ettiler. Doğrusu insan apaçık bir nankördür.
16. Yoksa (Allah) yarattıklarından kendine kızlar edindi de oğulları size mi seçti?
17. Oysa onlardan birine Rahman’a isnat ettiği (kız çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.
18. Süs içinde yetiştirilip mücadelede açık olmayanı mı (Allah’a yakıştırıyorlar)?
MUSTAFA ÇEVİK
15-18 Allah’ı layıkıyla tanımayan, tanımak da istemeyen bir kısım insanlar, Allah’ın kullarını O’ndan bir parçaymış gibi görüp göstermeye çalışan, Allah’a iftira atıp cehaletlerini ortaya koyan nankörlerdir. Allah yaratmış olduğu kullarından kız çocuklarını kendisi evlat edinip de erkekleri size mi bıraktı? Hâlbuki bu müşriklerden birine bir kız çocuğunun doğumu müjdelense, öfkeden yüzü kapkara kesilir; hüzünlenip, “Eyvah! Süs püs içinde yaşamaktan başka bir işe yaramayan bir çocuğum oldu.” diye kendi kendine kahırlanıp dururdu.
MEAL AÇIKLAMASI
19-25
MEAL
19. Rahman’ın kulları olan melekleri dişiler kıldılar. Onların yaratılışlarına şahit mi oldular? Şahitlikleri yazılacak ve (bundan) sorulacaklar.
20. Dediler ki: “Rahman dileseydi biz onlara kulluk etmezdik.” Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
21. Yoksa onlara bundan önce bir kitap verdik de şimdi ona mı sarılıyorlar?
22. Hayır onlar: “Doğrusu atalarımızı bir din üzere bulduk biz de şimdi onların izleri üzere doğru yolda gidiyoruz” dediler.
23. İşte böyle senden önce hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek muhakkak oranın varlıklıları: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve biz onların izlerine uymaktayız” demişlerdir.
24. (Peygamberlerin her biri): “Ya ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirdiysem?” dedi. Onlar: “Doğrusu biz sizinle gönderileni inkâr edenleriz” dediler.
25. Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak.
MUSTAFA ÇEVİK
19-25 Bu müşrikler, Rahman’ın kulları olan meleklerin dişi yaratıklar olduklarını iddia ediyorlar. Meleklerin yaratılmasına şahit mi oldular ki böyle saçma iddiada bulunuyorlar? Onlar, kayda geçen bu iddiaları sebebiyle Hesap Günü hak ettikleri azap ile cezalandırılacaklar. Bir de kalkmış, “Rahman dilemeseydi biz onları Allah’a ortak koşup ilahlar edinmezdik.” diyorlar. Onlar bu söylediklerini doğrulayan hiçbir bilgi ve delile de sahip değiller. Zaten aslı olmayan böyle bir şeyin hiçbir değeri de yoktur. Yoksa Biz onlara Kur’an’dan önce başka bir kitap vermişiz de onda böyle bir bilgiye mi rastlamışlar, iddialarını ona mı dayandırıyorlar? Hayır, ne böyle bir kitap ne de böyle bir bilgi asla mevcut değil, bilip söyledikleri tek şey “Biz atalarımızı böyle inanıyor ve buna göre yaşarken gördük. Biz de onların izini, yolunu takip edeceğiz doğru olanında bu olduğuna inanıyoruz.” demeleridir. İşte bu hep böyle olmuştur. Senden önce peygamber gönderdiğimiz toplumların refah içinde, şımarmış haz peşinde koşanları ve yöneticileri de tıpkı bu günün müşrikleri gibi, “Biz atalarımızın kurduğu ve uyduğu dini (nizam ve inanç sistemlerini) benimseyip onların izinden gitmekteyiz.” demişlerdir. Peygamberleri de onlara: “Peki ya ben sizleri atalarınızın nizam ve inanç sisteminden daha doğru olanı yaşamaya davet için gelmişsem, siz yine de atalarınızın şirk nizamları ile yaşamaya devam mı edeceksiniz?” demelerine karşılık müşrikler de peygamberlerine, “Biz senin davet ettiğin hayat tarzını kabul etmiyoruz.” demişlerdi. Bunun üzerine Biz de onları layık oldukları azapla cezalandırdık. Peygamberlerin Allah adına davetine karşı çıkıp, yalan sayıp, reddedenlerin akıbetlerine bir bakın da intikamımızın nasıl olduğunu görün.
MEAL AÇIKLAMASI
26-29
MEAL
26. Hani İbrahim babasına ve kavmine şöyle demişti: “Doğrusu ben sizin taptıklarınızdan uzağım.
27. Ancak beni yaratan müstesna. Şüphesiz O beni doğru yola yöneltecektir.
28. Ve bunu (tevhid inancını) kendinden sonra gelecekler içinde kalıcı bir söz kıldı. (Artık) umulur ki dönerler.
29. Gerçek şu ki, onları ve atalarını kendilerine gerçek ve açıklayıcı peygamber gelinceye kadar geçindirdim.
MUSTAFA ÇEVİK
26-29 Vaktiyle İbrahim de babasına ve kavmine şöyle demişti: “Ben sizlerin ve izinden gittiğiniz atalarınızın ilahlarına asla değer verip, itaat edip tapınmam. Ben yalnızca beni de sizi de yaratan Allah’a itaat ederek O’nu ilah edinir, O’nun davetine iman edip yönelirim. Çünkü tek doğru yol, Rabbimin daveti olan yoldur.” İbrahim bu sözlerini miras olarak kendinden sonra doğru yolu arayanlar için, en temel ilkeler olarak bıraktı. Lakin insanların birçoğu İbrahim’in uyarı niteliğindeki bu öğüdüne rağmen, ibret alıp ders çıkarmazlar. Buna rağmen Allah kendisine nankörlük eden insanları, dünya nimetlerinden yararlandırır ve onları yaratılış amaçlarını tebliğ eden bir elçi ve kitap göndermeden sorumlu tutmaz.
MEAL AÇIKLAMASI
30-31
MEAL
30. Hak kendilerine gelince de: “Bu bir büyüdür ve biz onu inkâr edenleriz” dediler.
31. Ve dediler ki: “Bu Kur’an iki kentin birinden, büyük bir adama indirilmeli değil miydi?”
MUSTAFA ÇEVİK
30-31 Müşrikler kendilerine yaratılış sebeplerini açıklayıp, sınırlarını Allah’ın belirlediği bir nizam ve ahlak ile yaşamaya davet eden Peygamber’e, “Bunlar bizi büyülemek için söylenen büyücü sözleridir. Bizim bu sözlerin büyüsüne kapılıp atalarımızdan beri devam eden hayat tarzımızı terk etmemizi istiyorsun, bu yüzden senin davetini kesinlikle reddediyoruz.” demeye başladılar ve ardından da dediler ki: “Madem Allah, bizden bunu istiyordu da, neden Kur’an’ı içimizden bu iki şehrin en varlıklı ileri gelenlerine değil de sana vahyetti?”
MEAL AÇIKLAMASI
32
MEAL
32. Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık ve biri birine iş gördürebilsin diye bazılarını bazılarından derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır.
MUSTAFA ÇEVİK
32 Rabbiniz peygamberlik rahmetini kime nasip edeceğini, kimin buna layık olduğunu onlara mı soracaktı? Rabbinizin nimetlerini onlar mı pay edip, dağıtıyorlar? Hayır, kime neyi ne kadar nasip edeceğini en iyi bilen Allah’tır. Dünya hayatınızdaki rızkınızı da aranızda paylaştıran ve birbirinize işlerinizi gördürebilmeniz için kiminizi kiminize kabiliyetleriniz bakımından üstün kılan da Allah’tır. Şunu iyi bilin ki peygamberlerin Allah adına sizi davet ettiği nizam, dünya hayatında biriktirilen her türlü mal mülkten daha hayırlıdır
MEAL AÇIKLAMASI
33-35
MEAL
33. Eğer insanlar (küfürde) tek bir ümmet olacak olmasaydı Rahman’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.
34. Evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar (yapardık).
35. Ve (nice) süsler (verirdik). Bütün bunlar dünya hayatının geçimliğinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbinin katında takva sahipleri içindir.
MUSTAFA ÇEVİK
33-35 Şayet insanlar, kendilerine verilecek nimetlerin bolluğu sebebi ile azgınlaşıp, haddi aşıp, müşrik ve kâfir tek bir toplum haline gelmeyecek olsaydı, evlerinin tavanlarını ve merdivenlerini gümüşten yapardık; dahası evlerinin kapılarını ve oturup yaslandıkları koltuklarını da gümüşten yapar, altın ve mücevhere boğardık. Fakat bunların hepsi de dünya hayatının geçici hazlarından, güzelliklerinden ibarettir, Rabbinizin katındaki âhiret yurdunun cennet nimetleri ise çok daha güzel, hayırlı ve kalıcıdır. Bu nimetler Allah’ın rızasına uygun yaşamak uğrunda ellerinden gelen çabayı gösteren mü’minler için hazırlanmıştır.
MEAL AÇIKLAMASI
36-39
MEAL
36. Kim Rahman’ın zikrini görmezlikten gelirse onun başına bir şeytanı musallat ederiz. Artık o onun yakını olur.
37. Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkoyarlar, bunlarsa kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
38. Sonunda bize geldiğinde (şeytanına) der ki: “Keşke seninle benim aram iki doğunun uzaklığı kadar olsaydı! Meğer ne kötü bir yakınmışsın!
39. (Yakınmanız) bugün size yarar sağlamayacak. Çünkü zulmettiniz. Şüphesiz siz azapta da ortaksınız.
MUSTAFA ÇEVİK
36-39 Her kim de Allah’ın kitabından yüz çevirirse, Allah o kimseye şeytanı ve şeytan tabiatlı kimseleri musallat eder. Böylece onlar da şeytanın dostu olup çıkarlar. Şeytanlar onları kula kulluk ettirirler, onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. Sonunda Hesap Günü Allah’ın karşısına çıkarıldıklarında ise şeytanlaşmış kimseyi dost edinenler, ona “Keşke seninle aramızda doğu ile batı kadar uzaklıklar olsaydı, meğer senin arkadaşın, dostun olup peşine takılıp yolundan gitmek ne kötü bir şeymiş.” diyecekler. Allah da O Gün ikisine birden: “Gerçeği bu gün kabul etmiş olmanızın artık size hiçbir faydası yoktur. Çünkü siz, verilen zamana ve nimetlere rağmen Rabbinize sırt dönüp nankörlük ederek kendinize zulmettiniz. Böylece hak ettiğiniz cehennem azabını çekin bakalım.” diyecek.
MEAL AÇIKLAMASI
40-44
MEAL
40. Artık sen mi sağırlara duyuracaksın yahut körleri ve apaçık sapıklık içinde olanı doğru yola ileteceksin?
41. Biz seni alıp götürürsek onlardan muhakkak öç alırız.
42. Yahut onlara vaadettiğimizi sana gösteririz. Şüphesiz bizim onlara gücümüz yeter.
43. Şu halde sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Muhakkak ki sen dosdoğru yol üzeresin.
44. Şüphesiz o (Kur’an) sen ve kavmin için bir şereftir (veya öğüttür). (Ondan) sorulacaksınız.
MUSTAFA ÇEVİK
40-44 Ey Peygamber! Sen gerçeği duymak istemeyene duyuramaz; görmek istemeyene de gösteremezsin. Sen, müşrik ve kâfir kalmak için inatla direneni asla doğru yola getiremezsin. Biz senin dünya hayatına son verip, onların içinden çekip alsak da almasak da onları mutlaka hak ettikleri azaba çarptırır ve intikam alırız. Sen, sana vahyolunan Kur’an’ın davetine sımsıkı sarıl. Çünkü ancak böylece doğru yolda olabilirsin. Kur’an (zikir) ile davet edilen hayat, senin ve kavmin için bir hatırlatma, şeref, itibar ve güç kaynağıdır. İyi bilin ki günü gelince hepiniz buna uyup uymadığınızdan dolayı hesaba çekileceksiniz.
MEAL AÇIKLAMASI
45
MEAL
45. Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor: Biz Rahman’dan başka kulluk edilecek ilâhlar kılmış mıyız?
MUSTAFA ÇEVİK
45 Ey Peygamber! Senden önce kendilerine peygamberler gönderdiklerimizin takipçisi olanlara bir sor bakalım, Rahman olan Allah’tan başkasına ilahlık yakıştırılıp davetine uyulmasına izin vermiş miyiz?
MEAL AÇIKLAMASI
46-56
MEAL
46. Andolsun biz Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve ileri gelenlerine gönderdik. O da: “Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim” dedi.
47. Fakat, onlara ayetlerimizi getirince bir de ne görsün: Onlarla alay ediyorlar.
48. Onlara gösterdiğimiz her âyet muhakkak bir ötekinden daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azaba uğrattık.
49. Dediler ki: “Ey büyücü! Sana olan ahdi üzere bizim için Rabbine dua et, gerçekten biz hidayete geleceğiz.
50. Fakat üzerlerinden azabı kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönmeye başladılar.
51. Firavun kavminin içinde seslenip dedi ki: “Ey kavmim! Mısır’ın hükümranlığı ve şu altımdan akıp giden ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?
52. Ya da ben şu zavallı, neredeyse söz anlatamayacak durumda olan kişiden daha iyi değil miyim?
53. Onun üzerine altından bilezikler atılmalı veya kendisiyle birlikte, yakınında bulunan melekler gelmeli değil miydi?
54. O kavmini küçümsedi onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavimdi.
55. Sonunda bizi öfkelendirindiklerinde onlardan öç aldık. Böylece hepsini birden (suda) boğduk.
56. Böylece onları sonradan gelecekler için (ibret verici) bir geçmiş ve bir örnek kıldık.
MUSTAFA ÇEVİK
46-56 Vaktiyle Musa’yı da apaçık âyetlerimiz ve mucizelerle birlikte, Firavun ve kavmine göndermiştik. Musa onlara gidip, “Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim.” demişti. Fakat onlar peygamberliğinin delili olan mucizeleri de görmelerine rağmen, Musa’ya inanmayıp onunla alay ettiler. Bunun üzerine belki düşünür, gerçeği görür anlarlar diye birbirinden daha güçlü ve etkili mucizelerle Musa’yı destekledik. Firavun ve kavmini bu mucizelerle uyardık fakat onlar karşılaştıkları her mucize ve musibetten sonra Musa’ya gelip, “Ey yüce insan ve ey büyük sihirbaz! Rabbinin sana lütfettiği peygamberlik hatırına, O’na dua et de bizi bu musibetlerden kurtarsın. Biz artık senin davet ettiğin o yolda yürüyeceğiz.” dediler. Ne zaman Biz de onları başlarına gelen uyarıcı musibetlerden kurtardıysak hemen sözlerinden döndüler. Bunun üzerine Firavun kavmine dönüp şöyle demeye başladı: “Ey kavmim! Mısır ülkesinin hükümranlığı bana ait değil mi, şu ayaklarımın altında akıp giden nehir benim değil mi? Benim bu muhteşem kudret ve saltanatı mı görmüyor musunuz? Ben bu Musa denen, güçsüz ve zavallı adamdan daha güçlü efendiniz değil miyim? Hem bir baksanız ya, ne demek istediği ve amacının ne olduğu bile belli değil, şimdi onunla ben bir miyim? Musa gerçekten peygamber olarak görevlendirilmiş ise boynunda altın gerdanlıkları, kollarında altın bilezikleri ve yanında ona yardımcı meleklerle, ihtişamlı ve güçlü olarak karşımıza çıkması gerekmez miydi?” Firavun bu sözleri ile zaten yozlaşmaya müşrik, kâfir ve nankör olmaya yatkın olan kavmini etkisi altına aldı ve onlar da Firavun’a boyun eğip ona kulluk etmeye devam ettiler. Böylece Bize sırtlarını dönüp de gazabımızı üzerlerine çekince, hak ettikleri azaba çarptırıp hepsini suda boğduk ve onları Allah’la birlikte başkalarını da Rab ve ilah edinenler için kötü bir örnek olmak üzere gelecek nesillere ibretlik kıldık.
MEAL AÇIKLAMASI
57-58
MEAL
57. Meryem’in oğlu örnek verilince senin kavmin hemen ondan dolayı keyifli keyifli gülüyorlar.
58. Dediler ki: “Bizim ilâhlarımız mı hayırlıdır yoksa o mu?” Bunu sana karşı sırf tartışma için ortaya attılar. Gerçek şu ki, onlar kavgacı bir topluluktur.
MUSTAFA ÇEVİK
57-58 Hıristiyanların Meryem oğlu İsa ile ilgili yanlış ve bozuk inançları ne zaman ortaya gelse, Hıristiyan olmayan müşrikler, hemen kendi saçma inançlarının onlardan daha doğru olduğunu iddia ederek şöyle demeye başlarlar: “Ey Muhammed! Söyle bakalım, Allah’ın yanında bizim ilahlarımız mı yoksa Hıristiyanların ilah edindikleri İsa mı daha üstün?” Onların, “Sözlerinin asıl amacı muhalefet edip tartışma çıkarmaktır. Çünkü onlar körü körüne hiçbir bilgiye dayanmadan, her şeye itiraz eden bir gruptur.”
MEAL AÇIKLAMASI
59
MEAL
59. O sadece kendine nimet verdiğimiz ve İsrail oğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
MUSTAFA ÇEVİK
59 İsa’ya gelince, o da kendisine peygamberlik bahşettiğimiz ve İsrailoğullarına gönderdiğimiz örnek bir kulumuzdu.
MEAL AÇIKLAMASI
60
MEAL
60. Eğer dileseydik size bedel melekler kılardık da yeryüzünde sizin yerinize geçerlerdi.
MUSTAFA ÇEVİK
60 Şayet Biz dileseydik melekleri yeryüzünün sakinleri yapar ve böylece sizin yerinize onları geçirirdik.
MEAL AÇIKLAMASI
61
MEAL
61. Şüphesiz o kıyamet saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kıyametin geleceğinden) hiç şüphe etmeyin ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.
MUSTAFA ÇEVİK
61 Şüphesiz Kur’an Son Saat’in gelip Kıyamet’in gerçekleşeceğini bildiren bir kitaptır. Sakın Kıyamet ve beraberinde gerçekleşecek olan Hesap Günü’nü aklınızdan çıkarmayın. Allah adına yapılmakta olan davete uyun ve böylece doğru yola girin. Şeytan ve onun takipçileri, sizi doğru yoldan alıkoymasın! Onlara yönelip ellerine bu fırsatı vermeyin ve iyi bilin ki şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.
MEAL AÇIKLAMASI
62-64
MEAL
62. Sakın şeytan sizi alıkoymasın. Şüphesiz o sizin için apaçık bir düşmandır.
63. İsa apaçık delillerle geldiğinde şöyle demişti: “Ben size hikmetle ve üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeylerin bazılarını açıklamak için geldim. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin.
64. Muhakkak ki Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir, O’na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.”
MUSTAFA ÇEVİK
62-64 İsa da kavmine peygamberliğinin apaçık delilleri ile gelip şöyle demişti: “Ey kavmim! Ben sizi şirk, küfür ve zulme dayalı nizamınızdan kurtarıp yaratılışınızın sebebi olan hayatı yaşamaya davet için görevlendirildim. Ayrıca üzerinde hep tartışıp doğruluğunda anlaşamadığınız konuları da çözmeye geldim. Sizi yaratan Allah’a karşı sorumluluklarınızın olduğunu düşünün ve benim Allah adına yapmakta olduğum davetime uyun! Unutmayın ki, Allah benim de sizin de Rabbimizdir. O’nu layıkıyla tanıyıp yalnız O’nu ilah edinin, yalnız O’na itaat ve ibadet edin! Uyulması gereken tek yol, O’nun davet ettiği nizam ve ahlak yoludur.”
MEAL AÇIKLAMASI
65-71
MEAL
65. Aralarından birtakım gruplar ayrılığa düştüler. Artık acıklı bir günün azabından dolayı zalimlerin vay haline!
66. Onlar sırf, kendileri farkında değilken, kıyametin ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
67. O gün, takva sahipleri dışında yakın dostlar birbirlerine düşmandırlar.
68. “Ey kullarım! Bugün size bir korku yoktur ve üzülmeyeceksiniz de!”
69. Onlar ayetlerimize iman etmiş ve Müslüman olmuşlardır.
70. Siz ve eşleriniz cennete girin, sevinç içinde ağırlanacaksınız.
71. Onların önlerinde altın tepsiler ve testilerle dolaşılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı her şey var. Ve siz orada sonsuza kadar kalacaksınız.
MUSTAFA ÇEVİK
65-71 İsa’nın ölümünden sonra onlar da, İsa’nın Allah adına yaptığı davete uymak yerine, onun hakkında görüş ayrılıkları sebebi ile bölünüp hiziplere ayrılarak doğru olandan uzaklaştılar. Kıyamet Günü vay o şirke, küfre sapan zalimlerin haline. Onlar, kendilerine yapılan bunca uyarı ve öğüde rağmen, Allah’a yönelmek için Son Saat’in ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar? Kıyamet Günü dünya hayatlarında iken birbirlerinin can dostu olan müşrikler, birbirlerini suçlayıp düşman olacaklar. Öte yandan Allah’ın davetine iman edip sorumluluklarını yerine getirenler ise, dünyada olduğu gibi o gün de birbirlerinin dostları olacaklar ve Allah onlara şöyle buyuracak: “Ey mü’min kullarım! Bugün sizin için hiçbir korku, endişe ve üzüntü yoktur. Sizler dünya hayatınızda Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşamak uğrunda gösterdiğiniz gayrete karşılık, sizin gibi iman etmiş eşlerinizle birlikte, sevinç ve mutluluk içinde nimetler yurdu cennetime girin.” Size orada altın tepsilerde, kâseler içinde tertemiz, güzel içecekler sunulacak, canınızın çektiği her şeyi bulacak ve orada ebediyen kalacaksınız.
MEAL AÇIKLAMASI
72-73
MEAL
72. İşte yaptıklarınıza karşılık mirasçısı kılındığınız cennet budur.
73. Orada sizin için bolca meyveler vardır ve onlardan yersiniz.
MUSTAFA ÇEVİK
72-73 Ey mü’minler! İşte Allah’ın davetine iman edip uymanızın karşılığı mükâfatınız bunlar olacaktır
MEAL AÇIKLAMASI
74-80
MEAL
74. Şüphesiz suçlular cehennem azabında sonsuza kadar kalıcıdırlar.
75. Onlardan (azap) hafifletilmez ve onlar onun içinde ümitsizdirler.
76. Biz onlara zulmetmedik, ama onlar kendileri zalimlerdi.
77. “Ey Malik! Rabbin bizim hayatımıza son versin!” diye seslenirler. O da: “Doğrusu siz kalıcısınız” der.
78. Andolsun biz size hakkı getirdik fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
79. Yoksa onlar kesin olarak bir işe mi karar verdiler? Biz de kesin kararlıyız.
80. Yoksa onlar gizliliklerini ve gizli konuşmalarını bizim duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır (duyuyoruz) ve yanlarındaki elçilerimiz de yazıyorlar.
MUSTAFA ÇEVİK
74-80 Kur’an ile yapılan daveti yalan sayanlar ise, kendilerini yaratıp bunca nimetlerle donatan Allah’a karşı nankörlük etmeleri sebebi ile sürekli kalmak üzere cehenneme girecekler ve azap onlardan hiç hafifletilmeyecek, çaresiz ve ümitsiz bir biçimde orada kıvranıp duracaklar. Biz böyle bir ceza vermekle onlara zulmetmiş değiliz. Asıl onlar Allah’a nankörlük edip hakikate sırt dönerek kendi kendilerine zulmedip azabı hak ettiler. O hak ettikleri azabı çekerken, cehennemin görevlilerine şöyle seslenecekler, “Ey malik! Ne olur Rabbine söyle, bizim canımızı alsın da bu ateşin azabından kurtulalım.” Görevli de onlara şöyle cevap verecek: “Bu azaptan kurtulmanızın çaresi yok, sizler bunu hak ettiniz ve hak ettiğinizi de çekmeye mecbursunuz. Allah da onlara şöyle buyuracak: “Dünya hayatınızda, size yaratılışınızın sebebini ve nasıl yaşamanız gerektiğini, peygamberler ve kitaplarla bildirmiş, buna göre yaşamaya davet etmiştik. Davete uymamanız halinde bu günlerle karşılaşacağınız konusunda da uyarmıştık. Fakat sizler umursamayıp, yüz çevirip nefret ettiniz.” Böyleleri gerçeği bildirme, dünyada ve âhirette de hüküm koyma ve hükmetme yetkisinin Allah’a ait olduğunu kabul etmemiş, yapıp ettiklerinin de yanlarına kalacağını sanmışlardı. Oysa Biz onların yapıp ettiklerini de, gizlemeye çalıştıklarını da işitir ve biliriz, üstelik görevli elçilerimiz her yapılanı kayıt altına almaktalar.
MEAL AÇIKLAMASI
81
MEAL
81. De ki: “Rahman’ın çocuğu olsaydı kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”
MUSTAFA ÇEVİK
81 Bir kısım müşrikler, İsa Allah’ın oğludur derken, bir kısım müşrikler de melekler Allah’ın kızlarıdır diyerek Allah’a çocuk isnat ediyorlar. Ey Peygamber! Sen böylelerine de ki: “Bu söyledikleriniz asla doğru değil. Allah’ın ne bir eşe ne de çocuk edinmeye ihtiyacı yoktur. O, yarattıklarının hiç birine benzemez ve ben yalnız O’nu Rab ve ilah olarak tanıyanların öncüsüyüm. Elbette ki Allah, sizin yakıştırdıklarınızdan münezzehtir. Onun bir çocuğu olsa, ona ilk itaat eden ben olurdum.”
MEAL AÇIKLAMASI
82
MEAL
82. Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın Rabbi onların nitelemelerinden münezzehtir.
MUSTAFA ÇEVİK
82 Allah göklerin, yerin ve arasında olanların yaratıcısı, Rabbi ve ilahıdır; hükümranlık da yalnız O’na aittir.
MEAL AÇIKLAMASI
83-85
MEAL
83. Artık sen onları bırak, vaadedildikleri günlerine kavuşuncaya kadar dalsın ve oynasınlar.
84. O gökte de ilâh, yerde de ilâh olan (Allah)’tır. O hikmet sahibidir, bilendir.
85. Göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendine ait olan (Allah) pek yücedir! Kıyametin ilmi O’nun katındadır ve siz O’na döndürüleceksiniz.
MUSTAFA ÇEVİK
83-85 Ey Peygamber! Artık günahlarından vazgeçmeyen cahilleri bilgiye dayalı olmayan, asılsız inanç ve iddiaları ile baş başa bırak. Boş laflarla Kıyamet Günü’ne kadar bataklıklarında oyalanıp dursunlar. Onlar ancak O Gün Allah’ı layıkıyla kavrayacak ve davet edildikleri inanç sistemi ile hayat tarzının ne kadar gerçek olduğunu görüp anlayacaklar. Göklerin, yerin ve arasında olanların ilâhı O’dur ve hüküm yalnızca Allah’a aittir. O çok yücedir, Son Saat’in bilgisi O’nun katındadır. Allah her şeyin en doğrusunu bilen ve bildirendir. Yaratıp da sahibi olduklarını kurduğu nizam ve koyduğu yasalarla yönetme hakkı da yalnız O’na aittir. Sonunda bütün insanlar hesap vermek üzere O’nun huzurunda toplanacaklar.
MEAL AÇIKLAMASI
86
MEAL
86. O’ndan başka taptıkları şefaat yetkisine sahip değildirler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler müstesna.
MUSTAFA ÇEVİK
86 Müşriklerin Allah’la beraber ilah edindikleri kimseler, onlara asla şefaat edemezler. Ancak yalnız Allah’ı ilah edinip de O’nun davetine iman edenler, Allah’ın izin verdiği sınırlar içinde dünyada insanlara şefaat (yardım) edebilirler.
MEAL AÇIKLAMASI
87
MEAL
87. Andolsun ki, onlara: “Kendilerini kim yarattı?” diye sorsan muhakkak: “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) uzaklaştırılıyorlar!
MUSTAFA ÇEVİK
87 Dünya hayatlarında Allah’la birlikte başka Rab ve ilah edinenlere: “Sizi kim yarattı.” diye sorsan hiç tereddüt etmeden, “Elbette ki Allah yarattı.” derler. O halde bunu bile bile niçin O’nun davetinden yüz çevirip de, kendileri gibi yaratılmış insanların peşlerine düşüyorlar?
MEAL AÇIKLAMASI
88
MUSTAFA ÇEVİK
88 Müşriklerin bu nankörlükleri ve inatla Allah’ın davetinden yüz çevirmeleri sebebi ile Peygamber üzülerek “Ya Rab! Bunlar doğru olana yönelmeyecekler.” diyerek şikâyet etmektedir.
MEAL AÇIKLAMASI
89
MEAL
89. Şimdi sen onlardan geç ve: “Selâm” de! Yakında bilecekler.
MUSTAFA ÇEVİK
89 Ey Peygamber! Sen onların söyleyip durduklarına ve yaptıklarına sabırla diren ve aldırış da etme. “Selam olsun size.” diyerek kendi hallerine bırak, bataklıklarında oyalanıp dursunlar. Nasıl olsa günü geldiğinde gerçeği görüp anlayacaklar, fakat iş işten çoktan geçmiş olacak. Artık anlamış olmalarının da onlara hiçbir yararı olmayacak.
MEAL AÇIKLAMASI